2007'den Bugüne 76,197 Tavsiye, 24,874 Uzman ve 17,101 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Çocuk Cinselliğine Yetişkin Bakış Açısı
MAKALE #17628 © Yazan Psk.Eser ÖLÇER | Yayın Aralık 2016 | 708 Okuyucu
Türk toplumunun geneli göz önüne alındığında, ailelerde cinsellikle ilgili konular konuşulmaz. Bu konularda sorulan sorular çoğunlukla ayıplanır, geçiştirilir.
Çocuklar cinsiyet özelliklerini ve farklılıklarını, zihinsel gelişimlerine paralel olarak 3 yaşları dolayında fark etmeye ve dolayısıyla bu konularda anne babalarına sorular sormaya başlarlar. Genellikle anne babalar bu tür sorulardan rahatsızlık duyarlar ve paniğe kapılırlar. Bunun en belirgin nedenlerinden bir tanesi anne babaların bu tarz soruların cevaplarını bilmemeleri değil, bu konulara yetişkin gözüyle bakmalarıdır. Yani temel problem soruya verilecek cevaptan çok bu cevabın nasıl verileceği üzerine gelişmektedir.
Bir diğer neden ise anne babaların, çocukların cinsellikle ilgili sordukları sorulara, sadece cinsel temas veya üremeye dayalı bilgiler vermeleri gerektiğini sanmalarıdır. Bu tür kaygıları ve yaşanan panikleri atlatmanın en kestirme yolu çocukların 7-8 yaşlarına kadar bu konularda sordukları sorulara onların öğrenme isteklerinin bir yansıması olarak bakmaktır.
Çocuğun
“Anne ben nasıl oldum?”
veya
“Bebekler nerden gelirler?”
vb sorularıyla
“Kediler neden konuşmaz?”
veya
“Kuşlar nasıl uçabiliyorlar?”
soruları arasında çocukların niyetleri açısından bir farklılık yoktur.
Çocuğun her iki tür sorusu da merakından, öğrenme isteğinden, evreni anlamlandırma çabasından kaynaklanmaktadır.
Çocukların sorduğu veya sormaları muhtemel cinsellikle ilgili sorulara cevap vermezden önce bu tarz bir bakış açısını yakalamak, anne babalara nasıl davranabilecekleri konusunda fikirler verecektir.
Çocuğa verilecek bilgide en sağlıklı yaklaşım, konusu ne olursa olsun, zamanında ve çocuk soru sorduğunda verilen cevaplardır. Çünkü sormak merak etmektir. Çocuk bir soru soruyorsa bunu sırf merak ettiği için, anlamaya çalıştığı için soruyordur.
Çocuğa verilecek tatminkâr olmayan bir cevap veya geçiştirilen bir tutum sergilemek gibi davranışlar çocuktaki merak duygusunu kabartmaktan başka bir işe yaramayacaktır. Bu gibi durumlarda çocuk şöyle düşünebilir:

“Annem (veya babam) bu konuda benden bir şeyler saklıyor. Bu konu sandığımdan ilginç galiba!”

Bu, çocuğun bu konuda daha derinlemesine düşüncelere dalmasına, merakını gidermek adına yalan yanlış yollara sapmasına neden olabilir. Çocuk bu konularda tatmin edici cevaplar alamadıysa bunu mutlaka bir başkasıyla paylaşacak, bilgi edinmeye çalışacaktır. Ve zannediyorum ki hiçbir anne baba çocuğunun bir başkasından cinsel bilgiler edinmesini, yanlışlara düşmesini istemez. Doğru, yeterli ve zamanında verilmeyen cinsel eğitim çocukların ilerideki yaşam dönemlerinde çeşitli cinsel problemler yaşamalarına zemin hazırlayabilir.

Konu cinsellik olunca akla gelen sorulardan belki de ilki cinsel eğitimin hangi yaştan sonra verilmesinin doğru olacağı üzerinedir. Aslına bakmak gerekirse cinsel eğitime, farkında olmadan, bebeğiniz doğmadan önce başlıyorsunuz. Evet, yanlış okumadınız ve gözleriniz de bozuk değil. Cinsel eğitim bebeğinizin cinsiyetini öğrendiğiniz andan itibaren resmen başlıyor. Günümüzde çeşitli teknolojik gelişmeler ışığında artık bebeklerin cinsiyetlerini doğmadan önce öğrenme şansı yakaladık. Bebeğin cinsiyetini öğrenen annenin, duygusal olarak yaşadıklarını sinir hücreleri aracılığıyla bebekler hissetmekte ve çeşitli cihazlarla bu değişimler anne karnında gözlenebilmektedir. Bu yüzden bebeğin cinsiyetinin öğrenilmesiyle cinsel eğitim de başlamış olmaktadır. Anneler hamilelik sürecinde bebeklerle ilgili çeşitli düşüncelere ve duygulara kapılırlar. Annenin duygu durumunu bebekler hissetmektedirler. Eğer annenin duygulanımı olumlu özelliklerde ise bebek de bu durumdan olumlu etkilenecek ve bu, bebeğin bilinçaltına yerleşerek yaşam dönemlerinde kişilik gelişimine etki edecektir. Şüphesiz bunun tersi de geçerlidir. Annenin olumsuz duygu durumlarını da bebekler hissederler.

