2007'den Bugüne 73,926 Tavsiye, 24,489 Uzman ve 16,736 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!



"Ne" Yaptığımız mı Önemlidir Yoksa "Nasıl" Yaptığımız mı? (Köyde Yaşamak ile Köylü Yaşamak Arasındaki Fark)
MAKALE #4542 © Yazan Psk.İzzet GÜLLÜ | Yayın Şubat 2010 | 4,403 Okuyucu
Mutsuzluk yahut sıkıntılar bardağın taşması hadisesidir. Bu bardağa düşen birkaç damla da yaşadığımız çevre ve yaptığımız işle ilgilidir. Çünkü seçilen iş, icra edilen meslek ve içinde yaşadığımız yaşam yeri insanoğlu için çok önemli birer yaşam olayıdır.

İnsan belli bir işe ya da belli niteliklere sahip eşe sahip olmayı neden çok ister? Bu sorunun elbette herkese göre değişen cevapları vardır. Ancak bu olası cevapların ortak bir yönünün bulunması kuvvetle muhtemeldir. Nedir bu ortak ve mühim nokta peki?

Aslında iş, meslek ve eş seçerken aradığımız bütün kriterlerin arkasındaki en nihai amaç, rahat bir yaşam kalitesine sahip olma, iyi, saygın bir sosyal konum edinme gereksinimi ve daha da nihayetinde ise "mutluluk" beklentisidir. Diğer bir ifade ile belli özelliklere sahip işe, mesleğe ve de eşe sahip olunduğunda yaşam kalitesinin yükseleceği, dolayısı ile mutluluğun gerçekleşeceği varsayımına dayalı kesin bir inanç ve bu inançtan kaynaklanan yüksek bir beklenti söz konusudur.

Kafamızdaki iş, meslek ve eş tercihlerinin beklediğimiz nihai sonucu ortaya çıkarması olasılığı elbette ki mevcuttur. Her ne kadar yüzde yüz olmasa da. Ancak bu genel düşünce ve yaklaşım biçiminde iki temel hata söz konusudur:

Birinci Hata

Nihai gaye olan mutluluğun rahat, itibar sunan bir meslekte ve belli özelliklere sahip eşte olduğuna ilişkin inancımızdan kesin olarak emin olmamızdır. Hatta bu inancımızı, hata payı bulunan subjektif bir çıkarım olması gerçeğini unutarak doğruluğu kanıtlanmış bir kanun gibi aklımızın tam ortasına kazımış olmamızdır. Gerçekten de mutluluk birebir olarak bunlara mı bağlıdır?

İkinci Önemli Hata


İyi, itibar sağlayan ve rahat bir yaşamı gerçekten de sadece kafamızda belirlediğimiz meslekler mi sağlar? Örneğin çok para kazanmak için iyi bir mühendis yahut doktor; esnek bir mesai ve kendi işimizin patronu olabilmek için de illaki avukat olmak mı gerekmektedir? İstenen sonucun ortaya çıkmasında “Ne” yaptığımız kadar “Nasıl yaptığımızın” da rolü yok mudur?

Köyde Olmak İle Köylü Olmanın Farkı

Köyde yaşayan bir çok insanımızın yaşam şartlarının ağırlığı ortadadır. Belli meslek gruplarının sürdüğü yaşam kalitesi ise bilinen bir diğer gerçektir. Köylü olmak, sözgelimi köyde çiftçilik yapmak klasik köylü vatandaşlarımızın bilinen yaşam algısına, mesleki bakış açısına, zahmetli meşguliyet tarzına sahip olmayı gerektirir mi sahiden?

Bir kişi çiftçilik mesleğini aynı şehirdeki mesai anlayışı içersinde yerine getirerek akşam 5:00’da traktörünü evinin önüne çekemez, üzerini değiştirip, çocuklarını ve eşini de yanına alıp şehre gezmeye gidemez mi mesela?

Aradığımız rahat yaşam tarzına engel olan köyde çiftçilik mesleğini icra etmek midir yoksa geçmişten gelen klasik köylü / çiftçi zihniyetine sahip olmak mıdır? Çiftçilik mesleğini yapmak için illa ki bu bakış açısına ve klasik çiftçilik algısına sahip olmayı mı gerekmektedir? Bu mutlak surette ortaya çıkan kaçınılmaz bir durum mudur?

