TavsiyeEdiyorum.com
TavsiyeEdiyorum.com  
.com
Arama : | Site İçi Arama

Yeni Tavsiye Ekleyin!



Çocuklarda İki Yaş Sendromu

Eylem AYRANCI Fotoğraf
Psk.Eylem AYRANCI
İstanbul
Psikolog
TavsiyeEdiyorum.com Özel ÜyesiTavsiyeEdiyorum.com Üyesi25 kez tavsiye edildiÖzgeçmişi MevcutKütüphanemizde Yayınlanan 14 Makalesi varFotoğrafı Mevcutİş Adresi KayıtlıTelefon Numaraları KayıtlıTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Makale Bilgileri
* Toplam Okuyucu : 25981,

* Yayın Tarihi : 24-03-2008 - 14:31 (1412 gün önce),

* Ortalama Günde 18.39 okuyucu.

* Karakter Sayısı : 11137 , Kelime Sayısı : 1368 , Boyut : 10.88 Kb.
Ziyaretçilerimizin Üyemiz Psk.Eylem AYRANCI hakkında söyledikleri:
Merhaba biz eşimle birkaç ay önce evlendik. Fakat benim korkularım yüzünden bir türlü cinsel birlikteliğimiz olmuyordu. Bir arkadaşımın önerisiyle Eylem Hanım’a başvurduk. Şu an geldiğimiz aşamaya inanmıyorum sanki bu sorunu hiç aşamayacağım gibi geliyordu. Eylem hanım’a ne kadar teşekkür etsek azdır. Gerek bilgisi, gerek güleryüzü, gerek bize ve sorunumuza profesyonel yaklaşımı eşimle beni her geçen hafta daha da rahat ve huzurlu hissettirdi. Eylem Hanım bize sağladığı destek dolayı çok teşekkürlerimizi sunuyorum.
(s.k, Danışan, 09-01-2012)

merhabalar..benim vajinusmus sorunum vardı.vajinusmus benim için, kabus gibi bir hastalık olmuştu.dedim herhalde ben bu işi, başaramıcam. etraftan duyduğum olumsuz şeyler yüzünden elimde olmadan, çok korkuyor, bir türlü başaramıyordum..(psikolok eylem ayrancıya) ulaşınca,herşey bir anda değişti.ondan alllah razı olsun diyorum,başkada birşey demiyorum!! o güler yüzlü,çok sabirlı anlayışıyla,zaten hastasını görür görmez psikolojik rahatlatan işini başarıyla, tamamlayan bir psikoloktur!arkadaşlar ben size derimki,hiç durmayınn!!!kimde böyle bir sorun varsa, mutlaka ama mutlaka (eylem ayrancıya ul... [DEVAMI..]
(E. K., Danışan, 12-09-2011)

Merhabalar,
Eylem Hanım'ı ben de bu siteden tanıyıp kendisine gittim.Benim vajinusmus problemim vardı o zamanlar benim için dünya başıma yıkılmış gibiydi, çok üzülüyordum ama Eylem hanımla tanışıp, onun samimiyeti, güler yüzü sayesinde bu sorunumu kısa sürede birlikte aştık.Benim tavsiyem bir an bile tereddüt etmeden kendisine gidin. Özellikle bu konuda üzülmenize hiç gerek yok ama uzman bir kişiden yardım almak her şeyi çok kolaylaştırıyor.Burada uzun uzadıya birşeyler yazmayacağım, ilk defa biri için tavsiye yazıyorum ve Eylem Hanım'ın bunu kesinlikle hak ettiğini düşünüyorum...

(Nesrin, Danışan, 25-07-2011)

Eylem hanımla ilk tanıştığım gün içimden ne kadar tatlı, sevecen bir kız demiştim. Bu kadar sıkı dostum olacağını bilmezdim:) Onu tanıdığım için cok mutluyum. Eylem işine saygılı, danışanlarını önemseyen ve mesleğini tüm etik kurallara titizlikle uyarak yapan psikologlardan biridir. Güleryüzlü, yardımsever, kendini sürekli geliştiren, çağdaş, hoşgörülü bir uzmandır. Eylemle tanışmış olmak benim için büyük bir şans. Meslek hayatımda beni geliştiren aşamalarda Eylemin katkıları cok büyüktür ve devam etmektedir. Onun danışanı olmak da ayrıcalıktır:)
(PSK. TUĞÇE CİĞERİM, Sitemize Kayıtlı Profesyonel, 24-03-2011)

