2007'den Bugüne 82,002 Tavsiye, 26,001 Uzman ve 18,203 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!



Ego Savunma Mekanizmaları
MAKALE #20927 © Yazan Dr.Mehmet TEKNECİ | Yayın YENİ Kasım 2019
Bastırma

Diğer savunma düzeneklerine göre daha temel olan bastırma, dürtü anı ve deneyimlerin bilinçdışına itilmesi ve orada tutulmasıdır. İlk olarak Freud tarafından ortaya atılmış ve bu döneme kadar açıklanamayan birçok normaldışı davranış ve anlam verilemeyen ruhsal sorunun ve belirtinin anlaşılması bastırma savunma düzeneğinin aydınlatılması ve bununla beraber bilinçdışı kuramın ortaya atılması ile sağlanmıştır.Yaşamın erken dönemlerinde yaşanan ve davranışlarımıza yön veren birçok anı, duygu ve gereksinimlerimiz olmuştur. Fakat bunların büyük bir bölümü bilinçli olarak hatırladığımız anılar arasında değildir. Yalnızca psikanaliz yöntemleriyle bunların belli bir bölümünü bilinç düzeyine çıkarabilir ve anımsama olanağı bulabiliriz. Bilinçdışına itilen ve orada tutulan dürtü, istek, anı ve duyguların bilinç düzeyine çıkması acı ve bunaltı verici olduğundan dolayı genellikle benlik kabul edilemez görür. Bu nedenle benlik tarafından bastırılır. Bastırma her insanın kullandığı bir savunma mekanizmasıdır. Fakat bu ne kadar çok kullanılırsa yaşamda doyum ve yeni uyum yolları bulmada o kadar güçlük çekilir.



Örneğin dört-beş yaşlarındaki bir çocuğun cinsel konulara yönelik olan ilgisi ve ilerde görülen ana-babaya yönelik kıskançlık duyguları, cinsel istekler, korkular sık görülür. Bu çağlarda bilinçli olan ve çoğunlukla söze de dökülen duygu, istek ve korkular zamanla tamamen veya kısmen bilinçdışının derinliklerine itilirler. Bunların bir parçası yüceleştirme savunma mekanizması ile önemli değişikliklere uğrar, bir parçası da bastırılmış olarak bilinçdışında etkin bir güçte kalır. Böylece bilinçdışındaki karmaşa saplantılı olarak devam eder, kişi ayırt edemez fakat davranışlarında etkileri görünür. Yetişkin bireylerde anlamsız görünen ve açıklanamayan davranış örüntülerini biçimlendiren güçlerde bunlardır. Bunun yanısıra bastırma savunma mekanizması günlük hayatta dil sürçmeleri olarak ortaya çıkabilir. Dilimizin ucunda dediğimiz unutkanlıklar, dalgınlıklar gibi durumlar bastırma belirtileridir.

Yadsıma (İnkar)

Yadsıma ilkel savunma mekanizmalarından biridir. Benlik için tehlikeli olarak algılanan bir gerçeği yok saymaktır. Çoğu zaman insanlar için acı verici bir gerçeği görmekten kaçınırlar ve bunun bilincinde olmazlar. Bazı utanç yada suçluluk duyguları çoğu zaman sadece bilinçdışına itilmekle kalmaz, sanki hiç yaşanılmamış gibi algılanabilir.Örneğin, öfke en sık yadsınan duygulardan biridir. Kişi öfkeli olduğu göründüğü halde hiç farkında olmadan bunu yadsıyabilir. Bu savunma düzeneğinin yoğunlaşmasıyla birlikte kişinin gerçeklerle olan bağlantısı zayıflar. Özetle, gerçeğin kesin ve sarsılmaz bir biçimde yadsınması ancak normal dışı durumlarda görülebilir.

Yansıtma

Bazı dürtü, ihtiyaç yada yaşam olayları dışarıya aktarılıp, yansıtılıp, dışarıdaymış ya da dışarıdan kendisine yöneltiliyormuş gibi algılanması da önemli savunma mekanizmalarından biridir. Kusurlu taraflarımızı kendimize yakıştıramadığımızdan bunları başkalarında görmek çok daha kolay gelir. Örneğin içinde öfke ve kin olan bir kişi insanların kendisinden nefret ettiğini düşünebilir. Böyle bir durumda hem yadsıma yani kişinin kendisindeki kin ve öfke duygusunu yok sayması hem de yansıtma yani öfke ve kin duygusunun diğer insanlardan kendisine karşı olduğunu düzeneği işlemektedir.