Köyde işini iyi öğrenip bir doktor kadar kazanmak, bir avukat gibi mesai planını ayarlayıp kendine boş, özgür, kaliteli zamanlar hazırlayabilmek, dolayısı ile imrenilen ve meslek seçimimizde temel belirleyiciler olan (ve bizi peşinden sürükleyen) niteliklere çiftçilik mesleğini yaparak da sahip olabilmek gerçekten de imkansız mıdır?

Oysaki köyde yaşamak ve çitçilik mesleğini icra etmek illa ki köylü olmayı, klasik köylü yaşantısını sürdürmeyi gerektirmez. Nitekim köyde yaşayan nice Mehmet Beyler olduğu gibi yıllardır şehirlerde yaşayan pek çok Mehmet Ağalar da vardır. O yüzden belli ve istendik bir takım nitelikleri belli mesleklerle özdeşleştirmek sağlıklı bir düşünce işleyişi değildir. Bu yanlış algı herkesin (özellikle gençlerin, öğrencilerin) belli iş ve mesleklere yönelik abartılı beklentiler içersine girmesine; bu ise yüksek düzeyli ve süregen streslere, büyük hayal kırıklıklarına ve mutsuz yaşamlar sürmeye neden olmaktadır.

Halbuki bugün hali vakti yerinde bir çok kişi köye benzer yaşam alanlarını seçmekte, boş zamanlarında meşguliyet için bağ – bahçe işlerini, bir nevi çiftçilik işlerini tercih etmektedir. İşi rençberlik olan bir çiftçi ile boş zamanlarında bahçe işleri ile uğraşan farklı meslek sahibi bir kişi arasındaki tek fark, sadece geçimini temin ettikleri parayı hangi işten kazandıklarıdır. Bu fark gerek süreç gerekse sonuç açısından anlamlı düzeyde bir fark sebebi asla değildir. Evet farkın sebebi hangi işi yaptığımız değildir. Farkın asıl sebebi yaptığımız işi hangi bakış açısı ve felsefeyle yaptığımız meselesidir. Burada çiftçilik örnek olarak verilmiştir. Aynı durum tercih edilmeyen diğer meslekler için de düşünülebilir.

...


Bir danışanım vardı. Liseyi 1960’lı yıllarda bitirmişti. Lise eğitimi ile o günkü şartlarda devlet kademesinde bir çok işe girebilme imkanı olduğu halde o bunu tercih etmemişti. Toprak sevgisi kendisini bir mıknatıs gibi kendisine çekmiş, çocukluk yıllarını geçirdiği o şirin ve yokluklarla sarılı küçücük köyünden koparamamıştı. Giyimine - kuşamına, yaşam felsefesine, hayata bakış ve düşünce biçimine, mevcut yaşam kalitesine bakınca Hamdi Beyi köyde çiftçilikle uğraşan bir kişi olarak düşünmek neredeyse imkansız gibiydi. Kendisi çocuklarını şehirde yatılı okutuyor, hanımı orta halli bir şehirli vatandaş gibi giyiniyordu.

Görüşmede, sabah 8:30’da işinin başına geçtiğini, akşam saat 5:00 olduğunda paydos ettiğini anlatırken ben hayretler içinde kendisini dinliyordum. Hatta öyle bir ruh hali içersine girmiştim ki kendisine imreniyor, "Keşke ben de, keşke herkes...” demekten bir türlü kurtulamıyordum. Traktörü mesai bitiminde evinin önüne çeken Hamdi Bey en az haftada iki gün eşini de yanına alıp şehre gezmeye, alış verişe gittiğinden, çocuklarını yurttan alıp birlikte dolaştıklarından, 15 - 20 günde bir şehirde yatılı misafir olduklarından, yeni vizyona giren bazı filmleri, özellikle de yerli filmleri kaçırmamaya çalıştıklarından bahsediyordu. Ve o eşsiz insanın (Allah uzun ömürler versin) şu veciz sözü kulaklarımda hayatımda duyduğum en hikmetli sözlerden biri siolarak hala çınlamaktadır:

“Köyde yaşamak demek köylü yaşamak demek değildir.”

