2007'den Bugüne 83,587 Tavsiye, 26,252 Uzman ve 18,649 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




.
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Salgın Günlerinde İlişkiler ve İletişim
MAKALE #21308 © Yazan Uzm.Psk.Buse ÇAKMAK | Yayın Nisan 2020 | 251 Okuyucu
Çalışmak zorunda olan kesim dışında birçoğumuz günlerdir evimizdeyiz. Bu durum başlarda güzel gibi görünmekteydi, ev haklının akşamdan akşama birbirlerini gördüğü zamanların dışında daha uzun vakit geçirebileceği zamanlar oluştu. Hatta çoğu insan krizi fırsata çevirerek, uzmanların da uyarılarıyla çocuklarıyla sohbet etmek, verimli zaman geçirmek, oyun oynamak gibi iletişime geçtikleri için kendilerini daha mutlu hissetti.

Sosyal medyadan da görüldüğü üzere, başlarda aile olmayı özlemiş olmakla ilgili yazılar yazılırken, yavaş yavaş, bu salgın bir an önce bitmeli, yoksa ailem beni evlatlıktan reddedecek yakında gibi espri mahiyetinde tweetler görmeye başladık. Elbette bunun bir espri olduğunu unutmamak gerekir ancak, bir arada yaşamanın kaçınılmaz sonucu olarak insanlar arasında çatışmaların yaşanabileceği gerçeğini de kabul etmek zorundayız.

“Evde Kal” uyarılarının yapılmaya başlandığı zamandan itibaren pek çok kadın cinayeti yaşanmıştır. Polis, jandarma, ilk yardım hatlarına ve kadın örgütlerine başvurular artmış, çoğu kez bu insanlar telefon açmayı bile çok zor şartlarda gerçekleştirdiklerini ifade etmişlerdir. İstanbul’da sadece Mart ayı içinde binlerce aile içi şiddet olayı yaşanmıştır. Bu, resmi makamlara başvuru sayısıdır; ancak çoğu kez insanlar bu durumu kendi içlerinde halletmeye çalışmakta, “yuva”sının yıkılmasından ve süreçten korktuğu için başkalarına yansıtmamaya çalışmaktadır. Birçok ailede de bu kadar ciddi olmasa da iletişim problemi yaşanmaktadır.

İnsan biyo-psiko-sosyal bir varlık olduğundan, sosyalleşmek, insanın en önemli ihtiyaçlarından birisidir. Ancak bir arada yaşamak sandığımız kadar kolay olmamaktadır. Her bireyin geçmişte yaşadıkları, deneyimleri, varsa travmaları, kültürel birikimi ve çevresi, inançları, dünyaya ve insanlara karşı algısı farklıdır. Bu nedenle insanların olayları yorumlaması ve bununla bağlantılı olarak verdiği tepkileri de farklı olmaktadır. Bazı olayların bir kişiyi fazla etkileyip, bir başkasının dikkatini bile çekmemesinin nedeni budur. Aynı evde büyümüş kardeşler bile aynı olmamaktadır. Çevresel faktörlerin etkisi çok büyük olmakla birlikte, elbette bu duruma etki eden en önemli faktörlerden biri mizaçtır ancak olayları yorumlama noktasında farklı tür bilişsel süreçler ve başa çıkma tarzları birbirinden çok farklı olabilmektedir.

Her ne kadar sevdiğimiz-saydığımız insanlarla birlikte yaşıyor olsak da, amacımız kimseyi üzmek veya üzülmek olmasa bile kırılabiliyor veya farkında olmadan kırabiliyoruz. Her şeyden önce bu süreçte, herkesin gergin olabileceğini, sıkılabileceğini, mecbur kalmanın verdiği ruh haliyle başa çıkmaya çalıştığını unutmamak gerekir. Bunun dışında diğer insanları değiştirmeye çalışmanın faydasız bir çaba olacağını bilip, kendi üstümüze düşeni yapmalıyız.

