2007'den Bugüne 84,869 Tavsiye, 26,547 Uzman ve 18,905 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Modern Çağın Darağacındaki Bilimi Psikoloji ve Mantık Düzleminde Savunması
MAKALE #3956 © Yazan Psk.İzzet GÜLLÜ | Yayın Aralık 2009 | 4,059 Okuyucu
Kimimiz farkındayız, kimimiz değil! Bazen üstü kapalı bazen de açık, biz psikologların genel anlamda psikolojik hizmetleri sunmasına “hasta – hekim ve tedavi” gibi ruh sağlığı hizmetini salt “hastaya” ve “medikal tedaviye” indirgeyici yaklaşımlar nedeniyle bazı kesimlerce zaman zaman karşı çıkılmaktadır. ÇoK yaygın olan bu sessiz eğilimi daha fazla gizlemenin bir manası yok. Allah'ın bildiğini kuldan saklayacak değiliz! Hatta öyle ki bu güçlü tavır çok ileri boyutlara dahi gidebilmekte, çoğu sitede ve yayın materyallerinde karşılaştığımız üzere "biz psikologları (onlar edebiyat fakültesinden mezun, üstelik de 4 yıl eğitim aldılar gibi) küçümseyici" bazı ifadelerin sarfedilmesine kadar bile varabilmektedir.

O bakımdan belirtmekte fayda var: Bu yazı, aynı mantığı taşıyan küçümseme ve saldırı amacı sergileyen karşı bir atak değil, samimi niyetli bir mesleki savunma refleksinin açık tezahürü olarak algılanmalıdır.

Hepimizin malumu olduğu üzere, bazı kişiler ve kesimler ruh sağlığı meselesine sadece medikal bakış açısıyla ve salt tedavi gözüyle bakmakta, psikologların hekimle birlikte çalışması gerektiğini söylemektedirler. Bu kişi ve kesimler psikologluğu, sırf eğitim süresi, hekim olmamaları vb. nedenlerle diğer sağlık meslekleriyle bir görmek istemektedirler. Oysa psikoloji radyoloji, fizyoterapi, biyologluk, röntgen teknisyenliği gibi salt tıbbi yönü olan bir meslek değildir. Çünkü psikologlara gayet sağlıklı insanlar da başvurma gereksinimi duyabilmektedirler. Örneğin, çocuğuma iyi bir anne olabilmek için nasıl davranmalıyım, babasını yeni kaybeden 10 yaşındaki kızıma bu süreci kolay atlatması için ne yapabilirim, kocamla aramızdaki iletişim sorununu nasıl çözebiliriz, çocuğumun okul başarısını ve ders çalışma azmini nasıl ve hangi yöntemle artırabilirim gibi konularda sorular sorma - danışma ihtiyacı da duyabilmektedirler.

Psikologların hekimle birlikte çalışmaları gerektiği iddiası haddizatında mesleki ve etik olmaktan çok, kanımca alanda tek yetkin meslek olarak kalma isteği vb. kaygılarla ileri sürülmektedir. Çünkü herkes çok iyi bilmektedir ki, psikologlar yıllardan beridir Adliyelerde, Ceza Evlerinde, Üniversitelerin Mediko Sosyal Birimlerinde, Okullarda ve Rehabilitasyon Merkezlerinde, Futbol Kulüplerinde, Danışmanlık Merkezlerinde vb kurumlarda hekimlerden bağımsız olarak mesleklerini zaten icra edebilmektedirler. Psikologlar, oralarda verdikleri hizmetlerin benzerini toplumun geneline yönelik olarak da pekala verebilmelilerdir.

Yine ülkemizdeki psikiyatri hekimlerinin çoğu, maalesef psikologları sadece psikolojik test uygulayan "psikiyatri teknisyenleri" olarak görmek istemektedirler. (Çok güçlü ve yaygın olan bu eğilimin varlığı, özellikle hastanelerde çalışan psikologların daha öncelik arzeden işlerde etkin ve verimli çalışmasını büyük ölçüde engellemektedir. Onca ihtiyaca rağmen çoğu psikoloğun mesaisi maalesef, hekimlerin talep ettikleri üç – beş zeka vb testle geçiştirilebilmektedir. (Hep düşünmüşümdür: Bir uzman test yapmadan, ölçek / envanter uygulamadan, hatta bir kaç sorudan fazlasına gerek duymadan depresyonu anlıyor, fobiyi belirliyor, hatta şizofreni tanısını bile koyuyor, peki nasıl oluyor da zaten ortada gün gibi duran zeka seviyesini tespit edemiyor? Sahiden bu zeka neymiş böyle de biz bilmiyormuşuz!)

