TavsiyeEdiyorum.com
TavsiyeEdiyorum.com  
.com
Arama : | Site İçi Arama

Yeni Tavsiye Ekleyin!



ÇOCUKLARDA GÖZLENEN “DAVRANIM BOZUKLUKLARININ” NEDENLERİ.

İbrahim BİLGEN Fotoğraf
Dr.İbrahim BİLGEN
Adana
Doktor "Ruh sağlığı ve hastalıkları - Psikiyatri"
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi5 kez tavsiye edildiÖzgeçmişi MevcutÖzel Uzmanlığı VarKütüphanemizde Yayınlanan 14 Makalesi varFotoğrafı Mevcutİş Adresi KayıtlıTelefon Numaraları KayıtlıÖzel Mesaj GönderilebilirAnahtar Kelimeler: panik bozukluk terapi yaprak psikiyatri davranım bozukluğu uçak korkusu takıntılar güvensizlikKişisel Bilgileri Mevcutİnternet Sitesi VarTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Makale Bilgileri
* Toplam Okuyucu : 245,

* Yayın Tarihi : 14-04-2008 - 12:55 (27 gün önce),

* Ortalama Günde 8.75 okuyucu.

* Karakter Sayısı : 6714 , Kelime Sayısı : 875 , Boyut : 6.56 Kb.
ÇOCUKLARDA GÖZLENEN “DAVRANIM BOZUKLUKLARININ” NEDENLERİ.

Daha önceki yazılarımda “Davranım Bozukluğu” nu anlatmaya çalıştım sizlere. Bugünde kaldığım yerden devam etmek istiyorum. Çocuklarda ve ergenlerde ki saldırganlığın ne zaman bir davranım bozukluğu düzeyine ulaştığını sizlere açıklamaya çalışacağım. Dün sizlere çocuğun her dediğinin yapılmasının ilerde “hayır” ın anlamını bilmeyen çocukların gelişmesine ve her şeye karşı öfkeli davranmalarına neden olabileceklerini açıklamıştım. Bu ufak hatırlatmanın ardında dün kaldığım yerden devam etmek istiyorum.

Davranım bozukluğu gösteren bazı çocuklarda her ne kadar anne ve baba, çocuklarının bu davranışlarından şikayetçi olsalar da çocuğun her isteğini yerine getirmekten de pek geri kalmazlar. Çocuk suç işler, adam öldürür, birisine hızlı araba sürerken çarpar ama yine de yardımına ilk koşan ve her türlü torpile ilk başvuran anne ve babasıdır. Çocuk zaten bunun böyle olacağını bildiği için hiçbir zaman bir sorumluluk almaz. “Nasıl olsa anne ve babam var” der.Anne ve babaya bir gün Allah korusun bir şey olursa ne olacak ben onu o zaman görürüm mü diyorsunuz. Korkmayın ağızları çok güzel laf yaptığı için anne ve babasının yerini tutacak bir diğer görev adamını bulmakta fazla zorlanmazlar. Buldukları eşte, aynen o göreve devam eder. Yaranamaz o başka....

Lafı dağıtmadan kaldığım yerden devam edebilirsem sizlerde davranım bozukluğu hakkında daha fazla bilgi sahibi olacaksınız. Küçükken yine çocuğun reddedilmiş olması veya aile içinde sürekli tacize uğraması da gene çocukta “Davranım Bozukluğu” gelişmesinde rol oynayan etkenlerden birisidir. Karmaşık ve çapraşık aile ilişkilerinin egemen olduğu aile ortamından gelen veya reddedilmiş çocuklar öfkeli, talepkar ve yıkıcı olmakta ve olgun ilişkiler kurabilmek için gerekli olan engellenmeye tolerans geliştirememektedirler. Bu çocukların rol modelleri zayıftır ve genellikle değişkendir. Toplumdaki en ufacık bir reddedilmeyi, engellenmeyi çocuklarındaki engellenmişlik olarak algılamalarına neden olur. Yani geçmişten bugüne kadar tüm engellenmelere karşı duyduğu öfkeyi o anda o engellenmeye neden olan nesneye, gruba yada kişiye yansıtabilirler. Maçta karşı takım taraftarını bıçaklar ya da kız arkadaşı çıkma teklifini kabul etmedi diye canına kıyabilir. Yada reddeden kişiye zarar verebilir. Davranım Bozukluğunun gelişmesinde en büyük etken, çevresel ve genetik faktörlerin birlikteliğidir. Davranım bozukluğu oluşacak çocuklar küçüklüklerinde kendi içlerindeki karmaşıklıkları normal çocuklar gibi oyun ve fantezi kurarak değil de dışa vurarak gösterirler.Bu nedenle de çevrelerinde ya kendi gibi arkadaşları olur ya da hiç arkadaşı olmaz.Arkadaşları ya da yaşıtları, onları, oyunlarına dahil etmekten kaçınırlar.


