2007'den Bugüne 77,505 Tavsiye, 25,138 Uzman ve 17,347 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!




.
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
Gösteriler Çocuklar İçin Değil, Anne Babalar İçindir!
MAKALE #19586 © Yazan Uzm.Psk.Ebru ZORLUTUNA | Yayın Mayıs 2018 | 360 Okuyucu
Okul öncesi dönemde her anaokulunda bir dizi gösteri olur. İngilizce performanslar, anneler günü, babalar günü, portfolyolar…. Bu süreçte her çocuk farklı tepkiler gösterebiliyor. Bazı çocuklar anne babaların yanında rahat hissedebilirken bazıları çekingen tavırlar gösterebiliyor. Anaokulunda çalışan biri olarak çok rastladığım konulardan biridir. Neden bazı çocuklar rahat oluyor? Bazı çocuklar ise daha çekingen oluyor? Üstelik bazıları aileleri yokken daha rahat davranıyorlar. Rahat davranan bu çocuklar anne babalarını gördüklerinde neden tutuluyorlar?

Gösteriler anaokulunun içinde olsa dahi çekingen davranabiliyorlar. Anne babalar da bunu yarış haline getirebiliyorlar. “Neden diğer çocuklar yapabiliyor benim çocuğum yapamıyor?” Elbette ki düşünülmesi gereken bir konu olabilir. Fakat ben farklı bakıyorum bu düşünceye. Gösteriler çocuklardan çok anne babalar için yapılıyor. Anne babalara bir ürünün sonucunu göstermek için yapılıyor. Çocuklar bu gösterileri yapmak zorunda değiller. Çünkü orada sadece siz yoksunuz. Tanımadığı birçok aile var. Onlardan bir performans bekliyorlar. Örneğin; takıntılı bir çocuğun orada hata yapma lüksü yoktur. O, her şeyi hatasız yapmalıdır. Bu süreçte performans kaygısı yaşayabilmektedir.

Şimdiye kadar tanık olduğum aileler bu süreçte çocuklarını yoruyorlar. Aynı zamanda yetersiz hissettiriyorlar. Bir defasında bir çocuk anne babasını görünce tutuldu kaldı. Anne babasının yanına ağlayarak geldi. Anne babası ceza verirmişçesine seni istediğin yere götürmeyeceğiz. “Gidip yapmalısın. Seni sevmeyeceğim. Çok üzülüyorum yapmadığın için.” gibi çocuğu zaten yapamadığı bir şey için yetersiz hissettirdiğine şahit oldum. Üstelik ertesi gün yapması için evde bin bir türlü sözler sarf etti. Ertesi gün çocuğu tekrardan performansa çıkarmak için diretti. Çocuğa yapmak isteyip istemediğini sordum. İstemiyorsan yapma dedim. Yapabilirim dedi. Ailesi içeriden bir odada seyretti. Onları görmeden yaptı. Ardından ailesi abartılı tepkilerde bulundu. O çocuk orada bir şeyi öğrendi. “Hata yapmamalısın. Hep başarmalısın. Hata yapma lüksün yok. Hata yaptığında sevilmezsin.” O aile çocuğunun böyle bir karar almasına neden oldu. Çocuklarınıza davranırken kendi için nasıl bir karar aldığını da düşünün. Her çocuk yaşadıklarından kendi ile ilgili bir karar alabilir. Gösteriler çocuklar için değil anne babalar içindir. Çocuklar bunları yapmak zorunda değillerdir. Çocukların bu kararına saygı duyulmalıdır. Bu bir başarı göstergesi sayılmamalıdır. Hiçbir çocuk izleyicileri karşısında bir şeyi güzel yapmak zorunda değildir. Hata da yapabilir. Ağlayabilir. Utanabilir. Anne babasının yanına gitmek isteyebilir. Hiçbir şey yapmadan durabilir. Anne babasının yanında oturup arkadaşlarını izleyebilir.

Çocuğunuzu tüm bu davranışları için utandırmayın, suçlamayın. Çocuğunuzun ilk deneyimlerini yaşadığı bu yılların son deneyimleri olmasına neden olmayın. Çocuğunuzu hangi tepkiyi verirse versin kabul edin. Dünyanın en harika işini yapıyor gibi yaklaşın. Ağlıyorsa bilin ki o kadar baş edebiliyordur. Ağlamaması için çaba sarf etmeyin. Sahneye çıkıp performans göstermesi için zorlamayın. Sizin için bir şeyler yapması için zorlamayın. Onun kararına saygı duyun. Yetersiz hissettirmeyin.

Ailelerin beklentileri ne kadar yüksekse çocuklarda o kadar az performans gösteriyor. Bir çocuğu düşünün. Sınıfta o kadar rahat, dışa dönük, sosyal… Ne zaman ki annesinin karşısında bir performans yapması gerektiğinde dona kalıyor. Annesi de ısrarla yapması yönünde kaşıyla gözüyle karşısında tepki veriyor. Çocuk da bu baskılar karşısında iyice içine kapanıyor ve yapamıyor. Anne, öğretmeninin yanına gelip oğlunun yapması için konuşmasını istiyor. Çünkü beklentisi onun yapması yönünde. Çocuk yapmadan performansını tamamlıyor. Okuldan ayrılırken ablasının her gösteride en ön sırada istekle yaptığını dile getiriyor. Çocuk da “ama ben yapmak istemedim” diyor. Ne kadar anlamlı… Yapmamak onun kararıydı. Ama kabul gören bir karar değildi… Çünkü beklenti yüksekti… En ön sırada rahatça yapan bir abla vardı… Çocuğun yapamama sebebi belliydi. Bu çocuk zaten o ana kadar kıyaslamalarla büyümüştü. Okulda bu kıyaslamaya maruz kalan bir çocuk evde de olabiliyordur. Çocukların elbette birçok sebebi olabilir. Ama anne babaların karşısında performans gösteremeyen çocuklar hep düşündürmüştür beni. Ne oluyor da bu çocuklar bu tepkileri veriyorlar?

