2007'den Bugüne 81,932 Tavsiye, 25,988 Uzman ve 18,188 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!



Sokak Köpekleriyle İlgili Bilgiler
MAKALE #9757 © Yazan Vet.Hek.A.Kutlu DAYIOĞLU | Yayın Ekim 2012 | 12,366 Okuyucu
Sokak köpeği nedir?

Bir çok hayvanda olduğu gibi tür kavramının altında bir çok ırk vardır. Köpek türünün kapsadığı sizinde bildiğiniz minicik Pincher’lardan kocaman Danua’lara kadar bir çok köpek ırkı vardır. Tüm bu köpek ırkları içinde saflaştırma dediğimiz suni seleksiyonlarla seçilerek eşleştirmeler sonucu bir çok özellik pekiştirilmiştir.


Örneğin av köpeklerinde iyi koku alan dişi ve erkekler birbirleriyle eşleştirilerek bu özellikleri ile üstün olan ama bekçilik özelliği geride kalmış köpek ırkları üretilmiştir.
Buna benzer bazı köpeklerde görünümleri dikkate alınarak seçimle üretilmiştir. Çok güzel tüyleri olan Yorkshire terierler, Afgan tazıları hep bu özellikleri dikkate alınarak üretilmiş ırklardır.

Tüm bu ırkların içinde çok eski tarihlerden beri insanlar tarafından beslenen ve gerek görünüm gerekse davranış özellikleri fazla değişmeden günümüze kadar aynı kalmış ırklarda vardır. Örneğin bizim Sivas Kangalımız böyle bir ırktır.
Sokaklarda yaşayan köpeklere gelirsek;

Biz her ne kadar onlara bir ırkları yokmuş gibi davransak da onlarda yıllara meydan okuyan bazı özellikleri ile kendi içlerinde safkandırlar. Nasıl ki Kangal çoban köpeği Sivas bölgesinin bir çoban köpeği ise bizim Ege bölgesinde rastladığımız sokak köpeği dediğimiz köpekler de bu bölgenin özelliklerine dayanıklı, bekçilik ve koruma özellikleri üst noktada olan, tamahkar, sadık, iyi huylu Ege çoban köpekleridir.

Sokaklardaki köpeklerin kaynağı sadece evlerden atılan köpekler değildir.


Geçici bir hevesle alınan özellikle safkan ırklardaki bir çok köpek bir zaman sonra ne yazık ki sokaklara düşebiliyor. Bir çok aile öncesinde çok iyi düşünmeden çocuklarına oyuncak gibi veya kendileri de şartlarını değerlendirmeden kolayca bir yavru köpek alabiliyorlar. Bu köpekleri sattıkları yerlerde de çoğu zaman köpeği alan aileye doğru düzgün bilgilendirme yapmıyorlar veya yapamıyorlar. O yüzden bu konuda sadece bilinçsiz ve düşünmeden yavruyu alan aileler sorumlu değil. Bu konuda deneyimi olan ve bu deneyimini kötü amaçlı kullanan satıcılar yavruların akıbetini düşünmeden 25 günlük annesinin memesinden ayırıp bir yavruyu satabildikleri gibi, hasta, bakımsız, aşısız vb hem yavrunun geleceği ve sağlığı için hem de hevesle ailelerine yeni bir yavru alan insanlar için sorun olabilecek durumlar yaratıyorlar. Eğitim konusunda hiç bir bilgileri olmayan ebeveynler köpek yavrusunun ilk günlerinde tuvalet, gece ağlama vb sorunlarına doğru tepkileri veremedikleri için yavruda onların ne istediğini anlayamıyor ve kısa süre sonra yavrudan istemeyerek de olsa ayrılmak zorunda kalıyorlar.


Her zaman barınak veya sokak köpekleri ile ilgili bilgileri ve deneyimleri değerlendirdiğinizde; bulundukları şehre göre değişmek üzere sokak köpeklerinin ancak %5-10 luk kısmının terier, golden,alman kurdu vb gibi safkan ve onların melezleri olduğunu görüyoruz. Geriye kalan büyük kısım bizim sokak köpeği dediğimiz aslında her bölgenin kendine özel çoban köpeklerinin oluşturduğu bir populasyondur. Bu populsyonunda kaynağı tamamen köy ve kasabalardaki kontrolsüz üreyen köpeklerdir. Sokak köpeği sorununa katkı koymak amacıyla yıllardır sokak köpeği kısırlaştırıyorum. Kısırlaştırdığım köpekler arasında safkan, cins köpek dediğimiz ırklardaki köpek o kadar az ki lafı bile olamaz. Belediyeler ve hayvanları koruma derneklerinin de yaptığı kısırlaştırmaları incelersek orada da aynı durumu görebiliriz.

