2007'den Bugüne 76,481 Tavsiye, 24,909 Uzman ve 17,128 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!



Çocuk Yetiştirmenin Püf Noktaları ve Anne Baba Tutumları
MAKALE #19518 © Yazan Psk.Cüneyt KAYA | Yayın Nisan 2018 | 400 Okuyucu
Anne- baba sevgi ve güvenin kaynağı ama çocuğun bedeni hastalandığı zaman bu duygusal kaygılarda olduğu gibi bedensel hastalıklar kadar bir zayıflık dönemi ve sığınma ihtiyacı ortaya çıkarır. Buna bağlı olarak çocuk kendini güvende hissedip ebeveyne tekrar bir yakınlaşma ihtiyacı hisseder. Yani hastalık dönemlerde daha anneci daha babacı olduğunu, okula gitmek istemediğini görebilirsiniz. Aile büyükleri de doğal olarak korumacı davrandıkları için yemeğiyle, ilacıyla ekstra ilgi göstereceğinden dolayı bir süre sonra çocuk artık bunu bir ilgi aracı haline getirir hastalığı. Hoşlanıyor çünkü tekrar ilgi merkezi haline geldiği için hem bunu kullanmaya devam ediyor bir metod olarak kullanmaya devam ederken bir takım kazanımlar elde ediyor ve maalesef bu da çocuğunuzun özgüvenini ve gelişimine sekte vuran konulardan birisi haline geliyor. Şimdi mümkünse bu dönemlerde tıbbi tedavisini yerine getirin ama ekstra bir anneci babacı gibi bir yaklaşımınız olmasın.
Çocuklardaki ağlama durumunun evrensel olduğu ve bunu herkese karşı kullanabileceğini tutumlarını göz ardı etmemeli ve ebeveyn olarak bunu değerlendirerek davranmalıyız.
Belli başlı dört anne baba tutumu vardır. Bunun üç tanesi yanlış bir tanesi doğru tutumdur.
-Aşırı korumacı
-Aşırı baskıcı
-Aşırı serbest anne baba
-Demokratik anne baba.
Demokratik anne baba çocuğa seçenekler sunar. Mesela yemeğini yemesi ya da yememesi, uyuması ya da uyumaması, odasını toplaması ya da toplamaması, ödevini yapması ya da yapmaması, kardeşine vurması ya da vurmaması. Yani hep çocukların karşısında her zaman seçenekler var ve biz ebeveynler olarak istiyoruz ki çocuklarımız her zaman doğruları seçsin, yanlışlardan uzak dursun. Ama bunu hep yanlış metotlarla yapıyoruz ya aşırı korumacı tavır ve davranışlarımızla çocuk için doğru olani onlardan önce bizler seçip çocuğa seçme hakkı bırakmıyoruz ve böylece çocuğun karar verme mekanizması gelişmiyor ve hayatı boyunca da karar veremeyen karar vermekte zorlanan birilerinin onun için bir şey yapmasını bekleyen bir bireye dönüşüyor. Bununla beraber aşırı baskıcı ve otoriter bir ebeveyn olarak yine çocuğun seçimini ondan önce yaptığımız zaman çocuğa seçme hakkı bırakmadığımız için çocuk yine seçme becerisini geliştiremiyor. Bizler bu konuda da sıkıntı yaşatmış oluyoruz.
Umursamaz bir tavır sergilersek te çocuğun hatalı seçimler yapma ihtimalini de göz ardı etmiş olduğumuzdan dolayı yarın bir gün bir sıkıntı yaşadığında da o zaman şikayet etmeye hakkımız olmayacaktır. Demokratik anne babanın her zaman çocuğa seçenek hakkı vermesi gerekiyor ama bu seçeneği ile ilgili de çocuğa fırsat vermesi gerekiyor. Mesela çocuk doğruları da seçebilir yanlışları da seçebilir. Tamam, o zaman biz doğruyu seçmesini nasıl sağlayacağız? Yanlışı seçmemesini ya da yanlıştan uzak durmasını sağlayacağız?
