2007'den Bugüne 86,878 Tavsiye, 26,965 Uzman ve 19,242 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Kültürler Arası Bir Karşılaştırma; Spor Medyasının Başarı ve Başarısızlık Yüklemlemesi
MAKALE #10827 © Yazan Uzm.Psk.Ramazan ŞİMŞEK | Yayın Nisan 2013 | 6,516 Okuyucu
YÜKSEK LİSANS TEZİ: KÜLTÜRLER ARASI BİR KARŞILAŞTIRMA; SPOR MEDYASININ BAŞARI VE BAŞARISIZLIK YÜKLEMLEMESİ

1. GİRİŞ

“5 gün sonra doğacak kızımın uğuru vardı, ilk kızımla da UEFA Kupası'nı almıştık. Bu uğura inanarak çıktım ve kazandık.” Dünya üçüncüsü olan Türk Ulusal Futbol Takımının kaptanı Hakan Şükür üçüncülük maçı sonrası değerlendirmesini bu şekilde yaparken, aynı şampiyonada dünya ikincisi olan Almanya Ulusal Futbol Takımının kaptanı Oliver Kahn ise “Elimdeki sakatlık beni engellemedi, bir saat daha oynayabilirdim ama yediğim gollerde hatam vardı. Yinede ikinci olmak bizim için başarıdır” diyerek maçı değerlendirdi. Birçok uluslararası maç deneyimi olan iki kaptanın maç sonrası değerlendirmeleri neden bu kadar farklıydı?

2002 yılında Kore’de yapılan Dünya Futbol Şampiyonasında Alman Ulusal Takımı dünya ikincisi olurken, Türk Ulusal Takımı ise üçüncü olmuştu. Bu her iki takım açısından başarılı bir sonuçtu. Her iki takım sporcuları başarılı olmak için her şeylerini vermişlerdi. İki kaptanın da niyeti aynıydı. Bu iki tipik açıklama sporcuların olayların nedenleri hakkındaki açıklamalarının nasıl farklılaştığını resmetmektedir. Basın açıklamaları bir toplumun sosyokültürel yapısını anlamada önemli yüklemeleri içerir (2). Bu çalışmada da Alman ve Türk Spor Medyasının kendi ulusal takımlarının turnuva performansını açıklamalarındaki yüklemeleri karşılaştırılmıştır.

1.1. Yükleme Süreci

Olaylar nedenlere dayalıdır. Hayatın düzenli ve tahmin edilebilir olması için, insan doğası olaylara neden olur. İnsanların bunu yapma şekilleri, bu şekilde olmasına inanmalarının nedenleri, nasıl yorumladıkları, hangi koşullar altında davranış geliştirdikleri yükleme kuramını oluşturur. (1)

Arkadaşım benden neden bu kadar uzak duruyor? Koçum beni neden yedek kadroya aldı? Hemen hemen her gün yukarıdaki olaylar gibi açıklama gerektiren birçok olayla karşılaşırız. Nedensel analiz, yani hangi nedenlerin hangi sonuçları doğurduğu, olayları daha çok sosyal biliş açısından açıklamak oldukça önemlidir. En önemsiz olaylar da bile gizli bir nedensel analiz vardır. Bazı durumlarda yükleme süreci hemen hemen bütünüyle otomatik olup, yüklemede bulunduğumuzun çoğu zaman farkında olmayız.
Ancak diğer birçok durumda yükleme sürecinin farkında olup nedensel yüklemeleri isteğimiz doğrultusunda bazı şeylere yükleriz. Araştırmacılar yükleme kuramı ile niteleyici teoriler arasında ayrım yapmışlardır. Yükleme kuramı birkaç ortak tarafı olan değişik kuramsal ve deneysel makalelerin bir koleksiyonudur. Yükleme kuramı nedensel açıklamalara varmak için sosyal algılayıcının bilgiyi nasıl kullandığı ile ilgilenir. Yükleme kuramı nedensel bir yargı oluşturmak için ne tür bilginin toplandığı ve nasıl bir araya getirildiğini araştırır (3). Niteleyici kuramlar ise başarı davranışı, yardım etme ve tehdit edici olaylarla başa çıkmak gibi özel (particular) alanlar hakkındaki kuramlardır. Yükleme kuramı bireylerin birçok değişik ortamda kullanabileceği genel nedensel ilklerle ilgilenirken niteleyici kuramlar ise bireylerin özel bir yaşam alanında kullanabileceği öznel nedensel yükleme süreçleriyle ilgilenir (3).

Yapılan araştırmalar nedensel analizin insanların geleceği tahmin ve olayları kontrol etme ihtiyacından kaynaklandığını göstermiştir. Belirli sonuçların elde edilebilmesi için hangi faktörlerin gerektiğinin bilinmesi o sonucu kontrol edilebilmesine olanak tanır. Ya da en azından ne olabileceğini tahmin edilmesini sağlar. Bu noktadan hareket edersek nedensel yüklemenin amaçların gerçekleştirilmesi için oldukça önemli olduğu görülmektedir. Belki de yükleme araştırmalarının en temel varsayımı nedensel yüklemelerin önemli olduğudur.

Medya haberleri niyetli davranışların ve genel sosyokültürel başarımın açıklanmasında güçlü bir role sahip olan kültürel doku(artifact)’lardır (2). Bundan hareketle çalışmamızda Türk ve Alman Spor Medyasının 2002 FIFA şampiyonasında kendi ulusal takımlarının şampiyona performansına ilişkin yüklemeleri karşılaştırarak Türk ve Alman bağlamında başarımının nasıl açıklandığını araştırdık. Bu genel amaca ulaşmak için aşağıdaki denenceler sınanmıştır;

Denence 1. Türk ve Alman spor medyası kişisel özellikler ve şampiyona performansına yönelik tepki kategorilerini yüksek düzeyde kullanmışlardır.

Denence 2. Türk ve Alman Spor Medyası başarımı açıklamada farklı kategorileri kullanmışlardır.

Denence 3. Alman Spor Medyası başarımı ayrışık olarak açıklamıştır.

Denence 4. Türk Spor Medyası başarımı ayrışık ve birleşik olarak açıklamıştır.

2. GENEL BİLGİ

Yükleme kuramının bel kemiğini altı farklı kuramsal gelenek şekillendirmektedir. Birincisi Heider’in sağduyu (common sense) psikolojisidir: Heider’in çalışmaları hem Jones ve Davis‘in uyuşan çıkarımlar (correspondent inference) kuramını hem de Kelley’in birlikte değişim (covariation) ve nedensel şema (causal sheme) kuramlarını oldukça etkilemiştir (4). Schachter’in duygusal kararsızlık (emotional lability) ve Ben’in benlik algısı (self-perception), yükleme kuramının benlik algısı alanına genişlemesine neden olmuştur (4). Weiner’in yükleme kuramı ise başarı ve başarısızlık alanlarında yapılan çalışmalardan geliştirilmiştir (4).

2.1. Nedensellik Kuramlarının Tarihi Gelişimi

Hemen hemen her durumda davranışın nedenini belirleyerek niçin o şekilde davrandığını açıklamaya çalışırız. Özellikle güdü, niyet ya da kişilik gibi içsel bir nedenden dolayı mı, yoksa çevrenin fiziksel şartları gibi dışsal bir nedene mi bağlı olduğunu bulmaya çalışırız. Bu yargılama süreci yükleme süreci olarak adlandırılır ve ilk olarak Heider tarafından ortaya konulmuştur (4).

Heider’e göre, davranışın nedenleri ya çevresel ya da kişisel faktörlere yüklenebilir (5). Davranış çevresel nedenlere yüklenildiğinde, aktör davranışın olumlu ya da olumsuz etkilerinden (sonuçlarından) sorumlu tutulamaz. Fakat davranış kişisel faktörlere yüklenirse, aktör bu davranışın sonuçlarından sorumlu tutulabilir. Heider’e göre kişiler çevresindeki kişilerin davranışlarını tahmin etmek ve kontrol etmek amacıyla yüklemelerde bulunur (5).

Heider bazen kasıtlılığı (intention) cansız nesnelere yüklediğimizi göstererek, kişilerin davranışlarını amaçları yoluyla açıklama eğiliminin güçlülüğünü göstermiştir (3). Bir çalışmada Heider ve Simmel geniş bir karenin etrafında, içinde ve dışında hareket eden üç geometrik şekilden (geniş bir üçgen, küçük bir üçgen ve yuvarlak bir levha) oluşan hareketli kartonları deneklere göstermiştir. Denekler nesneleri kişisel özellikler olarak algılama eğilimi göstermişlerdir. İki üçgeni bir adam olarak görüp, bir kız için (yuvarlak levha) rekabet ettiklerini algılamışlardır. Büyük üçgeni saldırgan ve zorba birisi olarak; küçük üçgeni meydan okuyucu ve kahraman olarak; yuvarlak levhayı ise çekingen ve utangaç birisi olarak algılamışlardır (4).

2.1.1. Heider’in Yükleme Kuramı

Heider’in en önemli çalışması, yükleme konusunda takip edilecek olan çalışmalarının çoğuna önceden içinde yer verdiği 1958 tarihli kitabı Kişilerarası İlişkilerin Psikolojisi’dir. Bu kitabında ve daha önceki bir makalesinde Heider sağduyu psikolojisi veya eylemin naif psikolojisini çok açık dile getirmektedir (5).

Heider’in (5) sağduyu psikolojisi, insanları naif bilim adamları olarak görür. İnsanlar etraflarında cereyan eden olayların nedenlerini sezgisel ya da sağduyu yoluyla tahmin eder veya sonuca ulaşırlar. Hepsi arasında hiçbir nedensel ilişki olmadığı zaman, doğal olarak dünyayı neden-sonuç ilişkilerinin oluşumları olarak ve hatta anthropomorphic/insansı biçimide görürler. Nesnelerin ve olayların bağlantılarının neden-sonuç ilişkisi ekseninde düzenlenmesi, bizim bilişsel yapımızda nedensel bir sistemi oluşturur. Olası pek çok nesne ve olayın, neden ve etkinin önemli olarak değerlendirilmesi sorunu, yükleme sürecini neredeyse tam anlamıyla tanımlar. Heider, bir nedeni ve onun sonucunu algısal bir ünite olarak ele almaya eğilimli olduğumuzu iddia eder (5). Bazı nesneler ve olaylar, özellikle de nesne veya nedenin insana ait bir faktör olduğu olay ve etki sosyal bir davranıştır. Bu nesne ya da olaylar bilişsel süreç içinde, diğerlerinden daha kolayca bir araya getirilebilir. Algısal ünitenin iki başat belirleyicisi benzerlik ve yakınlıktır. Bizim sezgiye dayalı nedensel sistemlerimizde, iki olay uzak olmaktan çok birbirine yakın ise, nedensel şekilde ilişkilendirilmesi çok daha kolaydır. Geçici yakınlık, özellikle de nedensel olarak algılanmasını kolaylaştırmakta daha güçlüdür. Buna benzer şekilde, iki olay arasındaki daha büyük benzerliğin nedensel bir birim olarak algılanması, benzerlik taşımayan durumdan daha çok olasıdır (5). Nedensel sonuç çıkarımının iki temel ilkesi çok önemlidir. İlk olarak, insanlar çok yönlü bitişik nedenlerdense tek bir nedene dayanan, davranışa yükleme eğilimi taşırlar. İkincisi de, davranışın nedenleri, durum içerisinde olan kişiyle ya da onun dışında varlığını sürdüren bir düşünce ile değerlendirilebilir. Eylemi yapan kişiyle birlikte var olan nedenlerin, yatkınlığa dayanan(dispositional) nedenler olduğu söylenebilir ve kişinin dışında var olanlarsa durumsaldır(situational) (1).

Fritz Heider’in çalışmaları (5) yükleme kuramı alanına öncülük etmiştir. Heider kuramını ilk olarak Brunswik tarafından geliştirilen algı lens modeline (lens model of perception) dayandırmıştır. Bu modele göre nesneler hiç bir zaman doğrudan algılanamazlar.
Nesnelerin birey tarafından algılanışı;
a) Nesneye (nesnenin kendi özellikleri)
b) Ortama (kontekste)
c) Arabulucuya (mediation- algılama usulü)
d) Algılayıcıya (algılayıcının özelliklerine)
bağlıdır (3).
Heider’e göre nesne algısı ile kişi algısının özellikleri genelde aynıdır(3). Heider’e göre asıl sormamız gereken soru ; “Nedenselliğin merkezinde birey mi (içsel /person-internal), yoksa çevre mi (dışsal/environment-external), ya da her ikisi mi vardır?” İçsel ya da kişisel faktörler, güdü ve beceriyi kapsar. Bir öğrencinin ev ödevi yapması gerektiğini farz edelim. Ödevi yapacak kadar güdü ve beceri olmazsa öğrenci ödevi yapamayabilir. Dahası güdü ve becerinin birlikte olması yeterli olmayabilir. Bu faktörlerin yanında çevresel faktörlerin de hesaba katılması lazımdır (4).

Heider, bir olayın sonuçları için sorumluluk algısıyla da ilgilenmiştir. Birçok durumda yalnızca olaya neden olan şeylerin değil de, ondan sorumlu olan şeylerin önemli olduğu görülmektedir. Eğer birisi komşusuna vurduğunu söylerse, doğal olarak nedensellik sorusu “ kim vurdu” olması gerekirken, sorumluluk sorusu “Acaba kazayla mı yoksa isteyerek mi vurdu” olacaktır. Heider’e göre değişen düzeylerde sorumluluk vardır. Heider’in yükleme kuramına (4) en büyük katkısı, ileriki yıllarda daha sistematik olarak araştırılacak olan temel kavramları tanımlamasıdır. Özellikle nedensellik ve sorumluluk üzerine olan düşünceleri Jones ve Davis ve Kelley üzerinde oldukça etkili olmuştur (4).
Heider’ in yükleme kuramına olan etkisini dört madde altında toplayabiliriz:
1. Nedensel analiz bazı yönlerden algısal sürece benzemektedir.
2. Kişisel ve duruma ait nedenler arasında önemli farklılıklar vardır.
3. Kişisel özellikler (kasıtlı olmayan davranışlardan daha çok) kasıtlı davranışlardan daha kolay çıkarılır.
4. Neden sonuçları bazen kişilere, bazen nesnelere ve bazen de ortama yükleriz (3).
Heider’in yaklaşımı fenomonolojik bir yaklaşım olarak adlandırılmasına rağmen, kendisi bu adlandırmayı reddetmiştir (3).