İçe-Atım

İçe atım da benliğin ilkel savunma mekanizmalarından biridir. Başka bir kimsenin tüm varlığı ya da belli bir parçası benliğin içine sanki yenilip yutulmuş gibi atılmasıdır. Kişinin içine atılmış olan bu nesne, benlik içinde yabancı bir cisim gibi varlığını sürdürür. İçe-atım, özdeşim savunma mekanizmasının öncüsüdür fakat özdeşimde bir başka kişinin özelliklerinin benimsenmesi ve kişinin kendi benliğinin bir parçası haline gelmesi söz konusudur. İçe-atımda ise nesne benliğin içerisinde sanki ayrı bir varlıkmışçasına yaşatılır. Örneğin, içe atılmış olan sevgi nesnesine yönelik hissedilen kin ve nefret duygusuyla kişi kendi içindeki bu nesneyi öldürmek isteyebilir. Bazı intihar durumlarında böyle içe-atılmış bir nesnenin yok edilmesi amacı olabilmektedir. İçe-alım eylemi ile içe-atım mekanizmasının genellikle eş anlamda kullanılmasına karşın içe alım eylemi daha çok küçük çocuğun dışardan verilen besinleri, gelen uyaranları her türlü içe alım organı ile içe alarak beslenmesini ifade eder. İçe-atım ise bir nesnenin yok edilmek ya da bende içinde yaşatılmak amacıyla benliğe alınması ve onun sanki ayrı bir nesneymiş gibi içerde tutulması; gerekirse yaşatılması, gerekirse yok edilmesi gibi ilkel bir savunmadır.

Bölme

İçe-atılmış nesnenin olumlu ve olumsuz yanları olabilmektedir. İnsan benliğinde bulunan doğal dürtülerin ya da içe atılmış olan nesnenin olumlu ve olumsuz, iyi ve kötü olarak bilinen parçalara bölünmesi en ilkel savunma düzeneklerinden biridir. Benlik içinde yaşatılan en önemli ilk nesne olan anne iyi ve kötü olarak tutuldukça, benliğin kendisi de bölünmeye uğramaktadır.

Çözülme

Bölme savunma mekanizmasıyla eş anlamlı olarak kullanılabilmesiyle birlikte, çözülmede daha çok bireyin kişilik yapısında kopmalar söz konusudur. Çözülme, kişinin zihnindeki düşünce ve duygularının bağlı olduğu olaylardan koparak benliği etkileme süreci olarak tanımlanmaktadır. Tipik olan çözülme örnekleri; histerinin çözülme nevrozu (disosiatifnevroz) denilen türünde unutmalar, bayılma nöbetleri, uyurgezerlik gibi belirtilerde görülür. Bu durumlarda düşüncenin zihnin bütünlüğünden ayrılarak bağımsız ve otomatik bir davranış belirtisini ortaya çıkarması söz konusudur.

Yer Değiştirme

Çatışmaya neden olabilecek ve benlik tarafından kabul edilemeyen bir dürtünün ya da duygunun asıl nesnesi yerine başka bir nesneye yöneltilmesi yoluyla çatışma ve bunaltının azaltılması ya da önlenmesidir. Örneğin içinde annesi ya da babasına yönelik derin bir öfke barındıran genç, bu öfkesini başka insanlara, topluma ya da onun için anne-babayı temsil eden otoriteye karşı yöneltebilir. Böylece öfke ve saldırganlık dürtüsü kendisine suçluluk duygusu hissettirebilecek bir nesneden başka bir nesneye yer değiştirmiş olur. Obsesif-kompulsif nevrozda da yer değiştirme savunma mekanizmasının rolü vardır. Üst benlik yüzünden kendini suçlu ve kirli olarak algılayan kişide bu ruhsal kirlilik duygusu bedeninin ya da eşyaların kirli olduğu duygusu ile yer değiştirir.

Kendine Yöneltme

Saldırganlık dürtüsü doyum sağlayıcı bir nesnenin elde edilmesinin engellendiği durumlarda ortaya çıkar. Sıklıkla bu engel çevreden kaynaklı olabildiği gibi kişinin kendisine karşı koyduğu engellerden kaynaklı da olabilmektedir. Yargılayıcı veya yasaklayıcı değerler kişinin engellenmesine neden olabilmektedir. Örneğin, ‘‘annene babana kızamazsın, onlara karşı kötü duygular hissedemezsin’’ ilkesi ile büyümüş olan bir kişi herhangi bir sebeple anne-babasına öfke duygusu hissederse ne yapacaktır? Birkaç seçenek söz konusudur; bur duygusunu anne-babasına yöneltebilir, bilinçli olarak bastırabilir, bilinçdışı olarak bastırma savunma mekanizması ile kontrol altına alabilir ya da yer değiştirme savunma mekanizması ile öfkesini başka nesnelere yönlendirebilir. Bir başka seçenekte kişinin bu duygularını kendisine yöneltmesidir. Sevdiklerine kızdığında kendi canını acıtıp kişinin kendisini cezalandırmasıdır.

