2007'den Bugüne 81,100 Tavsiye, 25,797 Uzman ve 18,060 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!



Öfke Kontrolsüzlüğü Sorununa Klinik Dalış (Bakış)
MAKALE #19770 © Yazan Uzm.Psk.Erol AKDAĞ | Yayın Eylül 2018 | 5,427 Okuyucu ÇOK OKUNUYOR
Öfke kontrolsüzlüğü sorununa klinik dalış (bakış)

Herhangi bir kimse öfkelenebilir. Bu kolaydır. Ne var ki; Doğru İnsana, Doğru Derecede, Doğru Zamanda, Doğru Maksatla ve Doğru Biçimde Öfkelenmek İşte Bu Zordur. (ARİSTO)

Öfke ; engellenme, incinme veya bir tehdide karşı ya da kendi benliğine yönelik bir tehdit hissettiğinde yaşanan duygudur. Öfke; belirli bilişsel ve algısal çarpıtmalarla ilişkilendirilen negatif bir duygu durumudur. Çoğu zaman bilinçdışı gerçekleşir.

Öfke normal bir duygudur. Normal olmayan öfkeyi saldırganca ifade etmektir. Dolayısıyla öfke kontrolünde amaç öfkenin dışa vurulmasını engellemek değil , öfkenin nasıl uygun bir dille ifade edilebileceğini bilmektir. (Asıl sorunun öfke değildir, öfkeyi ifade ediş biçimidir.)

Öfke, uygun ifade edildiğinde, son derece sağlıklı ve doğal bir duygudur. Ancak kontrolden çıkıp da yıkıcı hale dönüşürse; İş hayatında, okul hayatında, arkadaşlık ilişkilerinde, aile ile ilişkilerde yani genel yaşam kalitesinde sorunlara yol açar.

Öfke; Vücudun fiziksel ve biyolojik olarak değişimler göstermesi durumudur. Kişi, öfkelendiğinde vücut kaç ya da savaş şeklinde emir verir.

Doğru ifade edilmeyen öfkenin yol açtığı fiziksel problemler arasında;
• Baş ağrıları,
• Mide rahatsızlıkları,
• Solunum problemleri,
• Cilt problemleri,
• Böbrek fonksiyonlarında problemler,
• Sinir sistemi rahatsızlıkları,
• Dolaşım sorunları,
• Var olan fiziksel rahatsızlıkların kötüleşmesi,
• Duygusal rahatsızlıklar yer almaktadır.


Öfke Kontrolü Nedir?

Öfkeyi doğru ifade etme becerisini kazanmaya “öfke kontrolü” denir. Öfke kontrolünde temel amaç; saldırganlıktan uzak, şiddet içermeyen, kişinin kendisine ve çevresindekilere zarar vermeyecek şekilde duygusunu ifade etme becerisini kazanmasıdır.

Kızgın olduğunuz zaman genellikle düşünceleriniz gerçeği yansıtmaktan çok, olayların abartılmış ve çarpıtılmış bir şekilde algılandığını yansıtır. Bu tür düşünceleri fark edin ve yerine daha mantıklı olanları yerleştirin. Örneğin; kendi kendinize “Eyvah! Şimdi her şey mahvoldu!” gibi bir şey söylemek yerine, “Evet, çok can sıkıcı! Neden kızdığımı çok iyi anlıyorum. Ama dünyanın sonu değil ve buna kızmam, bu olayı olmamış hale getirmeyecek.” diyebilirsiniz. Her iki düşünceyi de zihninizden geçirerek deneyin. Kızgınlığınızın hangi düşünceyle arttığını ya da azaldığını görün.

Öfke kontrolünde, bedensel değişiklikleri tanımak işimizi kolaylaştırır. Bu değişiklikler öfkeleneceğimizi gösteren birer UYARICIDIR. vücutta belli bölgelerin ateşlendiğini hissetme, kalp atışlarının hızlanması, ellerin yumruk biçiminde sıkılması, dişlerin sıkılması vb. Öfkeleneceğimizi gösteren UYARICI’ lardır.

