TavsiyeEdiyorum.com
TavsiyeEdiyorum.com  
.com
Arama : | Site İçi Arama

Yeni Tavsiye Ekleyin!



ÖĞRENMEK SADECE ÇOK ÇALIŞARAK GERÇEKLEŞMİYOR….

İbrahim BİLGEN Fotoğraf
Dr.İbrahim BİLGEN
Adana
Doktor "Ruh sağlığı ve hastalıkları - Psikiyatri"
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi7 kez tavsiye edildiÖzgeçmişi MevcutÖzel Uzmanlığı VarKütüphanemizde Yayınlanan 25 Makalesi varFotoğrafı Mevcutİş Adresi KayıtlıTelefon Numaraları KayıtlıÖzel Mesaj GönderilebilirAnahtar Kelimeler: panik bozukluk terapi yaprak psikiyatri davranım bozukluğu uçak korkusu takıntılar güvensizlikKişisel Bilgileri Mevcutİnternet Sitesi VarTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Makale Bilgileri
* Toplam Okuyucu : 324,

* Yayın Tarihi : 22-09-2008 - 23:47 (73 gün önce),

* Ortalama Günde 4.44 okuyucu.

* Karakter Sayısı : 9221 , Kelime Sayısı : 1205 , Boyut : 9.00 Kb.
ÖĞRENMEK SADECE ÇOK ÇALIŞARAK GERÇEKLEŞMİYOR….

Bilgi; bireyin bilgiyi algılama, yorumlama, kodlama, sınıflama, bellekte saklama gerektiğinde kullanabilme becerisidir. Bilgiler; karşılaştığımız problemleri çözerek yaşamımızı kolaylaştıran araçlardır. Bilgi edinmenin en önemli yolu ise; öncelikle istemek yani motivasyon, sonrasında da en iyi kaynaklardan bunu elde etmektir. Ama elde ettiğimiz bilgileri güzel bir yerde saklayamaz ve yeri geldiğinde bulamaz ve dolayısıyla kullanamaz isek işte o zaman yukarıda saydıklarımı yapmamızın hiçbir anlamı kalmamış olur. Peki, bu iş gerçekten çok kolay mıdır? Yani çocuğunuzu ders çalıştırırken “Bunu da yapamayacak ne var ki?” dediğiniz şeylerin ne kadar çok beyinsel fonksiyonun devreye girmesi ile gerçekleştiğinden haberiniz var mı? İnanın sizi bilmem ama ben bunu ilk öğrendiğimde çok şaşırmıştım. Hala o yolakları yazmaya çalışsam her halde gazetemizin eki ancak yetişir. Bırakın bir problemi çözmeyi tek bir harfi tanımak için bile çok sayıda beyinsel işlevler devreye girmektedir. Bunda da çeşitli maddeler aracı rol oynar. Özellikle “Dopamin” adını verdiğimiz madde, öğrenmede, özellikle de matematiksel öğrenmede çok önemli bir rolü vardır. Dikkat eksikliği ve öğrenme bozukluklarında, beyinde ciddi yapısal bozukluklar vardır.Bunlar tedavi edilmeden çocuk ne kadar çok da çalışacak olursa olsun inanın başarılı olamaz. Önemli olan, çok çalışmak değil, etkin ve bilinçli çalışmaktır. Hayatınızda hiç arabanızın bir türlü eskisi gibi gitmediği olup da, arabanızın el frenini çekik unuttuğunuzu fark ettiğiniz oldu mu?El frenini indirdiğinizde arabanızın bir anda öne doğru atılıp da gerçek performansını o zaman gösterdiğine hiç şahit oldunuz mu? Dikkat eksikliği ve öğrenme bozukluğu gibi rahatsızlıkları olan çocuklar da tedavi edilmeden önce bu el freni çekik arabanın gidişi gibi performans sergilerler. Ama tedavi edildiklerinde ise sonuçlarına siz dahil kendileri bile şaşırırlar.Bu sonuç neticesinde çocuğun kendisine olan güveni artar. Çocuğun kişiliği “Ben ne çalışırsam çalışım yapamam” yerine “Ben çalışırsam pek alada yapabiliyormuşum” şeklinde gelişir. Buda onun motivasyonunu daha da arttırır. Öğrenmek asla sadece çok fazla çalışarak gerçekleşmiyor. Çalışmak, tekrar etmek ve beyinin yapısal sisteminin kusursuz çalışması ile gerçekleşiyor.

