2007'den Bugüne 83,498 Tavsiye, 26,240 Uzman ve 18,616 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!



Cinsel Yönelim ve Homofobi
MAKALE #21414 © Yazan Psk.Melek TURAN | Yayın YENİ Mayıs 2020 | 120 Okuyucu
Bu çalışmada cinsiyet kavramları ile ilgili yeni okuma yapan meslektaşlarıma biyolojik atanmış cinsiyet, lezbiyen, gey, biseksüel, trans, interseks, heteroseksüellik , toplumsal cinsiyet, homofobi kavramlarını açıklamak ve Türkiye’de yapılan bilimsel çalışmaları kısmen de olsa aktarmayı ve eşcinsel, biseksüel, transseksüel bireylere yönelik sahip olunan homofobik düşünce tarzına sahip bireylerin demografik özelliklerini aktarmayı amaçlamaktayım. Okumalar yaparken bireylerin eşcinsellere, biseksüel ve transseksüel bireylere yönelik düşünce ve tutumlarını okuyunca ayrıca toplumda yaşadıkları dışlanmayı ve zorlanmayı düşününce zihnimde şöyle sorular canlandı : Cinsel yönelim biyolojik bir sürecin yanı sıra toplumsal baskıdan kaçınmak için de biyolojik varoluşu bir kabul ediş mi? Ya da toplumda kaç birey öz farkındalıkla kendi seçimleri sonucunda cinsel yönelim nesnesini belirleyebiliyor? Bu çalışmadan sonra cevaplamaya çalıştığım sorular olacak.



Atanmış/Biyolojik Cinsiyet (Sex): Doğumda üreme organlarına bakılarak kişiye atanan cinsiyeti ifade eder. Çoğu toplumda, vajina ile doğanlar “dişi”, penis ile doğanlar “erkek” olarak tanımlanır. Ama bunların dışında “interseks” bireyler de vardır. (Güdül, Çolak, Şah ve diğ., 2017)


İnterseks (Intersex): İnterseks, tıbbi olarak “standart olmayan” üreme organlarıyla doğmuş kişileri ifade etmektedir. İnterseks bireyler birçok insandan daha farklı dış ve iç üreme organlarına ve/veya iç salgı bezlerine sahiptirler. Tek tip “interseks beden” yoktur, sayısız interseks durum vardır. (Güdül, Çolak, Şah ve diğ., 2017)

Cinsel Yönelim (Sexual Orientation): Kişinin cinsel arzularının hangi cinse yöneldiğini belirtir. Belli bir cinsiyetteki bireye karşı süregelen duygusal, romantik ve cinsel çekim olarak tanımlanabilir. Üç farklı cinsel yönelim vardır; heteroseksüellik, eşcinsellik, biseksüellik. (Güdül, Çolak, Şah ve diğ., 2017)

Heteroseksüellik (Heterosexuality): Bireylerin, cinsel, duygusal ve romantik olarak diğer cinsiyetten kişilere yönelmiş olma halidir. (Güdül, Çolak, Şah ve diğ., 2017)

Eşcinsellik (Homosexuality): Zamanında bir tıp terimi olarak tanımlanmıştır. Aynı cinsiyetten iki kişi arasındaki cinsel ve/veya duygusal çekimi ifade eder. Erkek eşcinseller için “gey”, kadın eşcinseller için “lezbiyen” terimleri kullanılır. (Güdül, Çolak, Şah ve diğ., 2017)

Homoseksüellik kavramı tıpta bir hastalığı tanımlamak için kullanıldığından Gay Kurtuluş Hareketi homoseksüellik ifadesini reddederek yerine gey ifadesinin kullanılmaya karar vermiştir.


Biseksüellik (Bisexuality): Kişinin hem kendi cinsiyetinden hem de diğer cinsiyetten kişilere karşı duygusal, romantik ve cinsel yönelim içinde olabilmesidir. (Güdül, Çolak, Şah ve diğ., 2017)

Cinsiyet Kimliği (Gender Identity): Kişinin kendisini hangi cinsiyette hissettiğini ve tanımladığını ve başkaları tarafından nasıl tanımlanmak istediğini ifade eder. Cinsiyet kimliği, sadece bedenle ilgili bir kavram değil, psikolojik ve sosyal yönleri de içeren bir kavramdır. Cinsiyet kimliğimiz, biyolojik cinsiyetimizle aynı doğrultuda olmak zorunda değildir. (Güdül, Çolak, Şah ve diğ., 2017)

