2007'den Bugüne 73,588 Tavsiye, 24,419 Uzman ve 16,667 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!



Çocuklarda Cinsel Eğitim
MAKALE #18965 © Yazan Uzm.Psk.Dnş.Havva BAYAR | Yayın YENİ Kasım 2017 | 101 Okuyucu
ÇOCUKLARDA CİNSEL EĞİTİM

Cinsel eğitim bireyin fiziksel, duygusal ve cinsel gelişimini anlaması, olumlu bir kişilik kavramı geliştirmesi, insan cinselliğine, başkalarının haklarına, görüş ve davranışlarına saygılı bir bakış açısı edinmesi ve olumlu davranış biçimi, değer yargıları geliştirmesi eğitimidir. Çocuğun cinsel eğitimi konusu özellikle ülkemizde yeterince ele alınmamış ve aydınlığa kavuşmamış bir konudur. Son derece önemli olan bu konuda, anne-baba ya da eğitimci tarafından yapılabilecek bir yanlışın, gelecekte birçok soruna yol açacağı gerçeği akıldan çıkarılmamalıdır.

Günümüz anne ve babaları, çocuklarının yetişmesine daha bilinçli bir şekilde ilgi ve özen gösteriyorlar. Sık sık “Nasıl daha iyi anne ya da baba olabilirim?” sorusunu kendi kendilerine soruyorlar. Tutumlarını gözden geçirmeye, varsa hatalarını düzeltmeye çabalıyorlar. Çünkü çocuklarının dengeli bir kişiliğe sahip olmasında kendi katkılarının büyüklüğünü biliyorlar. Bu olumlu gelişmeye rağmen günümüz anne ve babaları, çocuk eğitimi konusunda daha güvensiz ve tedirginler.

Geleneksel Türk evlerinde cinsel eğilim ve davranışlar yok sayılır, cinsel konular konuşulmaz. Çünkü töreler ve gelenekler, cinsel yasamı ayıplamış ve yasaklarla çevirmiştir. Cinsel konular ancak yakın arkadaşlar arasında büyük bir gizlilik içinde tartışılır. Böyle bir ortamda çocukların soruları ya duymazdan gelinir ya da “Sen daha küçüksün, büyüyünce anlarsın!” diye geçiştirilir.

Çocuklarda cinsel ilgiler çok küçük yaşta başlar. Cinsel duygu ve eğilimler kişilik gelişiminde sandığımızdan daha etkin ve önemli rol oynamaktadır. Genellikle üç yaşında çocuklar, soru ve davranışlarıyla cinsel konulara ilgilerini belli ederler. Üç yaşına doğru, çocuklar kız erkek ayrılığını sezip, incelemeye koyulurlar. Doktorculuk ve evcilik bu merakı gidermek için bulunmaz oyunlardır. Bazı anne-babalar cinsel oyunlar konusunda endişelidir. Çocukların cinsel oyunlar oynamaları olağan bir durumdur. Çocuk oyun yoluyla dünyayı, diğer insanları, çevresini ve kendisini tanır. Kendisini tanırken bedenini keşfeder. Bu arada cinselliğini, cinsel rolünü de oyun oynayarak deneme şansı elde eder, pekiştirir. Cinsel oyunlar bazen tek başına bazen de birkaç arkadaşla oynanabilir. Cinsel içerikli oyunlar ilk on beş ay içinde, çocuk vücut organlarını keşfederken ya da tuvalet temizliği ya da yıkanma sırasında ortaya çıkabilmektedir. Üç yaş civarında ise, doktorculuk, evcilik gibi oyunlara, arkadaşlarıyla beraber tuvalete gitmelere rastlanabilir. Bu oyunlara anne babanın nasıl tepki gösterdiği çok önemlidir. Kızmak, azarlamak, oyunu kesmek, durdurmak yerine oyunun yönünü çevirerek çocukları yönlendirebilir ve kontrol edebilirler. Cinsel oyunlar doğal ve beklendik oyunlardır. Ama çocuk sadece bu tarz oyunları oynamak istiyor, ilgisi sadece bu oyunlara yönelik ise bir sorun olduğu düşünülmelidir

