2007'den Bugüne 86,349 Tavsiye, 26,854 Uzman ve 19,191 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Kuramlara Göre İnsan Modeli
MAKALE #569 © Yazan Uzm.Psk.Bahar TURUNÇ | Yayın Ocak 2008 | 15,465 Okuyucu
KURAMLARA GÖRE İNSAN MODELİ

İleri hipnoz kursundan sonra, bilinçaltı, bilinçüstü ilişkisini tekrar gözden geçirirken, eski bilgilere geri dönme gereği hissettim. Madem ki, zihnimiz belli kalıpları edinerek- kullanarak işliyor, öyleyse öncelikle neden- nasıl davranıyoruz hakkındaki kuramlara az da olsa değinmek, kişinin kendisini tanımasında ilk adım olabilir diye düşündüm.

Buradaki amaç, kuramların öğrenilmesi, kişinin kendini derin incelemelere alması değil, bu dünyada insan neler yapıyor- neden yapıyoru ele alan yaklaşımları incelemek. Çünkü kuramcılar da bunu merak etmişler ve bilimsel araştırmalarla pek çok soruya yanıt bulmuşlar...

İnsan düşünen bir canlıdır diye başlamışlar...Ve devam etmişler...

İnsan düşünmekle kalmaz, yaşamı- çevresini- olayları- insanları yordamak, değerlendirmek ve açıklamak ister. Çeşitli sınıflamalar yapar ve yaşamı bu sınıflamalar çerçevesinde açıklar. Olayları neden –sonuç ilişkisi içinde değerlendirerek, belli olayları ve sonuçları belli nedenlere yükleyerek yaşamı kendince anlamlandırır.

--Kadınlar duygusaldır, erkekler katı...
--İtalyanlar sıcakkanlıdır, İngilizler soğuk...
--Bu kaza yanlış sollamadan olmuştur...
--İşine çok sarılmadığından başarılı değildir...

Bu açıklama ve yorumlama sürecinde ise insanin kullandığı bir çok mekanizma vardır.
Benim görüşüme göre ( bir çok kuramcı da aynı şeyi söyler), insanlar yaşamı analiz eden birer Yaşam Psikologudurlar. Psikologlar ise ,insanların nasıl psikologluk yaptıklarını anlamaya çalışan kişilerdir.

Kuramcılara gelince, onlar öncelikle birer düşünürlerdir. Yaşamı irdeleyen insanı gözlemleyip, ortaya bir görüş atarlar, bir davranış bundan yapılıyor diye başlarlar işe, bu ilk bakışta felsefe üretmektir. Sonra bu felsefeyi sınırları- tanımları belli bir çerçeveye yerleştirip de, bu çerçevede yer alan yaklaşımları genel geçerliliği olan deneysel araştırmalarla kanıtlarlarsa, o görüşün adı artık Kuram olur. Bilimsel bir kuramın temel şartları vardır, bir davranışı her yönüyle açıklanabilir kılmak ve değişik koşul ve durumlarda benzer sonuçlar elde etmek.

Bu noktada aslında her felsefi görüşün bir kuramın zemini olduğunu düşünmüşümdür. Buna, bilim tarihine geçmiş olanların yanında, Kızılderili, Mevlana, Buda ve benzeri bir çok yaşam görüşü de eklenebilir. Bu görüşler, genel bir çerçevede ele alınıp, deneysel olarak araştırılmadığı ve de tanımlanan - tekrarlanan araştırmalar yapılmadığından, henüz felsefe düzeyindedirler.