Cisgender veya Transolmayan (Na-trans): Cinsiyet kimliği, atanmış (biyolojik) cinsiyetiyle paralel olan kişileri ifade eder. Bir kişinin doğuştan vajinaya sahip olması ve kendisini kadın olarak tanımlaması veya doğuştan penise sahip olması ve kendisini erkek olarak tanımlaması. (Güdül, Çolak, Şah ve diğ., 2017)

Transseksüel (Transsexual): Transseksüel kavramı, kendisini diğer cinsiyete ait hisseden ve bu amaçla cinsiyet geçiş sürecini tamamlamış kişileri ifade eder. Hem “erkek” hem de “kadın” için geçerlidir. (Güdül, Çolak, Şah ve diğ., 2017)

Travesti (Transvestite/Cross Dresser): Bu kavram da artık pek kullanılmamaktadır. Operasyonel bir cinsiyet geçişi olmadan dış görünüşüyle ve davranışlarıyla karşı cinse ait olma isteğini ifade eder. Travesti dendiğinde sık bir şekilde “kadın kılığındaki erkekler” akla gelse de travesti kelimesi aslında hem “erkek” hem de “kadın” için geçerlidir.



Trans (Transgender): Cinsiyet kimliği, atanmış (biyolojik) cinsiyetiyle paralel olmayan kişilerin tümünü ifade eder. Bu terim, kendini transseksüel, travesti veya genderqueer olarak tanımlayan kişileri kapsayan şemsiye bir terimdir. Cinsiyet geçiş operasyonu geçirmiş olsun ya da olmasın kendisini diğer cinsiyete ait hisseden herkes için “trans” kavramı kullanılmaktadır. Atanmış cinsiyeti kadın olan ama kendini erkek olarak tanımlayan kişilere trans erkek, atanmış cinsiyeti erkek olan ve kendini kadın olarak tanımlayan kişilere de trans kadın denir. Bununla birlikte, kişiler kendilerini trans erkek ve trans kadın olarak tanımlamayı istemeyebilirler ve kendilerini sadece kadın ve erkek olarak tanımlayabilirler. (Güdül, Çolak, Şah ve diğ., 2017)

Genderqueer: Kişinin kendisini tek bir cinsiyetle tanımlamadığı veya aynı anda birden fazla cinsiyetle tanımladığı (pangender/çok cinsiyetli); her zaman aynı cinsiyetle tanımlamadığı veya cinsiyetler arasında geçişken olarak tanımladığı (gender fluid/akışkan cinsiyetli); hiçbir cinsiyetle tanımlamadığı (agender/cinsiyetsiz) durumları ifade etmek üzere kullanılan şemsiye bir terimdir. (Güdül, Çolak, Şah ve diğ., 2017)


LGBTİ: Lezbiyen, gey, biseksüel, trans, interseks kelimelerinin kısaltılmışıdır.



Yukarıdaki tanımlardan da yola çıkacak olursan bireyin kadın ya da erkek olması bireyin doğuştan getirdiği üreme organına göre ifade edilecek bir kavram olmakla birlikte bireyin yöneldiği cinsel arzu nesnesi sonucunda heteroseksüel, biseksüel ya da eş cinsel olması farklılaşabilmekte yani kişinin atanmış cinsiyetine göre değil arzu nesnesine göre ifade edilmekte ve cinsel kimlik kavramı ise kişinin kendini hissettiği ve tanımladığı kimlik olarak ifade edilmektedir. Travesti ve transseksüel ifadeleri günümüzde pek kullanılmamakla birlikte cinsiyet kimlik kavramı doğrultusunda biyolojik cinsiyeti ile uyumlu olmayan operasyon geçirmiş olsun ya da geçirmemiş kişiler trans olarak ifade edilmektedir. Biyolojik olarak atanmış cinsiyetle birlikte toplumsal beklenti ile oluşan hetereseksüellik toplum tarafından sağlıklı bireylerin yöneldiği bir cinsel yönelim olarak algılanmakta ve çoğu birey tarafından sorgulama çabası içine girmeden bir kabulleniş olarak görülmektedir. Ancak bunu dışında eşcinsel, biseksüel, trans bireyler yaşamış olduğu bir cinsel kimlik kazanımı sürecinde öz farkındalık ile oluşan, bir sorgulama, merak ve keşfin sonucunda rutin olanın dışında yani toplum tarafından normal görülmenin aksine toplumdan gelen tepkileri göğüsleyerek alınan bir varoluşsal karar olarak görülmektedir. Bu da cinsel yönelimin tek bir nesnesi olmadığı çeşitliliği barındırdığını göstermektedir.


