2007'den Bugüne 88,417 Tavsiye, 27,372 Uzman ve 19,489 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!



Acı Veriyorsa Geçmiş " Geçmemiş " Demektir.
MAKALE #22541 © Yazan Psk.İlkten ÇETİN Şu anda TavsiyeEdiyorum.com\'da!Şu anda Sitemizde! | Yayın Ekim 2021 | 437 Okuyucu
Yaşadıklarımızın bizde bıraktığı izler vardır ve geçmişte yaşadıklarımızın bugünümüzü şekillendirme de etkili olduğu da söylenebilir. Sonuçta deneyimlendikçe bakış açımız, olayları yorumlamalarımız ve yaklaşımlarımız değişir. Ama bir de geçmişin bir anıdan ve tecrübeden öteye gidip bugünü ele geçirdiği zamanlar vardır ki bunlara dikkat etmemiz gerekir. Bazen bize ne kadar zarar verdiğini, mutsuz ettiğini bilsek de sürekli geçmişi düşünmeden edemeyiz. Yaşamımıza baktığımızda, geçmiş, şu an ve gelecek olarak üç boyutuyla var olduğumuzu görürüz. Geçmiş, yapıp yapamadıklarımızla, güzel ya da kötü anılarımızla, sevdiklerimiz veya sevmediklerimizle birlikte harmanlanmış ve bugünümüzü oluşturan en büyük kısımlardan biridir. Bugün olduğumuz insanı şekillendirmiş olan geçmişimizi düşünmek, kendimizi, anılarımızı, sevdiklerinizi hatırlamak, o anıları paylaşmak hepimizin sıkça yaptığı bir davranıştır. Yaşadığımız bazı olayların uyandırdığı çağrışımlarla geçmişe yapılan yolculuklar zaman zaman anılarımıza dönme ihtiyacımızdan ortaya çıkarır. Anlatmak ya da yazmak için hatırlamaya çalışmak yılların derinliğinde sektirdiğimiz taşlar gibidir. Birbirinden uzak yerler, anlar, olaylar, yüzler çoktan belleğin derinliklerinde kaybolmuş gitmiş hiçbir zaman çıkmayacak kör kuyularda kalmış gibidir. Ama bazen çıkmak için kalemin ördüğü ağa, bazen bir fotoğrafa, bazen bir kitaba takılır. Geçmişi düşünmek normaldir ancak sürekli geçmişe takılmak, hatırlamak ve özlemek ise hayatımızın akışını bozan, bugün olduğumuz kişiyi, yeri ve zamanı kaçırmamıza neden olan, geleceğimizi sağlıklı temeller üzerine kurmanızı engelleyen olumsuz bir davranıştır. Geçmişte gerçekleştirdiğimiz bir sürü güzel şey olmasına rağmen, sadece yapmış olduğumuz bir hataya takılıp kalarak, sürekli kendimizi eleştirmek ise şimdiki yaşamımızda işlevsel olmayan ve oldukça zorlayıcı bir durumdur. Geçmiş deneyimlerin çoğu insanı derinden etkiler, yaşayacaklarına engel olur, geleceğe bakış açısını zedeler. Ancak pişmanlıklar ne bugüne ne de yarına fayda eder. Peki, geçmişte yaşamanın riski nedir? Ondan kopamamak.. Tam da bu yüzden kişiliğimizin bir bölümünü kendimizden koparıp geçmişimizdeki edinimlerimizde tutar ve potansiyelimizi geliştiremeyecek hale geliriz. Aslında duygularımızı reddettiğimizde geçmişimize takılıp kalıyoruz. Çünkü, geçmişi geride bırakmak yas tutmayı gerektirir ve çok yönlü bir duygusal süreçtir. İlk olarak inkar yaşanır, bu bir şeyin bir daha olmayacağına inanmayı reddetmektir. Sonra öfke ortaya çıkar ki bu, geçen zamana duyulan öfkedir. Ardından korku duygusu deneyimlenir. İnsan kendine “Peki, şimdi ne olacak?” diye sorar. Sonunda kabulleniş kapıyı çalar ve sizi vazgeçişe yönlendirir. Geçmişe takılı olarak yaşayan insanlar duygularını uzun süre inkar ettikleri için bu süreci tamamlayamaz. Bu davranış çocukken aldığımız eğitimden kaynaklanır. Öfkelenmesi yasaklanan kız çocuğu veya erkeğin korkmaması gerektiği söylenen oğlan çocuğu gelecekte duygularını reddeder. Maalesef hepimizin duygularını doğru bir şekilde bilme imkanı yoktur, yani o duygular bize geldiğinde hissetmeyi ya da doğru bir şekilde ifade etmeyi öğrenemeyebiliriz. Sıklıkla geçmişe takılıp kalmak, bazı şeylerin yerli yerine oturmadığının ya da güçlü bir travmanın zamanında hazmedilemediğinin göstergesi olabilir. Bunlar bizi geçmişe çeker ve ilerlemekten alıkoyar. Yeni bir sayfa açamamanın arkasında ayrılamama ve gidememe hali yatar. Bu çocuklukta yaşanan anneden ayrılma kaygısıyla ilişkilendirilebilir, çünkü bu yüzleşilen ilk yastır. Bu yas doğru bir şekilde aşılamadığındaysa kişinin gerileme yaptığı ve bu ilişkiye saplandığı gözlemlenir. Çünkü ya yoksunluk duygusu yaşıyordur ya da aksine eski ilişkisinden hiç çıkamamıştır. Babanın çocuğun hayatında gerçek veya sembolik olarak varlık gösterememesi de bu sorunun nedenidir. Anne-çocuk ilişkisinin arasında sağlıklı bir şekilde bulunarak çocuğu bu ilişkiden çıkarmak ve dünyanın geri kalanına açılmasını sağlamak babanın görevidir. Ve yine dolaylı olarak, çocuğu şimdiki zamana odaklayan ve geleceğe hazırlayan da baba olmalıdır. Baba varlık göstermediğinde, çocuk sembolik olarak anneye yapışık kalır ve yetişkinliğinde eskiden her şey daha iyiydi düşüncesiyle yaşar.