Psk.Eylem AYRANCI Hakkındaki Tüm Tavsiyeler
Çocuklarda İki Yaş Sendromu

Kişilik dediğimiz karmaşık örüntü; doğuştan getirilen ve adına “mizaç” denilen özelliklerin, genetik faktörlerin aile ve çevre etkileşimiyle bir senteze ulaşması sonucu oluşur. Bizler mesleklerimiz için ciddi eğitimlerden geçerken, “Bir İnsan Yetiştirmek” gibi belki de dünyanın en önemli işi için çok az bilgiye sahip olarak çocuklarımızı yetiştirmeye çalışmaktayız. Oysa dünyanın en zor mesleği anne baba olmaktır. Hiçbir bilgi ve eğitim almadan öğrendiğimiz bu meslek, genellikle kültürel öğelerden ya da kendi anne babalarımızın bizleri yetiştirme biçimlerinden etkilenmektedir.

Her gelişim döneminin kendine özgü özellikleri ve yaşantıları vardır. Bunlarla ilgili doğru bilgi sahibi olmak, hangi davranış biçiminin sorun olup olmadığıyla ilgili daha sağlıklı düşünmemizi ve tutumlarımızı doğrudan etkileyecektir. Çocuklarımızı yetiştirirken farklı dönemlerde farklı davranış biçimleriyle karşılaşabiliriz. Bu noktada telaşa kapılmamalı ve doğru bilgilenerek en uygun yolu izlemeliyiz.

İlk 3 yılda çocuğun bağlanabileceği bir yetişkinin olması önemlidir. Yaşamın ilk üç yılında annenin kendisinin çocuğunun bakımı ve eğitimiyle ilgilenmesi en sağlıklı yoldur. Annenin çalışması veya diğer nedenlerden dolayı çocuğun bakımı anne dışındaki kişiler-yakın akrabalar, bakıcı, kreş v.b.- tarafından sağlandığı durumlar da söz konusudur. Bu yetişkinin ilk olarak anne olması tercih edilse de, çalışan anneler için çocuğa bakan bu yetişkin anneanne, babaanne ya da iyi bir bakıcıdır olabilir. Yetişkinle kurduğu bu bağ, çocuğun birey olmaya geçiş sürecinde etkilidir ve çocuğun dış dünya ile ilişkisini kuran, ihtiyaçlarının doyurulmasını sağlayan bir araçtır. İlk yıllarda, çocuğun en büyük gereksinimi sevgi, ilgi ve ihtiyaçlarının zamanında, yeter ölçüde giderilmesidir. Devamlı, dengeli ve kararlı bir sevgi, çocuğun sağlıklı büyümesi, sağlam bir kişilik geliştirmesi, çevreye uyumu açısından çok gereklidir. Daha sonra çocuk ihtiyaçlarını karşılamayı öğrenmeye başlar, becerileri geliştirmeye başlar ve becerilerini geliştirmeye başladıkça birey olma özelliği kazanmaya başlar. Yine bu dönemde yetişkine olan bağlılığından kurtularak kendine güvenmeyi öğrenir ve sorun çözebilme yetisini geliştirir. Çocuğun sosyal, zihinsel ve duygusal gelişiminin desteklenmesi için, yürümeye başladığı 1 yaş civarında hareket etmesine, çevreyi keşfetmesine fırsat vermek gerekir tabi çevreden gelebilecek zararlara karşı önlem almak koşuluyla. Tam tersi çok müdahaleci olmak, engelleyici olmak ise hem gelişimini olumsuz etkiler hem de yetişkinle kurduğu bağlılık bağımlılığa dönüşür.

2 yaş civarında ise çocukların hareketliliklerinde ciddi değişimler gözlenir; motor koordinasyonları artmıştır, dil gelişiminde ilerleme oluşmuştur, yetişkinlerle iletişime geçmeye başlamıştır. Bu dönemde hem zihinsel gelişim açısından hem de özgüvenin gelişmesi açısından kontrollü destek sağlamak gerekir. Diğer becerilerini kazanmada olduğu gibi, oyun oynama konusunda da henüz desteğe ihtiyacı vardır. Sosyal olarak yeterince olgunlaşmadıkları için yaşıtlarıyla oyun sürdüremezler. Anne-babayla veya kendilerinden büyük kendisini idare edebilecek daha büyük çocuklarla oynayabilirler. Bu anlamda yeterli olgunluğa erişmeden anaokuluna başladığında yaşıtlarıyla uyum problemi ortaya çıkabilir. Ayrıca bu dönemde anne-babanın çocukla oynaması sadece çocuğun oyun ihtiyacını karışlamak anlamına gelmemelidir. Aynı zamanda anne-babanın çocukla kurması gereken iletişimi geliştirmek, çocuğu tanımak, duygusal gelişimini takip etmek açısından da önemlidir. Ayrıca çocuğu oyun sırasında gözlemlemek ve onun oyun arkadaşı olmak çocuğu tanımak için en kolay ve en etkili yoldur.

