2007'den Bugüne 74,278 Tavsiye, 24,571 Uzman ve 16,836 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!



Obsesif-Kompulsif Bozukluk Nedir ?
MAKALE #14683 © Yazan Psk.Soner EROL | Yayın Mayıs 2015 | 1,129 Okuyucu
Tekrar tekrar aklınıza gelen ve siz de sıkıntı yaratan düşünce, hayal, duygu veya istekleriniz varsa ya da aynı şeyi tekrar tekrar yapıyor ,yapmaktan kendinizi alamıyorsanız obsesif kompülsif bozukluğunuz olabilir. Bu rahatsızlığı olan kişilerin bazılarında bu düşünceler, istekler ve hayaller kişi istemediği halde tekrar tekrar gelir. Ruh bilimde düşünce, istek, hayal, duygu takıntıları ve bunların getirdiği sıkıntıyı azaltmak için tekrar tekrar bazı hareketleri yapma şeklinde belirtilerle giden rahatsızlığa obsesif kompülsif bozukluk adı verilir. Bu ruhsal rahatsızlık ilaçlarla ve/veya psikoterapiyle tedavi edilebilir bir rahatsızlıktır. Çoğunlukla çocukluk veya ilk gençlik yıllarında başlar; özellikle kişinin hayatının sıkıntılı dönemlerinde alevlenmeler ve artış göstererek seyreder. Çoğu obsesif hastanın bu durumunu saklayıp doktora başvurmaması nedeniyle eskiden nadir görülen bir rahatsızlık olduğu zannedilirken yapılan toplum çalışmaları en sık görülen ruhsal rahatsızlıklardan birisi olduğunu ortaya çıkarmıştır. Görülme sıklığı %1-3 arasında değişir, bunun anlamı Türkiye'de 1,5-2,5 milyon kişide bu rahatsızlığın olmasıdır. Bu rahatsızlık belirtileri size çok garip gelse de yaygın bir durumdur ve deli olduğunuz ya da delireceğiniz anlamına gelmez.Obsesyon (takıntı-saplantı) devamlılık gösteren, tekrar tekrar zihninize giren düşünceler, hayaller, istekler veya sık sık ortaya çıkan rahatsız edici endişelerdir. Siz özellikle istemeden hatta bazı durumlarda özellikle aklınıza gelmemesi için uğraşmanıza rağmen aklınıza kendiliğinden gelirler veya belli durumlar ve ortamlarda kendiliğinden ortaya çıkarlar ve sıklıkla sıkıntıya neden olurlar. Örneğin: "bulaşma oldu mu, ... kir var mı? acaba kapıyı kapattım mı? ütünün fişini çektim mi?, ...ya. zarar verebilir miyim?, farkında olmadan ... yapmış olabilir miyim?, bir şey düştü mü?, eksiklik var mı? ... istedim mi? .... istiyor muyum? ... kazaya yol açabilir miyim? ... tam oldu mu?, ... tam anladım mı?
Ne yaparsanız yapın bu soruların cevabını gönül rahatlığıyla bir türlü veremezsiniz. Aynı endişe kontrol edene kadar, ya da temizleyene kadar, ters ve rahatsız edici düşünceler olumlu bir düşünce gelinceye kadar ya da kendinizi rahatlatacak bir düşünceye ulaşıncaya dek sürer gider. Obsesyon (takıntı-saplantı) adını verdiğimiz bu endişelerin içeriği kişiden kişiye değişmekle beraber ana temalar kirlilik bulaşması (kirlenme veya hastalık bulaşması), cinsellik (cinsel olarak yasak utandırıcı bir şey düşünme, isteme, hayal etme), saldırganlık veya kazaya yol açma (etrafa zarar verici bir şeyler yapma gibi) ve dini konulardır (ayıp ya da günah bir şey düşünme, isteme, hayal etme).
Bazı kişilerde akla gelen düşünce istek veya hayallerin bizzat kendisi, yani akla gelmesi bile sıkıntı verici, korkutucu veya utandırıcıdır. Bu düşüncelerin, istek, hayal ve endişelerin aklınıza gelmesi size sorumluluk da yükler; aklınıza böyle bir şey gelmiş olması nedeniyle önlem almadıkça içiniz rahat etmez. Giderek bütün hayatınız endişeleri düşünme, temizleme veya kontrol etme ile geçmeye başlar.
Zorlantılar (Kompülsiyon) veya ritüeller: Çoğu kere aşırı veya mantıksız bulmanıza rağmen yapmaktan kendinizi alamadığınız tekrarlayıcı davranışlar. El yıkama, silme, kapıyı kontrol etme, musluğu kontrol, dönüp tekrar bakma, başkasına sorma, aynı düşünce veya istek akla gelmeden hareketi tekrar yapma veya belli sayıda bazı hareketleri tekrarlama veya zihinsel işlemler sayı sayma, dua etme, tersini söyleme, rahatlatıcı kelimeler tekrarlama, konuyu zihinde tekrar canlandırarak inceleme, konu üzerinde düşünerek analiz etme, soruya cevap bulmaya çalışma gibi.

