TavsiyeEdiyorum.com
TavsiyeEdiyorum.com  
.com
Arama : | Site İçi Arama

Yeni Tavsiye Ekleyin!



MÜSLÜMAN DOĞU KÜLTÜRÜNDE RUHSAL SORUNLARLARDAN KORUNMA VE BAŞAÇIKMA YÖNTEMLERİ

İzzet GÜLLÜ Fotoğraf
Psk.İzzet GÜLLÜ
Malatya
Psikolog
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi15 kez tavsiye edildiÖzgeçmişi MevcutKütüphanemizde Yayınlanan 463 Makalesi varFotoğrafı Mevcutİş Adresi KayıtlıTelefon Numaraları KayıtlıTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Makale Bilgileri
* Toplam Okuyucu : 2028,

* Yayın Tarihi : 11-05-2011 - 11:15 (1079 gün önce),

* Ortalama Günde 1.88 okuyucu.

* Karakter Sayısı : 10350 , Kelime Sayısı : 1408 , Boyut : 10.11 Kb.
Ziyaretçilerimizin Üyemiz Psk.İzzet GÜLLÜ hakkında söyledikleri:
İzzet Güllü'nün mesleğindeki birikimi ve başarısını vurgulamak istiyorum. Sanırım bunun sebebi biraz da insanlarla olan iletişimi ve sevgisi. İnsanı bir makine olarak gören ve onu bu açıdan elen alan yaklaşıma karşı oluşturduğu insani yaklaşım dikkate değer. Eminim pek çok hastanın boşyere ilaç tedavisi almasını da bir şekilde engellemiştir. Ayrıca kötü niyetli yaklaşan kişiler için de kesin olarak engelleyici bir etkisi var. Dilerim onun bu yaklaşımı, kendi gibi düşünenlerin cesaretini ve sayısını artırır.

Saygılarımla

(Nergis , Danışan, 19-10-2012)

İzzet hocamı tesadüfen okudugum bir makalesınden dolayı tanıdım ve kendısıne yazdıgım maile kısa surede cevap vermesı,bana tavsıyelerde bulunması para vererek gıttıgım psıkolog dan daha fazla yardımcı oldu.
keşke bu kadar uzak mesafelerde ıkamet etmıs olmasaydımda kendısını sahsen zıyaret etme lüksüne,sansına erısebılseydım.
ask acısı yasayan,terk edilmiş olan hatta benım gıbı cok karmasık bır durumdayım dıyen arkadaslarıma İzzet bey le tanısmalarını tavsıye edıyorum.
her ne kadar ınsan her sorunu ıcınde bıtırmelı mantıgı dogru olsada ızzet bey gıbı hocalardan desdek almak bulunmaz nımet g... [DEVAMI..]

(erhan Kxx, Danışan, 28-07-2012)

benim izzet hoca'mla tanışmam,sıkıntılı bi dönemimde tesadüfen internetteki web sayfasına rastlamamla başlamıştır.
sıradan bir danışanıydım onun için ama o benim için kelimenin tam anlamıyla ''kurtarıcım''olmuştur.
ailevi sıkıntılarımın olduğu bir birlikteliğim vardı,sorunlarım vardı, çözüm yolları arıyordum.daha ilk görüşmede kendisini tanımış olmakla ne kadar şanslı olduğumu anladım.engin bilgi birikimi,mesleğine olan saygısı,samimi yaklaşımı ilk anda dikkatimi çekmişti ve yanılmadığımı anlamam uzun sürmedi.Olaylara öyle bir bakış açısı vardıki şimdiye kadar bakıpta göremediğim şeyleri far... [DEVAMI..]