Sonuç olarak; Her ne kadar cins köpek denilen ve bir hevesle alınıp sokaklara düşen köpeklerin durumu içler acısı da olsa sokak köpeği sorunun esas kaynağı kırsal kesimlerdeki kontrolsüz üremelerdir. Bu konuda ciddi bir kısırlaştırma çalışması yapılmadığı sürece yıllardır süren sokak köpeği sorunu devam edecektir.

Sokak köpeklerinin hayatların kurtarmanın tek yolu: Kısırlaştır-Aşıla-İşaretle-Kayıt altına al ve Serbest bırak


Çocukluğumuzdan beri sokaklarda yaşayan köpeklerimizin zehirlenip öldürüldüğüne o kadar çok şahit oldum ki! Bir akşam birlikte koşup oynadığımız Karabaşı sabah kaskatı çöpün yanında bulurduk. Sonraları yeni yasa ve yönetmeliklerin çıkması ve hayvanları koruma derneklerinin de daha sistemli ve bilinçli çalışması ile bu tür olaylar gittikçe daha nadir olmaya başladı. Ama bir türlü bitmedi ne yazık ki!


Ama sokak köpeklerinin çektiklerine artık bir son vermek gerektiğini yavaş yavaş da olsa anlatabiliyoruz son zamanlarda!

Sokak köpeklerinin öldürülmesinin acımasız bir katliam olmasının yanında sözde kuduz korkusu ve salgınlarının önlenmesinde de bir işe yarmadığını öğreniyorlar yavaş yavaş!
En güzel çözümün bu köpeklerin uygun ve zarar vermeyen yöntemlerle yakalanması, kısırlaştırılması, kuduz aşılarının yapılıp, parazitlerinden temizlendikten sonra kulaklarına işaret amacıyla o köpeğe özel numaralı küpelerin takılarak, belediyelerde kayıt altına alınıp yine yakalandığı ilk yere salınmasıdır.

Sokakta yaralı bir köpek veya kedi bulduğunuzda ne yapmalısınız?


Bulduğunuz köpek veya kedi kaza vb nedeniyle şokta olabilir ve sizin yaklaşmanızı kötü amaçlı zannederek korkup sizi ısırabilir. Acele etmeden onu sakinleştirerek konuşarak yaklaşmalısınız. Kuyruk sallayan bir köpek ısırmaz. Ama vücuduna dokunduğunuzda canı acırsa tepki verebilir. Kediler ise tepkilerini belli etmeden can acısı ile saldırganlaşabilirler. Öncelikle orada ne zamandır yattığını bilmediğiniz için içmesi için su vermelisiniz. Bu hareketiniz onun size güvenmesini de sağlayacaktır. Yemek vb vermekle uğraşmayın yaralı bir hayvan yemek yemeyi düşünmez ama su içebilir.Daha sonra en güzeli köpekte yüzüne kedide tüm vücuduna havlu vb bir örtü örtüp köpekte civardan bulduğunuz büyük bir karton veya örtüyü sedye olarak kullanıp üzerine yatırarak kedide ise kutuya veya taşıma boxına koyarak acil olarak bir veteriner kliniğine götürmenizdir.

Eğer çok ağır yaralanmış görünüyorsa tanıdığınız veteriner hekiminize acil telefon edip yardım isteyebilirsiniz. Eğer bir petiniz yoksa ve hiçbir veteriner hekim tanımıyorsanız; o civardaki işyerlerine yakınlarda veteriner klinik var mı diye sorabilirsiniz.

Bu arada Belediyelerin sadece sokak köpek ve kedilerine hizmet vermek için açtığı acil ambulans hizmetlerinin de olduğu Veteriner klinikleri ve hastaneleri vardır. Telekom 11811 arayarak bölgenize en yakın Belediye Veteriner hizmetlerinin telefonuna ulaşıp sokak köpek ve kedileri için yardım alabilirsiniz.

Köpek ve kedilerinizi Belediye Veteriner işleri Müdürlüğüne kaydettirmeyi unutmayın.


Tüm sahipli köpek ve kedilerin kendi bölgelerindeki Belediye Veteriner İşleri Müdürlüğüne kaydının yapılması yasal olarak bir zorunluluktur. Köpek veya kedinizi götürmeden sadece aşı karnesi ile yapacağınız başvurularda cüzi bir rakam alınarak size üzerinde bir numara olan markalar verilecektir. Dostlarınızla ilgili herhangi bir şikayet durumunda görevliler tarafından size ilk sorulan kayıt olup olmadığı ve kuduz aşısının uygulanıp uygulanmadığıdır.

