2007'den Bugüne 78,265 Tavsiye, 25,285 Uzman ve 17,533 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!



Duygu Yönetimi ile Mükemmelliyetçi Olmaya Son
MAKALE #14857 © Yazan Psk.İlkten ÇETİN | Yayın Haziran 2015 | 4,946 Okuyucu
DUYGU YÖNETİMİ İLE MÜKEMMELLİYETÇİ OLMAYA SON
Birçok kişi, bastırarak, görmezden gelerek, yok sayarak, onlarla inatlaşarak duygularıyla baş etmeye çalışır. Oysa, yapabileceğimiz en akıllıca şey, ne demek istediklerini dinleyerek, anlayarak, empati kurarak, onları yönetmektir. Çünkü duygularımız, zihnimizden bilinçsiz bir şekilde geçirdiğimiz milyarlarca düşünceyi daha kolay ve derli toplu bir şekilde anlamamızı sağlayan paketlenmiş birer mesajdır. En basit anlatımıyla, duygularımız, kendi kendimize gönderdiğimiz mesajlardır ve sonradan daha zor çözülebilecek durumlara (depresyon, panik atak vs) düşmemek için bu mesajları uygun bir şekilde yönetmeye ihtiyacımız vardır. Posta kutunuza düşen kredi kartı ekstrenizi görmezden gelmek, gelmemiş gibi yapmak, doğrudan çöpe göndermek sonunda işleri ne kadar kötü bir hale sokacak ise, önemli birer mesaj içeren duygularımıza karşı benzer bir tutum içinde olmak da aynı derecede tehlikeli sonuçlar doğurur. Bilinç dışımız fizikse l bütünlüğümüz ve sağlığımız da n olduğu kadar ruhsal bütünlük ve sağlığımızdan da sorumludur. Nefes almayı unutup oksijensizlikten boğulmamızı önlediği gibi ruhumuzu da korur ve gözetir. Bilinç dışımız, fiziksel bütünlüğümüze veya sağlığımıza karşı bilincimizle müdahale etmemiz gereken bir durum varsa bizi uyarır. Ağrı hissetmesek, bir yerimizi incittiğimizi ve tedavi ettirmemiz gerektiğini nasıl anlarız, öyle değil mi? Benzer bir durum, duygusal ve zihinsel rahatsızlıklarımız (rahat olmama hallerimiz) için de geçerlidir. Ruhsal, duygusal ya da zihinsel bütünlüğümüze ve sağlığımıza karşı bilincimizle müdahale etmemizi gerektiren bir durum oluştuğunda da, bilinç dışımız, acı veren duygularla bizi uyarır. Bilinç dışımız o duyguyu göndererek adeta ‘Müdahale et!’ der. Bildiğiniz gibi bilinç dışımız “Aman bu garibim de ne çekti yahu… ne çekti … yazıııııııık artık bırakayım bu işin peşini” demez. Anlamanızı sağlayıncaya kadar, siz kaçtıkça o daha hızlı kovalar, siz inkar ettikçe o daha çok bastırır… biz görmezden geldikçe, olur olmadık her yerde gözümüze sokmaya başlar mesajlarını… En iyi çözüm, duygunun ilettiği mesajı anlamak ve o mesajın içeriğini bilinçli bir şekilde kullanmaktır. Yani duyguyu yönetebilmektir. İnkar etmek, görmezden gelmek, başka şeylerle oyalamaya kalkmak o duygunun yoğunluğunu ve gücünü arttırmaktan başka bir işe yaramaz çünkü. Hepsi sadece geçici birer çözümdür. Kendinizle baş başa kaldığınız ilk fırsatta dikkat göstermediğiniz bütün duygular bir biriyle yarış halinde derdini anlatmaya çalışır. Hissettiğiniz Duygu Hangi Kategoriye Giriyor? Mükemmeliyetçilik konusunda ki duygularımızı iki kategoriye ayırabiliriz: A- Mükemmeliyetçi tutumlarımızı tetikleyen duygular B- Mükemmeliyetçi tutumlarımız sonucunda oluşan duygular (semptomatik duygular). Örneğin, başarısızlık korkusu, kabul edilmeme endişesi, eleştirilme kaygısı, sevilmeme korkusu, yetersizlik hissi vs. Çoğunlukla bu tipteki mükemmeliyetçi duygularımızın bilincimize çıkmasına kolay kolay izin vermeyiz. Ne de olsa her biri son derece korkutucu birer yüzleşme içerir. Mükemmeliyetçiliğimizin altında yatan bu duyguyla yüzleşmek