2007'den Bugüne 81,431 Tavsiye, 25,868 Uzman ve 18,108 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!



Çocuklara Karşıt Olma-Karşı Gelme Bozukluğu
MAKALE #20817 © Yazan Uzm.Psk.İrem AFŞAR | Yayın YENİ Ekim 2019
Karşı Gelme Bozukluğu Nedir?

Karşı Gelme Bozukluğu (KGB) çocukluk ve ergenlik dönemlerinde sıklıkla görülen, kişinin akademik becerilerini, sosyal ve ailevi ilişkilerini, ruhsal durumunu ciddi boyutlarda etkileyen önemli bir bozukluktur. Genel olarak tanımlanacak olursa Karşı Gelme Bozukluğu, “Toplumsal normlara ve başkalarının temel haklarına saldırı olmaksızın olumsuz, düşmanca, başkaldırıcı, kışkırtıcı ve bozucu davranış örüntüleriyle karakterize bir yıkıcı davranış bozukluğudur.” (Uysal, 2012).

Şüphesiz ki bu bozukluğa sahip çocukları ve ergenleri yetiştirmek, eğitmek, onlarla baş edebilmek aile ve okullar için çok zordur. KGB’ye sahip öğrencilerle eğitim yapmak öğretmenler için son derece yıpratıcı olabilir (Austin & Sciarra, 2012). Çünkü bu çocuklar otoriteyi temsil eden her kimse (anne, baba, öğretmen, müdür) ona ve kurallarına kasıtlı olarak başkaldırırlar. İtaat etmeyi ve sorumluluk almayı reddederler ya da sorumluluklarını söylenerek yerine getirirler. Aile içinde, okulda ya da bozukluğun devamı halinde meslek hayatında zorlanır ve zorluklar çıkarırlar. Okulda düşük performans sergilerler ve karşı gelme bozukluğu tanısı almamış öğrencilere göre okulu bırakma oranları daha yüksektir (Austin & Sciarra, 2012).

Gelişimlerine uygun olmayan davranışları ve otorite figürlerine karşı itaatsizlik vardır (Austin & Sciarra, 2012). Bu çocuklar sınıf içerisinde yönlendirilmek istemezler, sınırlara ve kurallara karşı gelirler (Arslan, 2015). Davranışlarını ve verdikleri tepkileri haklı ve uygun görürler (Uslu, 2011). Dik başlı, uyumsuz, isteksiz, uzlaşmazdırlar (Arslan, 2015).

KGB’de kişi olayları hatırlama, olanlardan ders çıkarma, davranışların sonucunu ön görme, uygun davranma, kendini denetleme, akıl yürütme ve problem çözme gibi birçok alanda sorun yaşayabilir (Austin & Sciarra, 2012). Hatta yaşadıkları en büyük sorunun problem çözme olduğunu söyleyebiliriz. Saldırganlık ve öfke, sağlıklı problem çözme becerilerinin boşluğunu doldurduğu bir yöntem işlevi görür. Bu becerilerin kişiye kazandırılması gerekir.

Belirtileri Nelerdir?

KGB, DSM-5’te ‘Yıkıcı Davranış Bozuklukları’ başlığı altında yer almaktadır. Bu başlık altında belirtileri sayılmış ve ağır olmayan-orta-ağır şeklinde derecelendirmesi yapılmıştır. Belirtilerden dördünün veya daha fazlasının en az altı ay süreyle, kardeşi olmayan en az bir kişi ile etkileşimi sırasında ortaya çıkması halinde kişiye KGB tanısı konulur (APA, 2013). Bu bozukluk kişide ya da yakın çevresinde (aile, arkadaşlar, öğretmenler vb.) sorunlara yol açar ve toplumsal, akademik işlevleri olumsuz yönde etkiler. Belirtiler aşağıdaki gibidir:

Sık sık tepesi atar.
Sık sık alınganlık gösterir ve kolayca kızar.
Sık sık öfkelenir, kırılır, içerlenir ve gücenir.
Otorite figürü ve büyükleri ile tartışmalara girer.
Otorite figürlerinin ve büyüklerinin kuralarına sıklıkla uymaz ya da bunlara karşı gelir.
Bilerek ve isteyerek başkalarını kızdırır.
Kendi yanlış davranışlarından ötürü başkalarını suçlar
Düşmanlık besler ve kin tutar.
Aynı zamanda DSM-5’te karşı gelme davranışlarının gerçekleştiği yerlere göre şiddeti hakkında bir derecelendirme de yer alıyor (APA, 2013). Bu derecelendirmeye göre belirtilerin yalnız bir ortamda (örneğin ev) ortaya çıkması halinde tanı ağır olmayan olarak konuluyor. Belirtiler en az iki ortamda (örneğin evde, okulda, arkadaşların yanında) ortaya çıkıyorsa orta, üçten fazla ortamda görülüyorsa ağır olarak tanılanıyor.

