2007'den Bugüne 85,285 Tavsiye, 26,662 Uzman ve 18,981 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Çocuklarda Karakter Oluşumu ve Gelişimi
MAKALE #4561 © Yazan Psk.Serap DUYGULU | Yayın Şubat 2010 | 11,903 Okuyucu
Karakter Nedir?

Çocuklar kendilerine has kişilik özellikleriyle dünyaya gelirler.Her çocuk farklı özellikler taşır.Aynı ailede büyüyen kardeşler arasında bile kişilik özellikleri açısından çok büyük farklar olabilmektedir. Hatta tek yumurta ikizi olan kardeşler bile birbirlerinden farklı özellikler göstermektedirler.

Sözlük anlamı olarak da kuramsal anlam olarak da aslında aynı şeyleri anlatan karakter:Bireylerin diğer bireylerle arasındaki bütün farklılıkların bütünüdür diyebiliriz.Kişiyi diğerlerinden ayıran ne varsa, karakterinin özellikleridir.Çabuk kızması ya da sakin olması, güler yüzlülüğü ya da melankolik yapısı,içe dönük ya da dışa dönük olması gibi her türlü özellik karakter başlığı altında toplanabilir.Karakter aslında kişilik,mizaç ve huy kelimeleriyle eş anlamlı olarak da kullanılır ve hepsi aynı anlamı ifade eder:Kişiyi diğerlerinden ayıran bütün özelliklerin toplamı…

Karakter Oluşumu

Karakterin bir kişilik yapısı olduğunu biliyoruz ve bu yapı genel hatlarıyla daha doğmadan belirlenmiş haldedir.Sahip olduğumuz pek çok özellik gibi kişilik özelliklerimiz de genlerimiz yoluyla belirlenir.Bunun üzerine ilk çocukluk aşamalarında başka bazı özellikler eklenir ve bireyin karakterinin önemli bir bölümü erken çocukluk dönemi olan 6-7 yaşları civarında tamamlanmış olur.

Son yıllarda özellikle eğitim anlamında çok kullanılan ‘7 çok geç ‘ sloganı bu açıdan çok önemlidir ve çok doğru bir anlamda kullanılmaktadır.Gerçekten de bireyin hem kişilik hem de bilişsel özelliklerinin % 80 ‘i 7 yaşından önce tamamlanmış olmaktadır. Dolayısıyla bir çocuğa kazandırılacak ne varsa erken çocukluk olarak tanımlanan 0-6 yaşlar arasında değerlendirilmelidir.

Karakter Oluşumunda Etkenler

Genlerimiz yoluyla belirlenmiş olan karakterlerimiz en geç 6-7 yaşına kadar büyük bir oranda şekillendikten sonra geri kalan ne varsa ailemiz ve çevremizden gördüklerimizle ,öğrendiklerimizle oluşuyor.

Özellikle okul öncesi dönemde en etkili faktör önce aile,sonra okul olarak öne çıkıyor.Bu dönemler çocuklarda taklit eğiliminin dikkat çektiği dönemlerdir. Çocuk ilerde kendisiyle özdeşleştireceği pek çok davranış içimini bu yaşlarda,başkalarını taklit ederek öğreniyor.Çocuk kendi davranışlarını ve bu davranışlara karşılık gelen tepkileri değerlendirerek,kişilik oluşumunda önemli adımlar atmaya başlıyor.Toplum içinde kim olduğunu,ondan kim olmasının beklendiğini,hangi davranışlarının kabul görüp hangilerinin reddedildiğini belirlemeye çalışıyor.Bu aşamalar sırasında kendi toplumsal kabul değerleri ve beğenileri oluşuyor.Bütün bu aşamalar aslında zincirleme olarak birbirini hem etkiliyor,hem de tetikliyor.Bir davranış bir diğerini getiriyor.Burada ailenin ve çocuğun içinde yaşadığı toplumun etkisi çok büyük.Çocuğun kişiliğinde doğrudan önemli bir pay sahibi oluyorlar.Dolayısıyla sağlam karakterli bir çocuk istiyorsak sağlam temelleri olan toplumlar ve aileler olmak zorundayız.

