2007'den Bugüne 77,860 Tavsiye, 25,225 Uzman ve 17,459 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
Cinsel Eğitim
MAKALE #10886 © Yazan Psk.Dnş.Barışcan ÖZTÜRK | Yayın Mayıs 2013 | 1,941 Okuyucu
1980’li yıllardan itibaren benimsenmeye başlayan gelişimsel rehberlik ve psikolojik danışma anlayışında çocukların ve ergenlerin gelişim görevlerini başarı ile tamamlaması için desteklenmesi amaçlanmaktadır. (Gysberg ve Henderson, 2000). Gelişim görevleri, bebeklikten yaşlılığa kadar olan gelişim dönemlerinin her birinde bireyin fiziksel, sosyal, psikolojik, bilişsel ve cinsel alanlarda gerçekleşmesi gereken tutum ve davranışlardır (Özyurt, 2010).
Ergenlik bedensel, toplumsal, bilişsel olgunlaşma dönemidir ve gelişimin stresli ve zor bir süreci olarak tanımlanır. Bu süreçte ergenler aynı anda hem fiziksel değişimler yaşamakta, hem de aile ve yaşıtları ile olan ilişkilerinde zorluklar, karşı cinsle olan ilişkide güçlük, okulda arkadaşlık ettiği yaşıtlarının değişmesi, eğitimle ilgili talepler ve beklentiler, okul ve kariyer hakkında seçim yapmak gibi fikir değişiklikleri yaşarlar. Bu nedenle de ergenler yasamın pek çok dönemine göre daha fazla problemle başa çıkmak zorundadırlar (Özyurt, 2010).
Değişen bedenini kabul etme, üreme olgunluğu kazanma, kendi yaş grubundan kız ve erkeklerde olgun ilişkiler geliştirme, aileden ve diğer yetişkinlerden duygusal açıdan bağımsızlaşma, bir mesleğe yönelme ve meslek seçme, sosyal sorumluluklarını üstelenme ergenlik döneminde yerine getirilmesi beklenen belli başlı gelişim görevleri arasında yer almaktadır (Özyurt, 2010). Havighurst’e (1972) göre ergenlik gelişim görevleri şunlardır (akt. Gander ve Gardiner, 2004),
a) Bedensel özelliklerini kabul etmek ve bedenini etkili biçimde kullanmak
b) Eril ya da dişil bir toplumsal rolü gerçekleştirmek
c) Her iki cinsten yaşıtlarıyla yeni ve daha olgun ilişkiler kurmak
d) Ana babadan ve diğer yetişkinlerden duygusal bağımsızlığı gerçekleştirmek
e) Ekonomik bir mesleğe hazırlanmak
f) Evliliğe ve aile yaşamına hazırlanmak
g) Toplumsal bakımdan sorumlu bir davranışı istemek ve gerçekleştirmek
h) Değerler kazanmak ve bir ahlak sistemi oluşturmak.
Yaklaşık 10-12’li yaşlarda başlayan ve 18-20’li yaşlara kadar devam eden ergenlik dönemi hormonal değişikliklerle başlar. Bu hormonal değişimler, kızlarda ve erkeklerde önce birincil cinsiyet özelliklerinin (üreme organlarının gelişimi) ardından ikincil cinsiyet özelliklerinin (cinsel olgunlaşmayı gösteren pubik kıllanma, aksiller kıllanma, sesin kalınlaşması vb.) ortaya çıkmasını sağlar (Siyez, 2010). Beden yapısındaki bu değişimler ergenin karmaşık duygular yaşamasına neden olabilir. Örneğin bazı kız ergenler göğüslerinin sallanmasından rahatsız olurken bazıları da göğüslerinin sallanmamasından endişe edebilir. Bir erkek ergenin sınıfta tahtaya kalktığında birden bire kontrol dışı ortaya çıkabilecek ereksiyondan korkması da bu duruma bir örnek olarak verilebilir (Orwin, 1995).