yerine , kestirme yollara saparız. Israrla mesajı almamaya gayret ederiz. Duygunuzla bilinç düzeyinde bağlantıyı kesmek, onu sahipsiz bir çocuk gibi ortada bırakmaya benzer. O da buna karşılık varlığını sürdürmek için kendi başına hareket etmeye başlar. Kapıdan kovduğumuz duygu, bacadan girer. Kendi başına önlem almanın bir yolunu mutlaka bulur. Farkına bile varmadan bir takım mükemmeliyetçi tutumlar geliştir ve nereden geldiklerini bir türlü anlayamayız. Önlem olarak ya o kaygıların, korkuların açtığı yolda deli gibi çalışmaya her şeyin kusursuz olması için hayatımızdaki başka şeyleri ihmal etmeye başlarız; ya da hiç risk almama yolunu seçer ve kendimizi tembel olarak etiketleriz. Derindeki korkularımızın, kaygılarımızın, endişelerimizin tetiklediği mükemmeliyetçi tutumları sergilemeye başladığınızda, bu sefer de, bu tutumlarımıza eşlik eden yeni duygular çıkar karşımıza; baskı, bunaltı, bunalmışlık hissi, stress, iç sıkıntısı, huzursuzluk, sinir, öfke, kızgınlık, daha zor durumlarda depresyon, panik atak. Mükemmeliyetçi duygularınızı yönetmek için, öncelikle, üst üste geçmiş bu iki farklı türde ki hisleriniz arasında ki ayrımı iyi yapmak gerekir: Bu duygu hangi kategoriye giriyor? Tam olarak nereden geliyor? Nasıl bir duygu? Neye benziyor? İçinizdeki hangi parça bu duyguyu yaratıyor? O duygunun size anlatmaya çalıştığı şey ne? İletmeye çalıştığı mesaj ne? İkincil tip bir duygu ise altında yatan asıl hisleriniz neler olabilir? Bu duygu hangi kategoriye giriyor? (A) Derinde yatan bir konudan kaynaklanan bir Duygu mu? Yoksa (B) henüz bilemediğiniz, çözemediğiniz bir denklemin belirtisi mi? Bu, iki farklı kategoride ki duyguları yönetmek farklı yaklaşımlar gerektirir. Derinde yatan duygunuzla iletişime geçebilecek gibi hissediyorsanız aşağıda anlattığım yöntemi uygulayarak işe koyulun. Daha yüzeydeki semptomatik duyguların fırtınasında sarsılıyorsanız, öncelikle o duyguları dinginleştirmeye odaklanın. Derindeki Duygularınızın İletmek istediği Mesajı Dileyin; Mükemmeliyetçi tutumlarınızı tetikleyen asıl duygunuzun ne olduğunu biliyorsanız hemen üzerinde çalışmaya başlayabilirsiniz. Kabul edilmeme, sevilmeme, eleştirilme, başarısız olma kaygısı gibi duygularla yüzleşmek fikri ilk anda oldukça korkutucudur. Oysa inanın, siz onu dinlemeye başladığınızda duygunun gücünün hemen azalmaya başladığını fark edeceksiniz. Ondan kaçınmak yerine ne anlatmaya çalıştığına odaklandığınız ilk andan itibaren rahatladığınızı hissedeceksiniz. Duygunuzun vermeye ç alıştığı mesajı almanın e n iyi yolu yazmaktır. Ne de olsa söz uçar, yazı kalır. Duygunuz iletmeye çalıştığı mesajı bilinçli bir gözle yeniden okumak istediğinizde elinizin altında bir kayıt olur. Bir koç olarak çok iyi bir dinleyici olduğunuzdan eminim. Danışanlarınız, arkadaşlarınız, dostlarınız için bol bol kullandığınız bu yeteneğinizi, kendinizden kendi duygularınızdan esirgemeyin. Duygunuzun ağzından yazmaya başlayın. Duygunun anlattıklarına karşı içinizde yükselen itiraz ateşlerini bir kenara bırakıp, öncelikle konuşmasına ve kendini ifade etmesine izin verin. Duygunuz, sizi korkutacak kadar mantıklı şeyler söylüyor olabilir; tamamen saçmalıyor olabilir; ağlanıp, sızlanıyor olabilir… Belki konuşan içinizdeki kaygılı bir çocuktur… Belki onuru zedelenmiş bir genç kız ya da delikanlıdır… Belki de bu ses zaman içinde kendi sesiniz ve iç