İSTEK OLMAZSA DERS ÇALIŞMAK BAŞARIYI GETİRİR Mİ?

Psikoloji’de motivasyon; bir işe başlamada bizi harekete geçiren dürtü anlamında kullanılır. Bu dürtü merak olabilir, ilgi olabilir, bir ihtiyacı gidermek, itibar veya para kazanmak olabilir. İş öğrencilerde motivasyona gelince de hepinizin tahmin ettiği gibi ders çalışmak olmaktadır. Bana ve bu konuda uzman psikolog arkadaşlarıma “Eğitim Danışmanlığı” için gelen çoğu öğrencide en fazla dikkatimizi çeken konunun motivasyon eksikliği olduğunu gözlemlemekteyiz. Motivasyon, esasında bir arabayı harekete geçiren benzin gibidir. Araba ne kadar iyi olursa olsun harekete geçmediği sürece etkinlik açısından bir yayadan farkı yoktur. Peki, öğrencilerin motivasyonunu neler bozmaktadır. Biraz küçüklüğe gidersek yapılan çalışmaların sonuçlarından bahsetmek isterim. Çocuklarda merak, çocuğun nelere odaklandığı, bireysel özellikleri, içinde bulunduğu yaş dönemi kadar çevresinde gördükleri, duydukları ve çevre değerleriyle biçimlenir. Eğer önemsenen, konuşulan konular; kim ne almış, ne giymiş, ne yapmışsa çocuğun merakı bu konulara, eğer daha geniş çevreyle ilgili, bilgi ve bilgilenmeye yönelikse farklı konulara yönelecektir. Sonuç itibariyle istisnalar dışında çocuklarımıza ne sunuyorsak onunla karşılaşmaktayız. Bazı aileler çocukta sadece çok çalışma ile başarıya ulaşıldığını düşünerek sorunun üzerine baskı ile gitmeye kalkışıyorlar. Çok haklısınız gerçekten zor bir durum. Çocuğunuz karşınızda duyarsızca duruyor ve siz sadece onu seyrediyorsunuz. Belki de hayatının en önemli yıllarını bilgisayar başında “MSN”’de ya da oyun oynayarak harcıyor. Hiçbir yöntem işe yaramıyor. Kısıtlıyorsunuz, yasaklıyorsunuz, bağırıyorsunuz, küsüyorsunuz hatta geçmişte yaşadığınız kötü anılarınızdan bahsediyorsunuz ama nafile.
Her çocuğun öğrenme kapasitesi farklıdır. Çocuğun kapasitesinin altında sunulan bilgi bıkkınlığa, kapasitesinin üstünde sunulan ve beklenilen de endişeye yol açar. Bunun için derslerde işlenen konuların içeriği ve seviyesi, verilen ödevlerin çocuğu motive edici niteliği önem taşır. Her çocuk için her yöntem uygulanmaz yöntemler çocuğun yapısına göre değiştirilerek uygulanır. Bunun içinde çocuğu çok iyi bir şekilde anlamak ve eksikliğini belirlemek gerekir. Bundan sonrasında da çocuğu hedefe yönlendirmek gerekir. Çünkü hayatta her türlü değişim fark edilme ile başlar. Fark etmediğiniz hiçbir şey değişime geçemez. Ne bağırarak, ne de kendinizi harap ederek. Onun dilinden anlayıp ona göre konuşmak gerekir. Bir kişi bir kelime bile Türkçe bilmiyorsa gelen bir tehlikenin yaklaştığını ona nasıl anlatacaksınız?