(lady firstmoon, Danışan, 20-03-2012)

Merhaba ben ikiyıl önce gittiğim psikiyatrist'in tavsiyesiyle İzzet beyle tanıştım.Kendisiyle hala terapilerimiz devam ediyor.İzzet bey sıradışı bir uzman topluma karşı olan duyarlılığı,insanlara yardım etmek için insan üstü çabası beni çok etkilemişti.Benim sorunum aşırı duygasallığım,kırılganlığım ve artık yaşamaktan hiç zevk almıyor olmamdı.İzzet beyle terapilere başlarken artık hiç kimsenin bana yardım edemeyeceğini düşünüyordum.Ama kendisi beni yanıltı hiç tanımadığınız,sizi hiç tanımayan birisi sizi ancak bu kadar iyi anlayabilirdi .Kendisiyle her görüşmeden çıktığımda kendimi aydınlanmı... [DEVAMI..]
(y.s, Danışan, 06-01-2012)

Psk.İzzet GÜLLÜ Hakkındaki Tüm Tavsiyeler
MÜSLÜMAN DOĞU KÜLTÜRÜNDE RUHSAL SORUNLARLARDAN KORUNMA VE BAŞAÇIKMA YÖNTEMLERİ

MÜSLÜMAN DOĞU KÜLTÜRÜNDE RUHSAL SORUNLARLARDAN KORUNMA VE BAŞAÇIKMA YÖNTEMLERİ

HÜSN-Ü ZAN SAHİBİ OLMAK

Hüsn-ü zan başkaları hakkında güzel zanlara, yargılara, düşüncelere sahip olmak demektir. Bu düşünce biçimi ile kişiler hakkında durduk yere olumsuz bir izlenime girmeyiz. Dolayısı ile bunun duygusal ve iletişimsel görünümlü, psikolojik ya da sosyal nitelikli bir dizi komplikasyonlarından korunmuş oluruz.

"DUYDUĞUNU AKTARMAK KİŞİYE GÜNAH OLARAK YETER" TESPİTİ

Duyulanların önemli bir bölümü gerek özü gerekse detayları itibariyle çoğu zaman gerçeği yansıtmaz. Oysa toplumumuzda, duyulan her şeyin doğru olduğu mesajını veren, “ateş olmayan yerden duman çıkmaz” sözü ile anlamını bulan yanlış bir anlayış hakimdir. Şayet ateş olmayan yerden duman çıkmaz ise "iftira" denilen köklü psikososyal gerçeği nasıl açıklayacağız? Demek ki iftira denilen bir olgu var ve bu durum, ateş olmadığı halde duman çıkabildiğini ortaya koyuyor. (Kaldı ki yüksek dağlardan da ateş olmadığı halde dumanlar kalkar). Her duyulanı aktarmak iletişimsel nitelikli ve duygu durum bazlı pek çok sorunun önemli nedenleri arasındadır.

"AZA KANAAT ETMEYEN ÇOĞU BULAMAZ" PRENSİBİ

Çoğu sıkıntının kaynağı esasında bir şeylere sahip olmak ya da olamamak meselesidir. Ancak sadece istemekle çoğa sahip olunamaz. Çünkü o an için sahip olduğumuz azın bizden olduğu kadar başka koşullardan da kaynaklanabilen nedenleri vardır. Bütün koşulları hesaba katmadan, sadece çok istemekle çoğu elde edebileceğimizi düşünmek bir yanılgıdır ve sonuçları itibariyle psikolojik yıkıma, motivasyon kayıplarına, dahası hayal kırıklıklarına yol açar.

Oysa o anki az gerçeğinin doğasına daha uygun olduğu için aza kanaat etmek çoğu elde edebilmek için gerekli olan makul zamanı kendimize tanımak demek olur. Makul zaman demek, çoğa sahip olabilmek yolunda gerekli olan koşulların bir araya gelmesi için en uygun ortamın oluşturulması demektir.

Dediğim gibi arzulanan çoğa biz istediğimiz anda değil; gerekli dış şartlar bir araya geldiği vakit sahip oluruz. Şartlar ise biz istediğimiz anda değil; uygun bir zaman süreci içinde sonradan bir araya gelirler ya da gelmezler. Öyleyse aza kanaat etmek “bir lokma bir hırka” mantığı içersinde azla yetinmek demek olmayıp çoğu elde etmenin doğasına uygun bir yaklaşım modeli içersine girmektir.