Öfke konusunda bilinmesi gereken en önemli nokta, öfke duygusunun ortaya çıkışının ya da yaşanmasının engellenemeyeceğidir. Çünkü öfke duygusu doğal bir duygudur ve insanın doğasında vardır. Bu nedenle öfke duygusu insanın hiçbir zaman yok sayamayacağı bir duygudur. Bireyin, doğal bir duygu olan öfkesini, kendisine ve çevresine zarar vermeden yaşayabilmesi için de, bireyin öncelikle öfkesini fark ederek tanıması, olumlu bir biçimde ifade etmekten korkmayarak, onu sağlıklı bir biçimde yaşaması gerekmektedir.

İnsanlar duygularını regüle edemediklerinde, kendi kendilerini tolere edemediklerinde, yoğun duygular geldiklerinde patlarlar. Duygu regülasyonu üzerine de terapi de çalışılması gerekmektedir.

Tartışma ve öfke yakından ilgili 2 kavramdır. Tartışmanın olduğu yerde genellikle öfke de vardır. Öfkenin olduğu her yerde kırgınlık ve korku da vardır. Yapıcı yartışma üzerine konuşulması ve terapide bu konuların işlenmesi gerekmektedir.

Öfke kontrolü kaybetme ve yıkıcı olmayla çok yakından ilişkilidir. İnsan öfkelendiğinde 5 boyut birbiriyle ilişkili ve eşzamanlı olarak aktif olur. Bu boyutlar şunlardır;

1. Biliş: o andaki düşüncelerimizdir.
2. Duygu: öfkenin yol açtığı fiziksel uyarılmalardır.
3. İletişim: Öfkemizi çevremizdekilere yansıtma biçimimizdir.
4. Etkileniş: Öfkeli olduğumuzda hayatı algılayış biçimimizdir.
5. Davranış: Öfkeli olduğumuzda sergilediğimiz davranışlardır.


İnsanlar Niçin öfke davranışı gösterirler? (Öfkenin Nedenleri)

1. Öfke, ilişkilerdeki mesafeyi ayarlama görevi görüyor olabilir.
2. Kendimizi çıkmazda hissettiğimizde, anlaşılmadığımızı hissettiğimizde, engellendiğimizde, tehdit algıladığımızda, benliğimize direkt saldırıldığında, Önemlilerimize saldırıldığında ya da saldırı hissettiğimizde öfke gösterebilmekteyiz.
3. Öfke, diğerinin dikkatini çekmek ve diğeriyle etkileşim kurabilmek için bir araç görevi görüyor olabilir.
4. Öğrenilmiş yaşantı sonucu oluşabilmektedir. Örneğin pek çok insan acıktığında gerginleşir. Ancak bazı kişiler bu durumdan daha kötü etkilenir. Karnı acıkınca öfkelenen, açlığa pek tahammülü olmayan bir kişinin, arkadaşıyla ya da eşiyle konuşmak istediği bazı konular için yemekten sonrayı beklemesi, gereksiz bir tartışmanın ortaya çıkmasını engelleyebilir.
5. Öfke, öfkeyi tetikliyor. Bu nedenle öfke hem bireysel, hem de toplumsal bir sorundur. Sosyal bulaşıcılık özelliği var.
6. Öfke, ilişkideki bağlılık derecesini sınamak, ölçmek için kullanılıyor olabilir.
7. Öfke, gücün ve kontrolün ispatı için kullanılıyor olabilir. Öfkeli kişi, kendisini çok güçlü hisseder. Bu gücü kaybetmemek ya da korumak için öfkeli davranır. (Sorun çözme yöntemi olarak görülebilmektedir.)
8. Ailede öfkenin sorun çözme yöntemi olarak kullanılması.
9. Kişi, öfkesi ile sınırlarını koruyor olabilir. ( Sınırları, kişisel haklarına tecavüz edildiğinde, ihlal edildiğinde sınırını korumak için öfke davranışı gösteriyor olabilir. )
10. Fiziksel hastalığı olup olmadığına dair sorulan sorular da hastalıkların psikolojik rahatsızlıklarla bağlantısı olması açısından netleştirilmelidir. Hipertiroidi veya şeker düşüklüğünde insanlarda öfke sorunu yaşayabilmektedirler. (tiroid ve şeker taramasından yani doktor muayenesinden geçmesi tavsiye edilir.)
11. Hatalı ebeveyn davranışları: Öfke ve kızgınlıklarını öfke ve kızgınlıkla değil, sakinlikle yatıştırabilme kapasitesini anneden alır çocuk. Çocukta öfke kontrolsüzlüğü varsa muhtemelen annenin duygu regülasyonu bozuktur. Anne ya depresyondadır, ya kaygı düzeyi çok yüksektir. Ya da borderline bir annedir.