Hiç bir dayanağı olmayan bu eğilimin varlığı, anlatılanların, yani psikologlara bakış açısının çok da haklı olmayan gerekçelerden kaynaklandığı iddiamın doğruluğuna dair iyi bir örnektir. Çünkü başta psikiyatri hekimleri olmak üzere herkes çok iyi bilmektedir ki, psikologlar psikometriden değil; psikoloji bölümünden mezun olmuş, 4 – 5 yıllık yüksek tahsil hayatları boyunca sadece, psikoloji eğitimi almış, bu yüzden psikoloji bilgisi hekimlerden çok daha derin olan kişilerdir. Bu nedenle, söz konusu uzmanlar atıl durumda oturmaya, böylece körelmeye terk edilmemelidirler. Hele de psikologlara ihtiyacın had safhada olduğu günümüz dünyasında.

Yine bu konu gündeme geldiğinde, biz psikologların bahsi edilen hizmetleri sunabilmeleri için “klinik psikolog”, yani yüksek lisans mezunu olmaları gerektiği söylenmektedir. Bunu iddia edenler de yine psikolojik hizmet gereksinimine sadece “hasta, hastalık ve tedavi” olarak eksik bakmaktadırlar. Daha önce de ifade ettiğim gibi, bu alanda insanlarımızın sadece psikolojik tedaviye değil (psikolojik tedaviyi klinik ünvanlı ve/veya deneyimli psikoloğun uygulaması elbette ki daha uygun olur. Ancak esası dinlemeye ve konuşmaya dayalı bir tedavi olan bu metodu 4 - 5 yıl boyunca psikoloji eğitimi almış olan bir psikolog da pekala yürütebilir); tedavi dışı psikolojik hizmetlere de (psikolojik danışmanlık, psikolojik destek, psikolojik eğitim vb.) çok büyük bir ihtiyaçları vardır.

(Tespit 1: Tıpta ileri düzeyde uzmanlaşma olduğu halde nasıl ki uzmanlık yapmayan, sadece fakülte mezunu olan pratisyen hekimlerim genel tıbbi tedavideki rolü ortadan kalkmamıştır, aynı şekilde, klinik alanda uzmanlık yapmamış, tıpkı pratisyen doktor gibi fakülte mezunu olan ve “psikolog” ünvanına sahip bulunan psikologların da alanda psikolojik danışmanlık, psikolojik destek, psikolojik eğitim gibi birinci basamak yardım yardım yöntemlerini sunabilmeleri her zaman için mümkün olmalıdır.)

(Tespit 2: Bilindiği üzere sağlık, ruh ve beden sağlığı olmak üzere ikiye ayrılır. Yine insan, ruh (psikoloji) ve beden (fizyoloji) den meydana gelmiş bir varlıktır. Pratisyen hekimler bu yapının ağırlıklı olarak fizyolojik kısmını okumuş, dolayısı ile "fizyolojik sağlık" alanında; psikologlar aynı yapının psikolojik bölümünü öğrenmiş, bu nedenle "psikolojik sağlık" alanında her zaman için hizmet verebilmelilerdir. En azından pratisyen hekimler alanlarıyla ilgili hizmetleri verebildiği sürece dengi bir eğitimden geçen, aynı şekilde fakülte düzeyinde eğitim alan psikologlar da pekala verebilmelilerdir.)

(Tespit 3: Lisans mezunları için Danışman Psikologluk (pratisyen hekimliğe karşılık gelen), yüksek lisans yapan yahut hastanelerde belli süre uygulamalı / klinik çalışan psikologlar için Klinik Psikologluk (psikiyatri uzmanlığına denk düşen) ünvanı verilmesi düşünülebilir. Bu temel ayrıma uygun hizmet yapılanmasına gitmek de pekala mümkündür).

Psikologların alanda çalışması söz konusu olunca, konuyu sadece hastalık ve tedavi olarak eksik algılayan bazı kesimlerce, "Terapiyi herkes yapamaz, terapi yapabilmek için özel bir eğitim almak gerekir" denilmektedir. 4 – 5 yıl katıksız psikoloji okuyan bir psikologa (en az bir dönem, genellikle de 1 yıl boyunca psikoterapi ve onu besleyen gözlem – görüşme gibi başka dersler aldıdıkları halde) bunu yapamazsın diyenlerin 5 - 10 - 15 günlük kısa sertifika / kurs programlarıyla kendilerini buna yetkili görmeleri çok ilginçtir.

