2007'den Bugüne 81,932 Tavsiye, 25,988 Uzman ve 18,188 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Çeşitli Kuramsal Yaklaşımlara Göre Kişilik Nedir?
MAKALE #14024 © Yazan Uzm.Psk.Gülüm BACANAK | Yayın Ocak 2015 | 4,231 Okuyucu
Kişilik günlük hayatta sıkça kullandığımız bir kelimedir ve insanların sahip olduğu bazı özellikleri ifade etmek için bu kelimeyi sıkça kullanırız. Kişilik, bir bireyle ilgili her türlü özelliği içerir. Bireyin dış görünüşünden konuşma tarzına, belli konulardaki tutumlarından davranış şekillerine kadar her şey kişiliğiyle ilgilidir. Psikolojide ise, kişiliği bir bireyi diğerlerinden ayıran, o bireye özgü, tutarlı ve yapılaşmış özellikler bütünü olarak tanımlamak en doğrusu olacaktır. Aynı zamanda kişilik, hem doğuştan gelen hem de daha sonradan dış dünyanın, bireyin yaşadığı kültürün ve çevrenin etkisiyle şekillenen ve zaman içinde değişim ve gelişim gösteren bir süreci de ifade etmektedir. Kişilik sabit kalan bir kavram değildir, devamlı gelişme eğilimindedir. Bu gelişimin amacı kişinin sağlıklı ve dengeli bir birey haline gelmesinin sağlanmasıdır.

Kişilik kavramı, insanın sosyal yaşantısının bir parçası olarak yüzyıllar boyunca ilgi görmesine rağmen 1930’lu yıllarda kişilik psikolojisinin diğer soysal bilim alanlarından ayrı bir bilimsel disiplin olarak ortaya çıkmasıyla bilimsel açıdan incelenmeye başlamıştır (Mc Adams,1997).

Kişiliğin nasıl oluştuğunu açıklamayı amaçlayan bir çok farklı kişilik gelişim kuramı mevcuttur. Her kuram kuramcısının kişisel yaşantıları, çocukluk yaşantısı ve dünya görüşünü yansıtır ve bazı açılardan benzer olmakla birlikte kişilik kuramlarının birbirinden ayrıldığı yönler de vardır. Kişilik gelişiminin nasıl olduğu yıllar boyu araştırılmış ve üzerinde durulmuş bir konudur. Kişiliğin bir kısmının doğuştan getirilen özelliklerden oluştuğu, bir kısmının da çevresel etkenlerle bu doğuştan gelen özellikler üzerine inşa edildiği düşünülmektedir. Kimi kuramcılar kişiliğin yaşamın ilk dönemlerinde oluştuğunu söylerken, kimi kuramcılar da kişilik gelişiminin yaşam boyu bir süreç olduğunu ifade ederler.

Kişiliği oluşturan etmenler şunlardır:
*kalıtım: soydan, aileden, kandan gelen ve kişiliği etkileyen özellikleridir.
*fizyolojik etmenler: hormonlar, iç salgı bezleri, merkezi sinir sistemi gibi organizmaya ait yapılar kişilik üzerine etkilidir.
*bilinçaltı etmenler: bilinçaltında var olan dürtüler, arzular ve duygular kişilik üzerine etkilidir..
*sosyal ve kültürel etmenler: bireyin içinde yaşadığı topluma ait örfler, adetler, inançlar kişilik üzerine etkilidir.

Kişiliğin iki yönü vardır. Bunlar;
Mizaç (huy): genetik olarak aktarılan, kişiliğin doğuştan gelen ve değişmeyen bölümü
Karakter: kişiliğin toplum tarafından kazandırılan yönüdür. Karakter içinde yaşanılan toplumun değer yargılarına göre şekillenir ve değişir.

Toplum içinde de bazen bazı kişiler için ‘’kişiliği gelişmiş ya da gelişmemiş’’ ifadelerini kullanırız. Peki gelişmiş kişilik ne anlama gelmektedir? Bireyin duygu, düşünce davranış boyutlarında tutarlı ve bütünlük sağlayan bir yapıya ve olgunluğa ulaşmış olması onun kişiliğinin geliştiğinin bir göstergesi olmaktadır.
Hemen her yaklaşım bireyi ve kişiliği farklı bir noktadan yola çıkarak ele alır. Bazı temel kuramlara göre kişilik oluşumu şu şekillerde açıklanmaktadır:

Psikanalitik kuram:

Kişilik kuramlarının en bilinenlerinden biri Freud’un psikoseksüel gelişim kuramıdır. Freud, kişilik gelişiminde ilk çocukluk yıllarının önemi üzerinde durmuştur. Ona göre normal bir gelişimin sağlanabilmesinin şartı, bireyin temel ihtiyaçlarının yerinde, zamanında ve yeterince karşılanmasına bağlıdır. Bu ihtiyaçların karşılanmaması halinde kişilik gelişiminin o noktada duraksadığına ve takılıp kaldığına inanmaktadır.