Geçmişte yaşamak, kendinize yapacağınız en büyük kötülüktür aslında. Geçmişe takılı kalmak, bugün yaşayabileceklerinize engel olacaktır. Yaptığınız hatalara takılmayın. Yaşadığınız olumsuz deneyimlere takılmayın. Bunlar sizi güçlendiren öğelerdir. Bunlar bugün sizi siz yapan deneyimlerdir. Dünyada hiçbir insan yoktur ki, geçmişte hata yapmasın. Yalnız değilsiniz. Hepimiz hata yapıyoruz. Ama farkımız, hatalardan ders çıkarabilmek. Bazı insanlar yaptıkları hataları, deneyim olarak görür, onlardan dersler çıkarır. Dün yaşanan kötü olaylar, bugünkü kazanımları olur. Bir daha aynı hataları tekrarlamazlar. Başarmanın sırrı da işte burada yatar. Hedefe ulaşmanın formülü; pek çok kez çabalamak, yanlışlar yapıp doğru yolu bulmaktır. Dünyanın en zeki insanlarından Edison, fasulyeden kauçuk elde etmek için 10.000 tane deney yapmak zorunda kalmıştır. Yani 9999 kere hata yapmış, sonunda doğruyu bulmuştur. Bir tane başarı elde etmek için 9999 tane hata yapmayı göze almış ve onu yapmaktan korkmamıştır. Hatalar onu engellememiş, yeniden denemiş, hedefine varana kadar çabalamıştır. Yılmamıştır. Enerjisini almamıştır. Geçmişte yapılan hatalardan duyulan pişmanlık için ‘şimdiki aklım olsa…’ diye bir cümle kurulur. Oysaki bunu yaparken geçmişi şu anki deneyimlerimizle, aklımızla, kendimizi tanıma seviyemizle yorumluyoruz. Geçmiş yorumlanırken o zamanın koşulları göz önüne alınmalıdır. Kendimizi o zaman ne kadar tanıyorduk, o zamanki tecrübelerimiz nelerdi bunlar önemlidir. Geçmişiyle yüzleşmeyen kişi onu orada bırakamaz bunun yerine kendisi orada kalır. Geçmişte olan olmuştur ve kimi zaman biz, kimi zamansa diğerleri hata yapmıştır. Tekrar tekrar hatırlamak o günleri geri getirmez ya da bize düzeltme şansı vermez. En iyisi geçmişi kabul etmek, kendimizi ve diğerlerini affetmektir. Bunu kendimiz için yapmamız gerekir. Bunu yaparken bazen yardıma ihtiyaç duyabiliriz. Çünkü kendimizi unutmalıyım diye zorlamak işe yaramayacaktır. Ruh sağlığı uzmanları bu konuda en iyi yardımı sağlayacaktır fakat bunu başaracak olan yine kişinin kendisidir. Duygularını bastırmaya çalışmadan kendisi de geçmişle barışmak için istekli olmalı olumlu tecrübeler dışında kalan ve heybesine ağırlık yapıp onu ilerlemekten alıkoyan maziyi bir kenera bırakmalıdır. Zaman zaman insan bocaladığı sorun çözmede zorlandığı durumlarda geçmişine bakıp ben geçmişte benzeri bir dönemle karşılaşmıştım, hangi stratejileri seçmiştim, ne yaptığımda nasıl sonuçlar almıştım, neler işe yaramamıştı, şu anda bunlardan neleri kullanabilirim diye kendimize sormamız da yararlı olabilir. Geçmişte olanı değiştiremeyeceğimize göre nasıl ders çıkarıp tecrübeye dönüştürebileceğimize bakabiliriz eğer yaptığımızın hata olduğunu düşünüyorsak doğru anlayıp neyden memnun değilsek aynı seçimi bir daha yapmamayı seçebiliriz bu bizim kontrolümüzde olabilir geçmiş bizim kontrolümüzde değilse de ders çıkarmak bizim kontrolümüzdedir. Unutmayalım ki geçmişi ve geleceği ile sohbet edebilen bir insan olmak önemli ve anlamlı bir gelişim aşamasıdır.