Ergenlerin bu karmaşık duygulardan kurtulması için öncelikle kendi bedenlerinde ne gibi değişikliklerin olacağını önceden bilmeleri gerekmektedir. Bu noktada da cinsel eğitim programları devreye girmektedir. Cinsel eğitim doğumla başlayan ve tüm yaşam boyu süren bir süreçtir (Artan, 2002). Cinsel eğitim programları, bireyin fiziksel, duygusal ve cinsel gelişimini anlaması, olumlu bir kişilik kavramı geliştirmesi, insan cinselliğine, başkalarının haklarına, görüş ve davranışlarına saygılı bir bakış açısı edinmesi, olumlu davranış biçimi ve değer yargıları geliştirmesi için oluşturulan eğitim programlarıdır (Bayhan ve Artan, 2004). Bu programların içeriğinde bedensel değişikliklerle ilgili bilgilerin verilmesinin yanı sıra karar verme, sorumluluk alma gibi kişisel becerilerin, iletişim becerilerinin kazandırılması da yer almaktadır (Çok, 2003). Yaşamı bilinçli seçeneklerle düzenleyebilen, seçim yapma özgürlüğünü kullanabilen, yaptığı seçimlerin sorumluluğunu alabilen, cinselliğe karşı olumlu bir tutum içinde cinsel kimliklerinden hoşnut, bedenlerinin ve duygularının bilincinde erişkinler yetiştirme cinsel eğitimin amaçları arasında yer almaktadır (Kaya ve ark., 2007; Çok, 2003).
Cinsel eğitim ile bireyin fiziksel-duygusal büyümesini kabul ederek, gelişmesini sağlıklı bir biçimde tamamlamasına; olumlu davranış ve değer yargıları geliştirerek ailesi, arkadaşları ve çevresiyle iyi-olumlu ilişkiler kurabilmesine, gerekli değerleri ve becerileri geliştirmesine yardım edilebilir. Ayrıca cinsel eğitim, bireyin temel gereksinimlerini aile ve toplum tarafından kabul edilebilir bir şekilde doyuma ulaşmasını sağlamak ve bireyin cinsel yaşam ve ilişkilerinde sorumluluk duygusu ile davranmasını sağlamak açısından oldukça önemlidir.
İnsan Kaynağını Geliştirme Vakfı [İKGV],(2000) yaşam boyu sürmekte olan cinsel eğitime çocuk ve ergenlerin neden ihtiyaç duyduklarını şöyle özetlemiştir: bireylerin kendilerine ve başkalarına zarar vermemeyi öğrenmeleri, sorumlu cinsel davranış ve doğru bilgiye uygun yolla ulaşabilmeleri, arkadaş ve medyadan öğrendikleri yanlış bilgi ve inançları düzeltmeleri, cinsel taciz konusunda bilgilenmeleri ve korunmaları, vücutlarında meydana gelen değişiklikler ve bunun sonunda şekillenen duygularının bilincinde olmaları ve cinsel kimliklerine uygun roller öğrenmeleri açısından cinsel eğitim önem taşımaktadır.
Dünya Sağlık Örgütü’nün (1946) tanımıyla sağlık, sadece hastalık ve sakatlığın olmayışı değil, bedensel, ruhsal ve sosyal yönden tam bir iyilik halidir. Yine Dünya Sağlık Örgütü, cinsel sağlığı “cinsel yaşamın bedensel, ruhsal, zihinsel ve sosyal açıdan bir bütün olarak ele alınması yoluyla kişilik, iletişim ve sevginin olumlu yönde zenginleştirilmesi ve güçlendirilmesi” olarak tanımlamaktadır (akt. Özcebe, 2007). Başka bir tanıma göre cinsel sağlık, bireysel ve sosyal değer yargılarıyla uyumlu şekilde cinsellikten zevk alabilme kapasitesi, yanlış inanış, utanç ve korkulardan arınma, cinsel ve üreme fonksiyonlarına zarar veren organik bozukluk, hastalık ve sakatlıkların yokluğu olarak tanımlanmaktadır (Ekşi, 1990).