Köyüyle ilgili bir dernek kuran, çevre köylerden üniversiteyi kazanan çocuklara yönelik burs ve benzeri hayır hizmetlerinde de bulunan Hamdi Beyin son derece geniş ve saygın bir çevre edindiğini dinlemek bana büyük bir haz veriyordu. Kütüphaneye üye olduğunu, şimdilerde köyüne bir kütüphane açmak gibi bir uğraşı içersine girdiğini, kısa süre sonra bu işi de başaracağına inandığını anlatırken ki azmine, yaşama sevincine, kendisine olan güvenine, engin ve derin düşünce ufkuna ağzım açık bir vaziyette (görüşmeyi falan unutmuş) hayranlıkla bakıyor, "Sevgili Hamdi baba, milyonlarca insanın senden öğreneceği o kadar çok şey var ki"... diye içimden geçiriyor, böylesi bir insanla tanıştığım için kendimi hep şanslı sayıyordum. (Hamdi Bey bana hep büyük önderimiz ATATÜRK'ün "... Eğitim diploma demek değildir. Nitekim ne diplomalı cahiller olduğu gibi nice diplomasız alimler de vardır" mealindeki sözünü hatırlatır.)

Doğruluğunu sınamadan peşinen kabul ettiğimiz inanç, yargı ve de kabullerimizin peşine takılıp sorgusuzca sürüklenmemiz bakın nasıl da hayatımıza yön veren birer kader halini alıyor, değil mi! Yatırım yapmadan evvel günlerce düşündüğümüz halde hayatımızla ilgili temel yargılarımızı ve hükümlerimizi beş saniyede -beynimizde- yapılandırırsak ortaya çıkacak sonuca ve buna mahkum bir yaşam sürmemiz gerçeğine şaşmamak gerekiyor.

Bu Durumda Mevcut Sonuç

Araç amacın önüne geçiyor. Vasıta gaye oluyor, gaye vasıta haline geliyor.

Aslında Olması Gereken Sonuç

Söz konusu amacımıza başka araçlarla da ulaşabileceğimizi fark ettiğimiz zaman bardağa düşen bir kaç damlaya daha mani olmuş oluyoruz.

ÖZETLE...

Şu yazıdaki temel gerçek hakkıyla bir kavranabilse bir çok insanın yaşamı kökünden değişebilir. Lakin biliyorum ki yine böyle olmayacak, bu yazı da diğerleri gibi hızla okunacak ve "hakikaten de çok doğru şeyler" denilecek, ardından da saate bakılarak "bugün hava çok güzel, biraz dışarı çıkıp gezeyim" diye düşünülecek, derhal üzerinden geçip gidilecek. Çünkü günümüzdeki sorun bilgi ve ne yapacağını belirleyememe sorunu değil; sözkonusu bilgiyi kavrayabilme, o bilginin yönelttiği gerçek istikametinde hızla harekete geçebilme eğilimindeki acizlik, zayıflık ve iradesizlik sorunudur.

Evet günümüzde asıl sorun, sürekli çiğneyen ama bir türlü yutamayan kişi misali sadece okuma, lakin gırtlağından aşağıya bir türlü geçirememe sorunudur.

Psk. İzzet Güllü
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
""Ne" Yaptığımız mı Önemlidir Yoksa "Nasıl" Yaptığımız mı? (Köyde Yaşamak ile Köylü Yaşamak Arasındaki Fark)" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.İzzet GÜLLÜ'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.İzzet GÜLLÜ'nün izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     1 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
İzzet GÜLLÜ Fotoğraf
Psk.İzzet GÜLLÜ
Malatya
Psikolog
Klinisyen Psikolog / Yazar
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi16 kez tavsiye edildiTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Özgeçmiş - Çalışma Alanları - Makaleler (495) - Videolar - İletişim Bilgileri
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.İzzet GÜLLÜ'nün Yazıları
► Yalnızlıkla Yaşamak Psk.Zeynep Sinem ERDOĞAN
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 16,736 uzman makalesi arasında '"Ne" Yaptığımız mı Önemlidir Yoksa "Nasıl" Yaptığımız mı? (Köyde Yaşamak ile Köylü Yaşamak Arasındaki Fark)' başlığıyla benzeşen toplam 37 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
◊ Fetö Olayı Hakkında Psikososyal Analiz ÇOK OKUNUYOR Ağustos 2016
◊ Beş Dakkada Beşiktaş Nisan 2015
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


23:57
Top