2007'den Bugüne 81,746 Tavsiye, 25,954 Uzman ve 18,159 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!



Sosyal Çevre ve Yeme Davranışları
MAKALE #9392 © Yazan Psk.İlkten ÇETİN | Yayın Ağustos 2012 | 2,810 Okuyucu
SOSYAL ÇEVRE VE YEME DAVRANIŞLARI

Yeme davranışı dinamik bir olgudur. Değişebilir, pekişebilir ve yinelenebilir özelliktedir. Hepimizin yeme davranışı pek çok nedenden etkilenebilir. Toplumsal düzen ve medya bu nedenler arasında ön sıralarda yer almaktadır. Normal yeme davranışı toplumsal düzen ve medyada çıkan haber yada reklemlardan dolayı saplantılı olarak sağlıklı yeme davranışına dönüşebilir. Şimdi bu kavramları biraz irdeleyim..

NORMAL YEME DAVRANIŞI

“Normal” yeme düzeni olan insanların ortak yeme davranışları şöyledir..
  • Yemek yerken düzenli olarak nefes alırlar.
  • Besinleri yutmadan önce iyice çiğnerler.
  • Yemek esnasında duraklarlar ve tattıkları lokmanın keyfini çıkarırlar.
  • Ara sıra çatal ve kaşıklarını masanın üstüne bırakırlar.
  • Yeme süresince hala aç olduklarını ya da doyduklarını anlamak için kendileriyle sesiz ve otomatik bir diyalog kullanırlar.
  • Dün ne yediklerini ya da yarın ne yiyeceklerini düşünmek yerine o anda önlerinde olan yemekle ilgilenirler.
  • Başkasının tabağında olan yemeklerle ilgilenmezler ve başkalarının onları tabağındaki yemekle ilgilendiğini düşünmezler.

Yemek Yeme Davranışının Düzenlenmesi İçin Yapılması Gerekenler:


  • Acıktığını hissetmen için kendine izin ver.
  • Açlığı; susuzluk, yorgunluk ve diğer bedensel hislerden ayırt et.
  • Yemeyi orta şiddette acıkıncaya kadar ertele.
  • Yemeye karşı olan istekle duygusal nedenleri birbirinden ayırt et.
  • Bedenin istediği şeyi yemen için kendine izin ver.
  • Yemek hakkında sahip olduğun “iyi” ya da “kötü” gibi önyargılarından kurtul.
  • İstediğin ve sevdiğin yemeğe “evet” derken kendini rahat hisset.
  • İstemediğin ve sevmediğin yemeğe “hayır” derken kendini rahat hisset.
  • Yediklerinin besin değerinin olup olmadığını hesaplamaktan kaçın.
  • İçinde bulunduğun anda daha önce ne yediğini ve daha sonra ne yiyeceğini düşünme.
  • Suçluluk, utanç, korku ve kaygı duymadan ye.
  • Senden başka hiç kimsenin senin ne yemek istediğini bilemeyeceğine inan.
  • Bir restoranda sevmediğin bir yemeği geri göndermekten ve yeni bir şey sipariş etmekten çekinme.
  • Bedenin bir şeyi yemek istemediğinde başkalarının ısrarlarına “hayır” demeyi öğren.
  • Küçük lokmalar halinde, yavaş ve duraksayarak ye.
  • Kendine hala aç olup olmadığını düzenli olarak sor.
  • Hızlıca yemekten kaçın.
  • Sürekli yemeği düşünme.
  • Bedeninle etkileşim halinde ol ve farkına vararak ye.
  • “Daha fazla yemeye hayır” demenin sende oluşturacağı kaygıyla baş etmeyi öğren.
  • Tabağında yemek bıraktığında kendini rahat hisset.
  • Doyduğunda oluşan kaygıyla baş etmeyi öğren.
  • Doyunca yemeğe dair düşüncelerini engellemeye çalış ya da zihnini farklı konulara yönlendir.
  • Yediğin şeyden daha fazlasını daha sonra yiyebileceğine inan.

