Arama : | Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
Okul Öncesi Dönemdeki Çocuklara Kendini Korumayı Öğretmek: Ebeveyn ve Öğretmenlerin Yaklaşımları Hakkında Öneriler
MAKALE #18610 © Yazan Uzm.Psk.Burcu ÇATALOĞLU SİNANGİN | Yayın Temmuz 2017 | 219 Okuyucu
1. BÖLÜM

Sevgili Anne Babalar ve Bakım Verenler,

Sizler için hazırlanmış bu yazının amacı istismarı önlemek ve çocukların kendilerini nasıl koruyacaklarını öğretmek için dikkat edilmesi gerekenleri paylaşmak, uygulama önerileri sunmaktır. Çocuklarınız ile önemli bir zamanı geçiren öğretmenlere yönelik öneriler de ikinci kısımda yer almaktadır. Çalıştığım okullarda öğretmenler ile bu konuda bilgilendirme toplantısı yapmaktayım. Sonrasında izleyen günlerde çocuklarla cinsel eğitim sunumu ve uygulamalar yapmaktayım. Bunun akabinde veliler ile bunları paylaşmaktayım.
Çocuklar ile bu konuda yapılan çalışma sonrası veya ev dışı ortamlarda öğrenebilecekleri bilgiler veya yaşantılar hakkında çocuklardan gelen soruları doğru yanıtlayabilmeniz önemlidir. Hazır hissetmediğiniz bir soru gelirse düşünerek yanıtlamak için zaman isteyin ve danışın. Bunun yanında sizinle bu konuda herhangi bir paylaşımda bulunmak istediğinde yaklaşımınızın nasıl olması gerektiği hakkında fikriniz olmalıdır.
İstismardan çocukları korumak amacıyla yazılan bu yazıda cinsel istismarın yanı sıra duygusal ve fiziksel istismardan nasıl korunabilecekleri hakkında bizlerin gündelik yaşamda nelere dikkat edebileceğimiz hakkında görüşler paylaşılmıştır.
Geniş anlamıyla çocuk istismarı 18 yaşın altındaki çocukların ya da ergenlerin ana-babaları, onları bakıp gözetmek ve eğitmekle görevli öğretmen, usta, koruyucu aile fertleri, vasi gibi kişiler ya da yabancı kişiler tarafından yapılan, bedensel ve/ya psikolojik olarak sağlıklarına zarar veren, fiziksel, duygusal, cinsel ya da zihinsel gelişimlerini engelleyen tutum ve davranışlardır. Ancak yapılan bu davranışın, mutlaka çocuk tarafından algılanması ya da erişkin tarafından bilinçli olarak yapılması gerekli değildir.
(Yetişkinlerin bilinçli olarak yapmadığı, çoğunlukla iyi niyetle ve eğitme-öğretme yöntemi olarak uygun gördükleri pek çok davranış biçimi duygusal istismara sebep olabiliyor.)
Gerek ev ortamında, gerek okullardaki bazı uygulamalar ve davranışlarla çocukların farkında olmadan duygusal olarak istismar edilmesi olasılığı vardır. Ebeveynler, bakıcılar veya öğretmenler tarafından yapılan bazı yanlışlar çocuğun duygusal olarak zarar görmesine sebep olabiliyor. Bu konudaki örnekler aşağıda verilmiştir.
• Yetişkinler tarafından “Sen böyle davrandığında… veya… şunu yapmadığında ben çok üzülüyorum……yaparsan ben çok mutlu olurum” vb. ifadeleri kullanılabiliyor. İlk bakışta çocuklara duyguları, empatiyi öğretmeye çalışan bir yaklaşım gibi görünüyor. Fakat bu yaklaşım hedefi değiştiriyor, çocuğa öğretmek istediğiniz davranış değil sizin duygularınız hedef olarak sunuluyor. Hedef yetişkini sevindirmek veya üzmemek mi, yoksa çocuğun yararı, gelişimi için öğrenmesi, becerileri kazanması mı? Bu yaklaşım çocuğun çevresinde sık kullanılıyorsa çocukta bir “inanç” olarak yerleşebilir, çocuk yetişkinleri memnun etmek için istemediği şeyleri yapmaya mecbur hissedebilir.
• Tabii ki öğretme sürecinde her zaman çocuğun istediği şeyler olamaz. İstemese bile onun sağlığı, güvenliği için yapmasını sağlayacağımız şeyler olması çok doğaldır. Fakat yetişkinin duygularının vurgulanması yanlış olan noktadır. Çocuk için yararı vurgulanarak motive edilmelidir.
