2007'den Bugüne 82,337 Tavsiye, 26,076 Uzman ve 18,278 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Bazı Davranışlarımızın Psikolojik Açıdan Analizi ve Cinsellikte Fantazi Kurmanın Sakıncası
MAKALE #4688 © Yazan Psk.İzzet GÜLLÜ | Yayın Mart 2010 | 6,066 Okuyucu
PATOLOJİK KISKANÇLIK
Patolojik kıskançlığın temelinde daha çok kıskanan kişinin yetersizlik duyguları büyük rol oynar. Dışardan bakınca çoğu zaman anlaşılmasa da sözkonusu kişi bu eksikliğinin içten içe farkındadır aslında. Sözgelimi partnerini abartılı olarak kıskanan biri ona karşı olan davranışlarındaki yanlışların ve eksikliklerin büyük ölçüde farkındadır. Bu şekilde eksik bıraktığı eşinin / partnerinin yörüngesinden kayma, böylece başka arayışlara yönelme potansiyel eğilimini ancak patolojik bir eksende seyreden katı olan söz, tutum ve davranışlarıyla engellemeye çalışmaktadır.
“Parka gitmeyeceksin dedim sana, hele bir git sonra görüşürüz!”
REDDETME DAVRANIŞLARI
Kendisiyle barışık olmayan, benlik algısı zayıf, özgüveni / öz saygısı düşük kişilerin en mantıklı durumlarda bile reddetme tutumları daha kuvvetlidir. Bu kişilerin bilinçaltı algılayıcıları, zaman içinde derinleşmiş olan benlik saygısı çukurunu “kabul etme” küreğiyle değil; ancak “reddetme kepçesiyle” doldurabileceğini çok iyi bilmektedir. Çünkü reddetmek her zaman bu tür kişiler için kabul etmekten daha fazla ödünleyicidir.
“Pek çok kişi kabul edebilirdi, hatta ediyor bile ama bak ben reddettim!”
UÇ DAVRANIŞLARA YÖNELME
Kendisiyle barışık olmamanın yol açtığı bir diğer davranış da uç tavır, tutum, eğilim ve davranışlara yönelmektir. Bu kişiler böylesi uç davranışlarla aslında ihtiyaç duydukları ilgiyi üzerlerine toplamaya çalışırlar. Organizma istem dışı olarak bu kişileri fazla rahatsız olmayacakları eylemlere iterek, ayrıca “Ben böyle yapmayı seviyorum, bu bana daha doğru geliyor, bunu hem ben istiyorum kime ne ki” gibi daha rasyonel bahanelerle de destekleterek öz saygı eksikliğini kısmen de olsa tamir edebilecekleri radikal girişimlere yöneltir. Çünkü organizma radikal olan davranışların sıradan olanlara göre daha fazla dikkat çektiğini, dolayısı ile daha çok ilgi topladığını genlerindeki programdan dolayı önceden bilir. Yine aynı beyin sadece bununla da kalmaz, bir bakıma üzerine aldığı işi tamamına da erdirir. O nedenle temelde benlik bütünlüğünü korumaya, ruhsal dengeyi sürdürmeye programlı olduğu için aslında sadece belli bir davranışa yönelik olarak gerçekleşen bu sınırlı ilgiyi bir çarpıtma süzgecinden de geçirerek kişinin bizzat kendisinin tamamınaymış gibi algılattırır. Böylece ilgili kişilerin düşük benlik saygısı çukuru adım adım dolmaya başlar.
CİNSEL DUYGULAR
Bütün davranışlarımızın altında az ya da çok ama mutlaka cinsellikle ilgili duyguların, eğilimlerin, itkilerin rolü vardır. Bunu ben değil alanın piri sayılan Freud söylemektedir. Ancak bu duygular bilince dümdüz değil (böyle olsaydı çok rahatsız edici olurlardı) daha çok kılık değiştirmiş bir şekilde çıkmaktadırlar. Dolayısı ile eşler arasında yaşanan ve yüzeye iletişim, geçimsizlik gibi görünümlerle yansıyan pekçok sorunun temelinde aslında cinsellikle ilgili problemler bulunabilmektedir. Bu şekilde bir mekanizma ile kişiler farklı ve daha kabul edilebilir sorunlar üretme, böylece bütün zihinlerini herkesin yaşayabildiği sıradan sorunlar üzerine kilitleme yoluyla temelde bulunan ve daha çok rahatsız edici olan sorunları bilinçli farkındalık düzeyinden uzak tutma / gizleme eğilimi taşıyabilmektedirler.
“Cinsellik önemli değil hocam. Bizim tek sorunumuz iletişim. Eşimle pek konuşamıyoruz, hemen kırıyoruz birbirimizi.” (O yüzden de bu kişilere bırakın bir kaç seanslık danışma yardımında bulunmayı iletişimin kitabını yazıp verin ellerine yine de bir arpa boyu yol alamazsınız.)