Amerika Birleşik Devletleri Cinsel Bilgi ve Eğitim Konseyi’ne (SIECUS), (2004) göre cinsel sağlık eğitimi; yaşam boyu süren bilgi alma, tutum, inanç ve değerler kazanma sürecidir. Dünyadaki cinsel eğitim anlayışının özellikle gelişmekte olan ülkelerde; cinsel perhizi teşvik eden, cinsellikten uzak durulmasını salık veren ve cinsel davranışa yönelik anti politika çalışmaları yürüten ya da sorun çıktığında sorunla mücadele etmeye yönelik olduğu görülmektedir. Bunun temelinde cinsel eğitimin gençleri erken ve yanlış cinsel ilişkiye yönlendireceği kaygısı yattığı bilinmektedir (Gençalp ve Gürsoy, 2010). Oysa yapılan çalışmalar bu kaygının yerinde olmadığını göstermektedir. 1993 yılında Dünya Sağlık Örgütü tarafından yapılan bir araştırmada cinsel eğitim programlarıyla ilgili çoğunluğu Amerika Birleşik Devletinde yapılan 19 araştırma sonucu; eğitimin sanıldığı gibi cinsel ilişkilere özendirici olmadığını tam tersine gençleri daha sorumlu ve doğru davranışlara yönlendirici rol oynadığını ortaya koymuştur (akt. Gölbaşı, 2002). Verilen nitelikli cinsel eğitim; erken dönemde cinsel ilişkiye girmeyi geciktirmekte, hamile kalma, cinsel yolla bulaşan enfeksiyonların görülme sıklığını azaltmaktadır (Üner ve Turan, 2000).
Gerek ülkemizde gerekse yurt dışında yapılan çalışmalar ergenlerin kendi bedenlerinde meydana gelen değişikliklerle ilgili olarak aileleri ve arkadaşları ile konuşmakta güçlük çektiğini ve bununla ilgili eğitime olumlu baktıklarını göstermektedir (Siyez, 2009a). Türkiye Bilimler Akademisi (2004) tarafından Ankara’da yapılan bir araştırmada gençlerin büyük çoğunluğu ergenlik dönemi hakkında bilgilendirilmediklerini, kızlar annelerinden erkekler ise daha çok arkadaşlarından bilgi edindiklerini belirtmişlerdir.
İlgili alan yazın incelendiğinde yurt dışında ergenler için ilkokul 4. sınıftan başlayarak 12. sınıfa kadar devam eden çok sayıda cinsel sağlık eğitim programının geliştirildiği ve okullarda bu programların uygulandığı görülmektedir (Siyez, 2010). Buna karşılık ülkemizde ergenlere yönelik olarak hazırlanan cinsel eğitim programlarının sayısı oldukça sınırlıdır. Dünya nüfusunun önemli bir bölümünü oluşturan ve gelecekte üreme çağı nüfusunu iki kat arttırması beklenen gençler için cinsel sağlık büyük bir önem taşımaktadır. Bu sebeple, gençlerin üreme çağına gelmeden sağlıklarını ilgilendiren cinsellikle birlikte tüm konularda bilgilendirilmeleri şarttır. Ancak gençlerin bedensel, toplumsal ve psikolojik yönden sağlıklarını ilgilendiren cinsellik konusundaki eğitimler alışılmamış bir hizmettir (İKGV, 2000).