Dostunuzla birlikte yaşamınızda sorun yaşamamak için lütfen bu kayıt işlemini ihmal etmeyiniz.

Amatör köpek üretimi yapmamalısınız.


Bir çok safkan ırk köpeği almak istediğinizde değişen fiyatlarda para ödemek zorunda kalırsınız. Bu sadece Türkiye’de değil tüm dünyada böyledir. Yüksek bir bedel ödeyip bir köpek alan bazı insanlar bu işin karlı olduğunu düşünüp dişi köpeklerini yavrulatma ve benzer fiyatlara satma planları yaparlar.


Bazen de kızım annelik içgüdüsünü tatsın diye de yavrulatmak isteyenler olur. Ne yazık ki dişi bir köpeğin doğumu, sonrasında yavruların bakımı ve yavruların elden çıkarılması aşamalarında göz ardı edilen çok fazla faktör vardır.

Bir örnekle açıklamak istersem: Bir Golden retriever’i üretip satmak veya annelik duygusunu tatsın diye yavrulattığınızda şunu hiç bir zaman unutmayın 6 ile 9 arası yavru doğurur. Ve çoğunlukla da 9 yavru doğurur. Gebelik 63-68 gün sürer ve arkasından da 45 gün kadar emzirme dönemi vardır. Bu dönemde anneyi ve sonlarına doğru da hem anneyi hem de yavruları çok kaliteli mamalarla beslemek zorundasınız. Eğer safkan ırkları bu şekilde beslemezseniz anne de sorunlar çıktığı gibi, yavrularda da ilerleyen yaşlarda beslenme eksikliğine bağlı kalça çıkığı, raşitizm gibi ortopedik hastalıklardan, gelişme geriliklerine kadar bir çok sorunlar ortaya çıkar.

Yavrular çok kısa sürede gelişip, havlamaya ve etrafa tuvaletlerini yapmaya başlarlar. Bu durum ev ortamında çok fazla ama bahçede bile zorluklar yaratmaya başlar.
Diyelim bunların hepsini hallettiniz. Bu seferde gözünün içine bakıp büyüttüğünüz kızınızın o güzelim 9 yavrusundan sadece 2-3 tanesini kendi seçtiğiniz güvendiğiniz birilerine satabilirsiniz. 2-3 tanesini de sevdiğiniz eş dost akrabalara hediye etseniz yine de elinizde 2-3 yavru kalır. Bu çok üzücü bir durumdur. Yavrular büyüdükçe vermek veya satmak zorlaşır. Daha önceki 2-3 tane satılan veya hediye dediğimiz de en iyi şartlarda olandır.

Özetle dünya tatlısı 9 yavrunuzun duruma göre değişen sayıda olanı elinizde kalır. Bu yavruları da ya çok ucuza çok fazla sık eleyip dokumadan kim alırsa ona satar veya bedavaya sahiplendirirsiniz. Bu son gruptakiler hemen her zaman iyi yuvalar bulma konusunda şanssız olan yavrular olur. Hatta bir kısmı da ne yazık ki sokaklara ve sonunda da barınaklara düşebilir.

Sonuç olarak; Lütfen köpeğinizi yavrulatmadan önce veteriner hekiminize danışınız. Sonradan üzüleceğinize, dişi köpeğinize en büyük iyiliği yapıp olgunlaştıktan sonra onu kısırlaştırınız. Unutmayın köpekler tam olarak bizim gibi değillerdir. Yani bir köpek anne olamadım diye düşünmez ve üzülmez.

Oyuncak değiller


Çocuklar için evde bir hayvanın olması inanılmaz özel bir duygudur. Hissettikleri duyguları başka hiçbir paylaşımdan alamazlar. Ama onunla nasıl bir paylaşıma gireceğini, nasıl davranacağını, evde hayvanın yerinin nerede olacağını ona siz öğretmelisiniz. Psikologlarında kabul ettiği gibi evde bir hayvan varken doğmuş olan çocuklarda iletişim ve davranışlar çok daha sorunsuz olur. Sonradan alınan hayvanlarda ise çocuğun kişiliği ve yetiştirilişi ile bağlantılı olarak bazı problemler ortaya çıkabilir. En problemsiz ve söz dinleyen çocukta bile hayvanı fazla sıkıştırma, sürekli kucağa alma isteği, yatağına alıp birlikte uyuma, yemek yerken veya uyurken rahat bırakmama gibi basit rahatsızlıklardan, canını yakma, yaralama, fırlatıp atmaya kadar varan hatalı davranışlar görülebilir. Bunların hepsinin nedeni çocuğun o güne kadarki bir çok oyuncağının pelüş vb tüylü olması ve hayvanlarında sıcacık, güzel,hareketli ama birer oyuncak objesi gibi algılanmalarıdır. Bu nedenle çocuğunuza arkadaşı olması için bir hayvan alırken onun 10-12 yaş civarına gelmesini beklemelisiniz. Bu yaşlara gelen çocukların çoğunda bir hayvanı oyuncak olarak görme ihtimali azalmış olacak ve onunla doğru dostluğu kurma yolunda sorumluluk, sevgi, sabır duygularının gelişmesi için güzel bir başlangıç yapabileceksiniz.


