2007'den Bugüne 88,758 Tavsiye, 27,435 Uzman ve 19,542 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!



Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Sosyal Fobi
YAZI #2232 © Yazan Uzm.Psk.Tamer Numan DUMAN | Yayın Eylül 2014
Sosyal Anksiyete Bozukluğu DSM-IV TR
Tanımadık insanlarla karşılaştığı ya da başkalarının gözünün üzerinde olabileceği, bir ya da birden fazla toplumsal ya da bir eylemi gerçekleştirdiği durumdan, belirgin ve sürekli bir korku duyma: kişi küçük duruma düşeceği ya da utanç duyacağı bir biçimde davranacağından korkar (ya da anksiyete belirtileri gösterir). Not: Çocuklarda, tanıdık kişilerle yaşına uygun toplumsal ilişkilere girebilme becerisi olmalı ve anksiyete, sadece erişkinlerle olan etkileşimlerinde değil, yaşıtlarıyla karşılaştığı ortamlarda da ortaya çıkmalıdır. A. Korkulan sosyal durumla karşılaşma, hemen her zaman anksiyete yaratır ki, bu anksiyete, duruma bağlı olarak, panik atak biçimini alabilir. Not: Çocuklarda anksiyete, ağlama, huysuzluk gösterme, donakalma ya da yabancı insanların olduğu toplumsal durumlardan uzak durma olarak görülebilir. B. Kişi, korkusunun aşırı ya da anlamsız olduğunun ayırdındadır. Not: Çocuklarda bu özellik olmayabilir. C. Korkulan sosyal ortamlardan ya da performans gerektiren durumlardan kaçınılır ya da bu durumlara aşırı anksiyete ile katlanılır. D. Kaçınma, anksiyöz beklenti ya da korkulan sosyal ortamlarda ya da performans gerektiren durumlarda yaşanan sıkıntı, kişinin günlük, mesleki ya da sosyal aktivitelerini ya da ilişkilerini etkiler ya da fobiyle ilgili yoğun sıkıntıları vardır. E. 18 yaşından küçüklerde, süre en az 6 aydır.
Sosyal ortamların hepimiz için bir miktar kaygı verici olması evrensel bir özelliktir. Bir sunum yapmak, iş görüşmesi, birine çıkma teklif etmek, sınıfta söz alıp soru sormak, konuşmak, bir partiye katılmak vb… Sosyal fobi veya sosyal anksiyete bozukluğunda ise kişi için toplum önünde bir sunum yapmak, birileriyle tanışmak, hatta bir lokantada yemek yemek, umumi tuvalete gitmek, bir şey satın almak, otobüse binmek gibi sosyal durumlar bile yoğun kaygı verici olabilir. Kişi böyle ortamlara girmekten mümkün olduğunca kaçınma eğilimindedir. Sosyal fobikler aslında sosyal ortamlardaki kişisel performanslarına aşrı önem verirler. Çevrelerinde olumlu bir izlenim bırakma konusunda aşırı dayatmacı olabilirler. “ herkesin takdirini kazanmalıyım, hiç hatasız ve en iyi şekilde konuşmalıyım, rahat görünmeliyim, kaygılandığımı belli etmemeliyim, insanlar benimle ilgili olumlu düşünmeli ya da olumsuz düşünmemeli” gibi. Bir taraftan da bunları gerçekleştirmekle ilgili kendi potansiyellerini yetersiz görürüler. Bu durum sosyal bir ortama girdiklerinde yoğun bir kaygı yaşamalarına sebep olur ve anksiyete programı otomatik olarak devreye girer. Kişi terleme, titreme, kızarma, sesin titremesi, çarpıntı, ağız kuruması, kaslarda gerginlik gibi fizyolojik belirtiler yaşar. Sonrasında kişi bu belirtileri yaşamaktan ve başka insanlar tarafından fark edilmesinden korkmaya başlar çünkü terlerse, sesi titrerse veya kızarırsa insanların bunu fark edeceğini ve rezil olacağını, kendisini, zayıf, tuhaf, aptal vs. olumsuz değerlendireceklerini düşünür.
Sosyal bir ortama girdiklerinde dikkat kendi bedensel duyum düşünce ve davranışlarına yönelir. Bu durum duyumlarının daha da belirginleşmesine, dolayısıyla kaygısının daha da şiddetlenmesine, aynı zamanda çevreyi ve diğer insanların davranışlarını düzgün değerlendirememesine yol açar. Sosyal fobik kişi kendini değerlendirirken kullandığı bilgiyi diğer insanlara da geneller. Yani diğerlerinin de öyle düşündüklerini varsayar. Örneğin kendisi için terlemek, ya da titremek bir felakettir, rezil olmak demektir. Diğerlerinin de terlediği ya da titrediği için kendisini bu şekilde olumsuz değerlendireceğine inanır. Dalga geçildiğini düşünmekle dalga geçilmesini, kaygılı hissetmekle kaygılı görünmeyi birbirine eş tutar. Yaşadığı kaygının ve belirtilerin çok belirgin ve fark edilir olduğuna inanır çünkü kendisi içsel olarak bu belirtileri çok şiddetli ve belirgin hissetmektedir.

Sosyal Anksiyetenin Alttipleri
•Sosyal Etkileşim
–Buluşma, konuşmaya katılma, biriyle çıkma, fikrini söyleme, haklarını savunma
•Performans
–Topluma karşı konuşmak, spor yapmak, müzik aleti çalmak, dans etmek
•Gözlenme
–Sokakta yürüme, otobüse binme, odaya sonradan girme, açık tuvaletleri kullanma, biriyle beraber yemek yeme
Sosyal fobinin bilişsel davranışçı terapisi oldukça etkili sonuçlar vermektedir. Danışanların çoğunluğunda belirtiler ve kaçınmalar belirgin olarak azalmaktadır. Rahatsızlığın tekrar nüksetmesi ilaç tedavilerine göre çok daha az olmaktadır. İyilik hali BDT ile daha kalıcıdır. Terapi yaklaşık 15-20 seans sürmektedir. Görüşmeler başlangıçta haftada bir ya da iki görüşmeyle devam ederken zamanla danışan kendini daha iyi hissetmeye de başlayınca sıklığı azalır.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Tamer Numan DUMAN Fotoğraf
Uzm.Psk.Tamer Numan DUMAN
Ankara (Online hizmet de veriyor)
Uzman Psikolog
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi30 kez tavsiye edildi
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Uzm.Psk.Tamer Numan DUMAN'ın Makaleleri
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 19,542 uzman makalesi arasında 'Sosyal Fobi' başlığıyla benzeşen toplam 20 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Yeme Bozuklukları Ocak 2016
► Neden Duygularımız Var? Aralık 2015
► Sınav Kaygısı Ocak 2015
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


18:05
Top