2007'den Bugüne 87,630 Tavsiye, 27,130 Uzman ve 19,373 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
İletişim Engelleri
MAKALE #13856 © Yazan Uzm.Psk.Dnş.Nuray ÖZBEN AVŞAR | Yayın Aralık 2014 | 1,480 Okuyucu
İLETİŞİMDE ENGELLER

Çocuk, ailesini yani anne ve babasını yansıtır. Anne ve babanın kişilik yapısı çocuğun kişiliğini şekillendiren en önemli faktördür. Yani aile iletişim becerilerini kullanamıyorsa, çocuğun iletişim becerilerini kullanması beklenemez. İletişim engeli ile yetişen çocuk hem ailesiyle hem de sosyal çevresiyle sürekli çatışma içine girer. Anne babasının kendisini dinlediğini gören çocuk ise önce kendisine değer ve önem verildiğini, kabul edildiğini, buna bağlı olarak da sevildiğini düşünür. Aynı zamanda çocuk duygularını ifade etme olanağı bulduğundan “anlaşıldım” duygusunu yaşar ve rahatlar. Bu durum, hem benlik saygısının artmasına hem de kendisini dinleyen kişiye yakınlık duymasına neden olur. Kurulan sağlıklı iletişim çocuğun ailesi bağlarının güçlenmesini sağlar.
İletişimi sadece konuşmak olarak düşünmemek gerekir. İletişim, konuşmak dışında; Neyi, ne zaman, nerede söyleyeceğini bilmek; olayları basite indirgeyerek sunabilmek; akıcı bir dille ve karşınızdaki kişiyle göz kontağı kurarak konuşabilmek; dikkati yoğunlaştırabilmek ve karşınızdaki kişinin verilen mesajı anlayıp anlamadığını kontrol edebilmektir. Etkili iletişimin temelinde bireyin kendisini tanıması, kendi değerlerinin ve tutumlarının farkında olması ve kendine güven yatar. İyi bir iletişimci ipuçlarını anında görür (jestler, mimikler, beden duruşu...) ve onları gerçekçi olarak değerlendirir. Etkili iletişim için etkin dinleme, tepki verme, olumlu yaklaşım ve ben dili kavramları önem taşımaktadır.

Anne ve babalar genellikle çocuklarını dinlediklerini düşünürler. Oysaki çocukları konuşurken ikaz etme, hatırlatma, önerilerde bulunma gibi müdahalelerle çocuklarını etkin dinlemezler. Aslında sorunu olan ya da kendisi ile alakalı bir şeyler anlatmaya çalışan çocuk için uyarı, yargı, olumsuz eleştiri gibi yönlendirmeler çocuğun susmasına veya kendisini duyulmamış gibi hissederek küsmesine, içine kapanmasına neden olur. Tüm bu müdahalelere İLETİŞİM ENGELLERİ denilmektedir.

Çocuklar dinlenmemeleri ve ciddiye alınmamaları konusunda aşırı duyarlıdırlar. Dinlenmediklerini hemen fark ederler. Uzun süre dinlenmeyen çocuklar savunmaya geçebilirler, işbirliğine yatkın olmazlar ve içlerine çekilebilirler.

İletişim Engelleri şu başlıklar altında toplanabilirler:

1.Gözdağı vererek konuşma biçimi

“Eğer bunu yapamazsan... olur.” “Dediğimi yap, yoksa...”
Çocukta korku ve boyun eğme duygusu oluşturabilir.
Eğer yapmazsa söylenenin gerçekten yapılıp yapılmayacağını denemek isteyebilir. Sınırları daha fazla kontrol etmeye çalışabilir.
Gücenmeye ve isyankârlığa neden olabilir.

2.Sıklıkla emir cümleleri kurmak

“Yapacaksın...” “zorundasın...” “yapman gerekli..”
Korku ya da aktif direnç yaratabilir.
Söylenenlerin tersini yapmaya teşvik edebilir.
Misilleme ya da isyankâr davranışlarda bulunma eğilimi oluşturabilir.


3.Sürekli öğüt verme, çözüm önerileri getirme;

“Senin zamanındayken ben...” “Ben olsam...” “Neden ... yapmıyorsun?” “Bence...”

