2007'den Bugüne 84,869 Tavsiye, 26,547 Uzman ve 18,905 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Psikoterapi Nedir, Ne Değildir? Her Uzman Terapi Yapamaz mı? (Terapi Olgusunda Mitler ve Gerçekler)
MAKALE #4319 © Yazan Psk.İzzet GÜLLÜ | Yayın Ocak 2010 | 5,205 Okuyucu
Herşey daha maddeci bir dünya anlayışına doğru evrilen yaşam felsefelerimizdeki bu büyük eksen kayması ile başladı. Bu kayma, çok para kazanma hırsını evvela tetikledi, sonra da besledi. Diğer yandan nüfus son yüzyılda fazlasıyla çoğaldı, her alanda yetişmiş insan sayısı arttı. Bu ise beraberinde acımasızca bir rekabeti getirdi.

Rekabet olgusu işin kolayına kaçma beleşçiliği ve ahlaki zaafiyet vasıflarıyla da birleşince sırf rakipleri (insan sağlığı ve rakip... Asla yanyana gelmemesi gereken kavramlar ama gerçek ne yazık ki hiç de böyle değil. O yüzdendir ki sağlık alanında reklam yapmak kanunen yasaktır. Reklam yasak belki ama insanlar reklam yapabilmenin başka yöntemlerini keşfetmişler günümüzde. Teknik, yöntem reklamları. Biz şu yöntemi uyguluyoruz, bu yöntem mucivezi sonuçlar doğuruyor gibi.) kenarda tutabilme, alanda daha az sayıda kalabilme, böylece daha çok maddi kazanç elde edebilme adına sinsi, etik dışı bir dizi çabalara yolaçtı.

Bu yüz kızartıcı ve zavallı çabaların başında, "Birilerini dışlama, başkalarını (rakiplerini) yok sayma, "onlar şuna ya da buna sahip değil" diye küçümseme, yaptığı işi olduğundan "çok daha zormuş" gibi lanse ederek abartma, son derece basit gerçekleri olduğundan fazla karmaşık ve kompleksmiş gibi lanse ederek "bu işi herkes yapamaz, tek biz yaparız" havası estirme davranışlarının geldiğini söyleyebilirim.

Her insanı sinir eden bazı şeyler vardır şu hayatta. Kimini yalan söylenmesi, kimimizi iftiraya uğramak, kimimizi de az para kazanmak ve insanlar arasındaki derin sosyal uçurumlar ye döndürür... Beni ise deliye çeviren daha çok, bugün bir tek havada uçurmadığı kalan terapi konusundaki şu "Herkes terapi yapamaz, terapi yapabilmek için özel bir eğitim almak gerekir" telkinleridir ne dense!

Çünkü bu çok ucuz, bu çok basit söylem bana, en az bunu diyenler kadar iyi bildiğim gerçeklere, en çok da zeka seviyeme bir hakaret gibi geliyor. Burada akla "herkes yapabilir mi peki" sorusu gelebilir. Hayır, elbette ki herkes yapamaz. Fakat burada herkes diyerek kastedilenler geniş halk kesimleri, sözgelimi avukatlar, öğretmenler, ustalar yahut çifçiler gibi psikolojik yardım dışı meslekler ve kesimler değil; bizzat fakülte bitirmiş bazı uzmanlardır.

Bu kişilere "öyle mi, eyvallah" deyip hemen geçmeseniz, peşi sıra "niçin yapamazlar peki, terapi hakikaten çok mu zordur?" diye çok basit bir soru daha ymneltecek olsanız sizi tatmin edecek, şöyle en az bir sayfa tutacak dolulukta bir cevap verebileceklerini sanmıyorum. Veremezler, hayır bilgisiz olduklarından değil, çünkü gerçeklikten uzak olan bu klişenin altını doldurabilecek argümanları olmayacağından!

Bu kişilere, "Birbirimizi kandırmayalım, ama bunu birbirimize, üstelik de gözlerimizin içine baka baka yapmayalım" diye haykırmak istiyorum burdan. Onlar duymayacak bile olsa! (Çünkü insan ancak duymak istediklerini duyar. Duymak istediklerimizi belirleyen ise kaygılarımız ve zaaflarımızdır. Unutmayın: İnanmak istemeyeni hiç bir mantık inandıramaz. Bu son derece mantıklı yazı bile.). Belki duyan birileri olur ümidiyle. En çok da bu yardıma asıl ihtiyacı olanlar duysun, onlar gerçekleri görsün diye.

