2007'den Bugüne 81,932 Tavsiye, 25,988 Uzman ve 18,188 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
İlişkisel Cinsellik Konusunda Ne Biliyoruz?
MAKALE #14490 © Yazan Uzm.Psk.Gülüm BACANAK | Yayın Nisan 2015 | 3,433 Okuyucu
İnsanların bir ilişkide ait olma gereksinimleri varsa (Baumeister ve Leary, 1995), böyle bir aidiyeti aramanın ve açığa vurmanın temel yollarından biri fiziksel temastır.

Dokunmak ve dokunulmak sevgiyi ifade etmenin ya da sevildiğini hissetmenin bir yolu olabilmekle birlikte, ayrıca insanlarla ilişki kurmanın da bir yoludur. Bu, anne ve çocuğun elele tutuşması, iki arkadaşın birbirine sarılması ya da bir romantik ilişkide çiftin öpüşmesi ya da cinsel yakınlık kurması şeklinde olabilir.

İLİŞKİLERDE CİNSELLİK NEDEN ÖNEMLİDİR?

Romantik ve yakın ilişkilerin olmazsa olmaz parçalarından biri de cinselliktir. Cinsellik çok boyutlu bir kavramdır.


CİNSEL DAVRANIŞ

Cinsel bilimin önemli alanlarından biri; evlilik öncesi cinsellik, cinselliği yaşamak ya da yaşamamak veya ne zaman yaşanacağına karar verme ile ilgili konulardır. Cinselliği yaşama kararı toplumsal değerler, tutumlar, istekler ve akranlardan anne babalara kadar uzanan birçok etmenin etkisi altında kalmaktadır.

Toplumsal güçler ‘’cinsel davranışı belirlemede güçlü ve ısrarcıdırlar.’’ (Michael, Gagnon, Laumann ve Kolata, 2001).

Evlilik öncesi cinsellik çok önemli bir konudur. Evlilik öncesi cinsel ilişki yaşarken, kadınların ve erkeklerin kafalarında çok farklı şeyler olabilir. Kadınlar erkeklere göre, cinselliği daha çok duygusal ve ilişkisel faktörlerle eşleştirmektedir (Christopher ve Sprecher, 2000, Michael ve ark, 2001).

Toplumuzda evlilik öncesi cinsellik üzerinde düşünülmeyen, konuşulmayan aslında çok merak edilen ancak üzeri kapatılan bir konudur. aslında kimi zaman var olan ancak yok sayılan bir konudur. Türk toplumunda evlilik öncesi cinsel ilişkiye büyük ölçüde hala hoş karşılanmamakta ve bu nedenle evlendikten sonra ilk gece ve cinsel ilişki kavramları daha önemli olmaktadır.

Yakın ilişkileri araştıran araştırmacılar için cinsel davranışların sıklığı da önemli konulardan biridir. Sprecher ve Regan (2000), evli genç çiftlerin haftada iki ya da üç defa cinsel birleşme yaşadıklarını ortaya koymuşlardır. Bu araştırmacılar, yaptıkları çalışmalarda cinsel sıklığın zamanla azalacağı hipotezini araştırmışlardır, ancak evlilikte yıllar geçtikçe cinsel ilişki sıklığının anlamlı düzeyde azalmadığını bulmuşlardır. Gebelik, doğum, iş yoğunluğu, hastalık ve benzer nedenler cinsel sıklıkta bir azalmaya neden olabilmektedir.

Call, Sprecher ve Schwartz (1995), evli çiftlerin cinsel ilişki sıklığını olumsuz etkileyen en önemli iki değişkenin yaş ve evlilik doyumsuzluğu olduğunu ortaya koymuşlardır.

Greenblat (1993), çiftler arasında cinsel ilişki sıklığı açısından büyük farklılıklar olduğunu belirtmiş ve ilk yıllardaki cinsel ilişki sıklığının ilerideki yıllar hakkında önemli bir yordayıcı olduğunu işaret etmişlerdir.
Laumann ve meslektaşlarına göre (1994), Amerikalı yetişkinlerin %35 i haftada iki veya daha fazla cinsel etkinlikte bulunmaktadır.

CİNSEL TUTUMLAR

Cinsel organlar denildiğinde aklımıza ilk olarak erojen bölgeler gelmektedir, aslında en önemli cinsel organımız beynimizdir. Cinsellikten alınan doyumu ve bizim için cinselliğin ne anlama geldiğini büyük ölçüde cinsel tutumlarımız belirler.

