2007'den Bugüne 81,986 Tavsiye, 25,998 Uzman ve 18,204 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!



Uyku Bozukluğu ve Terapisi
MAKALE #20901 © Yazan Uzm.Psk.Erol AKDAĞ | Yayın YENİ Kasım 2019 | 635 Okuyucu ÇOK OKUNUYOR
Uykusuzluk, uykuya dalmakta güçlük, uykuyu sürdürmekte güçlük ve sabah yataktan dinlenmiş bir şekilde kalkamamak şeklinde görülebilmektedir. Uykusuzluk yakınması olan bireylerin uyku kaliteleri çok düşüktür. (yatakta kalmalarına rağmen gerçekten uyudukları süre çok kısadır ya da yok denecek kadar azdır.)

İnsan yaşamının üçte biri uykuda geçer. Geçmiş dönemlerde uyku yaşantısı ölüm eşdeğeri olarak kabul edilirmiş. Günümüzde ise uyku merkezi sinir sistminin sirkadiyen ritimlere entegre olmuş bir işlevi olarak kabul edilmektedir. Sirkadiyen ritm; İnsan organizmasının içsel ve dışsal uyaranlara (gün ışığı, metabolik ve hormonal değişimler, sosyal ve çevresel uyaranlar) uyumu sonucu oluşan, 24 saatlik zaman dilimini kapsayan uyku – uyanıklık, istirahat - etkinlik döngüsüdür.

Uyku bozuklukları çağımızda çok yaygın görülmektedir. Her insan yaşamının bir döneminde uykusuzluk şikayeti çekmiştir. Uyku bozukluğu olan bireyin gün içinde sosyal ilişkilerinde, iş ilişkilerinde, aile ilişkilerinde bozulma, huy değişiklikleri (özellikle bebek ve çocuklarda hatta yetişkinlerde de görülmektedir.) konsantrasyon bozuklukları ve öğrenme güçlüğü şeklinde şikayetlerle insanlar, terapi merkezlerine gitmektedirler.

Bu kadar yaygın olduğu bilinen, kişinin günlük yaşantısını, uyumunu bozan, uyku bozukluklarının tedavisinde doğru tanı koymak ve uygun terapi yaklaşımında bulunmak çok önemlidir. Tanı ve terapide yapılacak hatalar uyku bozukluğunun kronikleşmesine ve ikincil başka bozuklukların gelişmesine neden olabilmektedir. (öfke patlamaları, anksiyete, depresyon v.b.)

Uykusuzluk şikayetleri kadınlarda ve yaşlılarda daha sık görülmektedir.

Gece uykusu bozuk olan kişilerde uykusuzluktan yakınmalarının yanı sıra günlük işlevlerinde bozulma, iş verimliliğinde azalma, yoğunlaşmada, odaklanmada güçlük, huzursuzluk, sinirlilik, endişe gibi yakınmalarla da terapiye gelirler.

Normal uyku:

İki uyku dönemi vardır. 1. REM (Rapid Eye Movement) uykusu. Hızlı göz hareketlerinin görüldüğü uyku dönemi 2. Non-REM uyku dönemi. Hızlı göz hareketlerinin görülmediği dönemdir. Normal erişkin bir insanın tüm gece uykusunun % 75’ini Non-REM uykusu, % 25’ini de REM uykusu oluşturmaktadır.

Non-REM Uuykusu da kendi içinde dört farklı evreden oluşur: Evre I: uyanıklıktan uykuya geçiş dönemini oluşturur. Toplam gece uykusunun % 5’ ini oluşturur. Evre 2: Normal gece uykusunun % 45’ini oluşturur. Evre III – IV: Bu iki uyku evresi birlikte yavaş dalga uykusu olarak adlandırılır. Yavaş dalga uykusu toplam gece uykusunun % 25’ini oluşturur.

REM UYKUSU: hızlı göz hareketlerinin görüldüğü dönemdir. Rem uykusu sırasında göz kasları ve erektil kaslar dışında tüm vücut kaslarında gevşeme olur. Tüm gece uykusunun % 25’ini REM uykusu oluşturur.

Normalde gece uykusunun ilk yarısında Non-REM uykusu, ikinci yarısında ise REM uykusu hakimdir. Non- REM uykusu ile REM uykusu arasındaki oran yaşın ilerlemesiyle beraber değişir.