Ülkemizde ergenlere yönelik cinsel eğitim programlarının sayıca azlığı ve bunların uygulanmaması sonucunda ergenler olumsuz sonuçlarla karşılaşabilmektedir (Sezgin, 1998). Cinsel olarak aktif olan birçok genç ilk cinsel deneyimini erken yaşlarda, sıklıkla yetersiz cinsel bilgi ile yaşamaktadır (Giray ve Kılıç, 2004). Ayrıca ergenler yaşayacakları değişikliklerin önceden farkında olmadığında, kızlar adet kanaması başladığında, erkekler ise gece boşalmaları olduğunda korku, endişe, utanç, panik olma gibi değişik duygular yaşayabilmektedirler (Cinsel Eğitim Tedavi ve Araştırma Derneği, CETAD, 2000). Cinsel ilişki deneyiminin erken yaşta yaşanması ve çok sayıda partnerle birlikte olunması ergenler arasında cinsel yolla bulaşan enfeksiyonların artışına neden olabilmektedir. Bunun yanı sıra yanlış cinsel inanışlar ergenlerin problemlerle karşılaşmalarına neden olmaktadır. Örneğin korunmasız bir şekilde birlikte olunduğunda bile gebe kalınmayacağı düşüncesi gençler arasında yaygındır. Bir diğer konu ise çocuk ve ergenlerin cinsel istismarıdır. Gerek ülkemizde gerekse yurtdışında çocuk ve ergen istismarına sıkça rastlanılmaktadır. Ülkemizde bu konuda yapılan çalışmaların eksikliği nedeniyle bilinen rakamlardan çok daha fazla sayıda istismarın yaşandığı düşünülmektedir. Trakya Üniversitesi’nde yapılan bir çalışmada aile içi cinsel kötüye kullanım yaşantısının % 1.4 oranında olduğu bulunmuştur (Koten ve ark., 1996). Fakat bu rakamın gerçeği yansıtmadığı düşünülmektedir. Vakaların yalnızca % 15’inin bildirildiği düşünülmektedir (Yates, 1997). Cinsel istismarın yaygınlığı konusunda bildirilen oranlar büyük farklılıklar göstermektedir (kızlar için % 6-62, erkekler için % 3-39). Gerçek yaygınlığın kızlar için % 12-17, erkekler için % 5-8 olduğu düşünülmektedir (Gorey, 1997). İstismara uğrayan kişiler geleneksel değerlere bağlı olarak bu yaşantıyı saklama eğilimindedirler. Tüm bu olumsuz sonuçlar sonrası ergenlerin ruh sağlığında ciddi rahatsızlıklar yaşanabilir. Sonuç olarak ergenlerin fiziksel ve psikolojik olarak zarar görmemeleri için bu konuda yapılan çalışmalara ihtiyaç duyulmaktadır. Bu yüzden çağdaş cinsel eğitim programlarında cinsel istismar bir konu olarak yer almakta, bunun tanıtılması ve ergenlerin cinsel istismardan korunması hedeflenmektedir (Çok, 2003; Sanderson, 2010).
Alan yazında yer alan bilgiler cinsel sağlık eğitimi programlarının sadece cinsel gelişim ile ilgili bilgilerin değil, cinsel sağlıkla ilişkili olan romantik ilişkiler, karar verme, hayır diyebilme, cinsel istismar, toplumsam cinsiyet rolleri ve yanlış inanışlar gibi kavramlarında yer alması gerektiğini ortaya koymaktadır (Çok,2003).
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Cinsel Eğitim" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Dnş.Barışcan ÖZTÜRK'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Dnş.Barışcan ÖZTÜRK'ün izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Barışcan ÖZTÜRK Fotoğraf
Psk.Dnş.Barışcan ÖZTÜRK
İzmir
Psikolojik Danışman
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi6 kez tavsiye edildi
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Dnş.Barışcan ÖZTÜRK'ün Makaleleri
► Cinsel Eğitim Psk.Atiye KAYTAZOĞLU
► Cinsel Eğitim Psk.Remzi KARAKAYA
► Cinsel Gelişim ve Eğitim Uzm.Psk.Aysu YENİEL SİLLE
► Çocuklarda Cinsel Eğitim Psk.Dnş.Leyla DURSUN
► Çocuklarda Cinsel Eğitim Pdg.Barış ÇAKIR
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 17,459 uzman makalesi arasında 'Cinsel Eğitim' başlığıyla benzeşen toplam 25 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Ergen Cinselliği Nisan 2013
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


13:37
Top