2007'den Bugüne 92,310 Tavsiye, 28,219 Uzman ve 19,977 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!



Ruhsal Hastalıklara Yatkınlık Yaratan Etmenler
MAKALE #8132 © Yazan Psk.İlkten ÇETİN | Yayın Ocak 2012 | 6,690 Okuyucu
RUHSAL HASTALIKLARA YATKINLIK YARATAN ETMENLER

İnsanlar doğduğu andan başlayarak olumlu ve olumsuz olaylar yaşar ve bunların izleri varlığının bir parçası olarak kalır. Kalıtsal, biyokimyasal etmenler ya da bedensel sakatlıklar gibi durumların dışında kişinin ruhsal sorunları, çevresi ile etkileşimi sonucu oluşur. Kişinin yaşı ile çevrenin bıraktığı izlerin derinliği ters orantılı olduğundan, çocuğun ilk dönemlerindeki sarsıntılar kalıcı bir nitelik taşır ve etkileri yaşam boyu sürer. Bu nedenle, çocukta kusurlu gelişim ve nedenleri yatkınlık yaratan nedenler olarak kabul edebiliriz.


Biyolojik Etmenler


Biyolojik etmenlerin başında kalıtım gelir. Kalıtımı tanımlamak güçtür. İnsanların hem birbirine benzeyen, hem de benzemeyen yanları kalıtımın ürünü olabilir. Bazılarının ileri sürdüğü gibi kalıtım, sadece ana babaya benzerlik değildir, çocuk ana babaya benzemediği halde, birçok özellikleri soya çekimden olabilir. Örneğin siyah saçlı ana babadan kızıl saçlı bir çocuğun doğması gibi... Kalıtım, kişide doğuştan bulunan özelliklerin bir kısmı ana rahminde ya da doğum sırasında kazanılabilir, hamile annenin ateşli bir hastalık geçirmesinden dolayı meydana gelen zeka gerilikleri gibi... Kalıtım genel olarak, çoğalma süreci sırasında birtakım özelliklerin genler yoluyla bir kuşaktan ötekine geçmesi olarak tanımlanabilir. Başka bir değişle, genlerle saptanan bütün özelliklerdir.

Normal bir insanın her bir hücresinin çekirdeğinde 46 kromozom bulunur. Bu kromozomların 22 çifti bedensel özellikleri, 2 çifti ise kişinin cinsiyetini belirler.
Kromozom Bozuklukları: Genetik alandaki araştırmalar kromozom yapısında yada sayısındaki sapınçların doğuştan sakatlıklara ve kalıtsal hastalıklara yol açtığını göstermiştir. Örneğin: Mongolizm’de fazladan bir kromozomun varlığı saptanmıştır. 21. çift kromozom iki yerine üç kromozomdan oluşur. Çekik gözler, basık yüz gibi bedensel özelliklerle birlikte zeka geriliği de görülmektedir. Suça yönelik davranışlar gösteren erkeklerde de XYY biçiminde bir kromozom üçlüsünün varlığı saptanmıştır. Diğer taraftan şizofreni ve diğer psikozlarda bir kromozom sapıncı kanıtlanmamıştır.

Gen Mutasyonu: Her kromozom DNA monoküllerinden (deoksiribonükleik asit) yapılmıştır. Bu monoküllerde genetik yönergeler bulunmaktadır. Her insanda sayıları binleri bulan genlerin bazıları radyasyon yada bazı ilaçlarla mutasyona uğramakta ve bunun etkileri sonraki kuşaklarda ortaya çıkabilmektedir. Örneğin, küçük baş çevresiyle birlikte zeka geriliği...

Bazı Ruhsal Hastalıklara Kalıtsal Eğilim: Genetik etmenlerin ruhsal hastalıklardaki olası rolünü anlayabilmek için, aileler, ikizler ve kardeşler üzerine çalışmalar yapılmıştır. Örneğin; şizofreninin ressesif karakterli genlerle geçtiği düşünülmektedir. Anne babadan biri hastaysa çocuğun şizofreni olma olasılığı %16, her ikisi de hastaysa %40’dır. Manik depresif psikoz ise dominant özellik taşır. Başka bir değişle anne yada babanın birinde bu hastalık varsa , doğacak çocukların yarısından fazlasında hastalık çıkmaktadır. Psikonevrozlar, psikosomatik hastalıklar ve kişilik bozukluklarının kalıtımla ilişkisi bulunamamıştır. Kalıtımda tek başına ruh hastalığı doğurmaya yetmez. Araştırmalarda ilk yaşlardaki çevresel etmenlerde dikkate alınmalıdır.

