2007'den Bugüne 86,433 Tavsiye, 26,873 Uzman ve 19,217 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!



Evliliklerde Kırgınlıklar Nasıl Düzeltilir? Bir İlişki Nasıl Toparlanır?
MAKALE #21977 © Yazan Uzm.Psk.Vedat AKDEMİR | Yayın Aralık 2020 | 507 Okuyucu ÇOK OKUNUYOR
EVLİLİKLERDE KIRGINLIKLAR NASIL DÜZELTİLİR? BİR İLİŞKİ NASIL TOPARLANIR?

Her evlilikte tartışma olur. Önemli olan tartışmanın olup olmaması değil bu tartışmaların nasıl sürdürüldüğü ve sonlandırıldığıdır. Bazen haklı veya haksız olarak anlaşmazlığa düşülebilir. İki tarafta haklı olduğunu düşündüğü için kendi görüşünde ısrarcı olur ve kutuplaşmalar başlar. Genellikle tartışmalarda her iki taraf haklılığını göstermek için yoğun bir çaba harcar. Haklı olduğunu karşısındaki kişiye göstermek için onu ikna etmeye çalışır. Bazen sorunlar konuşularak çözülse de iki tarafın ikna olamadığı bir sürece de girebilir. Anlaşmazlığın sağlanamadığı böyle zamanlarda bağırmak, hakaret etmek gibi kontrolsüz davranışların sergilenmesi ilişkiye önemli ölçüde zarar verir. Böyle anlar, ilişkiyi en fazla yıpratan zamanlardır. Sorunlar bu şekilde çatışarak, yükselerek çözülmeye çalışıldığı gibi bazen de çiftler küserek birbirlerinden uzaklaşabilir. Bütün bu süreçlerin sonunda kırgınlıklar aşılamaz seviyeye gelebilir.

Eşler arasındaki anlaşmazlıklarda:

-Düğün öncesi ve düğün sırasında yaşanan sorunlar.

-Ailelerle ilgili konular.

-Duyguların ifade edilmemesi.

-Önemsenmeme, değer görmeme ile ilgili sorunlar.

-Güç çatışmaları.

-Ekonomik sorunlar.

-Kültürel farklılıklar.

-İletişim sorunları gibi nedenler etkili olmaktadır.

Her çiftin anlaşmazlıklarda takındığı yöntem farklılaşabilmektedir. Bazı çiftler anlaşmazlıklarda yoğun bir tartışma ortamına girerken, bazıları ise konuşmamayı tercih etmektedir. Bazen çiftlerden biri diğerine göre daha baskın bir yapıda olduğundan dolayı diğerini bastırmakta ve kendini ifade etmesine izin vermemektedir. Bütün bu tutumlar çiftlerin birbirlerinden uzaklaşmalarına, aralarında kırgınlıkların oluşmasına neden olur. Doğru zamanda ve doğru yaklaşımlarla bu sorunlar kolayca ortadan kaldırılabilecekken, farkında olunmaması, inat edilmesi, karşı tarafın geri adım atmasının ve değişmesinin beklenmesi sorunların daha da büyümesine ve kırgınlıkların derinleşmesine neden olur. Kimden kaynaklanırsa kaynaklansın ortada bir sorun vardır ve bu sorun her iki tarafı da değişik ölçülerde etkilemektedir. Unutulmamalıdır ki evinde mutlu ve huzurlu olmayan birinin hiçbir yerde mutlu ve huzurlu olması mümkün değildir. Bu nedenle her iki tarafı da etkileyen bu durum hakkında bir şeylerin yapılması gerekmektedir.