DEDİKODU
İnsanların çoğu dedikodu kazmasıyla sır ve mahrem toprağını yarar, bu şekilde başkalarının en önemli sorunlarını en kuytu derinliklerinden bulup çıkarır ve binlerce süslü yalan ambalajıyla da paketleyerek götürür pazara çok ucuza satar. Bu kişiler başkalarının önemli sorunlarını, sıkıntılarını, eksikliklerini daha fazla nazara / dikkatlere sunarak kendi sorunlarını unutturmaya, en azından ikinci plana düşürtmeye, böylece aslında kendilerini rahatlatmaya çabalıyorlardır. Bir düşünür, “Başkalarının sorunlarını işaret ederek kendisini rahatlatan, böylece başkasının en onulmaz acılarından kendisine mutluluk payı çıkaran ikinci bir millet var mıdır şu dünyada” diye sorar. Ben bu olguyu milletimizle ilişkilendirmenin haksızlık olduğunu düşünüyorum.
“Baksana Ayşelerin durumuna. Sen otur da binlerce kere şükret haline Aliye.”
HASETLİK
Hasetlik kıskanmanın bir sonraki ve daha şiddetli aşamasıdır. Haset eden kişi bu duygusunu yönelttiği kişilerin zarara uğramasını isteyebilir, bu hususta elinden geleni gözünü kırpmadan yapabilir.
Bir gün şişeden meşhur cinimiz çıkmış yine ve denk geldiği birine sormuş:
Hey dünyalı! Ben cinim. Hadi şanslısın bugün yine, onun için dile benden ne dilersen. Lakin bir ayrıntı var. Sana ne verilirse komşuna onun iki misli verilecek! Haydi buyur…
Haset ehlinden olan bu kişi şöyle cevap vermiş: O zaman benim bir gözümü çıkar! (ki komşusunun iki gözü çıkmış olsun.)
Haset edilen kişiler genellikle imrenilen vasıflarıyla sürekli bir eksikliğimizi yansıtan dev aynası misali karşımızda “utanmadan” durmaktadırlar. Bu çok rahatsızlık vericidir oysa. Bunu aşmanın en iyi yolu kaçmak, uzak durmak değil; bilakis bu tür kişilere ilgi göstermek, iltifat etmektir. Bu belki zordur ancak imkansız değildir. Sonucu, ruhumuzu daraltan, bunaltan, içimizdeki en hassas taşları yerinden oynatan bu güçlü illetten ilelebet kurtulmaktır. Dolayısı ile buna fazlasıyla değecektir. Hele yüz yüze olmayan msn, mail gibi yolların yaygınlaşması bunu yapabilmeyi daha da mümkün kılmakta, kolaylaştırmaktadır.
Haset etmenin altında bazen -çok enteresan bir şekilde- şöylesine masum bir gerekçe de yatabilmektedir. Mesela çok iyi bir arkadaşının ya da komşusunun zengin olmasını istemeyen kişiler bunu “onlar da bizim gibi sıkıntı çeksinler” mantığından çok eşit sosyal statüde daha kolay sürdürdükleri, dolayısı ile de ancak böyle kalarak sürdürebileceklerini düşündükleri dostluklarını korumak istedikleri, aksi durumu ise iletişimin devamına yönelik bir tehdit olarak algıladıkları için bu türden duyguların içine girebilmektedirler.
CİNSELLİKTE FANTAZİ
Cinsellikte fantezi kurmanın çok yararlı olduğu, ilişkiyi beslediği için kurtarabildiği söylenir. Ben bu temel yanlışın alanda çok eksik olan “somut öneri” ihtiyacından doğduğunu zannediyorum. “Elle tutulur bir öneri olsun da ne olursa olsun” mantığından yani!
Birincisi, bir evliliğin ya da ilişkinin devamı sadece fantezilere kalmış ise ne yazıktır ki o ilişki zaten bitmek üzeredir. Bu durumda kulağa çok hoş gelen, telaffuzu pek şık da olan bu fantezi işi yoldan hızla çıkmış bir arabanın frenine basmak ölümü ne kadar geciktirecekse ancak o kadar geciktirebilecektir. Hatta yoldan çıkmış bir arabaya fren yapmak daha tehlikeli kabul edilir, maazallah takla bile attırabilir. Ölünmeyeceği varsa da öldürür denilebilir!
İkincisi, fantezi arayan biri fantezi öncesi yaşayışları çoktan tüketmiş, böylece normal olandan tatmin sağlayamayacak bir duurma gelmiş demektir. Yani alacaklının kapıya dayanması misali iş fanteziye kadar gelmiş dayanmıştır bir bakıma. Bu durumda kişi elindeki tek “gerçek” yaşantıya karşı duyarsızlaşmış, bir sonraki “kurgusal / fantastik” basamağa geçmiştir aslında. Peki aynı işleyişin doğal bir neticesi ve “bir kere yapılan ikincisinde daha kolay yapılır” ilkesinin ürünü olarak fantezilere karşı da hissizleşirse? Bundan sonraki aşamayı ne siz sorun ne de ben söyleyeyim!