2 yaş civarında anne babaların en çok şikayet ettiği konulardan biri çocuklarının öfke tepkileridir. Çocukların sinirlendiği zaman kendine ve çevresine saldırganca davranışlar sergilemesi (vurma, ısırma, kafasını duvarlara, yerlere çarpma vb. davranışlar) anne babaları ne yapacakları ve nasıl bir tepkide bulunacakları konusunda şaşkına çevirir.

2 yaş sendromu olarak da adlandırılan bu dönem çocuğun bir kişilik savaşına girdiği bir dönemdir ve çocuklarda görülen bu sinirlilik, inatlaşma, ağlama nöbetleri, öfke nöbetleri, huysuzluk, hırçınlık, inatçılık doğal tepkileridir. Öfke tepkileri sosyal çevreye uyum çabalarının da bir parçasıdır. Bu dönem yaklaşık 18 ay civarı başlayan, bazen 36–42 aylara kadar devam edebilen, özellikle ebeveynler açısından anlaşılması ve dayanılması zor bir dönem olarak kabul edilen bu dönemdir. Özerklik dönemi dediğimiz bu dönem kendini ve sınırlarını fark etmeye başlayan ve bu sınırları denemeye çalışan bir çocuğun içinde bulunduğu dönemdir. Kendi çevresinde olanlar karşısında kendi sınırlarını genişletmeye çalışır, artık o girişim dönemindedir. Yapmaya çalıştığı neyi ne kadar yapabileceğini keşiftir. Tahammülsüzdür. Bu dönemde yapılan engellemeleri anlayamaz çünkü anne babaların sınırlamaları onun için anlaşılır değildir. O bu dönemde karşı durarak kendini ortaya koymaya çalışır.

Çocuklar dürtü ve isteklerini kontrol altına almayı, geciktirmeyi, ertelemeyi bilmezler. Olmadık yerlerde ve zamanlarda isteklerinin karşılanmasını isterler ve çoğunlukla tuttururlar. Engelleyici nesne ve durumlar bireyde öfke yaratır. Çocuklar da, anne ve babalarından ’’hayır ’’ cevabını aldıklarında, istekleri bir şey olmadığında öfkelenirler. Ama ilk sekiz yıl içersinde görülen öfke duygusu ve ardından gelen tepki kısa sürer (ortalama 5 dakika), daha sonra çocuğun neşeli bir havaya girdiği görülür. Önemli olan anne babaların bu anda çocuğa nasıl davranmaları gerektiğini bilmeleri ve bu davranışları çocukta kalıcı hale getirmemeleridir.

Bu yaşlar (18-36 ay) çocuğun gelişim dönemleri içersinde en zorlu olan dönemlerden biridir. Bu dönem çocuğun asi, uyumsuz, dengesiz, inatçı, olumsuz olduğu dönemdir. Bu şekilde davranan çocuğun davranışları da anne babaları endişelendirir. Anne yada baba kontrolü kaybediyorum korkusuyla, çocuğu, olması gerekenden daha çok denetlemeye, kısıtlamaya çalışır. Hareket ve davranışları kısıtlanan çocuk ise öfkelenir, istediğini yapmakta direnir ve daha çok kısıtlandığında saldırgan davranışlar içine girer. Kafasını duvarlara çarpar, ısırır, çimdikler, vurur vb. davranışlar sergiler. Eğer anne ve babalar bu dönemde çok katı bir tutum sergilerlerse inatçılık ve direnç çocukta kalıcı hale gelebilir. Oysa çocuğun, olgunlaştıkça davranışlarının zamanla daha olumlu ve dengeli hale geldiği, sürtüşmelerin azaldığı görülecektir. Ayrıca çocuğun öfkesini dindirmek için her istediğini yapmak, davranışa uygun olmayan cezalar vermek son derece yanlıştır.Bu dönemde öfke tepkilerine karşı anne babaların yapacağı en uygun davranış bu tepkilerin kısa süreli olduğunu da düşünerek çocuğun dikkatini başka yöne çekmek olacaktır. Çocuk bu olumsuz ve hırçın davranışları sergilediğinde kısa bir süre, ilgisiz davranmak, umursamamak, onlarla sürtüşmeye girmemek, dikkatlerini o an ortamda bulunan başka bir şeye çekmek yapılacak en doğru olan davranışlardır. Ayrıca anne ve babaların o an başka şeylerle meşgul olup olumsuz davranışı bittikten sonra ilgilenmeleri daha uygun olur. Bu anlarda sakin ve sabırlı davranmak çok önemlidir. Öfkesi geçen çocukla onun bu duygusunu anlayarak kabul eden bir yaklaşımla ama kararlı bir ses tonu ile konuşmak en doğrusudur. Çocuğun bu öfke davranışı anne bablarda da öfke duygusu uyandırmamalıdır. Anne babalar unutmamalıdır ki bu dönem geçicidir.