• Çocuğu yemeye zorlamak da benzer şekilde karar verme, “hayır” deme becerilerinin gelişimine zarar verir. Yetişkinin görevi sağlıkla ilgili gerekli bilgileri vermek, model olmak, düzenli olarak birlikte sofraya oturmak ve her güne yeni bir gün olarak başlamak ve tadına bakmasını önermektir.
• Tuvaletini altına kaçırma durumlarında kızmamak gerektiğini teoride herkes biliyor. Bu durumda beden diliniz çok önemli. Çocuğa suçlu hissettirebilecek söz veya davranışınız olmamalıdır.
• Çocuğun herhangi bir davranışı yetişkine sevimli/komik gelebiliyor, gülebiliyorlar veya taklit edebiliyorlar. Çocuk bu durumda -sizin niyetiniz o olmasa bile- “ben farklıyım, yetersizim, dalga geçilecek biriyim, gülüncüm” vb. inançlar geliştirebiliyor.
• Kardeş kıskançlığını önlemek için sıklıkla ebeveynler tarafından kullanılan yöntem küçük olanı büyük olanın yanında öpüp okşamamak, daha az ilgilenir gibi görünmek. Bu tutum büyük çocuğun baş etme sürecini kolaylaştırmadığı gibi kabul etme sürecini uzatabilir, kendilik değeri fazlaca artabilir. Bu durumda en önemlisi küçük çocuk ihmal edilmiş olur, “önemsiz”, “değersiz” hissedebilir. Doğal davranmak, her çocuğun ihtiyaç duyduğu kadar ilgi gösterilmeli, eşitlik aranmamalı, adaletli davranılmalıdır.
• Yetişkinlerin büyük bir kısmı iş ve evlilik-ilişkilerinde olup bitenler hakkındaki duygularını kontrol edememekte, ebeveynlik tarzlarına doğrudan yansıtmaktalar. Benmerkezci dönemde çocuklar ebeveyninin sinirli veya üzgün oluşunu kendi suçları olarak görebilirler. (“öğlen yemeğimi yemedim, babam bana kızgın.”) Bu konuda sıkıntı yaşıyorsanız destek almalısınız.
• Çocuğa fiziksel cezaların hiç kimsenin hiç kimseye veya her ne nedenle olursa olsun yapmaya hakkı olmadığı, kimseye izin vermemesi ve böyle bir şey olursa mutlaka yardım istemesi gerektiği aşılanmalıdır. (Çocuklar birbirlerine vurduklarında bu öğretmek için iyi bir fırsattır.)
• Çocukların mahremiyetine saygı gösterilmeli, zayıf olduğu alanlarda herkesin içinde değil, bireysel olarak konuşulmalı, desteklenmelidir. Verilen geri bildirimler çocuğun davranışları ile ilgili olmalıdır. Asla genelleme yapılmamalı, kişiliğine atıfta bulunulmamalıdır.
• Öğretmen veya gerekli bir başka kişiye çocuk ile ilgili bilgi verirken çocuğun yanında olmamasına özen gösterilmelidir. Çocuğa ait özel yaşantıların çok yakınınız bile olsa onun utanacağı şekilde paylaşılmaması gerekir.
• Çocuğun odasına kapıyı çalarak girmeniz gerekir. Odasında giyinip soyunmayı, tuvalete girerken kapıyı kapatmayı öğretmelisiniz. Siz de benzer şekilde giyinirken ve tuvaletteyken kapıyı kapatmalısınız. 3 yaş ve sonrasında (zorunlu haller dışında) aynı cinsiyetten ebeveynin banyo yaptırması, bu sırada ebeveynin giyinik olması gerekir.
• Günlük akış içinde çocuklara cinsel eğitim verilmesi gereken durumlar meydana gelebilir. Bununla birlikte okulumuzda çocuklarla birlikte video izleyerek onlara kendilerini nasıl koruyacaklarını basitçe anlattık. Bunun için uygun sözel anlatım şu şekildedir: “Bu beden sana ait. Sen izin vermezsen kimse seni öpemez, sana dokunamaz. Özel bölgelerin penisin/vajinan, popon, dudakların ve göğsün. Özel bölgelerine annen, baban seni giydirirken, temizlerken, yıkarken dokunabilir. Öğretmenin giydirirken ve temizlerken; doktor ve hemşireler tedavi için gerektiğinde annen baban yanındayken dokunabilir. Bunun dışında kimseye izin vermemeli ve sen de başkasına dokunmamalısın.” Bu anlatım uygundur ve gerektiğinde tekrarlanabilir. Önemli olan çocukların endişeye kapılmamalarıdır. Doğal öğretim sürecinde rahat bir şekilde anlatılmalıdır. Aşırı vurgu yapılmamalıdır.