Temizleme, kontrol etme, hareketleri tekrarlama gibi kompulsiyonlar-zorlantılar (yapmak zorunda hissettiğiniz, yapınca sıkıntınızı azaltan hareketler) sıkıntıyı azaltmanın tek yolu gibi görünmekle birlikte bütün vaktinizi işgal eder.

OKB Alt tipleriOKB çok farklı belirtiler izlenebilen bir rahatsızlıktır. Bu çeşitlilik nedeniyle değerlendirme ve tedavi kolaylığı açısından yaşanan belirtilere göre OKB alt tiplere ayrılabilir, bazen bir hastada birden fazla belirti grubu olabildiği gibi bazen de yıllar içinde belirtiler birinden diğerine değişebilir. Belirti türlerine göre başlıca alt tipler:
  • Yıkayıcı-temizleyiciler: Kişide kirlilik bulaşma obsesyonu ve yıkanma temizlenme kompülsiyonu vardır
  • Kontrolcüler Birey yaptığı veya yapmadığı bir şeyle ilgili eksiklik veya hata olabileceği konusunda şüpheye kapılır ve bunun verdiği sıkıntıyla tekrar tekrar kontrol eder (Kapı, pencere, elektrikli ev aletleri, doğalgaz, araba, eşya, konuştuğu konular, okuduğu yazılar, doldurduğu formları kontrol)
  • Toplayıcı- biriktiriciler Gereksiz nesneleri toplar sonra da atamazlar
  • Düzenleyici-sıralayıcılar Çevredeki nesnelerin belli bir düzende durması, simetri, eşyalarda eksiklik, leke, çizik olmamasına gereksinim duyarlar
  • Tekrarlayıcılar Bu kişilerin aklına kötü veya istemedikleri bir düşünce gelir ardından bunu etkisizleştirmek için belli eylemleri, sözleri veya düşünceleri tekrarlarlar Örneğin yakın birinin ölümünü önlemek için giyinip soyunmak, aklına kötü bir şey geldiği için aynı şeyi bu düşünce olmadan yapmak gibi
  • Düşünce takıntıları , saf obsesyonlar ve endişe Kaygı yaratan düşünce, istek, duygu veya hayaller akla gelir ardından bunun verdiği sıkıntıyı gidermek için kişi birtakım düşünsel faaliyetlerde bulunur. Örneğin eşcinsel olduğu düşüncesi aklına gelen bir kişinin bunun üzerinde düşünmesi, analiz etmesi, konuyu araştırması insanlara bunu sorması gibi. Bazen gündelik sıradan olaylarla ilgili akla sıkıntı yaratan olumsuz bir düşünce gelir ardından buna karşıt iç tartışma gelişir ve bu konu saatlerce sürer. Örneğin yaptığı bir konuşmada en uygun şekilde konuşup konuşmadığını saatlerce düşünmek gibi.
    Belirtilerin görülme sıklıklarına baktığımızda, obsesyonlardan en sık görülenleri ve oranları: bulaşma: 32.9%, saldırganlık düşünceleri: 16.6%, kesinlik ihtiyacı, 8.5%, dini konular 6.3%, bedensel konular 6.2%, cinsellik 5.3%, toplama biriktirme düşünceleri 4.0% , diğer konular 20.2%, en sık görülen kompülsiyonlar ve oranları ise kontrol: 28.1%, yıkama temizleme: 25.9%, zihinsel tekrarlamalar 11.5%, tekrarlama 11.0%, sıralama/düzenleme 5.3%, toplama/biriktirme 3.2%, sayma 2.6%, diğerleri 12.4% dür.
Obsesif Kompulsif Bozukluğu Olan Bireylerin Ortak Özellikleri