Bu dönem çocuğun eğitiminde “özerklik dönemi" nin gelişimsel özellikleri dikkate alınarak fazla kuralcı, fazla baskılı olmayan, çocuğun kendi yetilerini tanıyıp kullanımına fırsat tanıyan ancak gerektiğinde sınırlayıcı ve değişken olmayan bir tutum izlendiğinde hem çocukla ana-baba arasındaki gerginlikler en aza indirgenmiş, hem de çocuğun dönemsel nitelikle sağlıklı bir gelişim çizgisine doğru desteklenmiş olur.

Bu yaş çocuklarında su oyunları, toprak ve kum oyunları, ses çıkaran, vurmalı, takmalı oyunlar, takıp çıkarmalı oyuncaklar, gerek karıştırıcılık, bulaştırıcılık, gerekse merak ve saldırganlık dürtülerini boşaltma, yönlendirme açısından uygun oyun seçenekleridir


Üç yaşından sonra ise çocuğun bu olumsuz, dengesiz, hırçın davranışlarının azaldığı ve ani öfke tepkilerinin çoğunlukla eşyalara yöneldiği görülür. İki buçuk – üç yaşları anne babaların yapması gereken en iyi davranış çocuğun belli kurallar ve sınırlar çerçevesinde saltanatının sürmesine izin vermektir. Dört yaşından sonra da çocuk her istediğinin karşılanmayacağını, belli kuralların olduğunu öğrenmeye başlar.

Öfke duygusu da diğer tüm duygular gibi doğal bir duygudur. Çocuğun öfke duyması, kızgın olması yanlış değildir; bu duyguyu gösteriş biçimi saldırgansa yanlıştır. O yüzden çocuğun öfke nöbeti geçirirken yaptığı davranışları değerlendirerek, yaşına uygunluğuna bakarak davranmak en uygunudur.

Öncelikle bu öfke duygusunu anlamaya çalışmak gereklidir.. çocuk haksız istekleri reddedilince, sürekli ilgi görmek, dikkat çekmek istediği için bu davranışları yapıyorsa, bir uğraşı sırasında başaramayıp öfkelenip saldırganlaşıyorsa bu davranışı o zaman uygunsuz demektir.


Peki uygun olmayan öfke davranışlarını anne babalar önlemek için nasıl davranmalıdır?
·Öncelikle anne babaların çocukları için iyi model olması gerekir. Unutmamak gerekir ki çocuklar anne baların davranışlarını gözlemleyerek, model alarak öğrenirler. Eğer bulundukları ortamda saldırgan davranışlar sergileyen bir ebeveyn varsa çocuklar bu davranışları sergileyecektir. Ebeveynler disiplin aracı olarak dayağı, şiddeti kullanmamalılardır.

·Çocukla iyi bir iletişim kurmalı, çocuğa yeterli sevgi, ilgi, yakınlık, şefkat, anlayış gösterilmeli.


·Çocuğun saldırgan davranışları hem aile üyeleri hem de çevredeki yetişkinlerce ödüllendirilmemeli, bu davranışın yanlış oluğu hemen anlatılmalıdır. Bu davranışlardan sonra çocuğun istekleri yerine getirmemelidir. Bu saldırgan davranışlarının sonuçlarının ona istediklerini elde etmede bir şey kazandırmayacağı, hatta ona daha çok zarar vereceği anlatılmalıdır. Çocuk saldırgan davranışlar sergilemediğinde ise övgüyle, ilgiyle ödüllendirilmelidir.