Karakter Oluşumunda Ailenin Önemi

Çocuğun her türlü gelişimde en temel faktör ailedir.Özellikle aileleri gözlemlediğimizde tipik bazı ortak tutumlar görüyoruz:
  • Aşırı Koruyucu Aile Tipi:Anne babanın aşırı koruyucu ve kollayıcı olduğu bir aile içinde başkalarına bağımlı ve kendine güvensiz çocuklar yetişmektedir.
  • Aşırı Hoşgörü ve Aşırı Özen Gösterme:Her tür doğru ya da yanlış davranışında kayıtsız şartsız hoş görüyle cevap alan bir çocuk bencil olacak ve herkesin her ortamda dikkatini çekmeye,bütün ilgiyi üzerinde toplamaya çalışacaktır.
  • Reddetme:Bazen bir çocuk ailesi tarafından bir takım sebeplerle reddedilir.Fiziksel ve psikolojik olarak ihtiyaçları ya karşılanmaz ve görmezden gelinir ya da düşmanca davranışlarla.Gelecekte kendisi de her şeye ve herkese karşı düşmanca davranacak çocuklar bu tip ailelerde yetişmektedir.
  • Baskı Altına Alma:Çocuğun her yaptığı,her söylediği sürekli eleştirilerek çocuk uyarılır ve dışlanır.Böyle bir ailenin çocuğu isyankar bir yapıda ve aşağılık kompleksine sahip olarak yetişecektir.
  • Çocuğun Her Dediğini Kabul Etme:Çocuğun mutlak egemenliğinin olduğu böyle bir aile yapısında yetişen çocuklar zamanla çevrelerindeki diğer insanlar üzerinde de üstünlük kurmaya çalışırlar.
  • Çocuklar Arasında Kıyas Ya da Ayrım Yapma:Maalesef bazı aileler çocuklar arasında tercih yapmakta ya da birbirleriyle kıyaslamaktadırlar. Bu tip bir davranış çocukta yetersizlik ve aşağılık duygularına yol açmaktadır.
  • Hoşgörü ve Kabul Etme: Her şeyde olduğu gibi burada da abartıya kaçmayan bir hoş görü ve çocuğu kabul etme,onu bütün özellikleriyle kabul etmek anlamına gelir.Yanlışlar elbette yine olabilir ama ailenin tutarlı ve anlayışlı tavırlar içinde olması doğru yönü belirlemede çok önemlidir.Kendine güvenen, yapıcı, olumlu, sosyal ilişkileri sorunsuz çocuklar bu tip ailelerde yetişirler.
Bu açılardan bakıldığında çocukların karakterlerinin oluşumunda temel belirleyicinin aile olduğu daha ney olarak görülmektedir.

Karakter Oluşumunda Okulun Önemi

Okul aileden sonra en önemli eğitim yuvasıdır ve bir çocuk için sosyal çevreye açılan ilk kapıdır.Dolayısıyla da çocuğun kişiliğini biçimlendiren önemli bir sosyal kurumdur.Burada da çocuk işbirliğini,kuralları ve kurallara uymayı, paylaşmayı,üretmeyi,hem bir birey olmayı,hem de bir birey olarak topluma ait olmayı öğrenerek, bütün bunları kişiliğinde harmanlama becerisi geliştirecek ve kendi olmaya çalışacaktır.

Günümüzde eğitimin en önemli amacı,bireyi yetişkin rollerine hazırlamak ve kendisini yönetebilme becerilerini geliştirmesine yardımcı olmaktır. Bu da ancak çocuğa bağımsız düşünme becerisini kazandırmaktan geçer.
Okul dönemi çocuklar açısından aynı zamanda bir gruplaşma çağıdır.Çocuk bir takım gruplara katılarak hem onların davranışlarını ve düşüncelerini benimser ya da reddeder,hem de kendi düşünce ve davranışlarını onların kabulüne sunar.Toplumsal onay almaya çalışır.Burada kabul gören her davranış çocuğun kişilik özelliği olarak ve davranışları olarak netleşecektir.Okul dönemleri çocuk için arkadaşlık,paylaşmak, kimlik arayışları gibi pek çok farklı alanda olgunlaşmasını da sağlayan bir eğitim kurumu olduğundan önemli bir etkiye sahiptir.

Olumsuz Karakter Özellikleri

Karakter aslında kişiliğimiz demektir ve insan kişiliği sadece iyi yönlerden oluşmaz.İnsan türünün ilk evrimleşmesinden bu yana genlerimize bile kodlanmış saldırganlık gibi bir dürtümüz de var.Bu her canlı türünde var olan bir hayatta kalma ve yaşama tutunma içgüdüsünden kaynaklanır.Bu yönüyle doğaldır.Ancak uygarlıkla beraber artık bu saldırganlık dürtümüzü törpülemeyi de öğrendik.Bazı özelliklerimizi öne çıkarıp bazı özelliklerimiz bastırmak zaman içinde başarabildiğimiz bir eylem.
Bazen öncelikle aileden gelen genlerin etkisiyle ya da sonradan oluşabilen başka bazı faktörler sebebiyle bir çocuğun karakter özellikleri çok olumlu olmayabilir. Örneğin içe dönük ya da dışa dönük saldırgan özelliklere sahip olabilir. Kimi çocuk çok konuşkan, kimisi konuşmayı sevmeyen yapıda olabilir.

Yetiştiği aile ortamının da etkisiyle kendine güven sorunu yaşayan bir çocukla karşılaşmak da mümkün,ya da gözü kapalı her tür tehlikeye davetiye çıkaran bir kişilik özelliği ile karşılaşmak da. Bunlar eğer doğuştan getirdiğimiz genetik özelliklerin de etkisiyle huy dediğimiz bir biçimde yerleşmişse değiştirmek mümkün değildir.Zaten karakter dediğimiz şey kişinin ta kendisidir.Bir atasözümüz der ki ‘İnsan 7’sinde neyse 70’inde de O’dur’.

