2007'den Bugüne 89,863 Tavsiye, 27,680 Uzman ve 19,693 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Duyguların Farkında Olma
MAKALE #12331 © Yazan Uzm.Psk.Dnş.Özkan KENARLI | Yayın Mart 2014 | 7,235 Okuyucu
Duyguların Farkında Olma
İnsan yaşamının ilk günlerinden itibaren düşüncelere ve davranışlara rehberlik ederek insanın fonksiyonda bulunmasında temel teşkil eden duygular, süregelen olaylara hızlı ve otomatik bir şekilde anlam vermeyle oluşmaktadır (Frijda, 1986; akt: Kuzucu, 2008). Ruh durumumuzun nasıl olduğunu bildiren haberciler olan duygular (Navaro, 1999), çeşitli durumlarda nasıl tepki vereceğimizle ilgili bilgi sağlar ve davranışlarımızı başlatmada, motive ve organize olmada çok önem taşır (Cicchetti, Ackerman ve İzard, 1995; akt: Kuzucu, 2008)

Tarih boyunca insanoğlu, üzüntü ve kaygıların nedenlerini ve bunları dindirmenin yollarını aramıştır. Er ya da geç tüm insanlar benzer sorular sorarlar: “Neden kendimi daha iyi hissetmiyorum?”, “Kendimi daha iyi hissetmek için ne yapabilirim?”.
Yüksek duygusal farkındalık düzeyi, kişinin çevresini anlamasını (Greenberg, 2002) ve sıkıntıyla daha iyi baş etmesini sağlamaktadır (Stanton ve ark.,2000; akt: Kuzucu, 2008). Duygusal farkındalığı düşük olan kişilerle karşılaştırıldığında, farkındalığı yüksek olanların daha sık pozitif duygu yaşadıkları, kendine saygılarının daha yüksek olduğu, daha dışa dönük oldukları, sosyal olarak daha az kaygılı oldukları ve daha çok yaşam doyumu belirttikleri görülmektedir (Swinkels ve Giuliano, 1995; akt: Kuzucu, 2008).

