2007'den Bugüne 85,904 Tavsiye, 26,755 Uzman ve 19,086 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Ebeveynlerin Çocuklarıyla İlgili Gerçekdışı Beklentileri: Sorular ve Cevapları
MAKALE #4224 © Yazan Psk.İzzet GÜLLÜ | Yayın Ocak 2010 | 4,433 Okuyucu
İnsan doğru ve faydalı bildiği bir şeyin varlığını yaşamında sürdürmek ister, ancak yanlış ve zararlı olduğunu öğrendiği bir şeyden vaz geçebilir. Artık terkedilmesi gereken ve ebeveynlerde çok yaygın olan bazı yanlış beklentileri, öğretici olacağına inandığım için soru / cevap şeklinde aşağıda kısa kısa ele almayı uygun buldum.

Bir çok ebeveynde rastlanılan ve bize yansıyan, "...Işık sönünce hiç bir şeyi göremiyorum, hızlı koşunca kalbim küt küt atıyor, çok acıkınca karnım kazınıyor, akşam yemeğini çok kaçırınca üzerime bir ağırlık çöküyor, güneşe bakınca gözlerim kamaşıyor" kabilinden bazı gerçek dışı tespit ve beklentiler (yanlış sorun algıları) şunlardır:

Hocam, çocuğum kardeşiyle sürekli kavga ediyor!

Cevap: Bu ifade, lafın gelişi icabı böyle kullanılır. Yoksa bir çocuğun kardeşiyle sürekli kavga etmesi mümkün değildir. Buna gücü de enerjisi de yetmez. Burada aslında "çok sık olarak kavga ediyor" denmek istenmiştir. Bu şikayetin temelinde şu yanlış bilgi ve beklenti yatar: "Kardeşler birbiriyle asla kavga etmemelidirlerdir" Bu mümkün müdür! Çocuklar bilgisayar değildir ki, format atıp kavga etmemek üzerine yeniden programlayasınız!


Hocam, hiç ders çalışmayı sevmiyor!

Cevap: Ders çalışmayı kaç çocuk sever! Kupkuru sayfalara saatlerce bakmayı gerektirir, üstelik yorucu bir iştir ders çalışmak. Hem ondan daha sevimlisi vardır; mesela televizyon izlemek...

Önemli olan ders çalışmayı sevmesini beklemek değil, onda bu isteği uyandırabilmek, uyandırılamasa dahi bu işi ona bir şekilde yaptırabilmektir. Yani ona bu alışkanlığı kazandırabilmek. İnsan sadece sevdiği şeylere alışkanlık kazanmaz, pekala sevmediği şeylere karşı da alışkanlık kazanabilir. Örneğin, küfretmeyi ilk başta kim sever!


Hocam, hiç sözümü dinlemiyor, yap dediğim hiç bir işi yapmıyor!

Cevap: Çocuğun kendiliğinden değişiverip de her dediğinizi yapıvermesini oturup beklemektense bunu sağlatabilecek uygun / doğru yaklaşımları gösterip göstermediğinize bakmalısınız. Ayrıca çocukluk çağının, ne yapılırsa yapılsın, zaten her doğrunun sırf doğru olduğu için yapılabilmesinin zor olduğu bir dönem olduğunu bilip, çocuktan böyle bir beklenti içersine girmemelisiniz.


Hocam, ikisi de birbirini çok kıskanıyor!

Cevap: Kıskanırlar, bundan daha doğal ne olabilir ki.


Hocam, eğer çağırmasam akşama kadar oyunu bırakıp da eve gelmek istemiyor!

Cevap: Kaç çocuk ister ki çağrılmayınca oyunu bırakıp da dört duvar arasına geri dönmeyi! Çağırmadan eve gelmesini beklemektense çağırın o zaman.

Hocam, kendisine kızınca hemen ağlıyor!

Cevap: Çok duygusal bir çocuğunuz var demektir. Allah vergisi, ne yapabilirsiniz ki. Çok kızmamaya gayret edin.


Hocam, bizim oğlan 14 yaşında, yapma diyorum yapıyor, yediği elmanın eşeleğini sürekli yan komşunun bahçesine atıyor!