Doğuştan ve Doğum Sonrasında Olan Sakatlıklar: Dünyada her gün çok sayıda çocuk beden sakatlıkları ile doğmaktadır. Sakatlığa neden olan doğum öncesi etmenler arasında, annede beslenme yetersizlikleri, bazı ilaçların ve radyasyonun etkisi, hastalıklar ve duygusal zorlanmalar sayılabilir. Annenin beslenmesinde protein eksikliği, çocukta düşük zekaya neden olduğu gibi, bazı bedensel sakatlıklara da yol açmaktadır. Gebelik süresinde aşırı alkol, sigara, kızamıkçık, şeker hastalığı, tüberküloz, sifiliz gibi hastalıklar, doğumda bebeğin oksijensiz kalması, bebeğin başı üzerine aşırı baskı, erken doğumun beyin dokusunun zedelenmesine neden olmaktadır. Erken doğan çocuklarla yapılan bir araştırmada, zeka geriliği, içe dönüklük, öğrenme ve dil gelişiminde güçlükler saptamıştır.

Sonradan olma sakatlık nedenlerinin başında kötü beslenme koşulları gelmektedir. Yetersiz beslenme, gelişim geriliği ile birlikte vücut direncini düşürür. Poliomyelit gibi hastalıklar çocuklarda sakatlık nedeni arasındadır.

Ağır derecede zeka geriliği olan bir çocuk durumunu değerlendiremez. Bedensel sakatlığı olan çocuk ise toplumun kendine yüklediği sakat rolünü benimsemek zorundadır. Bu rolle birlikte çocuk eksiklik, kendine acıma, korku ve düşmanlık duyguları gelişir. Aşırı koruma, red yada çocuktan yetenekleri üzerinde davranışlar bekleme gibi anne – baba tutumlarıyla bu duygular daha da pekişir.

Psikolojik Etmenler

Anne Yoksunluğu: Türlü nedenlerle anne yakınlığından yoksun kalan çocuklarda gelişme kusurları görülür. Çocuk bazı nedenlerle anneden ayrılarak özel kurumlara verilebilir. Bu çocuklar yetişkinlerden yardım isteyemez ve hiçbir insana bağlanamazlar. Duygusal küntlüğün yanı sıra, konuşma ve dil gelişiminde de gerilik gösterebilirler. Bazı çocuklarda, annelerinden ayrı kalmadıkları halde, yetersiz yada kötü bakım nedeniyle “maskelenmiş” anne yoksunluğunu yaşarlar. Bu konuda yapılan araştırmalar, reddedici, ilgisiz yada cezalandırıcı annelerin çocuklarının ilk yaşlardan itibaren gergin ve doyumsuz olduklarını, karşı çıkıcı tutumlar geliştirdiklerini göstermiştir. Eğer anne – babanın istekleri bebeğin gelişim düzeyinin üzerinde ise ve bebek sürekli cezalandırılıyorsa, çocukta önemli davranış bozuklukları ortaya çıkar. Anne yoksunluğu çocuğun, zihinsel, duygusal, toplumsal ve bazen de bedensel gelişimini etkiler. Etkilenme çocuğun ilk kez hangi yaşta anneden yoksun kaldığına, süresine, annenin yerini alan kişinin niteliklerine ve çocuğun kalıtsal yapısına göre değişir.