Üç yasından sonra, çocuklar, bebeklerin nereden geldiklerini sormaya başlarlar. Çocuklara bu yaşta, bebeklerin hastaneden getirildiği, çarsıdan alındığı, leyleğin getirdiği söylenir. Ancak şu anda annelerin pek çoğu, bebeğin anne karnında büyüdüğünü söylüyorlar. Doğrusu da budur. Çocuğa, bebeğin anne karnında özel bir torbada ya da yuvada büyüdüğünü söylemek gerekir. Çünkü bu yaşlarda çocuklar çok yemek yemeyi ve şişmanlığı hamilelikle bir tutarlar. Bebeğin anne midesinde büyüdüğüne inanırlar. Bebeğin büyüdüğü yeri öğrendikten sonra, çocuğun soracağı bir diğer soru, nereden ve nasıl çıktığıdır. Ona gerçeği sade bir dille açıkça söylemenin bir sakıncası yoktur. 3-4 yaslarında çocuklar cinsel ilişkiler konusundan uzaktır. Sorularını tek tek ve aralıklı sorar. Kimi zaman sorduğu bir soruyu bir daha sorar. Aldığı yanıt onun için 3 yaşındayken başka, 5 yaşındayken başka bir anlam ifade eder. Zaten çocuk hazır olmadığı soruyu pek sormaz, açıklama yapılsa da onun için anlamlı olmaz. Çocuk bir süre sonra, bebeğin anne karnına nasıl girdiğini soracaktır. Bu soru karşısında annelerin çoğu daha karışık açıklamalar yapmak gerektiği duygusuna kapılıp bocalayabilir. Annenin kendisi ayıplanarak, cinsel merakı kısıtlanarak yetişmişse çocuklarına açık ve doğru cevap vermesi beklenemez tabiî ki.

Anneleri en çok ürküten soru babasının rolüyle ilgili olandır. Genellikle bu tür soru beş yasından sonra sorulur. Çocuk babanın anneye nasıl yardım ettiğini öğrenmek ister. Ayrıntıya girmeden sözü dolandırmadan, “Bebek tohumunun biri annede vardır, birini de baba verir” demek meraklarını gidermeye yeter. Çocuk bu açıklama ile yetinmezse annelerin işi güçleşir. Bu durumda kızarıp bozaran, dili dolasan pek çok anne ve baba vardır. Anne ve babalar çocuğa yapılan açıklamaların onun merakını artıracağı konusunda endişelenirler. Ayrıca öğrendiklerini uygulamaya kalkışacağından çekinirler. Aslında cevaplanmayan sorular çocukları daha meraklı ve araştırıcı olmaya iter. Anne ve babasının odasına beklenmedik baskınlar yaparak, anneyi ya da babayı banyoda gözlemleyerek kendince yanıtlar aramaya girişir ya da arkadaşlarından duyduğu yalan yanlış bilgilerle yetinmek zorunda kalır. Arkadaşların birbirine aktardığı bilgiler de yanlış olmaktan başka korkutucu ve ürkütücü de olabilir.

Pek çok kişi, eğer çocuk ve gençlere cinsel eğitim verilirse, onların cinsel bir yaşama başlayacaklarını ve cinsel eğitimin çocukların masumiyetini bozacağını düşünür. Bazıları da cinsel konular konuşulmadığı zaman cinsel konularla ilgili sorunların da olmayacağını düşünmektedirler. Oysa cinsellikle ilgili sorunların kaynağında doğru zamanda, doğru kişiler tarafından uygun ve tatminkar bilgi ve cevapların verilmemesi yatmaktadır. Bilgisizlik beraberinde pek çok sorunu getirir ve bu sorunlar, çoğu zaman yaşam boyu kişiyle beraber yaşar.

Bazı anne ve babalar çocuklarının cinsel konularla ilgili hiç soru sormadığını ileri sürerler. Genellikle böyle çocuklar sorularına yanıt bulamadığı için susan çocuklardır.

Aydın ve ileri görüşlü olduğunu ileri süren bazı anne ve babalar da çocuktan hiçbir şey saklamayarak cinsel eğitimin en doğrusunu verdiklerini sanırlar. Ortalıkta açık saçık dolaşır; çocukla birlikte banyo ederler. Bu tür davranışlar çocuğun merakını gereksiz yere arttırır. Ailenin bu tutumu, toplumun cinsel davranışlardan beklediği gizlilik ve özellik anlayışı ile çelişir. Çocukların anne ve babasının yatağında yatması da bu nedenle sakıncalıdır. Çocuk gereksiz yere uyarılmış olur. Özellikle cinsel ilişkiye tanık olmak çocuklar için çok ürkütücüdür. Dört, beş yaş çocukları cinsel ilişkiyi babanın anneye saldırması olarak yorumlarlar.