Kırgınlıkların önlenmesinin olmazsa olmazı iyi iletişimdir. Çiftler arasında olabilecek en kötü durum iletişimin kopması yani iletişimsizliktir. Bazen çiftlerden biri geçmişte çok konuştuğunu artık konuşsa da bir şeylerin değişmeyeceğini düşündüğü için bazen karşı tarafın bir şeyleri anlaması gerektiğini düşündüğü için bazen de tartışmalar esnasında söylenen o kırıcı sözlerin oluşturduğu kırgınlıklar ve inatlaşmalar iletişimsizliğe neden olur. İletişimsizlik durumunda çiftler birbirinden daha fazla uzaklaşacak, eşinin beklentilerinin neler olduğunu öğrenmeyecek dolayısıyla kendini hangi konuda değiştirmesi gerektiğini bilemeyecektir. Bir çatışma olsa dahi karşılıklı bir diyaloğun olması, her iki tarafın duygularını ifade etmesi, ne istediğini ortaya koyması, tarafların birbirini anlamaları açısından çok önemlidir. Hiç konuşulmaması durumu ise oldukça yanlıştır.

Çiftler arasındaki kırgınlıkların oluşmasındaki en önemli etkenlerden bir diğeri de öfke ile söylenen sözlerdir. Tartışma esnasında söylenen sözler genellikle bilinç süzgecinden geçirilmediği için çoğu vakit doğru olmamaktadır. Sırf karşı tarafı bastırmak, haklı olduğunu karşı tarafa kabul ettirmek ve bazen de can yakmak için doğru olmayan şeyler ifade edilebilmektedir. Bilinç süzgecinden geçirilmeden söylenen her söz veya davranış karşı tarafın kendisini kötü hissetmesine ve kırgınlıkların oluşmasına neden olur. O yüzden eğer tartışmalarda bu tarz sözler söylenmişse daha sonra bu konuda bir düzeltme yapılmalı, özür dilenmeli, karşı tarafın gönlü alınmaya çalışılmalıdır.

Kırgınlıkları önleme ve düzeltmede olmazsa olmaz olan, duygulardır. Çiftleri bir arada tutan en önemli unsur sevgidir. Bir ilişkide duygular ifade edilmiyorsa orda sorun vardır. “Seni seviyorum” , “ Sen benim için çok önemlisin” , “ İyi ki varsın, iyi ki hayatımdasın” gibi sözler çiftleri birbirine daha fazla yakınlaştırır. Sevildiğini, değer gördüğünü, önemsendiğini gören kişi mutlu olur ve karşısındaki kişiye karşı daha hoşgörülü ve affedici olur. “Ben sevdiğimi söyleyemem”, “ Ben onu içimde çok seviyorum”, “Sevgi sözcükleri söylemek bana yapmacık geliyor” diyen bir kişi, ilişkide iyi bir uyumu hiçbir zaman yakalayamaz. Unutulmamalıdır ki herkes sevileceğini, değer göreceğini ve bunu duyacağını düşünerek evlenme kararı verir. Eğer sevildiğini duymayacağını ve hissetmeyeceğini bilseydi herhalde hiç kimse evlilik gibi bir yola girmezdi. Evlilik ben seni çok seviyorum ve çok seveceğim demektir aynı zamanda. Çiftler bunu gerçekleştirmek için çaba sarf etmeli, bu konuda elinden gelen her şeyi yapmalıdır.

Bir ilişkide sevginin sözel olarak ifade edilmesi kadar fiziksel olarak da ifade edilmesi gerekir. Onun elini tutmak, gözlerinin içine bakmak, sarılmak bir ilişkinin olmazsa olmazıdır. Bütün bunlar çiftleri birbirine yakınlaştırır. Özellikle evli çiftlerin hangi sebeple olursa olsun ayrı yatmaları doğru değildir. Fiziksel olarak birbirinden uzaklaşan çiftler duygusal olarak da birbirinden koparlar. Bu nedenle çiftlerin yakın olmaları, birbirlerine temas etmeleri çok önemlidir.

İnsanları en çok mutlu eden şeylerden biride; kendisinin özel ve değerli hissettirilmesidir. Bir ilişkide kendinizi ne kadar değerli ve özel hissediyorsanız o ölçekte mutlu olursunuz. Özel ve değerli hissetmek ise her iki tarafın gayreti ile olur. Bazen bir söz bazen bir davranış bazen bir hediye ile karşınızdaki kimseye değerli ve özel olduğunu hissettirebilirsiniz. Evliliğinde değerli ve özel olmadığını hisseden biri mutlu olamaz. Mutlu olmaması da mutlaka evliliğine yansır. Huzursuzluklar ortaya çıkar, küçük şeyler çabucak problem haline gelir. Kendini, ilişkisinde özel ve değerli bulan biri ise sorun zamanlarında daha yapıcı olur ve karşısındaki kişiye daha toleranslı yaklaşır.

