2007'den Bugüne 82,774 Tavsiye, 26,153 Uzman ve 18,360 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!



Tavşan, Bakımı, Yemleri, Beslenmesi, Sindirim Fizyolojisi, Hastalıkları ve Tavşan Davranışları
MAKALE #14819 © Yazan Vet.Hek.Doç.Dr.Ali AYYILDIZ | Yayın Mayıs 2015 | 51,794 Okuyucu ÇOK OKUNUYOR
TAVŞAN, BAKIMI, YEMLERİ, BESLENMESİ, SİNDİRİM FİZYOLOJİSİ, HASTALIKLARI VE TAVŞAN DAVRANIŞLARI

Tavşan, evcil memelilerden eti ve tüyü için beslenen kemirgenler sınıfından olmayan, ön ayakları arka ayaklarına oranla kısa olan, uzun ve dik kulaklı, hızlı koşabilen, çabuk üreme ve hızlı gelişme yeteneğine sahip bir hayvandır. Latince adı Oryctolagus cuniculus’ tur.

Tavşan, büyük gözleri ve çok büyük kulakları ile hayvanlar aleminde beslenme piramidinin altında yer alan tipik bir av hayvanı özelliği taşır. Tavşanların diş yapıları kemirgenlere benzer, ancak üst çenelerinde arkada iki küçük kesici diş daha bulunur. Çiğneme kaslarının ve kan plazmalarının yapı farkı nedeniyle, kemirgenlerden ayrı bir grup olarak incelenirler. Toprak üzerinde bizzat kazdıkları oyuklarda, bitki yiyerek yaşarlar. Çok fazla çoğalma yetenekleri vardır. Bir defada 15’ e kadar yavru doğurabilirler. Dünyada 2 aileye bağlı, 67 tür tavşan vardır.

Türkiye’ de tek bir aileye bağlı, 2 tür tavşan yaşar. Bunlar;
1. Aile : Tavşangiller – Leporidae : Kuyrukları uzun kıllarla örtülüdür. Kulaklar ve arka bacaklar uzamıştır. Bir kısmı toprak altında oyuklarda yaşar. Türkiye'de sadece bu aile görülür.
2.Aile :Islıkçalan tavşangiller – Ochotonidae : Kuyrukları kısa ve yuvarlaktır. Ön ve arka bacakları eşit uzunluktadır. Geceleri aktiftirler ve ıslık şeklinde sesler çıkarırlar. Tavşanların gözleri, başın iki tarafına konumlanarak onlara 360° ye yakın bir görüş alanı kazandırır. Kulaklarını iki yana çevirerek çeşitli sesleri algılayabilirler. Bir yaban tavşanı, yaklaşan bir tehlike gördüğü zaman yere yapışık ve kulakları tamamen inik durumda fark edilmemeye çalışarak bekler. Kamufle özelliği de bu sırada çok işine yarar. Tehlike devam eder ve düşman üç metreye kadar yaklaşırsa tavşan birden ani bir biçimde zıplayarak bütün hızıyla koşmaya başlar. Koşarken hızı kısa mesafelerde saatte 70- 85 km’ ye ulaşır ve düşmanını şaşırtmak için sürekli zikzaklar çizer. Bir sıçrayışta üç metre atlayabilir. Bir ada tavşanı kolonisi içinde hiyerarşiyi belirlemek üzere yapılan kavgalar çok ciddi hasarlar oluşturmaz. Ancak bir koloninin yaşam alanını savunmak için diğer bir koloni ile yaptığı kavgalar ciddi yaralanmalarla sonuçlanabilir. Erkek tavşanlar, ayaklarını yere vurarak, gözdağı verirler. Koloninin sınırları, dallara, taşlara vb. sürtünerek, yanaklarındaki bezlerden salgılanan feromen koku ile işaretlenir.

Tavşan ayrıca yumuşak tüyleri ve şirin ve sakin mizacı ile çok sevilen bir ev hayvanıdır.
Tavşan Zooloji biliminde Sistematik Taksonomik olarak; Hayvanlar aleminden, Chordatalılar şubesinden, Omurgalılar (vertebratae) altşubesinden, Memeliler (mamalia) sınıfından, Placentalılar alt sınıfından, Lagomorpha (tavşan biçimliler) takımından, İki sıralı dişililer (duplicidentata) alt takımından, Laporidae (tavşangiller) ailesinden, Oryctolagus cinsinden, Oryctolagus cuniculus (Ada tavşanı) türü bir hayvandır.
Yabani tavşan ise Hayvanlar aleminden, Chordatalılar şubesinden, Omurgalılar (vertebratae) altşubesinden, Memeliler (mamalia) sınıfından, Placentalılar alt sınıfından, Lagomorpha (tavşan biçimliler) takımından, İki sıralı dişililer (duplicidentata) alt takımından, Laporidae (tavşangiller) ailesinden, Lepus cinsinden, Lepus europaeus (Yabani tavşan) türü bir hayvandır.

Islıkçalan tavşanlar ise Hayvanlar aleminden, Chordatalılar şubesinden, Omurgalılar (vertebratae) altşubesinden, Memeliler (mamalia) sınıfından, Placentalılar alt sınıfından, Lagomorpha (tavşan biçimliler) takımından, İki sıralı dişililer (duplicidentata) alt takımından, Ochotonidae (Islıkçalan Tavşanlar) ailesinden Ochotona cinsinden Ochotona pusilla türü ve Ochotona roylei türü hayvanlardır.

Tavşan için;
Uygun Çevre Sıcaklığı : 10-25 C derece (En uygunu 15-18 C derece)
Beslenme Tarzı : Herbivor - Otçul
Yaşam Süresi : Ortalama 7 - 8 Yıl
Vücut Sıcaklığı : 39,5 C derece Santigrat
Solunum Sayısı : Dakikada 32 - 60 Adet
Nabız Sayısı : Dakikada 300 Vurum (Kalp atımı)
İlk Çiftleşme Yaşı
Hafif Irklar : 4 - 5 Aylık
Orta Ağırlıktaki Irklar : 5 - 6 Aylık
İri Irklar : 8 - 10 Aylık
Gebelik Süresi : 28-33 Gün
Bir Doğumdaki Yavru Sayısı : 1 - 15 Adet (Ortalama 6 – 10 Adet)
Süt Emzirme Süresi : Tavşanlar doğumdan sonra 6-8 Hafta süt verebilirler. Yavrular en az 3-4 Hafta ana sütü emmelidirler.

TAVŞANLAR HAKKINDA GENEL BİLGİLER

Tavşanlar gece aktif hayvanlardır. Yani alacakaranlıkta yada gece daha fazla faaliyet gösterirler. Arka bacakları ön bacaklardan daha uzundur. Üst dudakları ise derin olarak yarıktır. Tavşanların dişleri sürekli olarak uzar. Sürekli uzayan bu dişlerini törpüleyerek kısaltma mecburiyetinde oldukları için tavşanlar kemirme ihtiyacı duyarlar. İkinci kesici dişleri küçük kalarak birinci kesici dişlerin arkasına itilir. Köpek dişleri ise tavşanlarda yoktur. Erkek tavşanlarda testisler genellikle 3. aydan sonra karın boşluğundan scrotum (testis torbası) içine iner. Ayrıca testisler tavşanlar tarafından karın boşluğuna çekilebilir. Bu nedenle küçük tavşan yavrularında cinsiyet ayırımı daha zordur. Tavşanların burunlarında dokunma hücreleri vardır ve iyi koku alırlar. Üst dudakta aşağı yukarı hareket eden 20-25 adet duyu iplikçikleri vardır. Bu duyu hücrelerini kullanarak çevre hakkında daha fazla bilgi edinmeye çalıştıkları için tavşanların burunları ve üst dudakları sürekli olarak hareket halindedir. Tavşanlar sıcakkanlı hayvanlar olup memeli sınıfının tavşanlar takımında yer almaktadırlar. Kemirgenler ayrı bir takımdır ve o takıma tavşanlar girmezler. Beslenmelerine gelince otçul (herbivor) hayvanlardır. Özellikle yoncayı tercih ederler. Tavşanların gebelik süresi 28-33 gün olması ve yılda 5-8 doğum yapabilmeleri ve her doğumda da ortalama 6-10 yavru vermeleri bir tavşan çiftini bir yılda inanılmaz rakamlara ulaştırır. Tavşanlar için en uygun çevre ısısı 15-18 derecedir. Yüksek nem ile seyreden 30 santigrat derecenin üzerindeki sıcaklıklarda ısı stresi gelişir. Bu durumda tavşanların üreme fonksiyonunda bozukluklar ve ölüm oluşabilir. Aynı şekilde tavşanın yaşadığı yerin sıcaklığının 10 derecenin altına inmemesi gerekmektedir. Yetişkin tavşanlar tüyleri sayesinde bu sıcaklıklardan yavrular kadar etkilenmese de, özellikle yeni doğmuş olan yavrular tüysüz doğacağı için çevre sıcaklığının daha yüksek tutulmasında yarar vardır.

Tavşanlar Gece yaşarlar. Gündüzleri hep uyurlar. Akşamüstü tam olarak uyanırlar ve genellikle o saatte beslenmek isterler.
Kesinlikle Yıkanmazlar. Bu konudaki her türlü bilgi yanlıştır. Tavşanları yıkamak ölümlerine bile neden olabilir
Cüce tavşan vardır ve dünyada çok yaygındır. Uzman birisi, yavru tavşanın cüce olup olmadığını anlayabilir fakat çok zor bir iştir.
Tavşanlar bir yerden gürültü duyduklarında hepsi sabit bir şekilde gürültünün geldiği yöne doğru bakıyor.
Tavşanlar ani bir şey olduğunda kalp krizi geçirip ölebiliyorlar.
Tavşanlarda akrabalı yetiştirmede, yavrular sakat doğabiliyor, eksik bacaklı, kuyruksuz gibi. Bu nedenle damızlıkta kullanılan erkek tavşanların her yıl değiştirilmesi gerekir. Başka hiç tanımadığınız bir yerden ya da başka bir şehirden erkek tavşan almak en iyisidir.
Korkudan ya da başka bir şeyden etkilenen tavşanlar felç geçirebiliyor.
Odalarında sıra dışı bir şey gördüklerinde, duyduklarında ön ayaklarını, arka ayaklarını hızlı ve şiddetli bir şekilde kafeslerine vuruyorlar, hep birlikte inanılmaz bir gürültü yapıyorlar.

TAVŞAN BESLEMEDE KULLANILAN YEMLER

ENERJİ YEMLERİ

Arpa, buğday, mısır, yulaf, çavdar, sorgum yaygın olarak kullanılmaktadır. Mısırın sadece besi tavşanlarına verilmesi uygundur. Arpa ve yulaf ezilerek, mısır kırılarak verilirse daha iyi değerlendirilir. Arpa, yulaf, mısır, pirinç çimlendirilerek verilirse döl veriminde yükselme, yavrularda çabuk gelişme sağlanır. Yemlik un, buğday kepeği, değirmen artıkları da enerji kaynağı olarak az miktarlarda kullanılabilir. Çünkü bunlar laksatif etkilidir ve rasyonda yeterli selüloz bulunmalıdır. Tavşan yemlerinde hayvansal kökenli yemler kullanılmaz. Genelde küspeler tercih edilir. Yerfıstığı küspesi tavşanların en iyi yediği küspedir, hem protein hem de enerji kaynağı olarak mükemmeldir. Bundan başka soya küspesi, kurutulmuş bira posası, ayçiçeği küspesi, kolza küspesi, susam küspesi, keten tohumu küspesi, pamuk tohumu küspesi değişik miktarlarda kullanılabilir.

KURU KABA YEMLER

Tavşan rasyonlarına fazla miktarlarda kuru kaba yemler katılmaktadır. İyi kaliteli kuru ot rasyonun maliyetini düşürmektedir. Kullanılan otun temiz, küfsüz ve tozsuz olması gerekir, aksi takdirde çeşitli sindirim bozuklukları gelişir. Baklagil otları, özellikle yonca tavşanlar için en iyi kaba yemdir. Baklagil otları protein bakımından zengindir ve oldukça lezzetlidir. Ayrıca düzenli sindirim için gerekli selülozu da sağlar. Aşımda olmayan erkekler, kurudaki dişiler için tek yem olarak verilebilir. Gebe ve laktasyondaki dişi tavşanların rasyonlarına % 40 düzeyinde katılabilir. Tavşan beslemede kullanılan baklagiller, taş yoncası hariç diğer yonca çeşitleri, burçak, yerfıstığı gibidir. Buğdaygil otları, fiyatları uygunsa çeşitli çayır otları kullanılabilir. Baklagillere oranla protein, kalsiyum ve A vitamini aktivitesi bakımından yetersizdirler, daha fazla selüloz içerirler.

YEŞİL OTLAR

Tavşanlar çok çeşitli otları tüketmektedir. Ancak bunlar fazla sulu olduğu için besin maddeleri yetersizliklerine karşı önlem alınmalıdır.

DİĞER YEMLER

Tavşan beslemede bahçe kırpıntıları, sofra artıkları, meyve ve sebze artıkları ve yan ürünleri kullanılabilir. Bunlar arasında patates kabukları, turunçgil posa ve kabukları, elma ucuz ve ilave yem kaynaklarıdır. Yer elması yaprağı, marul, ısırgan otu, deve dikeni, enginar yaprağı ve sapı da verilebilir. Özellikle kışın taze yeşil yemlerin olmadığı zamanlarda tavşan rasyonlarına kök ve yumruların ilave edilmesi yararlıdır. Bunların su içeriği % 90 civarındadır ve protein miktarı oldukça düşüktür (% 1- 4). Bu nedenle rasyona fazla konulmamalıdır. Tavşanlara bu yemler verildiğinde ilk önce bunları tüketirler, kaliteli yemleri bırakabilirler. Pancar, havuç, şalgam, patates (pişirilerek verilirse iyi sindirilir) gibi yemlerin günlük miktarı vücut ağırlığının % 1.5' unu geçmemelidir. Ayrıca damızlık tavşanlara ve 3 aylıktan küçük yavrulara yedirilmemelidir. Bazen odunsu bitkilerin sürgünleri çiğnemeyi teşvik etmek için ve selüloz kaynağı olarak tavşanlara yedirilir.

Serbest olarak kırlarda yaşayan tavşanların temel besin maddesi, kırlarda yetişen otlar, yabani bitkiler, şifalı otlar, çiçekler, kökler, ağaç dalları, yaprakları, yemişler ve tek tük meyvelerdir. Ancak tavşanlar, salatalık, marul, havuç, ıspanak, lahana ve karnabahar gibi sebzeleri de yemeye bayılırlar. Tavşanların beslenmesindeki anahtar sözcük seçiciliktir. Tavşanlar seçerek beslenirler. Yani, her tavşan kendi sağlığı ve o andaki ihtiyaçları için hangi bitkiden, ne kadar ve ne oranda yemesi gerektiğini iyi bilir. Rahatsızlandıklarında hangi şifalı otları yiyip iyileşeceklerini çok iyi bilirler. Bunu akılda tutmak çok önemlidir. Bu yüzden tavşan beslediğinizde, önüne her tür gıdadan bol bol bırakmalısınız ve sabah bıraktığınız besinler akşama muhakkak artmalıdır. O artan gıdaların neler olduğuna bakıp, onlardan bir dahaki sefer daha az vermelisiniz ama asla onları da bitirmeleri için zorlamamalısınız, önlerine yeni ve taze yiyecekler koymalısınız. Artan besinler, eğer örneğin kırlardan topladığınız bitkilerden ise, muhtemelen zehirli veya onlar için o an yararsız olabilirler. O yüzden asla yem tabaklarını tamamen bitirmelerini beklememelisiniz. Tavşanların beslenmesindeki seçicilik olayı budur ve bu onları sağlıklı ve daha canlı kılar.

