2007'den Bugüne 86,871 Tavsiye, 26,961 Uzman ve 19,241 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
İnsan: Kürküne Bakıp Muamelesini Ona Göre Seçen Varlık (Psikoloji Sohbetleri)
MAKALE #8618 © Yazan Psk.İzzet GÜLLÜ | Yayın Mart 2012 | 3,689 Okuyucu
İNSAN: KÜRKÜNE BAKIP MUAMELESİNİ ONA GÖRE SEÇEN VARLIK

Apartmana bir komşu taşınınca hemen hangi işi yaptığını öğrenmeye çalışırız. Sonra mesleğine göre ekonomik durumunu tahmin eder, ona göre bir algı ve beklenti geliştiririz. İlk defa tanıştığımız kişiye bundan sonra Ali Dayı mı yoksa Ali Bey mi diyeceğimize, selamını tebessümle mi alacağımıza yoksa görmezden mi geleceğimize genellikle bu süreçte karar veririz.

Hadi, kendinizi gözden geçirin. Kişiler arası ilişkilerde kullandığınız oturmuş kalıplarınız var mıdır? Yoksa sen ya da siz, nasılsın veya nasılsınız diye hitap edip etmeyeceğinizi yerine ve kişisine göre mi ayarlıyorsunuz? Çoğu kişi için maalesef ki bu ikincisi geçerlidir.

Bu hemen hemen hepimizde klasik olan ve koşul içeren pazarlıklı tutum çocukluk yıllarından tutun yetişkin oluncaya, hatta yaşlanıncaya dek devam eder toplumumuzda. Bu hatalı algı ve akabinde gelişen tutum ruhların olgunlaşması için gerekli olan, en önemlisi de kesintisiz sürmesi gereken ilgiyi ve saygıyı hakkıyla görmemize engel olur.

Oysa ilgi, saygı, takdir şartsız olarak, sırf insan olmakla hak ettiğimiz, en çok ihtiyacımız olan, ruhu besleyip olgunlaştıran, aksi halde ruhun çocukluk yıllarına takılı kalmasına yol açan yaklaşımlardır. Bu konudaki yaygın yapısal sakatlık nedeniyle toplumumuzda cüsse ve hacim açısından bakınca yetişkin gibi duran, ancak ruh bakımından çocuk hatta bebek karakterli kişiler son derece fazladır.

ZAYIFI ÖNLEME, GÜÇLÜYE YAKINLAŞMA EĞİLİMİ

Toplumlarda zayıfa karşı gizil tahammülsüzlük, güçlüye karşı da derin bir hayranlık vardır. Bu nedenle toplumlarda bir zayıfın ekonomik yahut sosyal olarak sınıf atlamasını kabullenmek ızdırab yüklü bir durumdur. Bu uğurda ilgili kişilerin önüne her türlü psikolojik engel çıkarılır. Eleştiri, görmezden gelme, küçümseme, kışkırtma, alaya alma, dedikodu, iftira bu yol ve yöntemlerin en başta gelenleridir. Söz konusu kişi onlara muhtaç olmadığını gösterince, yani bir yolunu bulup da bu sıçrayışı gerçekleştirince her şey anında unutulur; nasıl olsa engelleyemedik bari yakın olalım ki hiç olmazsa istifade olanağımız bulunsun bencil mantığıyla yaklaşılır.

ÖNEMİ YADSINAN BİR DUYGU: KISKANÇLIK

Toplumlarda, özellikle yaşadığımız toplumda önemi en az kavranmış gerçek kıskançlıktır. Toplumun çoğu kıskançlığı sadece kocanın karısını, genç kızın sevgilisini ya da büyük oğlanın küçük kardeşi kıskanması ile sınırlı bir olgu olarak anlar. Oysa bu duygu çoğu insanın birçok duygu, düşünce ve davranışının en önemli baş belasıdır. Bu nedenle günlük yaşamda sıklıkla karşımıza çıkan birçok bozuk huy, davranış ve yaklaşımı bu temel duygu bağlamında okumak en gerçekçi psikolojik yaklaşım olacaktır.