Cevap: Geçmiş günlerin birindeydi. Bir veli kapıdaki "Görüşme Var" yazısına dikkat etmeden direkt odama girip ayaküstü bir konumda şöyle bir soru yöneltmişti:

"Hocam, 14 yaşında bir oğlum var, elmayı yiyor, her seferinde eşeleği yan komşunun bahçesine atıyor. Buna ne dersiniz?"


Kulakları çınlasın, o an için kliniğimizde bulunan ve espri yeteneğine - zakasına hayran olduğumuz bir arkadaşım benden erken davranıp veliye yönelerek (teşhis olarak!) "terbiyesiz" diye yanıt vermiş; velinin hafif gülümseyen bir eda ile "peki ne yapabiliriz hocam" sorusuna da yine benden önce cevap verip, "Hele siz önce bir güzel dövün, olmazsa getirin bir de biz dövelim" demişti.


Öyle ya, bu sorun evet bir sorun belki ama psikolojik bir sorun değil ki! Olsa olsa bir eğitim ve terbiye sorunu!

Unutmayın: "Her sorun, psikolojik bir sorun demek değildir."


Sabah olunca çocuğum yataktan kalkmak bilmiyor hocam!

Cevap: Bir kaç defa üzerine su dökün, bakın nasıl kalkıyor o zaman!


Hocam, çocuğun kendine hiç güveni yok, her işi benden bekliyor!

Cevap: Sanki bu çocuk dünyaya gelince de böyleydi. Sebebi kim dersiniz? Siz habire yıkın, yıktığınızı unutup bir de bu duruma sebepsizmiş gibi şaşın, sonra da gelin tamirini bizden bekleyin!

Hocam, bizim çocuğa ne kadar para versen o kadar çok harcar!

Cevap: O zaman az para verin az harcasın!


Hocam, ben oğlumun girişken, cesaretli, güçlü bir kişiliğe sahip olmasını istiyorum!

Cevap: Bunu kim istemez! Siz de isteyebilirsiniz elbet. Ancak bu isteğiniz istediğiniz anda gerçekleşecek bir şey değil!

Ama hocam televizyonda uzmanlar anlatıyormuş, terapiyle oluyormuş diyorlar?

Cevap: Derler! Bir insanın ahlakı ve vicdan olmazsa, sadece banka hesap numarası bulunursa her şeyi söyler. Dilin keımiği yok ki. Hem "Şeyh uçmasa bile, müritleri uçurur" derler. Terapinin günümüzde bir havada uçurmadığı kaldı. Yakında kanatsız, uçaksız, sadece terapiyle havada uçmak mümkün derlerse şaşırmayın. Hatta ben daha da ileri gidip ölülerin mezarlarındaki derin sesizliklerinin de bir çeşit hastalık kabul edileceğini, bunu en fazla iki seansta aşmayı vaadeden terapilerden de bahsedileceğini öngörüyorum. Dediydi dersiniz!


Hocam, biz ilgisiz bir aile değiliz. Hiç bir dediğini iki etmedik!


Cevap:
Yanlış! Yanlış! Yanlış!.. Hiç bir dediğini iki etmemek bir marifet değildir. Bu aslında sadece, büyük bir yanlışın diğer adıdır.


Hocam, O’na hep arkadaş gibi yaklaşıyoruz, güzel güzel anlatıyoruz, izah ediyoruz, olmuyor, yine olmuyor!

Cevap: Tabiki olmaz. Böyle yapmakla siz sadece suya kurşun sıkıyorsunuz. Halen bu soruyu soruyorsanız, bu kitabı tekrar tekrar okumalısınız!

Hocam, çok alıngan ve sinirli biri oldu. Ergenlik dönemi aslında, biliyoruz ama...!


Cevap: Eeee! Biliyorsunuz ya işte!


Hocam, oğlum 7 yaşında, okula yeni başladı. 4 ay oldu. Geç öğreniyor, çabuk unutuyor. Gösteriyorum, yarın soruyorum, unutmuş! Öğretmen özel eğitimi tavsiye etti! Ne dersiniz?

Cevap: Unutmaması için öğrenmesi, öğrenmesi için ise yeteri kadar sayıda tekrar yapması lazımdır. 7 yaş çocuğunun öğrenmesi için gerekli olan sayıda tekrarı yaptıyormusunuz ki öğrenmesini, dolayısı ile unutmamasını bekliyorsunuz!