Uykusuzlukla birlikte görülen psikolojik bozukluklar:

Uykusuzluk şikayetlerine, (semptomlarına) çok yönlü yaklaşmak gerekir. Uykusuzluğu bir hastalık olarak değil de bir belirti olarak görmek, ele almak ve altta yatan dinamik nedenlere yönelmenin daha doğru olduğunu düşünmekteyim.

İnsomni ve alt tipleri: İnsomni uykuya dalma ya da sürdürmede güçlük, uykunun yeterince dinlendirici olmaması şeklinde tanımlanmaktadır. İnsomniler uykusuzluk yakınmasının süresine bakılarak 3 kategoride değerlendirilebilir:

Geçici tip insomni: Uykusuzluk yakınması sadece birkaç gün sürer.

Kısa süreli insomni: Uykusuzluk yakınması bir aydan daha kısa sürer.

Uzun süreli insomni: Uykusuzluk yakınması bir aydan daha uzun sürer. (Bu tip insomnide çoğunlukla; uykusuzluk yakınmasının sürmesine neden olan altta yatan psikolojik/psikiyatrik bir bozukluk ya da tıbbi bir durum, alkol ya da madde kullanım bozukluğu vardır.)

Parasomniler:

Kabus Bozukluğu: Daha çok küçük yaşlarda 3/5 yaş arası başlayan, gece uykusunun ikinci yarısında korkulu rüyalarla uyanmaya yol açan bir uyku bozukluğudur. Genellikle hiçbir şey yapılmasa bile ergenlik döneminde kendiliğinden düzelmektedir. Kabus bozukluğu yaşayan danışanlar, korkulu rüyasının içeriğini hatırlarlar. (Canavar beni kovalıyordu, beni kaçırmışlardı v.b. geçmiş travmalarının etkisi, ya da izleri de olabileceği gibi izlemiş olduğu bir filmin, ya da oynadığı bir oyunun etkisi de olabilmektedir.)

Uyku terörü: Gece uykusunun ilk bölümünde, genellikle de uykunun ilk 90 dakikası içinde görülen, çığlık atma, ağlama, ve yoğun korku ile uyanmaya neden olan uyku bozukluğudur. Daha çok erken yaş dönemlerinde başlayıp, yaş ilerledikçe sıklığı kendiliğinden azalır. Kabus bozukluğu ile birlikte de görülebilmektedir.

Uyurgezerlik: Yavaş dalga uykusu sırasında ortaya çıkan motor aktivitenin görülmesiyle karakterize bir uyku bozukluğudur. Genellikle gece uykusunun ilk üçte birinde görülür. 5/12 yaş grubundaki çok sık rastlandığı gibi yetişkinlerde de görülebilmektedir. Uyurgezerin uyuduğu odada, uyurgezerliği sırasında zarar görmemesi amacıyla önlemler alınmasını tavsiye ederiz. (Evin dış kapısının kilitlenmesi, odasının içinde çarparak devirebileceği, zarar görebileceği eşyaları kaldırmak gibi.)

Uykusuzluğun Nedenleri:

Fiziksel nedenler: Öksürük, nefes darlığı, kaşıntılar, huzursuz bacak sendromu, baş ağrısı, kanser ağrıları, menapoz, alkol, ilaç, psikoaktif madde yoksunluğu

Davranışsal Nedenler: Yaşam biçimiyle ilgili nedenler, gün içinde uyumalar, yatma saatine yakın aşırı fiziksel aktiviteler, düzensiz uyuma alışkanlığı, alkol veya tütün kullanımı, akşam saatlerinde aşırı kafeinli içecekler tüketmek, yatak odası koşullarının uyku hijyenine uygun olmaması.

Ruhsal Nedenler: (Psikolojik/Psikiyatrik bozukluklar) Depresyon, Anksiyete bozukluğu, panik atak bozukluğu, obsesif kompulsif bozukluk, şizofreni, duygu durum bozuklukları, anoreksiya nevroza, kronik alkolizm, psikoaktif madde bağımlılığı, post travmatik stres bozukluğu.

Yaşam olayları: Ayrılık, boşanma, aşırı çalışma, mesleki değişiklikler, kaza, saldırı gibi travmatik yaşantılar, çevresel değişiklikler, göç, aile bireylerinden birinde ciddi bir hastalık olması, aile bir doğum olması, bir yakının ya da eşin ölümü, mali kayıplar, fiziksel bir yetersizliğin olması, aile bireylerinden birinin evden ayrılması, emeklilik, maddi zorluklar.