Akla Uygunlaştırma

Akla uygunlaştırma, benlik için acı verici olan durumlarda akla uygun görünen ve benliğe sıkıntı vermeyecek olan bir açıklama bulmaktır. Sık kullanılan savunma mekanizmalarından biridir. Örneğin, insanlardan pek hoşlanmayan ve onlarla pek anlaşamayan birinin aslında ‘‘ben yalnız olmaktan hoşlanırım’’ diyerek bilinçdışı olarak bir açıklama ile kendini rahatlatmasıdır. Bu savunma mekanizmasını kullanan kişiler bu şekilde açıklamalarla kendilerini ve çevrelerini geçiştirmeyi alışkanlık haline getirebilirler. Bu biçimde rahat etseler dahi en çok aldanan kendileri olmaktadırlar. Kişinin bunu aşırı kullandığı durumlarda topluma uyum ile ilgili problemler yaşanabilmektedir.

Karşıt Tepki Kurma

Kişinin kendi içindeki bilinçdışı yasak dürtü ve eğilimlerinin tam karşıtı tepkiler göstermekle benliğini savunmasıdır. Örneğin, içindeki öfke, nefret ve kabalık eğilimlerine karşı, kişi aşırı düzeyde kibar ve nazik olabilir. Bireyin içinde sürekli olarak onu uyaran ve sıkıştıran olumsuz dürtüler devam etmektedir, birey de benliğinin sürekli olarak bu dürtülerin karşıtı olan davranış ve tutum örnekleriyle korumaya çalışmaktadır. ‘‘Karşıt tepki kurma’’ yı ‘‘yüceleştirme’’ den ayırt etmek gerekmektedir. Yüceleştirmede bilinçdışı dürtülere karşı bir zorlama yoktur. Çocukluk çağında dürtüler amaç ve nesnelerinde değişime uğrayarak toplum ve benlik için olumlu olan güdülere dönüşmüşlerdir. Karşıt tepki kurma mekanizmasında ise yasak ve olumsuz sayılan bilinçdışı dürtü ve eğilimler bireyi sıkıştırmaktadır ve birey de bunların karşıtı olan davranışlarla savunma gereği duymaktadır. Anal kişilik olarak bilinen aşırı cimrilik, düzenlilik, titizlik, inatçılık ve kararsızlık özellikleri gösteren kişilik türünde bu savunma düzeneği yoğun olarak kullanılır.

Düşünselleştirme

Yasak dürtülerin ve yaşantıların, entelektüel yetiler ve bilgilerle açıklanmaya çalışılması, asıl bunalım kaynağının bu tür düşünce ve bilgi ürünleri ile kapatılması özellikle okumuş kişilerin sık kullandığı savunma mekanizmalarından biridir. Örneğin, kişi sorunlarını bir tıp konusuymuş gibi inceler, hastalığına isimler bulur ve nedenlerini bilimsel olarak açıklamaya çalışır. Ayrıca kimi zaman kendi sorunları yerine dünya sorunlarını eleştirici bir kavrayışla tartışır. Ülkenin bunalımlarını anlatmaya dalar, bunun kendi sorunları ile olan bağlantısı sorulduğunda genel tartışmaları yapmakta direnir. Kişi bu anlatımları kendi benliğine bunalım veren sorunları ve duygu yüklü konuları örtmek için yaptığının bilincinde değildir.

Yalıtma

Her anının, algının hem bilişsel hem de duygusal yanları vardır. Uyaranları yalnızca tanımakla kalmayız, onlara karşı hoş veya hoş olmayan duygularda besleriz. Örneğin geçmişe ilişkin bir olay hem yer, zaman, nedenler gibi bilişsel yanları hem de bu olaya karşı bireyin duygusal tepkileri ile birlikte hatırlanır. Olay esnasında nefret, öfke veya sevinç gibi duygular olay hatırlandığında yeniden canlanır. Yalıtma savunma mekanizmasında bir anının bilişsel yani bilme, tanıma ve anlama ile ilgili yanı tamamen hatırlanabilirken, anının duygusal yanı ayrılarak bastırılır ve bilinçdışı kalır veya duygular ilgisiz gibi görünen bir başka yaşantıya, nesneye aktarılır. Böylece kişi yaşadığı hoş veya acı verici anısını duygusuz olarak anlatır; sanki bir başkasının başından geçen olayı anlatır gibidir.