İşte bu noktada ödül ve ceza uygulanması gerekir. Ödül ve cezanın işe yaraması için beş yaklaşım metodunu da doğru ebeveyn üzerine eklemeniz lazım. Bunu da size aktaracağım ;
- Kararlı ve tutarlı olmanız yani çocuk konusunda tutarlı davranmanız. Çocuk ne kadar ısrar ederse etsin, ağlarsa ağlasın baskı psikolojik ya da fiziksel olsa bile hiç fark etmez asla ve asla kararınızdan vazgeçmeyin. Kararlı olmak demek politikanızı değiştirmemek demektir.
Diğeri de tutarlı olmak. Bugün uyguladığınız politikayla önceki uyguladığınız politikanın çelişmemesi. Yani sigara içme derken siz içerseniz çocuğa ders çalış derken siz çalışmazsanız, kitap oku derken siz okumazsanız, çocuğa doğruyu söyle derken sizin arkadaşınızın, akrabanızın yani birbirinize yalan söylediğine şahit olursa basit ya da karmaşık olaylarda kendinizle çeliştiğinizi görürse size olan güven ve inancını kaybeder. Bu durumda siz otoritenizi yitirmiş oluyorsunuz. Bu davranışınızla çocuğun ekstra bir şey yapmasına gerek kalmıyor o yüzden mutlaka kararlı ve tutarlı olmalısınız.
-Ağız birliği yapıyorsunuz. Ağız birliği çocuğun karşısında otorite olan ebeveynlerin, yetişkinlerin buna Öğretmende dahil anne baba dede nine kim varsa aile büyüleri de dahil herkesin tek yumruk olması gerekiyor. Nedeni bir arabada neden iki direksiyon yoksa bir sınıfta neden iki tane öğretmen yoksa aynı sebepten dolayı çocuk eğitiminde de tek ağız olmamız gerekir. Yani annenin söylediği ile babanın söylediği çelişirse öğretmenin söylediği ile anne babanın söylediği çelişirse dedenin söylediği babayla çelişirse o zaman çocuk otomatik olarak şöyle değişmeye basılıyor eksikleri kusurları olabiliyormuş yanlış düşünebiliyormuş her söylediği doğru olmayabiliyormuş. O zaman bir sonraki sefere söyledikleriniz doğru olsa bile önemli ciddi olsa bile bunu çocuğunuz kale almayacak çünkü niye?
Ya yanlışsa? Ya da ona göre öyle bana göre başka diyecek ve sizi sorgulamaya başlayacak. Yani otoritenizi çiğnemiş olacaksınız. Bu sebepten dolayı ağız birliği yapılması gerekir.
Yıllarca ‘’ Çocuklar Duymasın’’ diye bir dizi izledik. Hiç şunu sorduk mu?
Çocuklar neyi duymasın?
Çocuklar ebeveynin yani otoritenin birbirleriyle çeliştiğini duymasın. Mutfak diyoruz, mutfakta kendi aramızda konuşuyoruz, tartışıyoruz ama çocukların karşısına yine tek ağız olarak çıkıyoruz. Yani çocukların duyacağı şey tek ağız. Ama ne söylerseniz söyleyin fikir ayrılıkları olabilir otoriteler karşısında ama çocukların karşısında mutlaka birbirinizi desteklemeniz gerekiyor. Bu da şu anlama geliyor babamız bir şey söylediğinde yanlış söylemiş bile olsa çocuğun karşısında ;
- Aaa babası öyle olmaz ama demeyeceğiz. Peki, ne söyleyeceğiz?
- Yavrum baban öyle söylüyorsa öyledir, diyeceğiz.
Babayı destekleyeceğiz. Ya da annemiz bir şey söyledi hemen kayınpederimiz eşimiz annemiz ;
- Hayatım o öyle değil, demeyeceğiz.
-Hayatım mutfak diyeceğiz. Mutfakta gideceğiz, konuşacağız, tartışacağız fikirlerimizi söyleyeceğiz ama çocuğun karşısında tek ağız olmak zorundayız.