Eğitim sürecinde üstünde tez hazırladığım kuramlardan söz etme isteğim şöyle gelişti; Günümüzün araştıran insani bilinç, enerji sistemleri, frekanslar ve bilinmeyeni öğrenmeye yönelik arzusu ile, bir çok konuda bilgi edindikçe, acaba bir matrix demiyiz, yönetim zihnimizin neresinde ya da holografik evrendeki dalgalanmalar nelerdir diyerek, kendi programını sorgulamaya başlıyor. Bunu yaparken de özden biraz uzaklaşıyor. Başlangıçta, “neden böyle davranıyorum, bu ortamdayım, aşık olunca aşk bitiyor mu, neslimi devam ettirmem mi gerekiyor, trafikte kurallara uymayanlara kızmam garip mi ...” diye başlayan sorgulama süreci, kendini geliştiren kişilerde başka boyutlara taşınıyor... Sorular çeşitlenerek artıyor. Tüm soruların ise ortak bir noktası var, gerçek ne, ne doğru ya da yanlış?

Oysa hiçbir şeyin genel doğru – yanlış yanıtı olmadığı gibi, gerçek ne sorusu da duruma ve zemine göre göreceli. İnsanin öğrenmeleri, algıları, yaşadığı ortamla sınırlı iken, aradığımız gerçek ne?

Her davranış ya da sorunun temelinde, sosyalleşme sürecinde kişilerin hangi davranışları nasıl edindikleri, yaşamı açıklarken hangi yöntemlere başvurdukları önem taşıyor. Siz ya da ben yaşamı nasıl açıklıyorsak, yaşam gerçeğimiz o oluyor. Burada doğru ya da yanlış yok, yordama ve yorum var.

Bu şuna benzetilebilir; Bilgisayarınızda bir yazılım diyelim ki Windows kullanıyorsunuz, hangisi 95- 98- XP mi? Ya da başka bir şey mi? Hangisi nasıl çalışıyor, özellikleri ve sınırları neler? Nelere imkan veriyor ya da vermiyor bu programlar? Eğer bunları bilirsek, sorularımız azalır değil mi? Daha kolay kullanılır bilgisayar, açılan bir pencerenin ne olduğunu, ya da inatla kapanmadığında durumun neden kaynaklandığını ve format gereken durumları da biliriz. Ancak öncelikle kullandığınız programı bilmemiz gerek. Bilgisayardan söz etmeyeceğim tabii ki... İnsanın yaşam yazılımını açıklayan Kuramlara genel olarak değinmek istiyorum..

PSİKOLOJİDE KURAMLAR:

Sosyal Psikoloji bireylerin duygu, düşünce ve davranışlarının, gerçek ya da gizil başka bireylerin varlığından nasıl etkilendiğini anlama ve açıklama çabasındadır (Allport, 1968). Psikoloji temel bireysel süreçler, kişiler arası ilişkiler, guruplar ve sosyal çevre gibi süreçleri incelerken, bireyler üzerindeki sosyal etkiyi ön planda tutmaktadır. Sosyal davranışı açıklamada genel temel yaklaşımlar geliştirilmiştir. Freedman, Sears ve Carlsmith (1981) bu genel yaklaşımları dört gurup altında toplamıştır.

1.GENETİK-FİZYOLOJİK KURAMLAR

Bu gurupta yer alan kuramlar, insanların davranışları üzerinde doğuştan getirdikleri içsel özelliklerin etkili olduğu görüşünü savunurlar. İnsanlar genetik olarak biçimlendirilmiş bir takım özelliklerle doğarlar. Bu özellikler insanların fiziksel ve fizyolojik yapısını belirler. Bunun yanı sıra insanları davranışa yönelten ve davranışları biçimlendiren bir çok güdüsel özellik de doğuştan gelmektedir. McDogall, Freud, Lorenz gibi kuramcılar insanın bir çok davranışının temelinde bu genetik ve güdüsel özelliklerin olduğunu varsayan açıklamalar yapmışlardır.

Bu kuramlar günümüz psikolojisinde çok etkili değildir. Kuramın ortaya atıldığı yılları izleyen süreçte, genetik özelliklerin kişinin fiziksel- fizyolojik yapısını belirlediği, ancak bunun kişinin davranışını açıklamadığı ortaya konulmuştur.

2.ÖĞRENME KURAMLARI (Davranışcılık):

1920 li yıllarda Pavlov ve Watson un çalışmaları ile başlamış, Miller ve Dollard tarafından geliştirilmiştir.