"YA HAYIR SÖYLE YA SUS" İLKESİ

Aynı zamanda bu bir Kur’ an ayetidir. İnsan psikolojisi havadan yahut sudan değil; duyduklarından, ağızdan çıkan sözlerden, düşünce ve davranış biçimlerinden, bir de başa gelen olumlu yahut olumsuz olaylardan etkilenir. Hayırlı, yani olumlu, faydalı, güzel söylemek doğamıza uygun bir konuşma biçimidir. Aksi sözler ise iyiye ve güzele meyilli olan tabiatımızla çelişir, dolayısı ile bazı olumsuz sonuçlar doğurur.

"Ya hayır söyle ya sus" ilkesi bize faydalı, iyi ve güzel konuşmayı öğütler. Hayırlı konuşmak seçici olmayı gerektirir. Seçici olan kişi ister istemez daha az konuşmak durumunda kalır. Az konuşan ise daha az polemiklere girer, daha az dirençle ve eleştiriyle karşılaşır, böylece daha az cevap aramak ve bulmak zorunda olur. Bu sağlıklı süreç sonunda daha az sorun yaşandığı için kişiler ruhsal enerjilerini daha iktisatlı kullanmış olurlar. Hakikaten de bireysel kaynaklı, çocuk yetiştirmekle ilgili ya da aile içi iletişim eksenli pek çok sorun konuşmakla, onu yahut bunu deyip dememekle, yani çok laf - söz etmekle alakalı değil midir şu hayatta.

(Tam da yeri gelmişken günümüzde çok popüler olan “her sorunu konuşarak çöz” şeklindeki moda dayatmaya dikkatleri çekmek istiyorum. Bu yanlış klişe “her sorunu çöz ve bunu sadece konuşarak yap” şeklinde iki hatalı mesaj ihtiva eder. Oysaki her sorun mutlaka çözülmek durumunda değildir. Kaldı ki her sorun sırf sorun diye zaten çözülemez. Yine konuşmak her sorunu çözer anlayışı da aynı şekilde sakat bir ön kabule dayanır. Bazı sorunlar vardır ki konuşmakla çözülemediği gibi daha da karmaşık, daha da içinden çıkılmaz bir hal alabilirler)

Haddizatında "hayırsız / çirkin konuşmak, hayırlı / güzel konuşmak ya da susmak" konuşma konusunda alınabilecek üç temel pozisyon biçimidir. Burada, olumsuz konuşmaktan, böylece doğamızla çelişmektense biri olumlu diğeri de en azından nötr olan iki potansiyel pozisyon önerilmektedir.

Diğer bir anlatımla, “Ya iyi söz söyle ya da kötü söz söyleme. Bunları beceremeyeceksen şayet hiç olmazsa sus ki gerek kendi gerekse başkalarının ruh sağlığını korumuş ol” denilmektedir bir bakıma.

"İŞİTTİK VE İTAAT ETTİK" PRENSİBİ

Bu da bir ayettir. Bu savunucu ruhsal yardım ilkesiyle, "Kendi sınırlı aklınla ve bilginle her şeyin mantığını sorgulamaya kalkma. Duyduklarına özgürsün, ister inan istersen de inanma. Ama tavsiyemiz her konuda polemiğe girmek değil; işittik, o halde itaat ettik şeklinde olsun" denilmektedir, bir bakıma. Özellikle eşler arası sorunlarda bu ilkeye uygun davranmamak sıklıkla çatışma sebebi olmaktadır.

Mesela eşlerden birisi, “bu davranışın beni rahatsız ediyor, şöyle yaparak düzelt” demekte; diğeri ise “davranışım eşimi rahatsız ediyorsa bu benim için de önemlidir. O halde, "İşittim, demek ki gereğini yapmam lazım” şeklinde hareket etmek yerine “ama, fakat, lakin…” diyerek savunmalara kaçmakta, açıklayıcı izahlara girişmekte, derken polemikler gelişmekte, ortaya iletişimsel ve duygu durum bazlı negatif çatışmalar çıkabilmektedir.