Fiziksel bir bedene sahip olmak kaçınılmaz olarak kişiyi hastalık, yaşlılık ve ölüm ile ilintili acılara maruz bırakır. Uygunsuz koşullarla karşılaştığında, kişi duygusal olarak zorlanır ya da uygunsuz olarak değerlendirdiği koşulları iyileştirmeye çalışır. İnsanlar istediğini alamadığı, bir zamanlar sahip olduğu şeyi kaybettiği ve istemediği şeylerle uğraşmak zorunda kaldığında sıkıntı yaşarlar. Bu durum kişinin yaşamı görece rahat olduğu zaman bile geçerlidir. Sonuç olarak, doğumdan ölüme kadar, bıkıp usanmadan daha iyi hissetmeye çalışırız (Ögel, 2012).
“Mindfulness”, eski metinlerde kullanıldığı haliyle, farkında olma, dikkat ve hatırlama ile aynı kökten gelen “Pali” sözcüğü olan, “Sali” nin İngilizce’ye çevirisidir (Pali, Buda’nın öğretilerinin kaydedildiği dildir). Sati sözcüğü mindfulness (farkındalık) olarak ilk kez 1921 yılında çevrilmiştir.
Farkındalık Budist içgörü (Vipassana) meditasyonu türlerinden biridir. Farkındalık terimi meditatif bir alıştırmayı tarif etmekle birlikte, aynı zamanda bu alıştırma sonucunda açığa çıkan zihinsel bir durum anlamına gelmektedir. Doğu’da uzun yıllardan beri uygulanmakta olan bazı psikoterapi ekolleri, farkındalık temelli terapilerle benzerlikler taşımaktadır.
Farkındalık kavramının Batı’daki psikoterapi yaklaşımlarında kullanılmaya başlaması ise yaklaşık 30 yıllık bir geçmişe dayanmaktadır. “Farkındalık” sözcüğünün tanımı psikoterapide kullanımı için biraz modifiye edilmiştir ve daha sonra geniş bir fikir ve pratikler bütünü oluşturmuştur. Psikoterapide kullanımıyla birlikte birçok araştırmaya da zemin olmuş, sonunda kanıta dayalı bir psikoterapi yöntemi haline gelmiştir (Ögel, 2012).
Farkındasızlığın Psikopatolojisi
Farkındalığı anlamadan önce farkındasızlığının (mindlesness) ne olduğuna anlamaya çalışmak yararlı olacaktır. Bunu en iyi açıklayan ise otomatik pilot kavramıdır (Ögel, 2012).
Otomatik Pilot
Bazı düşünceler sıklıkla aklımıza gelir ve durumun farkına vardığımızda şaşkınlığımızı gizleyemeyiz. Örneğin:
“Köprüyü geçmişim, hiç fark etmedim. Ne zaman geçtim, hiç hatırlamıyorum!”
Bir diğer örnek ise restoranlarda olan gündelik düşüncesizliklerdir. Restoranda, geçmişte nerede yediğiniz veya gelecekte ne kadar yiyeceğinizle ilgili ne kadar çok konuşma geçtiğine dikkat edin. Yediğimiz yemeğin tadına sadece arada sırada bakarız (Ögel, 2012).
Otomatik pilot terimi, kişinin şimdiki andaki duygusal algısının bilincinde olmadan veya biliçli bir hedefi olmaksızın hareket ettiği bir zihin durumudur. Eylem, fiziksel veya zihinsel olabilir. Ancak temel nokta, şimdiki ana ilişkin farkındalığın bulanık olmasıdır (Crane, 2009).
Otomatik pilot ile hayata devam edebilme becerisi insanlarda oldukça gelişmiştir. Otomatik pilot, önemli ölçüde evrimsel bir avantaj sağlar, ama aynı zamanda ruhsal sorunlara karşı bir yatkınlıkta oluşturur. Depresyonda olan bir kişi, çevresinde olanlar yerine bir anda kendini olumsuz düşüncelerle uğraşırken bulur. Kaygı yaşayan bir kişi ise, hiç aklında yokken bir anda kendini huzursuz edecek düşüncelere daldığını fark eder. Tüm bunlar, istemeden içinde bulunduğumuz ruh halin daha da olumsuza çeker (Crane, 2009).
Ruminatif düşüncelerin çoğu kişi farkında olmadan gerçekleşir ve duygusal deneyimleri çok olumsuz yönde etkileyebilir. İnsan, sanki ne olduğunu anlamadan, bir durakta duran bir trene binmiş ve ne olduğunu anlamadan kilometrelerce öteye gitmiş gibidir. Belli bir noktada, kendine gelir ve şimdiki ana dair farkındalığı kendini yeniden şekillendirir. Trenden dışarıya çıktığında kendini bulduğu duygusal çevre tamamen başkadır. Böylece, alışıldık olduğu için otomatik hale gelmiş bir işlemleme biçimi sayesinde, kişinin duygu durumu daha farkına varmadan aşağıya inmiştir ve artık çok geçtir. Depresyon yeniden ortaya çıkmıştır (Crane, 2009).
Yapma Hali:
Yapma Hali şeklindeki işleme biçimi belirli bir problem çözülene kadar eylemde kalma şeklinde yapılandırılmıştır. Geçici bir süreliğine başka bir problem ya da olay öncelik kazanabilir. Ancak bir ara meydana gelir gelmez zihin orijinal olaya geri dönecektir. Dolayısıyla zihin, istediğimiz ve istemediğimiz şeyler arasında farkı kapatmaya ya da o farkı olduğu gibi tutmaya çalışan stratejileriyle aktif bir şekilde ilişkili halde kalır.
Hedefe yönelme, yaptığımız iş üzerinde kalmamızı ve işleri daha iyi hale getirmemizi sağlar. Kültürümüzde bu bilişsel becerilere özellikle değer verilir. Sıklıkla deneyimlemenin diğer biçimlerini dışarıda bırakarak düşünme ve kavramsallaştırma alanında uzmanlaşırız (Crane, 2009)
Ruminatif düşünme biçimine sahip kişiler, deneyimlerini kavramsallaştırmaya, duygusal sorunlarına çözüm bulmaya ve neden bu şekilde hissettiklerini analiz etmeye çalışırlar. Ruminatif düşünme sürecinin içeriği sıklıkla kişinin benliği ile ilişkilidir ve onun hakkında eleştireldir. Örneğin:
“Neden böyle hissediyorum? Bu problem neden çıktı?”
“Bunlar neden hep benim başıma geliyor?”
“İşleri halletmekte neden bu kadar beceriksizim?”
Duygusal Farkındalığın Tanımı:
Farkındalık, yargısız bir şekilde şimdiki ana odaklanabilmek amacıyla, dikkati toplayabilmektir. Buradaki temel kavramlar, dikkatin düzenlenmesi ve deneyimlemek kavramlarıdır. Ancak tüm bunları yaparken yargısız olabilme kapasitesi önem taşır. Dikkat şimdiye odaklanırken, yaşantıları olduğu gibi yargısızca deneyimlemek farkındalığı oluşturur (Ögel, 2012).