2.1.2. Jones ve Davis ’in Yükleme Kuramı

Algılayıcının birincil problemi, gözlenen bir davranışın hangi sonuçlarının aktör tarafından amaçlandığına karar vermektir. Bir davranışın herhangi bir etkisinin amaçlandığını çıkarsamak için, algılayıcı aktörün davranışının sonuçlarının kendisi tarafından bilindiğine ve o davranışı başarabilmek için yeterli beceriye sahip olduğuna inanmalıdır. Jones ve Davis’in kuramına göre, algılayıcı bilgiyi geriye doğru işler (3).
Karşılıklı Çıkarım Kuramının dört temel sınırlılığı vardır:
1. Kasıt (intention), kişisel özellikler çıkarımdan önce gelir. Fakat bazı kişisel özellikler kasıtlı olmayan (unintentional) davranışlar aracılıyla tanımlanır (dikkatsizlik, unutkanlık, sakarlık gibi). Bundan dolayı, kuram sadece tercih içeren davranışlara uygulanabildiği halde, tercih edilemeyen olaylara uygulanamaz.
2. Kuram kişilerin gerçekten nasıl yüklemelerde bulunduğuna dair tutarlı bir açıklama getirmemektedir.
3. Beklentilere uymayan davranış açıkça bilgilendirici olduğu halde, beklentilere uyan davranış da aynı şekilde bilgilendirici olabilir.
4. Kurama dayanan orijinal çalışmaların hemen hemen hepsinin bağımlı değişkenleri arasında nedensel yüklemeler yoktur. Bilişsel bir perspektiften hareketle yapılmış bir araştırmada kişisel özelliklerin daha spontane ve daha az düşünce ve çaba içerdiği bulunmuştur (3).

2.1.3. Kelley’in Yükleme Kuramı

Kelley’in yükleme kuramına olan katkısı, nedensel bir yüklemeye varmak için hangi tür bilginin kullanıldığı sorusuyla başlamıştır (3). Kelley algılayıcının kullanabileceği bilginin miktarına dayanan iki değişik durum saptamıştır:
1. Algılayıcı birden fazla kaynaktan bilgi sahibidir ve sonuçla olası nedenleri arasındaki birlikte değişimi algılayabilir.
2. Algılayıcı bir tek gözlemle karşılaşmıştır ve faktörlerin gruplaşmasını (configuration) hesaba katmak zorundadır. Bu faktörler gözlenen sonucun makul nedenleridirler.
Kelley birlikte değişme modelini, Heider’in kuramı üzerine inşa etmiştir. Bunlar;
a) Dış çevrenin anlaşılması, nedensel analiz yoluyla kazanılır. Bu nedensel analiz deneysel yöntemlere benzemektedir.
b) Sosyal algı, faktör analiziyle benzerlik gösterir (3).

2.2. Sporda Nedensel Yükleme

Sporda nedensel yüklemenin yapılmasının kuramsal temeli insanların (antrenörler, oyuncular, ebeveynler, seyirci, medya) kazanma ve kaybetme veya başarı ve başarısızlığın olası sonuçları ile ilgili düşünceleridir.

2.2.1. Weiner’ın Yükleme Modeli

Weiner’ın yeniden formüle edilmiş modeli, önceki modelinde eksik olan bir faktörü daha içerir. Bu nedensel yükleme ve gelecekteki davranışın yapılması arasında meydana gelen duygu ve beklentilerin rolüdür (6). Örneğin, bir performansın sonucunu izlerken birey, Weiner’ın (6) bağımlı-sonuç diye tanımladığı durumda, duygusal hareket edecektir. Bu yüzden eğer bir performans başarılıysa birey kendisini nispeten iyi hissedecektir; ne var ki başarısız performansı ise nispeten kötü duygular izleyecektir. Daha sonra birey bu sonucun nedenlerini açıklamaya yardım etmek için nedensel araştırma ile meşgul olur. Nedensel yükleme yapıldıktan sonra bu üç boyuttan birindeki yerine bağlı olarak işleme konulur. Bu boyutların kombinasyonları sporcunun duygusal reaksiyonlar ve gelecek beklentileriyle birlikte ortaklaşa gelecekteki davranışı belirlerler. Bütün boyutlar duygularla bağlantılıdır.

Weiner’ın yenilenmiş nedensel yükleme modelinde özetle birey deneyimi var gibi göstermek için bir veya daha fazla “otomatik” duygusal tepkiyi performans sonucunu takiben gösterir (7). Bu duygular öncelikle olumlu duygular başarı yaşantısının ardından ve olumsuz duygular başarısızlık yaşantısını takiben meydana gelir. Sporcu daha sonra sonucun nedenlerini açıklamaya çalışmaktadır. Nedensel yükleme yapıldıktan sonra, tıpkı basketboldaki başarılı serbest atışın yapılmasının uzun süreli çalışmaya bağlı olması gibi, modelin diğer boyutları da yansıtılarak düşünülür. Nedensellik odağı (Örnek: Bu sonuç için sorumluluğu alabilir miyim?), istikrarlık (Örnek: Sonuç, uzun süre tutarlı olan, yetenek düzeyim gibi, bir etmene mi bağlıdır veya değişen çabam gibi, faktöre mi bağlıdır?) ve kontrol (Örnek: Bu sonucun nedenlerini kontrol edebilir miyim?) sporcunun sonraki davranışı bu faktörlerin birbirleriyle etkileşimlerine dayanır (7).
Örneğin, Weiner’ın (7) modeli yarışan sporcunun aşağıdaki koşullarda spordan kopacağını yordamaktadır;

a) Deneyimlerinde tutarlı olarak başarısızlık yaşadığında (başkalarının düşünceleri ne olursa olsun, birey performans sonucunu başarısız olarak algıladığında),
b)Başarısızlığı deneyim olarak görmek yerine bu deneyimlerden mutsuzluk duyduğunda,
c) Sorumluluğu almak ve kendisini başarısızlığın nedeni gibi hissettiğinde
d) Ve bu problemi nispeten uzun süreli gibi algılaması (6). Bununla beraber spordaki devamlılığı bu işlemlerin tersine bağlı değildir. Örneğin, yordanmış başarısızlık halen bulunsa da yarışmacının görüşünde en azından başarı gibi bazı spor deneyimlerinin beklentileri bulunabilir. Kısacası, eğer sporcu deneyimlerinden faydalanabileceğini düşünüyorsa veya sonucu kontrol edemeyeceğini düşünüyorsa (örneğin, üstün rakip veya kötü şans yüzünden) olumlu duygular, başarısız sonuçları takip edebilir. Bu şekilde, Weiner’ın yeni modelindeki açıklamaların esnek oluşu ve gelecek performansı yordamada duyguların birleşimine ve düşünce süreçlerine dayanması sportif olaylara da uyarlanabilme avantajını sağlamıştır (6).

2.2.1.1 Yüklemelerin Boyutları

Weiner, (7) başarı ve başarısızlık için nedensel yükleme sınıflandırmasını 3 boyutta incelemiştir. Bunlar;
1. İstikralılık (istikrarlı-istikrarsız) (Nedenin aynı kalması ya da değişip değişmemesi),
2. Nedensellik odağı (içsel-dışsal) (Nedenin bireyin dışında ya da içinde odaklanması),
3. Kontrol edilebilirlik (kontrol edilebilir-kontrol edilemez) (Bireyin nedeni kontrol edip edememesi) (8-10).
Weiner’ın (7) yükleme kuramının ilk boyutunu istikrarlılık-istikrarsızlık oluşturmaktadır. Bireyin gelecekteki hedef umudunu etkileyen boyuttur (8) ve gelecekteki beklentilerle yakın ilişkisi olduğu görülmüştür (9). İstikrarlılık boyutundaki yüklemelerin zaman içinde değişip değişmemesi ile ilgili bir özelliktir. Bazı yüklemeler zaman içinde değişebilir. Örneğin, eğer bir öğrenci zor bir sınava karşı başarı ya da başarısızlık ile yüklenmişse gelecekte daha zor sınavlardan başarılı veya başarısız olması beklenir (9).
Weiner’ın (7) sınıflandırmasının ikinci boyutu içsel-dışsal ya da kontrol kaynağıdır. İçsellik- dışsallık yüklemelerin kişinin içindeki ya da dışındaki etkenlerle ilgili olma özelliğidir (11). Eğer birey sınavdan başarısız ise çaba yetersizliğinden dolayıdır. Bunun için neden içsel olarak sınıflandırılmış olacaktır. Çünkü çaba bireyin içindeki bir neden olarak görülecektir. Eğer bir birey sınavda başarısız ise iş güçlüğünden dolayıdır. Bunun için neden dışsal olarak sınıflandırılmış olacaktır. Çünkü neden bireyin dışındadır. Bu boyut kararlılık boyutu ile birlikte de ele alınabilir.
Yüklemelerin üçüncü boyutu, kontrol edilebilirlik boyutudur. Bir sonucun nedeninin kontrol edilebilir olarak anlamlı olup olmamasıyla ilişkilidir (9). Çaba, kontrol edilebilir bir yüklemedir. Kontrol edilemeyen çaba nedeni işin güçlüğüne bağlıdır. Çünkü öğrenci öğretmenin yapacağı sınavın ne kadar güç olduğunu kontrol edemez. Yetenek yüklemesi ise, kararlı, içsel ve kontrol edilemez olarak sınıflandırılır (8-10).
Yüklemeler, içsellik-dışsallık ya da istikrarlılık-istikrarsızlık bakımından aynı olsalar bile kontrol edilebilirlikleri bakımından farklı olabilirler. Örneğin; matematik dersinde “kendini iyi hissetmeme” yüklemesi içsel, kararlı ve kontrol edilemez bir yükleme iken, yine başarısızlık nedeni olarak düşünülebilecek “yeterince çalışmamış olmak” yüklemesi içsel, kararlı ve kontrol edilebilir bir yüklemedir (10).

Çizelge 2.1. Başarı ile ilişkili davranışlar için yüklemelerin özellikleri

Özellik

Kararlılık
Nedensellik
Odağı
Kontrol
Edilebilirlik
Yüklemeler
Kararlı
Kararsız
İçsel
Dışsal
Kontrol
Edilebilir
Kontrol edilemez
Yetenek
X

X


X*
Çaba

X
X

X

İş güçlüğü
X


X

X
Şans

X

X

X*
Ruh hali,
hastalık

X
X


X
Diğerlerinden
yardım alma

X

X

X

* Yeteneğin geliştirilemeyeceğine inanan ve başarı-başarısızlığın nedeni olarak şansı gören kişiler için söz konusudur. Kaynak: Gredler’den (8) uyarlanmıştır.

2.3. Yükleme ile İlgili Temel Kavramlar

2.3.1. Uyuşan Çıkarımlar

Uyuşan çıkarım (correspondent inferences) insanların belirli koşullar altında niyetleri ve yatkınlıklarının kendi eylemleri ile uyuştuğu sonucunu çıkarma konusunda güçlü bir eğilim ortaya koymalarıdır (1). Gözlemci durumundaki bireyler, aktörün davranışlarının özel bir kişilik çizgisinden ya da kişisel bir yatkınlıktan ileri geldiğini düşünmektedirler: Örneğin bir kişinin saldırgan davranışı, onun saldırgan olmasından ileri gelmektedir. Bu sorun, davranışlar ile kişilik çizgileri (karakter özellikleri, niyetler, kişisel dispozisyonlar/yatkınlıklar) arasında bir bağ kurma, yani iki öğeyi uyuşturma sorunudur.
Bir kişi tarafından gerçekleştirilen davranış ile karşı karşıya kaldığınızda bir algılayıcının olduğu genel bir sorunu ele alalım. İlk olarak, bir davranış veya davranışın etkilerinden en azından bazılarının kişi tarafından kasten yapılıp yapılmadığına karar verilmek zorundadır. Bir davranış ve onun etkileri kazara oldu şeklinde değerlendirilse, öğretici olmazlar, kişi hakkında algılayıcıya hiç bir şey söylemezler. Algılayıcının davranışı ve davranışın nedenlerinden bazılarının kasten yapıldığına karar verdiğini varsayarsak, işte o zaman davranışın ve etkilerinin temeline dayanarak kişi hakkında bazı kararlara varmak için algılayıcı bir sonuç çıkarma sürecine dahil olur. Bunu yaparken, Jones ve Davis’e göre, (1) algılayıcı gözlemlemiş olduğu davranıştan hareketle, kişi hakkında mümkün olduğu kadar çok bilgi çekip çıkarmaya çalışır. Bir davranışın bilgilendirici olması, o davranıştan gelen bilginin azaltmış olduğu belirsizliğin miktarı ile tanımlanır. Başka bir deyişle, Jones ve Davis, kendilerinden önceki Heider gibi algılayıcıyı, gözlemlemiş olduğu veriden sistematik soyut bilgiler çıkaran, bilginin desteklemiş olduğu en iyi teorik açıklamayı ortaya koymadan önce bilginin alternatif teorik açıklamalarını test edip onları eleyen sezgisel bir bilim adamı olarak görürler (1).
Jones ve Davis, karşılıklı sonuç çıkarımı yapma sürecini etkileyen üç temel faktörün taslağını çıkartmıştır: Sonuçların istenilir düzeyde olması, toplumsal olmayan etkiler prensibi, hazcılığa ilişkin ve bireyselciliğin motivasyonel değişkenleridir (1).

2.3.2. Birlikte Değişim İlkesi

İlk olarak Hieder tarafından anlaşılır hale getirilen profesyonel bilim adamı ile sokaktaki algılayıcı arasındaki benzerlik, Kelley’in yüklemenin çok yönlü birlikte değişim modelinde öne çıkmaktadır. Bu model, iki olayın bağlantısının nedensel biçimde kabul edilmeden önce birbiri ile iç içe var olmak zorunda olduklarını iddia eden birlikte değişim ilkesi üzerinde var olmaktadır. Eğer iki olay birbiri ile birlikte var olmaz ise, nedensel biçimde bağlantıları kurulamaz (1).