·Çocuğun dışarıda oynamasına, enerjisini boşaltacak faaliyetlerde bulunmasına imkan sağlanmalıdır. Ayrıca saldırganlığı dışa vuracak, atmasını sağlayacak gürültü çıkaran oyuncaklar, çekilip itilen arabalar vb. oyuncaklar işe yarayabilir.


·Başarma duygusunu pekiştirmeli, sorumluluk duygusunu geliştirmek yaşına uygun görevler verilmelidir.

·Bu çocukların baba ile iletişimleri güçlendirilmeli, birlikte daha fazla vakit geçirmeleri sağlanmalıdır.


·Televizyonda, şiddet içeren film ve dizileri izlemesine, saldırganlık içeren bilgisayar oyunları oynamasına izin verilmemelidir. Eğer bunlara engel olunamıyorsa anne baba bu davranışların doğru olmadığını, gösterilen şeylerin kurmaca olduğunu çocuğun yaşına uygun yalın, açık ve net bir iletişim diliyle anlatabilmelidir.



Psikolog Eylem Ayrancı








Kaynaklar:


Yörükoğlu A. Çocuk Ruh Sağlığı. Özgür Yayınları. 2003
Yavuzer H. Çocuk Eğitimi El Kitabı, Remzi Kitapevi, İstanbul, 1997.
Yavuzer H. Çocuk Psikolojisi, Remzi Kitapevi, İstanbul, 1993.

Makale Yazarının Sayfasına Dönün
Makale Yazarına Eposta Gönderin

Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir :

"Çocuklarda İki Yaş Sendromu" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Eylem AYRANCI'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.

Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak yazarının izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.

Kütüphanemizden İlginizi çekebilecek diğer bazı makaleler:
  • Çekingen Bir Çocuğum Var , Nazlı Tuğba KARABUDAK
  • Aile İçi İletişim Ve Çocuk , Nazlı Tuğba KARABUDAK
  • Çocukluk Dönemi Korkuları , Nazlı Tuğba KARABUDAK
  • Mükemmeliyetçilik Ve Psikopatoloji , Ezgi DENİZEL GÜVEN
  • Aile Terapisi ( Evlilik Terapisi) , Yeşim CANLI
  • Artan Cinnet Olayları: Kendisi Hasta Olan Bir Tedavi İnsanları Tedavi Edebilir Mi , İzzet GÜLLÜ
  • Stresin Anotomisi Ve Tedavisi , İzzet GÜLLÜ
  • Psikiyatrinin Röntgen Sonucu Çıktı , İzzet GÜLLÜ
  • Travmatik Yas , İsmail SALMAN
  • Sınav Kaygısı Ve Başa Çıkma Yolları , Emrah KARABULUT
  • Stres Ve Stresle Başa Çıkma , Emrah KARABULUT
  • Sınav Kaygısı , Deniz DEPBOYLU
  • Sınav Kaygısı Nedir? , Serap DUYGULU
  • Evlilikte Altın Kurallar , Ziya ÜNLÜTÜRK
  • Cinsiyet Ve Toplumsal Cinsiyet Kavramları , Güldane SALMAN
  • Fizyolojik İhtiyaçlar Ve Güvenlik İhtiyaçları Kişiyi Nasıl Güdüler , Tuğba DEMİRÖZ
  • Kadın Cinsel Fonksiyon Bozuklukları , Sami AYDOĞDU
  • Evlilik Tipleri , Sami AYDOĞDU
  • Maslow’un İhtiyaç Hiyerarşisi Teorisi , Tuğba DEMİRÖZ
  • Yorgun Sınav Arkadaşım Merhaba , Adnan DEMİRCİ
  • Kütüphanemizde yer alan dökümanlar profesyonel üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte tavsiyeediyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, çalışmaların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan makaleler bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir profesyonelle görüşmeden, makale içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Çalışmaların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yayınlanan makalelerin mali ve hukuki tüm hakları yazarına aittir. Kütüphanemizde yer alan herhangi bir makale başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir. Sitemizde sayfası bulunan site üyemiz profesyoneller üye sayfaları içinden, Makale Bilgileriniz bölümü altında, YENİ MAKALE GÖNDERİN linkini izleyerek bu sayfaya makale ekleyebilirler.

    02:24
    Top