Dostunuzu geride bırakmayın.


Yaz tatili boyunca deniz kıyılarında, evlerinizde ve bahçelerinizde yine sevimli dostlarımızla birlikteydiniz. Bu dostlarımızdan bazıları bizim çocuklarımıza karne hediyesi veya tatil hediyesi olarak aldığımız şirin minik bir kedi yavrusu veya ufak bir köpek yavrusuydu. Yaz boyunca sevimli dostumuzla birlikte oynadık, köpeğimizin denizden korkmasını sonraki günlerde ise denize alışmasını, çocuklarla neşe içinde oynamalarını izleyip keyiflendik.


Ama yaz tatili bitti ve şehir yaşamına dönüş zamanı geldi. Minik kedi yavrusu ve ufak köpek yavrumuz biraz da büyüdü. Yazlıkta tuvalet sorununu ve gezdirmeyi vb hiç düşünmemize gerek yoktu. Zaten ilk hevesle tüm aile ve özellikle çocuklar yavruyla sürekli ve kolayca ilgilenebildiler.

İşte şimdi sevgi ve dostluğunuzun sınanması ve gerçekliğinin anlaşılması zamanı geldi. Bu kadar sevdiğiniz ve sizi bu kadar seven dostunuzu geride bırakmayın. Sadece aç kalacağı için değil, onu ailenize siz aldınız ve sevginizle şımartınız, rahatlattınız, hayat için yavruluktan vermesi gereken mücadeleyi vermeden ve sevgi içinde bu günlere geldi.
Şehir yaşamına uyum için yapmanız gerekenleri veteriner hekiminize danışınız. Çok zor değil birlikte yine sevgiyle başaracaksınız. Unutmayın o siz olmadan yaşayamaz. Lütfen dostunuzu geride bırakmayın.

Sokak hayvanlarını beslerken


Artık bir çok hayvan sever sadece kendi hayvanlarını değil sokaktaki hayvanlarını da düşünüyor. Sokaktaki hayvanlara su kapları koyuyor ve değişik mamalarla veya yemeklerle beslemeye çalışıyor.