Birlikte değişim ilkesi Kelley tarafından, insanların günlük hayatlarında, neden ortaya koymalarındaki şekline bir benzerlik olarak kullanılmıştır (1). Kelley, birlikte değişimi değerlendirmede üç önemli faktörün olduğunu, bu faktörlerin üzerinde yer aldığı durumların farklı uzantılarının, sorun olan özel bir davranışı göz önüne alan nedensel sonuçların çeşitli türlerine yol açtığını iddia etmiştir (1). Bu üç faktör; tutarlılık, ayırt edicilik ve konsensüstür. Biri diğerinden bağımsız olarak düşünüldüğünde, bu üç boyut da bir küp oluşturur- bundan dolayı Kelley’in modeli sık sık yüklemsel küp olarak anlatılır. İçinde bu üç boyutunda ele alındığı genel bağlam, algılayıcının, özel bir zaman kesitinde bir uyarıcıya karşı kişinin vermiş olduğu tepkiye bir neden ileri sürdüğü şeydir. Tutarlılık, farklı zaman dilimlerinde kişinin aynı uyarıcı veya benzer bir uyarıcıya aynı şekilde tepki verip vermediği anlamı taşır. Ayırt edicilik, kişinin, bir başkasına, farklı uyarıcıya aynı şekilde davranıp davranmadığı veya kişinin karşı tepkisinin benzer uyarıcılar arasında ayırt edilip edilemeyeceği ile ilgilidir (3). Konsensüs, kişinin davranışının neden olduğu bir durum değildir, diğerlerinin davranışları ile ilgilidir. Aynı uyarıcıya benzer tepkiler verme konusunda kişiler arasında bir konsensüs var mıdır veya insanlar tepkiler vermede farklılık gösterir mi? Çok yönlü değişim modeline göre algılayıcılar, kişilerin farklı zamanlarda, aynı mı yoksa farklı mı davranış geliştirdiklerine karar verirler? Bu durumda da kişi benzer uyarıcıya ya benzer tepkiler gösterir ya da bu özel uyarıcıya tepki verirken yalnızca bu şekilde davranır. Algılayıcılar aynı zamanda, ya diğer çoğu insanlar gibi aynı şekilde davranış geliştirir ya da farklı şekilde davranır (3).

2.3.3. Yükleme Yanlılıkları

Lau ve Russell 1977 yılında yapılan 6 maçlık Beysbol Dünya Serisi maçları, üniversite ve profesyonel maçlardan oluşan 33 maçın gazete haberlerini incelemiştir (1). Bu çalışmanın ilk amacı, galibiyet ve mağlubiyete ilişkin nitelemelerin türlerini incelemekti. Yazarlar beklenmeyen bir sonuçtan sonra beklenen göre daha fazla nedensel yüklemenin yapıldığını saptamıştır. Çok ciddi bir konu üzerinde, Taylor, kanser kurbanlarının yüzde 95’inin, kanser nedeni olarak kendiliğinden (spontane) yüklemeler yaptığını ve yakın aile üyelerinin % 70’inin de benzer yüklemeler kullandığını saptamıştır (1). Bu iki çalışma da ortaya koymaktadır ki; insanlar etraflarındaki beklenmeyen olaylar hakkında aslında kendiliğinden nedensel yüklemler yapmaktadır. Weiner da spontane yüklemeler yapma açısından buna benzer sonuçlar ortaya koymuştur (1). Hiç şüphe yok ki, sosyal hayattaki çoğu olay geneldir, rutindir ve günlüktür ve de herhangi türden bir niteleme yapmaya dönük gereksinimi ortaya koymazlar. Bu türden olaylarda insanlar belki de düşünmeksizin ya da önemli oranda otomatik olarak hareket eder. Ancak, insanlar belli bazı koşullar altında nedensel yüklemler yaparlar. Hatta düşünmeden hareket ederken bile, insanlar eğer kendilerinden istenmişse, etraflarında olup biten olaylara yönelik nedensel yüklemelerde bulunurlar(3).

Jones ve Davis’in uyuşan çıkarım teorisinde, eylem ne kadar çok zevk verici ve kişisel olursa, kişi ile ilgili gelişecek olan karşılıklı çıkarımın olma olasılığı o kadar yüksek olacaktır (1). Zevk alma ve kişisellik motive edici faktörlerdir ve bu şekilde, bir eyleme yapılan yükleme nedeninin sonraki gelişecek olan normal, uygun ve gerçekçi kurallar için yapılacak olan yorumların olma olasılığını yükseltir. Bir yükleme öngörülen modelden uzaklaşır ise, yanlı yüklenmiş olarak düşünülür (3).

2.3.4. Temel Yükleme Hatası

Temel yükleme hatası (Fundamental Attribution Error), davranışı kontrol etmede yatkınlık faktörlerin rolüne olduğundan daha fazla değer biçmek ve durumsal faktörlerin etkisini az da olsa tahmin etmek için, davranışa yükleme yapanların eğilimini ifade eder (12).

2.3.5. Aktör - Gözlemci Etkisi

Gözlemcilerin, kararlı kişisel yatkınlıklara ilişkin aynı eylemlere yükleme yapma eğilimi duymalarına karşın, durumsal zorunluluklara ilişkin kendi eylemlerine yükleme yapmada yaygın bir eğilimi vardır buna Aktör - Gözlemci Etkisi (Actor Observer Effect) denir (13). Heider de durumsallık içindeki davranışların nedenlerine ilişkin aktör ve gözlemcilerin farklı bakışları olduğunu ifade etmiştir (1).

2.3.6. Bireyselciliğe Dayanan Açıklamalar

Jones ve Nisbett’ten sonra, Storms, aktörlerin ve gözlemcilerin aynı davranışı farklı şekilde açıklayabileceğini iddia etmiştir (1). Bunu da, ya davranış hakkında her birine dönük mevcut bilginin farklı olması yüzünden ya da aktörler ve gözlemcilerin aynı mevcut bilgiyi farklı şekilde işledikleri süreçler yüzünden olduğuna dayandırmaktadır. Jones, Nisbett ve Storms bir önceki açıklamayı desteklemektedirler. Storms, farklı bir bakış açısından hareketle davranış hakkında bilgi ile donatıldıklarında, kişi ve gözlemcilerin değişimi ile ortaya çıkan davranışları göstererek bu tercihlerine kanıt sağlamaktadır (1).

Storms, Taylor ve Fiske, McArthur ve Post ile Frank ve Gilovich’in deneylerinin sonuçlarının hepsi, aktör-gözlemci etkisinin algısal açıdan açıklamasına önemli bir destek sunmaktadır (1). Burada, davranış alanı gözlemcileri de kapsar. Gözlemciler aktörün davranışını görür, ama genellikle durumu görmez. Aktör önemlidir, durum önemli değildir. Aktörler kendilerini davranış ortaya koyarken görmez. Ancak etraflarındaki durumu görürler. Ve görülemeyen durumsal güçlüklere cevap vermenin farkındadırlar. Böylece, aktör ve gözlemcilerden aynı durumu açıklamaları istendiğinde farklı şeyler koyarlar çünkü onlar için aynı durumun farklı yönleri önemlidir (1).

Farklı durumsal tercihleri açıklamak için aktör ve gözlemcilerin bakış açılarının farklı noktalarını kullanmak, onların farklı yüklemsel tercihlerini açıklamada bireyselciliğe dayanan açıklamaya bir örnektir. Aynı olgunun başka diğer bireyselciliğe dayanan açıklamaları önerilmektedir. Aktörler kendi durumlararası davranışsal hikayelerini olduğu kadar, duygularını, arzularını ve motivasyonlarını da kullanma hakkına sahiptirler (13). Gözlemciler, aktörün içinde saklı olan şeyin ne olduğunun farkında değildir veya en azından sadece tahmin edebilir- ancak belki de kişilerin farkında olmadığı davranışsal örüntüyü ve düzeni ortaya çıkarabilir. Kişiler ve gözlemciler arasındaki bilgisel farklılıklara bazı kanıtlar Eisen, White ve Younger tarafından ortaya atılmıştır (1).

2.3.7. Kendine Hizmet Eden Yanlılıklar

Yükleme teorileri, yükleyiciyi olayların pasif bir izleyicisi olarak görme eğilimi taşımaktadır. Elbette bu, normal insan etkileşiminin sıcaklığından oldukça uzaktır. İnsanlar etraflarındaki olaylar ister hararetli olsun ister olmasın katılım gösterirler. Davranışları, diğer kişilerden ve olaylardan etkilenir. İnsanlar kendilerinin ve başkalarının gözünden saygınlıklarını arttırmak için, tasarlanmış, bilinçli ya da bilinçsizce kendine hizmet eden yanlılıklara sık sık yükleme yaparlar. Kendine hizmet eden önyargıların çok sayıda formu vardır ama burada temel kavramları anlatılmıştır (1, 3).

2.3.7.1. Hatalı Konsensüs Etkisi

İnsanların kendi inançlarının, fikirlerinin ve davranışlarının genel kabul gördüğü yönündeki eğilimleri, Hatalı Konsensüs Etkisi (Fundemantal Consensuss Effect) olarak bilinmektedir (1).

2.3.7.2 Hatalı Benzersiz Olma Etkisi

Toplum içinde, fikirlerimizin meydana gelme sıklığını abartırsak, becerilerimizin genellik arz ettiği ölçüsünü de abartmış oluruz. İşte bu, hatalı benzersiz olma etkisidir. Görünüşte, becerilerimizin benzersiz olmasına ve fikirlerimizin yaygın olmasına inanmaktan sevinç duyarız. Benzersizliği algılamak, kendi becerimizi yargılamamızı sınırlamaz. “İyi”den “kötü”ye çeşitlilik gösteren hemen hemen bütün boyutlarda, diğer insanlardan daha fazla kendimizi “iyi” kutba yakın görürüz (1).

2.4. Başarı ve Başarısızlığa İlişkin Yüklemeler

İnsanların başarı için övgüyü kabul etmesi ve başarısızlık için de sorumluluğu inkar etmesi oldukça yaygın bir olgudur. Öğrenciler dersi geçtikten veya kaldıktan sonra, sporcular da müsabakayı kazandıktan ya da kaybettikten sonra yapar; hatta akademisyenler bile yapar bunu (1). Bu etkinin gücü kültürler arasında farklılık göstermesine karşın, başarı veya başarısızlığın arkasından gelen yüklemsel asimetri evrensel ölçekte kabul görmektedir (14-16).

Yüklemsel asimetriyi anlatmak için bilişsel ve motivasyonel olmak üzere iki boyutta açıklamalar geliştirilmiştir. İnsanlar başarının önemini kabul etmekte ve başarısızlıkta da sorumluluktan kaçmaktadır, çünkü böyle davranmak kendilerini iyi hissetmelerini ve iyi görünmelerini sağlar. Bu, kişinin kendi motivasyonunu arttırmasına katkı sağlar. Örneğin, Miller, yüklemsel asimetrinin, başarı veya başarısızlık önemli olduğu zaman vurgulandığını göstermiştir (17). Schlenker ve Miller (1977), başarılı veya başarısız olan gruplar içinde yer alan azınlık ve çoğunluk olan grup üyeleri arasında yüklemsel benmerkezciliğin(kendine hizmet eden yanlılık), bilgiyi elde etme sürecindeki yanlılıkla değil benliği destekleme ile açıklanabileceğini göstermiştir (1). Benmerkezci yükleme yapmak yalnızca özgüveni desteklemekle kalmaz aynı zamanda diğerlerinin kişi üzerindeki fikirlerini de etkiler. Sonraki etkinin kanıtı, öncekiden çok daha açıktır. Ancak bir örnekle, Shlenker ve Leary seyircilerin, başarıları için doğru yüklemsel iddialar ortaya koyan aktörlerden genelde çok fazla etkilendiklerini ortaya koymuştur (1). En iyi performansın altında kalan aktörlerden, aynı fakat görünüşte övünülecek performans ortaya koyanlara göre daha fazla hoşlanılmaktadır. Seyirciler iyi performans ortaya koymayacağı tahmininde bulunan kişilerden hoşlanmaz, hatta bu tahmin tersine dönüşse bile. Başarı veya başarısızlığın arkasından gelen farklı açıklama örneklerin, seyirci üzerinde farklı etkiler yarattığı çok açıktır; bazı yüklemeler aktörün iyi görünmesine yol açar (1).

Yükleme yanlılıklarının kişinin özgüvenini arttırdığına dair olan açıklamanın merkezinde, özgüvenin davranışın devamının ardından artacağına ve küçümseyici davranışın akabinde de azalacağına dair tahminler yer alır. Benlik saygısı açısından yüksek düzeyde olan kişilerin, düşük düzeyde olanlardan daha fazla kendine hizmet eden yanlılık yüklemesi sergiledikleri ve kendini küçümseyen yüklemeleri ise daha az yaptıklarına ilişkin güçlü kanıtlar vardır (1).

2.5. Kültür ve Yükleme: Nedensel Yüklemelerin Kültürel Bağlamı

Geniş açıdan ele alındığında, yükleme, başkalarının olduğu kadar kendi davranışları için de kişilerin, nedensel açıklamalara hangi sosyal algılarla ulaştıkları süreci ifade eder. Yüklemsel süreçlerin, kültürel bir perspektiften ele alınması gereken geniş çaplı bir araştırma konusu olduğu ve bunun da sosyal ve gelişim psikolojisi içinde yer alan yükleme teorisinin uzun süreli etkisini de içinde barındırması gerektiği şaşırtıcı değildir. Genel açıdan sosyal bilişi, özel açıdan da yüklemenin işareti olan, süreçten kaynaklanan içeriğin kavramsal açıdan ayrışması, sosyal bilişin incelenmesinde uygun bir kavramsal yol olmama noktasına gelmiştir (18).

2.5.1. Kültürlerarası Nedensel Yükleme Farklılıkları

Son yapılan kültürlerarası bulgular doğu Asyalıların davranışı açıklamada birbiriyle uyuşan(correspondence bias) yanlılıkları daha az gösterdiklerini öne sürmektedir (19). Doğu Asya ve Amerika kültürleri arasında yapılan birçok araştırmada nedensel yüklemeler arasındaki fark ağır basmaktadır (20, 21). Kültürlerarası karşılaştırmalı nedensel yüklemelerde birbiriyle uyuşan yanlılıkların Doğu Asya kültüründe daha zayıf olması bulunan tipik sonuçlardandır (22). Doğu ve Batı kültürleri arasındaki nedensel yükleme farklılıklarına ilişkin olarak, birçok bulgudan hareketle Aronson, Wilson ve Akert “Batı kültüründeki insanlar “Kişilik Psikologları” gibi görünürken, Doğu kültüründeki insanlar “Sosyal Psikolog” gibi görünmektedir” demiştir (21). Grupla ve bireysel başarımlara ilişkin nedensel yükleme konusunda ilginç bir araştırma da Morris ve arkadaşları (21) tarafından yapılmıştır. Doğu Asyalılar bir başarımı daha fazla gruba yükleme eğilimindedirler. Örneğin Hong Kong ve Çinliler bir organizasyondaki skandalı gruba yüklerken, Amerikalılar daha çok grup içinde suçu işleyene yükleme yaparlar (21). Ayrıca takımla yapılan başarımın neticesinde Asyalılar daha çok gruba, takıma yönelik yükleme yapma eğilimindedirler (21).