Bunu yapığımız zaman hem sözlerimizle çelişmemiş oluyoruz hem de birbirimizin otoritesini korumuş oluyoruz. Hem de kendi otoritemizi sarmamış oluyoruz çünkü bir kişinin otoritesi sarsılırsa yarın bir gün diğerinin de otoritesi sarsılır. Düşünsenize Banka’da birden fazla müdür olsa ne olur?
Herkes her şeyden sorumlu olsa?
Bazı şirketlerde birden fazla müdür olabilir ama biri pazarlama biri insan kaynakları biri muhasebe müdürüdür. Hepsinin kendi alanında görevi işleri bellidir. Bir de genel müdür olur. Ama genel müdür de tektir. Farklı kurumlarda birden fazla genel müdür olsa da başlarında bir tane Cio olabilir. Bu yüzden hep yönetim tek merkez olmak zorundadır. Çocuk eğitimi de aynı farklı değil. Öteki türlü çocuk eğitimi sizi birbirinize düşürmeye başlar ve bundan menfaat elde ettikçe bunu bir silaha dönüştürür. Sizden yüz bulamazsa babaya babadan yüz bulamayınca dedeye ondan bulamayınca amcaya, teyzeye hep şikâyet etmeye başlar ve siz bu sefer birbirinize düşersiniz. Birbirinizle uğraşmaktan çocuğunuza doğruları öğretemez hale gelirsiniz. O yüzden ağız birliği de önemli olan ikinci konumuzdu.
Üçüncü konu;
Söz vermiyoruz, vaatte bulunmuyoruz.
Söz vermek, vaatte bulunmak rüşvet teklif etmektir. Yapacağınız şeylere söz verseniz bile bu durumda çocuklar şunu öğreniyor. Doğruları öğretmeye çalışsanız bile bir menfaat olmadan o doğrunun yapılmayacağını öğreniyor.
Çocuklar bir terörist gibidir menfaatlerini düşünür. Benmerkezci davrandıkları için çok stratejik düşünürler. Bu da neyi gösterir?
Çocuğunuzun gayet zeki olduğunu gösterir. Ama zamanla anne babalar bunu olumsuz etkileyebiliyorlar. Mesela ben çocuğum bir davranış yapıyorsa bunu menfaat karşılığı yapmasını istemiyorum. Niye?
Bugün çikolatayla kandırdığınız çocuğu on sekiz yaşında neyle kandıracaksınız?
Bir örnek vermek gerekirse bir veli çocuğuna 10 miyar teklif etmiş.
Eğer ki hafız olursan sana 10 milyar, ne istiyorsan.
Sordum yapacak mısın?
- Yoo, bir bilgisayarla kandırırız, dedi.
Olmaz öyle. Söz verip tutmadığınızda da kendi otoritenizi sarsmış oluyorsunuz. Bu sefer çocuk neyi öğrenir?
Annem boş konuşur babam boş konuşur yani size olan inancı ve güveni sarsılır. Hayır, bir sakız da olsa lüx bir araba da olsa bundan sonra vaat yok.
Bir davranış ortaya çıkarmanın ve sürdürmenin yolu ödül ve cezadır. Pekiştirilen bir şeyde nasıl modern bilimde, Psikoloji de bilimsel deneyler
yapılıyor ve bu deneylerin donucunda bilimsel veriler ortaya çıkıyor. Bu bilimsel verilerin ışığında evrensel bir takım kanunlara ulaşılır. Evrensel Kanunlar, Dünya’nın her tarafında geçerli ve tekrarlanabilir sonuçları olan kanunlardır. Yani ben bu kalemi burada da bırakırsam yer çekimi kanunu bunun düşmesine sebep olur, kutuplar da bırakırsam aynı sonucu alırım çünkü bu bir kanun, bilimsel bir kanun.
Aynı şey Psikoloji içinde geçerli.
Şöyle bir kanunumuz var;
Olumlu pekiştirilen davranışların görülme olasılığı artar, olumlu pekiştirilmeyen yada köreltilen davranışların görülme olasılığı azalır. Pekiştirme ödüllendirmeyle yapılır köreltme ise cezalandırmayla yapılır. Bu da bir kanundur. Sözde bir takım uzmanlar diyor ki;
Beni ödülle cezalandırma ya da bu devirde ceza mı olurmuş?
