2007'den Bugüne 73,895 Tavsiye, 24,486 Uzman ve 16,733 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!



Psikolojik Açıdan Kendine Zarar Verme Davranışı
MAKALE #18862 © Yazan Dr.Psk.Fatih SÖNMEZ | Yayın Ekim 2017 | 280 Okuyucu
İnsanlar neden kendilerini yaralarlar ve kendini yaralama davranışı bir insanda nelere hizmet eder? Kendini yaralayan çeşitli populasyonlar arasında davranışın motivasyonu ya da niyeti basit ya da karmaşık olabilir. Kabul edilebilir kendine zarar verme biçimlerinde niyet toplumsal motivasyonludur ve o kültürel grup içinde tartışmaya açık değildir. Gelişimsel bozukluklar söz konusu olduğunda kendi kendini uyarıcı, kendi kendini yaralayıcı davranışlarda niyet büyük ölçüde nörobiyolojiktir ve bireyin yakın iç ve dış çevresiyle ilişkilidir (Rincover, 1986). Bu iki aşırı kutup arasındaki populasyonlarda kendine zarar vermenin motivasyonları, tahminen “anlam” içeren bilinçli ve bilinçsiz niyetleri kapsar (Osuch, 1999).

Kendine zarar verme davranışı dini temalar (örn. İsa ile özdeşleşme, günahkarlık, cennetten gelen emirler, şeytanın etkisi), cinsel temalar (örn. diri olma arzusu, eşcinsellik korkusu, hiperseksüalitenin denetlenmesi, ampütasyon obsesyonu), gerginliğin boşaltılması, gerçeğe dönük, kontrol sağlama, güvende ve benzersiz hissetme, başkalarını etkileme, negatif algılar, başka kişiliklerden gelen baskı, hiddeti boşaltma, yabancılaşmayı rahatlatma ve önüne geçilmez dürtüler nedeniyle olabilir (Favazza, 1989).
Bazı yazarlar ise kendini yaralamanın insan olan ve insan olmayan primatlarda sosyal izolasyon ve korkuya olan yaygın bir tepki olduğunu ileri sürmüşlerdir. Örneğin izole edilmiş genç resus maymunları kendini ısırma, kafasına vurma ve kafasını sert yüzeylere vurma davranışları göstermiştir. Simpson ve Porter kendini yaralama davranışının birincil olarak çelişki, suç ve süper-ego baskısı ile ilişkili olmadığını fakat hayatın ilk yılında düşmanca tavır sergileyen bakıcılar ile acılı mücadelede yer alan primitif davranış desenleri ile ilişkili olduğu sonucuna vurgu yapmışlardır (Simpson, 1975).
Uyaran ve başkalarıyla etkileşim eksikliğinin kendi kendini yaralama davranışı riskini artırdığını gösteren başka bir çalışma, psikiyatri yatan hastaları ile yapılmış ve otoagresif olayların başlangıç zamanı, yerleşimi ve uyarıcı faktörler, dışa yönelmiş- agresyon ile karşılaştırılmıştır. Toplam 774 saldırgan olayın 154’ünde (%20) otoagresif davranışı mevcut olup otoagresif hastalarda başkalarına ya da nesnelere karşı agresif olma olasılığının yüksek olduğu (%74’ünün başka kişilere ya da nesnelere karşı agresif); kendine zarar verme davranışının akşamları göreceli olarak daha sık meydana geldiği; genellikle hastaların odalarında gizli olarak gerçekleştirdiği saptanmıştır. Yalnızlığın ve diğerlerinden soyutlanma, uyaran ve etkileşim eksikliği ile bir araya geldiğinde psikiyatri koğuşlarında otoagresif davranışı arttırdığı ve otoagresyonun dış etkileşim uyaranlarından çok intra-psişik uyaranlara bağlı olduğu sonucuna varılmıştır (Nijman, 2002). Sosyal izolasyonun daha önceki ihmal deneyimlerine benzediği için bu davranışı tetikleyebileceğini, gerginlik ve anksiyetenin artması için en iyi fırsatı uyaran eksikliğinin sağladığını ileri sürmüşlerdir (Jones, 1996).
Hastaların daha önceden alınmış keskin nesneler kullanmaları, engellenmeyi önleyecek zaman ve mekânları seçmeleri kendini yaralama eyleminde bir derece planlama olduğunu düşündürmektedir (Nijman, 2002).