Çocukta kendi sorunlarını çözememe duygusu bazen acizlik duygusu oluşturabilir.
Çocuğun alternatif çözüm yolları bulmasını engeller.
Bağımlılık ya da direnme yaratabilir.

4.Ahlak dersi verme

“... yapman lazımdı”, “...şöyle yapman gerekir” “senin sorumluluğun”

Zorunluluk ya da suçluluk duygusu yaratabilir.
Çocuğun yapmış olduğu şeyi daha şiddetle savunmasına neden olabilir.

5.Mantık yoluyla inandırma, tartışma

“ İşte bu yüzden hatalısın.” Evet, ama...” “Gerçek şu ki..”

Sürekli savunucu bir tutum içerisine girmeye çalışabilir.
İletişimin azalmasına hatta yok olmasına neden olabilir.
Söylenenleri dinlememeye başlayabilir.
Çocuğun kendisini yetersiz ve beceriksiz görmesine neden olabilir.

6.Yargılama, eleştirme, suçlama:

“Sen zaten hep böylesin” Yine mi?

Yetersizlik duygusu oluşturacaktır.
Çocuğun olumsuz bir yargıya hedef olma ya da azarlanma korkusu anne baba ile olan iletişimini kesmesine neden olacaktır.
Genel olarak çocuklar yargı ve eleştirileri içselleştirir ve gerçek olarak algılar. “Ben aslında kötüyüm” gibi düşünceler oluşabilir.

7.Çocuğu sürekli övmek

“Çok güzel!...” “Haklısın, o öğretmen berbat birine benziyor.”

Ailenin beklentilerinin çok yüksek olduğunu ima edebilir.
İstenilen davranışı yaratabilmek için, söylenen şey içtenlikten yoksun bir manevra olarak algılanabilir.
Çocuğun kendini algılama biçimi ile yapılan övgü örtüşmüyorsa yoğun kaygı yaratabilir.

8.İsim takma, komik duruma düşürme

“Koca bebek” “hadı sen de sulugöz!”

Çocuğun kendisini değersiz hissetmesine, sevilmediği hissinin oluşmasına neden olabilir.
Çocuğun benlik gelişimini olumsuz etkileyebilir.
Genel olarak karşılık vermeyi iteler.

9.Tahlil etme:

“Senin derdin nedir biliyor musun?” “Aslında sen öyle demek istemiyorsun.”

Başarısızlık duygusu uyandırabilir.
Çocuk kendisini korumasız hissedebilir ve kendisine inanılmadığını düşünebilir.
Yanlış anlaşılma endişesi duyabilir ve bu durum iletişimin kesilmesine neden olabilir.

10. teselli etme, güven verme

“Aldırma...” “Aman boş ver üzülme düzelir.” “Hadi ama biraz neşelen.”

Çocuk kendisinin, duygu ve düşüncelerinin anlaşılmadığını düşünebilir.
Kızgınlık duygusu oluşturabilir. (Söylemesi kolay, size göre kolay tabi!)
Genellikle verilen mesaj “ Kendini kötü hissetmen doğru değil” biçiminde algılanır.

11. İncelemek, araştırmak, soruşturmak

“Neden?...Kim?... Sen ne yaptın?... Nasıl?...”

Soruları cevaplandırma genellikle beraberinde eleştiri veya zorunlu çözüm getirdiğinden, çocuklar genellikle hayır demeye ya da yarı doğru cevap vermeye yönelir bazen de yalan söyleyebilirler.
Sorular genellikle soru soran kişinin nereye varmak istediğini açıklamadığından çocuk kaygı ve endişe duyabilir.
Ailenin endişelerinden doğan sorulara cevap vermeye çalışan çocuk kendi sorununu gözden kaçırabilir.

12.Konu değiştirme, işi alaya vurma:

“Daha güzel şeylerden bahsedelim...” “Aaa bu akılla sen dünyayı niye yönetmiyorsun!...”