SÜKRETMEK

Buna pozitif düşünmek de denilebilir. (Şükür kelimesine çağrıştırdığı algı yüzünden alerji duyanlar aynı kelimenin bu geniş anlamı üzerinden meseleyi anlamaya çalışabilirler.) Şükretmek sahip olunamayanlara değil, eldeki kazanımlara yönelmektir. Sahip olduklarımızı önemsemektir, düşünmektir, dillendirmektir. Şükretmek bardağın boş değil, sürekli dolu kısmını görmektir. En önemlisi de şükretmek övüldüğü, istenildiği için yapılma olasılığı kuvvetli, yapıldığı için de alışkanlığa dönüşme potansiyeli fazla olan bir tutum biçimidir. Öyleyse şükür bu tavrı rutine bağlamak demektir. Rutine bağlandığı için sürekli kendimizi olumlu telkin sağanağı altında tutmak (malum, elden gelen telkin öğün olmaz, o da vaktinde bulunmaz. Şu zamanda tırnağın varsa otur kendi başını kaşı), böylece maksimum ruhsal faydaya erişmektir. En önemlisi de pozitif düşünmek en temel koruyucu ruh sağlığı önerisidir. Yine bu tutum aynı zamanda yaygın olarak kullanılan bir sağaltıcı terapi tekniğidir.

Şükretmek aynı zamanda caydırıcı bir silahtır. Sahip olunan şeylerle ilgili abartılı duygulara girmeyi önler. Bir şeyi abartmak zıddını abartmayı da getirir. Yani bir nimeti abartılı algılayan o nimetin yoksunluğuna karşı da hassas bir hale gelir. Sözgelimi sevgiyi gereğinden fazla önemseyen sevgisizlik ya da olası bir sevgi azalması durumunda yıkıma uğramaya daha yakın olur. Öyleyse sevgiyi makul algılayabilmek, bu konuda zıddını da kışkırtan bir aşırılığa kaçmamak için şükretme (pozitif, daha da doğrusu gerçekçi düşünme) silahını kullanmak esastır.

Bir gün Hz. Ömer bu konuyla ilgili olarak, “Sabah yatağımdan zengin ya da fakir uyanmayı hiç dert etmem. Zengin uyanmışsam şükrederim, fakir kalkmışsam da sabrederim” demiştir. Görüldüğü üzere şükür ve sabır silahları dışımızdaki olumlu ve olumsuz şeylerin özünde taşıdığı zıtlığı algı ve psikolojimiz düzleminde eşitlemek, böylece benzer bir ruhsal sonuca varma yetisine ulaşmak demektir.

SABRETMEK

Durun, hemen burun kıvırmayın. Sabretmek demek körü körüne, boşu boşuna, aptalcasına katlanmak demek değildir. Sabretmek, muhteşem bir mekanizmanın en kısa yollu tarifi demektir aslında.

İnsan doğası “hastalıklara karşı bizi korumak, koruyamadığında, yetersiz kaldığında ise iyileştirmek” mantığı üzerinden işleyen harikulade bir sisteme sahiptir. Sözgelimi bu sistem vücuda bakteri ve virüs girdiğinde yüksek ateş üreterek evvela bu organizmaların çoğalmasını önleme çalışır. Bu savunmayı başaramadığında ise hemen ofans (saldırı) pozisyonu alır, mesela antikor silahları üreterek onları yok etmek için savaş vermeye başlar.

Yine elimizi bıçakla kestiğimizde yara kendiliğinden kapanır, deri kendisini zaman içinde yeniler. Çıkan tırnak da aynı şekilde sonradan yerine gelir. Bütün bu sistemler kusursuz işler ancak istenilen sonuçlar yine de makul bir zaman sonra gerçekleşir. Çünkü şu hayatta zamandan ayrı ve bağımsız işleyen hiçbir şey yoktur.