Kendini yaralayan hastaneye yatırılmış 52 ergende tanımlanan duygulanım semptomlarının önemi, Guertin ve diğer. (2001) tarafından kendini yaralama davranışı göstermeyen 43 ergen intihar girişimcisinin duygulanım semptomları ile kıyaslanmıştır. Kendine zarar verme davranışı gösterenler, göstermeyenlere kıyasla daha ciddi depresyon, yalnızlık ve öfke bildirmişlerdir (Suyemoto, 1998). Kendini yaralama davranışının fonksiyonlarını anlamak için altı genel model önerilmiştir: çevresel, intihar-karşıtı, cinsel, duygu-durum düzenlemesi, dissosiyasyon ve sınır fonksiyonları. 62 kadının sınır kişilik bozukluğu tanısı aldığı bir örneklemde kendine zarar verme fonksiyonu araştırılmış ve 17 seçenekten en fazla (%60’sı) “hissettiğim diğer acının anlayamayacağım kadar fazla ve kafa karıştırıcı olduğu zaman somut acı hissetmek” tanımlamasının işaretlendiği saptanmıştır. Aynı çalışmada hastaların %49’u kendi kendini cezalandırmak için kendi kendine zarar vermeyi seçerken; %39’u bu davranışı anksiyete ve umutsuzluğu azaltıcı bir strateji olarak gördüğünü belirtmiştir. Bununla birlikte 17 maddeden oluşan formda tüm maddeler işaretlenebilmiş, buradan hareketle kişiden kişiye değişebilen fonksiyon çeşitliliğine dikkat çekilmiştir (Shearer, 1994).
Birçok ergen için kendini yaralamanın en sık duygusal veya fiziksel tecrübeleri düzenlemek (hem artırmak hem de azaltmak) amacı taşıdığı görülmektedir. Ergenler üzerindeki bir çalışmada kendini yaralayanların yarısından fazlası (%52.9’u) “kötü hisleri durdurmak için” kendilerini yaraladıklarını bildirmişken; sosyal destek fonksiyonu kendine zarar verenlerin sadece %6-%24’ü tarafından bildirilmiştir. Dolayısı ile kendine zarar verenler başkalarının davranışlarını etkilemekten daha sık bir biçimde kendi duygularını düzenlemek için kendilerini yaraladıklarını bildirmişlerdir (Nock, 2004).
Kendini yaralama davranışının kötü hisleri durdurmak, uyuşmuş veya boş hissetmekten, endişeden, öfkeden, kendine yabancılaşma hissinden kurtulmak gibi bireyin gerilimi veya başka negatif etkili bir durumu azaltmak fonksiyonu ile daha fazla ilişkili olduğu ileri sürülmüştür (otomatik negatif destek fonksiyonu) (Nock, 2004). Bunu destekler şekilde deneysel bir çalışmada kendine zarar verenlerin kendilerine zarar vermeyenlere göre kendine zarar verme düşsel görevi sırasında psiko-fizyolojik ve öznel tepkilerinde bir düşüş gösterdikleri ortaya çıkarılmıştır (Haines, 1995).
Kadın ergenlerin negatif duygulanımı kontrol etmek için erkeklerden daha fazla kendilerini kesme eğiliminde oldukları görülmüştür (Kumar, 2004). Favazza, kendini yaralama davranışının güdüsel olduğunu, endişe ve kendine yabancılaşma gibi semptomlardan geçici olarak rahatlama sağladığını bildirmiştir (Favazza, 1989). Kendine zarar verme; kendini cezalandırmak, rahatlamış hissetmek, bu acı bile olsa birşeyler hissetmek diğer bir deyişle, hisleri ortadan kaldırmaya hizmet etmekten ziyade his meydana getirmek fonksiyonunu ifade edebilmektedir (Brown, 2002). Kendini yaralama davranışının nedenlerini değerlendirmede psikiyatrik problemler nedeni ile hastaneye yatırılmış ve yakın zamanda kendine zarar verme davranışı göstermiş 12-18 yaşları arasındaki 42 ergeni değerlendirmişlerdir. Bu ergenlerin yaklaşık olarak %79’u kendilerini yaralamak için günlük dürtülerini tanımlamış ve %83’ü haftada bir kez bu şekilde davranışlarda bulunmuştur. Ergenler tarafından en fazla geçerli bulunan iki sebep, depresyonu ve gerilimi azaltmak olarak saptanmış ve ergenlerin negatif duygulanımı, depresyon ve öfkeyi, kendini yaralama davranışı ile kontrol altına almayı denedikleri sonucuna varılmıştır (Nixon, 2002).
Kendini kesen kız ergenlerde kendini kesen erkek ergenlere kıyasla kendilerini cezalandırma isteklerinin daha fazla olduğu ve yaralama ile rahatladıkları bildirilmiştir (Rodham, 2004).
Kendini yaralama davranışı yapmak istemediği hoş olmayan bir şeyi yapmayı önlemek, okul, iş veya diğer aktivitelerden kaçınmak, cezadan veya bir şeyin sonuçlarına katlanmaktan kaçınmak, insanlarla birlikte olmaktan kaçınmak gibi kişilerarası görev ve taleplerden kaçmak için fonksiyon görevi görebilir. Bu durum sınır kişilik bozukluğu olan yetişkin kadınlarda sık rastlanır.
