2007'den Bugüne 88,440 Tavsiye, 27,376 Uzman ve 19,492 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Güncel Psikoloji ve Sezaryan Tartışmaları: Sera Usulü / Hormonlu Bir Yaşam ve Nasıl Başlarsa Öyle Gider Gerçeği
MAKALE #9064 © Yazan Psk.İzzet GÜLLÜ | Yayın Mayıs 2012 | 3,906 Okuyucu
GÜNCEL PSİKOLOJİ: SERA USULÜ YAŞAM VE NASIL BAŞLARSA ÖYLE GİDER GERÇEĞİ

“Nasıl başlarsa öyle gider” sözü bir gerçek, dünya hayatının başı da doğum olduğu için aslında her şey doğumla başlıyor demek yanlış olmasa gerektir.

Sera usulü doğum: Sezaryan

Daha dünyaya gelişi bile organik olmayan, yani doğumu dahi suni sezeryan yöntemiyle gerçekleşen bir canlının daha sonra organik bir yaşam sürmesi nasıl mümkün olabilir ki! Dünyaya kendi kanından ve canından bir canlı getirmenin ücreti diyebileceğimiz bir doğum sancısını bile göze alamayıp bu bedeli kadın doğumculara para olarak ödemeyi yeğleyen kişilerin çocuklarını doğal yetiştirmesi de haliyle mümkün olmuyor.

“Kolay kazanan kolay harcar” derler. Bir canlıya hayat vermenin sebep olduğu bu “özel acıyı” yaşamayanlar başka acıları da tam manasıyla anlayamıyorlar. Bunu anlayamayanlar anlayamadıkları bir şeyi çocuklarına da haliyle hissettirerek aşılayamıyorlar.

(Doğurmanın acısını hissetmeyenler yaşatmanın önemini de anlayamazlar. Bu özel acıyı gerek yaşayamayan (anne) gerekse en az onun kadar hissedemeyen (baba, eş – dost vs) insanlardan kurulu bir toplum birbirine karşı bu denli “acı'masız” bir hale geliveriyor olabilir mi? Yine aynı sebeple, öyle veya böyle, sonuçta bir can parçası (çekirdeği) olan cenine kıyma işi domuz etinden yapılan kıyma kadar tepki toplamıyor olabilir mi toplumlarda? "Cenine kıyılabilir, ne var ki bunda" diyenler, "O zaman kürtaja neden olan bir tecavüz eyleminin failine de kıysınlar" çıkışına, "Vahşet" gözüyle belki de bu yüzden bakıyorlardır, ne dersiniz?)

Sera usulü besleme: Mama

Sera usulü çocuk doğuran ebeveyn bir kere öğrenmiştir işin kolayını, durur mu daha! Emzirmekle falan uğraşmaz, onca faydasına rağmen sütü bırakır, mama ile besler. “Sera çocuğu” sera usulü sezeryan yöntemiyle geldiği dünyada mamayla başlayan sera usulü beslenmesini patates yerine cips tüketmek, ayran yerine kola içmek tarzında yine sera usulü sürdürür.

Sera usulü çocuk yetiştiriciliği: Bakıcılık

Çocuğunun doğumu için bile acıya gelemeyen, onun beslenmesini birazcık sarkacak göğüsleri kadar bile önemsemeyen, her şey gibi bu işi de para gücüyle halleden ebeveyn iki tabak fazla yemek yemek, üç çift fazla ayakkabı giymek için (çalışmayı yeğleyerek) çocuğunu anneye en ihtiyacı olduğu dönemde bakıcıya bırakır. İyi bir bakıcı seçti mi, bir de pimpirikli ruhu yatışsın diye bakıcının çocuğa baktığı odaya kamera koydu mu annelik namına her şey tamamdır artık onun için! Akşam eve gelince de iki kere havaya zıplattı mı, düşürmeden de havada kaptı mı, üç beş defa da anneciğim, teyzeciğim dedi mi süper anne olma arayışı kendince kemale ermiştir artık.

Sera usulü çocukluk: Kreşler

Sera usulü doğumla başlayan, sera usulü beslenme ve bakıcılıkla hız kazanan süreç kreşle devam eder. Evet, koşması, zıplaması, terlemesi gereken bir çağda masada şarkı türkü söyleme, kağıda bol bol resim çizme, sık sık, “Aferin Alican, haydi alkış” övgüleri alma ile sürer. Çocuk burada -kafeste bir ileri bir geri gidip gelen, ancak asıl yeri doğanın sonsuzluğu olan kurtlar misali- sıkılmayı ancak çaresizliği, doğadan, taştan, topraktan, kumdan, sudan, yeşilden kopmayı, çalışma ambalajı altında dört duvar arasında esaret hayatı sürmeyi, ilerde kreşindeki kadar bol övgü alamadığında yaptığı işten çabucak soğumayı öğrenir. Ancak çocukluğun kabına sığmayan o taşkın enerji içine, ruhuna döner, şimdilik uykuya yatar; ruhuna keseceği ceza için gün saymaya başlar.

Sera usulü çalışma hayatı: İşçilik ve memurluk

Sera usulü doğan, sera usulü bir çocukluk geçiren kişiler haliyle sera usulü bir çalışma hayatını arzular. Hiç birisi bilim adamı olmayı, doğada büyük çiftlikler kurup hayvancılık yapmayı falan değil; bir masa başına geçip memur yahut (en kötü ihtimalle) işçi olmayı yeğler. Eline masası ve sandalyesi olan bir iş geçirdi mi dünyayı fethetmiş gibi mutlu ve mesut olur. Ufku, hedefi, misyonu sadece bu kadardır. Bir de ay başı maaşını düzenli aldı mı, ödemelerini çıktıktan sonra eline üç beş kuruş kaldı mı, onunla da sinemaya veya tiyatroya gitti mi yaşamak namına her şey tamamdır.