BAŞARI GÜZEL AMA…

“Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu( DEHB)” okulların açılacağı şu günlerde ileride çoğu ailenin dikkatini çekeceğine inandığım bir sorun olduğu için bugünlerde bu konuya yazılarımda ağırlık vermeye çalışacağım. Kontrol güçlüğü olan bu çocuklar okula gitmek istemeyebilirler. İlginç şeyler yaparlar, kolay uyarılırlar, sık sık telaşa ve anksiyete kapılırlar ve seçim yapmakta zorlanırlar. Bu çocukların sanki içinde kurt kaynıyor gibidir. Ayağı veya eli sürekli oynar, ya yemeği döker ya da masa çocuğun üstüne düşer. Ailelerini çoğunlukla kızdırırlar veya ailede duygusal ve hatta çok önemli sorunlar yaratabilirler. Dikkat sorunu olan çocuklar okulda başarısız olunca dikkat çekmeye çalışırlar. Bu çocuklarda aşırı disiplin uygulamaları tehlikeli olabilmektedir. Çünkü bu çocuklarda aşırı disiplin uygulanması, çocuğun başlangıçta motivasyonunu bozarak çabuk sıkılmasına neden olabilmektedir. Ama disiplin uygulanmaması da aşırı disiplin uygulanmasından daha da tehlikelidir. Çünkü disiplin uygulanmamış ve her dediği bir türlü kabul edilmiş olan bu çocuklar ileride her istediğini elde etmek isteyen, doyumsuz, istediğini elde edemediğinde buna çabuk öfkelenme ile tepki veren çocuklar olmaktadırlar.

Bu günlerde her okulda nerede ise toplam okul nüfusunun %7–9 da “Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğuna (DEHB)” sahip çocuk olduğuna inanılmaktadır. Bu çocuklar çevreleri tarafından yanlış tanımlanmakta, yer yer “yaramaz, tembel, sakar vb” tabirler ile maalesef fişlenmektedirler. Bu çocuklar tedavi edilebilir ve ileride okulların reklâm panolarında yer alabilecek düzeye gelebilmektedirler. Ama ne yazık ki bazı çocuklar sırf bu hastalığı nedeni ile “başarısız, uyum bozucu vb.” kişiler olarak adlandırılıp ailelerine okuldan alınmaları gerektiği bildirilmektedir. Az emek ile yüksek sonuçlar alınmasının adet haline geldiği bu günlerde sene sonunda başarı oranlarının yazıldığı ve artık gözlerimizin körleştiği reklâmlar panoları yerine birazda bu çocukların ve ailelerinin psikolojilerine saygı gösterildiği günlerin gelmesi gerçekten en büyük umudum olmaktadır. İnanın bu çocuklar, biraz anlayışlı davranılarak ve onlara uygun sitemler geliştirilerek okullara kazandırılmaktadırlar. Başarının her zaman hayatınızda bazı değerleri kaybetmeden olması dileğiyle. Sağlıcakla Kalın.

Onlar okulda başarısız, ama zeki çocuklardır.

