Arama : | Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Çocuklar da Nasıl Olumlu Davranış Geliştirebiliriz?
MAKALE #18708 © Yazan Uzm.Psk.Aysun AKTAŞ ÖZKAFACI | Yayın Ağustos 2017 | 281 Okuyucu
Çocuklar da Nasıl Olumlu Davranış Geliştirebiliriz?

Birçok ebeveynin çocukları ile ilgili geleceğe yönelik hayalleri, planlamaları olduğunu söyleyebiliriz…
Bu hayallerin ve dileklerin başında onların “iyi birer insan olmaları” geliyor…Bunun anlamı hepimizin için farklı olabilir..
İyi insan olmak nedir peki…?
Banan göre yada size göre diye değişen bir kavram mıdır? Ya da yaşanılan kültüre göre farklılık gösterir mi? İyi insan olmak, “ortak insani evrensel değerlerde buluşabilmektir” diyebiliriz. Bu ortak insani değerleri; dürüst olmak, yalan söylememek, hakkaniyetli olmak, saygılı olmak, öfkesini kontrol edebilmek, yaşam hakkına saygı duymak şeklinde sıralanabilir ve birçok eklemede de bulunulabilir.
Bu makalede ise özellikle çocuklarımızda olumlu davranışı nasıl geliştirebiliriz kavramı üzerinde durmak istiyorum…
Davranış değişikliği oldukça zor bir durumdur. O güne kadar otomatikleşmiş tavrın dışına çıkılması demektir. Bu değişiklik , gayret edilmesi, kararlı davranılması ve sabır gerektiren bir durumdur. Ben çocuğumun saldırgan davranışlarını değiştirmesini istiyorum, yalan söylemesini istemiyorum yada bana karşı saygılı olmasını istiyorum demek kadar kolay değildir…
Ebeveynlerin çocukları ile birlikte belki de kendilerinde de bir davranış değişikliğine gitmeleri gerekecektir. Unutmamalıyız ki çocuklar doğuştan getirdiklerinin yanında bir çok şeyi sosyal çevrelerini gözlemleyerek öğrenirler…Bu amaçla ebeveynler olarak çocuklarımızın değiştirmesini istediğimiz davranışların oluşumunda bizim katkımız nedir acaba? Her bir ebeveyn olarak öncelikli bu soruyu kendimize sorabiliriz. Çocuğum arkadaşlarına karşı çok öfkeli, onlarla baş edemediğin de sorunlarını çözme yolu olarak şiddete başvuruyor diyen bir ebeveynseniz …Size şunu öneriyorum; kendi hayatınızda eşinizle ilişkinizde,iş yerinizde,arkadaşlarınızla olan ilişkinizde öfke var mı? Öfke patlamaları yaşıyor musunuz? gibi soruları kendimize soralım….Buradaki amaç ebeveynleri suçlamak, her olumsuzluğun nedeni olarak onları sorumlu görmek değildir..Çocuğun en yakın çevresini ebeveynleri oluşturmaktadır. Bu amaçla bu soruları öncelikli ebeveynler kendilerine sormalı ,daha sonra halka genişletilmelidir…
Sosyal öğrenme kuramına göre , ebeveynler çocuklarının davranışları üzerinde birinci modeldir. Çocuklar başkalarının davranışlarını ve davranışlarının sonuçlarını gözleyerek taklit yoluyla öğrenmektedirler. Gözlem ve taklit yoluyla öğrenme çalışmaları, çocukların güçlü ve sıcak kişileri taklit ettiklerini, anne-babalar ailede güçlü olarak göründükleri için çocukların onları taklit ederek benzer davranışlar geliştirdiklerini ortaya koymuştur (Holden, 1997).
Literatürde olumsuz ebeveyn tutumları ile ilgili yapılan birçok çalışma bulunmaktadır. Bu araştırmalar, katı ebeveynlik tarzını benimseyen, otoriter ebeveyn stiline sahip anne ve babaların çocuklarının daha çok saldırgan davranışta bulundukları ve anti sosyal yönelimli olduklarını belirtmektedir (Laibe, Carlo, Torguati ve Ontai 2004; Aunola ve Nurmi, 2005; Haapasalo ve Pokela 1999; Landis ve Stone 1952). Baumrind (1966), otoriter ebeveyn tutumu ile yetişen çocukların iletişim becerilerinin çok düşük olduğunu ve ailelerinden çok az sıcaklık gördüklerini belirtmiştir. Katı disipline maruz kalan uysal çocuklar da zaman içersinde, özellikle ergenlik döneminde, asi davranışlar gösterebilmektedirler (Baumrind, 1967). Bilal (1984), demokratik ve otoriter olarak algılanan ana-baba tutumlarının çocukların uyum düzeyleri üzerindeki etkisini incelemek amacıyla yaptığı çalışmada, ana-babalarını demokratik olarak algılayan çocukların uyum düzeylerinin otoriter olarak algılayanlara göre daha yüksek olduğunu ortaya koymuştur.