Morris ve Peng, Çinliler ve Amerikalılar için nedensel yüklemeleri konusunda ayrıştıklarına dair kültürel göstergeler bulmuşlardır (22, 23). Choi ve Markus ve Morris ve Peng’in çalışması bağlamında, Amerikan ve Koreliler arasında benzer nedensel yükleme farklılıkları bulmuşlardır (24). Morris ve Peng Amerika’nın orta batısındaki bir üniversiteden mezun olan bir Çinli öğrencinin bir danışman ve birçok görgü tanığını öldürdüğü ve aynı zamanlara denk gelen Detroit’teki bir postacının kendi müdürünü ve birçok görgü tanığını öldürdüğü olaylara ilişkin İngilizce ve Çince yayınlanan gazete haberlerini ve ifadeleri analiz etmişlerdir. Sonra analiz edilen ifadeler Çinli ve Amerikalı üniversite öğrencilerine yöneltilmiştir (22). Morris ve Peng, Çinli ve Amerikalı öğrencilerin olaya ilişkin sorulara verdiği cevapların benzer yükleme örüntülerine sahip olduğunu elde etmişlerdir. Çinli katılımcılar bağlamsal ifadeleri kullanmayı tercih ederken Amerikalı katılımcılar olayı açıklamada yapısal olanları tercih etmişlerdir (22). Choi ve Markus ve Morris ve Peng’in çalışmasının aynı kavramsal tekrarında Koreli ve Amerikalılar arasındaki nedensel yüklemelerin benzer farklılıklara sahip olduğunu bulmuşlardır (21, 22, 24).

Yine grup içindeyken davranışa yapılan yükleme eğilimi ile grup dışında bireysel olarak davranışa yapılan yükleme arasında da bazı farklılıklar bulunmuştur (25). Grupla yapılan davranışlarda Amerikalıların tersine Asyalılarda benliği güçlendirme (self-enhancement) etkisinin büyük ölçüde azaltılmış olduğu bulunmuştur (26-28). Asyalıların başarı ve başarısızlığa ilişkin nedensel yükleme konusunda kendine hizmet eden eğilimi net bir biçimde görünmez. Kitayama, Takagi ve Matsumoto’nun benliği güçlendirme başlığı altında yaptığı Japonya ile ilgili 23 çalışmada kendine hizmet eden yükleme örüntüsü konusunda neredeyse hiç kanıt bulunamamıştır (29). Onun yerine Stevenson ve Stigler’in birçok durumda, birinin başarısını çaba ve şans açısından açıklama ve kendine ait başarısızlığı yetenek ve kabiliyet eksikliği ile açıklama eğilimi konusunda baskın örüntü bulunmuştur (25). Japonların sosyal karşılaştırma konusunda başarısızlığını, başarılarından daha kolayca kabullendikleri bulunmuştur (30). Heine ve Lehman’ın son zamanlarda yaptığı çalışmalarda, grup içinde ve grup dışı karşılaştırmalarda kültürler arası farklılık bulmuştur (31).

Choi, Nisbett ve Norenzayan kültürlerarası nedensel yükleme farklılıkları konusunda Asyalıların, Amerikalılardan neden farklılaştığı hususunda iki boyutun olduğunu öne sürmektedirler: birincisi daha holistik/bütünsel kavrama sahip olan Asyalıların duruma yükleme eğiliminde olmaları, ikincisi ise yine Asyalıların bir grup başarımına daha fazla yükleme eğiliminde olmalarıdır (32).

2.5.2. Yükleme Biçiminde Kültürlerarası Bireysel Farklılıklar

İleri sürülen yükleme kuramının ana unsuru, davranışın algılanan nedenlerini açıklamaktır. Bireyin içsel veya dışsal yükleme tercihlerini ayrıştırmasına izin veren kişisel farklılık ölçüsü büyük önem taşır. Bu durum, kültürler arasında yükleme sürecindeki farklılıkların temel ilgiyi oluşturduğu kültürler-arası bağlam içerisinde özellikle önemli hale gelir. Böylesi bir bağlam içinde yer alan, “denetim/kontrol odağı” kavramı, 1960’lardan bu yana kültürler arası psikoloji içinde büyük ilgi çekmektedir (18, 19).

Rotter ve arkadaşları tarafından formüle edilen denetim odağı kavramı, pekiştirme (reinforcement) kavramını kullanan bilişsel bir yapılandırma sürecidir. İçsel kontrol odağı, pekiştirmenin, öncelikli olarak bir kişinin kendi davranışlarına bağlı olduğu veya başka bir deyişle, günlük hayatında, olayların kontrolünü kişinin kendisinin yaptığı inancındadır. Dışsal kontrol odağı, pekiştirmenin öncelikli olarak kişinin kendi kontrolünün dışında olduğunu; sonuç olarak da, kişinin günlük hayatında olayları kontrol edemediği fikrini ortaya atarak zıt yönde bir inanış ifade eder (19). 1966 yılında kontrol odağı kavramının ortaya çıkışı, kültürlerarası değişkenlik konusunda büyük ve geniş çapta bir ilgi paylaşımı ile sonuçlanmıştır. Bu araştırmada yer alan en belirleyici soru, farklı kültürel toplumlardan gelen insanların, sergilemiş oldukları içsel ve dışsal kontrol odak düzeyleri bakımından farklılık gösterip göstermedikleri olmuştur. En yaygın tahmin, batılı olmayan insanların, batılı olanlara göre daha güçlü dışsal kontrol odağı ortaya koydukları yönünde olmuştur bunun nedenleri ise daha az güce ulaşma olanağı, maddi kaynaklar, sosyal hareketlilik ve buna benzer şeylerdir (19,33). Kagan’ın yaptığı çalışmada kent ve kırsaldan gelen kişiler arasındaki, kontrol odakları arasında fark bulunmuştur. Kentte yaşayan kişilerin, kırsaldan gelen kişilere oranla daha fazla içsel kontrol odağına sahip olduğu görülmüştür (18, 19).

Son dönemdeki daha fazla sayıdaki araştırma; İsveçli kadınlar ve Polonyalı öğrencilerin Amerikalılardan daha fazla dışsal kontrol odağına sahip olduğunu ve de Fijili-Hintli olanlar, Fijili olanlara göre daha fazla içsel kontrol odağına sahip olduğunu göstermektedir (18, 19). Son dönemdeki diğer çalışmalar, kontrol odağının diğer bazı durumlarına odaklanmıştır. Örneğin, Ward ve Kennedy, içsel kontrol odağının, yeni çevreye dönük psikolojik ayarlamaları desteklediğini ortaya koymuşlardır ve Kelley de Amerika, Hindistan ve Hong Kong’da dışsal kontrol odağının öz-yıkıcılıkla bağlantılı olduğunu belirtmektedir (aşırı alkol tüketimi, tehlikeli araç kullanma) ancak Venezüella’da durum böyle değildir (18, 19).

Fletcher ve Ward, Hui ve Triandis kendi çalışmalarında bir temel ortaya koyarak şunu ileri sürmüşlerdir; bunların ilk ikisi veya üçü evrensel olarak geçerli olabilir (14). Bu konu üzerine olan daha sistematik bir araştırma güncel olmaktan yoksundur, ancak, bu yaklaşımların bilgilendirilmiş ve psikolojik açıdan öğretici kültür teorisi ile birlikte bir dayanak noktası olup olamayacağı anlaşılabilir gibi durmaktadır.

2.5.3. Kendine Hizmet Eden ve Gruba Hizmet Eden Yanlılıklarda Kültürlerarası Farklılıklar

Kendine hizmet eden veya benmerkezci yanlılıklar, başarı için kendine pay çıkarma ve başarısızlık için sorumluluktan kaçma eğilimini tanımlar ve konuyla ilgili olarak iyi konumlandırılmış bir olgudur (15,34). Chandler, Shama, Wolf ve Planchard tarafından yapılan bir çalışmada, incelenen bütün kültürlerde, kullanılan Yugoslav örnekleminde olduğu kadar, Hintli, Japon, Güney Afrika ve Amerikalı örneklemede de kendine hizmet eden yanlılıklar saptanmış ancak, istisna olarak Japon örnekleminde hiçbir yanlılık saptanmamıştır (34). Buna paralel olarak, Watkins ve Regmi, Nepal’de buna benzer kendine hizmet eden yanlılık konusunda bir bulguya rastlamamıştır, aynı zamandan Hintli çocukların aslında kendine hizmet eden yanlılıkların tersine yanlılık gösterdiklerini belirten Fry ve Ghosh da böyle bir bulguya rastlamamıştır (18). Zikredilen çocuklar, kendi başarılarını ilk olarak şansa bağlamış, başarısızlıklarını da kişisel yeter(siz)liklerine bağlamışlardır. Aynı zamanda ılımlı yanlılık (modesty bias) olarak da bahsedilen (21), kendine hizmet eden yanlılığın bu tersi yönde işleyişi, birkaç yazar tarafından şu anda kayıt altına alınmıştır. Bunların içinde, başta Asya kültürlerinden gelen örneklemin kullanıldığı çok sayıdaki çalışmayı inceleyen Markus ve Kitayama da vardır. Mezun Japon öğrencileri örneklem olarak kullanan Kashima ve Triandis ılımlı yanlılığa dair bulgular da elde etmiştir (16). Son olarak, Yamaguchi de Japon öğrenciler arasında ılımlı yanlılığa dair kanıtlar saptamıştır. Buna karşın, bu veri, “başkaları”nın başarı ve başarısızlıklarını açıklarken, bu katılımcıların, başarıları içsel faktörlere, başarısızlıkları da dışsal faktörlere bağlama eğiliminde olduklarına işaret etmektedir (18). İkincisi, gruba hizmet eden yanlılık olarak adlandırılan bir tersi durumu ifade etmektedir. Gruba hizmet eden yanlılık, grup içi başarı ve diğer grubun başarısızlığı için içsel faktörlere yükleme yapma eğilimini tercih eder. Bunun tersine, grup içi başarısızlığı ve diğer grubun başarısı için dışsal faktörlere yükleme eğilimi bulunmuştur. Grup içindeki başarıları içsel faktörlere bağlarken, diğer grubun başarılarını ters yönde açıklamak aslında kendine hizmet eden bir yanlılıktır (18).

Önceki paragrafta bahsedilen araştırmanın ortaya koyduğu gibi, kültürlerarası bakış açısında kendine hizmet eden yanlılığın varlığına işaret eden kanıtlar belirgin değildir, aynı zamanda bu durum gruba hizmet eden yanlılıkların varlığına da bir kanıt oluşturmaz (18). Ancak, son dönemdeki bir bulgu şunu iddia etmektedir; gruba hizmet eden olduğu kadar kendine hizmet eden yanlılığın da, pek çok faktörle birlikte kabul edilebilir durumdadır (14). Örneğin, Bond, Hewstone, Wan ve Chui göstermektedir ki; Çinli denekler, gruba hizmet eden yanlılıkların acil olan ve olmayan durumları söz konusu olduğunda merkezi bir rol üstlenebilmektedirler (35). Çinli katılımcılar, cinsel kimlik özelliklerini tanımlarken gruba hizmet eden yanlılıklar ortaya koymuştur. Seyircilerin olduğu durumda ise, Çinliler tersine gruba hizmet eden yanlılık sergilemişlerdir. Daha erken dönemdeki Amerikan kanıtı ile tutarlı olarak, Bond’un Amerikalı katılımcıları her iki durumda yani izleyicinin olduğu ve olmadığı durumlarda da gruba hizmet eden yanlılık sergilemişlerdir. Wan ve Bond, bu sonuçları benmerkezci/ılımlı yanlılıkları göz önüne alarak birlikte tekrar etmişlerdir (18). Benzer koşullar altında Çinliler için benmerkezci yanlılıklara ilişkin kanıt bulmuşlardır. Ancak, bu benmerkezci yanlılık birbirine benzer olmayan koşullar altında ortadan kaybolmuştur.

Gruba hizmet eden yanlılıklar göz önüne alındığında, grup rekabeti gibi ekstra sosyokültürel faktörlerin aracılık eden bir rol oynadıklarına işaret edilmektedir (18). Örneğin, Hewstone ve Ward, Malezya’daki Çinli öğrencilerden oluşan azınlıktaki grubun, gruba hizmet eden yanlılığın tersine bir hareket ortaya koyduklarını rapor etmektedir. Bunun tersine, Malezyalı öğrencilerin çoğunluk olan grubu, gruba hizmet eden yanlılık sergilemektedir. Aynı çalışma daha da ileri giderek şunu göstermiştir; Çinli insanların negatif açıdan tek tip olmadıkları yer olan Singapur’daki Çinli öğrenciler, gruba hizmet eden yanlılığın tersine hareket ortaya koymamaktadırlar (36). Hunter, Stringer ve Coleman tarafından Kuzey İrlanda da Protestan ve Katolik ergenler arasındaki fark üzerine yapılan bir çalışma da, benzer aracılık eden faktörlerin etkisini göstermektedir (18). Bu çalışmaların sonuçları, bir kişinin ait olduğu grup içinde sosyo-politik baskınlığa, grup rekabetine ve gruba hizmet eden veya ılımlı yanlılığın varlığıyla ilgili olarak verilecek tepkilerin hayati önemde olabileceği koşullara önem atfetmektedir. Gerçekten de, karşılaştırmalı olmayan bir perspektiften hareketle bu konuları irdeleyen bir araştırmada bu türden faktörlerin de kritik önemde olacağı gösterilmiştir (18, 19).

2.5.4. Düşünme Biçiminde Kültürlerarası Farklılıklar

Doğu ve batı arasında yapılan analitik düşünmeye karşın bütünsel düşünme konusunda birçok araştırma vardır. Doğu Asyalılar, “durumsallık” ya da “bağlamsalcılık” olarak da ifade edilebilen bütüncü davranış bağlamına odaklanmaktadır (20, 21, 37). Batılılar bireysel olana odaklanırken, doğulular sosyal durumlara odaklanır. Chiu bu durumu “Çinliler durum-merkezli düşünürken, Amerikanlar bireysel-merkezli düşünmektedir” der (32).