Adeta "cerrahiden bile zor, kompleks, sihirli ve muhteşem" gibi anlatılanbu yardım işini sunabilecek kişileri / uzmanları koca ülkede bir elin parmakları sayısıyla sınırlamasınlar, böylece "Birilerini eksik ve yetersiz ilan ederek kolayca kendilerini bir adım öne çıkarmaya çalışanları değil de sadece işini iyi yapmaya gayret edenleri, daha etik, daha profesyonel çalışan uygulamacıları" seçebilsinler, sorunlarının çözümü noktasında daha büyük merhaleler katedebilsinler ümidiyle.

Kısaca terapi denilen, asıl adı ise psikoterapi olan bu yaklaşım nedir sahiden?

Psikoterapi psikoloji biliminin bilgi, bulgu ve de ilkeleri ile kişilere sunulan psikolojik bir yardım yöntemidir. Esası konuşmaya dayalıdır. Bu teknikte temel amaç, değişimdir. Sorunları sağlıkla, hatalı düşünce kalıplarını doğrularıyla, işlevsiz ve yanlış işleyen algısal süreçleri daha gerçekçi olanlarla (vs) değiştirerek kişilere yardımcı olmayı amaçlar.

Örneğin depresyonu gerek ortaya çıkarak gerekse besleyip sürdüren istemdışı otomatik düşünceleri tek tek tespit etmek, bunların yerine yenilerini ve daha uygun olanlarını kişilere kazandırmak. Davranış kazandırmak olan eğitimle ne kadar da benziyor, değil mi. Bence de kalıcı davranış kazandırma süreci olan eğitime çok benziyor, aynı şekilde bir değiştirme ve dönüştürme süreci olan terapi. O yüzden terapi sonucuna bakılırsa (iyileştirme, esenlendirme) bir sağlık yöntemi; ama yapılış biçimine ve yaparken ki görüntüsüne bakılınca da bir tür eğitim yöntemidir aslında.

Bu kısa izahın ardından şimdi de terapi ile ilgili "Mitler ve Gerçekler"e geçelim:

Ünlü ruh sağlığı ve hastalıkları uzmanı Prof. Dr. Orhan Öztürk, Tıp Fakültelerinde kaynak ders kitabı olarak da okutulan "RUH SAĞLIĞI VE BOZUKLUKLARI" adlı meşhur eserinde, "Ferahaltıcı bir duanın, teskin edici güzel bir sözün" bile bir tür terapi olduğunu söyler.

Çok etkili bir terapi ekolü kurucusu olan Freud ise, "Dinlemek tedavinin yarısıdır" diyerek terapinin aslında herşeyden önce iyi bir dinleme işi olduğuna vurgu yapar.

Garfield (Psikolojiye Giriş Kitabı) yaptığı bir araştırmada, terapide sonucu belirleyenin uygulanan terapi prosedürü (davranışçı terapi, bilişsel yahut varoluşçu olması) değil; her terapide ortak olan "koşulsuz kabul, empati, aktif dinleme, rahatlatmaya çalışma, güven ilşkisi" gibi ortak faktörler olduğunu ortaya koymuştur. Yani terapistin o engin teorik / terapötik bilgisinin değil; daha ziyade sanatsal vasıflarının önemli olduğunu! Bu, bütün terapi yöntemlerinin aslında birbirine çok yakın bir sonuç doğurduğunu göstermektedir. Zaten alanda çalışan uzmanların aynı sorun ve vaka türleri için bile farklı terapi teknikleri (kimi davranışçı, kimi de bilişsel gibi) kullanmaları da bu gerçeği aynıyla doğrulamaktadır.

Nedendir pek bilinmez, "Terapi zordur, herkes yapamaz" diyenler sanki tek tip bir terapi çeşidi varmış izlenimi vermektedirler. Oysa psikolojik bir yaklaşım olarak terapinin "bilişsel, davranışçı, paikoanalitik yönelimli, varoluşçu, gestalt" gibi farklı çeşitleri mevcuttur. Bunların içinde özel bir eğitim süreci gerektiren ise sadece psikoanalitik yönelimi, yani Freudiyyen yaklaşımdır.

Terapiyi tek tür bir yaklaşım gibi lanse edenler bu noktayı bilerek yahut bilmeyerek ama sürekli gözardı etmektedirler. Bilişsel terapilere dair psikologlar derneğinin yayınladığı, fazla bir hacmi olmayan, her sorun durumuna bilişsel terapinin uygulanmasını konu edinen kitap terapinin öyle anlatıldığı gibi, fakülte bitiren bir uzmanın, mesela bir psikoloğun uygulayamayacağı derecede zor olduğu iddiasını tek başına geçersiz kılmaya yetecek, hatta belki de artacak niteliktedir. ("Psikolojideki bilgi ve bulgular ışığında konuşarak yardım sunmak" demek olan terapiyi bir uzmana, hele de bir psikoloğa uzak görmek; öğretmene ders anlatamazsın, diş hekimine diş çekemezsin, mühendise ise proje çizemezsin demekle aynı mantıksal tutarlılığa sahiptir. Ancak bazı insanların öyle tutarlı olmak gibi bir dertleri falan pek yoktur. Herkesin farklı farklı dertleri vardır çünkü. Hele de günümüzde!)