7 yaş çok özel bir yaş... Çocuğunuz okul hayatına daha yeni başlamış. Üstelik de daha 4 ay olmuş. Uyum süreci sözkonusu olabilir ve bu süreç çocuktan çocuğa farklılılar arzedebilir. Hem eğitim bir süreç işidir. Burada; çocuğun yaşı, okula yeni başlamış olması ve muhtemel uyum sorunları, öğrenmede bireysel farklılıklar, sosyokültürel etkenler, zaman faktörü gibi mühim ayrıntılar dikkate alınmamış görülüyor. 7 yaş çocuğun eğitim hayatının başı, tam bir yol ayrımı. Bu kritik noktada yanlış bir tercih yaparsanız, bu geri dönüşü olmayan sonuçlar doğurabilir. Okuluna en az 2 yıl devam etmeli, ancak ondan sonra akla başka alternatifler gelmeli.

Hayır, bu konuda geç kalmaktan değil, erken davranmaktan korkun.

Hocam, öğretmen çocuğum hakkında bazı moral bozucu tespitlerde bulundu. Çocuğumun çok yaramaz olduğunu, derste sağa sola baktığını, başarılı olmadığını, okumayacağını, kendisiyle ilgilenemeyeceğini, okuldan almamız gerektiğini söyledi. Dikkat bozukluğu olabilir diyerek psikoloğa gitmemizi tavsiye etti. Çok zor durumdayız, ne yapmalıyız?


Bu soruyu uzunca cevaplamak isterim. Çünkü son zamanlarda buna benzer sorunlar yaşayan çok sayıda aile ile muhatap olmaktayız. Evet, son yıllarda okullardan psikiyatri kliniklerine yönlendirilen çocuk sayısında ciddi bir artış söz konusudur. Bunda, başta öğretmenlerin, sonra ise velilerin artan duyarlılıklarının büyük rolü olduğu apaçık bir gerçektir. Ancak bu iyi niyetli duyarlılığın gösterilmesi sürecinde dikkat edilmesi gerekli bazı mühim noktalar bulunmaktadır. Bu noktalara dikkat edilmediği takdirde başta çocuklar, sonra ise aileler bundan olumsuz yönde etkilenebilmektedirler.

Mesela bir sorun öğretmen tarafından psikolojik bir problem olarak değerlendirilmişse, bu durumda bazı öğretmenlerin çocuklara karşı yaklaşımları olumsuz yönde değişebilmekte, sözgelimi bu çocuklar gözden çıkarılıp sınıf ortamında ikinci planda tutulabilmekte, bize yansıyan azımsanamayacak vakada görüldüğü üzere çocukların okuldan alınması talebine kadar varan ve aileyi çok zorda koyan bazı yönlendirmelerde bulunulabilmektedir.


Bir çok aileye, yaptığımız mesleki değerlendirme işlemi sonucunda çocuklarında patolojik bir sorun olmadığını ya da sunduğumuz klinik yardımın sürdüğünü, bu arada okuluna devam etmesi gerektiğini ifade ettiğimiz halde bu durumu öğretmenlerine ve okul idaresine anlatamadıklarını, ne yapacaklarını şaşırdıklarını, çok çaresiz kaldıklarını bildirmektedirler.


Konuyla ilgili birinci hatırlatmam, geleceğimizin mimarları olan fedakar öğretmenlerimize:


Sevgili Öğretmenler!