Kendine zarar verme davranışı bir durumun kontrolünü ele geçirmek, diğer insanların farklı davranmalarını veya değişmelerini sağlamak, negatif bile olsa birisinden bir tepki almaya çalışmak, ebeveynlerinin kendilerini anlamasını veya fark etmesini sağlamak, başkalarını kızdırmak, saygı duyduğu birisi gibi olmak, yalnız olduğunda yapacak bir şey bulmak, ebeveynlerinden veya arkadaşlarından daha fazla dikkat görmek, bir gruba daha fazla ait olduğunu anlamak, başkalarına kendinin ne kadar umutsuz olduğunu anlatmak, dikkat çekmek, yardım almak, kendine diğerleri ile yapacak bir şey bulmak gibi diğerlerinin ilgisini çekmek ve malzemelere erişim sağlamak fonksiyonları için kullanılabilmektedir (sosyal-pozitif destek) (Brown, 2002).
Otomatik destek fonksiyonları kadar sık bir biçimde rastlanmasa da sosyal destek fonksiyonu, ergenlikte kendini yaralayanların önemli bir bölümü tarafından onaylanmıştır ve kendini yaralamanın ortaya çıkmasını etkileyen önemli bir faktör olarak düşünülmüştür (Nock, 2002).
Belki de kendini yaralayan ergenler, başlangıçtan beri sosyal olarak daha fazla izole oluyor; sosyal etki fırsatı bakımından yoksun kalıyor olup bu nedenle de otomatik destek fonksiyonlarına sosyal fonksiyonlardan daha fazla gereksinim duyuyor olabilirler (Guertin, 2001).
Kendine zarar verme davranışının tedavi ünitelerinde, askerlikte, ıslah evlerinde özellikle de ergenlerde daha sık olmak üzere epidemik tarzda bulaştığı, yayıldığı birçok araştırmacı tarafından tanımlanmıştır (Feldman, 1988). Özellikle ergenlerde görülen kendi ciltlerine harf, sembol kazıma davranışı dürtüsel olmaktan çok bilinçle yapılan, grupla özdeşleşmek, kendini kanıtlamak gibi amaçları olan davranışlar olarak değerlendirilmektedir (Winchel ve Stanley, 1991; Rosen ve Walsh, 1989).
Kendine zarar verme davranışının klinik resminde önemli olarak görülen psikolojik
semptomların bir “dörtlüsü (tetrad)” gözlemlenmiştir: üzüntü, anksiyete, öfke ve bilişsel daralma. Buna zıt olarak intihar davranışı ile ilişkilendirilen değersizlik, ümitsizlik ve çaresizlik duygularının düşük bir sıklıkta görülmesi söz konusudur (Pattison, 1983).
Literatürde genel olarak psikotik olmayan hastalarda kendini yaralama davranışının
fonksiyon ve motivasyonları için:
-Gerilimin azaltılması, dissosiyasyon olan bir bireyde gerçeğe dönük, kontrol sağlama, güven ve benzersizlik sağlama, başkalarını etkileme ve onların dikkatini çekme ve öfkenin kanalize edilmesi (Favazza, 1989);
-Gerilimin boşaltılması, reentegrasyon, repersonalizasyon, öfke ifadesi ve affekt modülasyonu (Simpson, 1975);
-Heyecanlanma, dikkati psişik acıdan başka yere çekme, intikam alma, öfkeyi dağıtma, disforik durumlardan kaçış ve başkalarına acıyı ifade etme (Leibenluft, 1987);
-Ergenlerde ifade, kontrol, depersonalizasyon ve sınırların delineasyonu (Suyemoto, 1995);
-Gerilimin boşaltılması, öfke ya da intikam ifadesi, ilgi ve bakım isteği, kendi kendinden nefret ve kendi kendini cezalandırma ve başkalarını cezalandırma gibi durumlara değinilmiştir (Herpertz, 1995).
-Suyemoto çevresel, intihar karşıtı, cinsel, affekt regülasyonu, dissosiyasyon ve sınır modelleri olmak üzere altı fonksiyonel model formüle etmiştir (Suyemoto, 1998).
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Psikolojik Açıdan Kendine Zarar Verme Davranışı" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Dr.Psk.Fatih SÖNMEZ'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Dr.Psk.Fatih SÖNMEZ'in izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Fatih SÖNMEZ Fotoğraf
Dr.Psk.Fatih SÖNMEZ
İstanbul
Doktor Psikolog
Uzman Klinik Psikolog / Ergen -Bireysel Sorunlar-Aile Ve Çift Terapisi
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi74 kez tavsiye edildiİş Adresi KayıtlıTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Dr.Psk.Fatih SÖNMEZ'in Makaleleri
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 16,733 uzman makalesi arasında 'Psikolojik Açıdan Kendine Zarar Verme Davranışı' başlığıyla benzeşen toplam 29 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Evlilik ve Psikoloji Eylül 2017
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


01:19
Top