Bu devir de yer çekim kanunu mu olurmuş diyor muyuz? Demiyoruz çünkü bilimsel bir gerçek. Aynı şey bunun için de geçerli. Tekrarlanabilir her dönemde her koşulda ve her çağda geçerlidir. Olumlu pekiştirilen davranışların tekrarlama olasılığı artar, olumsuz pekiştirilen ya da cezalandırılan davranışlarında körelme olasılığı artar. Bu davranışı söndürürsünüz. Ödül ve cezanın etkili olması için öncelikle doğru ebeveyn olmamız lazım ikincisi beş kuralı uyguluyor olmamız lazım. Eğer bunu uygulamazsak zaten işe yaramaz. Yani ben doğru ilacı alacağım ama kutunun içinde ilaç yoksa kutunun bir faydası olmaz ya da ilaç var ama içmezsem bir faydası olmaz. Bütün kutuyu da içersek faydası olmaz zararı olur. İçeriz fakat hasta değilizdir bir faydası olmaz zararı olur. Aynı bunun gibi. Her zaman her doğru istediğiniz sonucu vermez. Bunun içinde yöntem ve metod önemlidir. Dördüncü olarak da duygusal tepki göstermeyeceğiz. Duygusal tepki ne demek? Çocuğunuzun bir takım davranışları karşısında öfke, kızma gibi size dair duygularınızı içeren davranışları göstermeyeceksiniz. Çünkü ortada bir problem ya da çocuğunuzun yanlış davranışı varsa biz duygusal tepki vermiş olduğumuz zaman anneliği göstermiş oluruz. Çocuk neyi görür?
Duygusal tepki gösteren ebeveyni görür. Neyi göremez?
Kendi hatalı davranışını göremez ona odaklanamaz dolayısıyla biz ne kadar anlatırsak anlatalım çocuk bize göre şekil alacak kendi hatalı davranışına odaklanamadığı için doğru davranışlar geliştiremeyecektir. O yüzden bizim kızmamız, küsmemiz, bağırmamız sadece çocukla aramızdaki iletişimi koparır. Yani bir bilgisayar istediğim programı açmıyor diye kızıp köpürür kablolarını sökersem, bilgisayar o programı hiç çalıştırmaz. Benim bu yüzden doğru komutları girmem gerekir. Doğru komutları girdiğim zaman bilgisayar istediğim programı açar. Çocuk eğitiminde de kesinlikle duygusal tepki göstermeyeceksiniz. Yani çocuk sizin önemli evraklarınızı yırtarsa bağırıp, çağırmayacaksınız, güzel bir elbisenizin üzerine makasla şekil yaparsa kıyamet koparmayacaksınız. Hep tatlı dil ve güler yüz. Yani oh iyi ki bunu yaptın demeyeceğiz. Biz disiplinimizi bile şefkatle, tatlılıkla ve sevgiyle sağlayacağız. Ama kesinlikle duygusal tepki yok. Çocuğuna küsen bir annenin ve ya küsen bir babanın çocukta travmatik izler yarattığını biliyoruz. Yani çocuğunuza travmalar yaratmamak için duygusal tepki göstermeyeceğiz.
Beşincisi de çocuğumuza bence en önemlisi kitaplarda okuyamayacağınız, uzmanlardan duyamayacağınız bilgi ;
Çocuğunuza ne yapacağını ya da ne yapmayacağını söylemeyeceksiniz. Yani komut vermeyeceksiniz.
Sizi ben aradığımda neden yanımda yoktunuz şeklinde etkileme çabaları olabilir. Ama her bakışınız bile çocuk için amaca giden yolda bir mesajdır bunu unutmayınız. Sizi eleştirmek istemiyorum sistemi böyle kurmuş olabilirsiniz ama bunu düzelteceğiz. Düzelteceğimiz ilk konu iletişiminiz olacak.
Çocuğumuza ne söyleyeceğini ya da ne söylemeyeceğini anlatmayacaktık. Bu ne demek?
