2007'den Bugüne 73,895 Tavsiye, 24,486 Uzman ve 16,733 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!




14-15-16 Ocak 2018 – İstanbul
■ Eğitim sadece uzman dil-konuşma terapistlerine açıktır.
■ Dil ve konuşma bozuklukları lisans- yükseklisans veya doktora programlarından mezun olanlar veya bu bölümlerde okuyan öğrenciler kayıt yaptırabilirler.
■ Kontenjan 14 kişi ile sınırlıdır.
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
Sınavın Alternatifi Yönlendirme Ayrıntı
MAKALE #18857 © Yazan Psk.Halil TÜRKMEN | Yayın Ekim 2017 | 286 Okuyucu
YÖNLENDİRME ( Bazı Ayrıntılar): Öğrencileri çeşitli yönleri ile tanıyarak, güçlü ve zayıf yönlerini, bireysel ayrıcalıklarını belirlemek. Öğrencilerin ilgi,yetenek,kişilik,değer,zeka ve derslerdeki başarı vb. bireysel özelliklerini dikkate alarak kendilerine en uygun olan programlar arasından istediği bir programa geçişlerini sağlamaktır. Belirlenen ölçütler dışında bir programa başlangıçta gidebilme yolu kapalı gibi görülüyorsa da, “ yönlendirme Komisyonu karaları ile” yaşantısının her döneminde gitmek istediği programla ilgili dersleri alıp, başarması, eşitlik ilkesine uygun ilgili programa geçiş için belirlenen ölçüt ya da normları uygun olması halinde geçişleri sağlanmaktadır. Yönlendirmede, öğrenciler kendi bireysel ayrıcalıklarına uygun olsun olmasın belirlenen zorunlu dersleri almaları ve aldıkları bu derslerdeki başarı durumları ölçüt alınarak, belirlenen programlara gitmeleri zorunlu olmaktadır.
Yönlendirmede öğrencilerin zorunlu dersler dışında aldıkları diğer derslerdeki durumları ve diğer bireysel ayrıcalıkları değerlendirilip, Yönlendirme Komisyonunun üyeleri tarafından verilen puanlarla hangi programlara istekli oldukları, hangi programlarda başarılı olacakları ve mesleki doyuma ulaşacakları konularında seçenekler bulunmakta ve tercih ettiği bir programa geçişi ve bu programlarda istedikleri dersleri ve ders öğretmenlerini kendi özgür iradeleri ile seçmeleri olanağı verilmiştir. Bu yönü ile yönlendirme daha öğrenci merkezlidir.

YETENEK: Herhangi bir şeyi öğrenebilme, belli bir becerinin ya da bilginin öğretiminden yararlanabilme gücüdür. Bireylerin doğuştan getirdikleri gizil güçlerini (kapasitelerini) ve potansiyellerini kullanabilme, daha etkili hale getirebilme; en iyi ve yararlı olabilecek düzeylerde kullanabilme ve eğitimden yararlanabilme gücü de diyebiliriz.
Oysa günümüzde mühendislik meslekleri, başta tıp gibi toplumumuzda prestij, toplumda bir yer edinme, maddi yönden ya da farklı yönlerden cazip olan meslekler; çevre tarafından destekleyici ve ön plana getirici tutumlarla desteklenerek, pekiştirilmektedir. Bu durum bireyler arasında Matematik ve Fen yeteneği güçlü olanları ön plana getirerek, bu üstünlükleri olanlar gerek toplumca, gerekse öğretmenlerce zeki olarak lanse edilmekte, diğer yetenekler pek ön planlara gelememektedir.
Oysa zihinsel yetenekler bireyseldir. Kişiden kişiye farklılıklar gösterir. Her insanın yetenekleri keşfedildiğinde, yeteneklerini kullanma olanağı tanındığında yetenekleri ile ilişkili alanlarda başarılı olmaları kaçınılmaz bir gerçeklik olarak görülecektir. Yine bireyler, bir alanda yetenekli olabileceği gibi farklı yeteneklerde düşük ya da zayıf olabilecekleri gibi birden fazla alanda yetenekli olabilirler. Eğitim bakımından önemli olan bu yetenekleri belirlemek ve bireyin yeteneğine uygun, kendine yetiştirmesini desteklemek, onun yeteneklerini kullanmasına yardım etmek ve gerekli katkıları sağlamaktır.
