2007'den Bugüne 81,692 Tavsiye, 25,941 Uzman ve 18,152 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!




.
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Psikiyatrinin Röntgen Sonucu Çıktı
MAKALE #8264 © Yazan Psk.İzzet GÜLLÜ | Yayın Şubat 2012 | 3,318 Okuyucu
PSİKİYATRİ SAHASININ RÖNTGEN SONUÇLARI ÇIKTI

15 yıldır alandayım. Gerek birebir ve yakından, gerekse dolaylı olarak ve uzaktan binlerce vaka görmüş biriyim. Çoğu da psikiyatri tezgahından geçip gelmiş kişilerdir. Hep hastaların filmi çekilir. Bir de film çekenlerin filminin çekilmesi lazımdır. İçinde bulunduğum bir alanda çektiğim ve uygulamadaki vahametleri ortaya koyan psiko - röntgen sonuçları aşağıdaki gibidir:

Tıp okuyan, bu içselleştirilmiş uzun eğitim süreci sonunda ruhsal sorunları tamamen tıbbi bir gözle görmeye eğilimli hale gelen, muhtemelen, “Bizim diğer hekimlerden neyimiz eksik ki. 10 yıl boşuna mı okuduk, elbet hemen anlarız” mantığıyla, tabi ki bir de bunu pekiştiren yapısal sorunlar nedeniyle psikiyatri uzmanları sadece şikayetlere bakmayı alışkanlık haline getirmiştir.

Bu hatalı algılama ve uygulamalar her soruna ilaç verme sonucunu doğurmuştur. Çünkü diğer yöntemlere hem vakit yoktur hem de zahmetlidir. Üstelik de bu tıbbi olmayan, herkesle uzun uzun konuşmayı gerektiren hizmetler yaygın hekimlik meslek algısıyla da çok bağdaştırılmaz.

Malum, teşhis koymayınca yazılan ilacı SGK ödemez. Haliyle reçetelere, ilaç verebilmek için zorlama / suni (maalesef ki uyduruk diyorum. Aksi halde bir uzman hekimin basit bir depresyon olgusunu gündelik sorunlardan ayıramamış olması gerekir ki ben buna ihtimal vermek istemem) teşhisler konulması gerekir.

Böylece zaman içinde, “Senin sorunun depresyon hastalığı değil, çünkü yapısal bir bozukluk yok. Güncel bir durum” demek zor bir hale gelir. Çünkü o zaman kişi, “Hasta değilsem, ilaç da gerekmiyorsa o zaman bana ne yapmam gerektiğini söyle” diyecektir. Buna cevap vermek köyden gelmiş, çoğu SSK’lı olan, ilkokul mezunu kişilerle vs. iletişimi, belki de uzayıp giden polemikleri doğuracaktır. Bu ise saygın ve otoriter hekimlik algısını da zedeleyecektir, haliyle pek istenilmez.

(Bir danışan, “Hocam, 10 yıl okudum diye düşünen bir hekim bu süreç içinde oturmuş yüksek çıtayı aşıp da mesela bir ilkokul mezunuyla falan sizin gibi bir saat konuşamaz” demiştir)

Bir de bu işler için yetişmiş, azılı düşmanını yakalasa bir saat dinlemeden bırakmamaya adeta ahdetmiş psikologlar vardır aynı kurumlarda. Ancak bunlar alanın ayrık otu gibi görülür. Nadir durumlar dışında kendilerine ya göstermelik bir kaç “sohbet vakası” yollanır ya da, “Nerden çıktı bunlar, bu alanda ikinci bir mesleği istemiyoruz, madem atamışlar buraya, siz rol biçin, fazla ileri gitmesinler, gönderin bol bol akşama kadar zeka testi yapsınlar” denilir. Dilinin sanatıyla kimyanın gücünü yenen, fazla öne çıkan bir psikolog olursa da en iyimser sonuca göre ya küsüp kabuğuna çekilmek ya da tayin gitmek zorunda falan kalabilir.