İyi ilişki kurabilmenin en önemli unsurlarında bir diğeri ise ona iyi davranabilmektir. Bazı insanlar dışarıda herkese karşı olabildiğine kibar, nazik, saygılı davranırken en yakınında bulunan kişilere bu nezaketi ve saygıyı çok az göstermektedir. Hâlbuki bir insanın en iyi davranması gereken kişiler en yakınındaki kişiler olmalıdır. Çünkü her şartta onun yanında olacak, ona yardımcı olacak olan en yakınındaki kişiler olacaktır. Genel olarak bir kadına veya erkeğe en yakın olan kişi ise onun eşidir. Ona bu kadar yakın olan kişiye hak ettiği saygı, sevgi ve nezaketi göstermemek büyük bir hatadır. Bu nedenle çiftler birbirlerine daha iyi davranmak için gayret sarf etmelidir.

Bir ilişki ancak iyi niyetlerle yürür. Eşiniz size en yakın olan kişidir. Ona karşı iyi niyetli olmadan ilişkinizi sağlıklı yürütmeniz çok zordur. Elbette ki herkes zaman zaman hata yapabilir. O, hata yaptığı vakit ona karşı çok kırıcı davranmanız onu sizden uzaklaştırır. Ona karşı iyi niyetli ve hoşgörülü olmanız ise onu size yakınlaştırır. Genellikle çiftler anlaşmazlıklarda “O iyi niyetli değil” düşüncesiyle zıtlaşma yoluna gitmektedir. Fakat bu tutum yanlıştır. Onun anlaşmazlık anlarında iyi niyetli bir tutum sergilememesi size de aynı şekilde davranma hakkı vermemektedir. Çiftler “O şuan yanlış yapıyor. Ben, doğru olan şekilde davranmalıyım” demeli ve iyi niyetini ortaya koyarak sorunları çözme yoluna gitmelidir.

Anlaşmazlık zamanlarında her iki taraf uzlaşamadıkları için bütün dikkatlerini anlaşamadıkları konuya yoğunlaştırırlar. Böyle zamanlarda her iki tarafta çok öfkeli olduğu için zihinlerine hep suçlamalar ve olumsuzluklar gelir. Bazen bu bakış açısı o kadar uzun sürer ki, çiftler birbirlerinin olumlu hiçbir özelliğini göremez olur. Sadece eşlerinin olumsuz yanları akıllarına gelir. Bu ise yanlış bir genellemedir. Problem anlarında karşınızdaki kimseye olumlu düşünce ve duygular hissetmeniz elbette mümkün olmayabilir. Fakat bu durum, onun çok kötü ve hep yanlış davranan kişi olduğu anlamına gelmemelidir. İlişkilerde, tarafların karşısındakinin sadece problem anındaki tutumuna odaklanıp ona göre o kişiyi değerlendirmesi yanlıştır. “Gerçekten de o kişi bu kadar kötü bir insan mı” , “O size hiç değer vermez mi” , “Onun iyi yönleri hiç mi yok” gibi soruların sorularak karşıdaki kişinin geniş bir bakış açısıyla değerlendirilmesi gerekir. Aksi takdir de eşinizi sadece bir tutumu ve özelliği ile değerlendirmeniz, bütünü doğru olarak görememenize ve yanlış adımlar atmanıza neden olur. Unutulmamalıdır ki anlaşmazlıklarda iki kişinin de farklı oranda katkıları vardır. Sadece “O yanlış yapıyor”, “O hatalarını görmeli ve kendini değiştirmeli” düşüncesi yanlıştır. Çoğu kimse normal zamanlarda bu düşüncenin doğru olmadığını söylese de genellikle anlaşmazlığa düştükleri zamanlarda bu şekilde hareket etmektedir. Fakat böylesi bir tutum sorunları çözmez tam tersine problemlerin daha fazla artmasına neden olur. Bu nedenle anlaşmazlık anlarında her iki tarafında “Acaba onun bu konuda haklı olduğu noktalar var mı?” , “Acaba ben yanlış düşünüyor veya davranıyor olabilir miyim” şeklindeki soruları kendine sorması gerekir.