Eğitimin temel görevi bu olmalıdır. Her yeteneğe eşit mesafede yaklaşılmalı ve değer verildiği, önemsendiği eğitim uygulamaları ile kendini göstermelidir.
Öğrencilerin yeteneklerinin belirlenmesinde kullanılan ölçme araçlarının sonuçları yetenek ve ilgi testleri sonuçları dikkate alınarak objektiflik sağlanmalıdır.
Temel yetenekleri belirleyen psikolojik ölçme araçları dışında, öğrencilerin özel yeteneklerini, güçlü ve zayıf yönlerini ortaya çıkaran ayrıştırıcı yetenek testleri kullanılmalıdır. Bu test sonuçlarından yararlanarak öğrencilerin yönlendirmesi, genel yeteneklere ve ayırıcı özellikler uygun onları zorlamadan, güçlü yönlerini daha güçlendirici, zayıf yönlerini geliştirip, güçlendirici öğretim programları hazırlamak kolaylaşır.
KABİLİYET: Doğuştan getirilen ve her bireyde farklı düzeyde bulunan bu gizil güçlerden oluşan donanımların, çevresel koşulların etkisi ile şekillenmesine kabiliyet diyoruz. Bu anlamda ele alındığında pedagojik açıdan insan yavrusunda diğer değişle çocuklarda, 15 ve 16 yaşları yeteneğin kalıplaştığı yaşlardır. Yani bu yaşlardan sonra kişilik çok az ya da hiç değişikliğe uğramamaktadır. Bu nedenle kabiliyetlerin doğumdan bu yaşa kadar eğitim sürecinin her aşamasında kullanabilme gücüne de kabiliyet diyebiliriz.
Çağdaş eğitim sistemlerinde, yetenekleri eğitim koşulları ile geliştirmek, üst seviyelere çıkarmak; bireyin bu alanlarda uzmanlaşmasına katkı sağlamak önemli ve hayati bir konudur. Aksi takdirde bireyin yeteneği dışında yönlendirdiğimizde yeteneklerinin körelmesine katkıdan başka bir kazancımız bulunmayacaktır. Bireyin, yeteneklerini özgürce kullanmasına katkı sağladığımız, özendirdiğimiz, destek verdiğimiz ve benimsediğimiz, kısaca yeteneği ile ilişkili mesleklere olumlu tavırlar geliştirdiğimiz oranda; bireyin yeteneği çok üst seviyelerde gelişecek, benimsenip kalıplaşacak, birey ilgili alanda uzmanlaşarak, üretken birey olarak toplum içinde yerini alacaktır.
Kabiliyet + Bilgi = Yetenek
İLGİ: Kısıtlı koşullarda bile bir nesneden yada yapılan bir etkinlikten uzun süreli haz duyarak, yapma eğiliminin devam etmesi ve sürekli olmasıdır. İlgi ve yetenek arasında yapılan araştırmalarda orta düzeyde bir ilişki saptanmıştır.
Küçük yaşlarda bireyin yetenekleri ilgileri belirlenmektedir. Ailelerce, yakın çevrece bu ilgileri desteklendiği, ödüllendirildiği, olanaklar tanındığı, ortamlar bulduğu ve bundan dolayı aile içinde yerinin daha önemsendiği pekiştirildiğinde ilgileri yeteneğe dönüşmektedir. Tam tersi durumda bu ilgiler körelebilmekte, farklı ilgilere yönlendirmeler olabilmektedir.
İlgiler ilköğretim birinci kademede uçarıdır yani her an koşullar gereği değişikliklere uğrayabilir. İlgiler açık hava ya da büro, hesaplama yada sosyal, edebiyat ya da dil, müzik ya da resim, el işi ya da spor, bilim ya da iletişim, ikna ya da mekanik, iş ayrıntıları ya da teknik vb. değişik ilgi alanları ilköğretim ikinci kademede yetenekleri ile tutarlılık gösterir ve kalıplaşır. Bu nedenle bu yaşlardan sonra ilgi, yetenek, istidat, kişilik, akademik başarı vb. bireysel ayrıcalıkları dikkate alınarak yönlendirme yapılabilir. Öğrenciler yönlendirildikleri programlardan istekli oldukları ortaöğretim programlarına yönelirler.