Tüm bu iyi niyetle ve sevgiyle yapılan faaliyetler sırasında hem çevre sağlığını korumanız, hem çevrenizden daha az tepki çekmeniz hem de hayvanlara yararlı olmaya çalışırken zarar vermemeniz için bazı önerilerim olacak:
1- Sokaklarda yaşayan kediler ve köpekler eğer yavru değillerse günde 1 defa beslenerek hayatlarını rahatlıkla idame edebilirler. Fazlası kilo almalarına ve ya zayıflamalarına neden olabilir.
2- Sokak hayvanlarına vereceğiniz yiyecekleri sürekli aynı kirli kaplara koyduğunuzda bir önceki yiyeceklerin bozulması ile oluşan bakteriler yeni yiyeceklere de bulaşacak ve hiç yoktan kediler veya köpekler ishal vb sorunlar yaşayabileceklerdir.
3- Tüm hayvanlara verilecek gıdalar, taze, bozulmamış olmalı ve çok yağlı, baharatlı, salçalı vb çok sıcak veya çok soğuk olmamalıdır. En uygun besleme
4- En uygun besleme kuru mamalardır ama onlarda da ucuz olsun diye aşırı ekonomik mamalardan çok fazla miktarda vermek yerine elinizden geldiği kadar daha iyi mamalardan daha az az besleme hayvanların sağlıklı kalmasını sağlar. Unutmayın çok yemek ihtiyaçlarını iyi karşılamak değildir.
5- Özellikle balıkların ayıklanması sonucu iç organlarının hayvanlara verilmesi son derece sakıncalıdır. Balığın en kolay kokuşan ve hayvanları zehirleyen kısmı iç organlarıdır.
6- Sokak hayvanları açta olsa her şeyi yiyemezler. Açken onlara vereceğiniz hatalı bir besin ona iyilik yerine kötülük yapacak ve siz fark edene kadar ishalden ölebilecektir.
7- Sokak hayvanlarını beslerken mümkün olduğunca az az mama veya besini birbirinden uzak bir çok yere koymalısınız. Unutmayın hayvanların arasında besin konusunda inanılmaz bir rekabet vardır ve tek bir yere koyduğunuz yiyeceğin başına oturan güçlü bir kedi veya köpek diğer ihtiyacı olan zayıfları kovalar ve aç kalmalarına neden olabilir.
8- Sokak hayvanlarını beslerken mümkün olduğunca görüntü ve çevre kirliliğine neden olmamalıyız. Genelde alışkanlık olan çöp konteynırlarının yanında besleme yapmak yerine parklar, yeşil alanların kuytu köşelerine alıştırıp hayvanların çöp çevresinde toplanmasına ve hastalıklarla karşılaşmasına engel olabiliriz.
9- Evinizde beslediğiniz hayvanların nasıl pisliklerini topluyor, mama ve su kaplarını temiz tutuyorsanız sokakta beslediklerinize de aynı özeni gösterirseniz çevreden daha belki çevreden daha az tepki görebilirsiniz.
10- Sokakta besleme yaparken onlarca kedinin bir arada beslenmesi yerine uzak mesafelerde daha az sayıda gruplar oluşturmalarını sağlamaya çalışmalısınız. Bir sokakta insanların benimsediği bir köpek varken hiç şüphesiz ki sayının 2’ye hatta 3-4’e çıkması mahalle sakinlerinin rahatsız olmalarına neden olacaktır. Ayrıca köpekler sayıları arttıkça sürü psikolojisi ile davranıp siz istemeseniz de bölge koruması yapacak ve havlama veya yabancılara saldırma sonucu sorunlara neden olacaklardır.
11- Çevrenizde beslediğiniz sokak hayvanları ile ilgili Belediye Veteriner Poliklinikleri ile sürekli bağlantıda olup kısırlaştırma, tedavi vb yapılması gereken durumlarda Veteriner hekimlere ve diğer çalışanlara yardımcı olmanız en doğru davranıştır.

Küflü ekmek çok tehlikelidir


Küflü ekmek yemek insanlarda olduğu kadar tüm hayvanlar içinde çok tehlikelidir. Ekmekte veya diğer besinlerde küfü oluşturan mikroorganizmaların artıkları olan maddeler canlıların vücudunda toksik etki yapar. Küflerin, özellikle de aflatoksin yapan küflerin (Aspergilius flavus ) uygun şartlarda ekmek ve benzeri tüm besinlerde üreyebileceğini ve çok düşükmiktarlarının bile hayvanlarda ölğme neden olabileceğini unutmamalısınız.


Hayvanların yanında insanı örnek verirsek; Bir insanın sağlığını da bozan bu etkiyi, aflatoksinin gıda maddesi içerisindeki çok düşük miktarları yapabilmektedir. Ülkemizde gıda maddelerinde bulunmasına izin verilen 5 ppb düzeyi, milyarda 5' in ifadesidir, yani 1 kg' da 5 mikrogram, 1 tonda 5 miligram, 1000 tonda 5 gram anlamına gelmektedir. 1 kg gıda maddesinde 1 ppb aflatoksin , 0,000001 gram aflatoksin demektir.

Sonuç olarak bizim yememiz için tehlikeli olan küflü ekmek vb gıdalar hayvanlar içinde tehlikelidir. Sokak köpeklerine,kedilerine, kuşlara küflü ekmek verirseniz onlara iyilik yapayım derken zarar verebilirsiniz.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Sokak Köpekleriyle İlgili Bilgiler" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Vet.Hek.A.Kutlu DAYIOĞLU'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Vet.Hek.A.Kutlu DAYIOĞLU'nun izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     1 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Vet.Hek.A.Kutlu DAYIOĞLU'nun Yazıları
► Sokak Hayvanlarını Sevmek! Vet.Hek.Dr.Mustafa ALTUNTAŞ
► Sokak Hayvanlarının Yaşama Hakkı Vet.Hek.İ.Serdar SAYAR
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,188 uzman makalesi arasında 'Sokak Köpekleriyle İlgili Bilgiler' başlığıyla benzeşen toplam 94 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Kedilerde Agresiflik-Saldırganlık ÇOK OKUNUYOR Nisan 2013
◊ Bu da Bir Akrep Macerası Haziran 2017
◊ Pisipisi Otu Ekim 2009
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


22:13
Top