2007'den Bugüne 80,880 Tavsiye, 25,751 Uzman ve 18,028 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Mevsimine Göre Beslenme
MAKALE #7836 © Yazan Dyt.Canan DOĞAN | Yayın Aralık 2011 | 4,600 Okuyucu
Tüm insanlığın yaşamında mevsimlere göre beslenme temeldir. Doğadaki değişimlerle uyumlu bir yaşam sürdürdüğümüzde sağlıklı oluruz. İnsan sağlığı iklime, yiyecek ve içeceklerimize, yaşanılan yere, aktiviteye, psikolojik, fiziki etkenlere ve alışkanlıklara bağlıdır. Her mevsimin bir rengi, tadı ve dokusu var. Doğa her mevsimde vücudumuzun ihtiyacı olan yiyecekleri bize sunmuştur. Doğa dengeleri ile çokça oynadığımız bu günlerde yiyeceklerimizi mevsimine uygun tüketmemiz çok önemli . Yani doğanın sesine kulak vermeliyiz. Her yiyeceği ait olduğu dönemde tüketmek en sağlıklısı. Kış döneminde karpuz tüketmek aslında vücudumuzun çok da ihtiyacı olan bir şey değil. Hava soğudukça vücudumuzu ısıtan enerji veren yiyeceklere ihtiyaç duymaya başlarız. Kış döneminde ıhlamur kaynatır, greyfurt, portakal, mandalina limon ile bol C vitamini alırız. Kışın köklü sebzelere ihtiyacımız vardır. Pancar,turp, havuç, kereviz gibi, ve yaprak sebzeler ıspanak, pırasa, lahana, pazı vazgeçilmezler arasındadır.

Kışın daha çok nişasta içeren kök sebzeler ortaya çıkıyor. Kök sebzelerdeki nişasta ve şeker oranı daha fazla olduğundan ısınmak için gerekli olan enerjinin dönüşümünü sağlayarak ihtiyacımızı karşılayacaklardır. Oysa yaz dönemine doğru sebze ve meyveler daha çok su ihtiva eder ve tatlanmaya başlarlar. Yani soğuk bir kış gününde buz gibi içecekler yerine sıcak bir bardak çaya, salebe, sıcak çorbaya ihtiyaç hissederiz. Sıcak bir yaz gününde ise kimse sizi çorba içmeye zorlayamaz. Buzdolabından henüz çıkmış,buğusu üzerinde bir karpuz yada buz gibi çilek ve erikler istersiniz. İçinde buzlar olan bir cacık yada soğuk çorbadır vücudunuzun ihtiyacı. Bedeniniz canlı renkler, sulu tatlar ister. Domates, salatalık, biber, marulun vb. İlkbaharda havaların ısınmaya başlamasıyla birlikte doğa bize can erik, yeni dünya, enginar, bakla ve bezelye gibi su oranı daha yüksek bol lifli besinleri sunar. Vücudumuzu ısıtma ihtiyacından sıyrılmış hafif sulu sebze ve meyvelere doğru gitmeye başlamışızdır artık.ve yaz mevsimine geldiğimizde artan sıvı ihtiyacımızı vücudumuzun ter ile attığı sıvıyı ve beraberindeki vitamin ve mineral kayıplarımızı domates, biber, karpuz, kavun, kiraz, vişne, şeftali, kayısı,,üzüm gibi besinlerle karşılarız. Yazın dışarısı sıcakken vücudu serinletecek, mideyi yormayacak, kolay hazmedilecek çilek gibi hararetimizi bastıracak yiyeceklere döneriz.

Günümüzde her yiyeceği her mevsim bulmak mümkün üstelikte ulaşımdaki kolaylıklar nedeniyle her ürünün her yere ulaşması da olanaklı . Bu aslında doğal çeşitlilik için bir tehlike, çünkü tüketicilerin tercihleri ve çokuluslu tohum firmalarının baskıları nedeniyle tüm dünyada tektip besin üretimi yaygınlaştırılmaya çalışılıyor üstelikte yerel tohumların devamlılığının sağlanması tehlikeye atarak. Her zaman söylediğim gibi yerel yiyecekleri tüketmek hem ekonomik hem de vücudumuzun alışkın olduğu yiyecekleri tüketme alışkanlığı için önemli.