Duygusal farkındalık, kişinin kendisinin ve diğerlerinin duygularını tanıma yeteneği olarak açıklamaktadır (Lane ve Schwartz,1987; akt: Kuzucu, 2008). Ayrıca duygusal farkındalık, duygunun yaşanması ve ifadesinden farklı bir şekilde o andaki duygu hakkında bilgi sahibi olmayı da içermekte ve sadece duyguların yaşanmasının dışında, duygusal yaşantılar hakkında düşünmeyi de kapsamaktadır (Croyle ve Waltz, 2002, akt: Kuzucu, 2008).

Diğer bir ifadeyle duygusal farkındalık, olumsuz bir duygu durumunu değiştirmek ve olumlu duygu ile sonuçlanmasını sağlamak için atılacak adımları kolaylaştırmaktadır. Bu nedenle de ortaya cıkmış negatif duygu durumunun düzelmesi ile ilişkili bulunmuştur (Salovey ve ark., 1995).

Dikkat Düzenlemesi:
Farkındalık, şimdiye odaklanmak ve anlık yaşantılara yönelmekle ilgilidir. Bizi insan yapan şeyin, yani tamamen bilinçli ve farkında olma (awere) kapasitesinin bir parçasıdır. Genelde insanlar bu durumda sadece kısa bir süre kalır. Bu sürenin hemen ardından ise hayellerin veya kişisel öykülerin içine çekilir. Bir andan diğer ana devam sürdürebilir farkındalık, özellikle duygusal bir çatışmanın içerisindeyken, özel bir beceridir. Ve farkındalık, öğrenilebilir bir beceridir (Didona, 2009; Akt: Ögel, 2012).
Dikkat “odaklanmış bilinçlilik” (focused awareness) halidir. Kişi kendi içinde ve etrafında gerçekleşen olayların farkına vararak, kendini zihinsel meşguliyetlerinden ve yoğun duygularından kurtarabilir. Yoğun duyguları kontrol etmek ya da bastırmaya çalışmak yerine, dikkatin yeniden yönlendirilmesi, duyguları düzenleyebilir. Örneğin kişinin öfkelendiğini her fark ettiğinde dikkatini ‘ayak tabanlarına’ yöneltmesi, öfke patlamalarıyla baş etmek için iyi bir yol olabilir.
Şimdiki zamanında deneyimin bilerek ve isteyerek, bilinçli farkında olma durumu otomatik pilot durumunun tamamen karşıtıdır:
  • Zihnin ortaya çıkan şeyler tarafından ‘yakalanması’ yerine, dikkatin seçilmiş bir objeye yönlendirilmesine dair bilinçli bir niyet vardır
  • Dikkat, kavramlar yerine, şimdiki anın fizikselliğinin duyusal deneyimine odaklanır.
  • Deneyimi analiz etmek ve onun hakkında yargılarda bulunmak yerine, açıklık ve kabul etme tutumu hüküm sürer (Crane, 2009).
    Yargısız Deneyim :
    Farkındalık yaşamda mevcut olmaktır. Farkındalık, şimdiki deneyimin bilincinde olma ve onu kabul etme anlamına gelir. Bu üç öğe farkındalık ile ilgili modern literatürün çoğunda yer alır. Kabul etmenin farkındalık kavramına eklenmesi psikoterapi için oldukça anlamlıdır. Yoğun bir şekilde travmatik olaylarla karşılaşan hastalarda çok önemlidir. Kabul etmeden, durumun bilincinde olma hali korkutucu bir sahneye parlak bir projeksiyon aleti ile bakmaya benzeyebilir (Didona, 2009; Akt: Ögel, 2012).
    Farkındalık, uyarıcıların değerlendirilmediği, sınıflandırılmadığı ve analiz edilmediği, kendine özgü açık ve alıcı (receptive) bir bilinç formudur. Farkındalıkta anlık yaşantılara yaklaşım, açıklık, kabullenme, yansızlık gibi niteliklere sahiptir. Deneyime yönlenme söz konusudur. Deneyime yönlenme tamamen yargısız olmalıdır