İnsanların cinsellikle ilgili tutumlarını anlamak için önerilen bir yaklaşım üç yönelimi içermektedir. Bunlar;
  • Üremesel yönelim
  • Eğlencesel yönelim
  • İlişkisel yönelim

CİNSEL YÖNELİMLER:

Üremesel yönelim: Cinselliği üreme amaçlı bir davranış olarak görür. Ayrıca, çocuk sahibi olmayı ve aile kurmayı cinselliğe anlam kazandıran öğeler olarak değerlendiren bir bakış açısıdır.

Eğlencesel yönelim: Cinselliği bir eğlence, hoş bir deneyim ve iki yetişkin arasında olumlu bir bağlanma gerçekleşmesirse iyi bir şey olarak görür. Bu açıdan cinsellik kendi içinde bir sondur.

İlişkisel yönelim: Cinselliği paylaşan iki kişi için bir deneyim, duyguları anlatmanın ve yakınlığı yaşamanın bir yolu ve çiftleri birbirine daha güvenli ve doyumlu olarak bağlayabilen bir şey olarak görür.

Bu 3 yönelimin her biri her zaman iyi ya da kötü değildir, bunlar sadece insanların cinsellikle ilgili tutumlarını, değerlerini ve cinselliğin insan yaşamındaki rolünü çerçevelendirmenin yollarıdır.

Cinsel tutumların ve cinsel yönelimlerin gelişimi karmaşık bir süreçtir. Cinsel davranışlar ve tutumlar, partnerlerin kişilik özellikleri, aralarındaki ilişkinin özellikleri, çevresel etkenler (aile, arkadaş, vb.), kültürel ve dini değerler, eğitim düzeyi, etnik ve ırksal köken ve yaşanılan yer gibi birçok değişkenden etkilenir.


CİNSEL ÇEKİM:

Cinsel çekim ve cinsel arzu edilirlik bireysel konular olmakla birlikte, evrensel özellikleri de vardır.

Buss ve Barnes (1986), hem erkek hem de kadınların ‘’incelik ve anlayışı’’, ‘’heyecan verici kişiliği’’ve ‘’zekayı’’ olası bir eşte en önemli nitelikler olarak değerlendirdiklerini belirtmişlerdir. Ayrıca partnerlerinin fiziksel çekiciliğinin erkekler için daha önemli olduğunu, partnerin ekonomik geleceğinin ve para kazanma potansiyelinin de kadınlar için erkeklere göre daha önemli olduğunu ortaya koymuşlardır.

İlginç bir biçimde Winstead ve arkadaşları (Winstead, Derlega ve Rose, 1997), insanların romantik partner seçimlerinin her zaman önemli bulduklarını söyledikleri özelliklerle örtüşmediği sonucuna varmışlardır.

İki insan romantik bir ilişkiye başladıklarında, cinsel ilişkiye girilip girilmeyeceği ya da bunun ne zaman olacağı önemli bir karardır. Bazı çiftler, gerçekte bir karar olmaksızın yalnızca cinsel ilişkiye girmektedir, fakat karar almadan yapılan bir cinsel davranış da aslında bir kararı yansıtır.

Birçok çift, cinsel ilişki için ilişkilerinin belirli bir gelişim evresine ulaşmasını bekler (Sprecher ve Regan, 2000). Araştırmalar, ilk cinsel ilişkinin zamanlaması (ilişkinin erken ya da ileri aşamasında olup olmadığı) ile ilişkinin sürekliliği ya da bitimi gibi sonuçlar arasında tutarlı ilişkiler ortaya koymaktadır.

CİNSEL DOYUM:

Cinsel doyum da aslında partnerler arasındaki bir çok faktörden etkilenir. Cinsel ilişki sıklığı, partnerlerin orgazma ulaşıp ulaşmadığı ve partnerler arasındaki paylaşım düzeyi de cinsel doyumla ilişkilidir. White ve Joymer (2001), cinsel ilişki sırasında kadının orgazm olma sayısı arttıkça, çift arasındaki duygusal doyumun da arttığını göstermişlerdir.

İletişim ve yakınlık gibi ilişkisel etmenler de cinsel doyum ve genel ilişki doyumu için son derece önemlidir (Sprecher ve Regan, 2000).

Lawrence ve Byers (1995), bir dizi ölçek kullanarak insanların cinsel doyumlarını ölçmüşlerdir. Bu araştırmanın sonuçlarına göre, insanlar ilişkilerinde cinsel olumlulukları cinsel olumsuzluklardan daha fazla yaşadıklarında, cinsel olarak daha doyumlu oldukları görülmüştür. Ayrıca, genel ilişkiden alınan doyumun da cinsel doyumla ilgili olduğu görülmüştür.

