2007'den Bugüne 84,230 Tavsiye, 26,379 Uzman ve 18,827 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




.
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Daha Fazlası Olmak
MAKALE #21632 © Yazan Psk.Emre ŞENGÜR | Yayın YENİ Temmuz 2020 | 149 Okuyucu
Canlıların en büyük problemi ki bu yüzden de en büyük motivasyonu hayatta kalmaktır. Her tür, varlığını devam ettirmeye çabalar. Konu insana gelince ise hayatta kalma problemi yeni bir boyut kazanır. Yazının temelini ise bu boyutu açıklamak üzerine kuracağım.


Adler , her birimizde “Aşağılık Duygusu” adını verdiği bir duygudan bahseder. Aşağılık duygusu, duyulduğunda olmaması gereken bir şey gibi gelir. Oysa Adler, her sağlıklı insan için mevcut duygunun varlığının gerekliliğinden bahseder. Adler'e göre aşağılık duygusu bebeklikten itibaren her birimizi özerk olmaya, girişimde bulunmaya ve başarılı olmaya motive eden bir kaynaktır. Adler, aşağılık duygusunun yanına “Üstünlük Çabası”nı da ekler. Her birimiz yokuşun başında aşağı yuvarlanmayı bekleyen birer hareketlilik potansiyeliyizdir. Bir yandan sahip olduğumuz eksiklikler vardır, ki bu noktada bebeğin anne bakımına ihtiyaç duymasını gözümüzde canlandırabiliriz. Bu durum aşağılık duygusunun kaynağıdır. Ama bir yandan da sahip olduğumuz potansiyelle üstünlük çabası ile kendimizi gerçekleştirmek isteriz. İlk başta bahsettiğimiz, diğer türlerden insanı ayıran boyut bu noktada devreye giriyor. İnsan diğer canlılardan farklı olarak hayatta kalmanın yanı sıra aşağılık duygusuna sebep olan eksikliklerini telafi etmek ve üstünlük çabasını gerçekleştirmek ister. Adler'e göre sağlıklı olmayan ise Aşağılık Kompleksidir. Sağlıklı aşağılık duygusunun sebep olacağı özerkleşme, girişimlerde bulunma ve kendiliği inşa etme süreçleri ketlenirse aşağılık kompleksi gerçekleşecektir. Ketlenmeye sebep olarak, anne-baba tutumları, sağlıklı rol model eksikliği, içinde bulunulan çevre ile uyum sorunları yazılabilir. Yaşanılan ketlenme ile kişide aşağılık kompleksi gelişecektir. Böylece kişi ilerleyen süreçte kendini yetersiz ve güçsüz hissetmeye başlayacaktır. Düşünce, duygu ve davranış süreçleri aşağılık kompleksinden etkilenecektir.


Adını anmamız gereken diğer bir kişi ise Nietzsche'dir. Güç İstenci kavramını, yaşam mücadelesinin ve varoluşun temeli olarak görülür. Nietzsche'ye göre insan hayatta kalmak ve kendini korumak dışında daha fazlası olmak ister. Daha fazlası olmak istemesini “Güç İstenci” kavramıyla açıklar. Nietzsche'ye göre her eylem, hiyerarşik olarak üstünlük kurma amacıyladır.


Güç istenci ve Aşağılık Kompleksi, benin öteki ile mücadele etmesini ve hiyerarşisini düzenlemesini öngörür. İnsan doğasının doğuştan getirdiği birer özellik olarak sunulur. Hızlı bir şekilde akan bir nehir hayal edelim. Kendimizi bir anda akan nehirin ortasında buluyoruz ve nehirde savrulduğumuzu fark etmeye başlıyoruz. Savrulmamak ve hayatta kalmak için tutunmaya çalışıyoruz, güçlendikçe de suyu biz savurmaya çalışıyoruz. Ve gün geliyor akıntıda kaybolup gidiyoruz. Peki kendimizi akıntının ortasında bulma ve sonunda akıntıda kaybolma konularında bir değişim yapamıyorken başka yapabileceğimiz bir şey acaba var mı? Acaba akıntıda sürüklenirken daha farklı davranabilir miyiz? Akıntının kenarına doğru ilerleyip bir soluk alabilir miyiz? Nehir-akıntı benzetmesi Heidegger'in sevdiği bir benzetmedir. Heidegger'e ve Varoluşçu Terapi yaklaşımına göre insan özgür bir canlıdır. Eylemlerinde, özgürce kararlar verebilir. Özgür olma hali, insana seçim yapma halini getirir. Seçim yapma ise bizi kaygıya götürür. Yapılan her seçim sorumluluk diyebileceğimiz bir sürecin de habercisi olacaktır. Varoluşçu Terapiye göre nehrin kenarında soluklanmak elimizdedir. Her birimiz aşağılık duygusu ile dünyaya gelebiliriz ve çevre ile etkileşimler sonucu onlardan çeşitli hedefler alabiliriz. Güç İstencimiz devreye girer, daha fazlası olmak için nehir boyu mücadeleler ederiz. Oysa Otantik İnsan olmak elimizde. Otantik İnsan, kendisi konusunda bilinçli insandır. Eksikliklerinin farkındadır, çevresinin taleplerinin farkındadır. Ama süreci konusunda karar veren kendisidir. Merkeze ötekiyi değil kendini koyandır. İçinde bulunduğu zaman diliminin, ortamın ve etkileşim kurduğu kişilerin kendiliğini etkilediğinin farkındadır. Yaptığı ise kömürün içindeki elmasın ayrıştırılması gibi kömürün farkında olup kömürden kendini arındırmasıdır.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Daha Fazlası Olmak" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Emre ŞENGÜR'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Emre ŞENGÜR'ün izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     15 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
.
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Emre ŞENGÜR'ün Makaleleri
► Anksiyete: Kaygıdan Daha Fazlası Psk.Ilgın ARPACI
► Olmak, Sahip Olmak ve Anlam Sistemi Psk.Emir Emre DOĞAN
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,827 uzman makalesi arasında 'Daha Fazlası Olmak' başlığıyla benzeşen toplam 46 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Affetme Sürecinde İnsan Temmuz 2020
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


02:20
Top