Çocukta cinsel ilgi okul öncesi dönemde çok artmıştır. Okula başlamasıyla birlikte cinsel ilgi ve merakta azalma gözlenir. Çocuk cinsel konulardan kaçar. Televizyonda bir öpüşme sahnesi gördüğünde gözlerini kapar, utanır. Okulda kız çocuklarından kaçar. Bedeninden başka ilgi alanlarına yönelmiştir. Cinsel konuların ayıp ve yasak olduklarını öğrenmiş, bilinçaltına itmiştir. Ancak zaman zaman bu ilgi ve merakın depreştiği de olur.
Okul çağı çocuğunun cinsellikle ilgili soruları, yasaklama ve cezalandırma gibi yöntemlere başvurmaksızın cevaplanmalıdır. Bu dönemde genel olarak çocuklar döllenme, bebeğin doğumu, ergenlik belirtileri, kadın ve erkek üreme organlarının isimleri, evlilikte cinsellik gibi konularda sorular sorarlar.

Çocuklar çok küçük yaştan itibaren cinsel organlarıyla oynarlar. Anne ve babalarda durmadan elini oradan çekmesini söyler çocuklarına. Kimi çocuk aldırmaz, kimisi de eylemini gizlice yürütür. Gösterilen tepki annenin ve babanın bu konudaki kuruntu ve kaygısıyla orantılıdır. Bazı anne babalar çocuğu azarlar, döver veya korkutur. Sıkça başvurulan bu cinsel uyarma türü, anne ve babaların sandığı ölçüde korkulacak bir durum değildir. Ancak ortada çözülmesi gereken bir sorun da vardır. Bebekliklerinde çok uzun süre kendi başlarına bırakılan çocuklarda bu durum daha sık görülür. Özellikle meme emmemiş ya da emzik verilmemiş çocuklarda daha çok rastlanır. Başka bir deyişle, uyarılma eksikliği çeken çocuk, emziksiz kalmanın boşluğunu kendi kendini uyararak doldurmaya çalışır. Emziği zorla elinden alman çocuklarda da bu durum ortaya çıkabilir. Yeni bir kardeşin doğumu ve ilgi azlığı gibi nedenler de çocukta kendi kendine doyum sağlama gereksinimi yaratabilir. Kimi zaman kasıntıya yol açan kıl kurdu ya da sünnet derisi ile ilgili sorunlar çocuğun bu davranışları yinelenmesine sebep olur. Bu sebeplerin ortaya çıkarılması ve giderilmesi yönünde önlemler alınması en uygun yol olur. Çocuğu korkutup yıldırmakla bunun önüne geçilemez.

Kız ve erkek çocuk beden yapıları, cinsel iç salgı bezleri (Hormonlar) bakımından doğuştan farklı yaratılmışlardır. Çocuk kendi cinsinin eğilimleri desteklendiği sürece, kız ya da erkek kimliğini benimseyecektir. Bir çocuğun kız ya da erkek doğması, cinsel kimliğini kazanması için ilk koşuldur ama yeterli değildir.

Çocuğun, cinsel kimlik kazanmasında en önemli etken özdeşim olayıdır. Çocuk erkek ve kız davranışlarını, anne ya da babasına özendiği için, onlara benzemek istediği için benimser. Çocuk, oturuşundan duruşuna, konuşmasından giyinişine kadar anne veya babasının birçok özelliğini bilinçsiz olarak tekrarlar. Kız çocuğunun annesi ile erkek çocuğunun babası ile arasındaki ilişki ne kadar yakın ve olumlu ise özdeşim o denli kolay oluşur. Ayrıca kız çocuk, babasına kendini sevdirmek için annesine benzemeye çalışır. Kız çocuk, yalnızca annesinden değil, babasından da etkilenerek, onun beğenisini kazanmak için kendi kız kimliğini geliştirir. Aynı şekilde anne de oğluna, erkekliğini geliştirmede destek olur. Çocuklar ayrıca çevresindeki, ağabey, abla, teyze, amca, dayı gibi örneklerden de etkilenir. Oyunlarında, aynı cinsten arkadaşlarının olumlu ya da olumsuz özelliklerini de benimserler. Kendi cinsel kişiliklerini onlarla karşılaştırır, erkek ve kız olarak yarışırlar.

Üç yasına doğru, kız ya da erkek oluşlarının bilincine varmışlardır. Oyunlarda kendi cinsinden arkadaşlara yönelme artmıştır. Kız ve erkek olmakla övünme başlamıştır. Bu kimlik oluşması sürüp gidecek, ergenlik çağında son şeklini alacaktır. Çocuklara kendi biyolojik cinsiyetlerini kabul etmeleri konusunda yardım edilmelidir.
Toplumumuzda okul dönemindeki çocukların cinsel merak içeren oyunlarını daha az anlayışla karşılama eğilimi mevcuttur. Bu sebeple ilkokul dönemi boyunca cinsel etkinlikler üstü örtülü biçimde gerçekleşebilir. Eğer çocuk cinsel konulara fazla yönelmişse cinsel konularla ilgili bilgi verilmelidir. Cinsel eğitimin verileceği en uygun yer ailedir.

