2007'den Bugüne 87,386 Tavsiye, 27,079 Uzman ve 19,329 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!



Evlilikte Öne Çıkan Sorunlar
MAKALE #15497 © Yazan Psk.Namık ACAR | Yayın Ekim 2015 | 2,746 Okuyucu
Her kültürün kendine özgü bir evlilik yaşamı anlayışı vardır.Türk kültüründe evlilik ekonomik sorumluluğu erkeğin,ev içi işlerle ve çocuklarla ilgili sorumluluğu kadınların üstlendiği geleneksel bir evlilik tarzıydı.Son yıllarda kentsel yaşamın yaygınlaşması,kitle iletişim araçlarının gelişmesi,kadının ekonomik hayat girmesi gibi nedenlerle aslında evlilikten beklentiler ve evlilik yaşamının iş birliği satnadartları değişti.Evlilik yaşamıyla ilgili sorunlar ise ağırlıklı olarak ya bu değişime direnmekten,ya evlilik bilincinin eksikliğinden,ya da köken ailelerin evliliğe olumsuz yansımalarından kaynaklanmaktadır.
Aslında Mevlana bir sözünde "dün dünde kaldı cancığazım,artık yeni bir şeyler söylemek lazım" diyerek zamanın ruhunun ve yaşamdaki yeni gelişmlerin yaratacağı değişimlerin işaretini yüzyıllar öncesinde vermişti.Kurulur iken oldukça iyi niyetli ama biraz da hep iyi yönler gösterildiği için iki yüzlü olarak kurulan evlilikler aslında insanların kendi doğrularında diretmeleri,ilişkiye hakim olma çabasına girmeleri,zamanın ruhunu doğru okuyamamaları ve köken aileleleri dahil evliliklerine hiç kimseyi karıştırmamayı başarsalar bu günkükadar sorunlu yaşanmayacaktır.
Çoğunlukla zamanın değişimine kulak tıkayan ve geleneksel doğruları bilimsel doğrularmış gibi sorgulamadan yaşamlarına egemen kılmak isteyenler aslında sadece mutsuzluklarına zemin hazırlamıyorlar.Aynı zamanda yaşamın ve toplumun daha doğrulara akmasını da yavaşlatarak toplumsal gelişimi de maalesef yavaşlatıyorlar.Evlilik yaşamı yaşam tarzındaki değişmeler nedeniyle kuşaktan kuşağa doğruları değişen bir yaşam biçimidir.Bundan otuz sene öncesinde özellikle taşra hayatında gençlerin eş seçimlerinde ailelerinin büyük bir ağırlığı vardı.Ama günümüzde doğru ve haklı olarak eş seçiminde gençlerin yaygın bir belirleyiciliği yaşanmaktadır.Bu yaşamdaki değişim ve gelişimin gerçeğe bir yansımasıdır.Demek ki yaşam durduğu yerde durmuyor,kendisinin ürettiği bir doğruya saplayarak akmıyor.O halde evliliklerin ve aile yaşamının da yaşamın getirdiği bu değişikliklere adapte olması,ayak uydurması gerekiyor.Burada şunu açıkça bir bilim insanı olarak belirtmeliyim ki bizim geleneklerimizin günümüz modern hayatını yönetmeye yeterli gelmediği ve bilimsel doğrularla çoğunlukla örtüşmediği bir gerçektir.Bu nedenle günümüzde gelenekleri öne çıkaran eşler çoğunlukla samimi olduklarından değil,işlerine öylesi geldiği için geleneklerin arkasına sığınmaktadır.Kaldı ki gelenekler toplumsal alışkanlıkların yarattığı bir yaşam algısıdır ve çoğunlukla da zamanın ruhunun uzağında kalmakta,bilimsel doğrularla örtüşmemektedir.Bu nedenle önce geleneklere değil,aklın ve bilimin doğrularına göre evliliği yaşamak gerektiğini vurgulamalıyım.