Homofobi kavramı ilk olarak 1972 yılında ABD‟li psikoterapist George Weinberg tarafından ortaya atılmıştır (Herek, 2004 Akt: Sanberk, Çelik, Gök , 2016 ). Homofobi, genel olarak, eşcinsellik, biseksüellik ve transseksüellik gibi farklı cinsel yönelimleri bulunan insanlara yönelik olumsuz duygular, tutumlar ve/veya davranışlar olarak tanımlanmaktadır (Budak, 2003 Akt: Sanberk, Çelik, Gök , 2016). Eşcinsellere yönelik düşmanca tutum, olumsuz değerlendirme içeren bir eğilim olarak betimlenebilir. Bu olumsuz değerlendirme duyuşsal (örneğin; tiksinme), bilişsel (örneğin; alçaltıcı stereotipleştirme) ve davranış (örneğin; kaçınma) eğilimlerini içerebilmektedir (Sielert ve Timmermanns, 2011 Akt: Sanberk, Çelik, Gök , 2016).

Homofobi/Bifobi/Transfobi (Homophobia/Biphobia/ Transphobia): En basit şekilde söyleyecek olursak, homofobi, eşcinsellere ya da eşcinselliğe karşı duyulan nefret, korku, hoşnutsuzluk, önyargı ya da ayrımcılıktır. Geniş anlamda kullanıldığında tüm LGBTİ’lere yönelik önyargı ve ayrımcılığı ifade etmekle birlikte, biseksüellere yönelik nefret, önyargı ve ayrımcılık için bifobi, translara yönelik olan içinse transfobi terimleri de kullanılır. Diğer yandan “fobi” terimi bireysel korkuyu tanımlayan tıbbi bir terim olduğu için, meselenin toplumsal niteliğini vurgulayan farklı kavramlar da kullanılmaya başlanmıştır. (Güdül, Çolak, Şah ve diğ., 2017)

TÜRKİYE’DE CİNSEL YÖNELİM VE HOMOFOBİ ALANINDA YAPILAN ÇALIŞMALARIN SONUCUNDA ELDE EDİLEN BULGULAR


Homofobi düzeylerinin cinsiyet ile ilişkisinden elde edilen homofobi puanları incelendiğinde katılımcıların homofobi düzeylerinin cinsiyete göre farklılaştığı görülmüştür. Üniversite öğrencileri ile yapılan çalışmada; eşcinselliğe, biseksüelliğe ve transseksüelliğe ilişkin tanımlamaların homofobi ve lgbt bireylerle tanışıklık düzeyi ile ilişkisi incelenmiş olup araştırma sonucunda kadın katılımcıların (toplam 179 kişi) %55,9’unun (100 kadın) düşük homofobi düzeyinde ve %44,1’inin de (79 kadın) yüksek homofobi düzeyinde yer aldığı görülmektedir. Erkek katılımcıların (toplam 137 kişi) ise %42,3’ü (58 erkek) düşük homofobi düzeyinde iken %57,7’si (79 erkek) yüksek homofobi düzeyinde yer almaktadır. Bu oranlara bakıldığında, genel olarak, erkeklerin homofobi düzeylerinin kadınlarınkine göre daha yüksek olma eğiliminde olduğu görülmektedir. Ayrıca, eşcinsellik, biseksüellik ve transseksüelliğe ilişkin olarak yapılan açıklamalarda, kadın katılımcıların çoğunlukla erkeklerden daha az aşırı olumsuz söylemlerde bulundukları gözlenmiştir ( Şah, 2009) Bu da kadınların erkeklere göre daha düşük homofobi düzeylerine sahip oldukları yönündeki bulguyla tutarlı görünmektedir.
Eşcinsel , biseksüel, transseksüel bireylerle tanışıklığın olumlu ve olumsuz içerikli yanıtların dağılımı incelendiğinde özellikle tanıdık olan kişinin eşcinsel, biseksüel ve transseksüel olma durumuna göre, o grupla ilişkili tanımlamaların, böyle bir tanıdıkları olmadığını belirtenlere göre daha olumlu olduğu söylenebilir. (Şah, 2012)