Sera usulü evlilik

Bunca şeyi organik olmayan bir kişinin evliliği de haliyle hormonlu olur. Evvela evlilik kararı sera usulüdür. “Artık vakit geldi” diye düşünerek evlenmeye karar verir. Veyahut, “Daha hazır değilim” diyerek evliliği tehir eder. Bu iki yaklaşım da aslında hormonludur. “Doğru eş nasıl olunur” konusunda kimse ne yetişkinleri dinler, ne birilerinden akıl ve nasihat alır ne de bu yönde kitaplar okurlar. Sonra eş seçimine gelir sıra. Bu seçimi de sera usulü yani hormonludur. Tamamına yakını evlenmek için kadın veya erkek olmayı yeterli görür. Eş seçiminde sadece işine bakar, partner adayının okkalı bir işi varsa şayet diğer kriterler bir anda önemini yitiriverir. Genellikle iki tabak daha çok yemek, üç ayakkabı daha fazla giymek için evlenir. Sonra da çoğu ya iki tabak daha fazla yeme alışkanlığını sürdürmek için katlanır ya da -hayla gelenin huyla gitmesi misali- tabak, çanak, çömlek kabilinden sorunlar yüzünden boşanır.

Sera usulü / hormonlu evlilikler

Bu hormonlu ilişkide eşler beyinlerini; eskilerde olduğu gibi “hayat arkadaşı” olarak eşitlikçi bir algıyla yüklemez; karı ve koca diye diye etken ve edilgen, yani baskın ve pasif bir anlayışla dizayn ederler. Böylece her birisi dışarıdaki arkadaşlarıyla sorunsuz on, on beş yıl geçirdikleri halde birbirleriyle birkaç yıl içinde yüz göz haline gelirler. Sonra da suçu hiçbir şeyden haberi dahi olmayan masum evlilik kurumuna atarlar. Sera usulü kocalık kadına, sera tarzı kadınlık ise kocaya ters ve zor gelir. Böylece kısa sürede birbirlerinden bıkarlar. Bıktıkça tahammülleri ve sabırları azalır. Bunlar azalınca eften püften her şey sorun olmaya, daha çok göze batmaya başlar. İşin içine bir de “bilimsellik” adı altında empoze edilen sera usulü uyduruk yaklaşımlar girince iş iyice içinden çıkılmaz bir hal alır. Sonunda ya sera usulü bir kararla eşler boşanırlar ya da hormonlu bir yaşam içinde hayatlarını sürdürmek zorunda kalırlar.

Sera usulü sosyal ilişkiler

Tüm aşamaları sera usulü uygulamalarla yaşayan birey toplum içindeki yaşamında da sera anlayışını sürdürür. Bu sera ortamında sorumluluk, duyarlılık, çalışkanlık, ahde vefa gibi tüm olumlu şeyler kısa sürede hormonlaşır. Yerine yüzeysel, soğuk, çıkarcı, yapmacık, maddiyat üzerine kurulu bir anlayış gelir.

Sera usulü beklentiler

Bunca aşamayı sera usulüyle geçiren kişilerin tüm hedefleri önce okulu bitirmek, sonra üniversiteyi kazanmak, ardından evlenmek, sonra işe girerek araba ve ev almak, nihayetinde de emekli olup bir köşede okey veya pişti oynamak olur. Kitap sınavı kazanıncaya kadar okunur. İyi insan tavrı paralı birini kafalayıncaya, doğru kişilik de göze kestirilen adayı tavlayıncaya dek sergilenir. Sonunda en alt kademeden en üst makamdakine kadar hepsi sabah işe gitmekle, akşam da aynı eve geri dönmekle karakterize olan rutin bir gündelik yaşamın ortak potasında aynı fileye girerek sayı olurlar.

Ve nihayet: Sera usulü ölüm

Sera usulü yaşam genellikle sera usulü bir ölümle nihayete eder. Çoğu ölümler ya trafik kazası ya ani kalp krizi yahut kanser türü illetlerle meydana gelir. Yahut adliye önündeki kör bir kurşunla veyahut da kaldırımda yürürken gelen şanssız bir bıçak darbesiyle. Ancak çok az kişinin ölümü doğal yollarla yani yaşlanmayla ve yatakta olur.

Yaşamının her şeyi sera usulü olanın ölümü nasıl organik olabilir ki!

Psikolog
İzzet Güllü

Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Güncel Psikoloji ve Sezaryan Tartışmaları: Sera Usulü / Hormonlu Bir Yaşam ve Nasıl Başlarsa Öyle Gider Gerçeği" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.İzzet GÜLLÜ'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.İzzet GÜLLÜ'nün izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     3 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.İzzet GÜLLÜ'nün Yazıları
► Nasıl Düşünürsen, Öyle Hissedersin…. Psk.Mehmet Enver BAYATLI
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 19,492 uzman makalesi arasında 'Güncel Psikoloji ve Sezaryan Tartışmaları: Sera Usulü / Hormonlu Bir Yaşam ve Nasıl Başlarsa Öyle Gider Gerçeği' başlığıyla benzeşen toplam 46 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
◊ Bir Veda Yazısı Haziran 2018
◊ Bu Yazıyı İyi Anla ÇOK OKUNUYOR Haziran 2018
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


23:07
Top