2.5.5. Kendini Tanımlamada Kültürlerarası Farklılıklar

Cousins Japon ve Amerikan kolej öğrencilerine kendilerini tanımlamak için 20 Soruluk Durum Testi (Twenty Statement Test) uyguladı. Cousins’ın sonuçlarına göre (32) Amerikalı katılımcılar kişilikle ilgili genel soyut özellikleri (Örnek; Ben Meraklıyım. Ben dürüstüm.) Japonlardan üç kat daha fazla kullanmışlardır. Japon katılımcıların kendileriyle ilgili tanımları kültürel kimliklerinden daha fazla etkilenmiştir (Örnek; Ben bir Keiyo öğrencisiyim). Kısaca Japonların kendini tanımlamaları soyut kavramdan çok daha bağlamsal, genelden daha özeldir. Rhee, Uleman ve Roman Koreli öğrencilerde Japonlarınkine benzer örüntüler bulmuşlardır (32). Trandis, McCusker ve Hui, Ip ve Bond Çinli öğrencilerden elde ettikleri TST cevaplarının soyut kişilik özelliklerinden daha çok grup üyeliğine yönelik olduğunu bulmuşlardır (32).

2.5.6. Sosyal Çıkarımda Kültürlerarası Farklılıklar

Gittikçe gelişen araştırmalar Doğu ve Güney Asyalıların davranışları tanımlama konusunda Amerikalılardan daha fazla durumsalcı olduklarını ortaya çıkarmıştır (38). Doğasına uygun olarak yapılan deneysel çalışmalar Amerikalılarla, Hindistanlılar, Çinliler, Koreliler ve Japonlar zıtlık göstermektedir (32). Amerikalılarla, Koreliler ve Japonların (39); Avustralyalılarla da, Japonların (40) tutum yüklemeleri konusunda yapılan karşılaştırmalar neticesinde farklılıklar bulunmuştur. Ayrıca durumsal yüklemeler konusunda da (32) son yapılan araştırmalarda kültürel farklılıklar bulunmuştur.
Sosyal çıkarım süreci an az iki boyutu içerir: yatkınlığa dayalı çıkarsama ve duruma dayalı çıkarsama (41). Yatkınlığa dayalı çıkarsama içsel ve kişinin kalıcı niteliklerine (örnek: kişilik ve mizaç) yönelik davranış yüklemeyi ifade eder. Duruma dayalı çıkarsama dışsal faktörlere ve kişi üzerinde etkili olan(örnek: statüler, roller ya da geniş sosyal bağlam) durumlara yönelik davranış yüklemeyi ifade eder (41).

2.5.7. Spor Medyasının Yarışma Sonuçlarına İlişkin Kültürlerarası Yükleme Farklılıkları

Doğu Asyalıların başarı yüklemleri Amerikalıların başarı yüklemlerinden daha az içseldir (42). Başarıya ilişkin yüklemeler akademik başarı ile sınırlı değildir. Lee ve arkadaşları spor müsabakalarının sonuçlarıyla ilgili gazete raporlarını/açıklamalarını araştırmıştır (43, 44). Amerikan gazeteciler spor müsabakalarının sonuçları konusunda yapısal açıklamalara (dispositional) odaklanırken, Hong Konglu gazeteciler bağlamsal (situational) olan ifadelere odaklanmışlardır.

2.6. Kültürlerarası Yüklemeler Neden Farklıdır?

Batı ve Asya kültürlerinin davranışsal tahminleri konusunda farklı olmalarının iki olasılığı vardır. Birincisi Doğu kültürlerinin yatkınlık konusunda daha zayıf inançlara sahip olmaları kendi davranışları hakkındaki tahminlerle ilgili durumlar arası tutarlığı daha düşük seviyede göstermelerine yol açmaktadır (19). Davranışsal tahmindeki kültürel değişkenliğin ikinci olasılığı ise Doğulu ve Batılılar yatkınlığa dayalı çıkarsamalarının birçoğunu aynı yolla yaparken, duruma dayalı çıkarsamalarını farklı düzeylerde yapmalarıdır (32). Örneğin kültürler arası çalışmalar doğu Asyalıların kişilikle ilgili bilgilendirme yaparken Amerikalılarla benzer yolları kullanırlar, buna rağmen doğuştan gelen özelliklere daha çok önem verirler (45).

Olayların nasıl algılandığına ve nasıl değerlendirildiğine ilişkin yükleme süreçleri, bireyin içinde bulunduğu sosyokültürel dokulardan etkilenmekte, aynı zamanda bireylerde birbirleriyle etkileştiklerinden bu kültürel dokuları etkilemektedirler (40, 41, 46, 47). Nedensel yüklemeler kültürel yapılardan ve özelliklerden etkilenmektedir. Sonuç olarak kültürlerarası nedensel yüklemeler farklılaşmaktadır bireyci topluluklardan gelen insanlar yatkınlığa (dispositional) dayalı yüklemeleri daha sık kullanırken, toplulukçu kültürden gelen insanlar durumsal (situational) yüklemeleri daha çok kullanmaktadır (43, 48).
Doğu Asya ve Amerika kültürleri arasında yapılan birçok araştırmada nedensel yüklemeler arasındaki fark ağır basmaktadır (21, 49).

Geniş bir literatür topluluğu, insanların ayırt edici özellikleri Doğu Asya’da kültürel bağlamla açıklanırken, Avrupa-Amerikan bağlamında ise davranış daha çok yatkınlık ya da mizaç açısından ifade edilir (43, 50, 51).

2.7. Başarım* Modeli: Eylemin Yapılandırılmasında Sosyokültürel Farklılıklar

Başarım/Agency kavramı bireyin bir eylemi bağımsız kararı ile gerçekleştirmesi, bir eylemin faili olması ya da bir performansı icra etmesi olarak tanımlanır (46).
Markus ve Kitayama tarafından (47) oluşturulan başarım modeli (Model of Agency) eylemin oluşum biçimi açısından iki boyutun olduğunu öne sürmektedir. Bu boyutlar Ayrışık(disjoint) ve Birleşik(conjoint) Başarım olarak ifade edilmektedir.

Ayrışık modelde başarım başkalarının eylemlerinden bağımsız bir şekilde ortaya konulan ve özerk benlikle ilişkilendirilen performans olarak ifade edilmektedir. Birleşik modelde ise başarım, performansı icra eden, ortaya koyan benliğin diğerleri ile etkileşim ve iletişim içinde olduğunu ve diğer unsurlara bağımlı olarak gerçekleştiğini ifade eden kavramdır (47).

Çizelge 2.2. Başarım Modeli

Ayrışık model
Birleşik model
Eylemin tanımlanması
Benlik odaklıdır
İlişki odaklıdır
İçten dışa doğru baskın olan bakış açısına sahip açıklama mevcuttur
Dıştan içe doğru yaygın olan bir bakış açısına sahip açıklama mevcuttur
Diğerlerinden bağımsız olarak ifade edilen çıkarsama, niyet ve hedefler mevcuttur
Diğerleriyle bağımlı olarak etkileşimin artması ve diğerlerine karşı sorumlu olma mevcuttur
Eylemin sonucu
Bağımsız benlik tanımlanır ve beyan edilir
Bağımlı benlik ve birinin sosyal pozisyonu beyan edilir
Başarıma ait duygular saygı, yeterlilik ve güç içerebilir
Başarıma ait duygular ilgi, bağlanmışlık, birlik, beraberlik ve duygudaşlık içerebilir
Eylemler benliğin tanılanmasıdır ve bireycilik kendi eylemlerinin sonuçlarından sorumludur
Eylemler ilişkinin doğası için tanısaldır ve eylemlerin sonuçları sürece dahil olan ilişkili her unsur sorumludur
Eylemin Stili
Aktif kontrol vardır, diğerlerini etkiler, kullanılan kelimeler proaktif duruşu besler
Aktif ilişki vardır, diğerlerine uyma vardır, kullanılan kelimeler yani fikirlere açık duruşu besler
Eylemin kaynakları
Eylemler kişinin kendi çıkarsama, niyet ve hedeflerine bağlı olarak özgürce seçilir
Eylemler zorunluluklara, başkalarının beklentilerine, rollerine, pozisyonlarına, çıkarsamalarına, niyetlerine ve hedeflerine karşı sorumlu olunarak kişilerarası bağlılıkla ifade edilir
Eylemin sonuçları başlıca kişisel olarak denetlenir
Eylemin sonuçları başlıca müşterek olarak belirlenir ve denetlenir

Kaynak: Markus ve Kitayama (47)

Özellikle son 30 yıldır Doğu Asya ve Amerika arasında yapılan kültürler arası çalışmaların neticesinde başarım kavramının Doğu ve Batı bağlamında farklılık gösterdiğini ifade eden bir model sunulmuştur. Markus ve Kitayama (47) tarafından oluşturulan başarım modeli eylemin oluşum biçimi açısından iki boyutun olduğunu öne sürmektedir. Bu boyutlar Ayrışık(disjoint) ve Birleşik(conjoint) Başarım olarak ifade edilmektedir.
Başarım/Agency kavramı bireyin bir eylemi bağımsız kararı ile gerçekleştirmesi, bir eylemin faili olması ya da bir performansı icra etmesi olarak tanımlanır (47). Ayrışık modelde başarım başkalarının eylemlerinden bağımsız bir şekilde ortaya konulan ve özerk benlikle ilişkilendirilen performans olarak ifade edilmektedir. Birleşik modelde ise başarım, performansı icra eden, ortaya koyan benliğin diğerleri ile etkileşim ve iletişim içinde olduğunu ve diğer unsurlara bağımlı olarak gerçekleştiğini ifade eden kavramdır.
Geniş bir literatür, insanların ayırt edici özelliklerini Doğu Asya’da kültürel bağlamla açıklarken, Avrupa-Amerikan bağlamında ise davranış daha çok yatkınlık ya da mizaç açısından ifade edilir (43, 50, 51). Doğu Asya bağlamında yükleme daha az yatkınlıkla açıklanır çünkü içinde bulunulan rolün davranışı belirlediğine ilişkin paylaşılan güçlü bir inanç vardır (32). Fakat son zamanlarda kuramcılar doğal ortamda oluşan davranışların açıklamalarına daha yakından bakmış ve her iki kategorideki genel kişi/durum farklılıklarının daha fazla çalışma gerektirdiğini öne sürmüşlerdir (46). Onların bulguları “yatkınlık” ya da “yükleme” olmayan, fakat “birey faktörleri” olarak yapılanabilen diğer faktörlerin bir değişkeni olduğunu öne sürer. Bunlar niyetli davranışı açıklarken dikkate alınması gereken sebepleri, amaçları, geçmişleri ve yeterlilik durumlarını içerir (32,52).
Başarımı yapılandırmadaki sistematik yaklaşım, son zamanlarda, dikkat ve algılamayı inceleyen araştırmalar tarafından de desteklenmektedir (53, 54). Çalışmalar Avrupa Amerika bağlamında algılayanların dikkatlerini daha çok objeye veya figural bireye odakladıklarını, ancak Doğu Asya bağlamında dikkatlerini odaksal objelere ve çevreye daha çok bütünsel olarak dağıtabileceklerini bulmuştur.

Güncel araştırmalarda niyetli davranışın farklılık ve benzerliklerin iki farklı kültürel bağlamda nasıl açıklandığı araştırılmıştır. Daha önce benliğin yapılanmasının bağımlı ve bağımsız modlarını ayıran, kültürel çeşitlilik üzerine olan araştırmayı dikkate alarak; farklı tarihler, dinler, fikirler, farklı kurumsal ve kişilerarası ilişkilerde olduğu gibi, başarımın doğası ve kaynağında ya da eylem içinde farklı anlamalara yol açtığı düşünülmektedir (2).

Amerikan kültürel bağlamında bireyler dikkatlerini olasılıkla tam olarak hedef kişinin yetenekleri üzerinde yoğunlaştıracak ve başarımı Şekil 2.1.’deki gibi “ayrışık” olarak anlayacaktır ki burada bireyin deneyimleri ya da geçmişi o andaki durumuyla ya da insanlarla ilgili değildir (2).

Amerikan bağlamında başarım kişinin bilfiil içinde olduğu, belli tutumlara ve özelliklere bağlanır (46, 47). Japon bağlamında başarım artan zamanla anlaşılır ve ortama bağlı olarak görülür. Bu bağlamda performansı açıklamak sporcunun geçmişi ve duygusal ya da motivasyonel durumunu anlamak kadar empatik olmayı da gerektirir (55). Dahası Japonlar işin içine geçmişi ve zorlukların üstesinden gelmeyi de koyar. Sonuç olarak davranışın eşzamanlı yönelen dikkatin kesin bir açıklaması hem olumlu hem olumsuz özellikler gerektirir. Bunun sonucu olarak Japon bağlamında bireyler dikkatlerini kişinin sportif geçmişine, duygusal ve motivasyonel durumlarına ve diğer kişilere yoğunlaştırarak başarımı Şekil 2.2. deki gibi “birleşik” olarak algılayacaktır (2).

Diğerleri

Geçmiş

Öznel Durum

Kişisel Yüklemeler

Başarım
(Agency)


Şekil 2.1. Başarımın Ayrışık Modeli (Disjoint Model of Agency). Kaynak: Markus ve ark (2)

Diğerleri


Geçmiş


Öznel Durum

Kişisel Yüklemeler

Başarım
(Agency)



Şekil 2.2.Başarımın Birleşik Modeli (Conjoint Model of Agency). Kaynak: Markus ve ark. (2)

Ayrışık modelde başarım daha az faktörle açıklanır veya başarımı açıklamada dikkat daha az faktörlere yönlendirilir. Birleşik modelde ise başarım daha çok faktörle açıklanır veya başarımı açıklamada dikkat daha çok faktörlere yönlendirilir.
Markus ve arkadaşları (2) Amerikan ve Japon bağlamlarında başarımın nasıl açıklandığına ilişkin 2000 ve 2002 olimpiyatlarına katılan sporcuların yarışma sonuçlarına ilişkin Amerikan ve Japon medyasında yer alan yorumlarını incelemişlerdir. Bu yorum ve haberler yedi ana kategori altında toplanmıştır. Bu kategoriler; kişisel özellikler, yarışma, sportif geçmiş ya da deneyim, diğer kişiler (yarışmacılar dışındaki), duygusal durumlar, motivasyonel durumlar ve olimpiyat performansına yönelik tepkilerden oluşmaktadır. Araştırma sonuçlarına göre (2) Amerikan medya ifadeleri Amerikan sporcular için başarımı kişisel özellikler ve yarışma kategorileri ile açıklamaktadır. Japon medya ifadeleri ise Japon sporcular için başarımı olimpik geçmiş, diğer kişiler, duygusal durumlar ve olimpiyat performansına dönük tepki kategorileri ile açıklamaktadırlar. Amerikan bağlamında başarımı açıklamada ağırlıklı olarak iki ana kategori kullanılırken Japon bağlamında ise başarımı açıklamada ağırlıklı olarak dört ana kategori kullanılmıştır. Amerikan bağlamında başarımı açıklamada kişisel özellikler ve yarışma kategorisi ağırlıklı olarak kullanılırken, Japon bağlamında başarımı açıklamada deneyim, diğer kişiler, duygusal durumlar ve performansa ilişkin tepkiler işin içine katılmaktadır (2).

