2007'den Bugüne 82,754 Tavsiye, 26,153 Uzman ve 18,357 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
İlaç mı? Psikoterapi mi? Yoksa Her İkisi mi?
MAKALE #16720 © Yazan Dr.Psk.Haluk ALAN | Yayın Mayıs 2016 | 1,808 Okuyucu
Geçenlerde “ilaçla tedavi efsanesi” başlıkla yazıma gösterilen ilgiye teşekkür ediyorum. Ama bazı yanlış anlamaların önüne geçmek için de oradaki bilgilerin bana değil, araştırmacılara ait olduğunu ifade edeyim. Ben sadece bir aracıyım. Şimdi ikinci bir aracılığı daha yaparak bu konudaki vicdani görevimi yerine getirmiş olayım.
Yazımın hemen başında belirteyim; ne bu yazıyı ne de kitabı okuduğunuzda ve ne de bir yerlerden farklı bir şeyler duyduğunuzda hemen gidip ilacınızı kendi başınıza bırakmayın ya da değiştirmeyin. Bu tıbbi bir hata olabilir. Bu yazılar ve kitabın böyle bir amacı yoktur, bilesiniz…

Irving Kirsch’in adını işim gereği eskiden beri bilirdim. Ayıptır söylemesi biraz kitap kurdu olmanın da verdiği avantajla bazı kitaplarını okumuşluğum vardır. Literatürde yer alan yazılarını ve özellikle plaseboya (aslında etkisiz bir ilacın telkine dayalı etki göstermesi…) ve hipnoza ilişkin çalışmalarını eskiden beri bilirdim. Aynı Kirsh’in bir kitabı daha Türkçeye çevrildi; “Antidepresan Efsanesinin Sonu”.

Yine bu kitapta da katılmadığım diğer bir deyişle bana ters gelen kısımlar olmakla birlikte, geneline bakıldığında adeta insanı şoke eden gerçeklerle karşılaşıyorsunuz. Bu konudaki ilk yazımda ifade ettiğim gibi; Sn. Yiğit BULUT’un yazdıklarını da yan yana koyduğunuzda nasıl bir düzen ve sömürünün içinde kaldığınızı fark ediyorsunuz. Buna alet olan varsa onlara acırım.

Benim için en dikkat çekici durum, ilaçla depresyon tedavisinde kullanılan ilaçların etkinliği üzerine yapılan çalışmalarda bazı çalışma sonuçlarının bilinçli olarak yayınlanmamış olmasıydı. Bilimsel çalışma adı altında yapılan bu uygulamaya bir hekim olarak ne söylemem gerekiyor bilmiyorum. Psikolojide (PSİKİYATRİ DEĞİL! Haziruna duyurulur.) uzmanlık için yapacak olduğum saha çalışmasında çalışmalarımın etik açısından uygunluğu için verdiğim uğraşıyı hatırlıyorum da… Bu nasıl bir cesaret ya da nasıl bir vicdanın eseri olabilir bir türlü aklım almıyor. Çalışmayı yapıyorsunuz ancak istediğiniz sonucu alamıyor, hatta bazı istenmeyen yan etkilerle karşılaşıyorsunuz. Anında sonuçları hasıraltı ediyor ve yayınlamıyorsunuz. Aslında olay basit…Hastalarınızı ve bütün insanlığı yanıltıyorsunuz. Ve sonra kalkıp buna “bilimsel” diyorsunuz. Üç beş kuruşun hatırına tüm mesleğinizi ve haysiyetinizi ayaklar altına alıyorsunuz. O çalışmaları yapanların hangi vicdanla böyle bir yola başvurduklarını anlayabilmiş değilim. Ve o meşhur etik kurulların ne işe yaradığını da burada sormadan geçemeyeceğim. Bu ilaçları gereksiz yere yıllarca kullanan kişilerin yaşadıkları ve yaşayacakları mağduriyet bir hamburger firmasının yaptığından daha mı az? Bu yüzden mi bu firmalara ve bunlara alet olan kişilere dokunulmuyor? Ya da onların derin ilişkilerimi buna müsaade etmiyor? Ya devletin milyarlarca dolarlık kaybı ne olacak? Diğer ülkeler ne ise de ülkemiz açısından soralım, Sağlık Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ve Çalışma Bakanlığı bu konuda ne düşünüyorlar acaba? Hala milyarlarca doları heba mı edeceğiz, “bilimselliği bu şekilde kanıtlanmış tedavi” metotları için?