• Çocuğunuzda duygu ve davranış değişikliklerini fark ettiğinizde, özellikle yaşına uygun olmayan cinsel davranış taklitleri veya oyunlar eşlik ediyorsa zaman kaybetmeden danışmalısınız. Ne yazık ki en sık istismar eden kişiler en yakınlarınızdan biri olabiliyor. Çevrenizdekilere güvenin ama her ihtimali aklınızın bir köşesinde tutun.
• Çocuğa güç uygulandığında kendisini koruması için çaba göstermesi gerektiği öğretilmeli, kaçma becerisini geliştirecek oyunlar oynanmalı, özellikle baba oğul oyunlarında çocuğun gösterdiği direnç güç gösterisi ile kırılmamalı, hareketlerini kısıtlayacak düzeyde güç uygulanmamalıdır.
• Bazen bir alışveriş merkezinde, apartmanda veya sokakta çocuğunuzdan izin almadan sarılmaya, öpmeye çalışan yetişkinlerle karşılaşabilirsiniz. Kesin bir dille uyarın ve engelleyin. Çocuğunuzun korkmasına sebep olmayacak şekilde tepkinizi kontrol edin. Bu yolla çocuğunuza nasıl “hayır” deme hakkı olduğunu yaşatarak öğretmiş olursunuz.
• Çocuğun ebeveynleri veya diğer yetişkinler tarafından dudaktan öpülmemesi gerekir.
• Çocuk size istismar edildiğini açıklarsa veya ima ederse; mutlaka baş başa kalacağınız bir yere geçerek göz teması kurun, yakın olun, rahat hissettiğini kontrol ederek dokunun, dinlediğinizi gösterin ve cesaretlendirin. “Sana inanıyorum. Teşekkür ederim. İyi ki bunları anlattın. Senin suçun değil.” Sakinliğinizi koruyun. Ona yardım edeceğinizi söyleyin. Bunu yapan kişiye olan kızgınlığınızı dile getirmekten çekinmeyin.
• Bilgi ve uygulamaları aşırı vurgulamaktan ve alarm durumuna geçmekten kaçının. Doğal akış içinde ve belli zaman aralıklarıyla çeşitli anlatım ve görsel sesli materyalleri kullanabilirsiniz.

2. BÖLÜM
Sevgili Öğretmenler,
Size bu yazıyı gönderme amacımız istismarı önlemek için çocukların kendilerini nasıl koruyacaklarını ve çevrelerinden nasıl yardım isteyeceklerini öğretmektir. Bu yazıyı okuduktan sonra konu hakkında soru veya geribildiriminiz olduğu takdirde bu internet sayfamdan özel mesaj gönderebilirsiniz.
Bulunduğunuz konum, çocuklarla geçirdiğiniz zaman, çocuklara olan yakınlığınız ve kurduğunuz bağ sayesinde çocuğun korunması ile ilgili önemli bir roldesiniz.
Çocuklar ile bu konuda anaokullarında yaptığım çalışmalar sonrası çocuklardan öğretmenlere bazı sorular geldiğine şahit olmaktayım. Çocukların sorularını doğru şekilde yanıtlayabilmeniz gerekir. Bunun yanında sizinle bu konuda herhangi bir paylaşımda bulunmak isteyen öğrenciniz olabilir. Bu konudaki yaklaşımınızın nasıl olması gerektiği hakkındaki bilgiler bu yazıda mevcuttur.
İstismardan çocukları korumak amacıyla yazılan bu yazıda cinsel istismarın yanı sıra duygusal ve fiziksel istismardan nasıl korunabilecekleri hakkında görüşler paylaşılmıştır.
Geniş anlamıyla çocuk istismarı 18 yaşın altındaki çocukların ya da ergenlerin ana-babaları, onları bakıp gözetmek ve eğitmekle görevli öğretmen, usta, koruyucu aile fertleri, vasi gibi kişiler ya da yabancı kişiler tarafından yapılan, bedensel ve/ya psikolojik olarak sağlıklarına zarar veren, fiziksel, duygusal, cinsel ya da zihinsel gelişimlerini engelleyen tutum ve davranışlardır. Ancak yapılan bu davranışın, mutlaka çocuk tarafından algılanması ya da erişkin tarafından bilinçli olarak yapılması gerekli değildir.