Bu yaklaşımda, bireyin davranışında geçmiş yaşantılarının ve öğrenmelerinin etkili olduğu ileri sürülür. Sadece açık ve gözlenebilir davranışlar ele alınır.Bireyin içsel herhangi bir özelliğinin etkisi olmadığı varsayılır. Diğer bir deyişle, birey geçmiş öğrenmelerle bir davranışta bulunmaktadır, ancak buradaki içsel süreç önemli değildir, ele alınan davranışın yapıldığı ana odaklanılır.

Kurama göre bireyin davranışını geçmiş yaşamdaki klasik – edimsel koşullanma ve taklit etme olarak adlandırılan üç temel öğrenme süreci biçimlendirir.

Öğrenme kuramı bir çok kurama öncülük eden, işlevini koruyan bir kuramdır.

3.ALGISAL-BİLİŞSEL KURAMLAR:

Öğrenme kuramı ile aynı yıllarda (1920), Koffka- Köhler- Gestalt tarafından yapılandırılmış, sonraki yıllarda Lewin, Heider, Festinger ve Kelley tarafından değişik alanlara uyarlanmıştır.

Başlangıçta Algısal- Bilişsel Kuramcılar Öğrenme Kuramcılarının aksine, davranışın biçimlenmesinin bireyin geçmişine bağlı olmadığını, davranışın yapıldığı andaki değerlendirmeye bağlı olduğunu savunmuşlardır. Bununla beraber son yıllardaki araştırmalara göre ise; Bireyin davranışı yapıldığı andaki bireysel değerlendirmeye bağlı olmakla birlikte, geçmişteki öğrenmelerden de etkilenmektedir.

Böylece Öğrenme ve Bilişsel Kuramlar eklektik bir yaklaşım içine girerek, davranışın öğrenildiğini, ancak yapıldığı anda da yeni bir değerlendirme sonucunda ortaya çıktığını savunmaktadırlar.

4. UYARICI- ÇATIŞMA KURAMLARI:

Bu yaklaşım bireyin davranışının basit bir çıkar hesabına göre biçimlendirdiğini öne sürer. Birey birden fazla davranış olanağına sahip olduğunda, akılcı bir biçimde kendisine en fazla yarar sağlayacak seçeneği seçer. Bu seçeneğin ne olacağına karar verme ise, bireyin psikolojik değerlendirme süreci ile gerçekleşir.

Bu kuramcılar, davranışın biçimlenmesini çatışma durumlarının çözülmesine dayalı bir süreç şeklinde açıklarlar.


GENEL BAKIŞ:

Sözü edilen kuramlar birbirlerinden kesin çizgilerle ayrılmış gibi görünseler de, temelde yatan insan modelleri öğrenme, algı, biliş, uyarıcı- çatışma gibi süreçleri kapsar. Diğer bir deyişle insana farklı açıdan yaklaşsalar da üstünde durdukları süreçler benzerdir.

Sonuçta her biri bireyin davranışını açıklarken, davranışın sosyal etken ve algı ile oluştuğu, bilişsel süreçlerde yapılandığı ve çatışmaları çözme amacında olduğu görüşündedirler. Bu 4 genel kuramdan yola çıkarak, insan davranışının pek çok yönünü inceleyen oldukça kapsamlı kuramlar içinde, en kısa tanımlarıyla belli başlıları şunlardır;

GESTALT PSİKOLOJİSİNİN YAKLAŞIMI (Köhler, 1929 ve Koffka, 1935)

İnsanların algıladıkları alanın kendilerince en göze çarpan özelliklerine dikkat ettiklerini, her şeye aynı derecede dikkat etmediklerini, bu nedenle de bilişlerinde guruplama ve sınıflama yaptıklarını açıklar.

ALAN KURAMI ( Lewin, 1951)

Kişi kendi ve içinde bulunduğu alan çerçevesinde, harekete geçirici ve sınırlayıcı güçler çerçevesinde en az çatışma durumuna yönelik olarak hareket etmeye çalışır. Bu kuramın en önemli yanı, kişi yaşamda bulunan her şeyi kendi alanında sayarken, birey ya da grubun olmadığı durumları dışarda bırakır.