Yine "terapi zordur, özel bir eğitim süreci gerektirir" diyenler terapiyi psikolojik yardımın bütünü / tamamı zannederler, bu kavramı nedense hep onunla eş anlamlı olarak kullanırlar. Halbuki, ne insanların tek ihtiyacı olan şey terapidir ne de bir uzmanın, örneğin psikoloğun yardım sunarken kullanabileceği tek yaklaşım biçimi terapidir!

Bir psikolog psikolojik yardım sunarken sadece terapiyi değil, "Psikolojik danışmanlık, psikolojik destek, psikolojik eğitim, rehberlik" gibi başka yardım yöntemlerini de kullanır. (Bunu bile bilmeyenler, şimdi bu gerçeği öğrenince "öyle mi, o zaman onlar da zordur, onlar için de özel eğitim alınması gerekir" diyecekler, birileri de hemen bu hizmetlere yönelik kurs merkezleri açmaya, derhal ücret çizelgeleri hazırlamaya başlayacaktır.)

Yine bu kişiler terapiyi tedavi ile eş anlamlı bir biçimde kullandıklarından, sözü edilen yöntemi danışan yahut hasta hemen herkes için, bütün sorun durumlarında mutlaka kullanılması gereken (ve kullanılabilecek olan... Halbuki terapide vaka ve sorun seçimi çok önemlidir, her zaman için herkese uygulanamaz), amacı ise sadece tedavi olan bir yaklaşım olarak görürler, böyle gösterirler. Oysa terapi eşittir tedavi değildir. Terapinin, "Çözümleyici terapi, destekleyici terapi, analitik terapi" gibi çeşitleri de vardır. Evet, terapinin tedavi dışı amaçlarla kullanıldığı yerler ve durumlar da sözkonusudur.

Bu durumda zor olan hangisidir?

Hepsi mi?

Kronik bir hastaya ya da eşinden daha yeni boşanmış birine destekleyici terapi yapmak mı zordur; ağır bir depresyon vakasında, işin içine bilinçaltı süreçlerin de girdiği analitik eksenli bir terapi yaklaşımı uygulamak mı?

Yine bu kişilerin çoğu psikolojik yahut ruhsal yardım deyince, ilaç dışı yaklaşımların tamamını sadece terapiden ibaret zannederler, hepsini birden "terapi" adı altında toplarlar. Topladıklarını da terapiyi sadece, aslında zorluğu tartışmasız tek yöntem olan psikoanalitik yönelimli terapiymiş gibi kabul ederek kolayca "terapi zordur" çıkarımına giderler.

Bu kişilere soruyorum:

Danışmanlığı terapiden ayıran nedir? İkisi aynıdır diyenler için (ki ben de büyük ölçüde aynı görüşteyim) ne düşünüyorsunuz? Her şeyi zor - kolay, normal - anormal, sağlıklı - hasta diye kategorize etmeye alıştığımız için "Danışmanlık daha hafif vakalarda kullanılır" mı? Daha ağır vakaların danışmanlığa ihtiyacı yok mudur yani? Asıl ihtiyacı olan onlar değil midir? Bir psikolojiye sahip olup da, hele de ağır bir ruhsal sorunu bulunup da danışmanlığa yer yer, zaman zaman ihtiyaç duymayan kim olabilir?

Aynı mantığın bir ürünü olarak çoğu insan terapiyi sadece "engin ve çok zor olan bir bilgi işi" zannetmektedir. Bu fikre de kanaatimce, bu işi yapabilmek için gerekli olan akademik ve daha başka eğitim koşuluna bakarak varıyorlar. Oysa akademik / yüksek eğitim şartı, işin zor ve çok bilgi gerektirmesinden öte nosyon, yani mesleğin gerektirdiği vasıfların kazanılması, içselleştirilmesi için gereklidir.

