2007'den Bugüne 78,166 Tavsiye, 25,266 Uzman ve 17,518 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
.
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Gebelikte Bebeğin Kişilik ve Zekasını Etkileyen Etmenler
MAKALE #6695 © Yazan Dr.Melda ALANTAR | Yayın Mart 2011 | 4,719 Okuyucu

· Adler kişiliğin ve yaşam biçiminin oluşmasında etken olan doğum sırasının önemini vurgulamıştır. Adler’den sonra ‘doğum sırası’ konusuyla ilgili yapılan gözlem ve bazı bilimsel araştırmalarda bütünsel bir tanıya varılmamakla birlikte, kardeşler arası yıl farkı ve cinsiyet ile birlikte doğum sırasının çocuğun kişilik ve davranış gelişiminde etkili olduğu görüşünde birleşilmiştir.

· İlk çocuk ebeveynlik durumunun yaratıcısıdır. Birinci çocuk dünyaya geldiğinde anne-baba yeni doğana ilişkin kaygı ve abartılı beklentilerle yüklüdür. Genellikle ilk çocuğa kardeşlerine karşı anne-babalık rolü yüklenir. Kardeşler tartıştığında kendisinden cömert bir anlayış beklenir. Bunun sonucunda ilk çocuklar duyarlı, sorumluluk sahibi, başarı odaklı ve olası rakiplere karşı kendini koruma eğiliminde olmaktadırlar.

· İkinci çocuk “Benden önce hep birileri vardı” duygusuyla aynı alanda rekabet etme düşüncesinden uzaklaşabilir ve mizah becerisi ya da sosyal çekicilik gibi farklı alanlarda beceriler geliştirme eğilimi gösterebilirler.

· Ortanca çocuk ne ilk ne sonuncu çocuk olmadığı için hiçbir ayrıcalığı yoktur. Bu konumdaki çocuk yoksunluk duyguları yaşayabilir ve bunun sonucunda adalet için savaşan ve dışlanmaktan kaçınan bir yapıya sahip olup, rekabetçi bir yaşam biçimi geliştirebilir.

* Son çocuk ailenin hep en küçüğü olduğu için son çocuklara anne-baba olma rolü üstlenen pek çok kişi vardır. Ancak gerçekte kardeşler bu rol için yeterince olgun değildirler. Bazen fazlasıyla yetişkinlerin konularıyla iç içe olduklarından son çocuklar sosyal ilişkilerde pek çok deneyim kazanırlar. Bazı durumlarda son çocuk sınır ve kurallara uymaktan yorulup bezginlik yaşayabilir. Aileler ise genelde son çocukları şımartma ve zamanı geldiğinde gitmelerine izin vermeme eğilimi gösterebilirler.

* Tek çocuklar ise ebeveynlerinin kaygılarının odak noktası olabilirler. Bazen aşırı koruyucu anne-baba tutumlarıyla karşılaşırlar. Rekabet etmek için fırsatları olmaz. Bununla birlikte kendilerini mikroskop altında inceleniyor gibi hissedebilirler. Bu durum onların “Ben özel bir insanım” şeklinde bir benlik kavramı geliştirmelerine yol açabilir.

* Bebeklerin zekâ gelişiminin yarısı genetik özelliklerden kaynaklanmakta, diğer bölümü ise çevresel etmenlere bağlı olarak gelişmektedir.

· Geçen yüzyıllarla karşılaştırma yapıldığında, her kuşağın bir önceki kuşaktan daha yüksek zekâ puanına ulaştığı görülmektedir.- en farklı gelişmeler Batı Avrupa ve Japonya’da görülmektedir. –