Psikanalitik yaklaşımın temeli, ruhsal nedensellik varsayımına dayanır. Bu kurama göre hiçbir davranışımız nedensiz değildir. Her davranışın altında yatan dışsal ya da içsel bir neden mutlaka vardır. Hatta çoğunlukla bu neden kişinin iç dünyasında yani bilinçaltındadır. Freud’a göre, insanın en önemli ihtiyacı sevgidir ve bu sevgi yoksunluğu kişinin anormal davranışlarda bulunmasına yol açar.

Freud’a göre kişilik; id, ego ve süper ego olmak üzere üç yapıdan oluşur. İd, kişiliğin biyolojik parçasıdır ve insanın doğuştan sahip olduğu tüm dürtüler idde yer alır. Freud’a göre insan doğuştan iki temel dürtüye sahiptir. Bunlar; cinsellik ve saldırganlıktır. İd bu dürtülerin hemen ve anında doyurulmasını ister. Yaşamın ilk yıllarında çocukta id baskındır, çocuk istediklerinin hemen olmasını ister ve olmadığında ağlayarak tepki verir. Ego, kişiliğin düzenleyici, arabulucu, dengeli ve mantıklı kısmıdır. Kişiliğin ahlaki yönü olan süper ego ise, bireyin dış dünyanın yani toplumun kurallarına göre davranmasını sağlamayı amaçlar. Süper ego, çocukluk çağında, çocuğa ailesi ve çevresi tarafından aktarılan geleneksel değerlerin çocuk tarafından içselleştirilmesiyle gelişir. Süper egonun bilinçte kalan kısmına vicdan diyoruz. Freud’a göre, kişiliğin bu üç kısmı birleşerek kişiliği oluştururlar.

Freud’a göre, bireyin kişiliği psikoseksüel aşamalar adını verdiği bir takım gelişim aşamalarından geçerek gelişir. Bu aşamalar beş tanedir. Bunlar;
  • 0-1 Yaş Oral Dönem
  • 1-3 Yaş Anal Dönem
  • 3-6 Yaş Fallik Dönem
  • 6-11 Yaş Latens Dönem
  • 11 Yaştan Sonra Genital Dönemdir.
İlk üç döneme pregenital dönem adı verilmektedir ve Freud kişiliğin gelişiminde pregenital dönemlerinin büyük önem taşıdığını söyler. Bu dönemlerde bazı ihtiyaçların yeterince karşılanmamasının o dönemlerde saplanıp kalmaya neden olduğu ve bunun da bazı kişilik özelliklerine yol açtığını söylemektedir.

Psikososyal kuram:

Erik Erikson’un psikososyal gelişim kuramına göre; kişilik biyolojik etmenlerin yanı sıra toplumsal etmenlerden de etkilenir. Erikson da Freud gibi gelişimde bazı kritik dönemler olduğuna inanmaktadır. Her dönemde atlatılması gereken bir kriz bulunmaktadır ve bu kriz başarıyla atlatılması kişinin sağlıklı bir kişilik kazanımı için önemlidir. Kriz tam olarak çözümlenemezse, ileriki dönemlerinde bu kriz sürer ve çözümleninceye kadar devam eder. Erikson kişilik gelişiminin sadece yaşamın ilk dönemleriyle sınırlı olmadığını ve yaşam boyu devam ettiğini savunur, bu görüşü Freud’un görüşünden farklıdır.
Erikson, insanın yaşamı boyunca sekiz gelişim döneminden geçtiğini ve her bir gelişim döneminde bireyin başa çıkması gereken yeni bir kriz ile karşı karşıya geldiğini söyler. Bu gelişim dönemleri şunlardır:
  1. Güvene Karşı Güvensizlik (Doğumdan bir yaşına kadar)
  2. Bağımsızlığa Karşı Utanma ve Şüphecilik (On ikinci aydan üç yaşına kadar sürer)
  3. Girişkenliğe Karşı Suçluluk Duyma (Üç yaşından altı yaşına kadar olan dönem)
  4. Başarıya Karşı Aşağılık Duygusu (Altı yaşından on iki yaşına kadar sürer)
  5. Kimlik Kazanmaya Karşı Rol Karmaşası (On iki-On sekiz yaşları kapsar)
  6. Dostluk Kazanmaya Karşı Yalnız Kalma (On sekiz-yirmi altı yaşları kapsar)
  7. Üretkenliğe Karşı Duraklama (Orta yetişkinlik yıllarını kapsar)
  8. Benlik Bütünlüğüne Karşı Umutsuzluk (İleri yetişkinlikteki yaşları kapsar)
Bağlanma kuramı:

İnsan yaşamının temel gereksinimlerinden biri olan bağlanma ile ilgili ilk araştırmaları John Bowlby ve arkadaşları yapmışlardır. Bowlby’e göre anne ve çocuk arasında kurulan güvenli bir bağlanma ilişkisi çocuğun psikolojik açıdan sağlıklı olarak gelişmesini sağlar. Bağlanma,

bebek ile annesi, babası ya a bakım veren kişi arasında oluşan olumlu, sağlıklı ve güçlü bir duygusal bağ kurulması demektir. Bowlby, bu bağ sağlıklı biçimde kurulamadığında çocukta bir özgüven eksikliği ve kendini algılayışıyla ilgili sorun oluşabileceğini ve bunun da ileriki yaşamında bazı patolojilere neden olabileceğini söyler. Güvenli bağlanma, güvensiz bağlanma ve örgütlenmemiş bağlanma gibi çeşitleri vardır. Güvenli bağlanma biçimine sahip kişiler aile ve arkadaşlarıyla uyumlu, kendilerine ve başkalarına karşı güvenli ve daha az sosyal problemler yaşayan kişilerdir. Güvensiz bağlanma biçimine sahip olanlar ise, başkalarına güvenmekte ve yakın ilişki kurmakta zorlanan, sosyal hayata daha az uyum sağlayan ve strese karşı daha dayanıksız kişilerdir.

Kendilik psikolojisi:

Heinz Kohut tarafından geliştirilen kendilik psikolojisi, başlangıçta narsistik kişiliğin gelişimini anlamaya yönelik olarak ortaya atılmıştır. Bu kuramda ruhsal yapının temel öğesi benlik içinde yer alan kendiliktir. İnsanda doğuştan henüz gelişmemiş bir kendilik yapısı mevcuttur. Kendiliğin gelişimi için kendilik nesnesi olarak adlandırılan diğer insanlara gereksinim vardır. Kohut ruhsal gelişimin temelinin bebekle kendilik nesnesi arasındaki ilişki olduğunu söyler.

Davranışçı yaklaşım :

Watson ve Skinner gibi davranışçı görüşteki kuramcılar, kişiliği klasik ve edimsel koşullanma yoluyla öğrenme sonucunda oluştuğunu söylerler. Davranışçı kuramlar, bireyin doğrudan gözlenebilir davranışları üzerine yoğunlaşırlar vee kişiliğin oluşumudaki içsel ve bilişsel süreçleri dikkate almazlar.

Sosyal öğrenme kuramı:

Bandura tarafından geliştirilen sosyal öğrenme kuramına göre kişilik; hem model almayı içeren öğrenme ilkeleriyle hem de bilişsel bazı süreçlerin birleşiminin sonucunda oluşur. beklenti ve yorumlama gibi, bilişsel süreçlerin birleşiminin bir sonucudur. Bandura, kişiliğin ya da davranışın; bireylerin duyguları, düşünceleri, algıları, davranışları ve çevresel faktörler arasındaki karşılıklı etkileşime dayanarak oluştuğunu belirtmiştir.

Hümanistik (İnsancıl) Yaklaşım:

Allport, Maslow, Rogers, vb. bazı kişilik kuramcıları 1940’larda davranışçı ve psikanalitik yaklaşımların sevgi, sorumluluk, benlik farkındalığı, vb. insanı insan yapan bazı kavramları dikkate almadığını düşünüyorlardı. Bu nedenle hümanistik yaklaşımı geliştirmişlerdir. İnsancıl yaklaşıma göre, kişiliği oluşturan bireyin kendisidir. Her insan değerlidir ve hayatı kendisi için yaşamaya değer, anlamlı bir hale getirmek kişinin kendisinin başarabileceği bir durumdur. Kişiliği oluşturan temel etken, bireyin benlik bilincidir. Benlik bilincinin oluşması için koşulsuz bir sevgi gerekmektedir. Rogers’a göre kendilik kavramı; sabit değildir, zamanla değişen ve gelişen bir süreçtir; kişi olma sürecidir. Kişilik oluşumda birey bir kendini gerçekleştirme süreci yaşar.