1997 yılında İngiltere'de yapılan bir araştırmaya göre pastörize sütlerde kış ve yaz aylarındaki besin içeriğinin farklı olduğu saptanmış. Sütte kışın iyot daha fazla iken, yaz aylarında betakaroten yüksek çıkmış. Araştırmanın sonuçlarını yorumlayan uzmanlar bunun ineklerin yaz ve kış aylarındaki beslenme farklılığından kaynaklandığını söylemiş. Kış aylarında daha tuzlu besinler alan inekler yaz aylarında doğal olarak daha fazla taze bitki yiyor ve sütlerindeki besin içeriği de farklılaşıyor. Benzer bir araştırma da Japonya'da yapılmış. Araştırmacılar kış aylarıyla, yaz aylarında toplanan ıspanaklardaki C vitamini içeriğinin farklı olduğunu bulmuşlar.

Kış döneminde yediğiniz karpuz ile yaz dönemi karpuzu arasında vitamin ve mineral değerleri arasında farklılıklar olacağı açık. Sera üretiminde kullanılan tohumların yerli tohumlar olduğunu biliyor muyuz. Daha çok üretmek adına global tohum firmalarından alınan tohumların kullanılmadığından emin miyiz? Kaldı ki vücudumuz kış döneminde %90 ısu olan ve şeker yoğunluğu yüksek bu meyveye ihtiyaç hissediyor mu? Tüm bunları düşünerek market raflarında yer alan albenisi yüksek ve adeta bir marangoz elinden çıkmış aynı boy, aynı renk, aynı dokuda olan yaz meyvelerini neden yemek istiyoruz. Gelişen dünyanın bize sunduğu teknolojiden tabi ki yararlanacağız ama doğanın sesine ve vücudumuzun ihtiyaçlarına da kulak vererek her sebzeyi her meyveyi zamanında yemek en sağlıklısı.

Peki seralarda üretilen sebze ve meyveleri almak sağlığımız için ne kadar güvenli. Öncelikle seranın literatürdeki anlamına bakalım “Sera iklimden bağımsız olarak tüm yıl boyunca ekonomik sebze, meyve ve çiçekçiliğin yapıldığı tesisler olarak tanımlanabilir. Başka bir deyişle iklim ve çevre koşullarına, tümüyle veya kısmen bağlı kalmadan gerektiğinde sıcaklık,ışık, nem ve hava gibi etmenler denetim altında tutularak bütün yıl boyunca çeşitli kültür bitkileriyle bunların tohum, fide ve fidanların üretmek,bitkileri korumak, sergilemek amacıyla cam, plastik v.b. ışık geçirebilen malzeme ile kaplanarak değişik şekillerde yapılan, yüksek sistemli bir örtüaltı yetiştiriciliği yapısıdır. Bu tür tesislerin bulunduğu işletmelere "sera işletmesi " adı verilmektedir.

Serada sebze yetiştirmenin avantajları ,yıl içinde sürekli üretim , pazara sürekli mal sağlama, birim alandan yüksek verim alma, tarımsal işletmelerde mevsimlik olan işgücü kullanımının sera ile düzenli ve sürekli iş gücü haline gelmesi, seranın yapımı için gerekli olan çeşitli malların üretimi için yeni sanayi kollarının doğması, t
oprağın olmadığı yada kalitesinin üretim için yeterli olmadığı yerlerde yetiştiricilik yapılabilmesi , toprak yorgunluğu ortadan kalktığından aynı yerde arka arkaya aynı ürün yetiştirilebilmesi, toprak kaynaklı hastalık ve zararlılar ile yabancı otların sorun olmaktan çıkması,toprak dezenfeksiyonuna gerek kalmaması, olarak sıralanabilir.
Dezavantajlarına baktığımızda uygun olmayan sera içi iklim koşulları özellikle düşük sıcaklık ve yüksek nisbi nem mantar ve bakteriyel hastalıkların ortaya çıkışını hızlandırmaktadır.