ÇOCUKLARINIZDA DAVRANIM BOZUKLUĞU GÖZLENMEMESİ İÇİN NELER YAPABİLİRSİNİZ? (2)

Daha önce yazmış olduğum davranım bozukluğuna kaldığım yerden devam etmek istiyorum. Bu yazıyı seçmemdeki en büyük etken ise, son zamanlarda gençler arasında sıkça gözlenen şiddet olayları oldu. Davranım bozukluğu gösteren bireyler, genellikle saldırgan davranışlar içindedirler ve dolayısıyla başkalarına sürekli olarak zarar verirler. Tehdit, hakaret, kavga çıkarma gibi. Yaralama ve öldürme gibi eylemler gerçekleştirebilirler. Diğer kimselere ve hayvanlara eziyet edebilirler. Zorla cinsel eylemde bulunabilirler. Başkalarının mülkiyetine saldırı, daha çok yangın çıkarma, otomobiline, eşyalarına zarar verme şeklinde olabilir. Kuralların ihlali daha çok okul ve aile ile ilgilidir. (okuldan kaçma, evden kaçma, geceyi anne-babadan izinsiz dışarıda geçirme gibi.)

Hem çocukluk hem ergenlik döneminde oldukça sık görülen Davranım Bozukluğu’nun görülme sıklığı; 18 yaşın altında erkekler için %6-16, kızlar için ise %2-9 olarak bildirilmektedir. Ülkemizde ise ne oranda görüldüğüne ilişkin sağlıklı bir istatistiksel veri bulunmamaktadır. Davranım bozukluğu nasıl oluşmaktadır. Neler, bu rahatsızlığın oluşmasında etken olmaktadır isterseniz birde buna bakalım.
Davranım bozukluğu gösteren çocuk ve ergenlerin aileleri bazı tipik özellikler göstermektedirler. Bunlar genelde kentlerde yaşayan düşük sosyoekonomik düzeyden gelen, parçalanmış ailelerin çocuklarıdır. Bu çocukların babaları, genelde aileden uzakta veya aileyi terk etmiş, öfkeli, gölgesi ağır olan kişilerdir. Kendi çocukluklarında da şimdi şikayetçi oldukları çocuklarından pek farkları yoktur. Tabi bunu en iyi bilen ise kendi yakınlarıdır. Davranım Bozukluğu olan çocukların babaları genelde alkol kullanımını seven kişilerdir. Annelerde ise; doğal olarak bu tipte bir eş ile yaşamanın getirdiği bir depresyon, sebebi bulunamayan vücut ağrıları, uyuşmaları bulunabilmektedir. Bazı araştırmacılara göre ise davranım bozukluğu gösteren çocukların aileleri; ayrılma ve boşanmadan daha çok, mutsuz, karmaşık ve çapraşık aile yapısından oluşan bir aile yapısı vardır. Ülkemizde “Davranım Bozukluğu” gösteren ergenlerde bu aile özelliklerinin yanı sıra dikkati çeken bir diğer özellik de geniş aile ortamı ve çocukluk döneminde anne- baba ve onların dışındaki aile üyelerinin çocuğa gösterdiği tutarsız ilgi ve hoşgörüdür. Böyle bir aile ortamında yetişmiş ve davranış bozukluğu gösteren ergenin çocukluk öyküsünde ilk ve/veya tek erkek çocuk olması dikkati çeken bir özelliktir. Burada yeri gelmişken belirtmeden geçemeyeceğim önemli bir nokta ise, hep sık sık yazdığım “Çocuğunuzun her dediğini yapmayın, ödül ve cezayı bilinçli bir şekilde her 3-4 yaşını doldurmuş çocuğa uygulamaya başlayın” a bir önceki cümle, önemli bir örnek olmaktadır.Özellikle ataerkil aile tutumunun ön planda olduğu ailelerde anne ve baba bunun bilincinde olsa bile ailenin büyükleri buna pek kulak asmazlar.Bir psikiyatrist olarak kendi anne ve babama bunları anlatana kadar akla karayı seçtim. Ben arkamı döndüğümde annem çocuğumun her dediğini yapıyor.Babam ise, “Kendi yanlarında bu tipte uygulamaların kendi evinde yapılmasını istemediğini, kendi evinin torunu için özgürlük alanı olduğunu, bu psikiyatrist uygulamalarının kendi evimizde uygulanması gerektiğini belirtiyordu”. Onlarla tartışmak yerine çocuğumla babamlara gitmeden önce kuralları her defasında açıklıyor ve uyulmayan bir nokta olduğunda ise eve gelindiğinde “Mola” ( çok etkin bir ceza yöntemi) ya gireceğini söylüyordum.Esasında bu cezanın anında uygulanması gerektiğini bilsem de teorikle pratik hayatta öyle çok kolay uygulanamıyor. Bu aralar annem ve babam, bu çocuğun nasıl düşünceli ve iyi bir çocuk olduğunu söylediklerinde ise, içimde gurur ve huzur dolu bir mutluluk dışında hafif bir gülümseme oluyor. Yarın kaldığım yerden devam edeceğim.

Mutlu, sağlıklı ve huzur dolu bir hafta olması dileğiyle... Sağlıcakla Kalın.


NOT: BU YAZILAR Dr. İbrahim Bilgen'in SABAH GAZETESİNDE YAYINLANMIŞTIR.