    Farkındalığın farklı bir boyutu da ‘Hatırlamak’tır. Burada kastedilen hatırlamak, geçmiş zamanla ilişkin anıları hatırlamak anlamında değildir. Bunun yerine farkında olmayı ve dikkat etmeyi hatırlamak anlamına gelir. Bu da farkındalık çalışmasında “yönelimin” önemine işaret eder. Her an kişi kendine hatırlatmalıdır: “Hatırla-farkında ol!” (Didona, 2009; Akt: Ögel, 2012).
    KAYNAKÇA
  • Cicchetti, D.; Ackerman, B.P. ve Izard, C.E. (1995). Emotions and emotion regulation in developmental psychology. Developmental and Psychopathology: 1, 1-10.
  • Crane R. (2009), Mindfulness-Based Cognitive Therapy Distinctive Features. New York: Routledge.
  • Didona F, Gonzalez YR. (2009) Mindfulness and Feelings of Emptiness. Clinical Handbook of Mindfulness. Ed: Fabrizio Didona. New York: Springer
  • Frijda, N. H. (1986). The Emotions. New York:Cambridge University Press
  • Greenberg, L. S. (2002). Integrating an emotions-focused approach to treatment into psychotherapy integration. Journal of Psychotherapy Integration: 12, 154–189.
  • Kuzucu, Y. (2012). Duygusal Farkındalık Düzeyi Ölçeğinin Uyarlanması: Geçerlik ve Güvenirlik Çalışmaları. Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Dergisi: 3 (29), 51-64.
  • Ögel, K. (2012). Farkındalık (Ayrımsama) ve Kabullenme Temelli Terapiler, Ankara:HYB Basım Yayın
  • Salovey, P., Mayer, J. D., Goldman, S. L., Turvey, C. ve Palfai, T. P. (1995). Emotional attention, clarity, and repair: Exploring emotional intelligence using the Trait Meta-Mood Scale. In J. W. Pennebaker (Ed.), Washington, D.C.: American Psychological Association Emotion, disclosure, and health. 125-154.
  • Swinkels, A. T. ve Gulliano, A. (1995). The measurement and conceptualization of mood awareness: Monitoring and labeling one's states. Personality and Social Psychology Bulletin: 21(9), 934- 950.








Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Duyguların Farkında Olma" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Uzm.Psk.Dnş.Özkan KENARLI'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Uzm.Psk.Dnş.Özkan KENARLI'nın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Uzm.Psk.Dnş.Özkan KENARLI
İstanbul
Uzman Psikolojik Danışman
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi15 kez tavsiye edildiİş Adresi Kayıtlı
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Uzm.Psk.Dnş.Özkan KENARLI'nın Makaleleri
► Farkında Ebeveynlik Psk.Damla ARDACOŞKUN
► Kişiliğimizin Farkında Olmak Psk.Dnş.M. Burak OLGUN
► Kendini Anlamak ve Farkında Olmak Psk.Canan SAYIOĞLU
► Duyguların Geçmişi Psk.Dnş.Fatih FİDAN
► Duygu ve Duyguların Özellikleri ÇOK OKUNUYOR Psk.Emin KOMŞAL
► Olumsuz Duyguların Kontrolü Psk.Hasan ARSLAN
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 19,693 uzman makalesi arasında 'Duyguların Farkında Olma' başlığıyla benzeşen toplam 23 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Logoterapi Eylül 2013
► Alfred Adler- Bireysel Psikoloji ÇOK OKUNUYOR Eylül 2013
► Yeme Bozuklukları Eylül 2013
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


19:17
Top