Ağla demeyeceğiz ya da ağlama demeyeceğiz. Elini yıka demeyeceğiz, elini yıkama demeyeceğiz. Oyun oyna demeyeceğiz, oyun oynama demeyeceğiz. Şimdi bunu neden söyleyeceğiz ve bunu söylemezsek nasıl olacak?
Söylediğimiz zaman komut vermiş oluruz sonrasında hep ne yapılacağını söylemenizi ister. Doğal olarak özgür düşünce gücü gelişmez.
Beslenme konusunda özendirici davranmanız gerekiyor. Çocuğunuza hiçbir zaman zorla yemek yedirmeyin. Ama öğün saatlerimiz olsun. Öğün saati çocuğa göre dört olabilir ama o öğün saatinde ve belli bir yerde çocuk yemek yeme alışkanlığı kazansın. O saatte çocuğunuza şunu soracaksınız. Yavrum acıktın mı? Yemek yemek ister misin?
Çocuğun seçeneği ya evettir ya hayırdır. Hayırsa kesinlikle zorlamıyorsunuz. Bir sonraki öğüne kadar aç bırakıyorsunuz. Kesinlikle abur cubur meyve vermeyeceksiniz. Gerekirse mutfak kapısını kilitleyeceksiniz. Yemek yemedi bari şunu yesin diye bir ara öğün verirseniz çocuğun acıkma dürtüsünü harekete geçirmiş olmazsınız. Acıkma dürtüsü insanın temel ihtiyaçlarından biridir ve mutlaka harekete geçtiği zaman insanın beslenme ihtiyacını karşılamak için davranış sergiler. Biz bu dürtüyü harekete geçireceğiz. Bu yüzden de öğün saati dışında bir şey vermeyeceksiniz. Bir sonraki öğünde tekrar soracaksınız.
Yavrum acıktın mı bir şey yemek ister misin?
Tatbiki seçenekleri var. Yemek seçmeden o saatte o öğünde ne varsa onu vereceksiniz. Başka bir şey yemek istediği ya da yemek seçtiğinde kesinlikle yedirmeyin. Ama babası o yemeği yediği için ona sarılın, öpün. Çikolata verin. Çocuğunuzun karşısında baba o çikolatayı yesin. Ödüllendirmiş olacağız ve çocuk ne yapacak bende çikolata istiyorum dediği zaman; baban yemeği bitirdiği için çikolatayı hakketti sende yemek yemek ister misin?
Hayır derse tutarlı davranıp çikolata vermeyeceksiniz. Bir sonraki öğüne kadar başka bir yiyecek de vermeyeceksiniz.
Evet, yiyeceğim derse de; ne kadar yemek isterse tabağına kendin koy diyeceksiniz. Kendisi koysun döke saça kendisi az da olsa yemeğe çalışsın, tabağını bitirmeden yarım bırakırsa yarım ödül verin. Ne kadar yerse o kadar ödül verin. Maalesef sen bir kaşık yedin o zaman küçük bir parçayı hakkettin diyeceğiz. Ama yemeğini yediğin için aferin diyeceğiz. Yemek sürecini uzatmak isteyebilir. Yemek için uzatılan her an anne babasının onunla ilgilendiği zamandır. Bunu da etkin kullanmak için yemek yememek adına elinden geleni yapacaktır. Bu yüzden zamanı denetlemek gerekir. Yani saatimiz doldu kalkıyoruz artık deyip sofradan kaldıracaksınız ister yemeğini yesin ister yemesin. Yemeği saatinde bitirmediği için de çikolatanın bir kısmını vermeli diğer kısmını görmeyeceği bir yere kaldırmalısınız. Bu çikolata olmaz ya da bebek olabilir. Bir kaşık yemek yedin bebeğinle beş dakika oynayabilirsin ama hepsini bitirmediğin bebeğini kaldırıyoruz, diyerek çocukta zaman algısını geliştirmeliyiz. Zamanla çocukta yemeğimi bitirmeliyim daha zamanım var mı? Gibi bir algı oluşacak. Yemek yemeğe evet dediği zaman ödüllendireceğiz ve sofra ortamını eğlenceli hale getireceğiz. Bu şekilde çocuğunuz sofrada bulunmak isteyecek. Hep böyle yemek yemek ve zamanında yemeyle alakalı farkındalık oluşturacağız. Bunu yaptıktan sonra çocuk hem açlık dürtüsü hem kazanımlar yanı yemek yerse ne olacak yemezse ne olacak gibi yavaş yavaş bu doğrultu da adım atmaya başlayacak. Ama kesinlikle sevdiği yiyecekleri yapmayın çünkü sonraki aşamada pazarlama olur. Ben bunu sevmiyorum ötekini yap. Hep sizi adeta bir sinir hali içerisinde yıpratmaya çalışacaktır. Önce örnek olunacak sonra davranışı ödüllendireceksiniz.