Konuyu değiştirme eğilimi çocukta yaşamın zorlukları ile savaşmak yerine, onlardan kaçınmak gerekli mesajının oluşmasına neden olabilir.
Çocuğa sorularının önemsiz, saçma sapan ve geçersiz olduğu anlamını verebilir.
Herhangi bir güçlükle karşılaşan çocuk açık davranmaktan çekinebilir.


Yapılabilecekler

1.Çocuğunuza zaman ayırın. Çocuğunuzla geçmiş zaman asla boşa geçmiş zaman değildir. Çocuğu sevmek, ona bolca ve pahalı oyuncak almak değil onunla ortak faaliyetleri paylaşmak, ona zaman ayırmak, onunla oyun oynamaktır. Çocuğu sevmek sözle sevgiyi ifade etmenin ötesinde, eylemle bu duyguyu ona yaşatmaktır.
2.Çocuğunuzla birlikte olduğunuz zaman tüm dikkatinizi ona yoğunlaştırın. Bu nedenle de, başka bir işle meşgulken değil, kendinizi rahat hissettiğinizde çocuğunuzla ilgilenerek, anne ya da baba olmanın keyfini çıkarın.
3.Aşağılamak, suçlamak, çocuk adına karar vermek yerine, çocuğu dinleyin.
4.Dinlendiğini düşünen çocuk kabul edildiğini, dolayısıyla sevildiğini düşünen çocuktur.
5.Göz kontağı kurarak, gülümseyerek kabul belirtisini beden diliyle pekiştirin. Böylelikle çocuk “kişiliğine saygı duyulduğunu” düşünerek iletişimini sürdürür.
6.Anne ve babasının kendisini dinlediğini gören çocuk duygularını ifade etme olanağı bulur. Aldığı tepkilerle “anlaşıldım” duygusunu yaşar. Böylelikle rahatlar.
7.Çocuğunuza karşı davranışlarınızda tutarlı olun. Kendi içinizde çelişkili davranışlarda bulunmanız ya da anne ve babanın birbiriyle çelişen biçimde davranması, çocuğu “doğruyu bulma” konusunda zorlar.
8.Çocuğunuzu başka çocuklarla karşılaştırmayın. Çocuk, anne babası tarafından önemsenmek, değerli bir insan olarak kabul edilmek ihtiyacındadır. Onun diğer çocuklarla karşılaştırılması, kendini değerli bir insan olarak görmesini engeller. Çocuğun kendine özgü, bağımsız bir birey olarak kabul edilmesi, ruh sağlığının temelini oluşturur.

Uzm. Psk. Nuray ÖZBEN AVŞAR

KAYNAKÇA:
Gordon, T., Parent Effectiveness Tarining, New American Library, 1975
Fişek, O.G; Sükan, Z. Çocuğunuz ve Siz. Türkiye’de Okulöncesi Çocuk Gelişimi ve Eğitimi Projesi, Milli Eğitim Basımevi 1983
Navaro, L Beni Duyuyor musun? Yapa Yayınları. İstanbul 1987
YÖRET Vakfı Etkili İletişim Semineri ve Eğitimi
Yazan
Uzm.Psk.Dnş.Nuray ÖZBEN AVŞAR
 
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"İletişim Engelleri" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Uzm.Psk.Dnş.Nuray ÖZBEN AVŞAR'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Uzm.Psk.Dnş.Nuray ÖZBEN AVŞAR'ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Uzm.Psk.Dnş.Nuray ÖZBEN AVŞAR
Uzman Psikolojik Danışman
 
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Uzm.Psk.Dnş.Nuray ÖZBEN AVŞAR'ın Makaleleri
► İletişim Engelleri Dr.Psk.Dnş.Zerrin BÖLÜKBAŞI MACİT
► Engellilik ve Engelleri Aşmak Psk.Dnş.Ceren ŞAD
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 19,373 uzman makalesi arasında 'İletişim Engelleri' başlığıyla benzeşen toplam 19 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Motivasyon Haziran 2020
► Aleksitimi Haziran 2020
► Aşil Sendromu Haziran 2020
► Öğrenme Güçlüğü Aralık 2014
► Aile İçinde Tutumlar Aralık 2014
► Çocuk ve Sosyalleşme Aralık 2014
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


01:18
Top