SAĞLIKLI YEME SAPLANTISI


Aşırı Sağlıklı Yeme saplantılı hale gelmiş ve kişinin gündelik hayatını, duygu durumunu, sosyal hayatını etkiliyorsa bu durum da yeme bozukluğu sınıfında yer alabilir. Aşırı Sağlıklı Yeme Saplantısı literatürdeOrtoreksiya Nervozaolarak da bilinir. Ortoreksikler, ince olma arzusu yerine sağlıklı ve saf yiyecekler yeme arzusuyla hareket eder.Bu başta kulağa zararsız da gelse, ciddi problemler doğurabilir. Bu kişiler doğru beslenme hedefiyle, kendilerini toplumdan soyutlama, sağlıksız derecede takıntılı davranma ve hatta kendini aç bırakmaya kadar gidebilecek riskler altındadırlar.

Anorektik ve bulimik kişilerde görüldüğü gibi, ortoreksikler de tüm öz-değerlerini yeme davranışları üzerine kurarlar. Bu üç durumda da kişiler, yemek konusunda sağlıksız düzeyde takıntılıdırlar.Yemeği kontrol etme isteği zamanla yemeğin kontrolü altına girmeye sebep olur.Yeme bozukluğu olan kişiler neredeyse her dakika yemek düşünürler. Zamanlarını, nerde, ne zaman ve ne yiyecekleri etrafında planlarlar. Yeme bozukluğu olan kişiler, sürekli düşman olarak gördükleri yeme dürtüsüyle savaşır, kurallarına uydukları yeme davranışlarıyla gurur duyarlar.

Yalnız bezen kendilerini kaçınılmaz bir yenilgi içinde bulabilirler. Diğer bir deyişle bu dürtüler karşısında direnememe ve “yasak” “kötü” yiyeceklerden yemek sağlıklı yeme saplantısı olan kişiler için büyük bir yenilgidir. Pişmanlık yaşamalarına sebep olabilir. Bu yenilginin cezası çoğunlukla daha da sert ve uç sınırlamalardır.

Aşırı zayıflama takıntısı(anoreksiya nervoza) ve sağlıklı yeme takıntısı olan kişiler, başkalarını disiplinsiz ve aç gözlü bulup kendilerini güçlü iradelerinden dolayı daha üstün hissedebilirler.

Anoreksiya(aşırı zayıflama saplantısı) ve bulimia(yediklerini kusma) yediklerinin miktarına yoğunlaştırılmış olmuşken, ortoreksikler(sağlıklı yeme saplantısı) yediklerinin kalitesi ile ilgili takıntılıdırlar.

Birçok ortoreksik yalnızca kendi aldıkları ve hazırladıkları yemekleri yerler. Kendi yiyeceklerini her gittikleri yere götürür, başka insanlarla normal ilişkiler kurmakta zorlanabilirler. Yemekle ilgili düşünce ve duygular her türlü sosyal ilişkinin önüne geçtiği için zaman içinde içlerine kapanır ve sosyalleşemezler.

Ortoreksiya ilerledikçe, kişinin sağlığı bozulmaya başlar. Besinlerin doğal ve sağlıklı olmasıyla o kadar takıntılıdırlar ki, sonunda, bu “sağlıksız” ve “saf olmayan” yiyecekleri bedenlerine sokmaktansa hiç yememeyi tercih edebilirler.

Sağlıklı yeme takıntısı olan kişiler, hayatlarının kontrolünü ellerine almak, kimlik duygularını güçlendirmek ve öz değerlerini artırmak için çeşitli diyetler deneyebilirler.
Ortoreksiyanin bilinen bir evrensel menüsü yoktur. Yiyeceğe dair ideolojiler hayal edilebilecek her şekilde olabiliyor, birbiriyle ters düşebiliyor ve ortoreksiyaya dönüşebiliyor. Genel olarak ortoreksikler, bazı yiyecekler ve bileşenler karşısında “saf-doğal olmadıkları” ve “zararlı oldukları” gerekçesiyle takıntı geliştiriyorlar. Diğer yeme bozukluklarında olduğu gibi depresyon, kaygı ve duygusal iniş çıkışlar yaşayabiliyorlar.

Medyanın Etkisi

Çocukluktan itibaren toplum insanlara dış görünüşün önemli olduğu mesajını veriyor. Örneğin 3-4 yaşındaki bir çocuk çevresi tarafından sevimli olarak değerlendirilip sevilirken başka bir çocuk o kadar ilgi göremeyebiliyor.

Bunun yanı sıra çocukların televizyon karşısında daha fazla zaman geçirmesi, televizyon yoluyla ideal beden ölçülerine dair mesajları almalarına sebep olabiliyor. Televizyon dizileri, filmler, çizgi filmlerde genellikle ince vücutlu kadınlar ve kaslı erkekler başarılı, popüler, güçlü tipleri canlandırır. Bu nedenle, insanlar daha küçük yaşlardan başlayarak hayatta başarılı ve mutlu olmanın sırrının zayıf ya da kaslı bir görünüme sahip olmak olduğu inancına sahip olabiliyorlar.