Bu kuramlar dışında, kişiliği açıklayan onlarca başka kuram ve kuramcı bulunmaktadır. Örneğin, psikanalitik yaklaşımın önemli kuramcıların Adler insanların evrensel olarak eksiklik duygusu taşıdıklarını ve bu eksiklik duygusunu üstünlük çabalarıyla telafi etmeye çalışırken başarılı olurlarsa bunun sonucunda sağlıklı bir kişilik gelişimi ortaya çıkacağını söyler. Adler kişiliğin gelişiminin sadece geçmiş ve çocukluk yaşantılarımıza bağlı olmadığını ve birey olarak kendimizi yeniden yarattığımızı söyler. Adler, aşağılık duygusunun yaratıcılığın kökeni olduğuna inanır. Bireyler yeterlilik, üstünlük ve mükemmellik için çaba göstererek mutsuzluk gibi istenmeyen duygularıyla başa çıkarlar. Yeterlilik için gösterilen çaba bireyin yaşam biçimi ve tarzı, kişiliği oluşturmaktadır.

Kişilikle ilgili değişik yaklaşımlara baktığımızda, hepsinin de kişiliğin oluşumunu anlama amacıyla yola çıktığını ve bazı noktalarda benzerlikler gösterdiklerini bazı noktalarda da birbirlerinden ayrıldıklarını görüyoruz. Örneğin, Freud kişiliğin yaşamın ilk yıllarında özellikle 3 yaşına kadar oluştuğunu ve daha sonrasında bunu değiştirmenin çok zor olduğunu söylerken, Erikson ya da hümanistik yaklaşımı benimsemiş kuramcılar kişilik gelişiminin yaşamboyu sürebileceğini söylerler.

Kişiliğin temeli yaşamın belirli dönemlerine kadar oluşuyorken, sonrasında da bireyin eğer isterse kendini değiştirebileceği ve geliştirebileceği düşünülmektedir. Adler’e göre, insanın kişiliğini sadece çocukluk yaşantıları şekillendirmez, aynı zamanda birey olarak kişi kendini yeniden yaratabilir.

Hümanistik yaklaşıma göre, insan kendini güçlü bir kişilik haline getirecek ve benlik algısını sağlamlaştıracak bir takım becerilerle doğar. Bu becerilerini kendini geliştirmek ve güçlendirmek için kullanabilir.

Transaksiyonel Analiz yaklaşımının kurucusu Eric Berne’e göre; her insanda onu büyümeye, gelişmeye ve başarılı olmaya yönelten bir güç vardır, bu güce de physis adı verilir. Physis insanda doğuştan itibaren var olan bir enerjidir ve insanın çocuk benliğinde varlığını sürdürür. Bu güç bireyin gelişme, yaratma, kendini gerçekleştirme gibi özelliklerini oluşturur. İçlerindeki bu gücü harekete geçirebilen kişiler ki bunlar sağlıklı bir kişiliğe sahip bireyler olurlar (Duman ve Turan, 2009). Transaksiyonel analiz yaklaşımına göre, her birey düşünme yetisine sahiptir. Tüm insanlar düşünebilir, yaşamdan ne beklediklerini bilebilir, karar verebilir, sorumluluk alabilir ve kararlarının sonuçlarını kabul edebilir.


Kaynaklar:
Duman, N., Turan, N. (2009), Transaksiyonel Analiz Yaklaşımı ve Sosyal Hizmetlerde Kullanımı, Ankara.
Özdemir,O., Özdemir, P.G., Kadak, M.T., Nasıroğlu, Serhat.(2014) Kişilik Gelişimi Psikiyatride Güncel Yaklaşımlar. 4(4):566-589

Yelboğa, A. (2006) Kişilik Özellikleri ve İş Performansı Arasındaki İlişkinin İncelenmesi. “
İş,Güç” Endüstri İlişkileri ve İnsan Kaynakları Dergisi Cilt:8 Sayı:2

http://www.dmy.info/kisilik-nedir-kisilik-gelisimi

http://bizdosyalar.nevsehir.edu.tr/8...k-gelisimi.pdf

http://www.muhsinyazici.com/egitim/i...-kuramlar.html

http://notoku.com/kisiligi-aciklayan-diger-kuramlar/
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Çeşitli Kuramsal Yaklaşımlara Göre Kişilik Nedir?" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Uzm.Psk.Gülüm BACANAK'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Uzm.Psk.Gülüm BACANAK'ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     1 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Uzm.Psk.Gülüm BACANAK'ın Makaleleri
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,188 uzman makalesi arasında 'Çeşitli Kuramsal Yaklaşımlara Göre Kişilik Nedir?' başlığıyla benzeşen toplam 48 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Evlilikte Cinsel Sorunlar Şubat 2016
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


05:38
Top