Çatışma anlarında veya hemen sonrasında; bazen çiftlerden biri hemen barışmak ve hiç bir şey olmamış gibi davranılmasını ister. Halbuki tartışmaya neden olan konu taraflardan birini fazlasıyla üzmüş ve yaralamıştır. Eşlerden birinin bu sıkıntılı, olumsuz havanın dağılması için ısrar etmesi, eskisi gibi olalım beklentisi, eşini zorlaması anlamına gelecektir. Bütün ısrarına rağmen kırılan eşinin, olumlu bir adım atmaması veya kırgınlığı üzerinden hemen atamaması onun ümitsizliğe düşmesine ve tepkisel davranmasına neden olabilir. Hâlbuki yaşanan anlaşmazlık bir anda oluşmadığı gibi kırgınlıkların da bir anda ortadan kalkması genellikle mümkün değildir. Normalleşmek için acele edilmesi, kestirip atılması, tansiyonun yükseltilmesi, tehdit edilmesi bu dönemlerde yapılacak en önemli yanlışlardır. Çiftler böyle zamanlarda sabırlı olmalı, eşine baskı kurmaktan kaçınmalıdır. Daha makul bir zaman beklenmeli, o zaman diliminde kendini doğru bir şekilde anlatmayı çalışmalıdır.

Çiftlerin anlaşmazlığa düştüğü konuları konuşmaları gerekir. Konuşmak sorunun çözüleceği anlamına gelmemektedir. Elbette ki her konuda uzlaşmak mümkün olmayabilir. Fakat iletişim olmadan sorunların çözülmesi genellikle çok zordur. Anlaşmazlığa düşüldüğü zamanlarda, sorunların konuşulması taraflar üzerinde büyük bir strese ve bunalmaya neden olabilir. Bu süreçte yaşanılan sorunun konuşulmak istememesi, sanki hiçbir şey yokmuş gibi davranılarak sorunun halının altına süpürülmesi ve hatta konuşmak isteyen eşin sanki problem çıkaran veya problem çıkarmak isteyen kişi gibi görülmesi, konuşmak isteyen eşi fazlasıyla yaralar. Sorun, konuşulmak istenmese de yokmuş gibi davranılmaya çalışılsa da ortada çözülememiş bir sorun vardır ve öylece beklemektedir. Böyle zamanlarda eşlerin sakinliklerini koruyabilmeleri, sadece sorun çözmek istediklerini ifade etmeleri, sorunu dallandırıp budaklandırmadan sadece anlaşmazlığa düştükleri konuları konuşmaları ve en önemlisi de iyi niyetlerini eşlerine hissettirerek yaklaşmalı gerekir.

Anlaşmazlık anlarında gündem, var olan sorun olduğu için genellikle o anki zaman dilimine veya sorunlara odaklanır fakat bir ilişkinin uzun soluklu olabilmesi için yaşanılan soruna uzun vadeli de bakmak gerekir. “Bu sorun ilişkimizi uzun vadede nasıl etkiler” ,“İlişkimiz, ilerleyen zamanda bu sorundan dolayı daha fazla çıkmaza girer mi?”. “Acaba onu bu ölçekte kırmaya veya üzmeye değer mi?”, “Acaba onu gerçekten üzmek ve kaybetmek istiyor muyum? Sorularının sorulması ve dolayısıyla yaşanılan probleme uzun vadeli bakılması, anlaşmazlıkların daha gerçekçi bir şekilde ele alınmasına imkân verecektir.