Sonra mızrak çuvala sığmaz tabi. Hak gelince batıl sallanmaya başlar. Çünkü gecenin hükmü güneş doğana kadardır. Hekimler zar zor harekete geçmeye, en çok da özeleştiri yapmaktan çok suçlamaya, psikiyatri düşmanlığı ithamlarında bulunmaya (halk sağlığını korumak, toplumu uyarmak için gerekirse psikiyatriye düşman da olunabilir ve bu olsa olsa şereftir) başlarlar. “Hekim olmayan ne anlar, bu sorunları ancak biz kendi içimizde tartışırız” demeye getirirler.

Tartışırken buldukları çözümler ise genellikle; halka koruyucu ruhsal yardım sunan danışmanlık merkezlerinin vs. kapatılması gerektiği görüşü” veya, Hekimlere şiddet var, zorla ilaç yazdırıyorlar bize” yahut, “Hekimlerin özlük hakları kötü” gibi son derece afaki sonuçlar olur.

Alan hekimlerin yitik malı gibi görülmez; halkın nitelikli sağlık hizmeti alması esas tutulursa çözüm çok basittir oysa.

Bu da ancak Sağlık Bakanlığının çıkardığı faturayı ödeyen SGK’ya düşmektedir.

Nasıl ki her hastaya önce tahlil istenir, çıkan laboratuar bulgusuna göre teşhis konulur. Aynı şekilde ruhsal yardım için gelen her kişi öncelikle psikologlarca test, görüşme, gözlem bulgularıyla mutlaka iyice değerlendirilir. Psikiyatristlerin önemli bir bölümü zaten psikologları laboratuar teknisyeni gibi görmeye çok heveslidir. Bu onların da çok hoşuna gidecektir hem.

Bu nesnel sonuçlara göre hasta çıkan kişiler psikolog – uzman hekim ekibine gönderilir. Hastalık tablosu oluşturmayan kişilere danışman psikologlarca gerek koruyucu gerekse destekleyici psikolojik hizmetler sunulur.

Yani alana pratisyen hekim – uzman hekim çalışma ilişkisine benzeyen bir sistem yahut savcı – hakim modeli getirilir.

Yani psikiyatristlerin alanın hem savcısı hem hakimi olmasına son verilir. Çünkü bu psikiyatriyi ayrıca sanık sandalyesine de oturtmaktadır. Dikkat edin üroloji, kardiyoloji, dermatoloji, jinekoloji değil aylardır psikiyatri tartışılmaktadır. Bunun nedeni bir kısım zevatın sandığı gibi psikiyatriyi sevmemek olmasa gerektir.

Bu ise bir kısım hekimlerin en az Everest dağı kadar yüksek olan mesleki narsizm ve şişkin ego tepelerinin aşılmasıyla; halkın Çukurova kadar masum ve verimli topraklarının öncelikli olarak önemsenmesiyle mümkündür.

Bu da ancak sözü edilen bilimsel ve deneyimlenmiş sağlıklı süreci SGK’nın zorunlu kılmasıyla mümkündür. Aksi halde göle su gelene kadar kurbağaların gözü patlayamaya devam edecektir. Bugüne kadar ki gelişmeler (daha doğrusu gelişmemeler) bize çözüm adına sadece bu yolun kaldığını göstermektedir.

En ideali de bunun bugüne kadar neden yapılmadığının sorgulanmasıdır elbette.

(Not: Tüm hekimlerimizi tenzih ediyorum, sadece uygulamadaki yaygın durumu resmetmeye çalışıyorum)

Psikolog
İzzet Güllü

Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Psikiyatrinin Röntgen Sonucu Çıktı" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.İzzet GÜLLÜ'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.İzzet GÜLLÜ'nün izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
.
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.İzzet GÜLLÜ'nün Yazıları
► Psikiyatrinin Gerçek Yüzü Psk.İzzet GÜLLÜ
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,152 uzman makalesi arasında 'Psikiyatrinin Röntgen Sonucu Çıktı' başlığıyla benzeşen toplam 15 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Metafizik Gevşeme: Gidişatın Analizi ÇOK OKUNUYOR Ocak 2018
◊ Bir Veda Yazısı ÇOK OKUNUYOR Haziran 2018
◊ Bu Yazıyı İyi Anla ÇOK OKUNUYOR Haziran 2018
◊ Getir Duyguyu, Götür Fiziksel Semptomları ÇOK OKUNUYOR Haziran 2018
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


11:14
Top