KISSADAN HİSSE


Bir yolcu harap kulübesinin önünde çıplak ayakla oturmuş sigarasını tüttürüyordu. Oradan geçen bir yabancı, köylüden bir bardak su istemek için yanına gitti. Muhabbete başladılar:
“Bu sene pamuk nasıl?”diye sordu adam.
“Pamuk ekmedim” dedi köylü.
“Peki, mısır nasıl?”
Ekmedim. “Yağmur yağar diye korktum.”
Adam mahcup oldu fakat neşesini bozmamak için sordu: “Patates nasıl?”
“Ekmedim. Hastalık gelmesinden korktum” dedi köylü.
“Peki, ne ektin?” diyen adama köylü: “Hiçbir şey ekmedim, kendimi emniyete aldım” diye cevap verdi.
Bu köylü tarlasını ekmedi ve boş bir tarlası var. Birçok insan da hayat tarlasına korkuları yüzünden ekim yapamıyor ve boş bir hayatın kenarında sigarasını tüttürüyor. Başarılı insan, hatasından ders alır, Hata yapmaktan korkmaz, Hatayı telafi etmek için çözüm üretir, Hatanın kaynağını bulur, Hatanın insanın doğasında olduğunu bilir. Hata yapmaktan korkulmamalıdır. Bir Fransız yazar ”Yapılacak o kadar çok hata var ki, aynısını yapmak için hiçbir sebep yok” demiştir. Sanıldığının aksine başarılı insanlar az hata yapanlar değil hata yapmaktan korkmayanlar ve hatalarından ders alan insanlardır. Hatalarımız yüzünden kendimizi cezalandırmamalıyız. Cezalar bizim cesaretimizi kırar, korkak davranmamıza sebep olur. Bununla beraber, hata yapmaktan korkar ve kaçarız. Bu da insanın hareket alanını daraltır ve başarıya ulaşmakta zorluk çıkarır. Öte yandan hata yaptığımızda kendimize iyi davranırsak hatanın üzerimizde oluşturacağı stres ve baskıyı azaltmış oluruz. Böylece bu hatalardan ders alınacak yönleri aramaya başlayabiliriz. Hataların isteyerek yapılmadığını unutmayın. Hatalar bir eylem sonucu ortaya çıkar. Yani bir şeylere ulaşmak, bir şeyleri başarmak için yapılan eylemler esnasında hatalar doğar. “Her hata iyi bir öğretmendir, yeter ki iyi bir öğrenci olalım”.
Yazan
Şu anda TavsiyeEdiyorum.com\'da!Şu anda Sitemizde!
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Acı Veriyorsa Geçmiş " Geçmemiş " Demektir." başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.İlkten ÇETİN'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.İlkten ÇETİN'in izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     16 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
İlkten ÇETİN Fotoğraf
Psk.İlkten ÇETİN
İstanbul (Online hizmet de veriyor)
Psikolog
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi257 kez tavsiye edildiİş Adresi KayıtlıTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Şu anda TavsiyeEdiyorum.com'da! Şu anda Sitemizde!
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.İlkten ÇETİN'in Makaleleri
► Geçmiş Yaşamları İyileştirmek Psk.Dnş.Mehmet POLATOĞLU
► Ergenlik Ne Demektir? Psk.Hülya MACİT
► İşlevini Yitirmiş Aile Ne Demektir? Dr.Psk.Fatih SÖNMEZ
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 19,489 uzman makalesi arasında 'Acı Veriyorsa Geçmiş " Geçmemiş " Demektir.' başlığıyla benzeşen toplam 17 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


09:16
Top