Döndürme

Hissedilen ağır bir bunaltı insanın uzun süre boyunca dayanabileceği bir şey değildir. Hangi yolla olursa olsun bu bunaltıyı yatıştırmaya çabalar. Örneğin, ‘‘karı-kocanın kavga ettiği esnada kadının birden bayılması’’ karşılaştığı acı verici durumdan bir kurtulma yoludur. Bir süreliğine bilinç, uyaranlara kapatılarak benlik bunaltıdan uzak tutulmaktadır. Sürekli bir çözüm bulunamamaktadır fakat geçici bir rahatlık yani hiçbir şey duymama ve algılamama haline girilmiştir. Kimi kişilerde ağır bunaltı veren durumlarda hareket ya da duyu organlarında işlev yitimi ortaya çıkabilir.Yasak bir nesneye bakma isteği kişide bir iç-çatışma doğurabilir. Bir yandan görme isteği bir yandan buna karşı derin bir içsel yasak söz konusudur. Böyle bir kişide görme isteğine karşı yasağın baskısı ile ortaya çıkacak olan bunaltıyı ruhsal bir körlük ortadan kaldırabilir. Gerçek bir görme bozukluğu olmadığı halde görememe, görmek istenilen bir şey karşısında duyulan bunaltının giderilmesine ve yasak şeyleri görme dürtüsüne karşı savunmaya yarar. Bunaltının bu tür işlev bozukluğuna döndürülmesi histerinin döndürme nevrozunda görülür.

Somutlaştırma

İnsan zihni belirsiz ve karmaşık durumlardan tedirgin olur. Zihin, açık ve somut olmayan belirsiz olan şeyleri açık, somut ve belirli yapmaya yönelir. Bu nedenle kaynağı belli olmayan bunaltı ve sıkıntıların giderilebilmesi için sıkıntı ve bunaltının belli somut bir nedene bağlanması insanların başvurduğu savunmalardan biridir. Somutlaştırma savunma mekanizmasına örnek olarak; ruhsal bir sıkıntının fiziksel bir rahatsızlığa bağlanması veya karmaşık ve açıkça tanımlanamayan bir kuşkunun belirli düşmanca kişilere bağlanması verilebilir.

Yapma-Bozma

Kişinin gerçekte ya da düşüncesinde yaptığı ya da yaptığını düşündüğü olumsuz bir eylemi yansızlaştırmak, etkisini kaldırmak ve yapılmamış gibi saymak amacı ile yürütülen bir takım işlemler yapma-bozma mekanizmasını oluşturur. Bu savunma mekanizması daha çok obsesif kompulsif kişilik ve bozuklukta görülür. Örneğin, her akşam pencereden biri girmiş ya da girecekmiş gibi düşünerek pencereleri açıp kapatmak gibi. Halk arasında sıklıkla kullanılan bir uğursuzluğu ya da kötü bir şeyin başına gelmesini engellemek amacıyla tahtaya vurma geleneği de yapma-bozma düzeneğinin örneğidir. El yıkama zorlantısında ruhsal kirlilik duygusu bedensel pislik duygusuna yer değiştirirken, yapma-bozma düzeneğinin de işlendiği görülmektedir. Kişi kirlenmiş olarak algıladığı ellerini hemen ardından uzun süre yıkar ve kirlenme duygusunu bozmaya çalışır.

Saplanma

Çocuğun gelişim süreci basamak basamak devam ederken bu basamakların birinde saplanıp kalması ve o basamağın özelliklerini bırakamamasıdır. Bire gelişim döneminde aşırı engellenmiş olan kişi yaşamı boyunca doyurulmamış gereksinimlerinin özlemi ve arayışı içinde kalabilmektedir. Örneğin, ilk çocukluk döneminin en önemli ruhsal özelliği olarak çocuğun bakım ve korunma ihtiyacını başkalarından bekleyerek bağımlı durumdadır. Bu özelliği yetişkin çağda da sürdüren sanki dünya kendisine borçluymuş gibi hep dışarıdan verilmeyi bekleyen bağımlı kişilik gelişimi çeşitli nedenlerle çocukluğun ilk dönemlerinde bir saplanma sonucunda oluşur.

Gerileme

Kişinin ulaştığı gelişme dönemi kişi için ileri derecede bunaltı doğuracak nitelikte olursa daha önceki bir döneme gerileme kişinin başvurabileceği bir savunma mekanizmasıdır. Örneğin çocukluk çağında yeni bir kardeşi olduğunda çocuğun çişini, kakasını söylemeyi bırakması ve ‘‘bende bebeğim’’ dercesine bir gerilemenin belirtisidir.