Çizelge 2.3. 2000 ve 2002 Olimpiyat oyunlarında Amerikalı ve Japon sporculara ait medya haberlerinin ana kategorilerine ait yüzdelik oranları. Kaynak: Markus ve ark. (2)

2. 8. Almanya ve Türkiye Arasındaki Sosyokültürel Yapı Farklılıkları

Son 30 yılda sosyal psikolojinin sosyal biliş alanında yapılan kültürlerarası çalışmaların büyük bir bölümü Doğu Asya ve Amerika toplulukları üzerinde yoğunlaşmıştır. Diğer ülkelerle ilgili yapılana çalışmalar ise gün geçtikçe artmaktadır. Hoftede birçok topluluğun kültürel yapılarını çeşitli boyutlarda araştırmış ve Kültürün Sonuçları adlı eserinde yayınlamıştır (56). Bu çalışma bireycilik-toplulukçuluk boyutunda Türkiye’nin içinde bulunduğu ilk kültürlerarası çalışmadır.

Hosftede’ye göre (56) Bireycilik-Toplulukçuluk (Individualism-Collectivism) kültürdeki değer farklılıklarını en iyi açıklayan iki boyutu ifade etmektedir. Hofstede bu iki kavramı şöyle tanımlamıştır; “Bireycilik, bireyler arasındaki bağların gevşek olduğu, herkesin sadece kendine veya çekirdek ailesine bakmak zorunda olduğu kültürler için geçerlidir. Toplulukçuluk ise insanların doğuştan itibaren güçlü ve sıkı gruplara bağlı olduğu ve bu bağlılığın yaşam boyunca, sorgulanmayan bir sadakat karşılığında var olduğu toplumlarda vardır” (56).

Birçok kültürlerarası araştırmacı, kültürün bireycilik–toplulukçuluk boyutunu, kültürlerarası psikolojik farklılıkları açıklamak için kullanır. Nedensel yüklemeler kültürel yapılardan ve özelliklerden etkilenmektedir. Bireyci topluluklardan gelen insanlar yatkınlığa (dispositional) dayalı yüklemeleri daha sık kullanırken, toplulukçu kültürden gelen insanlar durumsal (situational) yüklemeleri daha çok kullanmaktadır (43, 48).
Almanya bireyci topluluklar içinde ifade edilirken (56-63), bazı araştırmalarda Türkiye bireyci olmayan toplulukçu topluluklar olarak ifade edilmektedir (56, 59, 64-66). Hofstede’nin bireycilik indeksinde Almanya 13. sırayla bireyci ülkeler kategorisine girerken; Türkiye 28. sırayla toplulukçu ülkeler kategorisinde yer almaktadır (56). Öte yandan Kağıtçıbaşı’nın çalışmalarında Türk kültürü “özerk-ilişkisel kültür(autonomy with relatedness)” olarak tanımlanmaktadır (67, 68). Markus ve Kitayama’ya göre özerklik ya da ayrışıklık kültür boyutu bireyci toplulukları ifade ederken ilişkisellik boyutu toplulukçu toplulukları ifade etmektedir (21). Özerk-İlişkisel kavramı ise her iki boyutu içinde barından hem bireyci hem de toplulukçu özelikler içeren hibrit bir özelliği ifade etmektedir (67). İmamoğlu, Yetim, Göregenli de Türk bağlamını “özerk-ilişkisel” olarak tanımlamaktadır (69-71). Yapılan bazı kültürlerarası çalışmalarda da (72-74) Türk bağlamının hem bireyci hem de toplulukçu kültür özelliklerini taşıdığı bulunmuştur.
Yukarıda bahsedilen araştırmalarda niyetli davranışın farklılık ve benzerliklerin farklı kültürel bağlamda nasıl açıklandığı ifade edilmiştir. Kültürlerdeki benliğin yapılanmasındaki bağımlı ve bağımsız modlarını ayıran (21, 75, 76) ve iki kültür arasındaki farklılıklar üzerine olan araştırmaları dikkate alarak (21, 43, 48, 56, 57, 59, 67, 69, 70); farklı tarihler, dinler, fikirler, farklı kurumsal ve kişilerarası ilişkilerde olduğu gibi, başarımın ya da eylem içinde olmanın doğası ve kaynağının farklı anlamalara yol açtığı düşünülmektedir. Medya haberleri genel sosyokültürel başarımın açıklanmasında güçlü bir role sahip olan kültürel doku(artifact)’lardır. Bundan hareketle çalışmamızda Türk ve Alman Spor Medyasının kendi ulusal takımlarının şampiyona performansına ilişkin yüklemeleri karşılaştırarak Türk ve Alman bağlamında başarımının nasıl açıklandığını araştırdık.

3. GEREÇ VE YÖNTEM

Bu araştırma Türk ve Alman Spor Medyasının başarı ve başarısızlığa ilişkin yüklemelerinin kültür arası karşılaştırıldığı dokümanter analiz tarzındaki betimsel bir çalışmadır.

Araştırmanın yöntemi temelde Markus ve Kitayama’nın (2) kullandığı yöntemle aynıdır. Bu yöntemde 2000 Yaz ve 2002 Kış olimpiyatlarına katılan Amerikan ve Japon sporcuların yarışma sonuçlarına ilişkin yazılı ve görsel spor medyasından alınan başarı ve başarısızlığa ilişkin ifadelerin kodlayıcılar/yargılayıcılar tarafından kategorilere göre kodlanması ve kodlanan ifadelerin analiz edilmesi söz konusuydu (2). Bu çalışmada Yargılayıcılar/kodlayıcılar tarafından üzerinde uzlaşma sağlanan bu ifadelerin bireysel ve kolektif yüklemelere uyumu sınanmıştır ve ayrıca yüklemelerin hangi başarım modeliyle uyumlu olduğu test edilmiştir.

2002 Dünya Futbol Şampiyonasında ikinci olan Alman Ulusal Takımının ikincilik maçı sonucuna dair Alman Spor Medyasının başarı ve başarısızlığa ilişkin yüklemeleri ile aynı şampiyonada üçüncü olan Türk Ulusal Takımının üçüncülük maçı sonucuna dair Türk Spor Medyasının başarı ve başarısızlığa ilişkin yüklemeleri Markus ve Kitayama (2006) tarafından oluşturan kategorilere göre kodlanmış ve analiz edilmiştir.

3.1. Uygulama

Araştırmada Markus ve Kitayama’nın araştırmasında yargılayıcılar tarafından oluşturulan ve kodlanan yedi ana kategori ve on sekiz alt başlıktan oluşan kodlama kategorisi (2) kullanılmıştır.

2002 Dünya Futbol Şampiyonasında üçüncü olan Türkiye Ulusal takımının üçüncülük maçı sonrasında 30 Haziran 2002 tarihinde yayınlanan Hürriyet (77), Milliyet (78) ve Sabah (79) gazetelerinin spor sayfalarındaki maç sonucuna ilişkin ifadeler toplanmıştır. Kullanılan her tümce bir ifade olarak kabul edilmiş ve ifadeler medyada yazıldığı gibi değiştirilmeden alınmıştır. Türkiye Ulusal takımının üçüncülük maçı sonucuna ilişkin 219 ifade elde edilmiştir.

2002 Dünya Futbol Şampiyonasında ikinci olan Almanya Ulusal Takımının ikincilik maçı sonrası 1-2 Temmuz 2002 tarihlerinde yayınlanan Bild (80), Rhein Zeitung (81), Berliner Zeitung (82), Markische Allgemenie (83), Berliner Morgenpost (84) ve Die Welt (85) gazetelerinin spor sayfalarındaki maç sonucuna ilişkin ifadeler toplanmıştır. Öncelikle ifadeler Mersin Üniversitesi Alman Dili ve Edebiyatı bölümünden bir akademisyen tarafından Türkçeye çevrilmiştir. Kullanılan her tümce bir ifade olarak kabul edilmiş ve ifadeler medyada yazıldığı ve çevrildiği gibi değiştirilmeden alınmıştır. İkincilik maçı sonucuna ilişkin 107 ifade elde edilmiştir.

Araştırmaya Mersin Üniversitesi Alman Dili ve Edebiyatı Bölümünden bir dilbilimci, Psikoloji Bölümünden bir sosyal psikolog ve Beden Eğitimi ve Spor Bölümünden bir beden eğitimi ve spor uzmanı olmak üzere üç akademisyen kodlayıcı olarak katılmıştır.
Kodlayıcılara 219 ifadeden oluşan Türk ve 107 ifadeden oluşan Alman Spor Medyasına ait ifade listesi, kodlama kategorileri listesi (Çizelge 3.1.) ve yönerge verilmiştir. Yönergede Türk ve Alman Spor Medyasına ait her bir ifadenin Çizelge 3.1.’de sunulan kategorilerden hangisine ait olduğuna ilişkin kodlama yapılması istenmiştir. Örneğin “Kahn’ın inanılmaz hatası maça damgasını vurdu.” ifadesi kodlayıcılar tarafından kişisel özellikler kategorisine ait olduğu kararıyla “1” olarak kodlanmıştır.

Türk ve Alman Spor Medyasına ait elde edilen ifadelerin kodlayıcılar tarafından hangi kategoriye ait olduğuna dair yapılan kodlama sonucunda üzerinde %66.66 ve üzerinde uzlaşma sağlanan ifadeler kabul edilmiş diğerleri reddedilmiştir. Buna göre Türk Spor Medyasına ait 219 ifadenin 45’i, hangi kategoriye ait olduğu konusunda uzlaşma sağlanamadığı için reddedilmiş, üzerinde uzlaşma sağlanan 174 ifade kabul edilmiştir. Alman Spor Medyasına ait 107 ifadenin 27’si, hangi kategoriye ait olduğu konusunda uzlaşma sağlanamadığı için reddedilmiş, üzerinde uzlaşma sağlanan 80 ifade kabul edilmiştir. Kabul edilen ifadelerin kategoriler içindeki oranı hesaplanmıştır.
Bu araştırma için kullanılan kategori listesindeki bazı ifadeler futbol branşına ve şampiyonanın içeriğine uygun olarak uyarlanmıştır.

Çizelge 3.1 Markus ve Kitayama’nın (2) araştırmasında kullanılan ve bu araştırma için uyarlanan kategori listesi
Ana Kategoriler ve Kategori alt başlıkları
1- KİŞİSEL ÖZELLİKLER
Genel Sportif Dayanıklılık ya da Zayıflık
Kişilik Özellikleri
Fiziksel Sağlık
Kişisel Stil ya da oyun Planı
2- YARIŞMA
Diğer Yarışmacılar (Diğer (Rakip) Futbolcular)*
Yarışma Deneyimi (Maç ya da Şampiyona Deneyimi)
3- SPORTİF GEÇMİŞ yada DENEYİM
Önceki Sportif Başarı ya da Başarısızlık
Zorluklar, Stres ve Olimpiyat (Dünya Şampiyonasına) Hazırlık Sürecindeki Güçlükler
(Futbolcu olarak) Sporda Gecen Sürenin Uzunluğu
4- DİĞER KİŞİLER (Yarışmacılar dışındaki)
Ailesi, Arkadaşları, Teknik Direktörü, Koçu, Antrenörü, Takım Arkadaşı, Ulusu, Topluluğu ve Taraftarlarından Gelen İstek, Tavsiye ya da Cesaretlendirme
Diğerler Kişilerin Beklentilerini Karşılama ve Memnun Etme
5- DUYGUSAL DURUMLAR
Maça ve Sonucuna İlişkin Yaşanan Yoğun Olumlu ya da Olumsuz Duygusal Durumlar
6- MOTİVASYONEL DURUMLAR
Olimpiyat (Şampiyona) ile İlgili Motivasyon
Spor ve Yarışmaya (Maça) karşı Pozitif Tutum
Kazanmaya ya da Olimpiyatta (Şampiyonada) en İyisini Yapan Kişi Olmaya İlişkin Motivasyon:
7- OLİMPİYAT (ŞAMPİYONA) PERFORMANSINA YÖNELİK TEPKİ
Performansın Pozitif Yönde Değerlendirmesi
Performansın Negatif Yönde Değerlendirmesi
Gelecekle İlgili Planlar
*Uyarlanan bölümler bold harflerle yazılmıştır.

4. BULGULAR
Bu bölümde araştırmada elde edilen verilere ve analiz sonuçlarına yönelik bulgular verilmiştir. Türk Spor Medyasına ait ifadeler ve Alman Spor Medyasına ait ifadeler iki başlık altında sunulmuştur.

Çizelge 4.1. Türk ve Alman Spor Medyasının Maç Sonucuna İlişkin Kodlanan İfadelerin Kategoriler İçindeki Oranları

Kategoriler
Türk
Kodlama Sayısı

%Oranı
Alman
Kodlama Sayısı

%Oranı

1. Kişisel Özellikler
49
28.16
15
18.75

2. Yarışma
9
5.17
13
16.25

3. Sportif Geçmiş ya da Deneyim
4
2.3
2
2.5

4. Diğer Kişiler(yarışmacılar dışındaki)
6
3.45
5
6.25

5. Duygusal Durumlar
39
22.41
11
13.75

6. Motivasyonel Durumlar
2
1.15
0
0

7. Şampiyona Performansına Yönelik Tepki
65
37.36
34
42.5

Toplam
174
100
80
100

Türk Spor Medyası Türkiye Ulusal Takımının başarımını açıklamada 3 kategoriyi ağırlıklı olarak kullanmıştır. Kullanılan en yüksek kategori şampiyona performansına yönelik tepki iken bunu sırasıyla kişisel özellikler ve duygusal durumlar kategorileri izlemiştir.
Alman Spor Medyası Alman Ulusal Takımınınbaşarımınıaçıklamada 4 kategoriyi ağırlıklı olarak kullanmıştır. Kullanılan en yüksek kategori şampiyona performansına yönelik tepki kategorisi iken bunu sırayla kişisel özellikler, yarışma ve duygusal durumlar kategorisi izlemiştir.