TAVŞANLARIN TEMEL GIDA MADDELERİ

Tavşanların Temel Besin Maddeleri
1 – Yabani kır otları ve kır bitkileri (sınırsız)
2 – Sebzeler ve otlar (sınırsız)
3 – Meyve (kısıtlı miktarlarda)
4 – Kurutulmuş otlar ve yapraklar (sınırsız)
5 – Ağaç dalları ve yapraklar (sınırsız)
6 – Tohum ve tahıllar (kısıtlı miktarlarda)
7 – Kurutulmuş sebze ve meyveler (kısıtlı miktarlarda)
8 – Su

Yukarıda saydığım temel gıda maddelerinin bir kısmı sınırsız, bir kısmı da çok çok kısıtlı miktarlarda ve belirli dönemlerde verilmelidir.

1 – Yabani kır otları ve kır bitkileri (sınırsız), Kırlarda bir metre karede, ortalama elli çeşit yabani ot, çiçek, bitki yetişmektedir. Tavşanlar bunlardan kendileri için gerekli olanları seçerek, uygun miktarda yerler. Bunlar onların en temel gıda maddeleridir. Eğer tavşan yetiştirdiğiniz yerin yakınında temiz bir kırlık alan varsa, sabah akşam çıkıp taze taze bunlardan kesip - yolup taşanlarınıza sunmanız, hem en sağlıklı şekilde beslenmelerini sağlar, hem de tavşan yetiştiriciliğini bedavaya getirir. 4. maddede bahsettiğim kurutulmuş otlar, işte bu kırlardan toplayıp kurutacağınız otlardır ve bunlardan da, tavşanların salmalarında devamlı bulundurmanızda fayda var ki, es kaza yemleri erken bittiğinde, yiyecekleri başka bir çeşit olsun. Kırlardan ot - bitki toplarken dikkat edeceğiniz hususlar; oto yola yakın yerlerden ot – bitki toplamayın, ağaç veya duvar diplerinden ot – bitki toplamayın (köpek ve kedi sidiği ile kirlenmiş olabilir, sanayi ya da fabrika olan yerlerden de ot – bitki toplamayın. Eğer sabah akşam ot toplamaya çıkacak haliniz yoksa, sabahleyin fazla fazla toplayıp, bir kısmını buz dolabında muhafaza edebilirsiniz.

Bu arada, hiç endişelenmenize gerek yok, tavşanlar zehirli otları çok iyi ayırt edebilen mükemmel burunlara sahiptir.

2 – Sebzeler ve otlar (sınırsız), Yakınımızda kırlık bir alanımız yoksa ya da yeterli değilse, tavşanlarımızı insanların yediği bazı taze sebzeler ve otlarla da besleyebiliriz. Şu durumda bunları kendimiz yetiştiriyorsak çok daha sağlıklı ve ucuz olur. Dikkat edeceğimiz nokta, satın aldığımız malzemeleri çok çok iyi yıkamamız gerektiğidir. Zira tarım ürünleri çoğunlukla ilaçlanmakta ve gübrelenmektedir. Gerekirse dış kabuklar kullanılmamalıdır. Tavşanlarımıza sunabileceğimiz sebzeler: salatalık (hıyar), marul, kıvırcık, ıspanak, kereviz sapı ve kereviz, havucun yeşil kısmı ve havuç, pazı, lahanalar, karnabahar, brokoli, semizotu, dereotu, tere, roka, ebegümeci, ekşimen, rezene, mısır ve mısır yaprakları, turplar, pancarlar, maydanoz, aslandişi (sarı hindiba), maydanoz kökü, nane, papatya, fesleğen vb.

Bu yukarıda saydıklarım, hiçbir işlemden geçirilmeden, sadece temiz yıkanıp fazla suyu akıtılarak büyük ağır bir tabak içinde tavşanlara sınırsız olarak sunulmalıdır.

3 – Meyve (kısıtlı miktarlarda) hususunda dikkat edilecek noktalar: Birincisi, meyvelerin mutlaka tam olgunlaşmış olması gereklidir. İkincisi; yalnızca çok az miktarda çok iyi yıkanarak verilmesi gereklidir. Üçüncüsü, meyveyi asla tek başına değil, daima sebzeler ile birlikte vermelisiniz. Verebileceğiniz meyve çeşitleri: Elma, armut, kaysı, muz, kuşburnu, kavun, karpuz, üzüm, kiraz, kivi, şeftali, mürdüm eriği vb.

4 – Kurutulmuş ot ve yapraklar, Tavşanların beslenmesinde kurutulmuş ot ve kuruyup düşen ağaç yapraklarının da yeri vardır, şöyle ki, tavşanınızı zaten kırlık alandan biçtiğiniz ya da kökleriyle yolduğunuz bitkilerle beslemektesinizdir. Bunlardan fazla fazla toplayıp uzun haliyle, hiç kırpılmadan ayrıca kurutmanız gerekmektedir. Bunun iki amacı vardır: Birincisi, tavşanın salmasında daima yedek gıda olarak kurutulmuş ot bulundurulmalıdır (yaz - kış) ve bunlar üçte ikisi bitirildiğinde yenilenmelidir. İkincisi, kışın kırlardan ot toplamak zorlaşabilir; dolayısıyla kış için hazırlık ve yedek yem olarak büyük önem taşır. Bu kuru otlar, kuru bir yerde, sağlıklı bir şekilde saklanmalıdır. İyi kalite kurutulmuş ot, mis gibi kokar. Bayatlamış kuru ot ise ya hiç kokmaz ya da rutubet almışsa küf kokar ki bu çok zararlıdır. Ayrıca yazın pazarlarda bol bol ve ucuz olarak, kendi salatalarımıza kattığımız otlardan da (maydanoz, nane, dereotu vb.) alıp kurutabilir ve tavşanların kış menülerini zenginleştirebilirsiniz.

5 – Ağaç dalları ve yapraklar, kalın ağaç dallarının kabukları tavşanlar tarafından büyük bir zevkle kemirilir, daha ince dallar ise ot gibi yenilmektedir. Bu davranış, tavşanların dişlerinin bilenmesine yardımcı olduğu gibi, onlar için ayrıca eğlenceli bir meşgale olmakta. Ağaç dallarını tüm yıl boyunca sınırsız olarak ve yapraklarıyla, sürgünleri ve hatta çiçekleriyle birlikte verebilirsiniz. Bunun için tüm meyve ağaçlarının budanan dalları, ayrıca huş ağacı, kayın ağacı, fındık dalları, gürgen dalları, akçaağaç, ıhlamur, böğürtlen çalıları, çam ağacının dalları uygundur. Ancak bu ağaçların tarım ilaçları ile ilaçlanmamış olması gerekmektedir.

6 – Tohum ve tahıllar, tavşanların normal koşullarda pek fazla yedikleri gıdalardan değildir. Bunlar ancak yaz biterken ve sonbaharda çok az miktarlarda verilmelidir, kışa hazırlık için semirsinler diye verilir. Bazen de emziren ana tavşanlara ya da biraz büyümüş yavrulara birer tatlı kaşığı kadar verilebilir. Tavşanlara söz konusu dönemde tahıl verecekseniz, başak halinde, doğada veya tarlada bulunduğu şekliyle verin.

7 – Kurutulmuş sebze ve meyveler, Kurutulmuş sebze ve meyveleri hiç vermeseniz daha iyidir. Zira özellikle kurutulmuş sebzeler mide suyuyla şişip, sindirim sistemini kupkuru bırakıp, zarar verebilmektedirler. Bu konuda suni yemler, özellikle peletler daha kötüdür, satıcı ne derse desin, asla tavşanlara pelet yem vermeyin. Özellikle sindirim sorunu olan tavşanlarınıza hiç vermeyin. Kurutulmuş meyvenin ise şeker oranı çok yükseldiğinden ancak ender olarak diğer gıdalarla birlikte, az miktarlarda verebilirsiniz.

8 – Su, Tavşanın suyunu ağır ve kenarları içe bükülen bir toprak kapta vermeniz daha uygundur. Su kabını birkaç santim yükseğe koyarsanız zaten kirlenmeyecektir ve elbette ki her gün yıkayıp taze su koymak gereklidir. Su emme şişeleri gibi pet plastikten malzemeler hiç sağlıklı olmayıp çabuk mikroplanırlar. Tavşanları dışarda besleyenler, kışın çok ayazlarda, su donacağı için hiç değilse günde iki üç kere değiştirmelidir.

YETİŞKİN TAVŞANLARIN BESLENMESİ

Tavşan beslenmesinde kaba yemin (kuru ot ve saman) önemi çok fazladır. Bunun birkaç nedeni vardır. Bunlardan birisi tavşanların mideleri incelendiği zaman kas yapılarının çok zayıf olduğu gözlenmektedir. Bu nedenle midede biriken yem bloğu barsaklara kolayca itilememektedir. Bu yem bloğunun barsaklara itilebilmesi için mideye yeni bir yemin girmesi gerekmektedir. Bu durumda tavşanlar sürekli bir beslenme içindedirler. Mideye sürekli pelet yem girişi de sindirim sistemini yormaktadır. Burada devreye ağırlıkça kaba yemler (hafif hacimce yüksek kapasiteli) kuru otlar girmektedir. Kaba yemlerin çekumda (kör barsak) fermente edilmesi ile de, vitamin (özellikle B kompleks vitaminleri ve K vitamini) ve protein emilimi sağlanır. Tavşanlar kaba yem olarak kuru yoncayı büyük bir iştahla tüketirler. Kuru yoncanın diğer bir avantajı da A vitamini açısından zengin oluşudur. A vitamini yavruların gelişim dönemlerinde ki en önemli elemanlarından biridir. Asla unutulmaması gereken olgu, bu otların yaş olarak verilmemesidir. Tavşanların sindirim sistemi fizyolojisinin doğası bize, diyette yüksek oranda sindirilemeyen lif bulunmasının yaşamsal önemi olduğunu gösterir. Bu lifler ise kurutulmuş otlar ve samandan kolayca sağlanır. Saman günün 24 saatinde sağlanmalıdır. Bu şekilde tavşan her zaman lif kaynağına sahip olacaktır. Diyetin sonraki önemli parçası taze yapraklı yeşilliklerdir. Koyu yapraklı yeşillikler iyi miktarda lif ve su sağlar ki, bunlar barsak hareketliliğinin sağlanmasına yardımcı olur. Ayrıca günde en az 3 farklı tipte besin çeşitliliğinin sağlanması iyi olur. Örneğin, Lahana, Marul, Maydanoz, Havuçların üst kısmındaki yeşillikler, Hindiba yeşillikleri, Hardal bitkisi yeşilliği vb. Eğer tavşanları hiç meyve ve sebzelerle beslemediyseniz, en iyisi önce iki hafta boyunca saman ve kuru ot verip ondan sonra birkaç hafta boyunca meyve ve sebzeleri çok az miktarda vererek başlayıp, daha sonra miktarını giderek arttırmanızdır. Bu davranış şekli tavşanların ishal gibi herhangi bir sindirim sistemi problemi yaşamasını engeller. Eğer tavşanların verdiğiniz gıda sonrasında dışkısının kıvamının yumuşadığını görürseniz bu gıdayı diyetten çıkarmanız yeterli olacaktır. Aynı zamanda Tavşanlara; Elma, Armut, Şeftali, Böğürtlen, Bezelye kabuğu, Brokoli, Mango, Kivi, Domates, Karpuz, Kavun, Portakal gibi diğer meyvelerde verilebilir. Bu tür taze gıdaları vermeden önce mutlaka onları yıkamalısınız. Tavşanlara yüksek miktarda nişasta içeren Fasulye ve Bezelye gibi baklagiller ile tahılları asla vermeyin.

Tavşanlara asla Bakla vermeyin. Tavşanda bulunmayan bir enzim Baklanın tavşanı zehirlemesine neden olur ve tavşanın ağız mukozası, burun bölgesi, dili morarır ve kısa süre içerisinde ölür.

Tavşanlar her zaman temiz içme suyuna sahip olmalıdır. Eğer tavşanların diyetinde yüksek oranda yeşillik varsa pelet yem ağırlıklı beslenmeye oranla daha az su içeceklerini unutmayın. Ev tavşanlarının diğer yem ihtiyacı ise aslında diyetinin en az önemli parçası olan pelet yemlerdir. Hayvanlarda pelet yem verilmesinin nedenlerinin en başında, yemin homojen bir şekilde dağılmış olmasıdır. Tabii bu da dengeli bir beslenme demektir. Tavşanlara karışık yem verildiğinde içerisinden hoşuna gidenleri seçerek yediği gözlenebilir. Bu durum yalnız tavşanlara özel bir durum değil, bütün evcil hayvanlarda gözlenen bir durumdur. Bu konsantre gıda kaynakları aslında üretim amaçlı çiftlik tavşanları için tasarlanmıştır. Bu yemler yüksek oranda vitamin, mineral ve kalori içerir. Ev tavşanlarının bu fazladan kalorilere gereksinimleri yoktur. Taze meyve ve sebzelerin yanında kuru ot ve saman yönünden zengin bir diyetle beslendikleri takdirde ihtiyaç duydukları vitaminlerin çoğunu kendileri üretebilirler.

TAVŞANLARIN SİNDİRİM FİZYOLOJİSİ

Tavşanları doğru bir şekilde besleyebilmek için öncelikle tavşanın sindirim fizyolojisini iyi bilmemiz gerekir. Bir kaç basit bilgiyle aslında tavşanlarda beslenme kaynaklı ishaller ile yine sindirim sisteminde sayıları yanlış beslenme sonucunda hızlı bir şekilde artarak ani ölümlere sebep olan Clostridium bakterisi türleri gibi bazı zehirleyici mikroorganizmalardan kaynaklanan ölümleri, barsak tıkanmaları, diş problemleri vb. birçok sindirim sistemi kaynaklı hastalığın ortaya çıkışını önleyebiliriz. Bu konulara tavşan hastalıkları bölümünde ayrıntılı olarak değinilecektir. Tavşanların sindirim sistemi insanlardan ve kedi, köpek gibi diğer evcil hayvanlarımızdan oldukça farklıdır. Tavşanların körbarsağında (çekum) bulunan fermentatif karakterli faydalı mikroorganizmalar özellikle selüloz gibi sindirimi zor besinlerin parçalanması sağlamakta, böylelikle hem kendi ihtiyaçları olan besinleri elde edip hem de tavşana parçalanmış sindirimi kolay besinler sunmaktadırlar. Tavşanların körbarsağında yaşayan bu fermantatif mikroorganizmalar, tavşanların sindirim fizyolojilerinde çok önemli bir yer tutarlar. Özellikle bilinçsiz bir şekilde ağız yoluyla kullanılan antibiyotikler çekum’ daki faydalı mikroorganizmaları öldürebileceği ve tavşanın besinleri sindiriminde problemlere yol açabileceği için; bu tür ilaçlar mutlaka Veteriner Hekim kontrolünde ve önerisiyle kullanılmalıdırlar. Tavşanlar otobur (Herbivor) hayvanlardır ve bu sebeple beslenmeleri sadece bitkisel yemlere dayanır. Sözlü olarak söylendiğinde herkesin tabi ki biliyorum dediği ve hatta komik bulduğu ama pratikte hep unuttukları bir anahtar cümle vardır. Tavşanlar tavşandır, insan değildirler. Bu nedenle tavşanlara insanlara özel olan abur cubur şeyleri vermeyiniz. Biz nasıl onların yediği her şeyi yemiyorsak örneğin insan kuru yonca ve saman yemez onları da kendi sindirim sistemi fizyolojilerine uygun olan besinlerle beslemeli, yemeyi seviyor olsalar bile doğal ortamda bulamayacakları abur cubur gıdalardan uzak tutmalıyız. Sindirim sistemlerini diğer memeli hayvanlarla karşılaştıracak olursak, Tek tırnaklıların (Equidae), özellikle de At’ larınkine daha çok benzerlik gösterdiğini söyleyebiliriz. Tavşanlar az miktarda fakat sık sık yerler. Tavşanlar yumuşak dışkı ve zeytin tanesi şeklinde olan sert dışkı olmak üzere iki çeşit dışkı üretirler. Yumuşak dışkı belli aralıklarla çıkarılır ve bu dışkıyı tavşan direkt olarak anusten ağzıyla emerek alır ve çiğnemeden yutar, bazen yerden de alabilir. Etrafı sümüksü bir katman ile çevrilmiş durumda bulunan yumuşak dışkı yaklaşık % 70 su içerir ve üzüm salkımına benzer. Protein, özellikle B grubu vitaminleri ve mineral bakımından zengindir. Yumuşak dışkı aynen yem gibi sindirim olaylarına maruz kalır. Bu durum tavşan yavruları ana sütüne ilaveten katı yem yemeye başladıklarından sonra yaklaşık 3 haftalık yaştan itibaren görülen fizyolojik, yani tavşanlar için doğal bir durumdur.