Yetişkinler çocukların sorularını basit, sevimli, anlaşılır bir tarzda ve gerektiği ölçüde cevaplamalıdırlar. Çocuğun sorduğu sorular zamanında yanıtlanmalıdır. Anne-baba ve çocuk arasında cinsel konuların konuşulmasındaki en önemli engel anne babaların bu konudaki utangaçlıklarıdır. Bu durumu aşabilmek için anne babalar cinsellikle ilgili kitaplar okuyabilirler.

Çocuklar bedensel gelişimleri konusunda özellikle ergenlik döneminin başlangıcında cinsel bölgelerde meydana gelecek değişiklikler konusunda bilgilendirilmelidir. Cinsel eğitim sayesinde çocuk kendi bedenine ve karşı cinsin bedenine saygı duymayı öğrenir. Bu durum çocuğun ileriki yaşantısında kendi cinsiyetindekilerle ve karşı cinsten kişilerle sağlıklı, düzeyli ilişkiler kurar.Çocuk kendi bedenini ve özelliklerini tanır ve kendine güveni artar ve daha girişken olurlar.

Cinsel eğitimi yaşına uygun bir şekilde alan çocuğun ileriki yaşantısında karşı cinsle kurduğu ilişkiler dengeli olur. Ergenlik döneminde bedensel değişiklikler konusunda bilgilendirilen çocuklar farklılaşmalarını daha çabuk kabullenir. Endişeleri ve yetersizlik korkuları azalır. Doğru bilgilerle donatılan çocuk yanlış bilgilerle donatıldığında bu bilgileri kolayca reddeder. Ayrıca cinsel istismar konusunda bilgilendirildiklerinde pek çok cinsel istismar olayı da kolayca önlenebilir. Cinsel eğitim yaşam boyu devam eden bir süreç olmasına karşın önemli bir bölümü informal olarak "sokak" ta gerçekleşmektedir. Çocuklar ve gençlerin cinsel alanda kendi kendilerini eğitmelerini beklemek yanlıştır. Belirsiz kaynaklardan elde edilen eksik ve yanlış bilgiler yerine, kaynağı belirli, yaş gruplarına göre uyarlanmış, basit ve anlaşılır eğitim programlarına gereksinme vardır.

Yaşamımızın ve kişiliğimizin ayrılmaz bir parçası olan cinsellik, bedensel, psikolojik, sosyal, kültürel, ekonomik boyutları olan bir davranış şeklidir. İnsanlarda cinsellik doğumla başlamaktadır ve tüm yaşam boyunca devam eder. Eğitimde anahtar rolü oynayacak kişiler ebeveynler, aile üyeleridir. Bu anahtar kişilerin cinsel eğitim konusundaki sorumluluklarını görmeleri gerekir. Çünkü ebeveynlerin cinsel konulardaki bilgi ve tutumları; gençlerin gelecekteki cinsel yaşamlarını, aile hayatlarını ve doğurganlık davranışlarını yakından etkilemektedir.

Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Çocuklarda Cinsel Eğitim" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Uzm.Psk.Dnş.Havva BAYAR'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Uzm.Psk.Dnş.Havva BAYAR'ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     3 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Havva BAYAR Fotoğraf
Uzm.Psk.Dnş.Havva BAYAR
Adana
Uzman Psikolojik Danışman
Bireysel Terapi, Aile Terapisi, Çocuk ve Ergen Terapisi, Cinsel Terapi
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi2 kez tavsiye edildiİş Adresi Kayıtlı
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Uzm.Psk.Dnş.Havva BAYAR'ın Yazıları
► Çocuklarda Cinsel Eğitim Psk.Dnş.Leyla DURSUN
► Çocuklarda Cinsel Eğitim Pdg.Barış ÇAKIR
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 16,667 uzman makalesi arasında 'Çocuklarda Cinsel Eğitim' başlığıyla benzeşen toplam 25 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Utangaç Çocuklar Mayıs 2017
◊ Sınav Kaygısı Şubat 2017
◊ Boşanma ve Eşler Ocak 2017
◊ Çocuklukta İstismar Aralık 2016
◊ Çalışan Anne Olmak Aralık 2016
◊ Depresyon Aralık 2016
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


19:43
Top