Öfkeyi sakinleştirme, kendini sakinleştirme, regüle etme sistemini dönüştürerek içselleştirmeyle çocuğa gelir. Çocuk, anneye kızar, tekmeler, pis, kaka, seni sevmiyorum der. Anne bunu içine alır olgun bir şekilde ben seni çok seviyorum der. Çocuk, anneye öfkeyi yüklediği halde anne, ona tekmeyle, tükürerek cevap vermez, onu kucaklar, onu sarmalar. Bir süre sonra çocuk öfke duyacağı zaman içinde kendini sakinleştiren, kendi kendini yatıştıran, sen iyi çocuksun diyen, öfkesini denetlemeyi öğrenir hale gelir. 5-6 yaşlarına kadar bu süreç bitmiş olmalıdır. Anne baba sakin, dingin oldukça, olaylara tepkileri kontrollü oldukça dönüştürerek içselleştirme yoluyla çocuklarda öğrenirler.

Çocuk çılgına dönüyorsa, annesi onu yatıştırmayı öğretememiş demektir. Çocuğun yatışma kapasitesi annenin dingin kalmasına bağlıdır.

Bunu sen mi yaptın deyip, kulağından tutup sürükleyerek götürüyorsanız, öfkeye, öfkeyle cevap veriyorsanız, öfkeli çocuk bulursunuz karşınızda.

12. Genetik yatkınlık ya da biyolojik faktörler: Öfke bozukluğunda ya da saldırgan davranış bozukluklarında monoaminoksidaz inhibitörü denilen, monoaminoaksidaz enzimlerinin fonksiyonunun bozuk olduğu, genetik olarak bu enzim bozukluğu olan bireylerin saldırganlığa daha eğilimli olduğu ve suç işledikleri bilinmektedir.

Yapılan araştırmalarda öfke eğilimli çocukların beyninde iki önemli değişiklik bulunmaktadır.

1. Beynin ön bölgelerindeki kişilik, empati, duygu ve dürtü kontrolü gibi işlevleri yürüten ön beyin devrelerinin geri kalması,
2. Beynin heyecan ve öfke-korku gibi şiddetli duygulanımlarını kontrol eden en önemli bölgelerden biri olan amigdala kısmının normalden daha küçük olmasıdır.

13. Stres ve anksiyete düzeyinin yüksek olması: Kişi çok kolay öfkeleniyorsa bu onun sinirli olduğunu değil stresli olduğunu gösterir. Stres ve kaygı üzerine, tetikleyiciler üzerine çalışılmalıdır. (Stresle baş edebilmesi yönünde destek ve terapi alması gerekir. )

Nefret öfkeyle karıştırılmaktadır. Nefretin 5 özelliği vardır. 1. Şiddetli öfke 2. Ötekinin canını yakmak için ölümcül ihtiyaç duyma. 3. İntikam arzulayan doyurulamaz bir istek. 4. Ne kadar pişman olursa olsun karşımızdaki insanı affedememek. 5. Ötekinden umudu kesmek.

