2007'den Bugüne 89,472 Tavsiye, 27,604 Uzman ve 19,642 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Panik Atak ve Panik Bozukluk
MAKALE #15990 © Yazan Uzm.Psk.Tamer Numan DUMAN | Yayın Aralık 2015 | 2,441 Okuyucu
Panik ataklar aniden ortaya çıkan çok şiddetli kaygı nöbetleridir. Genellikle bir tetikleyici ile başlar. Bu tetikleyiciler kişinin korku duyduğu bir uyaran olabileceği gibi hafif bir çarpıntı, nefes açlığı, uyuşma hissi, sindirim sistemi belirtileri vs. gibi bedensel duyumlar da olabilir. Kişi bedensel duyumlarına odaklanır. Bu odaklanma duyumları daha belirgin ve şiddetli algılamasına neden olur. Beraberinde bu belirtileri ciddi bir hastalığın ya da tehlikeli bir durumun işareti olarak düşünmeye başlar. Bu kaygıya neden olur. Kaygısının artması anksiyetenin fizyolojik tepkilerinin ortaya çıkmasına neden olur. Bunlar kalpte hızlanma, ağız kuruması, nefesin hızlı ve kesik kesik olması, terleme, titreme, ellerde ayaklarda uyuşma, baş dönmesi, bulantı, kendi bedeninden ayrılıyormuş hissi, çevreye yabancılaşma hissi gibi belirtilerdir. Tüm bu belirtiler korktuğu şeyin olmakta olduğuna, örneğin kalp krizi geçirdiğine, ya da nefessiz kalıp boğulacağına ya da çıldıracağına vs. inancının artmasına sebep olur. Bu durumda kaygısı daha da şiddetlenir, kaygının şiddetlenmesiyle birlikte belirtiler daha da artar. Sonuç panik ataktır. Belirtiler genellikle 10 dakika gibi bir süre yoğun olarak yaşanır, sonrasında yavaş yavaş azalır.
Panik kelimesi eski yunanca bir terimdir. Bir yunan mitolojisine ormanlarda yaşayan yarı insan, yarı keçi görünümünde küçük yaratıklar vardır. Bu yaratıkların yaptıkları tek şey ormanda gezinip flüt çalmaktır. Aslında kimseye bir zararları yoktur. Ancak ormana giren insanlar bu yaratıklarla karşılaştıklarında çok korkarlar yani “panic” olurlar.

Kelimenin kökeni bile panik atağın ne olduğunu çok güzel tarif etmektedir. Aslında zararsız, tehlikesiz ama tuhaf, sıra dışı şeylerin ortaya çıkardığı aşırı korku durumu. Aşırı korku yaşar çünkü kişi zararsız olduğu halde bu şeyleri çok tehlikeli olarak değerlendirir.

Panik atak tek başına psikiyatrik bir tanı değildir. Örneğin fobisi olan bir kişi fobi nesnesiyle karşılaştığında panik belirtileri gösterebilir. Post travmatik stres bozukluğu olan bir kişi travma anını hatırlatacak bir durumla karşılaştığında panik atak yaşayabilir vb. Panik bozuklukta ise yineleyici ani panik ataklar söz konusudur. Kişi başka atakların da olacağına ilişkin sürekli bir kaygı yaşar. Ataklarla ilgili olarak belirgin kaçınma ve önlem almaları vardır (alışveriş merkezine gitmeme, toplu taşım araçlarına binmeme, gideceği güzergahta hastane- sağlık kurumu belirleme, yanında ilaç taşıma vb.). Bu duruma agorafobili panik bozukluk adı verilir. Agorafobi panik atağın ya da benzeri semptomların ortaya çıkması durumunda yardım sağlanamayabileceği ya da kaçmanın zor olabileceği yerlerde ya da durumlarda bulunmaktan kaygı duymak ve kaçınmaktır. Panik atak yaşayanlar bu atakların sonucunda ortaya çıkabilecek ciddi bir tehdit algısı içindedirler. Kalp krizi geçirmek, nefessiz kalıp boğulmak, çıldırıyor olmak, bayılmak vb. Sonrasında panik atağın kendisi kişi için çok korkulan bir durum olmaya başlar. Bir anlamda kişi artık korkuyor olmaktan korkar, bedeninde olup biten en küçük bir belirtiden korkar hale gelir. Öyle ki kalbi hızlanmasın diye yürümez, en ufak gürültüye, gerginliğe tahammül edemez, çok az yemek yer vs. giderek kaçınmaların sayısı ve sıklığı artar. Çünkü atakları tekrar yaşayacaklarına dair yoğun bir kaygı yaşarlar.


Panik ataklar bir tür hafif veya ılımlı şiddette duyumla başlar.

Ardından kişide “bende bir sorun var” düşüncesi olur.

Bir sorun olduğunu düşündüğünde kişi daha da kaygılı hale gelir.

Kişi daha kaygılı hale geldiğinde bir seri diğer bedensel belirti tetiklenir.

Kişi kendisinde bir bozukluk olduğunu düşündüğü için bu bedensel duyumlara daha fazla odaklanır.

Bu durum duyumların daha da yoğunlaşmasına ve şiddetlenmesine neden olur

Ta ki bilişsel terapide katastrofik yanlış yorumlama (felaketleştirme) dediğimiz şey ortaya çıkana kadar.

Bu katastrofik yorumlamanın sonucuda kişi panik derecesinde korku hisseder.