TAVŞAN YAVRULARININ BESLENMESİ

Tavşan yavruları için besleme anne sütünü yeteri kadar alması ile başlar. Yavru bir tavşanın anasından 30 ila 45 gün (en azından 3 -4 hafta) süt emmesi gereklidir. Burada onların yeteri kadar süt emmeleri çok önemlidir. Çünkü anne sütü ile gerekli bağışıklık elemanlarını - immunoglobulinleri almaktadırlar. Yavrular bu bağışıklık elemanlarını – immunoglobulinleri ana sütü haricinde başka hiçbir besinden alamazlar. Burada süt sadece tavşan sütü olmalıdır. Yani yeni aldığınız yavru tavşanlarınız erken sütten kesildi ise yavruların süt ihtiyacı var diye asla inek sütü verilmemelidir. Çünkü inek sütü ile tavşan sütü, kompozisyon açısından büyük farklılıklar içerir ve bu farklılıklar yavru tavşanlara zarar verir.

Tavşan ve inek sütünün bileşimi
Tavşan Sütü - Kuru Madde - % 26,1 – % 26,4
İnek Sütü - Kuru Madde - % 13
Tavşan Sütü - Ham Protein - % 13,2 - % 13,7
İnek Sütü - Ham Protein - % 3,5
Tavşan Sütü - Yağ - % 9,2 - % 9,7
İnek Sütü - Yağ - % 4
Tavşan Sütü - Kül - % 2,4 - % 2,5
İnek Sütü – Kül - % 0,7
Tavşan Sütü - Laktoz - % 0,86 - % 0,87
İnek Sütü - Laktoz - % 5

Sütten kesilen tavşan yavrularına verilecek gıdaların nem oranı çok düşük olmalıdır. Bunun nedeni yine körbağırsaklarında bulunan mikroorganizma topluluğu ile ilişkilidir. Yüksek nem içeren gıdalar tavşanların çekum’ larında daha farklı mikroorganizmaların gelişmesine sebep olmakta ve istenilen mikroflora düzeyi gelişememektedir. Bunun sonucunda tavşanlarda ishal gelişmektedir. Özellikle genç yaşlarda beslenme bozukluğuna bağlı gelişen ishal olgularında, yavruların kurtulma şansı çok düşüktür. Bu nedenle tavşan yavrularına sütten kesimden sonra bol miktarda nem oranı çok düşük kuru ot (kuru yonca - kuru saman) ve daha az oranda pelet yem verilmesi gerekmektedir. Tavşan yavruları 3 haftalık olduktan sonra ana sütü ile beraber kuru yonca - kuru saman ve pelet yem tüketmeye başlarlar. Bu yüzden aldığınız tavşan yavruları çok küçük ise onlara bu tip gıdalar verilebilir. Eğer bu yemler olmadığında tavşan dışkısında yumuşamalar başlar. Yavru bir tavşan 1 aylıkken ana sütünden kesildiği zaman ortalama 400 - 600 gr canlı ağırlığa sahip olur. Tavşan yavrusunu elimize aldığımızda canlı ağırlığını kontrol ederek erken sütten kesilip kesilmediğini anlarız. Erken sütten kesilen tavşan yavrularına daha özenle yaklaşmamız gerekecektir. Tavşanların beslenmesinde diğer bir noktada onlara sebze ve meyve vermenin zamanıdır.
Tavşanlar en az 3 aylık olmadan onlara sebze vermemelisiniz. 3 aylık olduklarında çok çok düşük miktardaki sebzelerle tavşanları sebze ve meyveye alıştırmaya başlayabilirsiniz. Ancak tavşanlara sebze verdikten sonra onu gözlemeli ve ishal başlamışsa sebzeyi kesip kuru ot ve samanla desteklemelisiniz. Tavşanlara meyve vermek için 6-7 aylık olmalarını beklemenizi öneririm. Çünkü tavşanların sindirim sisteminin gelişimi tam olarak 6- 7 ayda gerçekleşmektedir.

TAVŞANLARDA BAKIM

Tavşanlar için bir kümes yada yeterli genişlikteki kafesleri kullanabilirsiniz. Tavşanların yaşadıkları yerde bol samanın bulunması hem onların zeminden soğuk almalarını engelleyecek, hem dağıtıp karıştırabilecekleri mükemmel bir ortam olacaktır. Aynı zamanda bu samanları kemirerek, tavşanların sürekli uzayan incisiv (kesici) dişlerinin normal uzunlukta kalmasına yardımcı olacaktır. Bu samanlar veya kuru otlar, tavşanların sindirim sistemlerinin sağlıklı olarak çalışabilmesi için vazgeçilmez unsurlardır. Kullanılmamaları durumunda sık sık enfeksiyon kaynaklı olmayan ishallerin ve trikobezoar gibi diğer sindirim sistemi problemlerinin oluşması olağandır. Tavşanların tırnaklarının uzaması durumunda kesilmeleri gerekir. Fazla uzamış tırnaklar; tavşanın vücut ağırlığının daha fazla oranda tırnaklar üzerine yüklenmesi nedeniyle yere basma sırasında ağrıya neden olabileceği gibi, tırnaklarda kırılma ve çatlamalara neden olabilir. Tavşanların tırnaklarının hangi sıklıkla kesilmeleri gerektiği; tırnağın uzama hızı ve aşınma oranına bağlı olarak değişir. Tavşanların yaşadığı alanın zemini sertse, tırnaklardaki aşınma daha fazla olacağından kesilmeleri için gerekli olan süre daha uzun olabilir. Tavşanların tırnaklarının kesilme zamanının gelip gelmediğine Veteriner Hekimin karar vermesi gerekir. Fazla uzamadan sizin tarafınızdan yapılacak kesimler sonrasında tırnakta kanamalar oluşabilir. Tavşanların tüylerinde günlük belli bir oranda dökülme olması normaldir. Ancak özellikle kış aylarına ve yaz aylarına girerken tavşanların tüylerinde daha fazla dökülme gözlenir. Tavşanların tüylerini belli aralıklarla taramanız, dökülen bu tüyleri toplayacağı için dökülen tüy miktarını azaltır. Ayrıca tavşanların temizlenmek için kendilerini yalamaları sonrasında yuttukları tüyler, mide ve barsaklarında birikerek Trichobezoar denilen kıl yumaklarını oluşturur. Tavşanların düzenli aralıklarla taranması, yutulacak olan tüy miktarını da azaltacağı için bu hastalıktan korunmamızda yardımcı olacak etkenlerden birisidir.

SU

Tavşan beslenmesinde çok için önemli olan diğer bir konuda tavşanların su içme problemidir. Bazı kimseler tavşanlara su verilmesine gerek yok gibi söylemlerde bulunmaktadır. Bu söylemlerin tam aksine tavşanlara, günlük olarak temiz ve soğuk olmayan su verilmelidir. Tavşanların suyuna herhangi bir şey katılmamalıdır. Tavşanların koku alma yetenekleri çok gelişkin olduğu için sularına herhangi bir şeyin katılması, su tüketimlerini azaltacaktır. Son olarak, tavşanlara günlük taze su verilmesi unutulmamalıdır.

ORTAM

Tavşanların bulunduğu ortam gürültülü olmamalıdır. Özellikle ani gürültülerden uzak durulmalıdır. Bu ani gürültüye örnek verecek olursak çekiç ile bir şeye vurulması, sert bir cismin yere atılmasında ortaya çıkacak sesler tavşanları oldukça rahatsız etmektedir. Tabii bu tip rahatsız edici seslerin devamlı olması tavşanları strese sokacak ve hastalanmalarına neden olacaktır. Tavşanların bulunduğu ortam sıcaklıkları da önemlidir. Tavşanlar 10-30 derecelerde tutulmalıdır.

Optimum sıcaklık ise 15-25 dereceler arasıdır. Bu çevre sıcaklığına önem verilmesi gerekiyor. Çünkü kışın balkonda tavşan bakmaya çalışan kişiler olabiliyor. Çevre sıcaklığı yazın çok olan bölgelerde öğlen vakti su ile tavşanın kulaklarının ıslatılması onu biraz daha rahatlatacaktır.

HİJYEN

Tavşanların tutulduğu kafes veya herhangi bir bölme belirli periyotlarda temizlenmelidir. Genelde kafeste bakıldığı için kafes ile birlikte yemlik-suluk ve diğer ekipmanların temizliği de aynı periyotta gerçekleştirilmelidir. Tavşanlar bakıldıkları kafeste genelde bir yere dışkı ve idrar bırakırlar, Bu özellikleri nedeni ile tuvalet alışkanlığı verilebilmektedir. Tek yere dışkılama ve idrar yaptıklarından, bu bölgeye daha fazla kuru saman koyulması gerekmektedir. Her temizlik periyodunda bu kuru saman atılıp yerine yenisi koyulur. Kafes ve ekipman temizliği yapılırken belirli oranda sulandırılmış ve tavşana zararı olmayan dezenfektanlar kullanılmalıdır. Bu uygulamadan 15 dakika sonra bol su ile kafes ve ekipmanlar durulanmalıdır. Tavşanlara banyo yaptırılmamalıdır. Tavşanlar günlük olarak kendi temizliklerini çok iyi yaparlar. İyi bir gözlemci bunu rahatlıkla fark edecektir.

TAVŞANLARDA KEMİRME

Tavşanlar zoolojik sistemdeki yerleri açısından kemirgenler sınıfından olmasalar da, kemirmek onlar için zorunluluktur. Çünkü tavşanların dişleri durmaksızın uzamaktadır. Bir şeyleri kemirmek tavşanların dişlerinin törpülenmesini ve her zaman ihtiyacı olan boyutta kalmalarını sağlamaktadır. Tavşanlar kemirebilecekleri bir şeyler bulamadıkları durumda gereğinden fazla uzayan dişler gıdalarının alınmasına ve çiğnenmesine engel olmakta ve bir süre sonra ölümle sonuçlanmaktadır. Tavşanlar bu durumun oluşmasını engellemek için sürekli bir şeyleri kemirme ihtiyacı duyarlar ve bu nedenle çok meşgul canlılardır. Tavşanlar dişlerini sürekli törpülemek ihtiyacında olduklarından, onlar için kemirecekleri cisimlerin nitelikleri çok fazla önemli değildir. Gıdaları dışında da ağız yapılarına uygun olan her şeyi kemirmeye çalışabilirler. Tavşanlar için kemirmek bir alışkanlık değil, bir yaşam biçimidir. Onlar insanlara zarar vermek için değil, sağlıklarını korumak için kemirirler. Tavşanlar için mutlaka kemirebileceği bir şeyler verilmelidir. Bu konuda önerebileceğimiz en iyi kemirme araçları saman, kuru otlar, tahta ve odun parçalarıdır. Özellikle saman ve kuru otlar tavşanların kesici dişleri için zararsız birer aşındırıcıdırlar. Ayrıca sindirim sistemlerinin düzenli olarak çalışabilmesi için gerekli olan selülozu içerirler. Tavşanların günlük diyetlerinin mutlaka belli oranda selüloz içermesi gerekir. Eğer tavşanların günlük besinleri arasında saman ile kuru otlar yoksa ve selüloz yönünden fakir bir diyet uyguluyorsanız; onlara kemirmeleri için tahta ve odun parçaları veriniz. Tavşanlar bunların bir kısmını yeme eğilimi gösterebilirler. Çünkü bu tahta ve odun parçaları selüloz içerir.

TAVŞANLARIN TUTULMASI

Tavşanların nasıl tutulacağı konusunda söylenmesi gereken ilk söz tavşanlar kesinlikle kulaklarından tutularak kaldırılmaz olmalıdır. Böyle bir tutuş şekli tavşanların canını yakacağı gibi kulaklarına da çok fazla ağırlık yüklenmesi nedeniyle zarar verecektir. Daha tehlikeli olan nokta ise, canı yanmış ve korkmuş olan bir tavşan kulaklarından tutulurken kaçmaya çalışır ve takla atarsa, bütün vücut ağırlığı boyun üzerine yükleneceği için boyun kırılması sonucu ölüm oluşur. Küçük tavşanlar en uygun şekilde belinden kavranarak taşınırlar. Orta ağırlıkta ve ağır tavşanlar sağ elle omuz bölgesinin derisi tutulup, sol elle sağrı bölgesi desteklenerek taşınmalıdır. Ancak tavşanların kaçmasını istemiyorsanız, tavşanları daha fazla sabitleyici bir yönteme ihtiyacınız vardır. Bunun için; bir elinizle tavşanın omuz bölgesinin derisini tuttuktan sonra diğer elinizle tavşanın kalça bölgesinin altından kavrayabilirsiniz. Bu sırada tavşanın ayaklarının da boşta kalmamalarına dikkat etmelisiniz. Tabi ki tüm bunları yaparken mümkün olduğunca sakin olup tavşanı korkutmamakta büyük yarar vardır.

TAVŞANLARIN SINIFLANDIRILMASI

Tavşan ırkları çeşitli şekillerde sınıflandırılmaktadır. Bunlar:
Vücut büyüklüklerine göre;
1. Ağır ırklar : Ergin canlı ağırlıkları 5 kg'ın üzerindedir. Belçika Flemisch Dev Tavşanı, Bulgar Velikan Dev Tavşanı, Büska Beyaz Dev Tavşanı, Alman Dev Tavşanı, Fransız Dev Tavşanı.
2. Orta ırklar : Ergin canlı ağırlıkları 3.5-4.5 kg arasındadır. İngiliz Gümüşi Tavşanı, Alman Gümüşi Tavşanı, Yeni Zelanda Kırmızısı, Yeni Zelanda Beyazı, Kaliforniya, Büyük Şinşilla, Viyana, Alaska, Havana
3. Hafif ırklar : Ergin canlı ağırlıkları 2.5-3 kg arasındadır. Himaliya Tavşanı, Küçük Şinşilla, Rusya Tavşanı
4. Küçük ırklar : Ergin canlı ağırlıkları 1 kg civarındadır. Bunlar eti için kullanılmaz, genellikle gösteri, laboratuvar hayvanı ya da ev hayvanı olarak yetiştirilirler.
Verimlerine göre;
1. Et tavşanları : Yeni Zelanda, Kaliforniya, Şinşilla
2. Kürk tavşanları : Reks Tavşanları.
3. Yün tavşanları : Ankara (Angora) Tavşanı.
Tüylerin uzunluğuna göre;
1. Normal tüylü : Havana Tavşanı, Alaska Tavşanı
2. Uzun tüylü : Ankara Tavşanı, Tilki Tavşanı
3. Kısa tüylü : Reks Tavşanı

ANGORA – ANKARA TAVŞANI

Kökeni Türkiye -Ankara olmasına karşın Türkiye’ de soyu tükenmiştir. Son yıllarda yurt dışından ithal olarak getirilen hayvanlarla Angora – Ankara Tavşanı üretimine tekrar başlanmıştır. Buna karşın dünyada Ankara tavşanı yetiştiriciliği uzun yıllardır yaygın olarak yapılmaktadır. Ankara tavşanı, İngiliz denizcileri tarafından 1723 yılında Anadolu’ dan Fransa ve İngiltere’ ye götürülmüştür. Almanya’ da ise ilk olarak 1777 yılında Ankara Tavşanı yetiştirilmeye başlanmıştır. Ankara Tavşanı Çeşitleri, verim özelliklerine göre uzun tüylü tavşanlar sınıfında bulunan Ankara Tavşanı, yetiştirildiği ülkenin iklim koşulları ve verim özelliklerine göre seleksiyon yapılarak değişik tipleri elde edilmiştir. Bunlardan en tanınmışları

1- FRANSIZ ANGORASI : 3,5 – 4,5 Kg. ağırlıkta, beyaz ve farklı renklerde olabilir. Ayak , baş ve kulaklardaki yünler vücut yünlerine oranla daha az uzadıkları için fazla taranması gerekmemektedir. Bu nedenle bu tipin yetiştirilmesi daha kolaydır.