Aşık olmak: İki gecem var ikisi de uykusuz; Ya sensizim uyuyamam, ya sen varsın uyku haram. Aşk insanın salgı bezlerini, kimyasallarını etkiler. Uykusuzluğa neden olabilmektedir.

İlaçlar: Antidepresanlar, tiroid hormonları, Çeşitli nedenlerden dolayı kullanılan ilaçların yan etkileri.

Tanı: Uykusuzluk yakınmasıyla terapiye başvuran kişilerde ayrıntılı anamnez (yaşam öyküsü) alınır. Danışanın uyku alışkanlıkları, uykusuzluk yakınmasının özellikleri, ne zamandır sürdüğü, ne zaman başladığı, uykusuzluk yakınmasıyla beraber günlük işlevlerinde bir bozulma olup olmadığı, uykusuzluk yakınmasına neden olabilecek özgül bir uyku bozukluğu olup olmadığı da ayrıntılı anamnezde alınır. Uyku bozukluğuna neden olabilecek tıbbi ya da psikiyatrik bozukluk şüphesi olursa gerekli tetkikler için hastaneye ya da doktora muayene olması için yönlendirme yapılması gerekebilir. (Hemogram, karaciğer fonksiyon testleri, tiroid tetkikleri, hipotalamus – hipofiz – adrenal eksenin incelenmesi için testler, tahliller gerekebilir.)

Alınan anamnez (öykü) yapılan muayene, ve tetkikler sonucunda özgül bir uyku bozukluğunun varlığı düşünülürse polisomnografik tetkik (uyku testi) düşünülebilir.

Tedavi yaklaşımları:

Uykusuzluk bir belirti (semptom) olarak ele alınmalı ve altta yatan nedene(lere) yönelik tedavi planlanmalıdır.

Altta yatan neden kan basıncı ya da hipertansiyon gibi bir tıbbi bir bozukluksa, bu tıbbi bozukluğun tedavisiyle danışan rahatladıkça şikayetleri de yok olacaktır.

Uykusuzluk şikayetleri bir çok psikolojik/psikiyatrik bozuklukla birlikte görülebilmektedir. Depresyon, panik atak bozukluğu, anksiyete bozukluğu, duygu durum bozukluğu, posttravmatik stres bozukluğu gibi. Uyku bozukluğu şikayetleri psikolojik/psikiyatrik bozuklukların çoğunda öncül bir belirtidir. Psikolojik/Psikiyatrik bozukluğun tedavisiyle ilk düzelen belirtilerden (semptomlardan) birisi de uykusuzluktur.

Depresif danışanlarda uykuya dalmakta güçlük, uykuyu sürdürmekte güçlük, sabah dinlenmiş bir şekilde uyanamamak gibi uyku bozuklukları görülebilmektedir. Depresyon terapisiyle danışan düzeldikçe uyku bozuklukları da düzelmektedir. Dikkat edilmesi gereken bazen antidepresanların da uyku bozuklukları yapabildiğidir.

Özgül uyku bozukluklarında da (huzursuz bacak sendromu, uyku apne sendromu gibi) nedene yönelik tedavi yapıldığında özgül uyku bozukluğunun belirtileriyle beraber uykusuzluk şikayetleri de düzelmektedir.

Altta yatan nedene yönelik terapinin dışında uykusuzluk şikayetinde hemen sedatif, (sakinleştirici) ilaçlara başvurulmamalıdır. Uyku sorunu olan insanlar, bir taraftan ilaç alarak uykusuzluklarının geçmesini isterlerken, diğer taraftan da daha sonraki yaşamlarında ilaç almadan uyuyamayacaklarına inanırlar. (Psikolojik bağımlılık yapabiliyor.) ilaç kötüye kullanımını veya bağımlılığını beraberinde getireceğinden dolayı risklidir. İlaçlar çok kısa süreli olarak, uykusuzlukla ilgili var olan kısır döngüyü kırmak için ve doktor denetiminde, ve miktarınca kullanılabilir. Bıraklılırken de yine doktor gözetiminde azaltılarak bırakılmalıdır.

Uyku sorunu yaşayan danışanların, altta yatan sorun ne olursa olsun uyku hijyeni konusunda mutlaka bilgilendirilmelidir. Danışanlar sadece uyku hijyeni hakkında bilgilendirilmesiyle bile olumlu sonuçlar alınabilmektedir.

İnsan hayatında yemek yeme, su içmek kadar çok gerekli bir fizyolojik ihtiyaç olan uyku, insanın hem bedensel hem de ruhsal açıdan sağlıklı olmasını sağlıyor. Uyku kalitesinin yükselmesiyle bağışıklık sistemi de gelişir ve güçlenir. Güzel bir uyku için uyku hijyeni çok önemlidir.