Anlaşmazlık anlarında genellikle herkes haksızlığa uğradığını düşünür. Eşi onu anlamayarak ona haksızlık yapıyormuş gibi gelir. Onun kendisini yeterince düşünmediğini, ona hak ettiği değeri vermediğini düşünür. Hâlbuki her ilişkide anlaşmazlıklar ve tartışmalar olur. Eşiyle bazı konularda anlaşmazlık yaşamış olması onun kendisini tamamen önemsemediği veya kendisine haksızlık yapma çabasında olduğu anlamına gelmemelidir. Bu şekilde bütüncül çıkarsamalardan kaçınıp daha objektif bir şekilde bakılması gerekir.

İlişkilerde sorunların daha fazla artmasındaki en önemli faktörlerden biride her iki tarafın bazı konularda inat etmesidir. Elbette ki herkes olaylara kendi penceresinden bakacak ve kendini haklı görecektir. Fakat iyi ilişkilerin kurulması ve devam ettirebilmesi için her iki tarafında birbirine karşı esnek olması gerekir. İlişkiler matematiksel işlemler değildir. İlişkide anlaşmak, ikna etmek olduğu gibi bazen affetmek ve fedakârlıkta olmalıdır. İnat edip düşüncesinde ve konumunda katı bir tutum sergileyen biri iyi ilişki kuramaz.
İlişkilerin olmazsa olmazı empati kurabilmektir. Karşınızdaki kimsenin yerinde siz olsaydınız nasıl düşünürdünüz. Nasıl hissederdiniz? Nasıl davranırdınız? Bu şekilde ilişkinizi değerlendirdiğiniz vakit onu daha iyi anlarsınız. Sadece kendi bakış açısıyla yaşanan sorunları yorumlayan bir kişi, karşısındakini anlayamaz. Onu anlayamadığı için de hep kendi istek, ihtiyaç ve bakış açısına göre davranır. Böyle bir yaklaşım karşısındaki kimseyi önemsemediği, ciddiye almadığı anlamına geleceği için sorunlar daha fazla artar. Hâlbuki insanların en temel ihtiyaçlarından biride anlaşılma ihtiyacıdır. Evliliğinde veya ilişkisinde anlaşıldığını düşünen biri mutlu olur ve bu mutluluk onun ilişkisine de yansır. Bu anlaşılma hissini oluşturabilecek en önemli unsur ise empatidir. Bu yönüyle empati bir ilişkinin olmazsa olmazıdır. Çiftlerin birbirlerine empatik yaklaşımları ilişkilerinin daha sorunsuz ve daha uzun vadeli olmasını sağlayacaktır.

Sorunların oluşmasındaki en önemli nedenlerden biri de çiftlerin kendilerini yeterince tanımamış olmalarıdır. Evlilikten veya bu ilişkiden beklentilerinin ne olduğunu hiç düşünmemiş birinin ne istediğini bilmesi çok zordur. Ne istediğini, niçin istediğinin farkında olan biri nasıl davranacağını çok daha iyi bilir ve ona göre davranır. Anlık duygularının esiri olmaz. Evlilikten veya ilişkiden ne beklendiğinin bilinmesi ve bunun ortaya konulması beraber olduğu kişiye de bir yönüyle yol gösterir. Eşinin ne istediğini bilen biri, ona göre bir yol izler veya en azından bir orta yol bulmaya çalışır. Böylece eşini mutlu etmek daha kolay hale gelir. Bu durum beraberinde sorunları önemli ölçüde azaltır.

Bazı konular vardır ki bunları değiştiremezsin; geçmişteki yanlışlarınız, mağduriyetleriniz gibi. İlişkilerde sürekli geçmişte yaşayan, her anlaşmazlıkta geçmişteki bazı yanlışları gündeme getiren biri hem kendisini hem de eşini mutsuz eder. Geçmiş geçmişte kalmıştır. Önemli olan ise bugündür. Sürekli geçmişte yaşayan, geçmişte maruz kaldığı haksızlıkları düşünen biri mutlu olamaz ve mutlu edemez. Eğer geçmişte yaşanan durum ile ilgili bugün yapabileceği bir şeyler varsa yapmalı, eğer bu konuda elinden bir şeyler gelmiyorsa bugününe odaklanmalı ve hayatını ona göre yaşamalıdır. Aksi takdirde sürekli geçmişteki hataları gündeme getirmek her iki tarafı da mutsuz edecektir.