Anneyle arasındaki bağla mı ilgili? Performans kaygısıyla mı? Diğer tanımadığı insanlardan çekinmesiyle mi? Hepsi olabilir… Sebebi ne olursa olsun. Bu çocuklara nasıl davrandığımız önemlidir. Bir çocuk bir şeyi yapamıyorsa onu yüzüne vurmamak gerekir. Kendini zaten yetersiz hissederken bir de anne baba yapamadığını hissettirmemelidir. Okul öncesi dönemde kaydettiği birçok şeyi düşünürsek hiçbir çocuk yetersizliği hissetmemelidir. Anne babaların hırslarıyla savaşmamalıdır. “Neden benim çocuğum yapamıyor?” duygusuyla baş etmemelidir. Hatalar güzeldir. Geliştirir, iyileştirir. Bırakın çocuğunuz yapamasın. Bir sonraki yapabilme gücünü hissetsin. Siz yüksek beklentide olduğunuzda çocuğunuz daha da kaygılanacaktır. Kaygısını düşünecek daha da hata yapacaktır. Çocuğunuz performansına odaklanacak kaygısıyla ilgilenecek o anı yaşayamayacaktır. Sonunda da takıntılı ve kaygılı bir çocuk olacaktır.

Çocuğunuzun küçük başarılarıyla ilgilenin. Onları küçük başarılarıyla güçlendirin. Büyük başarılarının kaynağı bu küçük başarıları olabilir. İyi bir iş çıkardığına inandırın. Dünyanın en güzel işini yaptığını hissettin. Onu her haliyle kabul ettiğinizi gösterin. Her çocuk buna ihtiyaç duyar.

Her çocuk biriciktir. Çoğu aile toplu performanslarda çocuklarını diğer çocuklarla kıyaslarlar. “Neden onlar yapıyor, benim çocuğum yapamıyor?” Çünkü her çocuk özeldir. Ailelerin bu yarışı çocuğunun ne hissettiğini unutturuyor. Çocuğunuz henüz böyle bir performansa hazır olmayabilir. Bunun altında birçok sebep yatabilir. Her şeyi çocuktan beklememek gerekir. Çocuğunuzun hiçbir şey yapmadan gurubun içerisinde bulunması bile bir beceridir. Yanınıza gelmesini de garip karşılamayın. Şu an için bu kadar baş edebiliyordur. Bu çocuğunuzun sorunlu olduğunu göstermez. Aynı zamanda sizin kötü bir anne olduğunuzu da göstermez. Bu süreç sizi hırsa büründürmesin. Çocuğunuzdan daha değerli değil performanslar. Çocuğunuz elinden geleni yaptı. Bu yaşında bu kadar yapabiliyor. Bu her zaman böyle olmayacak. Ama siz bu performansı için utandırırsanız ya da suçlarsanız hayatı boyunca böyle devam edebilir. Onda kalıcı bir etki bırakmak istiyorsanız ona kızın, utandırın, suçlayın… Hiçbir çocuk başkaları performansını görsün diye yapmak zorunda değildir.

Çocuğunuzun sadece başarılarıyla ilgilenirseniz hata yapmasını engellemiş olursunuz. Hata yapmadıkça da gerçek başarıya ulaşması zor olacaktır. Deneme yanılma fırsatı tanınmamış çocuklar mükemmeliyetçi olmak zorunda kalacaktır. Çünkü onları başarılarıyla seven anne babaları vardır. Hata yaptıklarında sevilmeyeceklerini düşüneceklerdir. Sevginin sadece başarılarla elde edileceği inancıyla büyüyeceklerdir. Bu da daha okul öncesi çocukları için büyük sorumluluktur. Aslında her çocuk için böyledir.

Çocuklarını yüreklendirin. Potansiyellerinden daha fazlası için inandırın. Fakat bunu yüksek beklentilerinizle dile getirmeyin. Küçük çabalarını takdir edin. Yapamadıkları için kişisel bir itamda bulunmayın. Çocuklarınızın kişiliğinden çok davranışlarına yönelik görüşlerinizi belirtin. Onları anlamaya çalışın. Duygularını dile getirmesine izin verin. Her türlü duygusunu kabul edin. Unutmayın o yaşına göre büyük bir iş başardı. Bundan sonrakiler için güçlü bir referans bırakması için uğraşın…
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Gösteriler Çocuklar İçin Değil, Anne Babalar İçindir!" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Uzm.Psk.Ebru ZORLUTUNA'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Uzm.Psk.Ebru ZORLUTUNA'nın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
.
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Uzm.Psk.Ebru ZORLUTUNA'nın Yazıları
► Boşanan Anne Babalar mı? Uzm.Psk.Didem Turgut ÇÖNKÜ
► Evhamlı Anne Babalar Psk.Serap DUYGULU
► Sık Seyahat Eden Anne Babalar Psk.Serap DUYGULU
► Gençlerde Asilik ve Anne Babalar Uzm.Psk.Dnş.Fatma KIRIMLI TAŞKIN
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 17,347 uzman makalesi arasında 'Gösteriler Çocuklar İçin Değil, Anne Babalar İçindir!' başlığıyla benzeşen toplam 25 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


06:44
Top