2- ALMAN ANGORASI : Ortalama 4 Kg. ağırlıkta ve beyaz renklidir. Yünü daha yumuşak ve yün verimi yüksektir.

3- İNGİLİZ ANGORASI : Vücudu kısa ve 2,5-3,5 Kg. ağırlıktadır. Beyaz ve renkli olabilir. Baş ve ayaklarındaki yünlerin fazlalığı nedeniyle daha fazla taranmaya gereksinimi vardır.

4- GIANT ANGORASI : 3,5 - 4,5 Kg. ağırlıktadır. Alman Angorasına benzer.

5- SATİN ANGORASI : 2,8 - 4,3 Kg ağırlıktadır. Beyaz ve farklı renklerde olabilir. Yünleri daha parlak ve ince yapılıdır. Oldukça hassas ve ürkek olduklarından bakımı zordur.

DÜNYADAKİ BELLİ BAŞLI ÖNEMLİ TAVŞAN IRKLARI

1- Yeni Zellanda Tavşanı 2- Ankara – Angora Tavşanı 3- Creole Tavşanı 4- Şinşilya Tavşanı 5- Fransız Dev Papillon Tavşanı 6- Hollanda kemerli Tavşanı 7- Fransız Kelebeği Tavşanı 8- Flemish Dev Tavşanı 9- Beveren mavisi Tavşanı 10- Bouscat Dev Beyaz Tavşanı 11- Rex Tavşanı 12- Fransız Lop Tavşanı 13- Rus Tavşanı 14- Belçika Yabani Tavşanı 15- Burgogn Tavşanı 16- Gümüşi Şampanya Tavşanı 17- Kaliforniya Tavşanı 18- Benekli İngiliz Tavşanı 19- İri Flandır Tavşanı 20- Himalaya Tavşanı 21- Büska Beyaz Tavşanı 22- Satens Tavşanı 23- Viyana Tavşanı (Beyaz – Mavi – Siyah) 24- Polish 25- Dutch Kürk Tavşanları

YENİ ZELLANDA TAVŞANI : Bütün tüyleri beyaz renkli ve kırmızı gözlü albino tavşanıdır.

KALİFORNİYA TAVŞANI : Kulakları - ayakları ve kuyruğu siyah, geri kalan tüyleri beyazdır. Canlı ağırlıkları 4 - 6 kg'dır. Cinsel olgunluğa ilk ulaşma yaşı 4 - 6 ay. Yem yemeye başladığı zaman 15 - 20. Gün. Ortalama bir doğumda doğan yavru sayısı 1 - 12 adet. Sütten kesilen ortalama yavru sayısı 4 - 7 adet. Sütten kesilen yavru ağırlığı 400 - 600 gr. Sütten kesme zamanı 4 - 6 hafta. Yıllık gebelik sayısı 4 - 6 defa. Vücut sıcaklığı 39.5° C derece. Solunum sayısı 32 - 60 adet/dakika. Yıllık doğan yavru sayısı (ortalama) 20 - 35 adet. Gece aktiftirler. - Gebelik süresi 28 - 33 gündür.

TAVŞANLARDA CİNSİYET AYRIMI- DİŞİ TAVŞAN ERKEK TAVŞAN

Erkek tavşan yavrularında testislerin yaklaşık ilk 2-3 ay boyunca karın içerisinde kalmaları nedeniyle 2 aydan küçük tavşan yavrularında cinsiyet ayrımı yapmak, yetişkin tavşanlara göre biraz daha zordur. Bu dönemdeki tavşan yavrularında cinsiyeti ayırabilmek için, baş ve işaret parmağı ile üreme organı iki yana doğru gerdirilir. Üreme organının dişilerde yarık, erkeklerde yuvarlak şekilde olduğu ve üzerine bastırıldığında erkek üreme organının bir çıkıntı şeklinde penis kabartısının ortaya çıktığı görülür.
Tavşanlarda cinsiyet ayrımında bize yardımcı olacak diğer bir noktada; üreme organları ile anus arasındaki perineum adı verilen mesafedir. Bu mesafe dişi tavşanlarda kısa olmasına rağmen erkek tavşanlarda arada testisler bulunacağı için daha uzundur. Ancak 2 aylıktan küçük erkek tavşan yavrularında testisler karın boşluğunda bulunacağı için bu mesafe erkek ve dişi tavşan yavrularında birbirine çok yakındır. 3 ayını doldurmuş erkek tavşan yavrularında genellikle testisler karın boşluğundan scrotum (testis torbası) içine inmiş olduğu ve elle hissedilebileceği için, yukarıda vermiş olduğum bilgilerinde yardımıyla tavşanlarda cinsiyet ayrımı çok daha kolay yapılabilir. Ayrıca testislerin karın boşluğundan scrotum (testis torbası) içine inmesiyle birlikte erkek tavşan yavrularında cinsel davranışların ilk belirtileri, bir birlerinin üzerlerine atlama (çiftleşme benzeri görüntü) görülmeye başlar.

DAMIZLIK ÇAĞI VE DAMIZLIKTA KULLANMA SÜRESİ

Dişilerin ve erkeklerin ilk damızlıkta kullanma çağı ırka ve hayvanların gelişme durumuna bağlı olarak değişir. Hafif ırklar daha erken gelişir ve cinsel olgunluğa daha çabuk erişirler. Dişiler erginleşince hemen aşıma verilmelidir. Çiftleştirme çok fazla geciktirilirse hayvanların yağlanmalarından doğan bir takım sorunlar ortaya çıkabilir. Hafif ırklar yaklaşık olarak 4-5 aylık , orta ağırlıktaki ırklar 5-6 aylık , iri ırklar 8-10 aylık yaşta aşıma verilmelidir. Dişilerin ilk aşımda kullanılması için diğer bir kriter de ergin ağırlığının % 75 ine ulaştıkları zamandır. Tavşanlarda ortalama damızlıkta kullanma süresi 2 yıldır. Entansif et tavşancılığında dişilerden yılda 7-8 batın alabilmek için iyi bir seleksiyon yapılmalıdır. Bunun için genellikle dişilerin 2. batından sonra damızlıktan çıkarılmaları gerekir. İlk kez çiftleştirilecek erkek damızlıklar sakin ve kızgınlık göstermiş dişilere verilmelidir. Erkek tavşanlar en yüksek performansı 7-8 ayda gösterirler. Bu aylarda aşıma isteksiz olan veya performansı düşük olan erkekler elden çıkarılmalıdır. Erkek damızlıkların fazla kullanılmasından sakınmak için sürüde 4-5 dişi için bir erkek bulundurulur ve 2 günde bir 2 defa çiftleştirilebilir.

TAVŞANLARDA ÇİFTLEŞTİRME

Tavşanda kızgınlık belirtileri görüldüğünde dişi tavşan erkeğin kafesine götürülerek aştırılması sağlanır. Kızgınlık gösteren tavşanda huzursuzluk ,iştah azalması,yuva hazırlama yemlik ve suluklara çenesini sürtme ,vulvanın kanla dolup kızarması gibi belirtiler görülür. Hayvanların çiftleştirme programına göre ve bir defada pazarlanması istenen miktarda yavru gözönüne alınarak fazla sayıda dişinin aynı günde çiftleştirilmesi yerinde olur. Aşımın mutlaka erkeğin kafesinde olması gerekir. Çünkü dişi tavşan ,kafesinde başka bir tavşan istemez ve erkeğe saldırarak yaralayabilir. Aynı şekilde erkek tavşanda yabancı bir kafeste aşıma istek göstermeyebilir. Aşım dişi tavşan erkeğin kafesine konur konmaz gerçekleşebilir. Aşımın olduğu erkeğin yana devrilmesinden anlaşılır. Çiftleşen dişi tavşan hemen kendi kafesine götürülmelidir. Her 4-5 dişi tavşan için 1 erkek tavşan yeterlidir. İlk kez aştırılan erkekler, kızgınlık gösteren ve daha önce doğum yapmış dişilere verilmelidir. Çiftleşme olduktan sonra aşım tarihi tavşanın kafes kartına ve aşım defterine işlenmelidir. Böylece doğum için alınacak önlemler unutulmamış ve aynı zamanda hayvan tekrar çiftleştirilmemiş olur.

GEBELİĞİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER

Gebeliğin oluşmasını önleyen veya gebelik oranının düşmesine neden olan faktörleri yalancı gebelik, mevsim, yaş, zayıf kondisyon ve hastalıklar olarak sıralayabiliriz. Fertil olmayan bir çiftleştirme veya tavşanların birbiri üzerine atılması ile oluşan ovulasyon sonucu yalancı gebelik durumu ortaya çıkar. Böyle durumlarda gerçek gebelikte olduğu gibi yumurtalıkta başka bir yumurtanın olgunlaşmasını engelleyen sarı cisim meydana gelir. Yalancı gebeliğin görünümü gerçek gebelikte olduğu gibidir ve 16 – 20 gün sürer. Bu sürenin sonunda tavşan tüy yolar ve yavru yapmaya hazırlanır. Yalancı gebe olan tavşanlar 20 . günden sonra yeniden aştırılabilirler. Sık sık yalancı gebelik gösteren tavşanlar sürüden çıkarılmalıdır. Tavşanlarda gebelik oranı mevsime bağlı olarak değişir. İlkbaharda gebelik oranı en yüksektir. (% 85) Özellikle sonbaharda ve kışın gebelik oranı % 30 - % 40 a kadar düşer. Damızlık seçiminde düzenli olarak yavrulayan anaların döllerini seçmeye özen göstermelidir. Gebeliği önleyen diğer bir etken de yaş ve hayvanın fiziksel durumudur. Henüz cinsel olgunluğa gelmemiş veya fazla yaşlı tavşanlar çiftleştirilmemelidir. Sürüde gebelik oranını olumsuz etkileyen iştahsız, fazla yağlanmış, çok zayıf ve uzun süre tüy döken veya herhangi bir nedenle kondisyonu bozulmuş olan tavşanlar üreme faaliyetlerini sürdüremezler. Aynı şekilde hastalık belirtisi gösteren tavşanlar da çiftleştirilmemelidir.

TAVŞANLARDA GEBELİK VE GEBELİK TEŞHİSİ

Tavşanlarda gebelik için tek çiftleşme bile yeterlidir. Dişi tavşan doğumu takiben 1 yada 2 gün sonra bile erkek tavşan ile çiftleşebilir. Dişi tavşanlarda ovulasyon (yumurtlama) çiftleşmeyi takiben hemen gerçeklemektedir. Tıp dilinde buna Provake ovulasyon denilmektedir. Gebelik döneminde tavşanlara mümkün olduğu kadar sakin bir ortam gereklidir. Gebe tavşanların davranışları değişir. Öncesine oranla daha sakin olurlar. İştah artar, özellikle gebeliğin 15. gününden sonra canlı ağırlık artışı ve karnın büyümesi gibi belirtiler görülür. Bu dönemde gebe tavşanların yanında mutlaka bol ve temiz kuru ot ile daima temiz su bulunmalıdır. Gebe tavşanlar doğumdan 2 – 3 gün önce göğüs ve karın altı tüylerini yolarak otlarla birlikte doğacak yavruları için yuva hazırlamaya başlarlar. Tavşanlarda gebelik süresi ortalama 31-32 gün olmakla beraber 28-33. günler arasında da doğum gerçekleşebilir. Eğer olgunlaşan ve döllenen yumurta sayısı az ise gebelik süresi uzar, yavru sayısı çoksa gebelik süresi daha kısadır. Gebelik süresi 34. günü geçerse yavrular ölür. Gebeliğin 33. gününde hala doğum oluşmamışsa tavşanınızı mutlaka bir Veteriner Hekime götürmeniz gereklidir. Gebelik süresini etkileyen pek çok faktör vardır. Tavşanlarda ırk ve kalıtsal özellikler başta olmak üzere beslenme, hormon bozuklukları ve yavru sayısı gibi birçok faktör gebelik süresini değiştirebilir. Genel bir anlatımla ana karnındaki yavru sayısı az ise gebelik süresi uzar, yavru sayısı çoksa tavşanlarda gebelik süresi daha kısadır. Geç doğum, tavşanların fazla yağlanmalarından ileri geldiği gibi hormon dengesizliğinden de kaynaklanabilir.

Gebelik döneminde tavşanlara mümkün olduğu kadar sakin bir ortam sağlamalıdır. Gebe tavşanların davranışları değişir. Öncesine kıyasla daha sakin olurlar. İştah artışı, gebeliğin ikinci yarısında ağırlık artışı ve karın büyümesi gibi belirtiler görülür. Doğumdan 2 – 3 gün önce göğüs ve karın altı tüylerini yolarak yuva hazırlamaya başlarlar. Deneyimli yetiştiriciler gebeliğin 13–15 . gününde hayvanların karnına dikkatli şekilde dokunarak (Palpasyon) gebeliği teşhis edebilirler. Beklenen doğum tarihinden birkaç gün önce iyice temizlenip dezenfekte edilmiş doğum sandıkları kafese yerleştirilir. Doğum sandıklarına bol ve temiz yataklık (kuru ot, talaş vb.) konur. Tavşanların önünde her zaman yem ve su bulunmasına özen gösterilmelidir. Tavşan bazen doğum sandığına yavrulamaz. Kafese doğuran tavşanların yavruları soğuktan ölebilirler. Böyle yavrular zaman geçmeden ısıtılırlarsa, cansız gibi görünmelerine karşın kurtarılabilirler. Fazla tüy yolmuş olan tavşanlardan bir miktar tüy toplanarak saklanırsa, tüy yolmamış olanların doğum sandıklarına konularak yuva hazırlamak mümkün olur. Doğum genellikle gece olur. Bir batında doğan yavru sayısı 1 – 15 arasında değişmekle beraber ortalama olarak 8 – 10 arasındadır. Yavrular gözleri kapalı ve tüysüz doğarlar. Doğumdan sonra birkaç gün içinde tüylenmeye başlarlar ve 10 günde gözleri açılır.