Kusurlu Ana-Baba Tutumları: Bebek büyürken yeni beceriler kazanmak ve davranışlarını giderek kendi denetimi altına almak zorundadır. Bu dönemde ailenin rehberliği çocuk için çok önemlidir. Anne – baba, bazen çocuğa çok şey vererek onun kendi gelişimine yön vermesini engeller; bazen de çok az şey vererek ona gerekli desteği sağlayamaz ve uygunsuz tepki örüntülerinin gelişmesine neden olurlar. Çocuğun benlik kavramı, onun için önem taşıyan büyüklerin ona gösterdikleri tutumların bir yansıması olduğundan, anne- babadan gelen itici tutumlar çocuğun kendini değersiz bulması ile sonuçlanır. İtici davranışlar genellikle üç biçimde görülür:

1)Açık düşmanlık ve ilgisizlik (dayak, azar, cezalandırma, ilgisizlik, çocuğu kötü isimlerle çağırma, çocukla bedensel yakınlık kurmama)
2)Çocuktan kusursuz olmasını bekleme (çocuktan yeteneklerinin üzerinde başarı bekleme, başarılı çocuklarla karşılaştırma)
3)Ödünleyici aşırı koruma (sürekli çocukla birlikte olma, çocuğa bebek gibi davranma ve büyümesine izin vermeme). Aşırı koruyuculuğun sonunda aşırı hoşgörü ve şımartma ortaya çıkabilir. Bu da çocukta, bencil ve topluma karşıt davranışlarla sonuçlanır. Başka bir deyişle sömürücü ve otoriteye karşı başkaldırıcı davranışlar gösterirler.

*İtici tutumlar istenmeyen çocuklara karşı geliştirilir.
1-Evlilik dışı doğmuş olanlar; çocuk anneye her zaman hatasını hatırlatır.
2-Önceden tasarlanmadan bir kaza sonucu dünyaya gelen çocuklar; bu çocukların itilme nedenleri çoğu kez ekonomik sıkıntıdan kaynaklanır. İtici tutumlara çocukta itici tutumlar geliştirir. Örneğin; alt sosyo-ekonomik düzeyden gelen ailelerin çocuklarında görülen, anne-babadan utanma duygusu.
3-Parçalanmakta olan ailede ayak bağı olarak görülen çocuk.
4-Aile ilişkilerini güçlendirmek için doğurulan çocuk; istenilen sonuç elde edilemezse, çocuğa karşılığını vermemiş bir yatırım gözüyle bakılır.
5-Çocuğu meslekleri, yaşamları için bir engel olarak gören aileler; çocukla bir bakıcı yada bir akrabanın ilgilenmesini sağlayarak ilk fırsatta işlerine yada diğer yaşantılarına dönerler.
İtilen çocuklar genellikle ilgi çekme çabasındadırlar. Çevrelerine karşı saldırgan ve düşmanca tutumlar geliştirirler ve yalnızdırlar.

*Sık görülen kusurlu tutumlardan biri de tutarsızlıktır. Belli bir davranış anne-baba tarafından bir kez cezalandırılır, başka bir kez görmemezlikten gelinir ya da ödüllendirilirse, çocuk hangi davranışın uygun olduğuna karar veremez. Yapılan bir araştırmada bu çocukların cezaya direnç gösterdikleri ve saldırgan davranışlarının kolayca ortadan kaldırılamadığı gözlenmiştir. Diğer taraftan çocuğa cezalandırılacağı söylenip, cezalandırılamazsa, anne-babanın sözleri geçersiz kabul edilir ve çocuk dilediğini yapmaya başlar.

*Anne-babaların kusurlu tutumları sonucu pekiştirilen durumlardan biri de kardeş kıskançlığıdır. Yeni doğan kardeşe tüm ailenin ilgi göstermesi yada kardeşe daha fazla ilgi gösterildiğinin sezilmesi, çocukta bazı uyum güçlükleri ortaya çıkarır. Tepkiler daha çok gerileme biçiminde olur (altını ıslatma, bebeksi konuşma, yaramazlık, kardeşe eziyet gibi). Bu tür tepkiler, çocuğun yeni doğacak kardeşin varlığına daha önceden hazırlanmasıyla engellenebilir. Ancak bazen anne-baba çocuklardan birini açıkça yeğleyebilir. Böyle bir tutumda çocuk doğal olarak kıskançlık, güvensizlik ve değersizlik duygularına sahip olur.

*Yetişmekte olan çocuk için önemli sorunlardan biri de, ölüm, ayrılma, boşanma gibi nedenlerle ailenin dağılmış olmasıdır. Böyle durumlarda ailenin sorumluluğunu alan anne yada babanın karşılaştığı sorunlar çocuğun güvensizlik duygularını arttırıcı bir etmen olabilir.