Çiftlerin birbirlerinin beklentilerinin ne olduğunu bilebilmeleri için birbirlerini dinlemeleri gerekir. Çoğu anlaşmazlıklarda çiftler “O, ne diyor”, “Ne demek istiyor” değil de “Nasıl altta kalmam”, “Onu nasıl bastırabilirim”, “Onun söylediklerini nasıl çürütürüm” şeklindeki bakış açısıyla iletişimlerini sürdürdükleri için bir uzlaşmaya varamamaktadırlar. Sadece kendi haklılığına odaklanan, karşı tarafın ne dediğini duymayan birinin sorun çözmesi zordur. Çünkü karşı tarafın ne istediğini tam olarak bilmiyordur. Var olan soruna bütün yönleriyle hakim olamayan biri yanlış şeyler söyleyecek ve yanlış kararlar alacaktır. Yanlış bakış açısı ve yanlış kararlardan bir uzlaşmanın çıkması ise çok zordur.

Bir ilişkiyi daha iyi bir duruma getirebilmek için ilişkinizi gündeminize almanız gerekir. Bugün çoğu insanın zihinlerini meşgul eden bir dolu uğraşı ve sorumluluğu vardır. Bütün bu uğraş ve sorumluluklar bazen en yakınınızdakileri görememenize ve bazı şeyleri fark edememenize neden olur. Böylesi bir durumda eşiniz, kendisini eskisi gibi sevmediğinizi, beğenmediğinizi düşünebilir. Genel olarak ilişkinin ilk başlangıcındaki heyecanlar zamanla azalmakta bazen ilişki sıradanlaşabilmektedir. Hâlbuki onunla beraber olabilmek için gösterilen bunca çaba ve gayretin bir müddet sonra basit, olağan, herkeste olduğu gibi sıradan bir hal alması; üzülmek, kırılmak ve öfkelenmek için önemli bir nedendir. Gerçek, böyle olmasa bile gerçekten onun sizin gönlünüzde ne derece önemli olduğunu eşinizin bilmeye ihtiyacı vardır. Günlük rutin yaşantının yoğunluğunda boğulan eşlerin bu yoğunluktan sıyrılıp eşlerini gündemlerine almaları ve onun kendisi içi ne kadar değerli olduğunu göstermeleri gerekir. Çünkü bu yoğunluk belki de hiç bitmeyecektir.

İyi ilişki kurabilmenin en önemli yollarından biride ilişkiye yatırım yapmaktır. Evliliğe yenilikler, heyecanlar, sürprizler konulamaması evliliği sıradanlaştırabilir. Sadece hayatın günlük rutini içerisinde eşinize davranmanız aradaki bağların zayıflamasına neden olur. Unutulmamalıdır ki durağan olan, bakılmayan, özen gösterilmeyen her şey bir müddet sonra eskimekte ve sorunlar ortaya çıkarmaktadır. Bu nedenle çiftler onu nasıl mutlu edebilirim, “Onun benim için ne denli önemli olduğunu ona nasıl hissettirebilirim?” sorularını akıllarından çıkarmamalı ve ona göre davranmalıdırlar.