Makale Yazarının Sayfasına Dönün
Makale Yazarına Eposta Gönderin

Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir :

"ÇOCUKLARDA GÖZLENEN “DAVRANIM BOZUKLUKLARININ” NEDENLERİ." başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Dr.İbrahim BİLGEN'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.

Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak yazarının izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.

Dr.İbrahim BİLGEN Tarafından Yazılan Diğer Makaleler:
  • Nedir Bu Uçak Korkusu? Bu Korku Nasıl Yok Edilir?...
  • Sınav Kaygısı Yaşıyor Musunuz?
  • Panik Hastalarının Çevrelerine Anlatamadıkları Korkuları -1-
  • Çocuğunuz Ürkek Ve Girişken Değil Mi?
  • Gençler Neden Bu Kadar Öfkeli Hale Geldiler?
  • Huzurlu İnsan Ne Demek? Kendi Kaderimize Yön Vermede Hiç Mi Bizim Payımız Yok?
  • Çocuğum Ben Olmadan Hiçbirşey Yapmıyor
  • Hep Acı Çeken Kişi Olmak Tesadüf Mü Dersiniz? Gerçek Aşk Nedir? Aşk Bir Gün Biterse Neler Yapmalıyız?
  • Oyuncaklarına Zarar Veren Çocuklar Ve Çocuğunu Dinlemeden, Ona Bağıran Anne Ve Babalar
  • “dedektif Anne Baba” Ne Demek?
  • Yalnız Kalamıyor, Tek Başınıza Seyahat Edemiyor Ve Her An Birşey Olacak Diye Mi Korkuyorsunuz?
  • Çocuklarda Da Takıntılar Gözlenir Mi? Aileler Nasıl Bir Yaklaşım Sergilemelidir?
  • Hangi Tür Takıntılarımız Vardır?
  • Kütüphanemizden İlginizi çekebilecek diğer bazı makaleler:
  • Kısırlığın Teşhis Edilmesi İçin Gerekli Muayene Ve Testler , Dr.Ö.Yavuz ŞİMŞEK
  • Laparoskopi Ve Histeroskopi Nedir?, Ne Zaman Uygulanmalıdır? , Doç.Dr.Selman LAÇİN
  • Kürtaj Nedir? Gebelik Sonlandırması Hakkında Merak Edilen Herşey , Doç.Dr.Selman LAÇİN
  • Endometriosis : Kadınların Sık Rastlanan Sorunu , Doç.Dr.Selman LAÇİN
  • Tüp Bebekte Başarıyı Arttırmanın Detayları , Doç.Dr.Selman LAÇİN
  • Tüp Bebek İle Sağlıklı Çocuğa Kavuşmanın Yolu , Doç.Dr.Selman LAÇİN
  • Tüp Bebek: Kime?, Ne Zaman? Nasıl? , Doç.Dr.Selman LAÇİN
  • Tüp Bebek Ve Çoğul Gebeliklerin Önlenmesi , Doç.Dr.Selman LAÇİN
  • Meme Silikonu, Meme Büyütme , Dr.Saffet ÖRS
  • Vajinismus (Ağrı Korkusuyla Cinsel İlişkiye Girememe Durumu): , Dr.Ö.Yavuz ŞİMŞEK
  • İçerden İyileşmek: Hipnozla İyileşme İçerden Olan Bir İyleşmedir , Yrd.Doç.Dr.Bülent URAN
  • Muayene Stresini Yenmek , Dr.Ö.Yavuz ŞİMŞEK
  • Tedavisi Mümkün Bir Demansial (Bunama) Hastalık: Normal Basınçlı Hidrosefali , Dr.Veysel Kerem BIKMAZ
  • Meme Kanserine Karşı Tedbirli Olmak , Dr.Ö.Yavuz ŞİMŞEK
  • Boyun Fıtığı Cerrahisi , Dr.Veysel Kerem BIKMAZ
  • Beyin Tümörleri Hakkında Bilmeniz Gerekenler , Dr.Veysel Kerem BIKMAZ
  • Sosyal Fobi , Dr.Ayavar Cem KEÇE
  • Kronik Yorgunluk Sendromu , Dr.Ayavar Cem KEÇE
  • Kokulu Bahçe (Itırlı Bahçe) , Dr.Ayavar Cem KEÇE
  • Psikolojik Açıdan Aldatma , Dr.Ayavar Cem KEÇE
  • Kütüphanemizde yer alan dökümanlar profesyonel üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte tavsiyeediyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, çalışmaların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan makaleler bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir profesyonelle görüşmeden, makale içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Çalışmaların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yayınlanan makalelerin mali ve hukuki tüm hakları yazarına aittir. Kütüphanemizde yer alan herhangi bir makale başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir. Sitemizde sayfası bulunan site üyemiz profesyoneller üye sayfaları içinden, Makale Bilgileriniz bölümü altında, YENİ MAKALE GÖNDERİN linkini izleyerek bu sayfaya makale ekleyebilirler.

    07:39
    Top
    --> Sektör türkiye sektörler