Çizelge 4.2. Türk ve Alman Spor Medyasının maç sonuçlarına ilişkin kodlanan kategorilerinin oranlarının karşılaştırılması

Her iki spor medyası şampiyona performansına yönelik tepki ve kişisel özellikler kategorisini en yüksek düzeylerde kullanmışlardır. Türk Spor Medyası kişisel özellikler kategorisine Alman Spor Medyasından daha yüksek oranda yükleme yapmıştır. Alman spor medyası yarışma kategorisine Türk Spor Medyasından daha yüksek oranda yükleme yapmıştır. Türk Spor Medyası duygusal durumlar kategorisine Alman Spor Medyasından daha yüksek düzeyde yükleme yapmıştır. Sportif geçmiş ya da deneyim, diğer kişiler ve motivasyonel durumlar kategorileri her iki ülkenin spor medyası tarafından en düşük düzeylerde kullanılmıştır.

5. TARTIŞMA

Bu bölümde, elde edilen bulgular ışığında Türk ve Alman Spor Medyasının başarı ve başarısızlığa ilişkin yüklemeleri, kategori kullanım oranları karşılaştırılarak tartışılmıştır.Araştırmada elde bulgular incelendiğinde Türk ve Alman Spor Medyasının başarı ve başarısızlığa ilişkin yüklemeleri incelendiğinde Türk ve Alman başarımını açıklamada farklılaştığı görülmüştür.

5.1. Türk ve Alman Spor Medyasının Kişisel Özellikler ve Şampiyona Performansına Yönelik Tepki Kategorilerini Kullanma Düzeylerine İlişkin Bulguların Tartışılması

Araştırmanın birinci denencesinde Türk ve Alman Spor Medyasının kişisel özellikler ve şampiyona performansına yönelik tepki kategorilerini yüksek düzeyde kullanmalarına ilişkin soruya yanıt aranmıştır. Yapılan spor etkinliğinin bir şampiyona olmasından dolayı şampiyona performansına yönelik tepki ve kişisel özellikler kategorilerinin en yüksek oranlarda kullanılması birinci denenceyi desteklemektedir. Bu sonuçlar incelendiğinde her iki ülkenin spor medyasının, yapılan sportif organizasyon ve sporun bireysel yapısına uygun olarak yüklemelerde bulunduğu görülmüştür. Literatür incelendiğinde Markus ve Kitayama’nın yaptığı çalışmanın (2) araştırmada elde edilen sonucu desteklediği görülmektedir.

5.2. Türk ve Alman Spor Medyasının Başarımı Açıklamada Farklı Kategorileri Kullanmalarına İlişkin Bulguların Tartışılması

Araştırmanın ikinci denencesinde Türk ve Alman Spor Medyası başarımı yapılandırmada farklı kategorileri kullanmalarına ilişkin soruya yanıt aranmıştır. Türk ve Alman Spor Medyasının başarımı açıklamada farklı kategorileri kullanması ikinci denenceyi desteklemektedir. Türk Spor Medyası şampiyona ve sporcuların kişisel özelliklerini değerlendirirken bunu duygusal durumlar kategorisini kullanarak açıklama eğiliminde olmuştur. Alman Spor Medyası ise yarışma kategorisini kullanarak açıklama eğilimindedir. Duygusal durumlar ve yarışma kategorilerini kullanmada iki ülkenin spor medyasının farklılaştığı görülmektedir. Alman Spor Medyası ve Türk Spor Medyasının başarımı açıklamada ayrıştığı en temel konu; Alman Spor Medyası yarışmaya ve yarışmacılara odaklanırken Türk Spor Medyası olumlu ya da olumsuz duygusal durumlara odaklanmaktadır.

Alman Spor Medyası başarımı açıklamada yarışma kategorisini Türk Spor Medyasından daha yüksek oranda kullandığı görülmüştür. Alman basını şampiyonayı ve sporcuların kişisel özelliklerini değerlendirirken, bunu yarışma kategorisini (rakip futbolcular, maç ya da şampiyona deneyimi) kullanarak açıklama eğiliminde olmuştur (Örnek: Ronaldo dışında hiç kimse bunu sezemedi. Bundan kısa bir süre sonra Ronaldo Rivaldo’nun pasıyla ikinci golünü attı.). Alman Spor Medyasının yarışma kategorisini kullanarak Alman başarımını açıklaması bireyci kültür bağlamıyla uyumludur. Markus ve Kitayama (2), Markus ve Kitayama (47), Lee, Hallahan ve Herzog (43) ve Hofstede’nin (56) yaptığı çalışmaların bu sonucu desteklediği görülmektedir.

Türk Spor Medyası başarımı açıklamada duygusal durumlar kategorisini Alman Spor Medyasından daha yüksek oranda kullandığı görülmüştür. Türk Spor Medyası şampiyona ve sporcuların kişisel özelliklerini değerlendirirken bunu duygusal durumlar (maça ve sonucuna ilişkin yaşanan yoğun olumlu ya da olumsuz duygusal durumlar) kategorisini kullanarak açıklama eğiliminde olmuştur. Türkler başarımı açıklamada işin içine duyguları da katmaktadır (Örnek: Ağlattılar. Maç, Uzakdoğu'da Türkiye-Güney Kore dostluğunu bir kez daha perçinleştirdi.). Türk Spor Medyasının duygusal durumları kullanarak başarımı açıklaması toplulukçu kültür bağlamıyla uyuşmaktadır. Markus ve Kitayama (2), Markus ve Kitayama (47), Kağıtçıbaşı (67, 68) ve İmamoğlu’nun (69) yaptığı çalışmaların bu sonucu desteklediği görülmektedir.

5.3. Alman Spor Medyasının Başarımı Ayrışık Olarak Açıklamasına İlişkin Elde Edilen Bulguların Tartışılması

Araştırmanın üçüncü denencesinde Alman Spor Medyasının başarımı hangi modelle açıkladığına ilişkin soruya yanıt aranmıştır. Alman Spor Medyasının Alman başarımını açıklamada kullandığı kategoriler değerlendirildiğinde kişisel özellikler ve yarışma kategorilerini yüksek düzeyde kullanması Ayrışık Modelle uyuşmaktadır. Bu sonuç üçüncü denencemizi desteklemektedir. Başarımı açıklamada Ayrışık modelin kullanılması bireyci kültür bağlamıyla uyuşmaktadır. Yani Alman Spor Medyası Alman başarımını kişisel özellikler ve yarışma kategorileriyle açıklamışlardır. Bireyci kültür özelliklerini taşıyan toplulukların başarımı açıklamada ayrışık modeli kullandığı ve Markus ve Kitayama (2), Lee, Hallahan ve Herzog (43), Markus ve Kitayama (47), Triandis (57), Verma ve Triandis (58), Zwier (59), Silvester, Ferguson ve Patterson (62), Simmons, Kolke ve Shimizu (86) ve Hofstede’nin (56) yaptığı çalışmaların bu sonucu desteklediği görülmektedir.

5.4. Türk Spor Medyasının Başarımı Ayrışık ve Birleşik Olarak Açıklamasına İlişkin Elde Edilen Bulguların Tartışılması

Türk Spor Medyasının Türk başarımını açıklamada kullandığı kategoriler değerlendirildiğinde kişisel özellikler kategorisinin yüksek düzeyde kullanması Ayrışık Model özelliklerini barındırıyor olmakla birlikte duygusal durumlar kategorisini de yüksek düzeyde kullanması Birleşik Model özelliklerini barındırıyor olduğunu göstermektedir. Bu sonuç dördüncü denenceyi desteklemektedir. Sonuç olarak Türk Spor Medyası Türk başarımını açıklamada hem Birleşik Model hem de Ayrışık Modeli kullanmıştır. Bu durum Türk Spor medyasının başarımı açıklamada hem bireyci hem de toplulukçu kategorileri kullandığını göstermektedir. Türk spor medyasının başarım modeli hibrit bir model olarak değerlendirilebilir. Bu sonuç aşağıdaki başlıkta detaylı olarak tartışılmıştır.

5.5. Kültürlerarası Yükleme Farklılıklarının Tartışılması

Sonuçlar değerlendirildiğinde Almanya’nın sporda başarı ve başarısızlığa ilişkin yüklemelerinin Türklere oranlara daha çok yapısal (dispositional) yüklemelere odaklandığı ve Alman bağlamının bireyci özellikler içerdiği görülmüştür. Bu sonuçlar Triandis (57), Verma ve Triandis (58), Zwier (59), Silvester, Ferguson ve Patterson (62), Simmons, Kolke ve Shimizu (86), Hofstede (56), Morris ve Peng (22), Morris, Nisbett ve Peng (23), Lee, Hallahan ve Herzog (43), Heine ve Lehman (31), Choi ve Markus (24), Choi, Nisbett ve Norenzayan (32), Markus ve Kitayama (47), Markus ve Kitayama (2) çalışmalarıyla uyumluluk göstermektedir.

Türk Spor Medyasının başarı ve başarısızlığa ilişkin yüklemelerinin Almanlara oranla daha bağlamsal (situational) olduğu ancak Türk Spor Medyasının yüklemelerinin hem yapısal hem de bağlamsal özellikler içerdiği görülmüştür. Nedensel yüklemeler açıdan bakıldığında Türkler hem bireyci hem de toplulukçu kültür özelliklerini barındırmaktadır. Bu sonuç Türkiye’yi bireycilik indeksi içinde toplulukçu ülkeler içinde sıralayan Hofstede’nin (56) ve araştırmalarında Türkiye’yi toplulukçu ülke olarak tanımlayan Ensari ve Murphy (64), Zwier (59), Taylor ve Oskay (65), Lecompte ve Lecompte’un (66) çalışmalarıyla uyuşmamaktadır. Türk toplumunu hem bireyci hem de toplulukçu özelliklere sahip olan ve özerk-ilişkisel olarak tanımlayan Kağıtçıbaşı (67, 68), Yetim (70), Göregenli (71), Camgöz, Tektaş ve Metin (72), Cukur, Guzman ve Carlo (73), Phalet ve Claeys (74) ve İmamoğlu’nun (69) çalışmalarıyla uyuşmaktadır.

6. SONUÇ VE ÖNERİLER

Bu bölümde araştırma sonuçlarının genel bir değerlendirmesi yapılmış ve bu değerlendirmeler sonucunda hem uygulamaya hem de ileride bu alanda yapılacak araştırmalara yönelik öneriler sunulmuştur.

Bu çalışma, medya haberlerinin kullanılarak Türk başarımının nasıl açıklandığına ve Türk ve Alman başarımının nasıl farklılaştığına ilişkin yapılan ilk kültürlerarası çalışma olmasından dolayı önemlidir. Ülkemiz kültürü ve diğer kültürlerin çeşitli boyutlarda kültürlerarası karşılaştırmalarını içeren çalışmaların son derece az olması dikkat çekmektedir. Yapılan bu çalışmanın Türk kültürünün kültürlerarası çalışmalardaki yerine katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

Sonuçlar

· Türk ve Alman Spor Medyası kişisel özellikler ve şampiyona performansına yönelik tepki kategorilerini yüksek düzeyde kullanmışlardır.
· Türk ve Alman Spor Medyası başarımı açıklamada farklı kategorileri kullanmışlardır. Alman Spor Medyası şampiyona performansına ilişkin tepkilerini kişisel özellikler ve yarışma kategorilerini kullanarak Alman başarımını açıklarken; Türk Spor Medyası şampiyona performansına ilişkin tepkilerini kişisel özellikler ve duygusal durumlar kategorilerini kullanarak Türk başarımını açıklamıştır.
· Alman Spor Medyası başarımı ayrışık olarak açıklamıştır. Alman Spor Medyası kişisel özellikler ve yarışma kategorilerini kullanarak, bireyci kültürlerde olduğu gibi başarımı ayrışık olarak ifade etmişlerdir. Yani Alman başarımı bireyci bağlamda ifade edilmektedir.
· Türk Spor Medyası başarımı ayrışık ve birleşik olarak açıklamıştır. Türk Spor Medyası kişisel özellikler ve duygusal durumlar kategorilerini kullanarak, başarımı hem bireyci bağlamda hem de toplulukçu bağlamda ifade etmiştir.

Öneriler

· Araştırma sonucunda elde edilen bulgular ileride yapılacak kültürlerarası çalışmalar için yeni bir başarım modeli (hibrit) olarak geliştirilip kullanılabilir.
· Araştırma sonuçları spor medyasının, ülke sporcularının ulusal ve uluslararası yarışma öncesi ve sonrasını değerlendirmesinde kullanılabilir.
· Ulusal ve uluslararası yarışmalarda ulusal takımların ve sporcuların mental düzeyde nasıl hazırlanması gerektiği ve nasıl motive olması gerektiği konusunda hazırlanacak psikolojik beceri antrenmanlarında kullanılabilir.
· Bu çalışmada spor medyasının sporda başarı ve başarısızlığa ilişkin yüklemeleri karşılaştırılmıştır. Yapılacak kültürlerarası çalışmalarda farklı spor branşı ve şampiyonalardaki yüklemeler de araştırılabilir.
· Farklı ülkelerin spor medyalarının başarı ve başarısızlığa ilişkin yüklemeleri karşılaştırılarak araştırma yapılabilir.
· Kültürün farklı alanlarında da kültürlerarası farklılıklar veya benzerliklere ilişkin araştırma yapılabilir.


7. KAYNAKLAR

1. Augoustinos M, Walker I, Donaghue N. Social Cognition: An Integrated Introduction. 2nd Ed., Great Britain: Sage Publications, 1995: 61-96.

2. Markus HR, Uchida Y, Omoregie H, Townsend SSM, Kitayama S. Going for the Gold; Models of Agency in Japanese and American Contexts. Psychological Science, 2006; 17(2):103-112

3. Hewstone M. Causal Attribution: From Cognitive Processes to Collective Beliefs. Wiley-Blacwell Publishers, Oxford. 1989.

4. Fiske ST, Taylor SE. Social Cognition. 2nd Ed., New York: McGraw-Hill, 1991.

5. Heider F. The Psychology of Interpersonal Realtions. 2nd Ed., Lawrence Erlbaum Associates, 1982.

6. Anshel MH. Sport Psychology: From Theory to Practise. 3rd Ed, Arizona: Scottsdale, 1994.

7. Weiner B. An Attributional Theory of Achievement Motivation and Emotion. Psychological Review, 1985; 92:548-573.

8. Gredler EM. Bernard Weiner’s Attribution Theory, Learning and Instruction: Theory into Practice. 2nd Ed. New York: Mcmillan Publishing Company, 1992.

9. Woolfolk AE. Education Psychology. 8th Ed. Allyn&Bacon, 2001.

10. Stipek D. Motivation to Learning from Theory to Practice. 3rd Ed. Allyn&Bacon, 1998.

11. Tiryaki Ş. Spor Psikolojisi; Kavramlar, Kuramlar ve Uygulama.Ankara: Eylül Kitap ve Yayınevi, 2000: 96-97.

12. Ross L. The Intuitive Psychologist and his Shortcomings: Distortions in the Attribution Process. In: Berkowitz. Ed. Advances in Experimental Social Psychology, New York: Academic Press, 1977; (10).