TAVŞANLARDA YALANCI GEBELİK

Dişi tavşanın hiç çiftleşmemiş olmasına yada çiftleştiği halde gebe kalmamasına rağmen gebelik belirtilerini göstermesi durumudur. Basit bir anlatımla dişi tavşan kendini gebe sanır. Dişi tavşanlarda yumurtlama çiftleşme sırasında cinsel uyarı alması durumunda (provake ovulasyon) oluşmaktadır. Yumurta döllendiği taktirde gebelik, döllenmediği taktirde de yalancı gebelik oluşur. Dişi tavşan dışarıdan yumurtlamayı oluşturacak cinsel uyarıyı almadığı durumda gebelik yada yalancı gebelik oluşmaz. Cinsel aktivitesini kazanmamış erkekle çiftleşme, tüylerin taranması sırasında gibi durumlarda vaginanın mekanik olarak uyarılması sonucu dişi tavşan provake ovulasyon sonucu yumurtlar fakat dölleyecek spermatozoitler olmadığından döllenme gerçekleşemez. Döllenmeden serbest kalan tavşan yumurtaları 15-20 gün (ortalama 16 gün) süren yalancı gebeliğe neden olur. Yalancı gebeliğin görünümü gerçek gebelikte olduğu gibidir. Karın ve memeler büyür, dişi tavşanın haraketliliği azalır, sakinleşir. Bu sürenin sonunda dişi tavşan tüylerini yolar, yavru yapmaya hazırlanır ve yuva yapma davranışlarına girişir. Fakat gebelik olmadığından doğum gerçekleşmez. Bir süre sonra da dişi tavşan kendiliğinden rutin günlük hayatına geri döner.

TAVŞANLARDA YUVA HAZIRLAMA DAVRANIŞI

Ana tavşanlar yavrulamadan önce kendi tüylerini yolarak ve farklı maddelerle (kuru ot, saman vb.) birleştirerek yavruları için bir yuva hazırlar. Doğal ortamdaki tavşanlar yuvayı doğum için kazdıkları özel tünellerin sonuna yaparlar. Bu nedenle tavşan üretmeyi düşünüyorsanız ana tavşanlar için mutlaka benzer ortamı sağlayan ayrı bir doğum bölmesi oluşturmalısınız.

TAVŞANLARDA DOĞUM

Dişi tavşan, doğumdan 2–3 gün önce göğüs ve karın altı tüylerini yolarak otlarla birlikte doğacak yavruları için yuva hazırlamaya başlar ve burada doğumunu gerçekleştirir. Tavşanlarda doğum genellikle gece olur. Tavşanlarda bir batında doğan yavru sayısı 1 ila 15 arasında değişmekle beraber, ortalama olarak 6 – 10 yavru arasındadır. Doğum çoğunlukla kolay gerçekleşir ve 30 dakikada tamamlanır. Bazı durumlarda doğum 5 - 10 saat ara ile iki partide tamamlanır. Tavşan yavruları, tüysüz ve gözleri kapalı olarak doğarlar. Doğumdan sonra birkaç gün içinde tüylenmeye başlarlar ve 10 - 12 gün sonra gözleri açılır. Doğumdan sonra dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta da, yavru ve ana tavşanları mümkün olduğunca rahatsız etmemektir. Özellikle tavşan yavrularını çok küçükken kucağa almanız yada sevmeniz durumunda, ana tavşan yavrularına sinmiş olan yabancı kokuyu hissederek yavruları reddedebilir. Tavşan yavruları en azından sütten kesilip analarına muhtaç olmayacak duruma gelene kadar yavrulara mümkün olduğunca el sürülmemelidir.

TAVŞANLARDA LAKTASYON

Tavşanlarda genellikle 4 çift halinde 8 meme bulunur. Bununla beraber 5 – 6 çift arasında değişen sayıda memesi bulunan tavşanlara da sık rastlanır. Tavşanlar yavrularını günde 1 –12 kez ve çoğunlukla sabahları emzirirler. Tüm emzirme süresi 2.5 – 4 dakikadır. Tavşan sütü yağ ve proteince zengindir. Sütün bileşimi laktasyon süresince değişir. Laktasyon süresi 6 – 8 hafta olup, süt verimi yaklaşık 7 kg’ dır.

YAVRULARIN BAKIMI

Yeni doğmuş yavrular soğuğa karşı fazla duyarlıdırlar. İyi bir yuvadan yoksun veya doğum sandığı dışında bulunan yavrular soğuktan ölebilirler. Bu nedenle doğumdan kısa bir süre sonra yavruların kontrol edilmeleri gerekir. Doğan yavrular sayılır, zayıf ve ölüler alınır. Beslenme ve sağlık durumları izlenir. İyi bir ana 8 veya daha fazla sayıda yavruyu büyütebilir. Bir önceki doğumdan ananın kaç yavruyu büyütebileceği biliniyorsa bu sayıda hayvan ananın yanında bırakılır. Bakabileceğinden daha fazla yavru doğurmuş anaların fazla yavruları veya herhangi bir nedenle doğumdan sonra anaları ölen yavrular, yeni doğum yapmış başka analara dağıtılabilir. Bu işlem yapılırken birkaç saat için ananın kafesinden uzaklaştırılması yerinde olur. Aksi halde ana tavşan yabancı kokuyu hissederek yavruları reddeder. Damızlık işletmelerde yavruların dengelenmesi ebeveyn kontrolünü güçleştirir. Bu gibi durumlarda yavrular işaretlenmeli veya farklılıkları açıkça belirgin olan bir ırka ait verilmelidir. Bazen dişiler yavrularını yerler. Bu duruma kannibalizm denir. Kannibalizm kalıtsal olduğu gibi anaların gebelik sırasında ve doğumdan sonra kalite ve kantite bakımından yetersiz beslenmesi, susuz kalması, korkutulması gibi nedenlerden kaynaklanabilir. İki doğumda yavrularını yiyen damızlıklar sürüden çıkarılmalıdır. Yavruların en duyarlı oldukları dönemlerde bakım ve beslemelerine özen gösterilmelidir. Yavrularda ölüm en çok doğumdan sonraki ilk üç günde görülür. 2 – 5 . haftalarda sindirim organlarında enfeksiyonlar görülebilir. 6 – 16 ncı haftalarda koksidiyoza karşı önlem alınmalıdır. Yavrular 18 – 21 nci günlerde ana sütüne ek olarak yem yemeye başlarlar. Bu dönemde dane yemle birlikte kuru ot ve fazla olmamak koşuluyla taze ot verilebilir. Yavruların 18 günlük yaşta ağırlığının saptanması ananın süt verimi hakkında bir fikir verir. Bundan dişilerin seleksiyonunda yararlanılabilir. 8.Sütten Kesme Her ne kadar tavşanlar 6, hatta 8 haftaya kadar süt verseler de, anaç başına yıllık batın sayısını artırmak amacıyla 4 ncü haftadan itibaren yavrular anadan ayrılabilmektedir. Sütten kesimde en sağlıklı yöntem anayı başka bir kafese almaktır. Yavrular aralarındaki yaş farkı 10 günü aşmamak üzere 2 veya 3’ er lik gruplar halinde, m2 ye 8 – 12 tavşan düşecek şekilde veya 1 m2 lik besi kafeslerinde büyütülebilirler. Besi döneminde tavşanların önünde daima yeterli miktarda yem ve temiz su bulundurmalıdır.

TIRNAKLARIN BAKIMI

Doğada tavşanların ayakları sürekli sert zemine bastığından ve kazındıklarından tırnakları doğal olarak aşınmaktadır. Ancak evimizde bu durum tam tersi bir durum gösteriyor. Evde yaşayan tavşanlar kazma işlemini gerçekleştiremedikleri için tırnakları doğal törpüleme işleminden maruz kalır ve tırnakları uzar. Bu yüzden evde yaşayan tavşanların tırnaklarının iki ayda bir kesilmesi gerekir. Tırnak kesimini kendiniz yapabileceğiniz gibi canlı dokulara zarar vermemek iççin en iyisi Veteriner Hekime götürmenizdir.

TAVŞANLARIN YIKANMASI

Tavşanlar yıkanmaz. Üşütüp hastalanması riski olabilir. Ancak hemen kurulanmak şartı ile hafif nemli bir bez ile silinebilirler.

TAVŞAN HASTALIKLARI

Tavşanlarda ortaya çıkabilecek çok fazla sayıda hastalık olmasına karşın, biz öncelikle daha çok tavşanlara özel olan ve tavşanlarda sık gözlenen hastalıkları ele aldım. Öncelikle bilinmesi gereken bir nokta var buradaki bilgiler yüzeysel olarak genel bilgilendirme amaçlıdır. Tavşanlarda anlattığım hastalık belirtilerini veya bunların dışında kalan herhangi bir rahatsızlık gözlemeniz durumunda, en kısa zamanda tavşanlarınızı bir Veteriner Hekime götürmeniz gereklidir. Veteriner Hekim size daha ayrıntılı bilgiyi verecek ve tavşanlarınız için gerekli olan uygun tedaviye başlayacaktır. Veteriner Hekimin önerisi veya reçetesi olmaksızın tavşanlarda ilaç kullanmaktan kesinlikle kaçınmalısınız. Stres, tavşanlarda hastalıkların ortaya çıkmasında en önemli hazırlayıcı faktörlerden birisidir. Bu nedenle tavşanları hastalıklardan korumanın ilk koşulu; tavşanlar için gerekli olan uygun olan yaşam ortamını sağlamaktır. Hijyenik bir yaşam alanı, uygun beslenme ve uygun çevre sıcaklığının sağlanması ile birlikte kemirme ihtiyacının mutlaka karşılanması gerekmektedir. Ayrıca tavşanları çevredeki hasta tavşanlarla bir araya getirmekten kesinlikle kaçınmalısınız. Veteriner Hekimin önereceği aralıklarla yapılan düzenli kontroller, gerekli iç ve dış paraziter tedaviler ile tavşanların ihtiyaç duyduğu diğer bakımlarının yapılması, tavşanları hastalıklardan büyük ölçüde uzak tutacaktır.

Zoonoz hastalıklar denen ve hem tavşanlarda hem de insanlarda görülebilen bazı hastalıklar vardır. Zoonoz hastalıkların başlıcaları; Tuberküloz, Tularemi, Toksoplazmozis, Listeriyozis, Tripanozomiyazis, Pseudotüberküloz hastalıklarıdır. Bu hastalıkların bulaşmasında, özellikle fare ve sıçanlar ile sağlıklı tavşanların bu hastalıkları taşıyan tavşanlarla bir araya getirilmesi önemli rol oynar. Genel hijyen önlemleri aldığınız durumda ve tavşan barınaklarına fare yada sıçan giremediği taktirde çok fazla endişelenmenize gerek yoktur. Kuduz hastalığı da zoonoz bir hastalık olmakla birlikte, tavşanların kuduza yakalanması için kuduz hastalığına yakalanmış (Kuduz) bir hayvan tarafından ısırılması gerekmektedir. Yabani tavşanlar kuduz hastalığı için risk taşırlarsa da, evcil tavşanlar için bu risk son derece azdır.

Tavşanlar güçlü hayvanlardır ve nadiren hasta olurlar. Çoğu hastalık tavşanın doğru besin alması, bol ve temiz su bulundurmamak, temiz bir kafes ve yeterli egzersiz ile engellenebilir. Tavşanları 6 haftalık oldukları zaman ve sonra yılda 1 kere Viral Nekrotik Hepatitis hastalığı ve Miksomatozis hastalığı için Veteriner Hekime aşılatabilirsiniz.
Tavşanların Hastalandığını Gösteren Belirtiler – Hastalık Semptomları : Bitkin olması, bir köşeye çekilmesi, kürkünün donuklaşması, yemeği reddetmek, zor nefes alıp-vermesi, sulu burun, sulu gözler ve kabızlıktır. Teşhis ve Tedavi için mutlaka bir Veteriner Hekime götürmek gereklidir.

Solunum Yolu Semptomları : Aksırma, öksürme, burun akıntısı ve ıslak burun ile ıslak gözler. Bu durum genellikle kirli bir kafesten yada aşırı kalabalıktan kaynaklanır. Ayrıca havadaki irritan maddeler, kötü havalandırma, rutubet, aşırı sıcak ve diş hastalıkları bu duruma neden olurlar. Kafesleri iyice temizleyin, kuru ve tozsuz-pisliksiz olduklarından emin olun. Durum düzelmezse hemen Veteriner Hekime götürünüz.

TAVŞANLARDA KOKSİDİYOZ HASTALIĞI

Tavşan ölümlerinde etkin hastalıklardan biri Koksidiyoz hastalığıdır. Bu tehlikeli hastalık hakkında yeterli bilgi sahibi olmanız tavşan ölümlerini azaltacaktır. Çünkü koksidiyoz erken teşhis edildiğinde tedavi edilebilen bir hastalıktır.

Koksidialar hayvanlar aleminin en ilkel yaratıkları protozoa’ dırlar ve hayvanlar aleminin en ilkel yaratıkları olup seksüel ve aseksüel olarak üreme yeteneğine sahiptirler. Bulundukları organlara göre etki mekanizmaları farklılık göstermekte olduğu gibi, diğer hayvanları etkileyen türler tavşanları etkilemez. Tavşanları etkileyen yaklaşık 9 koksidia türü bulunmaktadır. Bir tanesi karaciğeri, diğerleri barsakları istila ederler. Karaciğer koksidiyozu olan Eimeria stiedai ekonomik kayıplara neden olmayıp birkaç haftalık bir sağlık koruma ve önleyici ilaç kullanarak önlenebilir. Daha ılıman olan bölgelerde karaciğer koksidiyozuna karşı doğru ilacı seçmek oldukça zordur ve hastalık ciddi problemler doğurabilir. Karaciğer sürekli denge halinde çalışması gereken bir organdır ve uygun olmayan çalışma sistemi veya kronik karaciğer yetmezliği hayvanın direncinin düşmesine neden olacaktır. Barsak koksidiyozu 4 grupta sınıflandırılabilir ve bunlardan bazıları patojen değildir. Barsak koksidiyozlarında ortaya çıkan başlıca semptomlar, İshal, dehidrasyon (su kaybı) ve derideki yapı değişiklikleri, ağırlık kaybı, yem ve su tüketiminin azalması ve ölümler şeklindedir. İshal, parazitin alınmasından 4 - 6 gün sonra ortaya çıkar ve en fazla 8.- 10. günlerde etkilidir. Ölüm olayları ishalle birlikte 3 - 4 gün içinde arka arkaya çıkar ve bulaşmadan 9 gün sonra hızla artar. Koksidiyoz çevre faktörlerinin elverişsiz olduğu durumlarda olumsuz etkilere neden olmaktadır. Ayrıca diğer hastalıklara duyarlılık ve hayvanlara yapılan uygulamalar da enfeksiyonun artmasında etkili olmaktadır. Koksidiyozun teşhisi laboratuvarda dışkı analizi ve iç organların muayenesi ile yapılır. Ancak karaciğer koksidiyozunun tanımı daha kolaydır. Bu tür karaciğerde sarı çizgiler ve küçük nodüllere neden olmaktadır. Koksidiyozun kontrol altına alınmasında hayvanların dışkı ile temasının kesilmesi, barınak içi rutubetin azaltılması ve ortam sıcaklığının yükseltilmesı, dezenfeksiyon uygulanması etkili olabilir. Ancak Koksidiyostatik ilaçların yem ve su içerisinde verilmesi ile hastalık kontrol altına alınır. Antibiyotikler koksidiyoz hastalığına karşı etkili olmamakla beraber ishali önlemek ve sekonder (ikinci derecede) bakteriyel enfeksiyonları önlemek amacıyla kullanılabilir.

TAVŞANLARDA İSHAL

Tavşanda ateş, iştahsızlık, su içememe, halsizlik ve dehidrasyona sebep olur. Yanlış beslenme veya enfeksiyon kaynaklı olabilir.

ENFEKSİYONA BAĞLI İSHAL

Virüsler, bakteriler ve parazitler başlıca etkenlerdir. Parazit olarak tenyalar (cysticercosis - kedi köpek dışkısı ve yemlerle tavşana geçer. Karaciğere yerleşir.), Nematodlar (14 - 16 mm. Uzunluğunda parazitlerdir. Yeşilliklerin üstündeki larvalarla tavşana geçerler. Yine parazitlerle geçen en yaygın hastalıklardan bir diğeri de barsak koksidiyozudur. Tavşan paraziti aldıktan 4 - 6 gün sonra ishal başlar. Yukarıdaki belirtiler görüldüğünde hiç vakit kaybetmeden tavşanlarınızı Veteriner hekime götürünüz.