Ben sözü daha fazla uzatmadan, kitabın derinliklerine de girmeden sadece arka kapağında yazılı olanlardan alıntılarla yazımı bitirmek istiyorum. Neme lazım zülf-i yare dokunmaya pek gelmez(!).

“Hepimiz antidepresanları modern tıbbın mucize ilaçları olarak tanıdık. Prof. Irving Kirsch de böyle düşünüyordu; ta ki araştırması sırasında hayatının en büyük sürpriziyle karşılaşana kadar: bildiklerimiz doğru değildi!

Nasıl olmuştu da antidepresanlar depresyonun sihirli tedavisi olarak böylesine nam salmıştı? Bu sorunun cevabı bizi klinik araştırma ile ilaç pazarlama arasında iyiden iyiye belirsizleşen bir çizgiye götürüyor. Kirsch, Bilgi Özgürlüğü Yasası’nı kullanarak elde ettiği verileri incelediğinde antidepresanlarla ilgili çalışmaların yüzde kırkının yayımlanmadığını ve yayımlanmayan bulguların aleyhte sonuçlar olduğunu fark etti.” (“Antidepresan Efsanesinin Sonu”. Kuraldışı Yayıncılık.2012)

Elbette Kirsch’in çalışmalarını eleştirenler yok değil. Arı kovanına çomak sokacaksınız da- en masum ifadeyle- sizi eleştiren olmayacak mümkün mü? Kirsch’in onlara da verdiği cevaplar var. Bütün bunlar kitabın içinde yer alıyor. Okuyun, gerçekleri görün.
Peki, bu araştırmayı kim yapmış? Desteksiz ve mesnetsiz bir yayın mı bu? Kimdir Kirsh? Bu soruya en güzel cevap çalışmayı yapan kişinin akademik geçmişinden geliyor. Kirsch; Hull Üniversitesi’nde psikoloji profesörüdür. Harvard Üniversitesi Tıp Fakültesi Plasebo Çalışmaları ve Terapötik Karşılaştırma Programı Müdür Yardımcısıdır. Konuya ilişkin yayınlanmış kitapları ve sayısız makaleleri bulunmaktadır.

Bir önceki yazıda kaleme aldığım “Antidepresan Efsanesinin Sonu” (İ.Kirsch. Kuraldışı yayınları. 2012) başlıklı yazımı “ ilaç mı?, psikoterapi mi?” sorusu ile bitirmiştim. Bir hafta sonra bu konuyu ele almayı düşünmüştüm ancak araya başka konular girince maalesef süreç uzadı ve bu güne sarktı. Yine Kirsch Hocanın aynı eserinden alıntılarla (shf: 179-186; kaynakça, shf: 214-216) bu konuya açıklık getirmeye çalışacağım.
Psikoterapinin ilaç tedavisine üstünlüklerini sıralayarak başlamak istiyorum:
Psikoterapi bir ilaç olmadığından (eğer konunun uzmanı kişilerce yapılırsa) yan etkileri yoktur. İlaçlar maalesef bir çok yan etkiye sahiptir. Kimi zaman günlük işlevlerin dahi yerine getirilmesine engel olacak boyutlara ulaşabilen yan etkiler ilaçların önemli bir handikabıdır.

Antidepresanların özellikle çocuklar, ergenler ve genç yetişkinlerde intihar riskini arttırdığı bilinmektedir. Bu grup danışanlarda psikoterapi güvenle kullanılabilir. Özellikle depresyonun terapisinde önemli bir sorun olarak karşımıza çıkan intihar riski psikoterapi ile daha kolay denetim altına alınabilmektedir.