1. Endişeler ve Takıntılar (Obsesyonlar) kötü bir şeyler olacağı kaygısıyla İlgilidir: Takıntılara hemen daima eşlik eden sıkıntı size ya da sevdiklerinize gelecek bir zarardan korkmakla ilgilidir. Örneğin kapıyı pencereyi kontrol eden bir hastada "kapıyı pencereyi kontrol ediyorum çünkü açık kalırsa birisi girip çocuklarımı öldürebilir, paramızı çalabilir. Eğer bu olursa benim hatam olur ve suçlanmayı hak ederim." şeklinde ya da yıkanma kompülsiyonu (zorlantısı) olan bir hastada "eğer temizlenmezsem hastalanabilirim, çocuklarıma hastalık bulaştırabilirim" veya "bu kirlilik hissi yıkanmadan geçmez ben bu hisse dayanamam" şeklinde düşünceler ve korkular olabilir.
    1. Kişinin takıntısının akıldışı veya saçma olduğunu bildiği anlar olur. Belirtiler olmadığı anlarda çoğu obsesif birey takıntılarının gereksiz olduğunu bilir. Endişeler başladığında ise bunu unutabilir ve takıntılarından dolayı çok korkuya kapılabilir.
    2. Takıntılara direnmeye, baskılamaya ya da bunları unutmaya çalışmak bunları daha da arttırır. Takıntı şeklindeki düşünceler ve hayaller çok fazla sıkıntı verdiği için kişi bunlardan şiddetle kurtulmak ister. Ama ne yazık ki bu mücadele unutulmak istenilen düşünceyi canlı tutar. Kişi ne kadar çok mücadele ederse o düşünceyi zihninden atması da o kadar zorlaşır. Düşünce takıntılarının sürmesini sağlayan şeyler:
  • Takıntıdan korkmak.



  • Aktif biçimde unutmaya çalışmak.



  • Hatırlatan durumlardan kaçmak.



  • Hiçbir zaman takıntı olmamasını amaçlamak.



  • Takıntıların ilerde de tekrarlayabileceği endişesini taşımaktır.

    1. Zorlantılar geçici bir rahatlama sağlar: Takıntının yarattığı şiddetli sıkıntıyla kişi kendisini rahatlatacak bir şeyler arar ve sonuçta yaptığı bazı eylemlerle rahatlar. Örneğin kirlilik obsesyonu olan birinin elini yıkayarak rahatlaması gibi. Ama bu etki geçicidir. Bir süre sonra yeniden sıkıntı başlar.
    2. Tekrarlayan eylemler (ritüeller) genellikle özel bir sırada gerçekleştirilir: Zorlantı davranışları belli bir sıra dahilinde kurala uygun gerçekleştirilirse sıkıntıyı azaltır. Eğer bu kural bozulursa yeni baştan aynı sırayla tekrar gerçekleştirilirler. Kirlilik takıntısı olan bireyin yıkama esnasında belli bir sayıda yıkıyorsa yıkama sırasında yaptığı bir işlemi hatırlayamazsa işi tekrar baştan başlatması gibi.
    3. Kişi zorlantılara da direnmeye çalışır: Zorlantı şeklindeki hareketler kişiyi geçici olarak rahatlatsa da bunları tam yapmanın zorluğu ve aldıkları zaman yüzünden kişi bunlara direnmeye çalışabilir ya da bunların zahmeti nedeniyle bunlara başvurmasına yol açacak nesne ve durumlardan kaçabilir. Temizlenme ritüellerinin sıkıntısı nedeniyle kişinin ayda bir banyo yapması, haftada bir büyük abdeste çıkması gibi.
    4. Kişi bir takım koruyucu davranışlar için başkalarından da yardım alır: Temiz mi kirli mi diye birine sorma, yıkarken başkasına da izletme, kendisi yerine temizlemeyi ya da kontrolü birine yaptırma gibi. Bu hem kaçınmaya hem de sorumluluğu paylaşarak biraz rahatlamayı sağlar.
OKB Neden olur?