Hem bizzat partneriyle beraber olurken, olup biten her şeyi onunla yaşarken yaşamadıklarına yoğunlaşan (eli işte gözü oynaşta misali), yani fantezi alemine dalan kişi alacağı hazzı partnerine değil de zihnindeki fantezilerine, hatta fantezisinin bizatihi nesnesine yüklemeye başlamaz mı zamanla? “O kadar da olmaz” demeyin. Fantezi bu! Ne sınır tanır ne hudut! Bir kere kurmaya görün! Tabi ki zamanla ve bilinçaltı olarak! Bu ise kişiyi partnerinden daha da fazla koparmaz mı?
Hem o an ki davranışlara eşlik etmeyen ve ondan ayrı / kopuk işleyen hayali kurgular zihin ile davranış arasındaki doğal eş güdümünü bozmaz mı? (Yüz uzmanın ellisi bozar, ellisi yo bozmaz diyecektir. Ne diyelim, alanımızın cilvesi). Terapilerde duyarsızlaştırma oluşturarak tedavi etmek amacıyla kullandığımız imgeleme yöntemini fantezi formatında önererek kişileri bile bile, göz göre göre duyarsızlaşmanın kucağına itmiş olmuyor muyuz bu şekilde?
Unutmayın:
Doğası soyut, bilgilerin subjektif, üstelik eldeki bulguların çok sınırlı olduğu böylesi bir alanda (üniversitede bir arkadaşım psikolojiye / psikiyatriye “soyut tıp” derdi) uzman dahi olsa ağızdan çıkan her sözü / öneriyi bilimin kesin sonucuymuş gibi görmeyin. Bir kaç kişi ya da uzman fantezi kurmuş ve ilişkisini bu şekilde kurtarmış olabilir. Bu, fantezinin her zaman için ilişki kurtaran bilimsel bir yol olduğu anlamına gelmez. Çünkü hem istisnalar kaideyi bozmaz, hem bozuk bir saat bile günde iki kere doğruyu gösterir. Hem de ilişki mutlak olarak kurtulmuş değil, sadece o an için kurtulmuş da olabilir. Sonrasını ise kimse bilemez. Bazı ölümcül kanser hastaları ölmeden birkaç gün evvel çok iyi olurlar, iyileşmiş gibi görünebilirler. Çevrelerindeki herkesi sevince gark ederler. Fantazinin yaşattığını ben hep bu örneğe benzetirim.
Yine Unutmayın:
Freud bile bugün söylediklerinin bilimsel olmadığı, ne ispat edilebildiği ne de çürütülebildiği için hışımla eleştirilmektedir. Ama kesin olan bir gerçek vardır ki o da şudur:
“Meşru (doğal, tabii, fıtri) olmayan her yol kişiyi ancak maksadın zıddına götürür.”
Oysaki kişi maksadın zıddına doğru yol alırken bu gerçeğin henüz tam olarak idrakinde değildir. Çünkü henüz yoldadır ve gittiğini düşünüyordur. Evet hakikaten de gidiyordur aslında. Ancak mühim olan gitmek değil, varmaktır! Araç amaç içindir, amaç araç için değil! Ancak varınca anlayacaktır, vardığı yerin gitmek istemediği yer olmadığını! Ama çok geç kalmış olacaktır. Böylece kişi ilişkimi kurtarayım derken onun bizzat katili oluverecektir.
Psk. İzzet Güllü
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Bazı Davranışlarımızın Psikolojik Açıdan Analizi ve Cinsellikte Fantazi Kurmanın Sakıncası" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.İzzet GÜLLÜ'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.İzzet GÜLLÜ'nün izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     2 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.İzzet GÜLLÜ'nün Yazıları
► Psikolojik Açıdan Aldatma Dr.Psk.Dnş.Ayavar Cem KEÇE
► Psikolojik Açıdan Grinin Elli Tonu Psk.Ruşen Nur ARIKAN
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,278 uzman makalesi arasında 'Bazı Davranışlarımızın Psikolojik Açıdan Analizi ve Cinsellikte Fantazi Kurmanın Sakıncası' başlığıyla benzeşen toplam 32 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
◊ Bir Veda Yazısı ÇOK OKUNUYOR Haziran 2018
◊ Bu Yazıyı İyi Anla ÇOK OKUNUYOR Haziran 2018
◊ Getir Duyguyu, Götür Fiziksel Semptomları ÇOK OKUNUYOR Haziran 2018
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


12:58
Top