Çoğu kişi kendi mesleğine ya da fiziki durumuna bakarak, “Benim neyimi kıskanacak ki” diye düşünür. Halbuki insanların en çok kıskandıkları şeyler sanıldığı gibi kaba güzellik veya sahip olunan meslek değil; neşeleri, mutlulukları, huzurları, samimiyetleri, kendileriyle barışıklık düzeyleri gibi tamamen içsel ve ruhsal durumlarıdır.

Özellikle görmezden geliniyorsanız küçümsendim demekten önce çok kıskanıldım diye düşünmek, kibirli bir tutuma muhatap olduğunuzda da aynı şekilde adam kendini beğenmişin teki demektense bu kişinin kendi içinde farkında olduğu derin bir defosu var yahut beni kıskandı diye değerlendirmek daha isabetli olacaktır. Yeri gelmişken hemen belirtmek isterim ki kendini gerçekten beğenen biri istese de kibirli olamaz. Çünkü kibir bir savunma davranışıdır. Kendini gerçekten seven birinin bu türden savunucu yaklaşımlara gereksinimi olmaz. Gereksinim olmayınca da savunma refleksi devreye girmez.

HER SONUCU HAYATIMIZDAKİ BİR EKSİKLİĞE YÜKLEME HATASI VE ZİNCİRLEME SONUCU

Tekrar edilen her şey alışkanlığa dönüşür. Bir süre sonra her uğraşı doğası gereği sıkıcılık vermeye başlar. Çünkü bunun için gerekli olan duyarsızlaşma çoktan sağlanmış olur. Birçok kişi aslında bu sebeple yani eşyanın tabiatının bir gereği olarak ortaya çıkan doğal kanıksamayı, bıkmayı ve de sıkıntıyı muhatap olduğu işe, kişiye, mesleğe veya sürece yükleme hatasına düşer. Böylece ilgilendiği şeyi gözünde suçlu ilan ederek dağ gibi bir hale getirir. Derken kısa sürede, esasında kayda değer hiçbir suçu olmadığı halde işini, uğraşısını vs. bir numaralı sorun kaynağı gibi görmeye başlar.

Kendi uğraşısını böyle gördüğü oranda başka iş ve uğraşılara ilgisi, ilgi arttıkça da eğilimi ve şikayetleri çoğalmaya başlar. Bu süreç sonunda pek çok kişi masum iş ya da meşguliyetlerini en azılı düşmanları haline getirir, sonra da onunla emekli olup kurtulana dek ite kaka bir ilişki halinde yaşayarak hayatı hem kendisine hem de muhatap oldukları insanlara zehir haline getirir.

Başlangıçta sadece hatalı bir anlamlandırma süreci ile başlayan ve kısa sürede bu noktaya gelen kişinin ruhu artık daralıyordur. Nihayet daralan ruhu çevreyle olan münasebetlerini de etkilemeye başlar. İlişkilerinde sorun yaşayan, gereksiz yere ters, anormal çıkışları olan, anlayışsız diye tanımlanan mutsuz bir bireye dönüşür ardından.

İnsan akıl sahibi ve düşünen bir varlıktır. Bunları bir yandan yaşarken öbür yandan yaşadıklarını ve yaşadığı için yaşatmak zorunda kaldığı davranışları vs. de sorgulamaya başlar haliyle. Bu sorgulama süreci moralini iyice bozar, ruhunun, buna bağlı olarak da yüzünün ferini iyice söndürür. Ayrıca yaşadığı için yaşattıkları yüzünden çevreden pek çok olumsuz geri gönüt almaya da başlar. Kişi kendi eliyle yaktığı ufacık bir hatalı algı ve anlamlandırma kıvılcımı sonunda iç dünyasını adeta yangına dönüştürmüş, artık ruhsal açıdan bitmek, tamamen küle dönmek üzeredir. Kendisini her koldan sarılmış, boğulmak üzere olan birisi gibi hissetmek artık sıradan ve süregen bir ruhsal yaşantı halini almıştır.