Evlilik öncesin,flört ve nişanlılık döneminde ülkemizde ilişkiler genelde iki yüzlü yaşanmakta daha sonra bunun evliliğe birbirini gerçekçi tanımadan evlenmek ve hayal kırıklığına uğramak gibi son derece olumsuz bir yansıması olmaktadır.Çiftlerin evlilik öncesinde bir önemli sorunu da evlilik yaşamının özelliklerini yeterince bilmemeleri,karşı cinsi doğru tanımamaları ve evlilik yaşamıyla bekarlık yaşamı arasındaki farkları ve evliliğin kendilerine yeni bir yaşam tarzını dayatacağını bilmemeleridir.Evlilik öncesi aşama aslında bina yaparkenki temel atma aşaması gibidir.Biliyorsunuz bir binanın temeli sağlam atılmazsa o binanın sağlam olduğu düşünülemez.Evlilik normal şartlarda bir ömre yayılacak bir yaşam ortaklığı olduğu için arkasına dürüstlüğü,samimi ve iyi niyetli olmayı,esneklik göstermeyi,sorun çözme becerisini,iletişim kurmayı,paylaşımcı olmayı almak zorundadır.Ayrıca evlilik kadın,erkek her cinsiyete evlilik yaşamının doğru dönmesi için bir sorumluluk yükler.Bu nedenle evlilik öyle zannedildiği gibi hiç de romantik bir ilişki değildir ve ayakları yere sağlam basarak yaşanmalıdır.Bir çok gencimiz karşı cinse ulaşma heyecanı ile aşkı,sevgiyi karıştırarak eş seçmektedir.Evlilik öncesi dönem gerçekçi bir şekilde evliliğe hazırlanmak yerine daha çok mutluluk oyunu olarak geçmekte ve çoğu çiftimiz evliliğe gerçekçi bir şekilde hazırlanmadan evlenmektedir.Aslında gençlere biz psikologlar evlendikten sonra sorun yaşamaktansa evlilik öncesinde evliliğe doğru hazırlanmaları anlamında bir psikologtan "evlilik öncesi desteği" almalarını tavsiye ediyoruz.Çünkü biliyoruz ki yaşam duygularla yönetilemeyecek kadar gerçektir.
Evlilikle birlikte insanları en fazla ters köşeye yatıran ve şaşırtan sorunların başında flört ve nişanlılık dönemindeki coşku ve heyecanın ortadan kalkması,o dönemdeki paylaşım yoğunluğunun evlilikte azalması ve yaşanan iletişim kopukluklarıdır.Bu sorun da zaten evliliğin yeterince bilinmediğinin bir göstergesidir.Çünkü evlilik aynı zamanda bir hayat arkadaşı edinmektir ve insanlar en fazla şeyi hayat arkadaşlarıyla paylaşmalıdır.Normal beklenti bu iken evlilik sonrasında yavaş yavaş coşku ve heyecanın azalması,paylaşımların monotonlaşması elbette ki evlenmeden önceki beklentilerin aksi bir evlilik yaşamıyla karşılaşılmasıdır.Erkeklerde bencillik ve ben merkezcilik,kadınlarda duygusallık,kırılganlık ve kin tutma zaten sağlıklı bir evlilik ilişkisi paylaşımını altüst etmeye yeterlidir.Bu olumsuzluklara bir de evlilik oturmadan çocuk sahibi olma aceleciliği eklendiğinde iş iyice içinden çıkılmaz bir hal almaktadır.
Evlilik yaşamının ülkemiz gerçeğinde bir önemli sıkıntı kaynağı da köken aileler,köken ailelere aşırı bağlılık veya bağımlılık ve kayınvalideler sorunudur.maalesef ülkemizde yine kültürümüzden gelen ve halen ayıklanmamış bir yanlışın tesiriyle anneler çok kolayca süt hakkını ileri sürebilmekte ve annelik hakkıyla evladının evliliğine gölge olabilmektedir.Hele kimi annler maalesef oğullarını eşlerinden kıskanmakta ve eşine yaklaştığında kendisinden uzaklaşacağını zannederek yanlış müdahelelere girebilmektedir.Oysa evlilik yaşamı yaşayan çiftin iradesindedir ve tüm dış etkenlere kapalıdır.Buna insanların içinden yetiştiği köken aileleri de dahildir.