Kendini derse vermeme, istenilen düzeyde ders çalışmama, derste sağa sola biraz fazla bakma, yaramazlık yapma vb. davranışlar her zaman bir bozukluk demek, mesela dikkat bozukluğu demek değildir. Bu veya benzeri bir sorunda çocuğun ders çalışma işine alıştırılıp alıştırılmadığı (ders çalışmak bir alışkanlık işidir ve her alışkanlık biz istediğimiz anda değil, belli bir zaman süreci içersinde sonradan kazanılır), ailenin çocuğa yaklaşımları, çocuğun ilgi ve merakı, yaşı, öğretmenin çocuğa yaklaşımları gibi bir dizi etmen söz konusu olabilmektedir. Öncelikle bütün bunlar sabırla, etraflıca sorgulanmalı, psikolojik bir bozukluk ihtimali bütün bu olasılıklar elimine edildikten sonra ancak en son planda akla gelmelidir. Az önce de ifade etmeye çalıştığım türden sorunlar da belki bir sorun çeşididir. Ancak, dikkat bozuklu vb. türden psikolojik sorun apayrı bir şeydir. Psikolojik nitelikli olmayan bu türden günlük sorunların giderileceği yer de hastaneler değil; sadece öğretim değil aynı zamanda bir eğitim kurumu olan okullarımızdır. Daha çok okul - sınıf ortamında gözlemlenen bu ve benzeri türden sorunların çözüm uzmanları da psikologlar değil; sadece öğretici değil aynı zamanda bir eğitimci olan öğretmenlerimizdir. Çünkü eğitim, sadece kuru bir bilgi yükleme işi değil; aynı zamanda kalıcı davranışlar kazandırabilme uğraşısıdır. Eğitimin literatürde geçen ve genel kabul gören tanımı da zaten budur.

Evet, bu türden günlük ve daha çok okul yaşamında gözlenen sorunları; psikoloji - pedagoji eğitimleri almış olan öğretmenlerimizin sabırlı, sevecen, hoşgörülü, ilgili, yeri geldiğinde ortaya konulan disiplin yöntemleriyle ve psikolojik danışma ve rehberlik öğretmenlerinin (okul / eğitim psikologlarının) birebir takibi ve ilgisiyle halletme cihetine gidilmelidir.


İkinci önerim ise siz kıymetli ebeveynlere!


Böyle bir sorunla karşılaştığınızda çocuğunuzun öğretmenine; çocuklarınızın okuyup okumamasının, başarılı olup olmamasının kendi sorununuz olduğunu, öğretmene düşenin elinden geldiğince çocuklarına diğer çocuklar gibi eğitim vermeye, bu yönde gayret sarfetmeye devam etmesi olduğunu ifade edin.

Tembel, yaramaz, içine kapalı veya hareketli çocukların gidebilecekleri başka normal bir okul bulunmadığını (bu gibi durumlarda çocuğunuza belki özel eğitim merkezleri önerilebilir. Ancak özel eğitim kurumları gerek içerikleri, gerekse eğitim hedefleri ve diploma vb. kazanımları bakımından çocuğunuzun gittiği okulların muadili / dengi değildir), çocuğunuzun bazı sıkıntıları olsa bile normal bir birey olduğunu, normal eğitimden yararlanmanın her normal birey gibi çocuğunuzun da en tabii hakkı olduğunu hatırlatın ve bu konunun takipçisi olun.

Bunu yaparken kesinlikle öğretmenle ya da okul idaresiyle polemiklere girmeyin. Haklı olduğunuzu düşündüğünüz konulardaki şikayet veya taleplerinizi dilekçe yazmak suretiyle yazılı olarak resmi kanaldan dile getirin. Dilekçe yazmak suretiyle bir sıkıntınızı dile getirmenin, bir işin araştırılmasını, bir meselenin takipçisi olunmasını, bir konuda tarafınıza bilgi verilmesini talep etmenin suç değil kanuni bir hak, bir vatandaşlık hakkı olduğunu unutmayın.

Psk. İzzet Güllü
(Bu makale, "Uzman Ebeveyn: Kendi Çocuğunuzun Uzmanı Olun" Adlı Kitabımda da Yer Almıştır.)
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Ebeveynlerin Çocuklarıyla İlgili Gerçekdışı Beklentileri: Sorular ve Cevapları" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.İzzet GÜLLÜ'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.İzzet GÜLLÜ'nün izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     1 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.İzzet GÜLLÜ'nün Yazıları
► Ergenlerle İlgili Sıkça Sorulan Sorular Psk.Gülçin DÖNMEZ FİDAN
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 19,086 uzman makalesi arasında 'Ebeveynlerin Çocuklarıyla İlgili Gerçekdışı Beklentileri: Sorular ve Cevapları' başlığıyla benzeşen toplam 70 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
◊ Bir Veda Yazısı Haziran 2018
◊ Bu Yazıyı İyi Anla ÇOK OKUNUYOR Haziran 2018
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


15:25
Top