LGBTİ bireylerin İnsan Hakları 2008 yılında yayınlanan raporda, LGBTİ bireylerin toplumda sadece normal vatandaşlardan değil aynı zamanda ruh sağlığı uzmanların olumsuz tavırları ile karşılaştıklarını görmekteyiz. Modern tıbba göre eşcinsellik bir hastalık olmadığı halde, katılımcıların % 50’si psikoloğa veya psikiyatriste gitmesi için baskı görmüş. Bir psikoloğa veya bir psikiyatriste başvuran katılımcıları bir bölümü ilgili uzmanın olumsuz tavırlarıyla karşılaşmışlar. (Örn: Uzmanın eşcinselliği hastalık olarak görmesi: % 27, eşcinsellikle ilgili bilgisinin yetersiz olması, % 45, danışanı heteroseksüel olmaya zorlaması: %24, danışanını istemediği halde ilaç tedavisine zorlaması: % 24)

Erkek bireylerin, dindarlık düzeyi yüksek olanların, geleneksel ve muhafazakâr olanların, eşcinsel bireylerle sosyal ilişkisi ve tanışıklığı az olanların, cinsiyetçi bireylerin, cinsiyet rollerine ilişkin geleneksel tutumlara sahip olanların ve eşcinselliğin kontrol edilebilirliğine ilişkin nedensel yüklemeler yapanların diğerlerine göre daha fazla homofobik tutum sergiledikleri söylenebilir. Türkiye’de eşcinsellere yönelik önyargı ve tutumların olumsuz yönde olduğudur (Güney, Kargı ve Çorbacı-Oruç 131; Sakallı-Uğurlu 55 akt: Camgöz ve Orta, 2018). Bu olumsuz tutumlar, bilişsel boyutta (örneğin, kişinin bakış açısına uymama olarak), duygusal boyutta (örneğin, bireyin durumuna yönelik üzüntü ve kaygı duyma olarak) veya davranışsal boyutta (örneğin, bireyi var olan durumundan vazgeçirmeye yönelik çabalar olarak) ortaya çıkabilmektedir (Güney, Kargı ve Çorbacı-Oruç 131 akt: Camgöz ve Orta, 2018)


Sanberk, Çelik, Gök , 2016 yılında Üniversite öğrencilerinin cinsiyet, cinsiyet rolleri ve her iki değişkenin homofobi düzeyi üzerinde ortak etki gösterip göstermediğini incelediği araştırmada elde edilen bulgular Üniversite öğrencilerinin homofobi puanlarının cinsiyet ve cinsiyet rolü açısından anlamlı düzeyde farklılaştığını göstermektedir. Buna göre erkekler ve cinsiyet rolü erkeksi olanların homofobi ölçeğinden aldıkları puanlar anlamlı düzeyde daha yüksek bulunmuştur. Ancak cinsiyet ve cinsiyet rolü ortak etkisinin homofobi üzerinde anlamlı rol oynamadığı tespit edilmiştir. (Sanberk, Çelik ve Gök , 2016)


Araştırmalara konu olan verilerin büyük çoğunluğu Ankara ve İstanbul’da öğrenim gören üniversite öğrencilerinden toplanmıştır. Dolayısıyla, bulguları tüm Türkiye için genellemek doğru bir yaklaşım olmayabilir (Sakallı-Uğurlu 64 akt: Camgöz ve Orta, 2018)