Nefret ile öfkeyi birbirinden ayırıcı özellik şudur; Öfke dışa vurulur ve sona erer. Nefret asla tatmin edilemez ya da bitirilemez. Ve içte kalmaya devam eder. Nefret bireyin karanlık tarafıdır.

Yaşanan tüm duygular ya öfke olarak ya da öfke içinde içinde dışa vurulur. Öfke, kişiyi baş etmek için yeterince donanımlı olmadığı duygulara dokunmaktan korumak için savunma şeklinde karşımıza çıkar. Bunun için terapist, terapide temelde yatan duyguları (birincil duyguları, kırılganlıkları, incinmişlikleri, açığa çıkartır ve o duygularla çalışılır.) öfkenin altında yatan duygular şunlardır: hayal kırıklığı, suçluluk, hüzün, depresyon, güçsüzlük, güvensizlik v.b Terapist, öfkenin hangi duyguların üstünü örttüğünü danışana gösterir.

İlişkilerde en sık kılık değiştiren ve üstünü öfke ile örtmeyi tercih ettiğimiz duygular üzüntü ve acıdır.

Öfke, her zaman açık olarak ortaya konulmaz öfke başarılı bir şekilde maskelenebilir. Ve bunun dışarıdan anlaşılması zor ve güç olabilmektedir.
Öfkenin maskelenmesi 4 şekilde olur genellikle. Bunlar şu şekildedir;

1. Pasif agresif davranış sergilemek şeklinde: Unutmak, ertelemek, yanlış anlamak, akıl okumak şeklindedir.
2. Dürüstlük pozisyonu almak şeklinde karşımıza çıkabilmektedir: kişi, kendisini dürüst, ahlaklı, haklı, iyi olduğunu söyler, karşısındakini ya da diğerlerini ahlaksız, düzenbaz, yalancı olduğunu söyler.
3. Kendini kurbanlaştırmak şeklinde görülür: Hastaymış gibi davranabilir ya da psikosomatik semptomlar geliştirir. ( baş ağrısı, tansiyon, şeker, migren v.s)
4. Farklı semptomlar üretirler: Bu kişiler obsesif kompulsif, takıntılı düşünceli ve tekrarlayan davranışlar (temizlik, düzen v.b) gösterebilmektedirler.

Bir insanın davranışlarına ya da sözlerine çok sert tepkiler veriyor, öfke patlaması yaşıyorsanız kendinize şu soruları sorun: Bu beni rahatsız eden şey (durum, olay, olgu) Gölgem mi? Egom mu? Geçmiş meseleler mi? Ne demek bunları kısaca açıklayayım:

Gölgem mi: Gölgemiz, sahiplenmediğimiz, bastırdığımız ve inkar ettiğimiz, başka insanlara yansıttığımız tarafımızdır. Bilincinde olmadığımız tarafımızı, başkasında gördüğümüzde aşağılama ve öfke davranışlarını gösteririz.

Ego: Ben sana gösteririm! Ne cüretle bana bunu yaparsın? Benim kim olduğumu bilmiyorsun galiba? Gibi cümleler kullanıyorsak zedelenmiş bir egomuz var demektir.
Geçmişe ait meseleler: İnsanlar, bugüne geçmiş bir uyaranla tepki verir. Şemalarıyla hareket ederler. (Şemelarını terapide göstermek lazım.)

Terapide terapist danışanla bu konuları çalışır; öfkelenmenizin altında gölgenizi ona yansıtarak en kötü tarafınızı onda görmeniz mi? Kendinizi haklı gören egonuz kabardığında bu şekilde mi tepki veriyorsunuz? Geçmişinizden gelen anılar aktif hale geldiği için bu davranışları sergiliyor olabilir misiniz? Şeklinde yüzleştirmeler ve farkındalıklar sağlayarak terapi çalışması yürütülür.