· Endüstrileşmiş ülkelerde zekâ puanlarının sürekli ve düzenli artış göstermesi beslenme, sağlık, eğitim ve anne-babalık becerilerinin artması ile açıklanabilmektedir.
· Sözel yeteneklerden çok görsel-mekânsal becerilerde saptanan artışlar görsel medyanın - fotoğrafçılık, film, televizyon, video, bilgisayar - yaygınlaşmasına bağlanmaktadır.
· Kızların sözel zekâsının( okuma, yazma, anımsama ve algılama) , erkeklerin ise görsel-mekânsal zekâlarının( matematik, fen, mekanik beceriler) daha yüksek olduğu görülmektedir.
Söz konusu farklılıklar cinsiyet hormonları, deneyim ve sosyalleşmeden kaynaklanmaktadır.
· Bebeğin zekâsı ailenin sosyo-ekonomik özellikleriyle ilintilidir. Anne-babanın eğitim ve gelir düzeyleri yükseldikçe çocuğun zekâ puanı ve okul başarısında artış gözlemlenmiştir.
· 4 aylık fetüs hamilelikten 2 yaşa kadar bebekler nitelik ve nicelik açısından tüketilen besinlere çok duyarlılar. Kötü beslenen çocukların da dil gelişiminde gecikme, davranış sorunları gözlemlenmektedir.
· Anne sütüyle beslenen bebeklerin zekâ puanlarında artış gözlemlenmiştir.
Yüksek düzeyde stres hormonları bebeğin beyin gelişimini olumsuz etkiler. Bu nedenle anne adayları günlük programlarını sadeleştirmeli, fiziksel etkinlik yapmalı ve rahatlama alıştırmalarıyla sakinleşmeye çalışmalıdırlar.
· Hafif fiziksel etkinlikler daha az hamilelik sancısı ve sorunuyla ilişkilendirilmektedir.
· Günde yarım saat müzik dinlemek anne adayının stres ve depresyonunu azaltmaktadır. Evde müzik dinlemenin faydası, bebeğin rahimde çeşitli seslerle uyarılmasıdır. Araştırmalar müziğin çocuğun beyin gelişimini olumlu olarak etkilediğini ortaya koymaktadır.
· Müzik yeteneğinin matematik, satranç, mühendislik yeteneğiyle bağlantılı olduğu düşünülmektedir.
· Annenin hamilelik sırasındaki endişe ve çöküntüsü erken doğumla, düşük doğum ağırlığı ve bebeğin özel bakım ünitesine alınmasıyla ilişkilidir. Yüksek düzeyde stres hormonları beyin gelişimini, baş çevresini ve doğum kilosunu olumsuz etkiler.
· Araştırmalar bebeklerin doğum kilosu ve baş büyüklüğü arttıkça zekanın yükseldiğini ortaya çıkarmaktadır.
· Doğumdan sonra annenin endişe ve çöküntüsüne maruz kalan bebekler gelişim ölçeklerinde daha düşük puanlar almakta, daha fazla uyku ve beslenme sorunu yaşamakta, anneyle daha az etkileşim kurmaktadırlar.
· Araştırmalar annenin endişesinin çocukta karışık elliliğe yol açtığını göstermektedir. Karışık ellilik yani çocuğun sağ ve sol elini kullanma özelliği disleksi( okumada öğrenme bozukluğu), otizm ve dikkat eksikliği gibi nörogelişimsel sorunlarla da ilişkilendirilmektedir.
· Annelik stresinin testosteron üretimini etkileyerek, erkek fetüsü kadınsı özellikler geliştirmek konusunda dürtebileceği hakkında bir kuram geliştirilmiştir
Günlük yaşamda etrafı keşfetmeleri için kendilerine daha çok fırsat tanınan çocukların daha akıllı oldukları görülmektedir.
· Bebekleri uzun süre yüksek mama sandalyesinde oturtmak, kilitli kapıların ardında bırakmak, sürekli “Hayır” diyerek durdurmak onların gelişimlerini olumsuz olarak etkilemektedir.
· Oyuncaklar önemlidir. Ancak önemli olan çok sayıda oyuncakla bebeği uyarmak değil, farklılık ve değişiklik yaratmaktır.
· Oyuncak ve oyun malzemelerinin yerlerini değiştirmeyi, dönüşümlü olarak ortaya çıkarmayı, komşularla değiş tokuş etmeyi denemek mümkündür.
· Küçük çocukların evin dışına çıkarak edinecekleri deneyimler -diğer insanların evlerini ziyaret etmek, parka, yürüyüşe, alışverişe çıkmak v.b- önemlidir. Annelerinin dışındaki yetişkinlerle ve diğer çocuklarla iletişim kurmaları gereklidir.
· Ancak çocukların maruz kaldıkları uyaranları sınırlamak da önemlidir. Çok fazla sayıda oyuncak, etkinlik v.b. karmaşaya yol açar. Odaklanma becerisinin gelişmesine engel olur.
· Gürültü- televizyonun veya çok sayıda çocukların çıkardığı sesler- karmaşaya yol açar ve özellikle dil öğrenimini olumsuz etkiler. Küçük çocukların kendi başlarına kalmaya da gereksinim duyarlar.
· Anne-babanın birlikte yaşadıkları ev ortamında yetişen ve babaların etkin olarak ilgilendikleri çocukların, geleneksel babalar tarafından az ilgi gösterilerek büyütülen çocuklara oranla zekâ testlerinden daha yüksek puan aldıkları, okul başarılarının daha yüksek olduğu, benlik kavramı, öz-denetim, sosyal beceriler açısından daha sağlıklı gelişme gösterdikleri ortaya çıkmaktadır.
· Okullaşma çocukların zekâsını olumlu olarak etkilemektedir. Günümüzde zorunlu eğitim süresinin uzaması daha akıllı öğrencilerin yetişmesine yol açmaktadır. Nazi işgali sırasında okula gidemeyen Hollandalı çocukların zekâ puanlarında düşüş olmuştur.
· Okullaşmanın zekâ üzerindeki etkisi o denli güçlüdür ki hiç eğitim görmeyen çocuklar ergenlik dönemine eriştiklerinde zihinsel engelli olarak tanımlanabilmektedirler.
· Okula devamsızlık, okuldan uzaklaşma gibi durumlar ve hatta yaz tatili nedeniyle eğitime ara verilen dönemlerde öğrencilerin zekâ puanlarında saptanan düşüşler dikkati çekmektedir.
· Yüksek nitelikli okul öncesi programlar çocukların sosyal ve bilişsel gelişimini destekler. Beş yaşın altındaki çocuklar duygusal ve bilişsel olarak ağır akademik yönlendirmeye hazır değildirler. Bu dönemde etkinlikler öğretmen-merkezli değil, çocuk-odaklı olmalıdır.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Gebelikte Bebeğin Kişilik ve Zekasını Etkileyen Etmenler" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Dr.Melda ALANTAR'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Dr.Melda ALANTAR'ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Melda ALANTAR Fotoğraf
Dr.Melda ALANTAR
İstanbul
Doktor Pedagog
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi7 kez tavsiye edildiİş Adresi KayıtlıTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
.
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Dr.Melda ALANTAR'ın Makaleleri
► Eş Seçme Sürecini Etkileyen Etmenler Uzm.Psk.Dnş.Duygu AYHAN
► Bebeğin Ruhsal Doğumu Psk.Makbule UZUN ÇINAR
► Bebeğin Temel İhtiyacı Güven Uzm.Psk.Dnş.Seval Ulviye AKYOL
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 17,518 uzman makalesi arasında 'Gebelikte Bebeğin Kişilik ve Zekasını Etkileyen Etmenler' başlığıyla benzeşen toplam 76 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Asperger Sendromu Ocak 2013
► Evlat Edinilen Çocuklar Eylül 2011
► Spor ve Çocuklar Mayıs 2011
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


14:44
Top