Bir çok insan kendilerinde OKB'nin nasıl geliştiğini merak ederler. Bununla ilgili birçok bilimsel varsayım ortaya atılmış olup, OKB' yi tek bir nedenle açıklayamayacağımız görüşü en çok kabul gören varsayım olmuştur. Bu etkenler sırasıyla kişinin kalıtımın da büyük ölçüde etkisiyle şekillenen beyin özellikleri, içinde bulunduğu ortam koşullar ve yaşadığı olaylar, kişilik özellikleri ve düşünme biçimi, davranış tepkileri ve duygusal özellikleridir. Bunlardan bazıları kimi hastalarda diğerlerine göre daha ön plandadır. Bugün için bu etkenlerin tam olarak OKB'nin gelişimine nasıl yol açtığına ilişkin tek bir görüş olmamakla beraber bu etkenlerin bir arada rahatsızlığa yol açtığı düşünülmektedir.
Rahatsızlığın biyolojik düzeneğinin beynin düşüncelerin değişimiyle ilgili bölümü olan kaudat nukleus bölümünün işleyişinde bir sorun olması ve bu nedenle de beynin yapısıyla ilgili etkenler tarafından ortaya çıkarılabileceğini gösteren bir veri Çocukluk çağında beta hemolitik streptokok enfeksiyonu geçiren bazı bireylerde bazen obsesif kompulsif belirtilerin ortaya çıktığını gözlemlediğimiz oluyor. Ancak çoğu hastada bu tarzda belirgin bir biyolojik etken saptanamamaktadır. OKB si olan bireylerin yapılan beyin incelemelerinde beyinde, beynin orbitofrontal kortex ve caudate nukleus da adı verilen bölgelerde aktivite artışı olduğu saptanmıştır.

Bu bölgelerden caudat nukleus düşüncelerin sınırlanmasında rol oynar. Saptanan bu biyolojik değişiklikler OKB'de hem bir neden hem de bir sonuç olabilir.
Günümüzde OKB'nin psikolojik nedenleriyle ilgili temel açıklama biçimi bilişsel davranışçı modele dayalıdır. Davranışçı model, çocukluk dönemindeki yaşantılarla oluşan bazı koşullanmaların (örneğin kirlilikle ilgili ailenin olumsuz tepkileri- kirlendiğinde kızılması- ve titiz davranışları, buna karşılık yıkanma, silme davranışlarının beğenilmesi, desteklenmesi) OKB gelişiminde etkili olduğunu öne sürer. Bu koşullanmaların etkisiyle normalde herhangi bir özelliği taşımayan ve dolayısıyla da sıkıntı doğurma gücü olmayan bazı uyaranlar (örneğin evin zemini, kapı kolu vb) ve durumlara (örneğin kirlilik, bulaşma) karşı öğrenilmiş bir korku ve kaçınma davranışı gelişir. Ayrıca birey kompülsiyonlara başvurdukça kısa süreli ve geçici olarak rahatladığı için kompülsiyonlar (yıkanma, temizlenme, kontrol vb gibi) yerleşik hale gelir.

Bunun yanı sıra çocukluk döneminin bazı düşünsel özelliklerinin ve o dönemde oluşan bazı inançların yetişkinlikte de sürdürülmesi ("bir eylemle ilgili düşünmek onu yapmak gibidir", "kendine ya da başkasına gelebilecek bir zararı önleyememek (ya da önlemeye çalışmamak) o zarara neden olmak demektir", "sorumluluk bir olayın olasılığının az olmasıyla azalmaz, "Kişi düşüncelerini kontrol edebilmelidir -etmelidir" gibi inançlar) bir diğer etkendir.