(Yetişkinlerin bilinçli olarak yapmadığı, çoğunlukla iyi niyetle ve eğitme-öğretme yöntemi olarak uygun gördükleri pek çok davranış biçimi duygusal istismara sebep oluyor.)
Gerek ev ortamında, gerek okuldaki bazı uygulamalar ve davranış yönetim metodlarında çocukların farkında olmadan duygusal olarak istismar edilmesi olasılığı vardır. Ebeveynler veya öğretmenler tarafından sıklıkla yapılan bazı yanlışlar çocuğun duygusal olarak zarar görmesine sebep olabiliyor.
• “Sen böyle davrandığında… veya… şunu yapmadığında ben çok üzülüyorum…… yaparsan beni çok mutlu edersin” vb. ifadeleri kullanılabiliyor. İlk bakışta çocuklara duyguları, empatiyi öğretmeye çalışan bir yaklaşım gibi görünüyor. Fakat bu yaklaşım hedefi değiştiriyor, çocuğa öğretmek istediğiniz davranış değil sizin duygularınız hedef olarak sunuluyor. Hedef yetişkini sevindirmek veya üzmemek mi, yoksa çocuğun yararı, gelişimi için öğrenmesi, becerileri kazanması mı? Bu yaklaşım çocuğun çevresinde sık kullanılıyorsa çocukta bir inanç olarak yerleşebilir, çocuk yetişkinleri memnun etmek için istemediği şeyleri yapmaya mecbur hissedebilir.
• Çocuk etkinliğe katılmak istemiyorsa ve zorluyorsak (genel eğilimi hiçbir etkinliğe katılmamak ise bu değerlendirilmeli, ilgi çekme yöntemi olarak kullanıyorsa izin verilmemeli, etkinliğe katılmayacaksa akışı bozmaması için sınır koyulmalı) seçme şansın ve “hayır” deme şansın yok demiş oluruz. Çocuğun “HAYIR” diyebilme şansının olduğunu bilmesinin istismarı önlemedeki etkisini hepimiz biliyoruz.
• Çocuğu yemeye zorlamak
• Tuvaletini altına kaçırma durumlarında kızmamak gerektiğini teoride herkes biliyor. Bu durumda beden diliniz çok önemli. Çocuğa suçlu hissettirebilecek söz veya davranışınız olmamalıdır.
• Çocuğun herhangi bir davranışı ebeveyne/öğretmene sevimli/komik gelebiliyor, gülebiliyorlar veya taklit edebiliyorlar. Çocuk buna maruz kaldığında “ben garibim, farklıyım, dalga geçilecek biriyim, gülüncüm” vb. inançlar geliştirme riski bulunmaktadır.
• Bazı çocuklar sessiz yapıları gereği ilgiyi çekmede zorlanabilir. Tersi durumda ilgi çekmek için uygun olmayan yüksek tepkiler veren çocuklar vardır. Her çocuğun duygularının anlaşılmasına ve yetişkin tarafından desteğe ihtiyacı vardır. Öğretmenler farkında olmadan duygusal olarak ihmal ettikleri bir öğrenci olup olmadığını düşünmeliler ve kendilerini gözlemlemeliler. Çocukları doğru gözlemlemede pek çok öğretmenin gayret gösterdiği görülmektedir. Fakat öğretmenlerin kendilerini gözlemleme becerilerini geliştirmeleri bundan daha önemlidir. Pek çok durumda çocuktaki davranışları tetikleyebilecek tutum ve davranışlarınız olabilir. Özellikle benzer sorun birden fazla öğrencinizde aynı dönemde görülüyorsa dikkatinizi kendinize çevirin. Gerekiyorsa sizi gözlemlemesi için güvendiğiniz bir çalışma arkadaşınızdan veya rehberlik biriminden yardım isteyin.
• Öğretmenlerin bir kısmı özel hayatlarında olup bitenler hakkındaki duygularını sınıftaki tarzlarına doğrudan yansıtmaktalar. Benmerkezci dönemde çocuklar öğretmenin sinirli veya üzgün oluşunu kendi suçları olarak görebilirler. (“öğlen yemeğimi yemedim, öğretmen bana kızgın.”) Bu konuda sıkıntı yaşıyorsanız veya herhangi bir geribildirim aldıysanız, destek almalısınız. Bu durum aile ve arkadaş ilişkilerinizde de sorun yaratıyor olabilir.