Örneğin, eğer annenin hamileliği istenmeyen bir gebelik ise ve anne bunu öğrendiğinde üzüntüye kapılmışsa, bebeğin de bunun farkında oluşunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Bunun yanında bebeklerin doğumunu takiben annelerin alt değiştirme esnasında yüzlerini buruşturmaları, tiksinti benzeri yüz ifadeleri takınmaları gibi davranışlar bebeğin bilinçaltına cinsel bölgelerin tiksindirici bir şey olduğu mesajını iletmektedir.
Altı değiştirilen bir çocuk tıpkı ayağına, ellerine dokunmak gibi zaman zaman cinsel organına da dokunabilir. Bu yadırganmaması ve üzerinde durulmaması gereken bir durumdur. Çocuğun dokunuşuna yetişkin gözüyle bakıp genellikle ayıplama tarzı sözler sarf ederiz.

“Çek elini oradan!”,
“Ne kadar ayıp!”,
“Bir daha dokunduğunu görmeyeyim!”

tarzı söylemlerle farkında olmadan çocukların dikkatlerini genital bölgelerine çekmiş oluruz.

Çocuk şöyle düşünebilir:

“Ayağıma dokunuyorum kimsenin sesi çıkmıyor; kollarıma dokunuyorum kimse bir şey demiyor. Demek ki burası diğerlerinden farklı. Acaba nasıl bir fark var.”

Hâlbuki çocuk yetişkinlerin sandığı niyetle o bölgeye dokunmamıştır. Yetişkin bakış açısının zararını görebiliyor musunuz? Çocuğun niyeti ne kadar saf, bizimki ise ne kadar tuhaf. Belki çocuğun, temizliğinin yeterli yapılmamasından ötürü genital bölgesi kaşındı ve onun için dokundu veya bir sinek ısırdı ve kaşındı. Birçok neden olabilir. Ama emin olun, hiç birisi bizim aklımızdan geçen neden değil.

Bütün bunlar aslında farkında olmasak da cinsel eğitimi, daha doğrusu cinsellikle ilgili mesajları çocuklarımıza verdiğimizin, onların bilinçaltlarına yerleştirdiğimizin bir göstergesi gibidir.

Daha önce de belirttiğimiz gibi çocuklar cinsiyetle ilgili farklılıkları 3-4 yaşları itibarıyla fark etmeye başlarlar. Bu dönemden sonra çocuklar merak eşliğinde sorular sorabilirler. Anne babaların, bu gibi durumlarda yetişkin bakış açısından sıyrılmaya çalışarak çocuğu tatmin edecek ve merakını giderecek, yaşına ve zihinsel gelişimine uygun cevaplar vermeye çalışmaları gerekmektedir.
Çocuk soru sorduğunda telaşlanmanın, konuyu değiştirmenin, kızarıp bozarmanın bir faydası yoktur. Karşınızda soru soran ve merakla cevap bekleyen bir varlık vardır. Eğer bu merak tatmin edilmezse çocuklar bu meraklarını başka yollardan giderme seçeneğini seçebilirler.

Çocukların en çok sordukları soruların başında “Ben nereden geldim?” sorusu gelir. Aslında bu insan olmanın, merak etmenin de bir yansımasıdır. Bu soruya cevap verirken çocuğun, soruyu cinsel birleşmeyi merakından sormadığını, niyetinin bu olmadığını bilmek ve basit, anlaşılır, sade bilgiler vermek yerinde olacaktır.

Böyle bir soruya

“Sen doğmadan önce annenin karnındaydın, orası çok güvenli bir yer. Annen seni orada koruyarak, severek büyüttü ve zamanı gelince dışarıya çıkarttı.”

denilebilir.