eleştirmeniniz haline dönüşmüş bir büyüğünüze ait olabilir. Her nereden geliyor olursa olsun, önceliği dinlemeye ve anlamaya verin. Duygu kendini anlattıkça siz de rahatlayacaksınız. Artık söyleyecek bir şeyi kalmadığında, yazdıklarınızı bilinçli bir yetişkin olarak yeniden okumaya ve değerlendirmeye hazırsınız. Mükemmeliyetçi duygunuz içinizdeki çocuğun (genç kızın/ delikanlının) sesi ise; Bir kere şunu baştan söylemekte fayda var: kızmak, itiraz etmek, öyle olmadığını iddia etmek hiç bir işe yaramayacaktır. Siz büyümeye devam ederken, o çocuk, belki de hiç tolerans görmedi… belki de hiç gerçekten sevildiğini, kabul edildiğini hissetmedi. belki hiç takdir edilmedi. belki hep eleştirildi ve daha iyisi olmak için hep zorlandı. belki o çocuğa birisi o küçücük haliyle baş edemeyeceği ve cevap veremeyeceği kadar ağır laflar etti.
Eğer, korkan endişe eden veya kaygı denizinde kaybolmuş bir çocuk bulduysanız yapabileceğiniz en iyi şey onu şefkatle ve sevgiyle kucaklamaktır. Yalnız olmadığını, unutulmadığını.. artık kocaman bir yetişkinin (yani sizin) onu koruyup kollayacağını bilmesini sağlamaktır. Yapılması gereken işlerin hem onun hem sizin hayrınıza olduğunu, bu durumdan ancak iş birliği yaparsanız birlikte çıkabileceğinizi ona anlatın. En güzeli, bir çocukla konuşur gibi ona cevap yazın: Mükemmeliyetçi duygunuz iç eleştirmeninizin sesi ise ; İçinizdeki mükemmeliyetçi ses, bir başkasına (anneniz, babanız, geçmişte size etki etmiş başka bir büyüğünüz gibi) ait bir ses de olabilir. Bu sesi içinizde taşımaya devam etmek isteyip istemediğinizi sorun kendinize. Duygu Yoğunluğunuzu Azaltacak Etkinlikler Yapın. Her zaman hislerimizi çözebilecek durumda olamayabiliyoruz. Sinirliysek, öfkeliysek, huzursuz hissediyorsak, düşünmeye başladığımızda içimize fenalıklar geliyorsa; duygularla, falan filanla uğraşacak halimiz yoktur! Nasıl ki öfkeden köpürmüş biriyle mantıklı bir konuşma yapmamız imkansız ise veya acısı çok taze birini teselli etmek için uğraşmak faydasız ise yoğunlaşmış bu duygularımızla da ilk anda bir iletişim kuramayabilirsiniz. Ne yaparsanız yapın o duygu çorbasından anlamlı bir şey çıkmıyorsa ve ya siz o anda dinlemeye çok da istekli değilseniz öncelikle ikinci tipte ki duyguları hafifletmek için bir şeyle r yapın.
Hissettiğiniz o ağırlığı hafifletme niyetine girerek uzun bir yürüyüşe çıkın, yanınıza kağıt ve kaleminizi de alın ki hazır olduğunuz da hemen iletişime geçebilin.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Duygu Yönetimi ile Mükemmelliyetçi Olmaya Son" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.İlkten ÇETİN'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.İlkten ÇETİN'in izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     7 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.İlkten ÇETİN'in Makaleleri
► Çocuklarda Duygu Yönetimi Pdg.Uzm.Tuğba KOÇ
► Kadın Olmaya Dair... Uzm.Psk.Gizem HÜNERLİ
► Duygu Kontrolü Meral HASANDAYIOĞLU
► Duygu ve Ergen Psk.Dnş.Şafak UZUN
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 17,533 uzman makalesi arasında 'Duygu Yönetimi ile Mükemmelliyetçi Olmaya Son' başlığıyla benzeşen toplam 23 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Stres ve Stresle Baş Etme Haziran 2018
► Öfke ve Öfke Kontrolü Mayıs 2018
► Erteleme Obsesyonu Haziran 2015
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


19:06
Top