İletişim için önce kendimizi tanımamız gerekir. Hangi zaman hangi tepkileri veriyoruz? En çok ne bizi öfkelendiriyor? Bunları bilmemiz, farkındalığımızı geliştirmemiz gerekiyor.
En son kendimizle ne zaman konuştuk? Olaylar karşısındaki tutumumuzu ne zaman analiz ettik? Bunu kendimize sormalıyız.
Bu süreçte yapmamız gereken bazı şeyler var. Bunlardan bazılarını şu şekilde sıralayabiliriz:
-Diğer insanların zihinlerini okumaya çalışmamak: Biraz açıklamak gerekirse, birisinin size söylediği bir şeyi ilk olarak söylediği şey olarak algılamak yerine, başka bir şeyi ima ediyor olabileceğini düşünmek. Bunun yerine fikrinizi beyan edebilir, kırıcı bir dil kullanmadan neden böyle söylediğini sorabilir, beden dilinizi ve yüz ifadenizi daha yapıcı bir iletişimi gerçekleştirmek istediğinizi belirtir bir biçimde ayarlayabilirsiniz. Kötü niyetli algılamak yerine, önce kendinize yanlış anlamış olabilir miyim acaba diye sorarsanız, öfkenizi de azaltmış olursunuz.
-Geçmişte yaşanan olayları gündeme getirmemek: İntikam almanın zamanı olmadığını, aslında birbirimizi kaybettiğimizde en çok üzülecek olanın kendimiz olacağını farkındalığının arttığı günlerdeyiz. Bu anlamda farkındalığımız daha yüksek olabilir. Ancak evin içinde bir olay yaşadığımızda bir anlık öfke ile eski defterler açılabilir. Bu konuda dikkat etmek, karşımızdaki üstümüze gelse bile zorluk yaşamamak adına konuşmayı başka bir zamana ertelemek ama üstünü kapatmamak gerekecektir.
-Olayın üstünü örtmemek/Hiçbir sorun yokmuş gibi davranmamak: Bir önceki madde ile bağlantılı olarak ortaya çıkan bir sorun var ve bu sizi rahatsız ediyorsa, öfkenize hâkim olabilecekseniz, sorun daha da büyümeyecekse tartışabilirsiniz; ayrıca evdeki diğer insanların da rahatsız olmadığına emin olmanız gerekecektir. Normal koşullarda hiçbir sorun yokmuş gibi davranmak öfkeyi biriktirmeye, işlevsel olmayan davranışlara, ileride çıkacak daha büyük problemlere işaret demektir. Ancak şu an içinde bulunduğumuz olağan dışı hal sebebiyle, olayı mümkün olduğunca kişiselleştirmeyip, daha sakin bir anınıza veya konuya bağlı olarak olağan dışı halin geçeceği zamana ertelemek, herkes için daha işlevsel olabilir.
-Olayı kişiselleştirmemek: Durum bazen doğrudan sizinle alakalı olmayabilir. Sizin hassas olduğunuz bir konuda, sevdiğinizin yorum yapması sizi incitebilir. Ancak tamamen sizi incitmek, kırmak için söylemiş olmayabileceğini, sizin bu konuda hassas olup olmadığınızı kendinize sormanız gerekmektedir. Ayrıca karşınızdaki kişi her ne kadar sizi suçlayarak konuşuyor olsa da doğrudan kişiliğinize değil de davranışınıza işaret ettiği unutmamak gerekir. Çok sert dille, yüzleştirerek, yüksek sesle ve belki hakaret ederek olsa da kimse sizden nefret etmiyor, sizin hoşuna gitmeyen davranışlarınızda düzenleme yapmanızda farkındalık oluşturmanızı isterken, öfkesini yansıtıyor. Belki bu noktada dürtüsel olarak tepki vermek yerine, karşımızdakinin neden bu kadar öfkelendiğini anlamaya çalışabiliriz. Bu sanıldığı kadar kolay değil, bazı durumlarda mümkün bile olmayabilir, bu nedenle öfkenize hâkim olamayacaksanız, o anda karşılık vermemenizi tavsiye ederim.
-Karşı taraf size duygularından veya düşüncelerinden söz ettiğinde önemsemek: Her ne kadar katılmıyor olsanız da bunu ifade etmenin uygun yollarını denemek gerekir. Örneğin, eğer bir kaygınız varsa veya karşı tarafın bir kaygısı varsa, saçma olduğunu söylemek yerine, bunun neden olmayacağını ve neden kaygılanmaması gerektiğini açıklayabiliriz. Ayrıca iletişim kurduğu için bu aile üyesini desteklemek ve ödüllendirmek de gerekir ki iletişiminiz devam etsin ve birbirinizi daha iyi anlayabilin. Alay edildiğini hisseden, abarttığı söylenen bir üye yakın zamanda ya daha fazla öfkelenecek ve sürekli söylenir hale gelecek ya da sizinle iletişimi kopartacaktır.