BİLİŞSEL TUTARLILIK KURAMLARI

Bireyin bilişi ile davranışları arasında tutarlılık olmalıdır, eğer bu tutarlılık bozulursa, denge ve uygunluk da bozulacak, çelişki ortaya çıkacaktır. Birey bu çelişkiyi ortadan kaldırmak ve bilişini dengelemek için, mantığa büründürme, reddetme, seçenek arama ve benzeri pek çok mekanizma kullanır. Bu yaklaşım çerçevesinde insan davranışını inceleyen kuramlar şunlardır;

Denge Kuramı (Heider, 1946)
Nesnel Denge Kuramı (Newcomb, 1953)
Uygunluk Kuramı ( Osgood ve Tannenbaum, 1955)
Bilişsel Çelişki Kuramı (Festinger, 1957)

PSİKOLOJİK TEPKİSELLİK KURAMI (BREHM, 1966,1972)

İnsanlar belirli durumlarda bazı özgürlüklere sahip olduklarına inandıkları için, özgürlüklerinin tehdit edildiğini ya da engellendiğini düşündükleri zaman tepki vererek, tehdit edildiğini düşündükleri özgürlüklerini korumaya çalışırlar.

SOSYAL ALIŞVERİŞ KURAMLARI

Birey ödül- bedel farkına göre davranır. Ödül bir durum ya da ilişkiden elde edilecek haz vereci sonuçken, bedel kaygı- korku- sıkıntı gibi olumsuz sonuçlardır. Bireyin davranışı elde edeceği ödülün, ödeyeceği bedelden fazla olmasına yöneliktir. Bu yaklaşım çerçevesinde ilgili kuramlar şunlardır;

Homans` ın Sosyal Alış Veriş Modeli (1961, 1974)
Kişilerarası Bağımlılık Kuramı ( Thibaut ve Kelly, 1959 ve Kelly ve Thibaut, 1978
Hakçalık Kuramı (Waltser, Waltser ve Berscheid,1976 ve Adams, 1963)

Birey bir ilişkiye yaptığı yatırımla, bu yatırımdan elde ettiği ödül arasında bir ilişki olmasını bekler, verdikleri ile aldıkları arasında ilişki yoksa hakçalık bozulur.Burada hakçalık eşitlik demek değildir, bireyin yaptığı yatırımın kendine ne ifade ettiği ve bunun karşılığında elde etmeyi beklediği arasındaki orantıdır.

YÜKLEME KURAMI

İnsanlar çevrelerini kontrol edebilmek ve yordayabilmek için güdülenirler ve bunu yaparken de fiziksel olaylar ile insan davranışlarını neden-sonuç ilişkisi içinde değerlendirirler. İnsanların nedenini bilmedikleri bir olay ya da davranışı bir nedene bağlamalarına Yükleme adı verilir. Gözleyen hem kendi - hem de davranışta bulunan kişinin davranış nedenlerini ya çevresel ya da kişisel etkenlere yükler. Birey nedensel yüklemelerini, niyet, belirginlik, tutarlılık, görüş birliği boyutlarında kontrol ederek çevresel ya da kişisel etkenlerden hangisine yükleyeceğine karar verir.

Yükleme kuramcıları insanların neden sonuç ilişkisini nasıl kurdukları üzerinde çalışmışlardır. Başlıca Yükleme Kuramları şunlardır;

Heider ` ın Naive Psikoloji Kuramı (1944,1958)
Uyuşan Vardamalar Modeli ( Jones ve Davis, 1965)
Birlikte Değişme ve Nedensel Şemalar Modeli (Kelly, 1967)
Weiner` ın Yükleme Kuramı (1979; 1985)


YORUM:

Kuramlara Göre İnsan Modeli

Davranışçı Kuramlardan etkilenerek yapılanan Algısal-Bilişsel ve Uyarıcı –Çatışma Kuramları birbirinden farklı yaklaşımlar benimsemiş gibi görünseler de, sonuçta insanın yaşamı ele alış biçimi ve yaşamı nasıl yorumladığını ile ilgilemişlerdir.