Ben gerek vaka kayıtları, gerek görüşme ve gözlemler, gerekse uyguladığım ölçme araçlarından elde edilen verilerle öğrencilerin yöneldikleri alanlar ve meslekler, bu alan ve mesleklerdeki performanslarını değerlendirerek; insanların, bu kişilerin belirlediklerinin çok üzerindeki sayıda “ Çok Sayıda Zihinsel Yeteneğe “ sahip olduklarını tespit etmiş bulunuyorum. Bunları bazı makalelerimde tek, tek belirterek, özelliklerini açıklayarak, bu bilgilerimi başta eğitimci meslektaşlarıma ve okuyucularıma sorumluluğumun gereği, aktarmamın ve onlarla paylaşmamın yararlı olacağına hep inandım.
Türk Toplumunda, aileler, öğretmenler ve tüm eğitimciler, klasik eğitim yaklaşımlarının ilgi, yetenek, zeka, ihtiyaç, kişilik vb. bireysel ayrıcalıkları dikkate almayan sonuçta, ”Bu çocuk neden Matematikten ya da neden Fizikten başarılı olamıyor.” diyerek savunmaya geçici ve yalnız bireylerin derslerdeki başarı durumunu dikkate alan ve kendilerinin isteklerini, doyurulmamış arzularını ve aşağılık komplekslerini ortadan kaldırmak amacını çocuklarının üzerinde gerçekleştirecekleri, bazı programlara yöneltme hedefini gerçekleştiren; bu çağ dışı eğitim anlayışını bıraktıklarında, tüm sorunların çözüleceğini göremiyorlar. Her birey belirli oranda Pratik bir yeteneğe sahiptir. Bu pratik yetenek, sosyal yeterlilik ve pratik problem çözme, etrafındaki olayların farkında olma ve tepki verme ve ilgili olma, hedefe varmayı belirleme ve çaba gösterme, bilgileri değerlendirebilme, becerilerini kapsar. Her bireyde olan bu yeteneği ayırma gereksinimi duymadım. Ancak gerek sosyal yetenek, gerekse problem çözme yeteneği bireyden bireye hatta cinsten cinse belirgin oranda farklılıklar gösterir. Bu amaçla pratik zekayı iki farklı yeteneğe ayırmak daha uygun olacaktır. ( Yapılan araştırmalar sosyal yeteneğin bayanlarda erkeklere göre, problem çözme yeteneğinin de erkeklerde, bayanlara göre daha fazla olduğu yolunda araştırmaları desteklemektedir. Ancak bunları genelleme yanılgısına düşmemiz gerekmektedir.)
Aslında bireylerin genel yetenekleri, bireyden bireye farklılıklar gösteren çok sayıda yetenekten oluştuğu ve her bireyde bu yeteneklerin farklı olduğu, bireylerin farklılıkları ile bir değer olduğu, bu özelliğin kalıtsal olarak belirlendiği, çevresel olanaklarla şekillendiği, gelişip-güçlendiği, ya da zayıfladığı, kendilerince belirlenmediği; bu nedenle ona bu özelliklerine uygun önem verilmesi gerektiği bilinci geliştirilmelidir. Her bireyin bu üstün yönlerini belirlemeli ve bu yönlerinin geliştirilebileceği kadar geliştirmesi olanağı tanınarak, alanda uzmanlaşmanın bireysel ayrıcalıkları bakımından güçlü olan yönlerde eğitilmeleri ile sağlanabileceği unutulmamalıdır.