13. Jones EE, Nisbett RE. The Actor and Observer: Divergent Perceptions of the Causes of Behavior. In: Jones EE, Kanouse DE, Kelley HH, Nisbett RE, Valins S, Weiner B. Eds. Attribution: Perceiving the Causes of Behavior. Morristown, NJ: Geneal Learning Press, 1972: 79-94.

14. Fletcher G JO, Ward C. Attribution Theory and Processes. A Cross-Cultural Perspective. In: Bond MH. Ed. The Cross-Cultural Challenge to Social Psychology. Beverly Hills, CA: Sage, 1988: 230-244.

15. Zuckerman M. Attribution of Success and Failure Revisited, or: The Motivational Bias is Alive and Well in Attribution Theory. Journal of Personality, 1979; 47:245-287.

16. Kashima Y, Triandis HC. The Self-serving Bias in Attributions as a Coping Strategy: A Cross-Cultural Study. Journal of Cross-Cultural Psychology, 1986; 17:83-97.

17. Miller JG. Culture and Development of Everyday Social Explanation. Journal of Personality and Social Psychology, 1984; 46:961-978.

18. Berry JW, Poortinga YH, Pandey J. Handbook of Cross-cultural Psychology. 2nd Ed. John Berry, 1996: 52-59.

19. Matsumoto DR. Handbook of Culture&Psychology. Oxford University Press, US, 2001: 40-46.

20. Fiske AP, Kitayama S, Markus HR, Nisbett RE. The Cultural Matrix of Social Psychology.In: Gilbert DT, Fiske ST, Lindzey G. Eds. Handbook Social Psychology. New York: McGraw-Hill, 1998: 915-981.

21. Markus HR, Kitayama S. Culture and Self: Implications for Cognition, Emotion, and Motivation. Psychological Review. 1991; (98):224-253.

22. Morris MW, Peng K. Culture and Cause: American and Chinese Attributions for Social and Physical Events. Journal of Personality and Social Psychology, 1994; 67(6): 949-971.

23. Morris MW, Nisbett RE, Peng K. Causal Understanding Across Domains and Culture. In: Sperber D, Premack D, Premack AJ. Eds. Causal Cognition: A Multidisiplinary Debate. Oxford: Oxford Uninersity Press, 1995.

24. Choi I, Markus HR. Implicit Theories and Causal Attribution East and West. Unpublished Manuscript, University of Michigan, 1998.

25. Kitayama S, Markus HR, Matsumoto H, Norasakkunkit V. Individual and Collective Processes in the Construction of the Self: Self-Enhancement in The United States and Self-Criticism in Japan. Journal of Personality and SocialPsychology, 1997; 72(6):1245-1267.

26. Heine SJ, Lehman DR. Cultural variation in unrealistic optimism: Does the West feel more invulnerable than the East? Journal of Personality and Social Psychology, 1995; 68:595-607.

27. Kitayama S, Markus HR, Matsomoto H. Culture, Self, and Emotion: A Cultural Perspective on “Self-Conscious” Emotions. In: Tangney JP, Fischer KW. Eds. Self-Conscious Emotions: The Psychology of Shame, Guilt, Embarrassment, and Pride. New York: Guilford Press, 1995: 439-464.

28. Kitayama S, Markus HR. Culture, Self, and Emotion: A Cultural Perspective on “Self-Conscious” Emotions. In: Tangney JP, Fischer KW. Eds. Self-Conscious Emotions: The Psychology of Shame, Guilt, Embarrassment, and Pride. New York: Guilford Press, 1995: 439-464.

29. Kitayama S, Takagi H, Matsumoto H. Cultural Psychology of Japanese Self: Causal Attribution of Success and Failure. Japanese Psychological Review, 1995; 38:247-280.

30. Takata T. Self Depracative Tendencies in Self Evaluation Through Social Comparison. Japanese Psychological Review, 1987; 27:27-36.

31. Heine SJ, Lehman DR. The Cultural Construction of Self-Enhancement: An Examination of Group-Serving Biases. Journal of Personality and Social Psychology: ASC. 1997: 1-47.

32. Choi I, Nisbett RE, Norenzayan A. Causal Attribution Across Cultures: Variation and Universality.PsychologicalBulletin,1999; (125):47-63.

33. Hui CH. Measurement of Individualism-Collectivism. Journal of Research in Personality, 1988; 22:17-36.

34. Ross L, Nisbett RE. The Person and the Situation: Perspectives on Social Psychology. New York: McGraw-Hill, 1991.

35. Bond MH, Hewstone M, Wan KC, Chiu CK. Group-Serving Attributions Across Intergroup Contexts: Cultural Differences in the Explanation of Sex-Typed Behaviors. European Journal of Social Psychology, 1985; 15:435-451.

36. Hewstone M, Ward C. Ethnocentrism and Causal Attribution in Southeast Asia. Journal of Personality and Social Psychology, 1985; 48:614-623.

37. Lloyd GER. Demystifying Mentalities. New York: Cambridge University Press, 1990.

38. Norenzayan A, Choi I, Nisbett RE. Cultural Similarities and Differences in Social Inference: Evidence From Behavioral Predictions and Lay Theories of Behavior. Personality and Social Psychology Bulletin, 2002; 28(1):109-120.

39. Kitayama S, Masuda T. Cultural Psychology for Social Inference: The Correspondence Bias in Japan. Unpublished Manuscript, Kyoto University, 2000.

40. Kashima Y, Siegel M, Tanaka K, Kashima ES. Do People Believe Behaviors are Consistent with Attitudes? Towards a Cultural Psychology of Attribution Processes. British Journal of Social Psychology, 1992; (31):111-124.

41. Gilbert DT, Malone PS. The Correspondence Bias. Psychological Bulletin, 1995; 117:21-38.

42. Yan W, Gaier FL. Causal Attributions for Success and Failure: An Asian-American Comparison. Journal of Cross-Cultural Psychology, 1994; 11:411-425.

43. Lee F, Hallahan M, Herzog T. Explaining Real-Life Events: How Culture and Domain Shape Attributions. Personality and Social Psychology Bulletin, 1996; (22):732-741.

44. Hallahan M, Lee F, Herzog T. It’s not Just Whether You Win or Lose, It’s Also Where You Play the Game: A Naturalistic, Cross-Cultural Examination of the Positivity Bias. Journal of Cross-Cultural Psychology, 1997; 28:768-778.

45. McCrae RR, Costa PT, Yik SM. Universal Aspect of Chinese Personality Structure. In: Bond MH. Ed. The Handbook of Chinese Psychology. New York: Oxford University Press, 1996: 189-207.

46. Kitayama S, Uchida Y. Interdependent Agency: An Alternative System For Action. In: Sorrentino R, Cohen D. Ison JM, Zanna MP. Eds. Culture and Social Behavior: The Ontario Symposium. Mahwah, New Jersey: Erlbaum, 2005; (10):137-164.

47. Markus HR, Kitayama S. Models of Agency: Sociocultural Diversity in the Contruction of Action. In: Murphy-Berman V, Berman J. Eds. The 49th Annual Nebraska Symposium for Motivation: Cross-cultural Differences in Perspective on Self. Lincoln: University of Nebraska Press,2004; 1-57.

48. Anderson CA. Attribution Style, Depression Loneliness: A Cross-cultural Comparison of American and Chinese Students. Personality and Social Psychology Bulletin, 1999; (25):482-499.

49. Fiske AP, Kitayama S, Markus HR, Nispet A. The Cultural Matrix of Social Psychology. In: Gilbert DG, Fiske ST, Lindzey G. Eds. Handbook of Social Psychology. New York: McGraw-Hill, 1998: 915-981.

50. Miller JG. Culture and Development of Everyday Social Explanation. Journal of Personality and Social Psychology, 1984; (46):961-978.

51. Morris MW, Peng K. Culture and Cause: American and Chinese Attributions for Social and Physical Events. Journal of Personality and Social Psychology, 1994; (67):949-971.

52. Markus HR, Kitayama S, Heiman RJ. Culture and “Basic” Psychological Principles. In: Higgins ET, Kruglanski AW. Eds. Social Psychology: Handbook of Basic Principles, New York: Guilford, 1996.

53. Kitayama S, Duffy S, Kawamura T, Larsen JT. Perceiving an Object and its Context in Different Culture. Psychological Science, 2003; 14(3):201-206.

54. Masuda T, Nisbett RE. Attending Holistically Versus Analytically: Comparing the Context sensitivity of Japanese and Americans. Journal of Personality and Social Psychology, 2001; 81:922-934.

55. Cohen D, Gunz A. As Seen by the Other…: Perspectives on the Self in the Memories and Emotional Perceptions of Easterners and Westerns. Psychological Science, 2002; 13:55-59.

56. Hoftede G. Culture’sConsequences: International Differences in Work-related Values. Beverly Hills, CA: Sage Publications, 1980.

57. Triandis HC. Converging Measurement of Horizontal and Vertical Individualism and Collectivism. Journal of Personality and Social Psychology, 1998; (74):118-128.

58. Verma J, Triandis HC. The Measurement of Collectivism in India. In: Kim U, Triandis HC, Kagitcibasi C, Choi C, Yoon G. Eds. Individualism and Collectivism: Theory, Method, and Applications. Newbury Park, CA: Sage, 1998: 85-122.,

59. Zwier G. Patterns of Language use in Individualistic and Collectivist Cultures. In: Matsumoto DR. Oxford University Press, US, 1997: 40-41.

60. Triandis HC. IndividualisimandCollectivism. In: Matsumoto DR. Handbook of the Culture & Psycology. US: Oxford University Press, 2001: 36-38.

61. Triandis HC. The Self and Social Behavior in Differing Cultural Contexts. Psychological Review, 1989; (96):506-520.

62. Silvester J, Ferguson E, Patterson F. Comparing Spoken Attributions by German and UK Engineers: Evaluating the Success of a Culture Change Programme. European Journal of Work and Organizational Psychology, 1997; 6(1):103-117.

63. Simmons CH, Kolke AV, Shimizu H. Attitudes Toward Romantic Love Among American, German, and Japanese Students. Journal of Social Psychology, 1986; (126):327-336.

64. Ensari M, Murphy SE. Cross-Cultural Variations in Leadership Perceptions and Attribution of Charisma to The Leader. Organizational Behavior and Human Decision Processes. 2003; (92):52-66.

65. Taylor RD, Oskay G. Identity Formation in Turkish and American Late Adolescents. Journal of Cross-Cultural Psychology, 1995; 26(1):8-22.

66. Lecompte WF, Lecompte GK. Generational Attribution in Turkish and American Youth. Journal of Cross-Cultural Psychology, 1973; 4(2):175-191.

67. Kagitcibasi C. Familiy and Human Development Across Culture: A Wiev From Other Side.HillsdaleNJ: Lavrence Erlbaum, 1996: 89-90

68. Kagitcibasi C. Individualism and Collectivism: Theory, Method, and Applications. Sage Publications, 1994.

69. Imamoglu EO. Individualism and Collectivism in a Model and Scale Differentiation and Integration. Journal of Psychology, 1991; (132):95-105.

70. Yetim U. The Impacts of Individualism/Collectivism, Self-Esteem, and Feeling of Mastery on Life Satisfaction among the Turkish University Students and Academicians. Social Indicators Research, 2003; 61(3).

71. Göregenli M. Toplumumuzda Bireycilik-Toplulukçuluk Eğilimleri. Türk Psikoloji Dergisi, 1995; (11)1-13.

72. Camgoz SM, Tektas OO, ve Metin İ. Academic Attribution Style, Self-Efficacy, and Gender: Cross-Cultural Comparison. Social Behavior and Personality, 2008; 36(1):97-114.

73. Cukur CS, De Guzman MRT, Carlo G. Religiosity, Values, and Horizontal and Vertical Individualism-Collectivism: A Study of Turkey, The United States, and The Philippines. Journal of Social Psychology, 2004; 144(6):613-634.

74. Phalet K, Claeys W. A Comparative Study of Turkish and Belgian Youth. Journal of Cross-Cultural Psychology, 1993; 24(3):319-343.

75. Heine SJ, Lehman DR, Markus HR, Kitayama S. Is There a Universal Need for Self-Regard? Psychological Review, 1999; 106(4):766-794.

76. Greenland PM, Cocking RR. Cross-coltural Roots of Minority Child Development. Mahwah, NJ: Erlbaum,1994.
77. Hürriyet Gazetesi, http://webarsiv.hurriyet.com.tr/2002/06/30/hurriyetim.asp, 30.06.2002.

78. Milliyet Gazetesi, http://www.milliyet.com.tr/2002/06/30/index.html, 30.06.2002.

79. Sabah Gazetesi, http://arsiv.sabah.com.tr/arsiv/2002/06/30/, 30.06.2002.

80. Bild, http://www.bild.de/, 1-2.07.2002.

81. Rhein Zeitung, http://rhein-zeitung.de/suche/, 1-2.07.2002.

82. Berliner Zeitung, http://www.berlinonline.de/berliner-zeitung/archiv/, 1-2.07.2002.

83. Markische Allgemenie, http://www.maerkischeallgemeine.de/, 1-2.07.2002.

84. Berliner Morgenpost, http://www.morgenpost.de/, 1-2.07.2002.

85. Die Welt, http://www.welt.de/, 1-2.07.2002.

86. Simmons CH, Kolke AV, Shimizu H. Attitudes Toward Romantic Love Among American, German, and Japanese Students. Journal of Social Psychology, 1986; (126):327-336.

* Agency kavramı Prof. Dr. Ünsal Yetim tarafından Türkçeye “Başarım” olarak çevrilmiştir.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Kültürler Arası Bir Karşılaştırma; Spor Medyasının Başarı ve Başarısızlık Yüklemlemesi" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Uzm.Psk.Ramazan ŞİMŞEK'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Uzm.Psk.Ramazan ŞİMŞEK'in izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Ramazan ŞİMŞEK Fotoğraf
Uzm.Psk.Ramazan ŞİMŞEK
İstanbul
Uzman Psikolog
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi205 kez tavsiye edildiİş Adresi Kayıtlı
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Uzm.Psk.Ramazan ŞİMŞEK'in Yazıları
► Başarısızlık Elif HERGÜNER
► Başarısızlık Korkusu Psk.Sibel PARLAK
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 19,242 uzman makalesi arasında 'Kültürler Arası Bir Karşılaştırma; Spor Medyasının Başarı ve Başarısızlık Yüklemlemesi' başlığıyla benzeşen toplam 36 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


14:15
Top