Terapide ilk önce panik atakların hangi durumlarda, ne sıklıkta ortaya çıktığı değerlendirilir. Danışanın yaşadığı ilk atak ya da iyi hatırladığı bir atak ele alınır. O atak esnasında bedeninde ne hissetti? Bu bedensel duyumlarını nasıl yorumladı, ne düşündü? Aşama aşama ayrıntılı olarak ele alınır. Böylece danışan yaşadığı korkuyla bensel duyumlarını nasıl değerlendirdiği, nasıl yorumladığı arasındaki ilişkiyi görür. Kaygı ve insan kaygılıyken ne olup biter? Kaygılıyken bedenimizde ne gibi fizyolojik belirtiler yaşarız? Bunları neden yaşarız? Tüm bunlar danışanla konuşulur. Sonrasında danışana iki varsayım sunulur. O an yaşadıkları gerçekten korktuğu şeydi. Yani gerçekten kalp krizi geçiriyordu ya da boğuluyordu, ya da çıldırıyordu vs. İkinci varsayım o an yaşadıkları insan kaygılıyken ortaya çıkabilen nahoş ama tehlikesiz fizyolojik tepkiler. Bu iki varsayım üzerinde durulur. Kanıtlar, var olan bilgiler hangi varsayımı destekliyor? Amaç hissettiği ve tehlikeli olarak değerlendirdiği bedensel duyumların aslında insan kaygılıyken ortaya çıkan nahoş fakat aslında tehlikeli olmayan, doğal kaçma savaşma tepkisi semptomları olduğunun farkına varmasıdır. Sonrasında danışanla bu iki varsayım deneysel olarak test edilir. Devam eden görüşmelerde danışanın yaşadığı ataklar bu şekilde ele alınmaya devam eder. Buna bilişsel yeniden yapılandırma denir.
Bilişsel yeniden yapılandırma kaygısının tamamen ortadan kalkmasını tek başına sağlamayabilir. Çünkü insan bir şeyden aşırı korktuğunda ve bu korkuyu bir çok defa yaşadığında korku koşullanması denilen durum ortaya çıkar. Yani artık anksiyete tepkileri otomatik bir hale gelmiştir. Çünkü biz modern bir çağda yaşasak da beynimizin bazı bölümleri özellikle de “korku merkezi” bundan onbinlerce yıl öncesinin ilkel şartlarına göre çalışmaktadır. Bu ilkel çağlarda insanlar diğer canlılar gibi doğada yaşamaktaydı ve hayati tehlikeler çok sayıda ve yüksek ihtimalliydi. Korku duygusunun varoluş amacı alarm sistemi olmasıdır. (“anksiyete nedir?” başlığı altındaki yazıda bu konuda daha ayrıntılı bilgi edinebilirsiniz) Biz bir durumu tehlikeli olarak değerlendirdiğimizde bu merkez hiç sorgulamadan o durumu hayati bir tehlike olarak kodlar ve yine o durumla ilgili en ufak bir uyaran dahi olsa alarmı çalıştırır. Bu merkez tabir caizse bir yerden sonra laftan sözden pek anlamaz, Diğer canlılar gibi yaşayarak öğrenen yanımızdır. Yani kişi korktuğu şeyi yaptıkça, korktuğu şeye maruz kaldıkça bu merkez korkulacak bir şey olmadığına inanır ve alarm vermeyi bırakır. Bu nedenle davranışçı yöntemler kaygının azaltılması için çok önemli ve etkilidir. Exposure (maruz kalma) terapinin davranışçı yöntemleridir. Bu nedenle danışanın kaçındığı durumlar ve güvenlik davranışları belirlenir. En az kaygı duyduğu durumdan en şiddetlisine doğru bir hiyerarşik sıralama yapılır ve aşama aşama danışan bu kaçındığı durumlara maruz bırakılır. Başlangıçta bunu terapistle beraber yaparlar. İlerleyen seanslarda kendisi bu exposure deneylerini yapar. Her deneyim seansta terapistle birlikte yeniden ele alınır, değerlendirilir. Danışan bu deneyleri yaptıkça zamanla panik hissi ve sıklığı azalmaya başlar.

Panik ataklar ve panik bozukluğun tedavisinde bilişsel davranışçı terapi çok etkili bir yöntemdir. O kadar ki son bilimsel çalışmalar etkinliğinin %85 hatta %100 e yakın olduğunu göstermektedir. Tek başına BDT Psikiyatrik ilaç tedavisi artı bilişsel davranışçı terapiden bile daha etkili bulunmuştur. Terapi ortalama 15 seans (10-20 seans arası) devam eder. Başlangıçta seanslar haftada 2 hatta 3 görüşme şeklinde daha sık olabilir. İyileşme etkisinin genellikle 5-8 seanslardan itibaren ortaya çıkması beklenir. Zamanla, danışan kendini daha iyi hissettikçe seansların sıklığı azalır.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Panik Atak ve Panik Bozukluk" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Uzm.Psk.Tamer Numan DUMAN'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Uzm.Psk.Tamer Numan DUMAN'ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Tamer Numan DUMAN Fotoğraf
Uzm.Psk.Tamer Numan DUMAN
Ankara (Online hizmet de veriyor)
Uzman Psikolog
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi32 kez tavsiye edildi
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Uzm.Psk.Tamer Numan DUMAN'ın Yazıları
► Panik Atak ve Panik Bozukluk Nedir? Psk.Şeyma ALTINEL
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 19,642 uzman makalesi arasında 'Panik Atak ve Panik Bozukluk' başlığıyla benzeşen toplam 24 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Yeme Bozuklukları Ocak 2016
► Neden Duygularımız Var? Aralık 2015
► Sınav Kaygısı Ocak 2015
◊ Sosyal Fobi Eylül 2014
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


17:48
Top