Davranım Bozukluğu ve Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu ile Karıştırmamalıyız!

Karşı Gelme Bozukluğu (KGB), Davranım Bozukluğu (DB) ve Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) birbirleriyle sıklıkla görülen ve ortak yönleri bulunan, bazı vakalarda iç içe geçmiş bozukluklardır. Her ne kadar benzerlikleri bulunsa da farklı tanılardır ve ayrı ayrı incelenmeleri gerekir. Bu nedenle aralarındaki farkı iyi ayırt etmek gerekir.

KGB’nin DEHB ile birlikte görülme oranı çok yüksektir. İmren, Arman, Gümüştaş, Yulaf ve Çakıcı (2012) tarafından yapılan araştırmaya göre DEHB tanısı alan çocukların %34.7’ sinde eş tanı bulunuyor. Bu tanılardan en sık olanı ise % 24.5 ile KGB’dir. Yüce, Zoroğlu, Ceylan, Kandemir ve Karabekiroğlu (2013)’nun yaptığı araştırmaya göre DEHB tanısına eşlik eden KGB oranı %69.4 olarak bulunmuştur. Bu rakamlar iki bozukluğun birbiriyle ne kadar bağlantılı olduğunu gösterir. DEHB’de görülen sözü kesme, birden bire konuşma gibi belirtiler KGB’de de görülüyor. Ancak aralarındaki fark birisinde davranışın kasıtlı, diğerinde kasıtlı olmayışıdır. DEHB tanısı almış bir çocuk bu davranışı kasıtlı olmadan ya da kuralları çiğneme amacı gütmeden dürtüsel bir şekilde gerçekleştirir. Ancak KGB tanısı almış bir çocuk bu davranışı bilerek, isteyerek, kendi karşıt olma davranışlarına hizmet edecek şekilde gerçekleştirir. Yaygın ve kabul gören bakış açısı budur. Bazı çocuk psikiyatristleri ise farklı olarak DEHB’nin eşlik etmediği durumlarda KGB tanısı konan vakalarda gerçek tanının depresyon olduğunu ileri sürüyor (Uslu, 2011).

KGB, DB’nin daha az şiddetli ve ondan bir önceki basamağı olarak değerlendirilir. DB, KGB’nin pek çok belirtisini barındırır ancak aynı şeyi ifade etmezler. DB’ye nazaran davranışlar çevreye için rahatsızlık verici olsa da hak ihlali yoktur (Uslu, 2011). KGB suç işleme, zarar verme ile karakterize değildir. Bu bozukluğa sahip çocuklar hayvanlara veya insanlara, mala veya cana bile bile zarar vermezler. Suç işlemezler. DB’de olduğu gibi hırsızlık yapma, yangın çıkarma, okuldan, evden kaçma (APA, 2013) gibi davranışlar sergilemezler. Bu çocuklar kurallara uymamak için direnen, yapması gerekenleri söylenerek yapan, büyüklerini sinir etmeye çalışan, arkadaşları tarafından kolay kızdırılabilen, öfkesini kontrol etmekte güçlük çeken ama bu öfkeyi bağırma-çağırma-tepinme boyutunda tutabilip saldırganlığa veya kapı pencere indirmeye vardırmayan çocuklardır (Uslu, 2011). Ayrıca çok az kısmında kötü bir klinik gidişat vardır. Ve yalnızca belirtilerin çoğunu gösteren şiddetli klinik tabloya sahip olan vakalar ilerleyen yıllar için davranım bozukluğu riski taşırlar (Uslu, 2011).

Nedenleri Nelerdir?

KGB’nin bugüne kadar yapılan çalışmalarda çok çeşitli nedenleri araştırılmıştır. Bozukluğu tetikleyebilecek ya da seyrini etkileyebilecek pek çok etken vardır. Bu nedenle araştırmacılar sıklıkla tek neden üzerinde yoğunlaşarak bu bozukluğu anlamanın mümkün olmayacağını belirtmiştir. Çok yönlü incelenmesi tavsiye edilmiştir. Genel olarak ele alacak olursak KGB’nin biyolojik, bireysel, çevresel ve ailesel faktörler vardır.