Bugünkü yazımda sizlere, çoğu anne ve babanın merak ettiği ve sıkça gözlenen bir hastalıktan bahsetmek istiyorum. Bu çocukların aileleri birbirlerine sıkça şu soruları sorarlar.
"Haftanın günlerini öğrenebilecek mi?", "Mars’ta yaşam üzerine konuşabiliyor, ama 2 ile 2’yi neden toplayamıyor?", "Niye okulda iyi değil?", "dede"yi neden "bebe" diye okuyor?", " b ve d harfleri arasındaki farkı göremiyor mu?", "Anlamını bildiği bu kelimeleri neden okuyamıyor?". "Çok iyi bir çocuk, çok çalışıyor ama neden yapamıyor?", "Her yıl aynı noktada, sanki yalnızca yaşı büyüyor". Anne babalarda bu soruları uyandıran çocuk kimdir? Onlar okulda başarısız, ama zeki çocuklardır. Bu çocuklar "çini"yi "için" diye okurlar. 41’i 14 yazarlar, p’yi d, d’yi b yazarlar ve bir kelimeyi oluşturan harflerin sırasını hatırlayamazlar. Ödevlerini tahtadan alamazlar, kaybederler, kitaplarının yerini unuturlar, eşyalarını kaybederler, içinde bulundukları yılı, günü ve mevsimi ayırt edemezler. Kahvaltıya öğle yemeği diyebilirler; dün, bugün ve yarını karıştırabilirler. Gördüklerini hatırlayamazlar ya da zihinlerinde canlandıramazlar. Bu çocuklar sınıfta öğrenemezler. Bu çocuklar, bir cümle ya da fikrin ortasından başlayabilirler ya da bir cümlenin ortasında durabilirler. Bazı durumlarda toplama, çarpma yapabilirler; ama çıkartma ya da bölme yapamazlar. Kimi zamanda matematiği yalnızca zihinden yapabilirler, ama yazamazlar. Kelimeleri yüksek sesle okurken harfleri ve heceleri atlayabilirler ya da ekleyebilirler. Öğrenme bozukluğu olarak adlandırılan bu hastalık erken teşhis ve tedavi ile bu konuda uzaman kişilerce erken bir eğitime alınmaktadırlar. Bu nedenle bu hastalığın teşhisi ne kadar erken konulursa çocuğun bu hastalıktan etkilenme oranı da o kadar düşük olabilmektedir. Mutlu bir hafta sonu geçirmeniz dileğiyle. Sağlıcakla Kalın.

NOT:Bu yazılar İbrahim Bilgen tarafından "Sabah Gazetesinde" yayınlanan yazılarından seçilerek yayınlanmıştır

Makale Yazarının Sayfasına Dönün
Makale Yazarına Eposta Gönderin

Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir :

"ÖĞRENMEK SADECE ÇOK ÇALIŞARAK GERÇEKLEŞMİYOR…." başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Dr.İbrahim BİLGEN'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.

Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak yazarının izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.