Düş Kurma

Kişinin gerçek dünyada doyum sağlayamadığı istek ve dürtülerini düşler kurarak doyurmaya çalışması en sık görülen savunma düzeneklerinden biridir. Özellikle çocukluk ve ergenlik çağlarında bireysel ve toplumsal yasakların etkisi altındayken doyurulamayan istek ve dürtüler düş-kurma yoluna başvurarak doyurulur. Örneğin, ergenlik çağında büyük bir tutku ile sevme ve sevilme, güçlü ve üstün olma düşlemleri çok sık görülür. Ancak zamanla bunlar azalır ve doyum kaynakları giderek daha gerçek nesnelere dönüşür. İçe kapanık kişilik türlerinde düş-kurma düzeneği yoğun biçimde bütün yaşam boyunca sürebilmektedir.

Özdeşim

Başka bir kişinin özelliklerini, duygu ve davranış biçimlerini, değerlerini ve inançlarını benimseyerek kendi benliğimize sindirip kişiliğimizin bir parçası, bir özelliği durumuna getirmek anlamına gelen özdeşim her insanın çocukluktan yetişkinlik çağına dek kullandığı bilinçdışı bir olgunlaşma ve savunma düzeneğidir. Özdeşim yoluyla kişi anne-babası aracılığıyla yaşadığı toplumun değerlerini de benliğine sindirmiş olur. Özdeşimin psikanaliz kuramındaki Ödipus çatışmasına bakarak bir savunma mekanizması olan yönü anlaşılabilir. Özetle, çocuğun yaşadığı iğdişlik korkuları aynı cinsten olan ebeveyniyle özdeşim kurması sonucunda, ebeveynini rakip olarak görmeyi bırakır. Böylece birkaç yıl içerisinde Oedipus çatışması çözülür ya da gücünü yitirir. Çocuğun 6-7 yaşlarından başlayarak cinsel yönden bir gizillik döneminin de başlamasıyla özdeşim pekişir.

Yansıtmalı Özdeşim

Çocuğun kendine göre zihninde geliştirmiş olduğu anne-baba özelliklerini onlara yansıtarak, onlarda varsayarak buna göre özdeşim yapması anlamına gelir. Örneğin, kendi annesini daha güçlü algılamak isteyen bir çocukta bu özellik annesinin gerçek kişiliğine uymasa bile anneye yansıtılır, anne öyle algılanır ve özdeşim de anneye yansıtılmış bu özelliğe göre olur.

Yüceleştirme

Sağlıklı bir gelişme süreci insanoğlunda birçok dürtünün olgunlaşmasına, yeri ve sırası gelince doyum yolları bulunmasına olanak sağlar. Dürtülerin asıl amaç ve nesneleri bırakmaları ve toplum içinde kabul edilen yaratıcı, yapıcı eylemler için kullanılabilir duruma gelmesi yüceleştirme savunma mekanizması olarak adlandırılır. Örneğin, çocukluk çağında cinsel konuları bilme tutkusu oldukça yaygın ve etkin bir dürtünün belirtisidir. Bu eğilimin bir parçası cinsellikten sıyrılır ve çocuğun bilmediği şeyleri öğrenme dürtüsüne dönüşür. Bakma, görme, tanıma eylemleri cinsel amaçların dışında da doyum sağlar. Yüceleştirme düzeneğinin en önemli noktası benliğin herhangi bir bunaltı kaynağına karşı savunma gereksinimine bağlı olmamasıdır.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Ego Savunma Mekanizmaları" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Dr.Mehmet TEKNECİ'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Dr.Mehmet TEKNECİ'nin izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Mehmet TEKNECİ Fotoğraf
Dr.Mehmet TEKNECİ
İstanbul
Psikoterapist
Bireysel Terapist /Çift terapisti /Aile terapisti/Uzman Aile Danışmanı/Öğretim Görevlisi
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi157 kez tavsiye edildiİş Adresi KayıtlıTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Dr.Mehmet TEKNECİ'nin Makaleleri
► Psikolojik Savunma Mekanizmaları Uzm.Psk.Osman İLHAN
► Çatışmalarımız ve Savunma Mekanizmaları Uzm.Psk.Abdullah ALPASLAN
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,203 uzman makalesi arasında 'Ego Savunma Mekanizmaları' başlığıyla benzeşen toplam 13 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Grup Psikoterapisi Ekim 2019
► Depresyonu Anlamak Eylül 2019
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


12:02
Top