Uyku hijyeni ile ilgili bilinmesi gerekenler şunlardır:

1. Uyku gelmeden yatağa gidilmemelidir.
2. Uyumak için yatağa gidildikten yarım saat sonra halen uykuya dalınamıyorsa, yataktan kalkılmalı ve tekrar uyku gelince yatağa gidilmelidir.
3. Yatak odası sadece uyumak ve cinsel aktiveteler için kullanılmalıdır.
4. Olabildiğince yatma ve kalkma saatleri aynı olmalıdır. Güçlü bir uyku – uyanıklık döngüsüne sahip olmak için bu gereklidir.
5. Yatma saatlerine yakın aşırı çay, sigara, kahve, kafeinli içecekler ve alkollü içecekler tüketilmemelidir.
6. Yatmadan önce aşırı aç ya da aşırı tok (çok yemek yiyerek) olunmamalıdır.
7. Yatma saatlerine yakın aşırı zihinsel ya da fiziksel aktivitelerde bulunmamalıdır.
8. Gün içinde uyunmamalıdır.
9. Yatmadan önce uykuya dalmayı kolaylaştıracak aktiviteler yapmayı alışkanlık haline getirmek, ya da yatmadan önce uykuyu çağrıştıracak ritüelleriniz olsun. (ılık süt içmek, papatya, melisa, ada çaylarından birisini içmek, kepek ekmeğinden bir dilim almak çünkü kepek, serotonin hormonu üretimini artırarak uykuya katkıda bulunur. Duş almak, dişlerinizi fırçalamak v.b.)
10. Yatak odasının ısı, ışık ve ses özellikleri uyumak için uygun olmalıdır. Yatak odanızın atmosferinin uykuya elverişli olduğundan emin olun. Çok sıcak ya da çok serin hava, gürültü, sigara dumanı ve havasızlık uykuyu bozar. Yatak odalarında ideal sıcaklık 16-18 derecedir.
11. Sabahları kalktığınızda dışarı çıkmak ve yüzünüzü 15 dakika güneşe dönmek, vücut saatinizi ayarlamanıza yardımcı olur.

Uykusuzluk terapisinde gevşeme teknikleri, düzenli egzersiz, bilişsel davranışçı terapiler, EMDR, hipnoz, uyaran kontrolü gibi yöntemler kullanılabilmektedir. Uyaran kontrolünde kişinin yatakta kalma süresi olabildiğince kısıtlanarak uyku kalitesi yükseltilmeye çalışılır.

Son olarak şunu belirteyim; Uykusuzluk bir nedendir, belirtidir. Tedavi edilmediği zaman başka rahatsızlıkların önünü açabildiği gibi belki de var olan psikolojik rahatsızlığın daha da uzamasını da sağlar. Uyku sorunu yaşıyorsanız, nedenlerini ve çözüm yollarını bulmak, konuşmak, altında yatan dinamik durumları düzeltmek için terapi almanızı tavsiye ederim.

Sevgiyle ve sağlıcakla kalın :-)

Erol AKDAĞ
Klinik Psikolog
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Uyku Bozukluğu ve Terapisi" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Uzm.Psk.Erol AKDAĞ'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Uzm.Psk.Erol AKDAĞ'ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     6 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Erol AKDAĞ Fotoğraf
Uzm.Psk.Erol AKDAĞ
İstanbul
Klinik Psikolog
Uzman Klinik Psikolog/ Psikoterapist/ Hipnoterapist/ Emdr Terapisti/ Evlilik / Eş / Aile Terapisti
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi38 kez tavsiye edildiİş Adresi KayıtlıTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Uzm.Psk.Erol AKDAĞ'ın Makaleleri
► Çocuklarda Uyku Bozukluğu Psk.Armağan ADANAR
► Borderline Kişilik Bozukluğu Mod Terapisi Uzm.Psk.Tuğba DEMİRÖZ
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,204 uzman makalesi arasında 'Uyku Bozukluğu ve Terapisi' başlığıyla benzeşen toplam 45 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Mutlu Evliliğin Pin ve Puk Kodları ÇOK OKUNUYOR Ağustos 2018
► Terk Depresyonu Nisan 2017
► Kendi Bedenine Güven(E) Meme (Panik Atak) ÇOK OKUNUYOR Nisan 2018
► Tik Bozukluğu Mart 2016
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


05:07
Top