Sonuç olarak olağan koşullarda çocuğun temel örneği, rehberi ve eğitimcisi anne-babadır. Anne-babanın tutumları, çocuğun duygularına ve davranışlarına yön vermeyi öğrendiği bir dönemde yararlı ve zararlı etkiler yapabilir.

Toplumsal Etmenler: Yoksulluk ve alt toplum kesiminden gelmiş olmanın yarattığı kısıtlanmalar sonucunda çocukta dil yeterince gelişememekte, ayrım yapma ve kavramsallaştırma yetenekleri sınırlı kalmaktadır. Umutsuzluk ve isteksizlik gibi motivasyon güçlükleri, dış denetimlere bağımlılık, değersizlik duyguları ile birlikte kızgınlık ve başarısızlık gösterdikleri saptanmıştır.

Ruhsal Bakımdan Sağlıklı Bir İnsanda Aranacak Özellikler

1.Kişinin kendi kendisiyle uyumlu olabilmesi, nedeni belli olmayan yada uzun süren anksiyeteden uzak olmasına bağlıdır.
2.Kişi, içinde yaşadığı yakın ve uzak çevresiyle ilişkiler kurup sürdürebilmesidir.
3.Kişi sevebilmeli ve kendisine gösterilen sevgiyi de değerlendirebilmelidir. İnsanlarla karşı cinsle sevgiye dayalı ilişkiler kurabilmelidir.
4.Kişinin kendine güveni olmalı, gerçeğe uygun bir öz saygıya sahip olmalıdır.
5.Kişi toplumda bir yeri ve görevi olduğu duygusuna sahip olmalıdır. Yeteneklerini geliştirebilmeli, yaptığı işte üretken olmalı, çalışması ve başarısından tat almalıdır.
6.Kişinin geleceğe yönelik planları olmalı ve bunlara ulaşmak için gerçekçi bir şekilde çaba gösterebilmeli, sıkıntılara katlanabilmelidir.
7.Kişi, başarısızlıklardan yılmamalı, güç durumlarda kendini bırakmamalı, yeni durumlara uyma esnekliğini gösterebilmelidir.
8.Bağımsız olarak girişimler yapabilmeli, kendi başına kararlar alıp uygulayabilmelidir.
9.Kişinin yaşadığı çevre ve toplumla ters düşmeyen inandığı değerleri ve inançları olmalıdır. Bu, toplumun değerlerini toptan yadsıma yada körü körüne inanma anlamına gelmez. Başka bir anlatımla, toplumun başı eğik bir üyesi olmak yerine, toplumu etkileyen ve katkı yapan bir üyesi olmaya çalışmalıdır.
10.Kişinin mesleği dışında eğlendirici, dinlendirici ve kişiyi geliştirici uğraşları olmalıdır.

Bu yazı Psikolog İlkten ÇETİN ve Yard. Doç Şeyda DÜLGERLER tarafından hazırlanmıştır.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Ruhsal Hastalıklara Yatkınlık Yaratan Etmenler" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.İlkten ÇETİN'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.İlkten ÇETİN'in izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     1 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
İlkten ÇETİN Fotoğraf
Psk.İlkten ÇETİN
İstanbul (Online hizmet de veriyor)
Psikolog
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi259 kez tavsiye edildiİş Adresi Kayıtlı
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.İlkten ÇETİN'in Makaleleri
► Anksiyete Bozukluklarına Yatkınlık Dr.Psk.Nurten KÜÇÜKERTAN
► Engel Yaratan Duygular Psk.Dnş.Perihan SAYIN
► Eş Seçme Sürecini Etkileyen Etmenler Psk.Dnş.Duygu AYHAN
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 19,977 uzman makalesi arasında 'Ruhsal Hastalıklara Yatkınlık Yaratan Etmenler' başlığıyla benzeşen toplam 25 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Kendine Sevgili Misin? Şubat 2022
► Bilişsel Çarpıtmalar (Düşünce Hataları) ÇOK OKUNUYOR Temmuz 2012
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


15:49
Top