-Evdekileri etiketlememek: Sakar, başarısız, beceriksiz olduğunu düşünseniz bile bunu belli etmemekle birlikte bu becerileri kazanabilmesi, yapamadığında kendisini kötü hissetmemesi için yardımcı olmak daha verimli olacaktır.
-Emir kipiyle konuşmamak: Evdeki görev dağılımı adil olmalı, üyeler birbirine yardımcı olmadığında sorunlar çıkar. Üyelerden bazıları kendilerine yüklenmiş fazla sorumluluğu reddetmek isteyebilir, yoruluyor olabilir, kendini yalnız hissedebilir. Bunun üzerine bir de mecburmuş gibi hissettirildiğinde ve saygı görmediğini düşündüğünde geri dönüşü zor olan sorunlar oluşabilir.
-Aile üyelerinizin yaptığı olumlu şeyleri görmezden gelmemek: Aile aralarında sevgi bağı olan bir topluluktur. Çoğu kez bu sevgi, hele ki ailede daha fazla fedakâr birileri olduğunda görmezden gelinir, zaten hep böyle olmalıymış gibi düşünülür. Bu üyeleri güçlendirerek, motive etmek, ayrıca kendini düşünmesini desteklemek de ilişkilerimizi güçlendirmemizi sağlar.
-Mükemmeliyetçilikten kaçınmak ve Eleştirmemek: Hayatınız boyunca mükemmeliyetçi ve alanına fazla hâkim olmak isteyen birisi olduysanız sizden bir anda bu davranışınızı beklemek, bunu artık yapmamanızı istemek çok da gerçekçi olmayacaktır. Ancak bunun farkında olup, bazı konularda biraz esneklik sağlamanız, kendiniz ve çevreniz için rahatlık sağlayacaktır.
-Affedici olmak: Herkesin hata yapabileceğini kendinize hatırlatabilirsiniz.
-Karşı tarafın istek veya ihtiyaçlarını dinlemek, onun adına konuşmamak veya karar vermemek
-Üyelerdeki kronik hastalıklar/bağımlılıklar da dahil olmak üzere psikiyatrik hastalıkların varlığını unutmamak: Birçok ailede hastalığı olan bireyler vardır. Bu hastalıkların da duygu-durumu ve davranışları etkilediğini bilmeli ve stresinin olduğunu hatırlayarak iletişim kurmalıyız. Eğer bu hastalık sizdeyse, bunun arkasına sığınmamak da sizden gelecek adım olacaktır.
-Zamanın çoğunu internette geçirmemek: Kişisel alan ve her bireyin kendine ayırdığı vaktinin olması önemlidir. Ancak her bireyin köşesine çekilip tüm günü sosyal medya veya internette geçirmesi de yani iletişim kurmamak da iletişim problemidir. Birbirinizle geçirdiğiniz zaman, internette harcadığınızdan fazla olsun.
Tüm bunlara rağmen ailenizde bireysel olarak çözemeyeceğiniz çok ciddi problemlerin olduğunu düşünüyorsanız, bir aile terapisi uzmanına danışabilirsiniz. Ayrıca yüz yüze görüşmek zorunda değilsiniz, artık bir çok uzman online seans almaktadır.
Son olarak sosyal iletişimi artırmak, daha önce yapılmadıysa şimdi istemek tuhaf karşılanabilir. Karantina günlerinden sonra da iletişimi rutin olarak devam ettirmek gerekir.
Sağlıklı iletişimler dilerim.

Uzm. Kli. Psk. Buse ÇAKMAK
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Salgın Günlerinde İlişkiler ve İletişim" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Uzm.Psk.Buse ÇAKMAK'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Uzm.Psk.Buse ÇAKMAK'ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     2 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Buse ÇAKMAK Fotoğraf
Uzm.Psk.Buse ÇAKMAK
İstanbul (Online hizmet de veriyor)
Uzman Klinik Psikolog
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi4 kez tavsiye edildiİş Adresi Kayıtlı
.
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Uzm.Psk.Buse ÇAKMAK'ın Yazıları
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,649 uzman makalesi arasında 'Salgın Günlerinde İlişkiler ve İletişim' başlığıyla benzeşen toplam 19 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
◊ Duygusal Yemek Yemek Haziran 2019
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


03:35
Top