Bu açıdan bakılacak olursa;
İnsan, dünyayı anlayıp açıklamaya çalışan ve nedensel yüklemeler yapan, haz almaya yönelik davranan , hakça paylaşımlar isteyen, çelişkilerin huzursuzluğundan kurtulmak için çelişkilerini azaltmaya çalışan, özgürlüğünün engellendiğini varsaydığı zaman tepki veren,ve kişiler arası ilişkilerden etkilenen, nerede ne yaparsa ne olacağını öğrenmiş ve buna göre davranan bir varlıktır.

Her birey, çocukluk döneminden itibaren bir çok veriyi nasıl algılayacağını ve kullanacağını öğrenen, çatışmalarını dengede tutmaya çalışan kendine özgü bir donanıma sahiptir. Bu donanımın oluşma biçimi benzer olsa da, her bireyin algi fıltresinden geçip, deneyimlerle oluşan yazılımı doğal olarak ki çok farklı olacaktır. Bu nedenle Bireysel Farklılıklar vardır ve yazılımı anlamak için Windows güzel bir örnek olsa da, insanın yazılımı çok daha karmaşık- hassas ve bireye özeldir.

Bu nedenle aynı uyaranla karşı karşıya kalan kişiler her zaman benzer tepkiler vermezler. Çünkü her bireyin yaşamı yorumlayış tarzı farklıdır. Bu noktada, kişide sıkıntı, sorun, kaygı, kişiler arası sorunlar ya da genel olarak rahatsızlık olarak adlandırılan bazı belirtiler ortaya çıktığında bireysel çözüm önem taşır. Bireysel çözümde ise, davranışın ya da inancın var olduğu ya da yapıldığı anda kişiye ne ifade ettiği ve bunun ortadan kaldırılması ya da güçlendirilmesi söz konusudur. Genel kanının aksine izlenen yaklaşım şudur; Çözüm sağlanınca neden de yok olur .

Değişmesi istenen davranış değişirse ona bağlı inanç da değişir ya da tam tersi, değişmesi istenen inanç değişirse ona bağlı davranış da değişir. Amaç değişimdir... Bu da günümüzde, şimdi ve burada ilkesi ile kısa sürede sonuç elde edilen Bilişsel- Davranışcı Yaklaşımlar ya da Hipnozla sağlanmaktadır.

Kendini arama yolculuğuna çıkanlara Kuramları hatırlatma gereğini bunun için duydum. Neden böyle davranıyoruz zaten keşfedilmiştir. Amerika` yı yeniden keşfetmek için çaba harcamak niye? Amaç var olan yazılımı kabul etmek, aksaklık varsa düzeltmeye çalışmak ve daha kaliteli yaşamak olmalı görüşündeyim.


Uzm.Psk. Bahar Turunç
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Kuramlara Göre İnsan Modeli" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Uzm.Psk.Bahar TURUNÇ'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Uzm.Psk.Bahar TURUNÇ'un izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Bahar TURUNÇ Fotoğraf
Uzm.Psk.Bahar TURUNÇ
Ankara
Uzman Psikolog
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi5 kez tavsiye edildiİş Adresi Kayıtlı
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Uzm.Psk.Bahar TURUNÇ'un Makaleleri
► Benliğin Yapısal Modeli Psk.Enes KUŞ
► Floor Time Modeli Muhammet Emin ERYOLDAŞ
► Bilişsel Terapi Modeli ile Stresle Mücadele Psk.Dnş.Halil İbrahim ÇABUK
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 19,191 uzman makalesi arasında 'Kuramlara Göre İnsan Modeli' başlığıyla benzeşen toplam 43 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Ben Seni Hep Aldattım Şubat 2008
► Kişilerarası Çekicilik Şubat 2008
► Aşka Zaman Yok Kasım 2007
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


19:13
Top