Bozukluğun genetik ve hormonal bir alt yapısı bulunuyor. Aynı zamanda mizaç hakkında yapılan boylamsal araştırmalar bir risk unsuru olabildiğini göstermiştir (Uslu, 2011). Yani zor mizaca sahip bir çocuğun KGB tanısı alması daha olasıdır. Güvensiz bağlanma da KGB ile ilişkilendirilmektedir (Uslu, 2011; Uysal, 2012). Bu durumda güvenli bağlanma koruyucu bir faktör olarak karşımıza çıkmaktadır.

Sıklıkla üzerinde durulan ve tedavide sürecine dahil edilen en önemli faktörün aile olduğunu söyleyebiliriz. KGB’nin işlevsel olmayan ebeveyn tutumları (aşırı baskıcı, tutarsız, katı disiplinli, düşük denetimli) nedeniyle geliştiği söylenebilir (Austin & Sciarra, 2012). Zayıf aile ilişkileri, uyumsuzluk, aile içi anlaşmazlıklar, şiddet, istismar, ihmal ve aile öyküsünde psikiyatrik bozuklukların bulunması karşıt olma davranışlarıyla ilişkilidir (Uslu, 2011). Bazı teoriler ise aile fonksiyonlarının yetersizliğine işaret eder. Örneğin erken çocukluk döneminde normal gelişen karşıt olma davranışlarına ailelerin verdiği tepkiler, uygun sosyal becerileri ya da artan karşı gelme davranışını şekillendirmede etkili olur. Çocuğun olumsuz tepkisine karşılık olarak katı bir sınırlandırma uygulanırsa tepkinin şiddeti artar. Anne-baba ve çocuk gerçekleşen bu olumsuz iletişim döngüsünün sürekli olarak gerçekleşmesi tehlikelidir. Yani her karşı gelme davranışının ardından çocuk katı bir tutumla karşılaşırsa bu durum KGB’yi tetikleyebilir. Tutarsız disiplin anlayışının olması çocuğun, itaatsizlik, kurallara uymama, bağırma, vurma gibi davranışları gerçekleştirmesine neden olabilir. Baskılar, küçümseme ve aşağılama, çocuğun kendisini koruyabilmesi için meydan okumalara neden olabilir (Arslan, 2015).

Başka bir bakış açısı da erken dönemlerde yaşanan olumsuz deneyimlerin etkisini vurgular (Uslu, 2011). Bu olumsuz yaşantılara bağlı olarak çocukların düşmanca bir bakış açısı geliştirdiklerine, düşmanca davranmaya ve bu yönde sinyaller almaya meyilli olduklarına odaklanılır.

Karşı gelme davranışlarının farklı kültürlerde farklı algılanması da söz konusudur (Erman, Öncü, Türkbay, Erman, Turgay ve Yorbık, 2000). Kanadalı ve Türk ailelerle yapılan bir çalışmada Türk aileler çocuklarını daha hareketli ve dürtüsel değerlendirmişlerdir. Bunun nedeni bir kültürde normal görülen bir davranışın farklı bir kültürde anormal olarak değerlendirilmesidir. Burada tanı kriterlerinde kültürel değerlere duyarlılığın önemi açığa çıkmaktadır.

Karşıt olma karşı gelme bozukluğu nasıl tedavi edilir?

Çocuk psikoloğundan yardım alınmalıdır. Çocuk psikoloğu aile ve çocuklarla birlikte çalışır. Terapiler ve aile desteği ile birlikte üstesinden gelinebilir.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Çocuklara Karşıt Olma-Karşı Gelme Bozukluğu" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Uzm.Psk.İrem AFŞAR'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Uzm.Psk.İrem AFŞAR'ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     1 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
İrem AFŞAR Fotoğraf
Uzm.Psk.İrem AFŞAR
İstanbul
Uzman Klinik Psikolog
Uzman Klinik Psikolog, Çocuk ve Ergen Psikoterapisti, Çocuk Testleri Uygulayıcı, Eğitmen
TavsiyeEdiyorum.com ÜyesiTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Uzm.Psk.İrem AFŞAR'ın Yazıları
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,108 uzman makalesi arasında 'Çocuklara Karşıt Olma-Karşı Gelme Bozukluğu' başlığıyla benzeşen toplam 38 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► YENİÖğrenme Bozukluğu (Disleksi) Eylül 2019
◊ YENİÇocuklarda Saç Yeme Ekim 2019
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


14:49
Top