Tabi bunun yanında anne baba olarak cinsellikle ilgili bizlerin de yeterli bilgilerle donanmış olmamız gerekmektedir. Unutulmamalıdır ki çocuğun cinsel gelişimini anne babalar, büyük ölçüde verdikleri karşılıklar, yaptıkları tavırlarla belirlerler. Anne babaların evlenmeden önce veya çocuk sahibi olmadan önce anne babalık konusunda, çocuk gelişimi, çocuk psikolojisi konularında kitaplar okumaları, belirli bir donanıma sahip olmaları önemlidir. Biz ne kadar sağlıklı ve donanımlı olursak çocuklarımız da o oranda sağlıklı ve olumlu bir gelişim sergileyebileceklerdir. Birçok genç hemen her konuda olduğu gibi cinsellik konusunda da anne babaları gibi davranıyorlar. Çünkü bu onların donanımlı olmamalarının bir sonucudur. Bunun en olumsuz tarafı, farkında olmadan da olsa, anne babalarının yanlışlarını tekrar etme riskidir.

Cinsel eğitimde kız ve erkek çocuklar arasında da kuşkusuz farklılıklar vardır. Kız çocukları genelde erkek çocuklardan daha fazla soru sormalarıyla dikkat çekerler. Bunun bir nedeni çocukluk yıllarındaki cinsel farklılıkların çok belirgin olmaması olabilir. Ergenlik sonrası görülen yağlanmaların artması, ses tonlarının değişmesi, saçların uzaması, boy farklılıkları gibi birçok değişiklik ilk çocukluk yıllarında yoktur. Çocukların fark edebilecekleri neredeyse tek farklılık cinsel organ farklılığıdır. Kız çocukları genelde bunu merak ederler. Yine akılda tutulması gereken, bu soruya da yetişkin bakış açısından uzak bir bakış tarzıyla yaklaşmak olmalıdır.

Çocuk “Neden benim de bir penisim yok” şeklinde bir soru sorabilir. Bu onu endişelendiren, kendinde bir eksiklik olduğu duygusuna neden olan, çocuğu kaygılandıran bir durumdur. Çocuğa yaş ve zihinsel gelişimine uygun basit, sade, anlaşılır cevaplar verilmelidir. Onun kız oluşuna dikkat çekilerek, insanların iki farklı cinsiyette oldukları, kızların büyüdüklerinde anne oldukları, erkeklerin ise baba oldukları sade bir dille anlatılabilir.

Yaşanabilecek bir diğer problem ise 3-5 yaş çocuklarında görülebilen mastürbasyon sorunudur. Bu durum çocuğun bedenini tanıma davranışının bir yansımasıdır ve telaşa gerek olmayan bir durumdur. Ancak bu gibi bir durumda aileler genelde paniğe kapılırlar. Burada şu bilgiler verilebilir. Çocuğun ilk yıllarda en büyük öğrenme aracı dokunma, kavramadır. Çocukta görülen cinsel organına dokunma davranışı tıpkı kollarına, ayaklarına veya vücudunun bir diğer bölgesine dokunma gibidir ve öğrenme amaçlıdır. Ancak anneler genelde bu tür davranışlarda ayıplama, kızma, izin vermeme gibi tavırlar sergilerler. Bu da çocuktaki ilgi ve merakı artırabilir. Ancak yetişkinin bu durumun farkında olarak tepkisiz kalması ve bunun normal bir dokunuş, öğrenme çabası olduğunu bilmesi, problemi yerleşmeden çözme imkânı sağlayacaktır.

Bunun yanında özellikle tüm gün çalışan annelerde ve genelde kız çocuklarında anneden ayrı kalmanın verdiği bir boşluğun yansıması olarak bu tarz bir davranış (mastürbasyon) gelişebilir. Bunu etkisiz hale getirmenin bir yolu annenin çocukla geçirdiği zamanın kalitesini ve yoğunluğunu artırmaya çalışmak olabilir.

Tüm bu bilgilere rağmen çocuklar yine de farklı olabilecek sorular sorabilirler. Eğer çocuğun sorusunda bir farklılık sezinliyorsanız, bunun direkt olarak cinsellikle ilgili bir soru olduğunu düşünüyorsanız yani daha doğru bir ifadeyle niyetinin farklı olduğunu hissediyorsanız, bu tarz sorulara cevap vermezden önce bunun çocuğun aklına nereden geldiği konusunda bilgiler edinmeye çalışın. Çocuk gerçekten merak ettiği için mi sormuştur sorusunu yoksa bir başka kaynaktan görmüş veya duymuş da mı sormuştur?

Sağlık ve Esenlik Dileklerimle..
Psikolog / Psikoterapist Eser ÖLÇER
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Çocuk Cinselliğine Yetişkin Bakış Açısı" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Eser ÖLÇER'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Eser ÖLÇER'in izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Eser ÖLÇER'in Yazıları
► Çocuk Yetişkin Psk.Zeynep BALKIZ
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 17,101 uzman makalesi arasında 'Çocuk Cinselliğine Yetişkin Bakış Açısı' başlığıyla benzeşen toplam 29 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
◊ Çocuk ve Allah Mart 2013
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


07:14
Top