YANLIŞ BESLENMEDEN KAYNAKLANAN İSHAL

Tavşanınızı çok fazla yeşillik ve sebze ile beslemek en önemli etkendir. Yavrularda sindirim sistemleri gelişmeden bu gıdalara başlamak, inek sütü vermek de ishale neden olur.

TAVŞANLARDA KULAK UYUZU

Etkeni Psoruptes cunucili adındaki parazittir. Kulaklarda kahverengi kabuklanmalar oluşur. Tavşan bu bölgeleri kaşımaya çalışır. Teşhis ve Tedavi için tavşanları mutlaka Veteriner Hekime götürünüz.

SOLUNUM YOLU HASTALIKLARI

Burun akıntısı, Hapşırma, Öksürük, Coryza, Zatürre, Burunda irin, Sinüzit, İshal, Ateş, Boyun tutulması (Torticollis), Zor nefes alıp verme (Dyspne) Solunum hastalığın belirtileridir. Tavşan barınaklarının veya kafesinin soğukta kalması, hava değişimleri, toz-amonyak solunumu, bakteriler (Pasteurella, Bordetella, Clebsiella, Staphyloccus, E.coli, Salmonella, Listeria), Viruslar ve Parazitler hastalığın etkenleridir. Teşhis ve Tedavi için tavşanları mutlaka Veteriner Hekime götürünüz.

TAVŞANLARDA RINGWORM HASTALIĞI

Dermotamycosis veyotnchophytosis olarak bilinen deri ve kıl hastalığıdır. Deride kuruma, pullanma ve tüylerde matlaşma görülür. Teşhis ve Tedavi için tavşanları mutlaka Veteriner Hekime götürünüz.

TAVŞANLARDA APSE VE MASTİTİS

Özellikle tel kafeslerde yaşayan tavşanlarda daha sık görülür. Apseye neden olan en yaygın etken Staphylococcus cinsi bakterilerdir. Doğumdan sonra laktasyonda yavrularını emziren ana tavşanın meme başlarından çoğunlukla Staphylococcus cinsi bakterilerin memeye girmeleri ile enfeksiyon - Mastitis (meme iltihabı) hastalığı şekillenir. Teşhis ve Tedavi için tavşanları mutlaka Veteriner Hekime götürünüz. Veteriner Hekimin reçete edeceği bir Antibiyotik tedavisi ile tedavi mümkündür.

TAVŞANLARIN GENİTAL HASTALIKLARI

Kalabalık populasyonlar halinde yaşayan tavşanlarda daha sık görülür. Bazı genital hastalıklar tavşanın vulva, penis ve testislerine yerleşebilir. Teşhis ve tedavi için Veteriner Hekime götürünüz.

TAVŞANLARDA PSEUDOTUBERKULOZ – YALANCI VEREM HASTALIĞI

Daha çok tavşan üretme çiftliklerinde rastlanır. Üretim yöntemlerinin modernleşmesi sonucu günümüzde çok azalmış bir hastalıktır. Hastalık, Mycobacterium pseudotuberculosis adlı bakteriden kaynaklanan beyazımsı çok sayıdaki nodüllerle iç organlarda özellikle dalakta ve karaciğerde yoğunlaşması ile oluşur.

TAVŞANLARDA TRWHOPHAGY HASTALIĞI

Kürk yeme hastalığı olarak da bilinir. Davranış problemleri, çevre faktörleri, tavşan kümeslerinin veya tavşan kafesinin yetersiz güneş ışığı alması, fazla kalabalık ve dar kümesler veya kafesler bu hastalığa neden olabilir.

TAVŞANLARDA SICAK VEYA ISI ÇARPMALARI

Tavşanlar sıcağa çok duyarlıdırlar. Tavşanlar çok yüksek ısılarla baş edemezler. Tavşanları uzun süre sıcakta bırakırsanız tavşanın yere yığıldığını ve ağır nefes aldığını görürsünüz. Tavşan kendini soğutmaya çalışmaktadır. Baygınlık geçiren, düzgün solunum yapamayan tavşanları derhal serin bir yere alınız. Yapabileceğiniz en iyi şey bol su vermek, kapalı serin bir yere götürmek ve ıslak bir havluya sarmaktır. Sakın soğuk suya koymayın veya tavşana buz vermeyin, şoka girmesine neden olursunuz.

TAVŞANLARDA KANİBALİZM

Tavşanların yavrularını veya diğer tavşanları yeme durumudur. Tavşanlara uygun bakım ve besleme şartları sağlanmışsa ve genetik olarak ananın kanibalizme yatkınlığı yoksa bu durum görülmez. Ancak, dişi tavşanların gebelik sırasında veya doğumdan sonra başta özellikle K vitamini olmak üzere diğer vitamin ve minerallerde dahil olmak üzere ihtiyacı olan tüm besinleri yeterince alamaması, açlık, susuzluk, stres, korku, insanların tavşan yavruları üzerine kokularını sindirmeleri vb. durumlar ile genetik nedenlerden dolayı bazı tavşanlar yavrularını yerler. Çevre değişiklikleri veya beslenmenin, özellikle de suyun kısıtlanması gibi tavşanın hayat koşullarındaki değişiklikler de tavşanlarda kanibalizme neden olabilir. Dişi tavşanlar yavrularını doğurduktan sonra böcekler, diğer ev hayvanları, kemirgenler veya bazı alışılmamış ziyaretçiler tavşanların arasına girerse, sıklıkla tavşanlarda yavrularını yeme olayı gerçekleşir.

TAVŞAN FELCİ - ENCEPHALİTAZOONOZİS

Evinizde beslediğimiz o sevimli tavşanların bir gün gelip de bizi felç edebileceğini biliyormuydunuz. Genelde tavşanların hastalıklarını pek bilmiyoruz. Ama bu yazıda bir iç parazitin yol açtığı Encephalitozoonozis hastalığından bahsedeceğim. Bu hastalığın etkeni Encephalitazon cuniculidir. Bu etken tavşanlar tarafından ağız yoluyla alınan protozoal bir hastalıktır. Bu etken ağızdan alındıktan sonra dolaşım sistemi yardımı ile merkezi sinir sistemine gelir ve meningoencephalit yapar. Daha sonra tavşanların önce ön bacaklarında başlayan ve daha sonra arka bacaklara geçen bir felçten (paraliz) sonra ölüm meydana gelir. Bu hastalığın önemli olmasının bir nedeni ise hastalığın insanlara geçmesi ve insanlarda da meningoencephalit yapmasıdır. Hastalık yine insanlara ağız yoluyla bulaşıyor. Bu yüzden hayvan sahiplerinin ve veteriner hekimlerin hasta hayvanlara yaklaşırken dikkatli olmaları gerekiyor

TAVŞANLARDA MİKZOMATOZİS HASTALIĞI

Mikzomatozis, tavşanlarda % 25 - 90 oranında ölümle seyreden viral bir hastalıktır. Hastalık tavşanlara sivrisinek, pire ve direk temasla bulaşır. Hastalığın ilk belirtisi gözden beyazımsı süte benzer bir sıvının akmasıdır. Tavşanlarda durgunluk ve iştahsızlık gözlenir. Ateş yükselir. Vücut direnci zayıf olan tavşanlar 2 gün içinde ölürler. İlk 2 günü atlatan tavşanlarda, burun akıntısı, baş, göz kapakları, burun, dudak, kulak ve genital bölgelerde ödem oluşur. Baş şişmiştir. Burun akıntısı zamanla iltihaplaşır ve solunum zayıflar. Ödemleşmiş kulak bazen düşebilir. 1-2 hafta içinde ölüm oluşur. Bir kaç hafta yaşayan tavşanların burun, kulak ve patilerinde nodüller oluşur. Zamanla kabuklanmalar görülür. Bu formda hastalık 40 gün kadar sürebilir.

MİKZOMATOZİS HASTALIĞINDAN KORUNMA : Hastalığın taşıyıcısı parazitler olduğu için tavşanlarda paraziter mücadele mutlaka yapılmalıdır. Aşılama ile de hastalıktan korunmak mümkün olsa da henüz ülkemizde aşısı yoktur. Ayrıca tavşanlarınızı hastalık belirtilerini gösteren diğer tavşanlarla bir araya getirmemeniz gerekir. Mikzomatozis hastalığı tavşanlardan insanlara bulaşmadığı için, tavşan sahiplerinin kendileri için endişelenmelerine gerek yoktur.

TAVŞANLARDA VİRAL NEKROTİK HEPATİTİS

Tavşanlarda % 80-90 oranında ölümle seyreden, bulaşıcı ve viral bir hastalıktır. Bulaşma hava yoluyla, hasta tavşanların kullandıkları malzemeler, parazitler vb. birçok yolla olmaktadır. 2 aylıktan küçük tavşanlar genellikle hastalığa dirençli olmakla beraber, özellikle 2 yaşın üzerindeki tavşanlarda Viral Nekrotik Hepatitis hastalığı hızlı seyreder. Hastalığın hızlı seyrettiği tavşanlarda genellikle herhangi bir belirti olmaksızın ani ölüm oluşur. Burundan kanlı ve köpüklü bir akıntı gelir. Hastalığın daha yavaş seyrettiği tavşanlarda; durgunluk, ateş, göz kapaklarında kızarıklık, dyspne (solunum güçlüğü), taşikardi (kalp atım sayısında artma) görülür. Tavşanlar; ölüm öncesi çılgınca dönme hareketi yaparlar. Bazen kanlı burun akıntısı da görülebilir.

Viral Nekrotik Hepatitis Hastalığından Korunma: Aşılama ile de hastalıktan korunmak mümkün olsa da henüz ülkemizde aşısı yoktur. Ayrıca tavşanınızı hastalık getirmemeniz gerekir.

TAVŞANLARDA TREPONEMATOZİS HASTALIĞI

Tavşandan tavşana hastalığın bulaşması çiftleşme ve yavrunun hastalığı taşıyan anasına teması ile olur. Hastalık deride, cinsel bölgelerde, gözlerde, göz kapaklarında, burunda ve dudaklarda ülserlerin ve kabuklanmaların görülmesine neden olur. Tavşanlarda kısırlığa ve yeni doğan tavşan yavrularının ölmesine neden olmaktadır.

TAVŞANLARDA TYZZER'S HASTALIĞI

Tyzzer's hastalığı, tavşanlarda bol ishal, buna bağlı olarak gelişen dehidrasyon (hızlı sıvı kaybı) ve yüksek ölüm oranıyla seyreden, bulaşıcı ve bakteriyel bir hastalıktır. Tavşanlar hastalık etkenini almış olsalar bile başlangıçta herhangi bir belirti göstermeyebilir. Özellikle süt emme dönemindeki yavru tavşanlar bu hastalığa çok duyarlıdır. Bu dönemdeki tavşanlarda aşırı sıcak hava ve stresin etkisiyle hastalık etkeni çoğalarak şiddetli derecede ishale sebep olur. Tedavi edilmeyen tavşanlar genellikle 1-2 gün içerisinde ölürler.

TYZER’S HASTALIĞINDAN KORUNMA : Özellikle tavşanları sütten kesilme döneminde stresten uzak tutmanız, çevre sıcaklığını ayarlamanız ve hijyene önem vermenizi öneririm. Ayrıca tavşanları hastalık belirtilerini gösteren diğer tavşanlarla bir araya getirmemeniz gereklidir.

TAVŞANLARDA PASTÖRELLOZİS HASTALIĞI

Tavşanlarda Pasteurella türü bakterilerin neden olduğu bulaşıcı bir hastalıktır. Tavşandan tavşana bulaşma direk temas, solunum yolu veya hasta tavşanların kullandığı malzemelerin sağlıklı tavşanlar tarafından kullanılmasıyla olur. Genç tavşanlar hastalığa çok duyarlıdırlar. Hastalığı taşıyan ana tavşanlar doğumdan hemen sonra hastalığı yavrularına bulaştırdığı için; doğum sonrasında yavrularda bu hastalığa sık rastlanmaktadır. Sağlıklı görülen tavşanların % 30-90' ı bu hastalığın taşıyıcısı olmakla birlikte, stres hastalığın ortaya çıkışında önemli bir etkendir. Hastalık genellikle solunum yolundan tavşanların vücuduna girdikten sonra kan veya lenf yoluyla bütün vücuduna yayılması nedeniyle, başta solunum sistemi olmak üzere tavşanların birçok organında belirtilere neden olur. Hastalığın hızlı seyrettiği tavşanlarda genellikle ani ölümler görülür. Yavaş seyrettiği durumlarda; gözyaşı ve burun akıntısı, rahim, testisler, eklemler, orta kulak ve iç kulak ile deri altı ve diş köklerinde iltihaplanmalar oluşabilir. Tavşanlar burun akıntılarını patilleri ile temizledikleri için, patilerinin iç kısmı nemlidir ya da pati tüyleri birbirine yapışmıştır. Hastalığın akciğerlere yerleştiği durumda dyspne (solunum güçlüğü), üreme organlarına yerleştiği durumda kısırlık, orta kulağa yerleştiği durumda Wry neck (Eğri Boyun) denilen hastalığı oluşturur.

PASTÖRELLOZİS HASTALIĞINDAN KORUNMA : Tavşan kümesleri veya kafeslerinin hijyenik ve stressiz olması, ayrıca kapalı alanda yaşayan tavşanlar için özellikle de yüksek proteinli gıdalarla besleniyorsa tavşan barınaklarında yeterli havalandırmanın sağlanması gerekmektedir.

TAVŞANLARDA ARALIKLI YUMUŞAK DIŞKILAMA HASTALIĞI

Gerçek ishal çok sulu ve şekilsizdir ve bu durum tavşanlarda çok nadir görülür. Sık görülen aralıklı yumuşak dışkılamadır. Tavşanın dışkısı puding kıvamı ile sıvı bir damla arasındadır, kötü kokuludur ve yapışkandır. Bunun nedeni aşırı karbonhidratlı diyet veya düşük miktarda sindirilemeyen lif (saman) içeren diyettir. Çözümü; kuru ot diyeti ve bol miktarda yeşilliktir. Geçmez ise hemen Veteriner Hekime götürünüz.

TAVŞANLARDA İDRAR YOLU HASTALIKLARI

Tavşanın idrarından kan geliyorsa, idrar yapamıyorsa yada zor yapıyorsa idrar yolu hastalıkları akla gelmelidir. Veteriner Hekime götürünüz. İdrar yolu hastalıklarını en iyi önleme yolu yeterli miktarda taze yeşillik yedirmek ve her gün taze su vererek tavşanın gerekli suyu almasını sağlamaktır.

TAVŞANLARDA TÜY YUTMA HASTALIĞI – TAVŞANLARIN MİDE VE BARSAKLARININ TÜY YUMAKLARI İLE TIKANMASI - TRİKOBEZOAR

Tavşanların temizlenmek için kendilerini yalamaları sonrasında yuttukları tüyler, mide ve barsaklarında birikerek Trichobezoar denilen kıl yumaklarını oluşturur. Özellikle tüy değiştirme dönemlerinde tüylerin yutulması olasılığı daha çoktur. Tüy topu terimi sindirim sistemini tıkayarak, midede birikim oluşması olarak bilinen durumu anlatmak için kullanılır.

Tavşanlar kusamadıkları için bu tüyleri kusarak çıkartamazlar, ancak dışkıları ile çıkartabilirler. Tüylerin dışkı ile atılabilmesi için barsaklardaki besinlerin su oranı ve sindirim sisteminin haraketliliği çok önemlidir.