BU VE BENZERİ BİR SÜRECİN YAŞATTIKALRINA DEPRESYON DİYORLAR. YANİ BEYİN HASTALIĞI!

Çoğu kişide bu ve benzeri şekilde işleyen ve son derece tabii olan sürecin adı, doktora gitse alacağı tanı çoktan belli olmuştur artık:

Depresyon!

Yani serotonin azalması bozukluğu! (Kesinlikle kabul etmiyorum lakin velev ki öyle bile olsa burada da görüldüğü üzere serotonin azalması neden değil, en fazla sonuçtur.)

Başta ufacık bir hata ile başlayan ve arkası zincirleme trafik kazası gibi gelişen bu süreç sonunda kişiyle ilişkisi yakın seyreden herkes bu kazaya karışır. Kişinin çocukları yaralanır, eşiyle olan ilişkisi hukuken bitmese bile bir bakıma komaya girer, çoğu zaman da hastaneye kavuşamadan ölür.

İNSANLARDAN SIKILIYORSANIZ ŞAYET

İnsanlardan çekiniyor, onları gözünüzde yüceltirken kendinizi aşağı ve basit görüyorsanız size bir düşünce kalıbı önerim olacak. Hastalığa yakalandığınızı, hatta ölmenizin an meselesi olduğunu düşünün. En önemlisi de iyileşmeniz belli miktarın altında olmaması gereken bir paraya bağlı olsun! Bir arkadaşınız delikanlılık yapsın, çıksın ve sizin için para toplamaya karar versin. Bu işe en yakınızdan başlasın, sonra aşama aşama en uzak eş, dost ve tanıdığa doğru açılsın. Ne kadar uğraşılırsa uğraşılsın toplanacak miktar sizi iyileştirmek için gerekli olan rakama ulaşamayacak, asla komik sayılabilecek bir rakamın üstüne çıkmadığı görülecektir. Oysa size gelince elleri titreyen nice eşiniz, dostunuz zaten 2010 model olan arabasını 2012 yapmak için bir çırpıda kredi çekebilecek, üzerine de sizi kurtarmak için yeterli olan faizi gözünü dahi kırpmadan veriverecektir.

Bu kurgusal açıdan hayali ancak taşıdığı mana bakımından gerçek olan süreci gözünüzde tasavvur edin ve hemen akabinde şöyle düşünün:

Bu kişiler ve çok da farklı olmayan diğer insanlar için ezilip büzülmeme, böylece onları yüceltirken bana en yakın dost olan kendimi ise yerin diplerine batırmaya değer mi?

Ben acaba ödülle cezanın sahiplerini mi karıştırıyorum? Sonuncuyu birinci görüyor, altın madalya veriyor; birinciye sonuncu muamelesi mi çekiyorum yoksa?

Psikolog
İzzet Güllü

Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"İnsan: Kürküne Bakıp Muamelesini Ona Göre Seçen Varlık (Psikoloji Sohbetleri)" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.İzzet GÜLLÜ'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.İzzet GÜLLÜ'nün izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     8 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.İzzet GÜLLÜ'nün Yazıları
► Sistem, Varlık ve İnsan Psk.Mert ÖZAYDIN
► Kuramlara Göre İnsan Modeli Psk.Bahar TURUNÇ
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 19,241 uzman makalesi arasında 'İnsan: Kürküne Bakıp Muamelesini Ona Göre Seçen Varlık (Psikoloji Sohbetleri)' başlığıyla benzeşen toplam 40 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
◊ Bir Veda Yazısı Haziran 2018
◊ Bu Yazıyı İyi Anla ÇOK OKUNUYOR Haziran 2018
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


14:18
Top