İşte sabır; "organizmamıza bizi iyileştirebilmesi için gerekli olan makul zamanı tanımak" demektir. Aptalcasına katlanmak, boş yere zahmet ve sıkıntı çekmek demek değil! Bir bakıma bir süreliğine çekilen sıkıntı yahut zahmet iyileşmenin basit bir ücreti gibi de düşünülebilir. Şu dünyada ücretsiz ne var ki! “Bedava peynir sadece fare kapanında” var derler.

O halde şimdi, “zorluklar ve sıkıntılar karşısında sabret” diyen kutsal ayetlerin hikmetini ve “bir sıkıntı gelip çattığında, sabret” diyen ("hemen çöz" demiyor dikkat edin, sabret diyor) Mevlana’yı; en önemlisi de bu gerçeği yadsıyan, her gördüğün zorluğu anında yok etmek üzerine kurulu olan çağdaş batı kaynaklı "sorunlarla baş etme stratejiklerini" yeniden gözden geçirin.

TEVEKKÜL ETMEK

Bizi rahatsız eden herhangi bir olayın sırf başımıza gelmiş olması ya da bu olayın taşıdığı nitelik değildir sadece. Söz konusu olayın kimden ve niçin geldiğine ilişkin inancımız da bu noktada bir belirleyiciliğe sahiptir. O yüzden okulda zayıf not alan bir öğrenci bu sonuç değişmeyeceği halde “öğretmen zayıf verdi” deme eğilimindedir. Çünkü onu üzen sadece aldığı kötü sonuç değildir; bu notu kendisi mi aldı yoksa başkası mı verdi konusunda sahip olduğu düşüncesidir.

Hakikaten de belli olaylardan ne şekilde etkileneceğimiz aldığımız zihinsel pozisyonun nasıl olduğuna, mevcut durumu sadece içimizdeki güce (dev'e) mi bağladığımız yoksa dışımızdaki bir iradeye (ve kudrete) mi yüklediğimiz gerçeğiyle yakından ilgilidir.

Velhasılı tevekkül etmek; sırf biz yapıyoruz diye yaptığımız her işin olabilirliğinin bize bağlı olmadığı gerçeğini doğru tespit etmek, gerçeklerle ilgili gerçekçi bir algılama içersine girmek demektir.

Daha da önemlisi tevekkül etmek; aslında sık sık, en çok da belli olaylar öncesinde ve/veya neticesinde ihtiyaç duyduğumuz tabii rahatlama eğilimimize uygun bir düşünce ve tutum pozisyonu almak demektir.

Dolayısı ile tevekkül etmek; bir biçimde altına girilen tonlarca ağırlıktaki dünya yükünün önemli bir bölümünü sırtından bir çırpıda yere indirmek, boş yere hamallığını yapmamak, kahrını çekmemek demektir.

Psikolog
İzzet Güllü
MDH

Makale Yazarının Sayfasına Dönün
Makale Yazarına Eposta Gönderin

MÜSLÜMAN DOĞU KÜLTÜRÜNDE RUHSAL SORUNLARLARDAN KORUNMA VE BAŞAÇIKMA YÖNTEMLERİ ile İlgili Kavramlar : müslüman kültüründe psikoloji, müslüman kültüründe psikoterapi, müslüman kültüründe ruhsal yardım
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir :

"MÜSLÜMAN DOĞU KÜLTÜRÜNDE RUHSAL SORUNLARLARDAN KORUNMA VE BAŞAÇIKMA YÖNTEMLERİ" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.İzzet GÜLLÜ'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.

Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak yazarının izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.