Çocuğu, insan yerine koymayan, klasik bakış açısını değiştirip ve olumlu ve insancıl tutum içinde yaklaşılmalıdır. Eğitim Sistemleri de bu çok sayıda zihinsel yeteneği değerlendirmeye uygun değişimlere girişerek, ülkemizde her mesleğin elemanına belirli sayıda ihtiyaç bulunduğunu, ihtiyaca uygun, her bireyin yeteneği oranında gelişmesine yardım olucu görevini ve işlevini yerine getirmek için acilen önlemler almalıdır. Çünkü bu çocuklar, bu gençler, bizim yarınlarımız, geleceklerimiz, ülkemiz bunlar sayesinde gelişip, kalkınarak, çağdaş ülkeler seviyesine, hatta daha üzerine çıkacaktır. Bu amaçla atacağımız ilk adım işe köhnemiş, eskimiş kafalarımızı değiştirmekle yani kendimizi değiştirmekle başlamalıyız. Her birey bu görevini yaptığında ülkemizin çehresi değişecektir. Kafalarımızı değiştirmenin ikinci yolu saplantıları, takıntıları bırakıp ne pahasına olursa olsun akıl ve bilimi yani çağdaş bilimi ve bilimsel yöntemleri kullanmamız ve tüm bunları sağlayacak eğitimsel önlemleri yaşama geçirmeyi hedef olarak almalıyız... Henüz geç kalmış sayılmayız, zararın neresinden dönülürse yararımızadır !..
Şunu bir defa daha sakın unutmayalım. Her birey zihinsel yeteneklerinin üst seviyede olduğu alanlara ya da mesleklere yönlendirildiklerinde, bu alanla ilişkili derslerde başarılı olmalarının, ilgili mesleklerde kendilerini daha çok geliştirmelerinin, hatta uzmanlaşarak icat ve keşiflerde bulunmalarının önü açılacaktır.
Birey, başarının hazzını tattıkça, yani yaşamı başarısızlıklar değil başarılarla dolu oldukça; kendilik duyguları ( Değerlilik, önemlilik, güven, özgüven, yeterlilik vb.) gelişip, kendine güvenleri artacak, ben yapabiliyorum, bu alanda düşündüklerimi gerçekleştiriyorum, ben yeterliğim, bu alanda bir şeyler üretebilirim. Anlayışı yaşamının bir parçası haline gelecektir. Bunun verdiği mutluluk ve doyumla işine daha çok sarılarak, büyük bir enerji ve istekle, bu alanda yoğunlaşarak, yeni yeni şeyler üretecektir. İşte bizim istediğimiz ve hedeflediğimiz, gerçekleştirmek için çaba gösterdiğimiz insan modeli. İşte mutlu, kişilikli, onurlu, hedef koyan ve uygulayan, saygın, kararlı, seven ve sayan, güven ve özgüveni gelişmiş, kendisi ile çevresi ile barışık, paylaşan, dayanışma yapan, empatik yaklaşan, yararlı olan, hak ettiği ile yetinen, adil, sorumluluk sahibi, onurlu, özverili, çalışkan, dürüst, hak sever, insanı yalnız insan olduğu için değer verip seven, barışçı, yurdu sever ve ülkesini sever, üretken Türk insanı!..( Geleceğin Eğitimi’nden alıntı)
NOT: Eğitimde Yönlendirme Boyutunu ve önemini merak edenlere biraz daha açıklamayı uygun bulduğum için bu yazıyı ekledim.)
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Sınavın Alternatifi Yönlendirme Ayrıntı" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Halil TÜRKMEN'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Halil TÜRKMEN'in izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
14-15-16 Ocak 2018 – İstanbul
■ Eğitim sadece uzman dil-konuşma terapistlerine açıktır.
■ Dil ve konuşma bozuklukları lisans- yükseklisans veya doktora programlarından mezun olanlar veya bu bölümlerde okuyan öğrenciler kayıt yaptırabilirler.
■ Kontenjan 14 kişi ile sınırlıdır.
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Halil TÜRKMEN'in Yazıları
► Sınavın Alternatifi Yönlendirme Psk.Halil TÜRKMEN
► Teog Kalkıyor İşte Alternatifi Psk.Halil TÜRKMEN
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 16,733 uzman makalesi arasında 'Sınavın Alternatifi Yönlendirme Ayrıntı' başlığıyla benzeşen toplam 5 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
◊ Stres Testi Aralık 2008
◊ Unutkanlık Testi - Unutkanlık Ölçeği ÇOK OKUNUYOR Ağustos 2008
◊ Beck Anksiyete Ölçeği Ağustos 2008
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


01:20
Top