Eisenberg ve Mussen (1989), okul öncesi dönemdeki çocuklarla yaptıkları çalışmada izin verici ebeveyn stiline sahip olan ebeveynlerin çocuklarının daha az olumlu sosyal davranış sergilediklerini bulmuştur. İzin verici ebeveynlerin çocuklarına sınırsız özgürlük tanıdıkları, çocuklarının üzerindeki davranışsal ve psikolojik kontrollerinin oldukça düşük düzeyde olduğu, çocuklarının ihtiyaçlarına duyarlı olmadıkları görülmüştür (Darling ve Steinberg, 1993, Ladd ve Golter, 1998, Paterson ve Sanson, 1998, Baumrind, 1971, Mize ve Petit, 1997). Bu durumun, bu çocuklarda sosyal yetersizlikleri, akranlarıyla negatif ilişkileri, saldırgan davranışları beraberinde getirdiği görülmektedir (Synder ve ark., 2003; Yıldız, 2004; Ladd veLadd, 1998; Fagot ve Leve, 1998). Baumrind (1967), izin verici aile ortamında büyüyen çocukların, yaşıtlarına göre düşünmeden hareket eden, huysuz ve saldırgan çocuklar olduğunu belirtmektedir. Olumsuz ebeveyn tutum ve tavırlarının, çocuklar üzerindeki olumsuz etkilerini ortaya koyan bir çok çalışma bulunmaktadır (Parker, 1983; Buri, Louiselle, Misikonis ve Muller, 1988; Tinkew-Bronte, Moore ve Carrano 2006; Pacheco, Gomes, Teixeira, 1999; Weber,Brondenburg ve Viezzar, 2003; Kim ve Kim, 2008). Yurtdışında, ebeveyn tutumları ve çocukların sosyal becerileri arasındaki ilişkiyi inceleyen pek çok çalışma vardır (Di Prete ve Jennings, 2009; Chen ve diğ., 2005;Eisenberg ve Mcwolly 1993; 55 Turner ve Haris, 1994; Hart, Nelson, Robinson ve diğ., 1998 ). Perris, Eisemann, Ericsson, Knorring ve Perris (1983), tarafından yapılan kapsamlı bir çalışmada, negatif aile tutumlarının çocukların sosyalizasyonunu negatif olarak etkilediği bulunmuştur. Bu araştırmalar ebeveynler tutumlarının çocukların sosyal gelişimleri üzerindeki etkisini açıkça göstermektedir.
Kağıtçıbaşı (1982), çocuğun değeri adlı araştırmasında çocuğun ekonomik değerinden bahsetmektedir. Erkek çocuk anne ve babanın yaşlılık güvencesi olarak görülmektedir. Erkek çocuktan daha çok şey beklendiği için, ona daha çok değer verilir, üstüne daha çok düşülür. Erkek çocuğa atfedilen bu yük, erkek çocuğun bağımsızlaşmasını güçleştirecektir. Kız çocukları ise, erkeklerden daha farklı bir sosyalleşme sürecinden geçerler, baskı ve kontrol altındadırlar. Yaşanılan yörenin gelişmişlik düzeyi, aile geliri ve eğitim düzeyi, özellikle kadının eğitim düzeyi yükseldikçe, kırdan kente hareketlilik arttıkça ve ailede mevcut çocuk sayısı azaldıkça çocuk ekonomik değerini kaybetmektedir (Kağıtçıbaşı,1994). Aynı gelişmeler, çocuğun psikolojik değerini arttırmaktadır. Böylece geleneksel yapı içerisinde, çocuk sağladığı maddi yarar bakımından değer taşırken gelişim süreci ile birlikte çocuğun psikolojik değeri artmaktadır. Çocuğun Değeri araştırması yakın geçmişte Türkiye’de üç kuşağı kapsayacak şekilde tekrarlanmış (Kağıtçıbaşı ve Ataca, 2005), kırsal ve şehirde yaşayan düşük sosyo-ekonomik düzeydeki annelerin, üst sosyo-ekonomik düzeydeki annelere kıyasla çocuklarda bağımsızlık ve kendine güven gibi özellikleri pek önemli görmedikleri bulunmuştur.
Literatürdeki bir çok çalışma bize çocukların mevcut davranışlarının oluşumunda ebeveylerin nekadar etkili olduğunu göstermektedir. Herzaman dediğim gibi hayatta her konuda tavrımızı değiştirirsek yaşamımızda birçok şey değişir.
Bu makale çocuğun gelişiminde sorumluluğu tamamıyla ebeyenlere yüklemek için yazılmamıştır.Ama unutmamak gerekir ki özellikle okul öncesi ve ilkokul dönemi çocukların davranış kalıplarının gelişimi için çok önemli bir dönemdir.Çocuklar bu dönemleri çoğunlukla kendisine bakım veren kişi ile (bizim ülkemiz de bu genellikle ebeveynler olmaktadır,çalışan anneler için bakıcı) geçirmektedir.Çocuğa bakım veren kişinin onun davranış gelişimdeki üzerindeki birincil önemi yadsınamaz..
Ebeveyn tutum ve davranışları, bebeğin dünyaya gözlerini açtığı andan yetişkin yaşama kadar kurduğu ilişkilerinde ve hayata bakışında önemli bir temel ve model oluşturmaktadır.

*Aysun Aktaş Özkafacı,
-2015-2016 yıllarında İSTKA ve Üsküdar Kaymakamlığının birlikte yürüttüğü Hollanda ortaklı " Olumlu Davranış Geliştirme "projesinde " Formatör "olarak görev almış ve teşekkür belgesi bulunmaktadır.
-Lise öğrencilerinin Saldırganlık düzeyi ile ilgili Tübitak araştırmasında "Danışman Eğitmen" olarak görev almıştır.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Çocuklar da Nasıl Olumlu Davranış Geliştirebiliriz?" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Uzm.Psk.Aysun AKTAŞ ÖZKAFACI'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Uzm.Psk.Aysun AKTAŞ ÖZKAFACI'nın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     8 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Uzm.Psk.Aysun AKTAŞ ÖZKAFACI'nın Makaleleri
► Olumlu Davranış Geliştirme Psk.Dnş.Leyla DURSUN
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 16,484 uzman makalesi arasında 'Çocuklar da Nasıl Olumlu Davranış Geliştirebiliriz?' başlığıyla benzeşen toplam 24 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Kardeş Kıskançlığı Temmuz 2009
► Okul Fobisi Ocak 2009
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


07:25
Top