Eğer iş salt bilgi işi olsaydı akademi dışında bu bilgiyi edinen (bir iş için gerekli olan sınırlı bilgi pek çok yolla edinilebilir çünkü), bunu bir şekilde ispatlayan herkese bazı ünvanlar (doktorluk, avukatlık, mühensilik gibi) verilebilirdi. Verilebilirdi evet, ama verilmez. Bunun olmayısı, uzun eğitim sürecinden kastın sadece bilgisel yeterlilik kazanmak / kazandırmak olmadığını, bu sürecin aslında kişileri mesleğe her yönden hazırlama amacı taşıdığını gösteriyor.

Örneğin, empati yeteneği kazandırma (ki yukarıda da bahsettim, bu, terapide sonucu en az bilgi kadar belirleyen asıl faktörlerdendir), etik değerler, ilkeler kazandırmak... Bu, özellikle tanımını öğrenmekle, etik değerlerin neler olduğunu bilmekle sahip olunabilen kazanımlar olmadığından eğitim nispeten uzun sayılan bir sürece yayılmıştır. Yoksa terapi için lazım olan teorik bilgi ortalama zeka seviyesinden herkese 1 ayda, 2, ayda, 3 ayda, en fazla 5 ayda pekala öğretilebilirdi. (Nitekim bu kadar -hatta daha kısa- süreli kurslarda, sadece bilgiyi yeterli gördüklerinden olsa gerek, bugün terapist ünvanları pekala verilebiliyor. Bu olgu, analizlerimi doğruluyor.)

İşin özü şu!

Psikolojik yardım ne sadece ilaçtır, ne de terapidir.

Ne uzmanın size sunacağı yardım sadece terapiden ibarettir ne de terapi eşittir sadece tedavi demektir.

Alanda, bir uzmanın size verebileceği, vermesi de gerekli terapi dışı yardım yöntemleri de vardır ve bunlara duyulan ihtiyaç terapiden hiç de az değildir, hatta çok daha fazladır. (Danışmanlık, destek, eğitim, rehberlik gibi)

Uzun eğitim süreci şartı terapinin çok zor teorik bilgiler gerektirmesinden değil (bilakis çok basit bir teorik zemini ve sistematiği vardır.), terapide asıl sonucu belirleyen faktörler olan "empatiklik, samimiyet, güven ilişkisi kurabilme, iletişim becerileri, etik ilkelerin içselleştirilmesi" gibi uzun zaman gerektiren mesleki vasıfların kazanılabilmesi içindir.

Evet terapide asıl olan da bu özelliklerdir. Terapi salt kuru bilgiye dayalı akademik bir uğraş değil; sabır, hoşgörü, anlayış, sıcaklık, samimiyet, güvenirlik, üretkenlik, empatiklik, iletişim becerileri vs. gerektiren bir işçilik hizmetidir. İsteksiz, sabırsız, dayanıksız bir işçi nasıl ki işinde sadece "çuvalları nasıl taşıyacağını, neresinden tutacağını çok iyi bilmekle" başarılı olamaz, aynı durum psikoterapi için de fazlasıyla geçerlidir.

Velhasılı, "O terapi yapamaz, bu yapmamalı, şu hiç olmaz" diyerek (sonucu belirleyen unsurlardan birisi olan etik değer zaafı ortaya koyarak... Bu durumda kendisi yapamaz aslında.) size "Terapi eşittir yardım: O halde o sana hiç bir yardım sunamaz" yanlış ve artniyetli mesajını verenlere, sizi tek başına sonuca asla götüremeyecek kuru bilgiyle yardım alınabileceğini zannettirerek daha etik çalışan (dolayısı ile daha başarılı olması beklenilen) uzmanlara ulaşımınızı engelleyenlere, böylece insanları fahiş ücretler ödemek zorunda kalacakları bir kaç kişiye mahkum etmeye çalışanlara itibar edilmemelidir.

Psk. İzzet Güllü
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Psikoterapi Nedir, Ne Değildir? Her Uzman Terapi Yapamaz mı? (Terapi Olgusunda Mitler ve Gerçekler)" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.İzzet GÜLLÜ'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.İzzet GÜLLÜ'nün izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     2 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.İzzet GÜLLÜ'nün Yazıları
► Cinsel Terapi Nedir, Ne Değildir? Psk.Gülüm BACANAK
► Psikoterapi Nedir? Ne Değildir? Psk.İlke TARHAN
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,905 uzman makalesi arasında 'Psikoterapi Nedir, Ne Değildir? Her Uzman Terapi Yapamaz mı? (Terapi Olgusunda Mitler ve Gerçekler)' başlığıyla benzeşen toplam 31 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
◊ Bir Veda Yazısı Haziran 2018
◊ Bu Yazıyı İyi Anla ÇOK OKUNUYOR Haziran 2018
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


06:53
Top