OKB'de Tedavi

Bu rahatsızlığı olan bireylerin bilmeleri gereken en önemli nokta bu rahatsızlığın etkili tedavileri olduğudur. OKB gelişimine ilişkin çok karmaşık soruların tam cevaplarının henüz bulunmamasına rağmen tedaviyle ilgili çok önemli imkanlar bulunmaktadır. Rahatsızlığın tedavisinde bilimsel yöntemlerle etkisi saptanmış iki yöntem bulunmaktadır. Bunlar bir tür antidepresan ilaç olan serotonin geri alımı önleyici ilaçlar ve bazen bunlara antipsikotik ve anksiyolitik(sıkıntı giderici) ilaçların eklenmesiyle gerçekleştirilen ilaç tedavileri ve bilişsel davranışçı tedavidir.

Gerek ilaç tedavisiyle gerekse bilişsel davranışçı tedavi yöntemiyle yüz güldürücü sonuçlar alınmaktadır. İlaç tedavisi alan hastaların %60-70'inde yaklaşık 2-3 aylık bir süreçte belirtilerde %30'dan fazla azalma ortaya çıkar. Bu fayda ilaç kullanılmaya devam edildiği sürece devam etmektedir. Bu konuda kullanılan diğer tedavi yöntemi olan Bilişsel davranışçı terapi ile de tedavi sürecini tamamlayanlarda yaklaşık %85'e varan oranda hasta düzelebilmektedir. İlaç tedavisi, bilişsel davranışçı terapi ve kombine tedaviyi (hem ilaç hem bilişsel davranışçı terapi) karşılaştıran en güncel ve yeni çalışmada 12 haftalık tedavi sonunda tedaviyi tamamlayan hastalarda bilişsel davranışçı tedavi alan hastaların %86'sı, Kombine tedavi alanların %79'u, ilaç tedavisi alanların %48'i ve plasebo yani ilaç olmayan ilaç alanların %10'unun düzeldiği bulunmuştur. Bu tedavi oranları bir çok rahatsızlığa kıyasla oldukça daha iyi oranlardır.

Bu rahatsızlığı yenmenizin önündeki en büyük engelin ne bu rahatsızlığın geçmesinin çok zor olması ne de etkili tedaviler olmaması değil, tedavi olma ve tedaviye uyma konusundaki kararsızlık olduğunu hatırlatmak istiyoruz; eğer tedaviyi istiyorsanız önünüzdeki günlerin bu sorunu yenmek için en doğru zaman olduğunu unutmamalısınız. Bu belirtiler bu güne dek hayatınızı gereğinden fazla etkiledi, tahrip etti, üstelik yaşanması zorunlu bir durum olmamasına rağmen. Siz de böyle bir rahatsızlığı yani obsesif kompülsif bozukluğu olmayan insanlar kadar mutluluğu ve başarıyı hak eden bir insansınız. Eğer tedaviye başlar ve ciddi biçimde uyarsanız belki başlangıçta zorluk çekseniz de giderek düzelmeye başlarsınız; tekrar hatırlamalısınız ki bugüne dek bu rahatsızlığın sürmesinin en büyük nedeni ne sizin durumunuzun çaresiz olması ne de tedavilerin yetersizliğidir, bu durumun sürmesinin en büyük nedeni bu sorunun çözümüyle ilgili uygun yöntemleri bilip uygulayamamanızdır ve eğer tedaviyi seçerseniz de ana hedef size bu yöntemleri öğretmek olacaktır.

Obsesif kompülsif bozukluk veya kısaca OKB tanısı alan bir kişinin var olan tedavi seçeneklerinin neler olduğunu ayrıntılı bir biçimde bilmesinde yarar vardır. Bu bilgilerin bir kısmını zaten biliyor olabilirsiniz fakat belki daha öncekilerden farklı olarak burada vereceğimiz bilgiler yaşamakta olduğunuz sorunların azalması için, size önereceğimiz ve bizim daha çok uzmanlaştığımız bilişsel davranışçı tedaviyi tanımanız ve bu tedaviye başlayıp başlamama konusunda size yardımcı olmaktır.