Bu durum da insanın bedenine gereğinden daha fazla anlamlar yüklemesine sebep olabiliyor.

Beslenmeye dikkat etmek ve ölçülü egzersiz yapmak, bunu hayatın bir parçası haline getirmek beden ve ruhsal sağlığı açısından oldukça önemlidir. Yalnız fiziksel görüntüyü hayatın odak noktası haline getirmek ruh sağlığını bozabilir. Aradaki ayrımı iyi saptamak gerek.

Her ne kadar medyadan ve toplumdan kişinin dış görünüşünün ne kadar önemli olduğu ile ilgili mesajlar gelse de kişinin yeme bozukluğuna yakalanmasının temel sebebi olarak medyayı ve toplumsal mesajları suçlamak doğru olmaz.
Kişinin yaşam koşulları, aile ve arkadaş ilişkileri, kişilik özellikleri, duygu durumu, genetik yapısı yeme bozukluğunun oluşumunu tetikleyen faktörler arasındadır. Dolayısıyla televizyon ve dergilerden bağımsız olarak da bir kişi yeme bozukluğuna yakalanabilir.

Temelde, bilinmesi gereken en önemli şey, Anoreksiya Nervoza, Bulimia Nervoza , Aşırı Yeme Bozukluğu ve diğer yeme bozukluklarıyemek veya kilo ile değil; psikolojik durum ile ilintilidir.

Öz güven eksikliği, kaygı, öfke ve stres gibi alta yatan başka sebepler vardır.

Toplumsal Düzen

Toplumsal sorunların bir kısmı da eğitim yetersizliğinden kaynaklanabiliyor. Ebeveynler çocukları ergenlik çağına girdiği zaman vücutlarındaki değişimler, bu değişimlerin sebepleri hakkında konuşmalı, vücut biçimleri ile gurur duymaları için destek olmaları gerekir.

Bilinçli veya bilinçsiz bir şekilde, insanların yakınları ve diğer aile üyeleri ile kilo hakkında konuşmaları, birbirlerinin yemelerini ve kilolarını yargılamaları, hatta alay etmeleri ince beden idealini destekleyebiliyor. Böylece fazla kilo ve utanç özdeşleşebiliyor. İnsanlar, özellikle de kadınlar, kilolarından utanması gerektiği duygusuna kapılabiliyor. Sonuç olarak, fazla kilosu olduğuna inanan kadınlar kaç kilo olduklarını saklamaya, mayo veya kısa etekle, şortla görülmek istememeye başlayabiliyorlar. Kadının eşine 'bu beni kilolu mu gösteriyor?' diye sorması, uzun süre görmediğiniz bir dostunuzu ilk görüşte 'kilo almışsın/ vermişsin!' demesi hayatımızda kilonun ve görünüşün odak noktası haline gelmiş olduğu fikrini destekliyor.

Çocuklara, tutarlı bir şekilde düzenli egzersiz yapmanın sağlıklı olduğu konusunda örnek oluşturabilecek kişi sayısı çok az. Çocuklar yetişkinleri bir dönem ya kalori ve yağ yakmak için aşırı egzersiz yaparken bir dönem hareketsiz görüyorlar. Ayrıca, bilgisayar oyunları ve internet çocukların saatlerini bilgisayarların önünde geçirmesine sebep olabiliyor. Çocuklar, dışarı çıkıp oynamaları için teşvik edilmeli ve onlara egzersizin önemi anlatılmalıdır. 'Çok fazla' ve 'çok az' kavramlarının öğretilmesi de oldukça önemlidir. Çocuklar için yapılabilecek en güzel şey, 'sağlıklı' ve 'eğlenceli' olduğu için haftada 4-5 kere ailece yürüyüş yapmaktır.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Sosyal Çevre ve Yeme Davranışları" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.İlkten ÇETİN'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.İlkten ÇETİN'in izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.İlkten ÇETİN'in Makaleleri
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,159 uzman makalesi arasında 'Sosyal Çevre ve Yeme Davranışları' başlığıyla benzeşen toplam 29 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Aşkın Psikolojisi Aralık 2011
► Kendini Açma Haziran 2013
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


09:12
Top