Cinsellikten alınan doyum bazen cinsel heyecan ve yenilikle de ilgili olabilir. Ancak, cinsel kararlılık ve kestirilebilirlik de cinsel doyumla ilişkilidir. Örneğin, Lawrence ve Byers (1995(, aynı partnerle birçok kez cinsel ilişkide bulunmanın kadınların cinsel doyumu üzerinde etkili olduğunu göstermişlerdir. Laumann ve meslektaşları da (1994), ilişkilerinde fiziksel ve duygusal olarak en fazla doyum aldıklarını belirten kişilerin tek eşli olduklarını ortaya koymuşlardır. Bu araştırmacılara göre; ‘’Tek bir cinsel partnere sahip olmak fiziksel zevk ve duygusal doyum açısından birden fazla partnere sahip olmaktan daha ödüllendiricidir.’’

CİNSEL İLETİŞİM:

Devam eden ilişkilerde cinselliğin daha doyurucu olmasının olası bir nedeni, partnerlerin kendilerini birbirilerinin yanında hem duygusal hem de fiziksel olarak daha rahat hissetmeleri ve aralarında cinsellikle ilgili iletişim kurmayı öğrenmiş olmalarıdır.

Cinsellik hakkında konuşmak hemen her insan için zordur. Ancak partnerler zamanla cinsel konularda sözlü ya da sözsüz iletişim kurmayı öğrenirler.

Cinsel ilişkiyi kimin başlatacağı, nasıl başlatacağı, reddetmek ya da reddedilmek de cinsel iletişimde önemli konulardandır. ‘’Sağlam bir ilişkide, cinsel ilişkiyi reddetme doğrudan olmak ve ortağın duygularını koruyan ve çatışmayı azaltan bir açıklamayla birlikte gelmek eğilimindedir. (Sprecher ve Regan, 2000).’’

Cinsellik birçok çift için duyarlı bir alandır ve cinsel etkileşimi başlatırken de reddederken de incelik ve duyarlılık önemlidir.

CİNSEL İSTEK:

Cinsellik ve aşk arasındaki bağlardan biri de cinsel istektir. Cinsel isteğin cinsel seçimlerimizde önemli bir rolü vardır. Cinsel istek,; hormonal, duygusal ve ilişkisel birçok faktörden etkilenir.

Regan ve Berscheid (1995), bir partner için cinsel isteği arttırmada fiziksel çekiciliğin en önemli nitelik olduğunu ortaya koymuşlardır.

Birine aşık olma daha çok ona yönelik cinsel istek duyma ile ilişkilidir. Cinsel istekle genellilkle bağlantılı olan aşk türü, tutkulu aşktır. Bu tür aşk, yoğun duygusallık ve fizyolojik uyarılmayı içerir. Kişi bir gün çok yoğun bir mutluluk hissederken ertesi gün çok mutsuz olabilir.

CİNSELLİK VE AŞK BAĞLANTISI:

Cinsellik ve aşkın bir arada olması istenmekle birlikte, her ilişkide ikisi bir arada var olacak diye bir kural da yoktur. Bazı bilim insanları, aşkın gerçekten cinsellikle ya da hiç değilse cinsel istekle ilgili olduğunu ileri sürmüşlerdir (örn. Berscheid, 1988).

Diğerleri ise aşkı birincil, cinselliği ise ikincil olarak görmüşlerdir.Filozof Vannoy (1980), cinselliği aşkla eşdeğer ve hatta biraz daha üstün görerek, aşk ve cinselliği ayrı ayrı düşünmüştür.

S.S. Hendrick ve C. Hendrick (2002), cinsellik ve aşk arasındaki bağı üniversite öğrencilerine soraral bir çalışma yapmışlardır. Yazarlar, çalışmada cinselliği ‘’fiziksel sevginin her türü’’ olarak tanımlamışlardır. Bu çalışmaya göre, aşk ve cinsellik birbiriyle bağlantılıdır.

Bu araştırmacıların geliştirdikleri ölçeklerle daha sonra yapılan çalışmalarda ulaşılan ortak sonuç şu şekildedir: ‘’Cinsellik süregiden bir ilişkinin önemli bir parçasıdır, ancak cinselliği insanların algısına sokan şey aşktır. Yani aşk önce gelir, sonra cinsellik gelir. Ancak eğer çiftin cinsel hayatı kötüye gitmeye başlarsa, cinsellik aşktan daha önemli bir hale gelebilir.’’

CİNSELLİK VE TOPLUMSAL CİNSİYET:

Kadınlar ve erkekler arasında cinsellik açısından birçok benzerlik bulunmakla birlikte, farklılıklar da bulunmaktadır. Kadınlarla karşılaştırıldığında erkekler, toplumsal davranışları cinsel açıdan yorumlamaya daha eğilimlidirler (Cupach ve Metts, 1991.)

Erkekler kadınları, kadınların erkekleri oldupundan daha fazla cinsel açıdan değerlendirmektedirler (Shotland, 1989)).