Öncelikle tedavi almadığınızda ne olacağı konusunda bilgi vermek istiyoruz. Bu rahatsızlığınız olmasına rağmen tedavi olmamanız durumunda neler olabilir? OKB' si olan birisi olarak yaşamınızın bundan sonraki kısmında bu rahatsızlığın nasıl seyredeceğini ve sizi ne kadar etkileyeceğini tam olarak kestirmek güç olmakla beraber gelecekte sizi bekleyen olası senaryolar bu durumun tamamen düzelmesi, tamamen düzelmesine rağmen arada bir tekrarlaması, bugünkü gibi devam etmesi ve son olarak da giderek daha kötüleşmenizdir. Maalesef en iyi senaryo olan kendiliğinden düzelme ve sorunun tamamen geçmesi gerçekleşme olasılığı en düşük olan senaryodur çünkü uzun dönemde kendiliğinden düzelmeye ilişkin neredeyse hiçbir kanıt yoktur. Kısa dönemli de olsa kendiliğinden düzelme görülmesi ise % 5 dolaylarındadır. Çoğunlukla gerçekleşen senaryo yıllar içinde yavaş yavaş bir kötüleşme ve belirtilerin zaman içinde değişkenlik göstermesidir. Yani özellikle yaşamlarının genel gidişine paralel biçimde olaylara bağlı olarak zaman zaman kötüleşme zaman zaman daha iyi olma hali görülür. Skoog adında bir araştırmacı (1999) 47 yıl süren doğal bir takip çalışmasında 47 yıl sonunda hastaların yarısında rahatsızlığın şiddetli bir biçimde sürmeye devam ettiğini saptamışlar, 1/3'ünde belirtilerin rahatsızlık düzeyinde olmamakla beraber sürdüğünü ve %20 sinde ise düzelme olduğunu saptamışlardır. Özetle OKB müdahale edilmediği müddetçe artma ve azalmalarla seyreden kronik gidişli bir rahatsızlıktır. Bu nedenle tedavi almadığınız müddetçe OKB 'nizle ilgili sorunlar yaşamaya devam edeceğinizi varsaymak muhtemelen makuldür. OKB belirtileriniz işlevselliğinizi bozacağı ve yaşantınızın kalitesini azaltacağı için, OKB'nizle ilgili tedavi almanızı ciddi bir biçimde düşünmenizi öneririz.

Daha önce de belirtildiği gibi OKB de yararlı bulunmuş iki tür tedavi vardır. Bilişsel davranışçı terapi ve farmakoterapi. Her ikisi de dünyanın farklı merkezlerinde ki merkezlerde yüzlerce hasta üzerinde kapsamlı bir biçimde çalışılmış ve her ikisi de OKB tedavisi olarak yerleşmiştir.

Hazırlayan: Prof. Dr. M. Hakan Türkçapar

[Makalenin bu sitede Psk.Soner Erol tarafından kaynak gösterilerek yayınlanmasına

Prof. Dr. M. Hakan Türkçapar tarafından izin verilmiştir. Psk.Soner Erol.]
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Obsesif-Kompulsif Bozukluk Nedir ?" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Soner EROL'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Soner EROL'un izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Soner EROL Fotoğraf
Psk.Soner EROL
Adana
Psikolog
Bilişsel Davranışçı Klinik Psikoterapist, Cinsel Terapist, diplomate:Academy of Cognitive Therapy
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi61 kez tavsiye edildi
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Soner EROL'un Yazıları
► Obsesif Kompulsif Bozukluk (Okb) Nedir? Psk.Aslı TAŞ KAYABAŞ
► Obsesif - Kompulsif Bozukluk Nedir? Psk.Azade ALTINTAŞ DURMUŞ
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 16,836 uzman makalesi arasında 'Obsesif-Kompulsif Bozukluk Nedir ?' başlığıyla benzeşen toplam 27 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Mastürbasyon Ekim 2014
► Vajinismus Mart 2014
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


13:05
Top