SONUÇ

Cinsel yönelim gelişimi, kişinin cinsel yöneliminin farkına varması, adlandırması, kimliğinin bir parçası haline getirmesi ve bu kimliği sosyal alanda var etmesi süreçlerini kapsar. Özellikle ergenlik, cinselliğin ön planda olduğu ve genel olarak cinsellikle ilgili sorunların yaşanabileceği bir dönemdir. Bu anlamda, cinsel yönelim gelişimi açısından da önemli bir dönemdir; bu dönemde fiziksel, sosyal, duygusal, psikolojik ve bilişsel yönden farklı boyutlarda değişimler yaşanır. Hem duygusal hem de fiziksel olarak cinsel ilgi, istek ve merak artar; arzu ve isteğin yöneldiği cinsiyet önemli olmaya başlar. Bireyin kadın ya da erkek olması bireyin doğuştan getirdiği üreme organına göre ifade edilecek bir kavram olmakla birlikte bireyin yöneldiği cinsel arzu nesnesi sonucunda heteroseksüel, biseksüel ya da eş cinsel olması farklılaşabilmekte yani kişinin atanmış cinsiyetine göre değil arzu nesnesine göre ifade edilmekte ve cinsel kimlik kavramı ise kişinin kendini hissettiği ve tanımladığı kimlik olarak ifade edilmektedir. Travesti ve transseksüel ifadeleri günümüzde pek kullanılmamakla birlikte cinsiyet kimlik kavramı doğrultusunda biyolojik cinsiyeti ile uyumlu olmayan operasyon geçirmiş olsun ya da geçirmemiş kişiler trans olarak ifade edilmektedir. Cinsel yönelimlerin ve cinsiyet kimliklerinin hepsi bir çeşitliliktir. LGBTİ bireyler cinsel çeşitliliğin olağan bir parçasıdır. Cinsel yönelim değiştirilemez. Heteroseksüel olan bireyler eşcinsel veya biseksüel yapılamayacağı gibi, eşcinsel ve biseksüeller de heteroseksüel yapılamaz.
LGBTİ varoluşu kabul etmek yerine LGBTİ’lere yönelik olumsuz duygu, nefret içeren tutum ve olumsuz davranış sergileyen bireyler Tüm Dünyada olmakla birlikte maalesef Ülkemizde de karşılaşılmaktadır. Erkek bireylerin, dindarlık düzeyi yüksek olanların, geleneksel ve muhafazakâr olanların, eşcinsel bireylerle sosyal ilişkisi ve tanışıklığı az olanların, cinsiyetçi bireylerin, cinsiyet rollerine ilişkin geleneksel tutumlara sahip olanların ve eşcinselliğin kontrol edilebilirliğine ilişkin nedensel yüklemeler yapanların diğerlerine göre daha fazla homofobik tutum sergiledikleri söylenebilir. Yapılan araştırmaların sınırlılıklarından birisi örneklem grubunun üniversite öğrencilerden seçilmesi ve İstanbul, Ankara, Adana gibi büyükşehirlerde yapılması sınırlılıkları içerisindedir.


KAYNAKÇA

LGBTT Hakları Platformu.(2009) . ‘LTBTT İnsan Hakları Raporu 2008’. Ankara : Ayrıntı Basımevi.
Güdül, Ö. T., Çolak, Ö. Şah, U. ve diğ., (2017) ‘Psikologlar için LGBTİ’lerle (Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Trans, İnterseks) Çalışma Kılavuzu’. İstanbul ISBN: 978-605-82244-0-7
Orta, M. İ. ve Camgöz, S. M. (2018). ‘Türkiye’de Yapılan homofobi Çalışmalarına Genel Bir Bakış.’ DTCF Dergisi 58.1 (2018): 409-439 DOI: 10.33171/dtcfjournal.2018.58.1.21 http://dtcfdergisi.ankara.edu.tr/index.php/dtcf/article/view/4972/5410
Sanberk, T., Çelik, M., ve Gök, M. (2016). ‘Üniversite Öğrencilerinin Homofobi Düzeylerinin Cinsiyet ve Cinsiyet Rolleri Açısından İncelenmesi.’ Journal of Human Sciences, 13(3), 4011-4019. doi:10.14687/jhs.v13i3.4044
Şah, U. (2009). ‘Türkiye’deki Gençlerin Cinsel Yönelimlere İlişkin Sosyal Temsilleri ve Homofobi.’ Yayımlanmış Yüksek Lisans Tezi, Ankara Üniversitesi, Ankara
Şah, U. (2012). ‘Eşcinselliğe, Biseksüelliğe ve Transseksüelliğe İlişkin Tanımlamaların Homofobi ve LGBT Bireylerle Tanışıklık Düzeyi ile İlişkisi.’ Psikoloji Çalışmalar, 32(2), 23-48. Retrieved from https//dergipark.org.tr/tr/pub/iupcd/issue/9437/118074
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Cinsel Yönelim ve Homofobi" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Melek TURAN'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Melek TURAN'ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Melek TURAN Fotoğraf
Psk.Melek TURAN
İstanbul (Online hizmet de veriyor)
Klinik Psikolog
Pedagog, Klinik Psikolog
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi55 kez tavsiye edildiİş Adresi KayıtlıTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Melek TURAN'ın Makaleleri
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,616 uzman makalesi arasında 'Cinsel Yönelim ve Homofobi' başlığıyla benzeşen toplam 20 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


05:02
Top