Dr.İbrahim BİLGEN Tarafından Yazılan Diğer Makaleler:
  • Takıntılarım Bana Saçma Geliyor Ama Birtürlü Kurtulamıyorum…
  • Korkuyu Yenmek Elimizde ...Nasıl Mı?
  • Dikkat Eksikliği : Okul Başarısına Etkisi Ve Tanı
  • “iş Yerindeki Zor İnsanlar” Sizinde Mi İşe Giderken Ayağınızı Geri Geri Çekiyor?
  • Kendisine Güvenen Bir Çocuğunuz Mu Olmasını İstiyorsunuz? Tükenmişlik Yaşayan Anneler Ve Eşleri
  • Çocuğumun Duyusal Gelişimi İçin Neler Yapmalıyım?
  • Panik Ataktan Kurtulmak İçin Öneriler
  • Çocuğunuzu Ne Kadar Anlayabiliyorsunuz?
  • Eşimizle, Çocuğumuzla, Kayınvalidemizle, Gelinimizle Neden Anlaşamayız?
  • Anne Baba Olarak Sıkça Yaptığımız Hatalar
  • Nedir Bu Uçak Korkusu? Bu Korku Nasıl Yok Edilir?...
  • Çocuklarda Gözlenen “davranım Bozukluklarının” Nedenleri.
  • Sınav Kaygısı Yaşıyor Musunuz?
  • Panik Hastalarının Çevrelerine Anlatamadıkları Korkuları -1-
  • Çocuğunuz Ürkek Ve Girişken Değil Mi?
  • Gençler Neden Bu Kadar Öfkeli Hale Geldiler?
  • Huzurlu İnsan Ne Demek? Kendi Kaderimize Yön Vermede Hiç Mi Bizim Payımız Yok?
  • Çocuğum Ben Olmadan Hiçbirşey Yapmıyor
  • Hep Acı Çeken Kişi Olmak Tesadüf Mü Dersiniz? Gerçek Aşk Nedir? Aşk Bir Gün Biterse Neler Yapmalıyız?
  • Oyuncaklarına Zarar Veren Çocuklar Ve Çocuğunu Dinlemeden, Ona Bağıran Anne Ve Babalar
  • Kütüphanemizden İlginizi çekebilecek diğer bazı makaleler:
  • Gebelikte İlaç Kullanımı , Dr.Hüseyin ŞENYURT
  • Yaşınıza Göre Hormon Değişimi , Prof.Dr.Metin ÖZATA
  • Horlama Tedavisinde Pillar İmplant Yöntemi Ve Radyofrekansın Kbb Hastalıklarındaki Yeri , Dr.Özlem ÜNSAL
  • Çocukluk Ve Ergenlik Çağı Kanserleri , Prof.Dr.Rejin KEBUDİ
  • Kanser Hastalarına Beslenme Önerileri , Prof.Dr.Nazım Serdar TURHAL
  • Meme Kanseri: Risk, Belirtiler, Teşhis Ve Tedavi , Prof.Dr.Nazım Serdar TURHAL
  • Akciğer Kanseri Hakkında Bilmeniz Gerekenler , Prof.Dr.Nazım Serdar TURHAL
  • Kolon Kanseri (Kalın Bağırsak Kanseri) : Tanı, Belirtiler Ve Tedavi , Prof.Dr.Nazım Serdar TURHAL
  • Kalp Krizi (Miyokard Enfarktüsü): Belirtiler, Nedenler Ve Tanı , Prof.Dr.Ahmet ALPMAN
  • Kemik Erimesi - Osteoporoz , Prof.Dr.Metin ÖZATA
  • Menopoz: Belirtileri Ve Tedavi , Prof.Dr.Metin ÖZATA
  • Tüylenme Ve Polıkıstık Over (Yumurtalık Kisti) , Prof.Dr.Metin ÖZATA
  • Erkekte İktidarsızlık (Empotans) İle Hormon Bozukluğu İlişkisi , Prof.Dr.Metin ÖZATA
  • Erkekte Meme Büyümesi-Jinekomasti , Prof.Dr.Metin ÖZATA
  • Erkekte Cinsel Yetersizlik, Hipogonadizm, Testis Ve Penis Küçüklüğü , Prof.Dr.Metin ÖZATA
  • Paratiroid, Paratiroit Bezi Hormonlari Ve Hastalıkları , Prof.Dr.Metin ÖZATA
  • Şekersiz Şeker Hastalığı (Dıyabetes Insıpıdus) Ve Çok Su İçme , Prof.Dr.Metin ÖZATA
  • Büyüme Hormonu Fazlalığı (Akromegali) Ve Kontrolsüz Büyüme Hastalığı , Prof.Dr.Metin ÖZATA
  • Prolaktin Yüksekliği - Prolaktinoma , Prof.Dr.Metin ÖZATA
  • Boy Kısalığı Ve Boyu Etkileyen Faktörler , Prof.Dr.Metin ÖZATA
  • Kütüphanemizde yer alan dökümanlar profesyonel üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte tavsiyeediyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, çalışmaların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan makaleler bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir profesyonelle görüşmeden, makale içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Çalışmaların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yayınlanan makalelerin mali ve hukuki tüm hakları yazarına aittir. Kütüphanemizde yer alan herhangi bir makale başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir. Sitemizde sayfası bulunan site üyemiz profesyoneller üye sayfaları içinden, Makale Bilgileriniz bölümü altında, YENİ MAKALE GÖNDERİN linkini izleyerek bu sayfaya makale ekleyebilirler.

    00:39
    Top
    --> Sektör türkiye sektörler