Tavşanlar yeterli miktarda su alamaz ise; barsaklarındaki besinler yeterince sulandırılamayıp kuruyacak, tüyler birbirine kaynaşıp sindirim sistemini tıkayarak içindeki gıdaların haraketliliğini azaltacak ve sonuçta tıkanmalara neden olacaktır. Mide tıkanmasının en önemli nedeni uygun olmayan beslenmedir.

Tavşan yavaş yavaş yeme ve su içmeyi keser, dışkıları küçülmeye başlar ve midede genellikle tüyden oluşan top meydana gelir. En önemli nedeni yanlış beslemedir. Çok yüksek karbonhidrat ve az lif içeren örneğin; pelet yemler, tahıl taneleri ve baklagiller gibi besinler buna neden olurlar. Mide tıkanmasını akla getirecek hastalık belirtileri görürseniz tavşanı acil olarak Veteriner Hekime götürünüz. Ölümcül bir durumdur. Kuru ot ve taze yeşillik ile beslenen tavşanların tüy topu sorunu olmaz. Tavşanlar 3 ayda bir az ya da çok tüy dökerler. Kendilerini temizlerken bu tüylerin bazılarını yutabilirler ama sindirim sistemleri yuttukları tüyleri yok edebilecek şekilde düzenlenmiştir. Bu duruma istisna Angoralar ve Jersey Woolys türü tavşanlardır. Bu tavşanlar uzun tüylüdür çok miktarda tüy yutabilirler. Bu yüzden bu tür tavşanlar sık sık taranırsa tüy yutmaları azalabilir.

Tavşanınızın diyeti, yüksek oranda selüloz, çok fazla olmayan karbonhidrat oranı ve yeterli miktarda su içeriyorsa, sindirim sistemi iyi çalışacaktır. Ancak tavşanınızın diyetindeki karbonhidrat oranı çok fazla ve selüloz oranı düşük ise sindirim sisteminin hareketliliği normalin altına düşer. Özellikle pelet halinde satılan konsantre tavşan yemleri bu gruba girer. Tavşanların sindirim sistemindeki hareketliliğin azalmasının en önemli nedenlerinden birisi de, tavşanları sadece yüksek oranda karbonhidrat ve düşük oranda selüloz içeren pelet yemlerle beslemektir. Tavşanlarda tüy topu ve yün yumağının oluşumu sıklıkla gözlenir. Tavşanlarla uğraşan Veteriner Hekimlerin giderek artan sayıdaki görüşüne göre; bu birincil hastalık değildir. Bunun anlamı; asıl problem midede tüy birikimi olması değil, mide ve barsak hareketlerinin yavaşlamasıyla birlikte, mide ve körbarsak içeriğinin su kaybederek sertleşmesidir. Bu nasıl olmaktadır. Bu durumu anlamak için tavşanların sindirim sistemi fizyolojisine bakmaya ihtiyacımız vardır. Tavşanların diyetindeki sindirilemeyen lifler, sindirim kanalını hareket ettirir ve içeriğindeki besinlerin ilerleme hızını arttırır. Sindirilemeyen liflerin yeterli miktarda olmaması durumunda sindirim sistemindeki hareketlilik azalabilir. Tavşanların sindirim sistemi içerisindeki besinler, sindirim sisteminin çalışma hızını değiştirecek ve mide ile körbarsağın hangi hızda boşalacağını etkileyecektir. Eğer tavşanların diyetinde çok az sindirilemeyen lif bulunursa hareketlilik azalacak ve mide ile körbarsak yavaşça boşalacaktır. Midedeki doluluk hissi nedeniyle sonunda tavşan yemeyi ve içmeyi olabildiğince azaltır. Sindirim sistemine besin girişi olmadığında hareketlilik durma noktasına kadar yavaşlar. Su, vücut için hala bir ihtiyaçtır ve mide ile körbarsak içeriğinden emilerek bu ihtiyaç giderilmeye çalışılır. Tavşanın daha uzun süre beslenememesi, daha fazla su kaybetmesine ve mide ile körbarsak içeriğinin kuruyarak daha fazla sertleşmesine neden olur. Sonuçta bir kısır döngü oluşur. Buna ek olarak diyet çok fazla protein ve nişasta içeriyorsa sonuç bir felaket olabilir. Diyet protein ve/veya nişasta yönünden çok zenginse körbarsak pH 'ının değişmesine ve buna bağlı olarak buradaki mikroorganizma türlerinin artmasıyla sonuçlanabilir. Körbarsaktaki sindirime yardımcı olan faydalı mikroorganizmalar, toksin üreterek ölüme neden olabilecek Clostridium spiriformes gibi mikroorganizmalarla yer değiştirebilir. Özetle, bu durumun nedeni mide içinde tüy bulunmasından çok daha çok sindirim sistemi hareketliliğinin bozulmasından kaynaklanır ki bu durum mide ve körbarsak içeriğinin sertleşmesiyle sonuçlanır. Eğer problemin altında yatan nedeni doğru anlayamazsak bu durumun yeniden oluşması kaçınılmazdır. Sertleşmiş mide veya körbarsak içeriğine sahip tavşanlar nasıl hareket ederler. Tavşanlar yemeyi ya aniden durdurur yada belirli bir zaman içerisinde gittikçe azaltarak durdururlar. Dışkılamaları gittikçe azalır, sonra tamamen durur. Bu tavşanlar yemeyi durdurduktan sonra sıklıkla çevredeki olaylara gösterdikleri tepkilerde artış gözlenir. Bir tür alarm durumundadırlar. Kümes tabanındaki ahşap malzemeler veya tahtaları yemek isteyebilirler ama ağızlarına aldıkları bu cisimleri geri çıkartırlar. Bazı tavşanlarda belirtiler daha hafiftir. İştah azalması yanında puding benzeri dışkı görülür. Sonuçta bu tavşanlar tedavi edilmedikleri takdirde ciddi şekilde hastalanabilirler ve ölebilirler. Azalmış sindirim sistemi hareketliliğinden kaynaklanan sertleşmiş mide içeriğinin tedavisi için zaman kaybetmeden Veteriner Hekime müracaat etmelisiniz.

Bu problemin çözümündeki gerçek anahtar, mide - körbarsak içeriğinin su oranını arttırmak ve sindirim sistemi hareketliliğini tekrar sağlamaktır. Mide - körbarsak sertliği oluşan pek çok tavşan, yemeleri için seçilmiş yeşil yapraklı bitkiler verildiği takdirde kendi kendilerine bu problemi halledebilir. Bu hastalığa yakalanan tavşanların büyük kısmı, ağırlıklı olarak pelet yemle beslenen ve çok az ya da hiç saman yemeyen tavşanlardır. Onların yeşil yapraklı bitkiler yemeleri ve iyi kalitede saman ya da kuru otla beslenmelerinin iyileşmelerinde çok önemli bir rolü vardır. Bu hastalıkta cerrahi müdahaleye nadiren mecbur kalınır.

Tavşanlarda yiyememeye neden olan diğer sindirim sistemi hastalıkları; diş hastalıkları, diş kökü apseleri, aşırı uzamış dişler, barsakların yabancı cisimlerle tamamen ya da kısmen tıkanması, ameliyat sonrası oluşan yapışmalar, barsak parazitleri, kurşun zehirlenmesi, civa zehirlenmesi gibi zehirlenmeler ve diğer sistemik hastalıklardır. Barsak kanalının tamamen tıkanması acil müdahale gerektiren bir durumdur ve en kısa zamanda Veteriner Hekim tarafından cerrahi müdahale ile tedavi edilir. Barsak tıkanıklığı olan tavşanlar çok durgundurlar ve karınları ağrılıdır. Tanımlanan tedavilere başlanmadan önce tavşanınızın tüm problemlerinin Veteriner Hekim tarafından ayrıntılı bir şekilde muayene edilmesi çok önemlidir. Bu durumu nasıl önleriz. Bunu yapmak gerçekten zor değildir. Yapmanız gereken tek şey; Yetişkin Tavşanların Beslenmesi konusunda anlattığım beslenme kurallarına dikkat etmenizdir.

TAVŞANLARDA DİŞ HASTALIKLARI

Tavşanlar zoolojik sistemdeki yerleri açısından kemirgenler sınıfından olmasalar da, kemirmek onlar için zorunluluktur. Çünkü tavşanların dişleri durmaksızın uzamaktadır ve yaklaşık olarak haftada 3 mm kadar aşınması gerekmektedir. Bir şeyleri kemirmek tavşanların dişlerinin törpülenmesini ve her zaman ihtiyacı olan boyutta kalmalarını sağlamaktadır. Tavşanlar kemirebilecekleri bir şeyler bulamadıkları takdirde gereğinden fazla uzayan dişler gıdalarının alınmasına ve çiğnenmesine engel olmakta ve bir süre sonra ölümle sonuçlanmaktadır. Tavşanlar bu durumun oluşmasını engellemek için sürekli bir şeyleri kemirme ihtiyacı duyarlar ve bu nedenle çok meşgul canlılardır. Tavşanların dişleri doğal olarak bir miktar kavislidir. Dişler aşınamayıp aşırı şekilde büyüdüğünde, karşı taraftaki dişlerin iç tarafına ya da dilin uç kısmına batarak tavşanların ağızlarında yaralar açarlar. Açılan bu yaraların ağrıya neden olması yüzünden beslenmeyi durdururlar.

Diş hastalıkları, tavşanlarda yaygındır. Diş hastalıklarından korunma ve tedavi etmenin en iyi yolu doğru beslemektir. İki temel nedeni vardır. 1. si genetik kökenlidir. Tavşanlar üretilirken yüz yapıları değişebilir ve diş hastalığı yatkınlaşabilir. 2. neden diş sağlığına zarar verecek yiyeceklerle hayvanları beslemektir. Tavşanların dişleri devamlı büyür. Kötü sıralanmış dişler veya aşınmış dişler hastalığa yatkınlık oluşturur. Yılda 1 kez tavşanların dişlerini Veteriner Hekime gösteriniz.

TAVŞANLARDA DİŞ HASTALIKLARININ NEDENLERİ

Genetik Faktörler
Özellikle Lop ırkı tavşanlarda sık gözlenir. Bu tavşanlarda genetik seleksiyonla çene uzunluğu kısaltılmıştır. Çene yapısındaki bu değişiklik; tavşanlarda alt ve üst dişlerin birbirleriyle uyumlu olarak kapanamaması ile sonuçlanmıştır. Bu dişler aşınamadıkları için sonunda kesilmeleri veya çekilmeleri gerekir. Bu tip diş problemi, genellikle bir yaşın altındaki genç tavşanlarda görülür ve sıklıkla ilk olarak kesici dişlerde ortaya çıkar. Tedavi edilmediği takdirde çiğneme dişleri de bu durumdan etkilenecektir. Bu tür anormal dişlerin hayat boyu bakım ve kontrolünün Veteriner Hekim tarafından yapılması gerekir. Ayrıca tavşanın doğuştan alt çenesinin burun kökü hizasına oranla daha fazla öne doğru çıkık olması da benzer problemlere neden olur. Alt çenesi öne doğru çıkık olan bir tavşanda alt ve üst çenedeki dişler birbirine uyumlu olarak sürtünemeyecek ve yeterince aşınamayacaktır. Sonuçta ağız içinde yaralanmalar, yutma güçlüğü ve buna bağlı olarak tavşanlarda yemi ret etme, ağız kenarından salya akışı ile kilo kaybı ve ölüm oluşur.

Travma

Tavşanların yüzlerine aldıkları darbeler çene ve diş yapısındaki değişikliklerle sonuçlanabilir. Eğer çene kırılırsa, kemiklerin anormal pozisyonda kaynaması ile sonuçlanabilir. Dişler kırıldığı takdirde ki en çok kesici dişlerde görülmektedir, dişlerin yanlış bir açıyla büyüme ihtimalleri vardır. Bu durumda ağız boşluğunun yapısı değişecek ve birçok diş problemi ortaya çıkacaktır.

Sistemik Hastalıklar

Bazı sistemik hastalıklar diş sağlığında değişikliklerle sonuçlanabilir. Örneğin; vücutta kalsiyum düzeyinin değişmesine neden olan hastalıklar, tavşanların dişlerini çevreleyen çene kemiklerinde değişikliğe neden olabilir. Bu durumda tavşanın dişleri normal pozisyonlarına göre yer değiştirir ve sonuçta dişlerin normal şekilde kapanması engellenir. Ayrıca tavşanlar hastalıklar yüzünden katı cisimleri kemiremeyecek kadar bitkin olduklarında dişler aşınamaz ve aşırı büyümeye başlar. Tavşanlar ciddi bir sistemik hastalık geçirdiğinde Veteriner Hekimin tavşanın diş sağlığını izlemesi önemlidir. Çünkü tavşanlardaki diş hastalıkları başka problemlere neden olabilir.

Diş Enfeksiyonları

Tavşanlarda diş enfeksiyonları yaygın olarak görülmez. Diş apseleri, tavşanlarda daha çok dişlerin aşırı büyümesi gibi uzun süreli diş problemlerinin sonucu olarak ortaya çıkar.

Beslenme

Tavşanlarda görülen diş hastalıklarının belki de en yaygın nedeni yanlış beslenmedir.
Ticari pelet yemler, çiftliklerde beslenen üretim tavşanlarının hızlı bir şekilde büyütülmeleri için geliştirilmişlerdir. Pelet yemler öğütülmüş ve karıştırılmış yem ham maddelerinin yüksek ısı altında melas ile yapıştırılıp preslenmesi ile yapılırlar. Ancak tavşanların yapısı, neredeyse çiğnenmiş olan bu şekildeki hazır yemleri tüketmek için tasarlanmamıştır. Pelet yemlerin tavşanların ağızlarında kolayca kırılması sebebiyle dişler az çalışır ve tavşanların dişlerinde oluşan aşınma miktarı çok azdır. Buna ek olarak, pelet yemlerin konsantre besin kaynakları olmaları nedeni ile, tavşan tarafından tüketilen gıdanın hacmi; bir tavşanın doğal olarak yemesi gereken yem miktarının küçük bir bölümüdür. Bu nedenle bir tavşanın gün içinde çiğnemek için ayırdığı zaman dilimi zorunlu olarak azalır. Peletlenmiş yemlerin yapısı ve küçük bir hacme sahip olmaları, gerekli olan uygun diş sürtünmesini olumsuz yönde etkiler.

Uygun olamayan beslenme, tavşanlarda diş bozukluklarına neden olabilir ve bu durum bir kaç yıl boyunca açıkça gözlenemeyebilir. Etkilenmiş tavşanlar genellikle 3 yaşında veya daha yaşlıdırlar. Dişlerdeki değişiklikler başlangıçta çok yavaş ilerleyebilir ancak durum hızlı bir şekilde düzeltilmediği takdirde gelişmiş diş bozuklukları oluşabilir.

TAVŞANLARDA DİŞ HASTALIKLARININ BELİRTİLERİ

Diş hastalığı hafif derecede ise tavşanlar açık belirtiler göstermeyebilir ve durum sadece Veteriner Hekim tarafından yapılan muayeneler sonucunda ortaya çıkabilir. Ancak pek çok diş problemi sonuçta ağrılı duruma gelir ve tavşanlarda beslenme sırasında yemlerini yemekte zorlanma ve huzursuzluk gibi bazı açık belirtiler göstermeye başlarlar.
İştahsızlık : Uzamış bir dişin tavşanın yanağına yada diline sürtünmesi sonucu oluşan yaranın neden olduğu ağrı dolayısıyla, tavşanın gıdasını ağzına alamaması yada çiğneyememesi yüzünden oluşan iştahsızlık yaygın olarak görülür. Bunların dışında tavşanlarda iştah azalmasına neden olan pek çok neden vardır.