(Tespit 4: Fakülte düzeyinde Anotomi / Fizyoloji öğrenmeden "medikal tedavi" yapılamadığı gibi akademik çapta Psikoloji eğitimi almadan "psikolojik tedavi" yani psikoterapi yapılamaz. Bu bilimsel gerçeğin ışığında meseleye baktığımızda psikoterapi yapmaya en uygun kişilerin zaten psikologlar olduğu görülür.)

Bu kişi ve kesimler terapi deyince hemen "psikanalitik yönelimli terapiyi" anlarlar ve anında harekete geçip "terapi zordur" derler. Evet, terapinin bir çok çeşidi vardır ve kastedilen "Freud’iyyen Terapi" hakikaten de zordur. Özel bir eğitim sürecini gerektirir. Ancak terapi demek, sadece “analitik yönelimli terapi” demek değildir. Başta bilişsel terapi olmak üzere bir çok terapi çeşidi mevcuttur. Bütün terapilerin her soruna ilişkin basit ve genel bir sistematiği vardır.

Zaten yapılan araştırmalara göre (Garfield, 1986) terapilerde sonucu, kullanılan terapi biçimi ve uygulanan prosedürden / yöntemden ziyade bütün terapilerde ortak olan "koşulsuz kabul, güven ilişkisi, rahatlatma, iyi dinleme, anlamaya çalışma, empati, telkin, ikna" gibi ortak faktörler belirlemektedir. (Kaynak: Psikolojiye Giriş Kitabı, Sayfa: 686, Sosyal Yayınları). Freud bile, "dinlemek tedavinin yarsıdır" demektedir. Bahsi edilen bu sistematik yöntem, bir eğitim yılı süresince bile rahatlıkla öğrenilebilir.

(Tespit 5: Örneğin, fobiler için korku nesnesinin üzerine gitmeye dayalı ve adına sistematik duyarsızlaştırma denilen basit bir terapi yöntemi vardır. 4 yıl eğitim almış bir psikologa bunu ve bundan çok daha zor olmayan diğer yöntemleri uygulayamazsın demek iyi niyetle izah edilemez.

(Tespit 6: Psikologlar Derneği’nin yayınladığı, bütün sorun durumlarına bilişsel terapinin uygulanmasını anlatan ve çok fazla bir hacmi olmayan Bilişsel Terapiler kitabı bu konuda iyi bir örnektir.)

Bu tutum, ancak mesleki taassubla açıklanabilir ve kamu yararına olan bir yaklaşım asla değildir.

Psikiyatri uzmanlarının 4 - 5 yıl gibi uzunca bir sürede kazandıkları bir uzmanlık alanında, çok sınırlı bir sürede ve çok yüzeysel bir eğitim almış olan pratisyen hekimlerin tanı koyup tedavi uygulayabilmesi, evet tanı koyup ilaç yazabilmesi mümkünken, aynı şekilde fakülte düzeyinde insan psikolojisi eğitimi almış bulunan psikologların alanda yok sayılması, işlevlerinin sadece test yapmaya, diğer bir deyimle psikiyatri teknisyenliğine indirgenmeye çalışılması, bugün ortaya çıkan ve bundan sonra da hızla artacak olan birçok bireysel, ailevi ve toplumsal sorunun asıl nedenini oluşturmaktadır.

Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Modern Çağın Darağacındaki Bilimi Psikoloji ve Mantık Düzleminde Savunması" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.İzzet GÜLLÜ'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.İzzet GÜLLÜ'nün izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     2 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.İzzet GÜLLÜ'nün Yazıları
► Modern Çağın En Büyük Günahı;rutin Psk.Dnş.Ümran ÖRKÜN
► Yaygın Mantık Hataları Psk.Emir Emre DOĞAN
► Çağın Hastalığı: Depresyon Psk.Handan ERDOĞAN
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,905 uzman makalesi arasında 'Modern Çağın Darağacındaki Bilimi Psikoloji ve Mantık Düzleminde Savunması' başlığıyla benzeşen toplam 30 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
◊ Bir Veda Yazısı Haziran 2018
◊ Bu Yazıyı İyi Anla ÇOK OKUNUYOR Haziran 2018
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


05:57
Top