TEDEAVİSİ:

Matematikte nasıl problem anlaşılmadan çözülemezse, sosyal hayatta da problem anlaşılmadan çözülemez. Öfke davranışının altında yatan temel sorun (birincil duygu, stres faktörleri ) belirlenmelidir. ( Doğru tedavi için doğru teşhis önemli.)

Öfkenin analizinin yapılması gerekir. Nedenlerini ve tetikleyici sebepleri belirleyin. (Ne zaman, hangi durumlarda çıkıyor ya da artıyor.)

Ebeveynler kesinlikle sözel ve fiziksel şiddetten kaçınılmalı, çocukların yanında diğer insanlara, öfkeli, saldırgan davranışlar sergilenmemeli, çocuklara saldırgan, öfkeli birey örneği olunmamalıdır. (Biz öfkelendiğimizde nasıl tepki veriyorsak çocuklar da öfkelendiğinde aynı tepkiyi gösterirler .)

Öfkeli insanlarda Sorun çözme ve iletişim becerileri geliştirilmelidir. Sorun çözme ve iletişim teknikleri konularında destek ve terapi almalıdırlar.


Terapide hangi yöntem ve teknikler kullanılır?


1. Dinamik terapi: Şu andaki sorunun geçmiş kökenlerine, aile orijinine bakarlar ve aktarım üzerinden terapi yürütürler.

Öfke genogramı çıkartılır: danışana şu sorular sorulur; Anne ve baban öfkeyle nasıl başa çıkarlardı? Aile bireylerinden biri öfkelendiğinde diğerleri nasıl tepki verirdi? Anne ve babandan öfkeyle ilgili neler öğrendin? Anne veya baban sana öfkelendiğinde ne hissederdin, Ne yapardın? Öfkelendiğinde kimler seni dinlerdi, kimler dinlemezdi? Sen öfkelendiğinde diğer aile üyeleri nasıl tepki verirdi? Ailede kimlerin öfkelenmesine izin verilirdi, kimlerin verilmezdi? Ailede, öfkeyle ilgili en iyi veya en kötü anın nedir? Biri sinirlendiğinde hiç ciddi olarak zarar gören oldu mu?

Abartılı ve tuhaf düşündüğümüzde, hissettiğimizde veya davrandığımızda AKTARIM yapıyoruz demektir. Terapide terapist, bu aktarımı yorumlayarak danışana gösterir. ( Bu anı daha önce yaşadın mı? Şimdi hangi roldesin, karşındakine hangi rolü yükledin? V.b Şimdiki davranışıyla geçmişi arasındaki köprüyü, bağı kurar. )

Danışan şunu görür ya da şu farkındalığa ulaşır; “ Şu anda böyle hissetmemin ve böyle davranmamın sebebi uzun zaman önce başıma gelen ve halledemediğim bu durumdan kaynaklanıyormuş.” Bu farkındalık onu iyileştirmeye götürür.

2. Bilişsel davranışçı terapi: Öfkeli insanlar düşüncelerini küfrederek, bağırıp çağırarak ifade etme eğilimindedirler. Öfkeli olduğumuz zaman genellikle, olayları istemeden abartılı ve çarpıtılmış olarak algılarız. Bu tür düşünce biçimlerinizi fark ettirip yerine daha mantıklı olanları yerleştirme işlemidir terapide yapılan. (Mantık öfkeyi yener anlayışı)

Öfke düşüncelerimize bağlıdır. Öfkeyi oluşturan düşünceleri , düşünce çarpıtmalarını değiştirdiğimizde öfke de ortadan kalkacaktır.

Öfke doğuran durum karşısında bireyin getirdiği yorumu da göz önünde bulundurarak, öfke doğuran duruma bu yorumdan daha başka yorumlar getirmesi ve en uygun olanının (olanlarının) hayata geçirilmesi üzerine çalışılır. Bütün bu tartışmalar ve açıklamalar her paranın iki yüzünün olduğu gerçeği göz önünde bulundurularak yapılır. Farklı bakış açıları üretmek yaşanan öfkenin düzeyinin azalmasına ve öfke kontrolüne yol açar. Terapötik etki yapar.