Gıdada Seçiciliğin Artması : Tavşanların dişlerinin kapanmasındaki uyumsuzluk ya da ağrı nedeniyle tavşanlar havuç, pelet yemler ve özelliklede kuru ot gibi çeşitli maddeleri yemeyi durdurabilirler. Tavşanlar meyve ve sebzeleri yemeye devam ederler ancak daha sert gıdaları yiyemezler.
Gıdaların Ağızdan Dökülmesi : Tavşan besinlerini yemeye çalışır fakat tam olarak ağzına aldığı gıdaları çiğneyemez ve besinlerinin bir kısmı ağızdan dışarı dökülür.
Gözyaşı Üretiminin Artması : Tavşanların üst dişlerinin hastalıklarında yaygın olarak görülen bir belirtidir. Tavşanların üst dişlerin kök uçlarının Ductus lacrimalis’ e (gözyaşı kanalı) yakın olması nedeniyle; diş köklerinin iltihaplanması ya da uzaması durumunda, gözyaşı kanalı kısmen ya da tamamen tıkanır. Ancak gözyaşı bezleri hala gözyaşını üretmeye devam eder ve bu akıntı gözlerin kenarından taşar. Tavşanların gözlerinin köşelerinde ıslaklık veya tuz ve muköz akıntıların birikimi sonucu oluşan beyaz kabuğumsu bir materyal görülür. Bu akıntı ince kıvamlı beyazımsı rente sütümsü görünüştedir. Bakterilerin gözyaşı kanalını enfekte etmesiyle birlikte iltihaplanma görülür. İltihabın renginin de beyazımsı olmasına karşın kıvamının daha koyu olması ile yoğunlaşmış gözyaşı akıntısından ayrılabilir.
Burun Akıntısı : Eğer üst kesici dişlerin kökleri iltihaplanmış ya da uzamışsa sinüsleri tahriş edebilir ve bu durum burun akıntısı ile sonuçlanır.
Ağız Kenarlarından Salyanın Akması : Aşırı büyümüş dişler yüzünden tavşanın ağzını tam olarak kapatamaması nedeniyle ağızdan salyanın aktığı gözlenir. Tavşanın boyun altında çenesinde ve ağzının köşelerinde tükürük birikir. Tavşanlarda diş hastalıkları dışında; kötü lezzetli cisimlerin yenmesi, ağız içine batan yabancı maddeler ve aşırı derecedeki genel halsizlik durumlarında da ağızdan salya akışı gözlenebilir.
Diş Gıcırdatma : Tavşanların nadir olarak dişlerini gıcırdatması normal bir davranış olarak görülebilir. Ancak yoğun bir şekilde devam eden diş gıcırdatma durumu, tavşanda bir problem olduğunun belirtisidir. Özellikle ağrılı durumlarda tavşanlarda diş gıcırdatma gözlenir. Diş hastalığı bulunan tavşanlar dişlerini normale oranla daha sık gıcırdatabilirler. Karın bölgesinde rahatsızlık olan tavşanlarda ise diş gıcırdatma çok sık gözlenir.
Gözlerin Şişmesi : Üst çenedeki öğütücü dişlerin (azı dişleri) veya küçük azı dişlerinin üst kısmında bulunan apseler gözlerinin arkasına basınç yapabilir. Bu durumda gözler yavaşça dışarı doğru itilir. Buna Tıpta Ekzoftalmi ya da Göz fırlaklılığı denilmektedir. Nervus opticus (görme siniri) gerilir, hasara uğrar ve tavşanda görme kaybı oluşur. Ayrıca gözün arkasında bulunan tümörler de benzer belirtilere neden olabilirler.

TAVŞANLARDA DİŞ HASTALIKLARININ ÖNLENMESİ

Diyet: Diş hastalıklarının tüm tiplerinin önlenmesi tamamen mümkün değildir. Diş hastalıklarının oluşmasında ve önlenmesinde tavşanların beslenme tarzının çok önemli bir rolü vardır. Tavşanlar günlük olarak sınırsız kuru ot ile iyi miktar ve çeşitte taze yapraklı yeşilliklerden oluşan bir diyetle beslenmelidir. Sadece pelet yemlerden oluşan bir diyetten uzak durun. Tavşanlara kemirmesi için ek olarak temiz ilaçlanmamış taze ağaç dalları verilebilir.

Tavşanlara sağlıklı bir diyet sağlamak, dişlerin düzgün bir şekilde kapanmasını garantiye almak için yeterlidir. Tavşanınıza sağlıklı bir diyet sağlamak için hiçbir zaman geç değildir. Doğal bir beslenme tarzının sadece sağlıklı dişler sağlamasının dışında çok sayıda yararı vardır.

TAVŞAN SAHİPLERİNİN YAPACAĞI KONTROLLER

Tavşanların dişleriyle yakından ilgilenin. En azından ayda bir tavşanların dişlerini kontrol edin. Dişlerin şeklinde, yapısında ya da renginde herhangi bir değişiklik varsa tavşanları Veteriner Hekime götürünüz.

VETERİNER HEKİM KONTROLLERİ

Tavşanınızın dişleri en azından yılda bir kere diş hastalıkları yönünden Veteriner Hekim tarafından muayene edilmelidir. En iyisi paraziter ilaçlamalar veya genel kontrol amacıyla Veteriner Hekime gittiğinizde tavşanınızın dişlerinin de Veteriner Hekim tarafından kontrol edilmesidir.

Tavşanların diyeti; diş hastalıklarından korunmada en önemli faktördür ve yine diş hastalıklarının tedavisi sürecinde uyulması gereken başlıca etkendir. Tavşanların dişlerinin bu şekilde uzamasını istemiyorsak; mutlaka onlara kemirebilecekleri şeyleri sağlamamız gerekir. Tavşanlarda dişlerin aşırı şekilde uzamasını önlemenin en doğal yolu; diyetlerinin % 75' inin saman ve kuru otlardan oluşması, % 25'inin ise diğer taze meyve ve sebzeler ile düşük oranda pelet yemlerden oluşmasıdır.

TAVŞAN DAVRANIŞLARI – TAVŞAN ETHOLOJİSİ

Tavşanlar ile iletişimin yolu onları gözlemlemek ve vücut dilini çözmektir. Tavşanlar sessiz olmalarına rağmen kendilerini mükemmel ifade edebilen varlıklardır. Duygularını, hislerini anlatmak için kullandıkları hareketleri öğrenince tavşanın aslında anlatacak ne kadar da çok şeyi olduğuna şaşıracaksınız.

Tavşanlar doğada av konumunda olduğu için ürkek canlılardır. Yeni alınmış tavşanların yeni bir ortama uyum sağlaması biraz zaman alabilir. Özellikle yeni almış olduğunuz bir tavşanlar varsa yeni ortamına alışıncaya kadar daha dikkatli davranmalısınız. Tavşanların yaşadığı yerde gürültülü seslerin çıkarılması tavşanları strese sokabilir. Ancak ortama alışıp kendilerini güvende hissettikten sonra, tavşanların çok sevimli bir canlılar olduğunu göreceksiniz.

YALAMAK : Bir sevgi göstergesidir. Tavşanlar kendi aralarında da hoşlanma ve sevgi göstermek için birbirlerini yalarlar, bu tavşan dilince öpücük manasına gelir.

İDRAR PÜSKÜRTME : Tavşanların alanlarını belirlemek amacıyla çevresindeki bölgelere idrarlarını püskürterek yaptıkları cinsel bir davranıştır. Bu davranış sıradan bir idrarını yapma olayından farklıdır. Amaç idrarlarını yapmak değil, bölgeye kokularını bırakmaktır. Eğer tavşanınızın bu sorununu kısa süre içerisinde çözemezseniz, bu cinsel davranış zamanla alışkanlık haline dönecek ve tavşanınız bunu her zaman yapabileceğini düşünmeye başlayacaktır. O zaman da bu davranışı engellemeniz çok zor olacaktır.

GEZDİĞİ YERDE DIŞKI BIRAKMA : Yabancı gittikleri yerde yollarını bulmak ve buraya ilk ben geldim, benimdir demek için minik dışkılar bırakırlar.

BOYUNLARINI EŞYALARA SÜRTME : Tavşanlar, çenelerinin altında bulunan kıl foliküllerindeki salgı bezlerinden salgıladıkları feromonları (kendine özgü kokuları) çevrelerindeki cisimlere sürmek suretiyle kokularını çevreye bırakırlar. Bu kokuları alan diğer tavşanlar o bölgede yaşayan tavşanların varlığından haberdar olurlar. Bu davranış şekli tavşanlar için doğal ortamda aynı zamanda bir tür iletişim aracıdır. Ben buralardayım, haberiniz olsun anlamına gelir. Böylelikle tavşanlar yaşadıkları bölgeyi ve diğer tavşanları tanıyabilirler.

TÜNEL KAZMA : Tavşanlar kendilerini güvenli ortamda tutmak ve doğum yapmak için tüneller kazarlar. Tavşanlar gece aktif hayvanlar oldukları için, kazdıkları tünelleri gündüzleri dinlenme yeri ve sığınak olarak kullanırlar. Tavşanlar ev ortamında tünel kazamadıkları için; içgüdüsel olarak benzer ortamı sağlayan, kuytu ve üstü kapalı yerlere girmeyi çok severler.

ARKA AYAKLARINI HIZLA YERE VURMA : Korku ve stres yaratan ani değişiklikler (gürültü, koku vb.), gruptaki diğer tavşanları tehlikeye karşı uyarmak amacıyla, tavşanların arka ayaklarını sert bir şekilde yere vurma şeklindeki bir davranışı ortaya koymalarına neden olur.

Arka ayakları kuvvetlice yere vurma, bir şeye gösterilen kızgın bir tepki olabilir. Ben sinirliyim, kızgınım, endişeliyim hareketleri anlamına gelir. Tavşanlar kendi aralarında haberleşmek be birbirlerini uyarmak için de arka ayaklarını yere vururlar, bu korktuğunun ifadesi olabilir. İki şekilde de mutlu olmadığından emin olabilirsiniz.

HOMURDANMA : Ses ile pek iletişim kurmasalar bile bazen homurdanma sesi çıkartırlar, bu da hoşnutsuzluk belirtisidir.

BAĞIRMA : Tavşanlar acı çektiklerinde veya ölürlerken bağırırlar. Homurdanmadan çok daha yüksek ve tiz bir sestir.

ISIRMA: Ne demek olduğu çok belli olsa bile tavşanların flört ederlerken birbirlerini yavaşça ısırdıklarını da eklemek istiyorum. Bu ısırmaktan çok diş atma şeklinde olur. Kanatmayan, fazla acıtmayan minik ısırıklardır. Isırma bazen senden çok hoşlanıyorum anlamına gelen bir jesttir. Ayrıca, tavşanlar kendi aralarındaki hiyerarşilerini göstermek için birbirlerini yavaşça ısırabilirler, bu ben senden üstünüm, burada benim sözüm geçer demektir.

AGRESİFLİK VE SALDIRGANLIK : Tavşanlar ergenlik döneminde genellikle hırçınlaşırlar. Zaman zaman hırlama ve pençeleme şeklinde davranışlar bu dönemde görülebilir. Bunun nedeni tamamen kendini koruma içgüdüsü ile ilgilidir. Çünkü doğal ortamda, ya da sayıca fazla tavşanların bir arada tutulduğu tavşan gruplarında; genç erkekler cinsel olgunluğa ulaştığı zaman, yetişkin erkekler onları testislerinden ısırarak kısırlaştırmaya çalışırlar. Tavşanların testislerini istedikleri zaman karınları içine çekebiliyor olmaları, bu kısırlaştırma saldırganlığından en az kayıpla kurtulmalarına yardımcı olur. Tavşanlar ergenlik dönemini atlatıp kendini koruyabilecek boyutlara ulaştığında, hırlama ve agresiflikleri kaybolur.

DİŞ GICIRDATMA : Genellikle okşanıp sevilirken dişlerini gıcırdatmaları kedilerin zevkten mırıldamaları ve hırlamalarına eş değer bir göstergedir ve çok hoşlandıklarına işarettir. Fakat ticari tavşancılıkta kümeste yada kafesinde bulunan tavşanların diş gıcırdatması tavşanlarda ağrı belirtisidir.

HOPLAMA : Koşarken veya dururken havada ani hoplamalar ve sıçramalar neşeden dans ettikleri anlamına gelir. Bazen kendi etraflarında havada 180 derece dönerler. Bu çok minik kısa ve yoğun bir şu an ben çok mutluyum anlamına gelir.

KAFAYI HIZLI HIZLI SALLAMA : Bu dansın mini versiyonudur, heyecanlandıklarında ve mutlu olduklarında kafa ve kulaklarını hızlı hareketlerle sallarlar.

ARKA AYAKLARINI UZATARAK YERE YATMA : Neredeyse bir L harfi gibi görünürler. Buna tavşanlarda Kleopatra pozisyonu denir. Bu yatış şekli dünyanın en mutlu ve huzurlu tavşanı olduğunun göstergesidir, keyfi kesinlikle yerindedir.

SIRTÜSTÜ UZANMAK : Kleopatra pozisyonunun ikinci evresi sırtüstü olacak şekilde yuvarlanmaktır. Bu da olabilecek en huzurlu ve mutlu ifadelerden biridir. Bazen kendilerini bu şekilde transa bile sokabilirler.

SEVERKEN KAFALARINI TAMAMEN YERE YAPIŞTIRMAK : Adeta bir teslim ve kabul belirtisidir. Beni seviyorsun, tamam sev peki, izin veriyorum anlamına gelir.
Tavşanlar hislerinin bir kısmını bizim mimiklerimizi kullandığımız gibi kulaklarıyla anlatırlar. Tavşanın kulaklarını izlemeyi ihmal etmeyiniz.

KULAKLARI GERİYE YATIRILMIŞ : Stres altındayım, çok da rahat değilim anlamına gelir.

KULAKLARI DİMDİK : Kafa havada ve kulaklar dimdik olarak durması tavşanın tehlike sezinlemiş olması ve tetikte olması anlamına gelir.

BURUNLARIYLA DOKUNMAK : Benimle ilgilenirsem sevinirim demektir, hemen ilgi gösterilmelidir.

BURUN HAREKETLERİ : Tavşanların burunları sürekli hareket halindedir. Fakat burun hareketleri bir şey ilgilerini çektiklerinde, heyecanlandıklarında veya tedirgin olduklarında daha hızlı hale gelir ve o an çok sakin olmadıklarının bir göstergesidir.

Sağlıklı günler dileği ile…

Uzman Dr. Ali AYYILDIZ Veteriner Hekimi – İnsan Anatomisi Uzmanı Dr.(Ph.D.)
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Tavşan, Bakımı, Yemleri, Beslenmesi, Sindirim Fizyolojisi, Hastalıkları ve Tavşan Davranışları" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Vet.Hek.Doç.Dr.Ali AYYILDIZ'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Vet.Hek.Doç.Dr.Ali AYYILDIZ'ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     13 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Ali AYYILDIZ Fotoğraf
Vet.Hek.Doç.Dr.Ali AYYILDIZ
Antalya
Veteriner Hekim
İnsan Anatomisi Uzmanı Dr.
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi5 kez tavsiye edildiTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Vet.Hek.Doç.Dr.Ali AYYILDIZ'ın Yazıları
► Yavru Köpek Bakımı Vet.Hek.Bora BİLGİN
► Yavru Köpek Bakımı Vet.Hek.Dr.Mahir KAYA
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,360 uzman makalesi arasında 'Tavşan, Bakımı, Yemleri, Beslenmesi, Sindirim Fizyolojisi, Hastalıkları ve Tavşan Davranışları' başlığıyla benzeşen toplam 94 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Dünya Keçi Irkları Kasım 2016
◊ Latince Atasözleri ÇOK OKUNUYOR Aralık 2014
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


15:23
Top