Tüm bunların ötesinde bir de içinde yaşanılan zamanın evlilik yaşamına yansımaları dikkate alınmalıdır.Günümzde gelişen iletişim imkanları nedeniyle eski geleneklere göre bir yaşamın sürdürülebilmesi ihtimal dışındadır.Açıkçası geleneksel aile kültürümüzde köken aileler tarafından oğul ve gelin,karı koca ilişkisinde ise kadın fazlasıyla sömürülmüştür.Bu adil de insani de değildir.Günümüzde ise artık gelenek toplumundan bilgi toplumuna,kırsal yaşamdan kentsel yaşama geçişin doğun sancıları yaşanmakta,bunlardan evlilik yaşamı da fazlasıyla olumlu etkilenmektedir.Haklı çıkma sevdası ve savunma mekanizmalarının aşırı kullanılması çiftleri birbirlerini anlar olmaktan uzaklaştırmaktadır.Oysa evlilik bir egemen olma değil,yaşamın bir paylaşma sahasıdır.Hiç bir erkek veya kadına bir başkasının egemenliği altına girmek koşuluyla evliliği kabul ettiremezsiniz.Ama evlilik pratiğinde bu yanlışlara haddinden fazla düşüldüğünü,üstelik eğitimli çiftlerimizin de aynı yanlışlara düşmekten kendilerini alıkoyamadıklarını görüyoruz.Oysa evlilik dayatır;ya hayatı adam gibi paylaşacaksınız ya da vlenmeyeceksiniz.kendi hakları ve doğrularını öne çıkarmak çoğunlukla eşin haklarını gasp etmek ve dikkate almamamk sorununu doğurur.Bu günümüz evliliklerinde çok sık rastladığımız bir hatadır.İnsanların çoğunlukla sen şöyle yaptın,böyle yaptın diyerek üste çıkmaya çalıştığını ve böylece karşısındakinin suçlayarak kendi kusurlarını çörtmeye yöneldiğini gözlüyoruz.Bu fevkalade yanlıştır.
Köken ailelere karşılıklı saygı,kimseyi evliliğine karıştırmamak,birbirine samimi bir sevgi ve saygıyla bağlanmak,ilişkiye egemen olmaya kalkışmamak,paylaşmaya yatkın olmak,sağlıklı bir cinsellik,yeterli düzeyde bir iletişim ve ortak paydalar geliştirme arzusu karşılıklı olarak sergilenirse bir evlilikte sorun çıksa bile çözülmemesi imkansızdır.Bu nedenle aslında insanlar kolayını ve doğrusunu yapmayıp,zorunu ve yanlış olanını öne çıkararak kendi evliliklerini çoğunlukla içinden çıkılmaz bir hale getirmektedir.Çiftlere tavsiyemiz evliliklerindeki sorunların üstünü örtmemelri,iş birliği yaparak çözüm aramaları,aralarında çözemiyorsalar da evlilik terapisti bir psikologtan biriktirmeden yardım almalarıdır.Gördüğümüz acı gerçek aslında sorunların çözümsüz olmadığı ama çiftlerin çözme samimiyeti ve gayretinden yoksun olmasıdır.Genelde tek taraflı sorun evliliklerde yaşanmamaktadır.Bu nedenle insanların bencillik ve inat duygusunun evliliğin en büyük düşmanı olduğu gözden kaçırılmamalıdır.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Evlilikte Öne Çıkan Sorunlar" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Namık ACAR'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Namık ACAR'ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Namık ACAR Fotoğraf
Psk.Namık ACAR
Kocaeli (Online hizmet de veriyor)
Psikolog
Psikolog-Psikoterapist-Evlilik Terapisti-Cinsel Terapist
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi7 kez tavsiye edildiTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Namık ACAR'ın Makaleleri
► Evlilikte Cinsel Sorunlar Psk.Gülüm BACANAK
► Evlilikte Yaşanan Sorunlar ve Çözüm Yolları Dr.Psk.Zeynep TEKİN BABUÇ
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 19,329 uzman makalesi arasında 'Evlilikte Öne Çıkan Sorunlar' başlığıyla benzeşen toplam 31 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► YENİTereddüt Sendromu Haziran 2021
► Yaşamsal Netlik Mayıs 2021
► Yaşam Yorgunluğu Mart 2021
► Korkulara Esir Olma ÇOK OKUNUYOR Ocak 2021
► Duygusal Boğulma Kasım 2020
► Yaşama Tutunmak Eylül 2020
► Pandemi ve Psikolojimiz Temmuz 2020
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


19:37
Top