Gerçekte felaket olmayan şeyler öfkenin ilk anlarında bir felaketmiş gibi görünür. Mesela; trafikte arabanızla ilerlerken başka bir aracın kendisini geçtiğini ve makas atarak ilerlediğini gören birey bunu ego sorunu haline getirip beni nasıl geçebilir? Bu bana yapılır mı? perspektifinden olayı değerlendirirse öfke duyacaktır. Fakat aynı kişi Kendisine şöyle derse adamın işi vardır, acil bir yere yetişmeye çalışıyordur, belki hastası vardır şeklinde yorumlarsa öfke duymayacaktır. Düşünce çarpıtmaları ve olayı değerlendirme üzerine çalışıldığı zaman öfke duygusunun değiştiği üzerine çalışılır.

Bilişsel davranışçı terapide bakış açımızı yönetmek, durumu ve olayları nasıl algıladığımızı yönetmek üzerine çalışılır.

Birisine öfkelendiğinizde dikkat edin ; sizi rahatsız eden o kişinin davranışları değil, sizin kurallarınızdır, sınırlarınızdır. Bu kurallar ve sınırlar terapide ele alınır. Ve bunlar üzerine çalışılır.

Nefes Alma Çalışması (Diyafram nefesi) ve ev ödevleri davranışçı tekniklerin içinde önemli bir yer tutar.

3. EMDR tekniği: Öfke yaşantısının dinamik alt yapısının ilk anı, en kötü anısının tetikleyicilerinin çalışıldığı ve buradaki negatif anıların nötralize edildiği çok faydalı ve güzel bir terapi tekniğidir.

4. Hipnoz: kişiye sıkıntı veren, bir türlü unutamadığı öfke yaşantılarının, anılarının, travmalarının temizlendiği, ego gücünün artırıldığı bir terapi tekniğidir.

Hangi terapi tekniğinin daha faydalı olacağı danışanla görüşüldükten sonra, (anamnez alındıktan sonra) danışanın değerlendirmesini yapan terapist tarafından veya terapist ve danışanın ortak kararıyla belirlenebilir.

Eğer öfkenizin, kontrolünüz dışına çıktığını düşünüyorsanız, ev, iş, okul, arkadaşlık ilişkileriniz bu durumdan etkileniyorsa, zaman zaman kontrolü kaybettiğiniz oluyorsa ya da kaybedeceğinizden korkuyorsanız, bir psikologdan yardım isteyebilirsiniz.

Erol AKDAĞ
Klinik Psikolog
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Öfke Kontrolsüzlüğü Sorununa Klinik Dalış (Bakış)" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Uzm.Psk.Erol AKDAĞ'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Uzm.Psk.Erol AKDAĞ'ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     43 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Erol AKDAĞ Fotoğraf
Uzm.Psk.Erol AKDAĞ
İstanbul
Klinik Psikolog
Uzman Klinik Psikolog/ Psikoterapist/ Hipnoterapist/ Emdr Terapisti/ Evlilik / Eş / Aile Terapisti
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi38 kez tavsiye edildiİş Adresi KayıtlıTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Uzm.Psk.Erol AKDAĞ'ın Makaleleri
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,060 uzman makalesi arasında 'Öfke Kontrolsüzlüğü Sorununa Klinik Dalış (Bakış)' başlığıyla benzeşen toplam 38 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Mutlu Evliliğin Pin ve Puk Kodları ÇOK OKUNUYOR Ağustos 2018
► Terk Depresyonu Nisan 2017
► Kendi Bedenine Güven(E) Meme (Panik Atak) ÇOK OKUNUYOR Nisan 2018
► Tik Bozukluğu Mart 2016
► Mahremiyet Bilinci Mart 2016
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


06:31
Top