İlaç tedavisinde kişiler gördükleri yan etkilerden ya da belirli bir zamanda etkili bir sonuç elde edilememesinden dolayı tedaviyi yarıda kesmektedirler. Bu oran psikoterapi ile yapılan tedavilerde daha düşüktür. Tedaviyi yarıda kesmek yine önemli tedavi sorunlarından biridir. Bizim kültürümüzde her ne kadar acelecilik biraz daha ön planda olsa da aylarca süren tedaviden sonra istenilen sonuç alınamadığında tedavi yarıda bırakılmaktadır. “Bu ilacı en az 6 ay- 1 sene kullanacaksınız…” dendiğinde kişiler 6 ay sonrası için beklentiye girmektedirler. 6 ay sonunda hissedilir bir değişim yaşamadıklarında maalesef tedavi çoğu zaman yarıda kesilmektedir.

Psikoterapinin bir başka üstün olduğu nokta; iyileşme sonrası hastalığın tekrarlama olasılığını düşürmesidir. Sadece ilaçlı tedavi ile tedaviye alınan gruplara kıyasla sadece psikoterapi ya da psikoterapi ve ilaç alan grupların tekrardan hastalığa yakalanma oranları daha düşüktür. Özellikle tekrarlayan depresyon vakaları üzerine yapılan çalışmalarda bu konu açıkça gösterilmiştir.

Bu kısa açıklamalardan sonra acaba psikoterapi (ya da ilaç+psikoterapi) niçin sadece ilaçtan daha etkilidir? Kirsch’nin de cevap aradığı soru bu. Kirsch’nin bu soruya yaklaşımı aynen şöyle; “Psikoterapi bir öğrenme deneyimidir. Gelişme dışsal bir madde tarafından değil, kişinin içindeki değişimler aracılığıyla ortaya çıkmıştır. Tıpkı okumayı yazmayı veya bisiklet sürmeyi öğrenmek gibidir. Bir defa öğrendiğinizde, bu beceri daima sizinle kalır. Kimse okuldan mezun olduktan sonra okuma yazmayı unutmaz; bisiklet sürmekte paslanırsak da az bir pratikle becerimizi yeniden kazanabiliriz. Dahası, insanların terapide öğrendiklerinden biri, ruh hallerinde oluşabilecek krizlerin beklenebileceği ve bunların altta yatan bir bozukluğun göstergesi olarak değil, normal hayatın bir parçası olarak yorumlanması gerektiğidir.”

Adı geçen eserde kaynakçaları belirtilmiş (bkz. Shf. 214-216) çalışma sonuçlarına göre, “psikoterapiyle ilaçları birleştirmek, sadece antidepresan ilaç almaktan daha faydalıdır ama ilaç olmadan sadece psikoterapiden daha faydalı değildir. Bir diğer değişle, eğer psikoterapide iseniz, bir de antidepresan ilaç almakla kazanacağınız bir şey yoktur. Öte yandan antidepresan tedavisi alıyorsanız, bir de psikoterapi görürseniz sizin için daha iyi olur. Ancak sadece psikoterapinin etkisi psikoterapiyle ilaçların birleşiminin etkisi kadar büyük olduğuna göre, neden ilaç alasınız?”

Öncelikle ben bu bilgileri sizlere aktarırken asla tedavi ya da terapilerinizi düzenlemek amaçlı yapmıyorum. Bu çok önem verdiğim etik davranışım açısından da zaten uygun değildir. Hiçbir kişi tedavi görmekte olduğu hastalığındaki tedavi protokolünü, tedavisini düzenlediği hekime danışmadan değiştirmemelidir. Bu asli bir kuraldır. Buradaki bilgiler aydınlatıcı bilgiler mahiyetinde olup, tedavilerinizi düzenleme amacı gütmemektedir. Kaldı ki, bir tedavi uzaktan kumanda yöntemiyle hasta görülmeden düzenlenemez ve değiştirilemez. Mutlaka hekim arkadaşımız size uygun bir teşhis ve tedavi planlamıştır. Verilen öneriler ve tedavi uygulamalarına rağmen ve tedavide belli bir süre de geçmesine karşılık henüz olumlu bir sonuç alınamadıysa bir başka hekim ya da terapiste giderek farklı bir tedavi metodu denenebilir. Ancak yeni bir terapist, yeni bir uygulamaya başlayıncaya kadar ilk tedaviye devam edilmesi daha uygundur.