Evrimsel açıdan da bakıldığında, erkeklerin daha fazla kadınla çiftleşerek üreme potansiyellerini arttırdıkları ve kadınların ise çocuklarına ideal baba olacak doğru kişiyi aradıkları ve bu yüzden seçici oldukları öne sürülür. Bu nedenle toplumsal cinsiyet farklılıklarını da evrimsel açıdan mantıklı görürler.

Erkeklerin durumları kadınlardan daha fazla cinsel olarak değerlendirme ve kısa bir süre ardından cinsel ilişkiye girmede daha istekli olma eğilimlerinin, tanıdık tecavüzü ya da çıkma tecavüzüne neden olabildiği düşünülmektedir.

Tanıdık tecavüzü, bir kurbanın, bir aile üyesi, arkadaş ya da iş arkadaşı veya benzeri bir tanıdığı tarafından cinsel saldırıya uğramasıdır. Kadınlar cinsel olduğunu düşünmedikleri biçimlerde davranabilirler, ancak bu davranışları erkekler tarafından cinsel bir mesaj olarak algılanabilir.

Erkeğe çıkma teklifinde bulunan kadınlar, cinsel ilişkiye girme konusunda daha istekli olarak değerlendirilmektedir (Muehlenhard, 1988). Bu nedenle de, cinsel yanlış iletişimler olmaktadır.

BÜTÜN ÇİFTLER İÇİN CİNSELLİK:

Cinsellik denildiğinde aklımıza bir kadın ve bir erkek gelmektedir, Ancak eşcinsel çiftler arasında da cinsellik önemli bir konudur.

Cinsel ilişki sıklığı ya da cinsel doyum açısından eşcinsel ve heteroseksüel çiftlerin birbirine benzer olduğunu söylemek mümkündür. Ancak çokeşlilik açısından eşcinsel erkek çiftlerde bir farklılık olabilir. Eşcinsel erkek çiftler, çok eşli ilişkilere daha fazla girmekte ve ilişki doyumu ile tek eşlilik arasında bir ilişki olmadığını düşündüklerini belirtmektedirler (Christoher ve Sprecher, 2000; Peplau ve Spaulding, 2000.)

Yine ileri yaşlarda cinselliğin nasıl yaşanacağı da önemli bir konudur. Üremenin sonu cinselliğin de sonu olduğu anlamına gelmez ve ilerleyen yaşlarda da sağlıklı ve iki taraf için de tatmin edici bir cinsellik yaşanabilir.

Bazı hastalıklar da cinsel işlevleri etkileyebilir. Ancak burada kişinin ve partnerinin cinsellikten ne istediği, ne beklediği önemlidir ve tıbbi destekle de ve karşılıklı paylaşımla cinsel açıdan çift tatmin olabilir.

CİNSELLİK, RİSK VE GÜVEN:

Cinselliğin sağlıklı ve güvenli bir şekilde yaşanması önemli bir konudur. Cinsel yolla bulaşan hastalıklar gençlik dönemlerinde yaygın biçimde ortaya çıkabilmektedir. Cinsel eğitim ve bilgi çok önemlidir, özellikle ülkemizde cinsel yolla bulaşan hastalıklara gerekli önem verilmediğini ve riskli davranışlarda sıkça bulunulduğunu görmekteyiz, bunun nedeni de ülkemizde cinsel eğitim olmamasıdır.

Cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korunmanın en önemli yolu, tek eşliliktir ve korunma yönteminin kullanılmasıdır. Cinsel iletişim kolay değildir, ancak hem zek, hem doyum hem de güvenlik açısından partnerle sağlıklı bir iletişim şarttır.

Yararlanılan kaynaklar: Dönmez, A., Büyükşahin, A., Taluy, N., Başer, I.& Güler, M. 2009. Yakın İlişkiler Psikolojisi. Nobel Yayın Dağıtım. Ankara

•
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"İlişkisel Cinsellik Konusunda Ne Biliyoruz?" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Uzm.Psk.Gülüm BACANAK'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Uzm.Psk.Gülüm BACANAK'ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Uzm.Psk.Gülüm BACANAK'ın Makaleleri
► Cinsellik ve İlişkide Cinsellik Uzm.Psk.Dila HOTLAR
► Babaları Konusunda Şanssız Çocuklar Uzm.Psk.Ebru ZORLUTUNA
► Öğretmenlere Pedagoji Konusunda Öneriler Uzm.Psk.Sonnur KÜKÜRT
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,188 uzman makalesi arasında 'İlişkisel Cinsellik Konusunda Ne Biliyoruz?' başlığıyla benzeşen toplam 35 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Evlilikte Cinsel Sorunlar Şubat 2016
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


05:37
Top