Günümüzde seralardaki üretim, ekolojik koşullara bağlı olarak gerçekleştirilmektedir ve bu bağımlılık nedeniyle üretimde verim ve kalite kayıpları meydana gelmektedir. Seralardaki bu kayıpları azaltabilmek amacıyla yoğun sentetik kimyasal maddeler kullanılmaktadır. Çevre kirliliği yaratan, doğal dengeyi bozan ve insan sağlığı açısından tehditler oluşturan bu maddeler bitki gelişme düzenleyicileri (hormonlar), kimyasal gübreler ve ilaçlardır.

Seracılık ilk olarak İtalya'da Romalılar döneminde başlanmıştır. Daha sonra Avrupa'da evlerin güneye bakan yönlerinin camla örtülmesiyle gelişme sürmüştür. 16. ve 17. asırlarda bu yapılar seracılığın ilk başlangıcı olarak adlandırılmaktadır.


ABD ve Avrupa'da sera yapımı, endüstrileşmeyle birlikte birinci dünya savaşından sonra hızlı bir şekilde gelişmeye başlamıştır. Avrupa ülkelerinden Hollanda, İngiltere, Danimarka, Almanya, Romanya, Bulgaristan ve Rusya. Hollanda en başta gelen ülkedir. Ortalama sıcaklıkların yüksek olması nedeniyle, Akdeniz'e kıyısı bulunan ispanya, Türkiye, İtalya, Yunanistan, İsrail gibi ülkeler de sera potansiyeli olan ülkeler arasındadır.

Türkiye’de seracılık 1940'lı yıllarda Antalya’da kurulan seralar ile başlamıştır. Sera alanlarında en hızlı artış 1975-1985 yılları arasında gerçekleşmiştir.1990-1997 yılları arasında toplam sera alanlarındaki artış % 64.5 dir. 2007 yılı verilerine göre Türkiye’de örtü altı alanı49311 hektara ulaşmıştır.

Sağlıklı beslenmek istiyorsanız her yiyeceği döneminde tüketmek, kış için doğanın bize sunduğu Brokoli,brüksel lahanası, kereviz, karnıbahar , pırasa, ıspanak, havuç, kırmızı ve beyaz lahana , pancar, marul, havuç, şalgam, turp, portakal, mandalina,greyfurt, armut, elma, ayva yemeye devam etmekte yarar var. Yaz meyve ve sebzelerini özleyelim ve zamanı geldiğinde tüketelim.

Canan Doğan
Beslenme ve Diyet Uzmanı
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Mevsimine Göre Beslenme" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Dyt.Canan DOĞAN'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Dyt.Canan DOĞAN'ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     1 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Canan DOĞAN Fotoğraf
Dyt.Canan DOĞAN
İstanbul
Diyetisyen
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi29 kez tavsiye edildi
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Dyt.Canan DOĞAN'ın Makaleleri
► Mevsimine Göre Sebze Meyve Rehberi PDF Dyt.Ayşegül YILMAZ
► Kan Grubuna Göre Beslenme Dyt.Güneş AKYIL AYNACI
► Kişiye Göre Beslenme Nedir? Dyt.Hatice KARSLIOĞLU
► Kiloya Göre Su İhtiyacı Uzm.Dyt.Turgay KÖSE
► Kan Gruplarına Göre Nasıl Beslenmeliyiz? Uzm.Dyt.Zühal AYNACI BAYEL
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,028 uzman makalesi arasında 'Mevsimine Göre Beslenme' başlığıyla benzeşen toplam 61 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Krom ve Sağlığımız Aralık 2012
► Hamilelikte Beslenme Şubat 2012
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


13:07
Top