2007'den Bugüne 78,180 Tavsiye, 25,268 Uzman ve 17,520 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
.
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Çocuklarda Ayrılma Anksıyetesi
MAKALE #19823 © Yazan Uzm.Psk.Aysun AKTAŞ | Yayın Eylül 2018 | 347 Okuyucu
Anksiyete bozuklukları, çocukluk ve ergenlik dönemlerinde görülen en yaygın bozukluklardan birisidir. Çocukluk döneminde görülen geçici korkular ve anksiyete, çocuğun gelişiminin normal bir parçası olarak kabul edilir. Ancak normal çocukluk dönemi korkuları ile patolojik düzeydeki anksiyeteyi birbirinden ayırt etmenin çok kolay olmadığı belirtilmektedir (Kramer ve ark. 2010).
Ayrılma anksiyetesi bozukluğu ; en az 4 hafta boyunca çocuğun evden ya da evde bağlandığı kişiden ayrılmaya bağlı olarak gelişim düzeyine göre beklenenden fazla ve yineleyici anksiyete duyması şeklinde tanımlanabilir. Çocuğun bağlandığı başlıca kişileri kaybedeceği ya da onların başına bir iş geleceğine ilişkin sürekli ve aşırı bir anksiyete yaşadığı, ayrılma korkusu nedeniyle, okula ya da başka bir yere gitmek istemediği görülür.
Bebekler 1 yaşından önce, annelerinden ayrı kaldıklarında ayrılma anksiyetesi sergilerler. Genellikle erken çocuklukta var olan normal ayrılma anksiyetesi 3-5 yaşlarına doğru yatışır. Okula ilk kez başlayan bazı küçük çocuklarda belirli bir miktar ayrılma anksiyetesi normaldir. Bununla birlikte, temel bağlanma figüründen ayrılmaya ilişkin anksiyete, gelişimsel açıdan uygunsuz ve aşırı olursa bir bozukluktan bahsedilmektedir (Kaplan, Sadock ve Grebb 1994).
Bağlanma, genel olarak çocuk ile bakım veren (anne) arasında oluşan ve bebeklikte kurulan yakın ilişkiyi ifade etmektedir. Bağlanma kuramı ilk kez psikoanalitik gelenekten gelen J. Bowlby tarafından ortaya atılmıştır. Kurama göre, bebek doğduğu anda hayatta kalabilmek için bir yetişkinin bakımına muhtaçtır.Buna göre bebek ağladığında annenin onunla ilgilenmesi, ya da acıktığında meme arama davranışı gibi davranışsal tepkiler anne-çocuk arasında karşılıklı etkileşimin oluşmasını sağlamaya yöneliktir. Özellikle bebek bir sıkıntı duyduğunda yakınlık aramaya başlar, anne böyle zamanlarda bebeği rahatlatmak ve tekrar kendini güvende hissetmesini sağlamak için güvenlik üssü görevi görür. Ayrıca bağlanma figürü yakın olduğunda bebek, diğer insanlarla ilişki kurabileceği ve çevreyi araştırabileceği bir güvenlik üssüne sahip olmaktadır. Benzer şekilde anne, bebek için uzak- ulaşılamaz olduğunda bebek yaşadığı sıkıntıyı annesi döndüğünde yatıştırmakta, böylece anne güvenli bir sığınak işlevi görmektedir. (Hazan ve Shaver, 2000). Bebeğin bakım verenle kurduğu ilişki örüntüsü, tekrarlayan bir şekilde, ilerleyen yıllarda, kişinin dış dünyada diğerleriyle de ilişkilerinde işlevini sürdürmeye devam eder. Böylelikle anne-bebek arasındaki etkileşim daha sonra kişi ve çevre arasındaki etkileşimin biçimini belirler. Buna bağlı olarak da kişinin yaşam boyu kullanacağı şemaları oluşur.
Ayrılma kaygısı, kişinin annesinden ya da bağlanma figüründen ayrılma durumunda veya ayrılma beklentisine girdiği durumlarda endişe duyması halidir. Genel olarak bir çocukluk dönemi sorunu olarak bakılmıştır. Ayrılma kaygısının uzun sürmesi, şiddetli ve gelişimsel açıdan uygunsuz olması ya da işlevselliği bozması durumunda ayrılma kaygısı bozukluğu (AKB) tanısı konmaktadır. (Amerikan Psikiyatri Birliği, 1994).
Ayrılma kaygısı, ergenlik öncesi çocuklardaki kaygı bozuklukları arasında en yaygın olanıdır. Ergenlerde çocuklara göre ayrılma kaygısı oranı düşüktür ve ayrılma kaygısı olan ergenlerde genellikle okul reddi ve somatik yakınmalara rastlanır (Bakırcıoğlu, 2002)
Okul korkusu ayrılma anksiyetesinin önemli gösterimlerinden biridir. Çocukların bir kısmı okul ortamına yeni girdiğinde anksiyete belirtileri gösterir, ancak kısa sürede uyum sağlayabilirken, bir kısmı ayrılığa karşı uzun süre anksiyete tepkileri vermeye devam edebilir. Bazı çocuklar ise okula iyi uyum sağladıkları bir dönemden sonra şiddetli anksiyete tepkileri gösterebilir. Bazıları da korku ve anksiyete yüzünden okula devam edemeyebilir. Bu bozukluğu olan çocuklar uyku zamanı zorlanırlar ve uyuyana kadar yanlarında birinin olmasını isterler. Gece boyunca kendi yataklarını bir şekilde anababalarının (ya da kardeşleri gibi, önemli başka bir kişi) yatağına göre ayarlar; anababanın yatak odasına gitmeleri yasaklanmış ise, oda kapısının önünde uyuyabilirler. Korkularını yansıtan (örn. bir yangında, cinayette ya da büyük felakette ailenin zarar görmesi) gece kabusları görebilirler.