Ödül çocuğun hoşuna giden bir davranıştır para hariç. En güzel ödül sevgi ve bedensel temastır. Sarılmak, öpmek, kucaklamak gibi. Ona milyarları da verseniz bu uçak senin olsun deseniz umurunda bile değildir. Hiçbir şeyi sevginize değişmez. Mesele ödülün nasıl verildiği.
Ödülü dört kurala göre vereceksiniz;
Davranıştan sonra
Niçin verdiğinizi söyleyerek, Sen diliyle
Miktarı ve süresi belli olacak, Hoşuna gidecek şekilde, sen bunu yaptığın için bunu hak ettin şeklinde açıklama yapacaksınız. Her davranışından sonra vermeyin ki ödül odaklı alışmasın. Ceza da da sen dilini kullanarak istediğinden mahrum bırakacaksınız. Sen ağlayarak benimle konuştuğun için, seninle bugün daha az oynayacağız ya da sen ağlayarak bunu yaptığın için çikolatanın bir kısmını kaybettin. Mesela tam bebeğiyle oynarken kucaklamışken onu alıp sen içerde bizimle ağlayarak konuştuğun için şimdi daha az kalacak bebeğin. Sen bunu yaptığın için sana böyle davranıyorum seni cezalandırdığım için değil, diyeceğiz. Çocukta ödül sırasında bir şeyleri başardığı için özgüven oluşur. Ceza durumunda da sorumluluk duygusu gelişir. Sevgiyi ödülde kullanın fakat parayı kullanmayın. Ceza da da sevgiyi değil ama parayı kullanabilirsiniz. Mesela harçlığından biraz kesebilirsiniz. Ama seni sevmiyorum diye bir ceza yoktur. Bunu yapmayın.
Tavsiyelerimize uyduğunuz sürece korkmayın imkânsız diye bir şey yoktur çocuklarınız ile sağlıklı mutlu ve huzurlu günler sizleri bekliyor olacak.

Psikolog Cüneyt Kaya
Aile Danışmanı
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Çocuk Yetiştirmenin Püf Noktaları ve Anne Baba Tutumları" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Cüneyt KAYA'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Cüneyt KAYA'nın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     1 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Cüneyt KAYA Fotoğraf
Psk.Cüneyt KAYA
Konya
Psikolog
Klinik Psikolog,aile ve Evlilik Danışmanı,cinsel Terapist
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi48 kez tavsiye edildiİş Adresi KayıtlıTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Cüneyt KAYA'nın Yazıları
► Anne Baba Tutumları Psk.Melek BAL
► Anne Baba Tutumları Psk.Reyhan UZUN
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 17,128 uzman makalesi arasında 'Çocuk Yetiştirmenin Püf Noktaları ve Anne Baba Tutumları' başlığıyla benzeşen toplam 14 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Gerçek Ebeveynlik Ekim 2017
► Takım Tutmak ve Aidiyet Mayıs 2017
► Aile ve Evlilik Terapisi Mayıs 2017
► Hepimiz Hipnozdayız Ağustos 2013
◊ Aldatılırsam Ne Olur? Mayıs 2017
◊ Stres Çarkı Çark Etti Mayıs 2017
◊ Kadın Dediğin… Mart 2015
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


11:17
Top