Fiziksel cezaların hiç kimsenin hiç kimseye veya her ne nedenle olursa olsun yapmaya hakkı olmadığını, kimseye izin vermemesi ve böyle bir şey olursa mutlaka yardım istemesi gerektiği aşılanmalıdır. (Çocuklar birbirlerine vurduklarında bu öğretmek için iyi bir fırsattır.)
Çocukların mahremiyetlerine saygı gösterilmeli, zayıf olduğu alanlarda herkesin içinde değil, bireysel olarak konuşulmalı, desteklenmelidir. Ailesi ile ilgili özel bilgilerin paylaşılması durumunda merakınıza yenik düşmeden bunun ailesine özel olduğu hatırlatılmalıdır. Çocuk ile ilgili aileye bilgi verirken çocuğun yanında olmamasına özen gösterilmelidir.
Cinsel eğitim nasıl verilir? Çocuklarla birlikte bir video izleyerek, resimler göstererek onlara basitçe anlatabiliriz. Bunun için uygun anlatım şu şekildedir: “Bu beden sana ait. Sen izin vermezsen kimse seni öpemez, sana dokunamaz. Özel bölgelerin penisin/vajinan, popon, dudakların ve göğsün. Özel bölgelerine annen, baban seni giydirirken, temizlerken, yıkarken dokunabilir. Öğretmenin giydirirken ve temizlerken; doktor ve hemşireler tedavi için gerektiğinde dokunabilir. Bunun dışında kimseye izin vermemeli ve sen de başkasına dokunmamalısın.”
Cinsel gelişim evresindeki öğrencilerinize doğru mesajlar vermeniz gerekir. Özel bölgelerine dokunmanız gerektiğinde izin almanız, izin alarak öpmeniz vb. gerekir. Sevgiyi göstermenin öpmek, dokunmak dışındaki yollarını da etkin şekilde göstermelisiniz. 6 yaş sınıflarında kız-erkekler tuvaletlere ayrı gönderilmeli, soyunma odaları farklı olmalıdır. Daha küçük gruplarında bu gerekli değil, hatta öğreticidir. Ayıp, günah vs. kavramlar kullanılmamalıdır.
Çocukların duygu ve davranış değişikliklerini fark edebilecek yakınlıktasınız. Sizin bunlara hakim olmanız gerekir. Şüphelendiğiniz bir durum olduğunda zaman kaybetmeden rehberlik birimine bildirmelisiniz.
Çocuk istismarını bildirme konusundaki okul politikanız belirli olmalıdır. Bir çocuk bir öğretmene istismarı anlatırsa öğretmen kiminle paylaşacak ve o kişi kime bildirecek? Tabii ki bilgi edinen öğretmen diğer öğretmenlerle asla paylaşmamalıdır.
Çocuk size istismar edildiğini açıklarsa veya ima ederse; mutlaka baş başa kalacağınız bir yere geçerek göz teması kurun, yakın olun ama izin almadan dokunmayın, dinlediğinizi gösterin ve cesaretlendirin. “Sana inanıyorum. İyi ki bunları anlattın. Senin suçun değil.” Okuldaki kimsenin bunu bilmeyeceğine dair söz verin. Gerekli kişilere bildirmek zorunda olduğunuzu, yardım edeceklerini söyleyin. Çocuğun kurduğu cümleleri not alın. En kısa zamanda okulda belirlediğiniz kişiye bildirin.
Okul öncesi öğretmeni olarak bu önemli ve değerli görevinizde başarılar ve mutluluklar dilerim.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Okul Öncesi Dönemdeki Çocuklara Kendini Korumayı Öğretmek: Ebeveyn ve Öğretmenlerin Yaklaşımları Hakkında Öneriler" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Uzm.Psk.Burcu ÇATALOĞLU SİNANGİN'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Uzm.Psk.Burcu ÇATALOĞLU SİNANGİN'in izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Uzm.Psk.Burcu ÇATALOĞLU SİNANGİN'in Makaleleri
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 16,468 uzman makalesi arasında 'Okul Öncesi Dönemdeki Çocuklara Kendini Korumayı Öğretmek: Ebeveyn ve Öğretmenlerin Yaklaşımları Hakkında Öneriler' başlığıyla benzeşen toplam 22 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Çalışan Anne Misiniz? Nisan 2014
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


06:54
Top