Psk.İzzet GÜLLÜ Tarafından Yazılan Diğer Makaleler:
  • Gençlerde Mutsuzluk: İki Gencecik Kızı Suya İttiler
  • Psikiyatri Cani Ve Sapık Aklama Branşına Dönüşmemelidir
  • Böyle Ruhsal Yardıma Böyle Cinnet
  • Bir Psikoloğun Cinneti Özelinde: İnsan Neden Cinnet Geçirir
  • Türk Kadınının Kusurları
  • Çocuğunuzdaki Dikkat Bozukluğu Mu Yoksa Dikkat Dağınıklığı Mı
  • Belki Keramet Öbür Firmanın Markasındadır
  • Kapalı Bir Toplumda Açık İletişim: Nedir, Faydaları Nelerdir
  • Bazen Hayattan Nefret Etmek Kötü Bir Şey Midir
  • Psikiyatrinin Topluma Ve Sağlığımıza Verdiği Diğer Zararlar
  • Dün: Bu Şekilde Sakın Evlenme! Şimdi: Yaş 51
  • Deliye Göre Her Gün Bayram, Ona Göre Her Sorun Hastalık
  • Evlilikte Sadakat Ve Aldatma Sorunu Hakkında Klinik Tespitler
  • Uzmanlara: Düşün Artık Çocukların Yakasından
  • Ah Şu Psikologluk
  • Antidepresan Kabusu Ve Psikolojik Yan Etkileri
  • Psikolog Ve Psikiyatrist Arasındaki Temel Yaklaşım Farkı
  • Psikiyatri Kitleleri Nasıl Aldatır
  • Psikiyatrik Yani Plastik Hastalıklar Nasıl Üretildi
  • Bir Seferlik Tek Belirti İle Şizofren Olunur Mu
  • Kütüphanemizden İlginizi çekebilecek diğer bazı makaleler:
  • Erektil Disfonksiyon (Sertleşme Sorunu) , Burhan ERGÜN
  • 0-3 Yaş Çocukların Ruhsal Gelişimi , Saadet YAVUZBİLGE
  • İnternet Bağımlılığı , Saadet YAVUZBİLGE
  • Stresle Baş Etmek İçin Ne Yapabiliriz? , Saadet YAVUZBİLGE
  • Anoreksiya Nervoza , Fatih SÖNMEZ
  • Çalışan Anne Misiniz? , Burcu ÇATALOĞLU SİNANGİN
  • İnternet Bağımlılığı, Nedenleri Ve Çözüm Yolları , Funda GÜL YILMAZ
  • Depresyon, Maskeli Depresyon Ve Tedavisi , Funda GÜL YILMAZ
  • Stresle Başa Çıkma , Kadir ÖZDEN
  • Vajinismus Nedir , Erdim Hasip HAKVERİR
  • Panik Atak , Fatih SÖNMEZ
  • Okul Ve Çocuk , Özlem AKKEL
  • Çocuğa Sorumluluk Duygusu Nasıl Kazandırılır? , Alaaddin DEBGİCİ
  • Çocuğum Altını Islatıyor Ne Yapabilirim? , Alaaddin DEBGİCİ
  • Çocuğum Her Şeye İtiraz Ediyor Ve İnatlaşıyor Ne Yapabilirim? , Alaaddin DEBGİCİ
  • Çocuğum Ne Kadar Özgür Olmalı? , Alaaddin DEBGİCİ
  • Çocuğum Tırnaklarını Yiyor, Nasıl Yardımcı Olabilirim? , Alaaddin DEBGİCİ
  • Çocuğuma Cinsel Eğitimi Nasıl Verebilirim? , Alaaddin DEBGİCİ
  • Terapi&danışmanlık Esnasında Sorunlar Şüpheler , Sinem MALKOÇ
  • Saygıyla Kalkan Sevgiyle Oturur , İlkten ÇETİN
  • Kütüphanemizde yer alan dökümanlar profesyonel üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte tavsiyeediyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, çalışmaların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan makaleler bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir profesyonelle görüşmeden, makale içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Çalışmaların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yayınlanan makalelerin mali ve hukuki tüm hakları yazarına aittir. Kütüphanemizde yer alan herhangi bir makale başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir. Sitemizde sayfası bulunan site üyemiz profesyoneller üye sayfaları içinden, Makale Bilgileriniz bölümü altında, YENİ MAKALE GÖNDERİN linkini izleyerek bu sayfaya makale ekleyebilirler.

    08:47
    Top