İlişkilerde çiftlerin birbirlerine karşı kullanmış oldukları üslup çok önemlidir. Evlilikler iki eşit insanın bir araya gelmesi ve uyumu ile ilerler. Buradaki önemli nokta eşitlik ilkesidir. Evliliklerde eşler birbirlerinin patronu veya annesi-babası değildir. Dolayısıyla onunla konuşma üslubunuzda bu şekilde olmalıdır. Hangi nedenle olursa olsun(Haklı dahi olunsa) eşlerin birbirlerine bağırmaya, hakaret etmeye ve emirler vermeye hakkı yoktur. Çünkü bağırmak, hakaret etmek ve emri vaki konuşmak var olan sorunu çözmeyeceği gibi karşıdaki kimsenin kendisini daha kötü hissetmesine ve savunma içine girmesine neden olur. Sonuç itibariyle hiç kimse haklı dahi olunsa kendisine bağırılmasından hoşlanmaz. Örneğin birinin size haklı bir nedenle bağırdığını düşünün nasıl hissederdiniz? Muhtemelen “İyi ki bana bağırdın, sen bağırmasaydın anlamayacaktım” demeyeceksiniz. Tam tersine bu durum size rahatsız hissettirecektir. Bu nedenle eşlerin ilk önce üsluplarına dikkat edip ona göre eşleriyle konuşmaları gerekir.

Evlilikleri etkileyen faktörlerden biride kıyaslamalardır. Eşler arasındaki kıyası, ifade edilen ve edilmeyen olarak ikiye ayırabiliriz. İfade edilen kıyaslar direk olarak eşe söylenirken ifade edilmeyen kıyas ise kişinin iç dünyasında yaşamaktadır. Kıyasta, beğenmeme, tercih etmeme durumu söz konusudur. Eşini, çevresindeki herhangi bir kadın veya erkekle kıyaslayan biri, onun tepkisini çekecek ve onu öfkelendirecektir. Çünkü kıyas, farklılıklardan daha çok yetersizlikleri ve suçlamaları çağrıştırmaktadır. Dolayısıyla kişinin bu durumdan mutlu olması mümkün değildir. İfade edilen kıyasa göre ifade edilmeyen kıyaslar daha çok yapılmaktadır. Çünkü ifade edilen kıyas, bir tepki ortaya çıkaracağı hatta karşı kıyas getirebileceği için daha az ifade edilir. Hangi türde olursa olsun ilişkilerde kıyas, olumlu bir sonuç ortaya çıkarmamaktadır. Çoğu insan bu hayatta eksikliğini hissettiği, ihtiyaç duyduğu şeylere karşı daha duyarlıdır. Çevresinde gördüğü bu olumlu, güzel şeylerin kendisinde olması halinde mutlu olacağını var sayar. Başkalarında olan ama şuan kendi evliliğinde eksikliğini hissettiği şeyler kendisinde olsaydı çok daha mutlu olacağını düşünür. Bu nedenle eşiyle o kişileri kıyaslamaya başlar. Eksikliğini hissettiği özelliğe sahip olamadığı için bu durumun suçlusu olarak eşini görür ve içten içe ona kızar. Bu durum onun eşini sahiplenmesine ve benimsemesine engel olur. Aslında başkalarında gördüğü sadece kendisinin eksikliğini hissettiği bir yöndür. Halbuki kıyas yaptığı kişilerin de başka başka problem alanları vardır. Hatta o kimselere mutlu olup olmadıklarını sorsa belki de hiç ummadığı bir cevapla karşı karşıya kalacaktır. Çevresine gördüğü bazı özellikleri eşiyle kıyaslaması kişiye mutluluk getirmeyecektir. Eğer ortada çözülmesi gereken bir sorun var ise bu konuda bir şeyler yapıp adım atılmalıdır. Aksi takdirde kıyaslamalar sorunların devam etmesine neden olacaktır.

Evlilikleri en çok yıpratan hatta her şeyin daha iyiye gitmesine engel olan yegâne sebeplerden biri aileler konusudur. Evlilik öncesinde, düğün sırasında veya evlendikten sonra eşlerden birinin diğer eşin ailesiyle yaşamış olduğu anlaşmazlıklar uzun yıllar çiftlerin gündeminde olabilmektedir. Aileler konusu gündeme girince çiftler arasındaki öfkelenmelerde artmakta karşılıklı suçlamalar gündeme gelmektedir. Genellikle bu anlaşmazlıklarda eşlerden biri kendisine haksızlık yapıldığını, basite alındığını, değer verilmediğini, küçümsendiğini ifade etmektedir. Eşler, aileleri konusunda birbirlerine samimi, iyi niyetli ve adaletli yaklaşmalıdır. Aileler konusunda birbirlerini kısıtlamaları ve zorlamaları yanlıştır. Çiftler, eşinin ailesinin yapmış olduğu yanlışları eşine yüklememesi ve öfkesini ondan çıkarmaması gerekir. Sonuç olarak yanlışı yapan eşinin ailesidir. Eşi değildir. Çiftlerin aileleri konusunda birbirlerini suçlamaları sorunu çözmediği gibi tam tersine sorunların daha da fazla artmasına neden olmaktadır. Bu nedenle çiftler karşılıklı suçlamaları bir kenara bırakıp birbirlerini dinlemeli ve anlamaya çalışmalı ve adaletli olmalıdır.