Çocukluğun Ayrılık Anksiyetesi Bozukluğu, DSM-IV’te “Genellikle İlk Kez Bebeklik, Çocukluk, ya da Ergenlik Dönemi’nde Tanısı Konan Bozukluklar” arasında yer almakta olup tanı ölçütleri şu şekildedir:
A. Aşağıdakilerden üçünün (ya da daha fazlasının) olması ile belirli, kişinin evden ya da bağlandığı insanlardan ayrılmasıyla ilgili, gelişimsel olarak uygunsuz ve aşırı anksiyetesinin olması:
(1) evden ya da bağlandığı başlıca kişilerden ayrıldığında ya da böyle bir ayrılma beklendiğinde yineleyici bir biçimde aşırı sıkıntı duyma,
(2) bağlandığı başlıca kişileri yitireceğine ya da onların başına bir iş geleceğine ilişkin sürekli ve aşırı bir kaygı duyma,
(3) kötü bir olayın, bağlandığı başlıca kişiden ayrılmasına yol açacağına ilişkin sürekli ve aşırı bir kaygı duyma,
(4) ayrılma korkusundan ötürü, sürekli olarak, okula ya da başka bir yere gitmek istememe ya da gitmeyi reddetme,
(5) tek başına evde kalma, evde bağlandığı başlıca kişiler olmaksızın kalma ya da kendisi için önemli erişkin insanlar olmadan diğer ortamlarda bulunma konusunda isteksizlik gösterme ya da bu konuda sürekli ve aşırı bir korku duyma,
(6) bağlandığı başlıca kişinin yakınında olmadan ya da evin dışında uyuma konusunda sürekli bir isteksizlik gösterme ya da uyumayı reddetme,
(7) ayrılma konusunda sürekli kâbus görme,
(8) bağlandığı başlıca kişilerden ayrıldığında ya da böyle bir ayrılma beklendiğinde yineleyici bir biçimde fiziksel yakınmalar getirme (baş ağrıları, karın ağrıları, bulantı ya da kusma gibi).
B. Bu bozukluğun süresi en az 4 haftadır.
C. Başlangıcı 18 yaşından önce olur.
D. Bu bozukluk klinik açıdan önemli bir sıkıntıya ya da toplumsal, okulda (mesleksel) ya da önemli diğer işlevsellik alanlarında bozulmaya neden olur.
E. Bu bozukluk sadece bir yaygın gelişim bozukluğu, şizofreni ya da diğer bir psikotik bozukluğun gidişi sırasında ortaya çıkmamaktadır ve agarofobiyle giden panik bozukluğu ile daha iyi açıklanamaz.
Psikodinamik yaklaşıma göre; ayrılma anksiyetesi bozukluğu tanısı alan çocuk, daha önceki gelişim dönemlerinden geçişinde sorunlar (bağlanma sorunları, önceki ayrılma güçlükleri gibi) yaşamış ve başarısız olmuştur.
Ayrılma kaygısının ortaya çıkma nedenini, birçok araştırmacı bağlanma kuramına dayanarak açıklamaktadır. Çocukluk ayrılma kaygısının oluşmasında; biyolojik ve genetik etkenler, mizaç ve bağlanma örüntüsü, ebeveynlerdeki kaygı ve depresyon, evlilik çatışmaları ya da baba yokluğu gibi çeşitli baskı unsurlarının rol oynadığı bildirilmiştir (Dick-Niederhauser & Silverman, 2006). Bowlby (1973), annenin aşırı korumacı tutumunun ayrılma kaygısının gelişiminde anahtar etken olduğunu öne sürmüştür.

KAYNAKÇA
Association, A. P. (2000). Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders, Fourth Edition: DSM-IV-TR®: American Psychiatric Association. Amerikan Psikiyatri Birliği, Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve Sayımsal Elkitabı, Beşinci Baskı (DSM-5), Tanı Ölçütleri Başvuru Kitabı’ndan çev. Köroğlu E, Hekimler Yayın Birliği, Ankara, 2014
Bakırcıoğlu,R .(2002).Çocuk Ruh Sağlığı ve Uyum Bozuklukları. Ankara: Anı Yayınevi.
Bowlby, J. (1973). Attachment and Loss: Separation: anxiety and anger: Basic Books.
Dick-Niederhauser, A., & Silverman, W. K. (2006). Separation anxiety disorder. Practitioner’s guide to evidence-based psychotherapy (pp. 627-633): Springer.
Hazan, C. & Shaver, P.R. (2000). Bağlanma: Yakın ilişkilerle ilgili araştırmalar için bir çerçeve. (Çev: A. Dönmez). Türk Psikoloji Bülteni; 6 (16-17): 29-50.
Kaplan HI, Sadock BJ, Grebb JA. Synopsis of Psychiatry, Behavioral Sciences, Clinical psychiatry Seventh Edition (Ed. David C. Retford), 1994.
Kramer GP, Bernstein DA, Phares V (2010) Introduction to Clinical Psychology. Seventh Edition. Pearson, New Jersey, s: 358-95.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Çocuklarda Ayrılma Anksıyetesi" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Uzm.Psk.Aysun AKTAŞ'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Uzm.Psk.Aysun AKTAŞ'ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     2 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Aysun AKTAŞ Fotoğraf
Uzm.Psk.Aysun AKTAŞ
İstanbul
Uzman Psikolog
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi14 kez tavsiye edildiİş Adresi Kayıtlı
Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
.
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Uzm.Psk.Aysun AKTAŞ'ın Makaleleri
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 17,520 uzman makalesi arasında 'Çocuklarda Ayrılma Anksıyetesi' başlığıyla benzeşen toplam 9 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


10:25
Top