İ.Kirsch’nin çalışmaları daha çok antidepresanlara yönelik çalışmalar. Ama psikiyatri dünyasında sadece antidepresanlar yok. Günümüz paradigmasında bazı hastalıklarda halen ilaçlı tedavi protokolleri ön planda yer alıyor. Gerçekten tedavinize ilaç ilavesi gerekiyor olabilir. Tüm okumalarımdan sonra diyebilirim ki benim kanatim; ilaç alıyor ve etkisini görüyorsanız ama yan etkilerini hissetmiyorsanız ilaç kullanmanızda bir sakınca olmayacağı yönündedir. Ancak her türlü ilaçlı tedaviye iyi planlanmış bir psikoterapi sürecinin ilave edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Özellikle bilgi işleme süreçlerine etki eden bir terapi yöntemi oldukça işe yarayacaktır. Depresyon ve anksiyete bozuklukları gibi bazı hastalıklarda özellikle Bilişsel Davranışçı Psikoterapi yönteminin işe yaradığına dair bir çok çalışma ve yayın bulunmaktadır.

Alternatif tedavi uygulamalarında aceleci davranmamak gerekir. Psikolojik sorunlarda hemen başvurulan yöntemlerden biridir, alternatif ya da tamamlayıcı tıp uygulamaları…Oysa tedavinin üzerinden belli bir süre geçmeden sonuç almayı beklememek gerekir. Tüm tedavi ve terapi protokolüne uyuluyor olmasına rağmen bir sonuç alınamıyorsa başka bir terapist ve/veya yöntem denenebilir. Terapiler sabır gerektiren uygulamalardır.

Son yıllarda alternatif tedavi ve terapi yöntemi olarak ileri sürülen bir çok uygulama maalesef hekim ya da psikolog olmayan kişiler tarafından uygulanmaktadır. Bu konuda özellikle titiz bir yaklaşım sergilenmelidir. Öncelikle hekim ya da uzman psikolog olmayan kişilerden yardım talebinden bulunmayınız. Enerji ya da bilinçaltı v.b. çalışmalar yaptığını iddia eden bazı şarlatanlar sonu vahim olabilecek sorunlara yol açabilmektedirler. Terapileri uzman psikologlar yapıyor olsa da bir hastayı sadece hekim tedavi edebilir. Eğitim ve öğretimlerinin ne olduğunu bilmediğiniz kişilere, sizlere ne vaat ederlerse etsinler, hangi mucizeleri önünüze sürerlerse sürsünler lütfen kanmayınız. Üstelik tıpta mucize anlamında bir şey de yoktur. Belli bir protokol vardır ve her şey o çerçevede yürütülür. Bu yüzden hekimler ve uzman psikologlar yani gerçek terapistler size büyülü cümlelerden kurulu yalanlar söylemezler. Ne yapacaklarsa onu ifadeyle gerçeği anlatmaya çalışırlar. Söyledikleri kimi zaman beklentilerinizi karşılamayabilir. Ama eğitim ve alandaki çalışmalarına bakarak onlara güvenle kendinizi teslim edebilirsiniz.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"İlaç mı? Psikoterapi mi? Yoksa Her İkisi mi?" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Dr.Psk.Haluk ALAN'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Dr.Psk.Haluk ALAN'ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Haluk ALAN Fotoğraf
Dr.Psk.Haluk ALAN
Denizli
Uzman Psikolog
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi3 kez tavsiye edildiİş Adresi Kayıtlı
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Dr.Psk.Haluk ALAN'ın Yazıları
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,357 uzman makalesi arasında 'İlaç mı? Psikoterapi mi? Yoksa Her İkisi mi?' başlığıyla benzeşen toplam 46 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Depresyon ve Tedavisi Temmuz 2009
◊ İdeal Ev Ortamı Aralık 2013
◊ İyi Anne ve Baba Olabilmek Aralık 2013
◊ Sorularla Hipnoz Aralık 2013
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


15:08
Top