İyi bir ilişki isteyen veya sorunlarını çözmek isteyen birinin bu konuda bir şeyler yapması gerekir. Gösterilecek çaba sadece konuşarak anlaşmaya endekslenmemelidir. Böylesi bir yaklaşımda hep bir şeyler eksi kalacaktır. Uzun süreli ilişkilerde genellikle özel günler, hediyeleşmek, göz teması, baş başa vakit geçirmek gibi paylaşımlar zamanla ihmal edilmektedir. Halbuki bu paylaşımlar bir ilişkinin olmazsa olmazıdır. İyi ilişki kurmak isteyen biri ilişkisine yatırım yapmalı ve ilişkisini dinamik tutmalıdır. Yerinde duran, hareketin olmadığı, statik bir ilişkinin durağanlaşması ve sıradanlaşması kaçınılmazdır.

Evliliklerde yapılan en büyük yanlışlardan biride çiftlerin aralarındaki sorunları başkalarına anlatmaları ve onları ilişkilerine dahil etmeleridir. Elbette ki anlaşmazlıklar taraflar üzerinde bir baskı oluşturacak ve anlatma ihtiyacı hissedilecektir. Fakat bu anlaşmazlıkların çevrede bulunan herkese anlatılması doğru değildir. Çevrenizdeki herkes, yaşanan anlaşmazlığı sadece sizin bakış açınızdan dinlediği için ona göre bir yorum yapacaktır. Her iki tarafı da dinlemeden yapılan yorumlar tecrübelerimle söyleyebilirim ki hep eksik ve hatalı olacaktır. Bunun yanında anlattığınız kişi size daha yakın olduğu için daha yanlı bakacak hatta kendi evliliği veya ilişkisindeki durumuna göre yorum yapabilecektir. Çiftler sorunlarını çözmüş olsalar bile ilerleyen zamanlarda ilişkilerini başkalarına açtıkları için pişman olacak, o kişilerle ilişkileri de olumsuz etkilenecektir. Bu nedenle çiftler anlaşamıyor ve işin içinden çıkamıyorsa bir uzmandan destek almaları en doğru yöntem olacaktır.


Uzm.Psikolog Vedat Akdemir
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Evliliklerde Kırgınlıklar Nasıl Düzeltilir? Bir İlişki Nasıl Toparlanır?" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Uzm.Psk.Vedat AKDEMİR'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Uzm.Psk.Vedat AKDEMİR'in izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     12 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Vedat AKDEMİR Fotoğraf
Uzm.Psk.Vedat AKDEMİR
İzmir (Online hizmet de veriyor)
Uzman Psikolog
Uzman Psikolog / Çift ve Aile Terapisti / EMDR Terapisti
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi23 kez tavsiye edildiİş Adresi KayıtlıTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Özgeçmiş - Çalışma Alanları - Makaleler (24) - Videolar - İletişim Bilgileri
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Uzm.Psk.Vedat AKDEMİR'in Yazıları
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 19,217 uzman makalesi arasında 'Evliliklerde Kırgınlıklar Nasıl Düzeltilir? Bir İlişki Nasıl Toparlanır?' başlığıyla benzeşen toplam 35 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Değişmek İstiyorum ÇOK OKUNUYOR Mayıs 2020
► Şans Cesur Olandan Yanadır ÇOK OKUNUYOR Eylül 2019
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


08:30
Top