Olabilecek olumsuz yönlerimizi toplumsal yaşamda bizi ve çevremizi rahatsız etmeyecek hale getirmek,sivri noktaları törpülemek mümkündür.

Eğer bir çocuk hem kendisine hem de çevresine zararlı davranışlar sergiliyorsa,bunlar kişiliğiyle özdeşleşmişse,o zaman ciddi olarak uyum ve davranış bozuklukları var demektir ve durum ayrı bir konu olarak incelenmelidir.O zaman büyük bir olasılıkla bir uzman desteğine ihtiyaç vardır ve gerekli önlemler ancak bu şekilde alınabilir.
Ancak anne baba olarak bizden farklı düşünüyor diye,ya da farklı yapıda özellikler sergiliyor diye çocuğumuzu değiştirmeye çalışmak hiçbir işe yaramayacağı gibi,çocuğumuzun bizden daha fazla uzaklaşmasına yol açabilir.

Öneriler

Çocuğun karakter oluşunda ilk ve en temel kurum olarak aile çok önemli bir etkiye sahip.Bu konuda İngiltere’de bir araştırma yapılmış ve ortaya çok ilginç sonuçlar çıkmış: Yaklaşık olarak 3 ay süren bir anket çalışması sonucunda 800 aileyle görüşülerek 1100 çocuk gözlemlenmiş.Bütün bu araştırmanın ortaya koyduğu sonuca göre 6 yaş ve altı çocuklarda karakter oluşumunda en önemli olanın sevgi,ilgi ve birlikte oyun oynamak,paylaşımlarda bulunmak olduğu görülmüş.Üstelik kaş çatmanın,sert bakışın ve kötü sözün çocukların karakterlerinde ve zekalarında inanılmaz olumsuz etkilere yol açtığı da anlaşılmış. Önerilen şey şu ki,çocukla iletişim kurulurken gülerek sağlanan göz teması çok önem taşıyor.

Gözlemlemeler sonucunda anne ve babası düzgün konuşan, sevgiyle büyüyen çocukların ruhsal ve fiziksel gelişimlerinin de sağlıklı olduğu görülüyor.Özgüvenli ve derslerinde başarılı çocuklar oluyorlar.Aynı şekilde çocukla olan tensel temasın,onu kucaklamanın ve öpmenin çok olumlu etkileri var. Yine başka bazı araştırmalara göre,anne ve abasından eşit düzeyde ilgi ve sevgi gören çocukların daha sağlıklı ve olumlu karakter yapılarına sahip oldukları anlaşılmış.Örneğin 6 yaş ve öncesinde fiziksel şiddete uğrayan ve korkuyla büyüyen çocukların gençlik yıllarından itibaren topluma uyum sorunları yaşadıkları görülmüş.

Bütün bunlar aslında çocuğun karakterinde çok önemli izler bırakıyor ve bu izlerin ne kadar erken yaşta konulduğu da buradan anlaşılıyor.

Görülen o ki sadece ve tek başına sevgi bile pek çok olumsuzluğun önüne geçebilecek güçte.Karşılıksız,kayıtsız şartsız sevmek ve sevgimizi herhangi bir koşula bağlamamak çok önemli. Bir de unutmamak gerekir ki ‘Armut dibine düşermiş.’

Eskiler çok doğru söylemişler ve aslında onlar konunun özünü çok önceden beri biliyorlarmış.Biz nasılsak ve çocuğumuza nasıl davranıyorsak o şekilde ve o yapıda çocuklarımız olur.Bu da önce kendimize ve davranışlarımıza dikkat edeceğiz demektir.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Çocuklarda Karakter Oluşumu ve Gelişimi" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Serap DUYGULU'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Serap DUYGULU'nun izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     1 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Serap DUYGULU'nun Yazıları
► Çocuklarda Dil Gelişimi Psk.Sevda ACAR
► Çocuklarda Dil Gelişimi Psk.Mehmet UYAR
► Çocuklarda Dil Gelişimi Psk.Kamil ERTEKİN
► Çocuklarda Özgüven Gelişimi Psk.Dnş.Nuray BAŞTAN AYDIN
► Çocuklarda Dil ve Konuşma Gelişimi Psk.Dnş.Semra KESKİN
► Çocuklarda Zeka Gelişimi Emine ERASLAN
► Çocuklarda Kişilik Gelişimi Psk.Büke TUNCEL
► Çocuklarda Davranış Gelişimi Psk.Neşe GÜNEY
► Çocuklarda Sorumluluk Gelişimi Psk.Nihal ARAPTARLI
► Çocuklarda Cinsel Kimlik Gelişimi Psk.Dnş.İlayda ATICI
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,981 uzman makalesi arasında 'Çocuklarda Karakter Oluşumu ve Gelişimi' başlığıyla benzeşen toplam 19 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Baba Çocuk İlişkisi Kasım 2016
► Alınganlık Kasım 2016
► Kıskançlık Kasım 2016
► Yılbaşı ve Çocuklar Kasım 2016
◊ Dizi Dizi Hayatlar Ekim 2010
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


21:22
Top